müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Şubat 2013 Çarşamba
iOS 6.1'in içinden çıkan gizli ikonlar - Apple'a internet radyosu mu geliyor?
Normalde Apple'ın mobil işletim sistemi iOS'un dosya yapısını görmek imkansızdır, ama jailbreak sayesinde Apple'ın izin vermediği şeyler de yapılabiliyor. Geçtiğimiz günlerde kullanıcılara sunulan iOS 6.1 de birkaç gün içinde jailbreak ile tanıştı. Bu zaten alışıldık birşey, ama jailbreak işlemi sırasında iPad'in müzik uygulamasının dosyaları arasında henüz bizim cihazlarımızda gözükmeyen iki ikon farkedilmiş. 9to5mac sitesinin haberine göre radyo vericisi şeklindeki bu ikonların dosya isimlerinin içerisinde satın alma anlamına gelen "buy" kelimesi de var. Geçen sene bazı kaynaklar Apple'ın kendi internet radyo servisini (Pandora veya Spotify gibi) kuracağını yazmışlardı, tarih olarak da 2013'ü işaret etmişlerdi. İkonlar iOS 6.1'e eklendiyse yakında aktif hale gelme ihtimalleri çok yüksek, belki 6.1.1 versiyonunda internet radyosu hizmeti iOS kullanan cihazlarda kullanılmaya başlanabilir. Dosya isimlerindeki "buy" kelimesi radyo istasyonlarının (en azından bazılarının) ücretli olabileceğini veya çalan şarkıyı satın alma seçeneğinin de sunulacağını gösteriyor, ama tabi bu da henüz belli değil. Apple geliştirdiği bazı özellikleri iOS işletim sistemine entegre ediyor, ama tam düzgün çalışır hale getirmeden aktifleştirmiyor. Geçtiğimiz yıl da benzer şekilde iOS 5'in içindeki gizli panorama özelliği keşfedilmişti, ama bu özellik iOS 6'da aktif hale gelmişti.
26 Kasım 2012 Pazartesi
Will.i.am'dan iPhone'u kompakt fotoğraf makinesine dönüştüren kılıf
Yandaki fotoğrafta Black Eyed Peas grubunun üyelerinden şarkıcı Will.i.am'ın elinde tuttuğu şey bir iPhone kılıfı. Kılıfı onun elinde tutuyor olmasının sebebi ise üretici (veya ürettirici) firmanın sahibinin bizzat kendisi olması. Telefon aksesuarı işinde iyi para olduğunu gören Will.i.am ilginç iPhone aksesuarları tasarlayıp satmaya karar vermiş. İlk ürünü de başlıktan da anlaşılacağı üzere bir kılıf. Bu kılıfın diğer standart kılıflardan farkı iPhone'u gerçek bir kompakt makineye dönüştürmesi. Kılıfın üzerinde 14 megapiksel çözünürlüğünde bir algılayıcı, özellikleri bilinmeyen bir lens ve makul güçte bir flaş var. Kullanıcı iPhone'unu bu kılıfın içine yerleştirdiğinde iPhone ekranına ve akıcı arayüzüne sahip bir fotoğraf makinesi elde ediyor. Henüz fiyatı ve çoğu teknik özelliği belli olmayan bu kılıf ilk olarak İngiltere'de piyasaya çıkacak. Daha sonra diğer ülkelere de yayılması bekleniyor. Bana göre pek pratik değil, çünkü kılıf iPhone'u ağırlaştıracak ve kalınlaştıracak. Kılıfı ayrı olarak taşımak mümkün tabi, ama bu da çok mantıklı değil. Sonuçta kılıf yerine ufak bir kompakt makine taşınabilir, böylece telefonu söküp takmakla uğraşmak gerekmez. Will.i.am'a ticaret hayatında başarılar diliyorum, inşallah bundan böyle aksesuarları tasarlarken bunların cepte taşınacağını da hesaba katar.
25 Eylül 2012 Salı
Son büyük halk ozanı Neşet Ertaş
Aslında bu yazıyı Neşet Ertaş'ın ölümü üzerine yazıyorum, ama artık duymayan kalmadığı için bu üzücü olayı duyurma ihtiyacı hissetmiyorum. Sizin de büyük ihtimalle (son 12 saati izole bir ortamda geçirmediyseniz tabi) bildiğiniz üzere büyük halk ozanı Neşet Ertaş'ı kaybettik. Burada kendisinin mini biyografisini yazmayacağım, bunun yerine Neşet Ertaş'ın benim için taşıdığı anlamdan bahsedeceğim.
Ben Neşet Ertaş'ı bu şarkıyla sevdim. Aslında türkü sevenler türkülere şarkı denmesine kıl olurlar, ama bunu Cem Karaca söyleyince şarkı oluyor. Neyse, Kendim Ettim Kendim Buldum herhalde Türkiye'de en fazla yeniden yorumlanan eserdir. Bu hem güzel birşey, hem de saçma sapan şarkıcılar şarkıyı rezil ettiğinde insanı kızdıran birşey. Tabi Cem Karaca onlardan biri değil. Neşet Ertaş'ın dokunaklı sözlerini harika yorumlamış, Apaşlar da Neşet Ertaş'ın hüzünlü, dokunaklı bestesini büyük ustalıkla çalmışlar. Hergün dinlesem sıkılmayacağım şarkıdır bu.
Bu da sevdiğim diğer Neşet Ertaş şarkısı, bunu da Barış Manço söylüyor. Saz yok, ama yaylı tambur var. Çok da güzel uyum sağlamış yaylı tambur, şarkının hüzünlü havasına iyi gitmiş. Barış Manço da vokalistliğini konuşturmuş hani... Şimdi siz haklı olarak "kardeşim sen de hep başkalarından dinlemişsin, Neşet Ertaş'ın kendisini dinlesene" diyeceksiniz. Doğru, ama zaten Neşet Ertaş'ın kendisini sabahtan beri dinliyorsunuz. Benim burada söylemek istediğim şey daha farklı.
Barış Manço, Cem Karaca, Neşe Karaböcek gibi sanatçılar artık çok fazla dinlenmeseler de bugünkü Türk popüler müziğine yön vermiş insanlar. Şu anda müzik yapan kişiler onları dinleyerek büyüdüler. Onlar da Neşet Ertaş'tan esinlendiler, bazı şeyleri Neşet Ertaş'tan öğrendiler. Kısaca, Neşet Ertaş Türk müziğine yön verenlere yön veren adamdı. Tamamı kendi bestelerinden oluşan 22 albüm yaptı, eserleri sayısız sanatçı tarafından yeniden seslendirildi. Devlet sanatçısı ünvanını kabul etmeyecek kadar halkla bütünleşmiş bir sanatçıydı. Unesco tarafından yaşayan insan hazinesi olarak kabul edilmişti. Tüm bunlara rağmen hiç havaya girmedi, mütevaziliğinden vazgeçmedi. Yaşadığı gibi sessizce aramızdan ayrıldı bu sabah. Mekanı cennet olsun...
Ben Neşet Ertaş'ı bu şarkıyla sevdim. Aslında türkü sevenler türkülere şarkı denmesine kıl olurlar, ama bunu Cem Karaca söyleyince şarkı oluyor. Neyse, Kendim Ettim Kendim Buldum herhalde Türkiye'de en fazla yeniden yorumlanan eserdir. Bu hem güzel birşey, hem de saçma sapan şarkıcılar şarkıyı rezil ettiğinde insanı kızdıran birşey. Tabi Cem Karaca onlardan biri değil. Neşet Ertaş'ın dokunaklı sözlerini harika yorumlamış, Apaşlar da Neşet Ertaş'ın hüzünlü, dokunaklı bestesini büyük ustalıkla çalmışlar. Hergün dinlesem sıkılmayacağım şarkıdır bu.
Bu da sevdiğim diğer Neşet Ertaş şarkısı, bunu da Barış Manço söylüyor. Saz yok, ama yaylı tambur var. Çok da güzel uyum sağlamış yaylı tambur, şarkının hüzünlü havasına iyi gitmiş. Barış Manço da vokalistliğini konuşturmuş hani... Şimdi siz haklı olarak "kardeşim sen de hep başkalarından dinlemişsin, Neşet Ertaş'ın kendisini dinlesene" diyeceksiniz. Doğru, ama zaten Neşet Ertaş'ın kendisini sabahtan beri dinliyorsunuz. Benim burada söylemek istediğim şey daha farklı.
Barış Manço, Cem Karaca, Neşe Karaböcek gibi sanatçılar artık çok fazla dinlenmeseler de bugünkü Türk popüler müziğine yön vermiş insanlar. Şu anda müzik yapan kişiler onları dinleyerek büyüdüler. Onlar da Neşet Ertaş'tan esinlendiler, bazı şeyleri Neşet Ertaş'tan öğrendiler. Kısaca, Neşet Ertaş Türk müziğine yön verenlere yön veren adamdı. Tamamı kendi bestelerinden oluşan 22 albüm yaptı, eserleri sayısız sanatçı tarafından yeniden seslendirildi. Devlet sanatçısı ünvanını kabul etmeyecek kadar halkla bütünleşmiş bir sanatçıydı. Unesco tarafından yaşayan insan hazinesi olarak kabul edilmişti. Tüm bunlara rağmen hiç havaya girmedi, mütevaziliğinden vazgeçmedi. Yaşadığı gibi sessizce aramızdan ayrıldı bu sabah. Mekanı cennet olsun...
Etiketler:
barış manço,
cem karaca,
müzik,
Neşet Ertaş,
ölüm,
türkü
4 Eylül 2012 Salı
Nokia Lumia telefonundan en kaliteli sesi almak isteyenlere: Purity HD Pro kulaklık
Eğer Nokia'ya yeni Lumia'lardan birini alacak kadar bağlıysanız, aynı zamanda telefonunuzdan müzik dinlemeyi çok seviyorsanız, ses kalitesi sizin için çok önemliyse ve tüm bunların üzerine bir de telefona harcadığınız kadar parayı bir kulaklığa vermeye de hazırsanız bu bahsedeceğim şeyi çok sevebilirsiniz. Kaliteli kulaklıklarıyla tanıdığımız (bir ara meşhur Beats by Dr. Dre kulaklıklarını üreten) Monster Finlandiyalı telefon üreticisi için geliştirdiği yeni kulaklıklarını tanıttı. Purity HD Pro ismiyle anılacak olan bu kulaklıkların "Pro" olmayanları zaten geçen seneden beri satılıyor, ama onlar bu kadar havalı değil. Purity HD Pro özellikle Nokia Lumia telefonlarla çalışmak için tasarlanmış, ama diğer telefonlarla da bir şekilde çalışabilir. Bluetooth ile telefona bağlanan kulaklıkların telefonla eşleştirilme işlemi de NFC üzerinden gerçekleştiriliyor. Aktif gürültü önleyici özelliği bulunan kulaklıklar kullanıcının müziği dış ortam gürültüsünü hissetmeden dinlemesini sağlıyor. Özel bir algılayıcı kulaklığın kafaya takıldığını farkediyor ve aktif gürültü önleyiciyi devreye sokuyor. Böylece kulaklık kullanılmazken aktif gürültü önleyici boş yere pil yemiyor. Nokia yetkilileri bu Purity HD Pro kulaklıkların istendiğinde (mesela pili bittiğinde) kabloyla da kullanılabileceğini söylemişler. Böylece diğer telefonlara veya müzik çalan her türlü cihaza bağlanabilecekler. Pilinin aktif kullanımda 24 saat dayandığını da eklemiş Nokia yetkilileri. Herşeyi gayet güzel olan bu kulaklıkların tek kötü yanı fiyatı. Purity HD Pro piyasaya çıktığında 300€ fiyatla satılacak. Monster'ın kulaklıklarının pahalı olmasına alıştık da, "telefon kulaklığı" olarak satılan bu ürün için 300€ biraz fazla geldi bana. Zaten almayacaktım da, almamak ve alamamak arasındaki fark insanı üzüyor bazen.
26 Temmuz 2012 Perşembe
İran'ın nükleer tesislerine sanal "hard rock" saldırısı
İran'ın nükleer enerjiye geçiş projesinin Batı ülkeleri tarafından pek hoş karşılanmadığını biliyoruz. İşin siyasi yanına girmeden bizim ilgilendiğimiz kısmına geçelim. Bilindiği üzere komşumuzun nükleer tesislerine bazı virüs saldırıları (Stuxnet) düzenlendi. Bunların ABD kökenli olduğu iddia edildi, ama gerisi gelmedi. Neyse, geçtiğimiz günlerde İran'daki Natanz ve Fordo nükleer enerji tesisleri bir virüs saldırısı daha atlatmış. İran Atom Enerjisi Kurumu'ndan (AEOI) bir yetkilinin sanal güvenlik firması F-Secure'a gönderdiği rapora göre tesislerde bilgisayarlara bağlı çalışan otomasyon sistemleri bir anda çalışmayı durdurmuş. Buraya kadar herşey normal, ama bundan sonrası biraz ilginç. İranlı bilim insanına göre virüs saldırısı sırasında tesislerdeki bilgisayarlarda rastgele olarak hard rock grubu AC/DC'nin Thunderstruck şarkısı çalıyormuş. En yüksek seste çaldığı için de hemen farkediliyormuş tabi. Onlar şarkıyı susturdukça başka bilgisayarlarda Thunderstruck çalmaya başlıyormuş. Virüsü hazırlayan kişi bir AC/DC hayranı olsa gerek. Böyle bir saldırıyı tasvip etmiyorum tabi, ama işi organize adamın espri anlayışını ve müzik zevkini beğendim. AC/DC'nin Thunderstruck şarkısını daha önce dinlemediyseniz aşağıdaki videoya bir göz atmanızı öneririm. Dikkat edin, AC/DC bağımlılık yapabilir.
8 Haziran 2012 Cuma
Araba meraklılarına özel iPhone dock'u: iXoost
Eğer arabaları her eşyanızın arabalarla alakalı olmasını isteyecek kadar çok seviyorsanız ve bir iPhone'unuz (iPod Touch da olur) varsa iXoost hoşunuza gidebilir. Matteo Panini ve Mirco Pecorari tarafından tasarlanan bu ürün bir iPhone dock ünitesi. Üzerine yerleştirdiğiniz iPhone veya iPod Touch hem şarj oluyor, hem de içindeki şarkılar iXoost'un hoparlörleri sayesinde yüksek sesle dinlenebiliyor. iXoost'u özel yapan şey ise arabaların egzost manifolduna benzemesi. Tamamen elde yapıldığı için fiyatı biraz yüksek (ne kadar olduğunu söylememişler bile, o kadar yüksek yani), ama görünümü de bir o kadar harika. iXoost'un V8, V10 ve V12 şeklinde üç farklı modeli var. Hepsi de çok güzel görünüyor. Sesi nasıldır bilmem, ama çok havalı durduğu kesin.
18 Nisan 2012 Çarşamba
Tek kişilik orkestradan video oyun müzikleri potpurisi
"Potpuri" kelimesini kullanacağım hiç aklıma gelmezdi. Ben şimdi bu kelimeyi yazıda da değil, yazının başlığında kullandım. Kendi kendime şaşırıyorum bazen. Neyse, biz porpurinin içeriğine dönelim. Freddie25 isimli Youtube kullanıcısı geçmişten günümüze akılda kalan 34 video oyununun müziklerini rock tarzında çalarak birleştirmiş. Gitarları, klavyeyi ve davulu kendisi çalmış, yani herşeyi kendisi yapmış. Yaklaşık 10 dakika süren bu potpuride müziği çalınan oyunların ekran görüntüleri de gösteriliyor. Eğer uzun süredir oyunlarla ilgileniyorsanız bunu izlerken mutlaka daha önce oynadığınız birkaç oyuna denk geleceksiniz. Nostalji yaşamak için ideal, ama bitince üzülüyor insan. Freddie25 de iyi müzisyenmiş, tüm enstrumanların hakkını vermiş. Ben beğendim, 10 dakikanızı ayırabilirseniz izlemenizi öneririm. Videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
4 Nisan 2012 Çarşamba
Beatles'ın robot versiyonu
Drexel Üniversitesi'nin çok ilginç bir bölümü varmış: MET-Lab (Music and Entertainment Technology Lab - Müzik ve Eğlence Teknolojisi Laboratuarı). Bu bölüm adından da anlaşıldığı üzere müzik ve eğlenceyle ilgili teknolojiler geliştiriyor. Son projeleri ise bir hayli ilginç. HUBO isimli insansı robotları programlamışlar ve robotlara Beatles'ın Come Together şarkısını çaldırtmışlar. Tabi şarkıda kullanılan enstrumanlar Beatles'ın kullandıklarından biraz farklı. Tamam, ortada bir bateri var, ama bass gitar yerine daha farklı şeyler kullanılıyor. Yine de grup gayet güzel çalıyor şarkıyı. Arada tempoyu düşürüyorlarmış gibi geldi bana, ama sonra hemen toparladılar. Üstelik robotlardan biri vokalistlik yapıyor, şarkıyı robotik bir sesle söylüyor. Burada güzel olan şey robotların şarkıyı tamamen kendi kendilerine çalıyor olmaları. Herhangi bir uzaktan yönetim söz konusu değil. Robotlara notalar verilmiş, onlar da bunu harekete dönüştürü çalmışlar. Come Together'ın orjinal halini bilmeyen şanssız topluluktansanız şuraya tıklayarak bu önemli eksiğinizi giderebilirsiniz. HUBO robotlarının çaldığı Come Together videosunu ise aşağıda izleyebilirsiniz.
Doğa için dördüncü kez çalmışlar, ama bu sefer sadece çalmışlar
Doğa İçin Çal projesinin dördüncü şarkısı çıkmış, benim yeni haberim oldu. İşte, hep otomotiv ve teknoloji sitelerinde gezince böyle oluyor, insan başka güzel şeyleri kaçırabiliyor. Neyse, duyduğum gibi girdim ve dinledim. Sonra tekrar dinledim. Üçüncü kez de dinleyecektim, ama işim vardı, bu yüzden daha sonraya bıraktım. Tıpkı öncekiler gibi bu video da çok güzel olmuş. İlk üç videoda klasik türküler çalınıyordu, bu sefer daha farklı birşey denenmiş. Türkü olmasa da kült haline gelmiş filmler sayesinde türküler kadar zihnimize kazınmış olan Cahit Berkay besteleri çalınmış. Selvi Boylum Al Yazmalım, Çiçek Abbas ve Devlerin Aşkı'nı ard arda çalmışlar, hem de pek güzel çalmışlar. Önceki projelere katılan bazı ünlü isimler (Murat Evgin, Serkan Çağrı gibi) bu projede yok. Bu sefer de elinde bass gitarıyla Levent Yüksel var mesela. Bir de şapkası yüzünden yüzünü tam göremediğimiz çizer Bülent Üstün var. Tabi ünlü olmayan diğer katılımcıları da hor görmemek lazım. Dünyanın dört bir yanında yaşayan bir sürü müzisyen her tür enstrumanla (iPad üzerinde klavye çalan bile var) destek vermiş bu projeye. Çok beğendim, 5. video için şimdiden sabırsızlanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkürler... Doğa İçin Çal'ın dördüncü videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
Etiketler:
bülent üstün,
cahit berkay,
doğa,
doğa için çal,
enstruman,
film,
gitar,
ipad,
klavye,
levent yüksel,
müzik,
proje,
yeşilçam
3 Nisan 2012 Salı
Utanmadılar, sıkılmadılar, bunu da yaptılar: İmparatorluk subaylarıyla danseden Han Solo
Bir yaşıma daha girdim. Bu gidişle erken yaşlanacağım. Lucas Arts Star Wars'un Kinect için hazırlanan yeni oyununda "Galactic Dance Off" isimli bir dans bölümü olacağını duyurduğunda herkes şaşırmıştı. Oyunun bu bölümünün amacı çocukları eğlendirmek tabi, ama birileri bunu daha da eğlenceli bir hale getirmiş. Youtube'a yüklenen bu videoda Star Wars'un efsanevi üçlemesinin bir o kadar efsanevi karakteri Han Solo imparatorluk subaylarıyla dansediyor. Üstelik öyle makul bir dans da değil, böyle kıvrak, yavşak bir dans bu. Tabi buradaki figürler televizyonun karşısında yapılan figürlerin aynısı, yani biz bunu izlerken birisi Kinect'in karşısında aynı hareketleri yapıyor. Olsun, yine de insanın içi bir garip oluyor. Han Solo'yla yetinmeyenler için arkadan bir de Lando Calrissian'ın dans gösterisi var. O da en az Han Solo'nun dansı kadar garip. Ne bileyim, çok komik olsa da bu adamların bu kadar kolay harcanması insanı üzüyor. Galactic Dance Off da aslında böyle birşey, ama en azından onda Han Solo yok (veya en azından ben öyle umuyorum). Han Solo'nun çılgın dansını aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
2 Mart 2012 Cuma
Olmaz demeyin, bu da oldu: James Bond müziği çalan Quadrotor orkestrası
Quadrotor denilen (ve hatta ara sıra quadcopter da denilebilen) dört pervaneli uzaktan kumandalı helikopterlerin hayranı olduğumu artık gizlemiyorum. Bu ufaklıklar öyle becerikliler ki, her videoda ayrı bir yeteneklerini sergileyerek beni yeniden şaşırtıyorlar. Pennsylvania Üniversitesi'nin geliştirdiği bu uçan robotları daha önce çeşitli akrobatik gösteriler yaparken veya blokları üst üste yerleştirip birşeyler inşa ederken görmüştük, ama bu sefer yaptıkları şey çok daha ilginç. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan videoda quadrotor'lar bir odada uygun pozisyonda yerleştirilmiş müzik enstrumanlarını kullanarak James Bond'un tema müziğini çalıyorlar. Üstelik, bunu birisi tarafından gerçek zamanlı şekilde kontrol edilmeden yapıyorlar, yani herşey önceden yazılan programa göre ilerliyor. Bu kadar hassas uçuyor olmaları gerçekten büyük başarı. Kim bilir, belki bir gün albüm bile yaparlar. Piyasadaki pekçok şarkıcıdan daha yetenekli oldukları kesin... Quadrotor orkestrasının James Bond temasını çaldığı videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
Etiketler:
helikopter,
james bond,
müzik,
orkestra,
programcılık,
quadcopter,
quadrotor,
tema,
uzaktan kumandalı,
yetenek
6 Şubat 2012 Pazartesi
Tüm enstrumanların arabayla çalındığı klip: OK Go - Needing/Getting
İlginç klipler çekmeyi seven OK Go isimli müzik grubu yeni şarkısı Needing/Getting için Chevrolet sponsorluğunda bir video klip hazırlamış. Videoda grup üyeleri bir Chevrolet Sonic (yani bizim Chevrolet Aveo) ile özel hazırlanmış bir pistte gidiyorlar. Arabanın üzerindeki muhtelif çıkıntılar da pistteki müzik enstrumanlarına veya diğer ses çıkarabilecek şeylere çarpıyor, böylece şarkı arabayla çalınmış oluyor. Gerçekten çok yaratıcı olmuş. Bir de bizim şarkıcıların bir sürü para harcayarak çektiği kliplere bakıyorum da, bizimkiler OK Go'nun yanında akıl fakiri gibi kalıyor. Chevrolet Aveo'yla çalınan Needing/Getting klibini aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
20 Ocak 2012 Cuma
Megaupload kapatıldı, sahibi tutuklandı, ama Anonymous acısını çok fena çıkardı
Dosya paylaşım sitesi Megaupload.com dün itibariyle Amerikan federal hükümeti tarafından alınan karar doğrultusunda kapatıldı. Ayrıca, sitenin kurucusu Kim Dotcom ve üç site yetkilisi de tutuklandı. Tüm bunların sebebi RIAA (Recording Industry Association of America), MPAA (Motion Picture Associationor America) ve Universal Music'in açtığı davalar. Korsan içeriğin paylaşımıyla ilgili bu davalarda Megaupload haksız bulununca kapatma kararı çıktı ve kapatıldı.
Megaupload kapatıldı ama hacker grubu Anonymous dev dosya paylaşım sitesinin intikamını çok fena bir şekilde aldı. Ünlü hacker organizasyonu Megaupload'un kapatılmasıyla alakası bulunan tüm kurumlara öyle bir girişti ki, birkaç saat içinde davaları açan RIAA, MPAA ve Universal Music'in, kapatma kararını veren ABD Adalet Bakanlığının ve kararı uygulayan FBI'ın siteleri bir anda çökertildi. Sitelerin bazıları kendine gelmiş durumda, bazıları ise hala açılmıyor. Tabi bu sitelerin sahibi olan kurumlar önce ne olduğunu anlamadılar, sonra da saldırıyı yalanladılar, ama Anonymous eylemi üstlendi.
Korsan paylaşımı savunmuyorum, ama RIAA ve MPAA gibi kuruluşların sağa sola saldırarak zorbalık yapmasına ve kimseye yarar sağlayamadan para yemesine gıcık oluyorum. Bu organizasyonlar "sözde" korsanı önlemek için devletten (bu durumda devlet ABD oluyor) bir sürü para alıyorlar, ama aynı miktarda cezayı tahsil edemiyorlar. Bunun sebebi dava açtıkları firmaların korsan üzerinden para kazanmıyor oluşu. Belki kazanan vardır, ama öyle el koyulup masrafları karşılayacak kadar büyük para yok ortada. Haliyle kimseye faydaları dokunmuyor, çalıştıkça zarar ediyorlar. Üstelik SOPA bildirisi sonrasında tepki gösteren siteleri aşağılamaları da cabası... Bu yüzden korsanı desteklemesem de Anonymous'u destekliyorum. Helal olsun!
Bu arada, Anonymous internet sansürünü protesto etmek için filtre programını uygulayan BTK'nın sitesine saldırmıştı. Bizimkiler küçük çocuk misali "acımadı kiii" demişlerdi, siteyi kendilerinin "bakım amacıyla" geçici süreliğine kapattıklarını, Anonymous'un onların sunucularına hiçbirşey yapamayacağını belirtmişlerdi. Bir düşünün, FBI, ABD Adalet Bakanlığı, MPAA, RIAA ve Universal sunucularını toptan çökertebilen bir örgüt BTK sunucusuna birşey yapamaz mı? Bizim yetkililer öyle diyor, bize de inanmaktan başka seçenek kalmıyor.
Megaupload kapatıldı ama hacker grubu Anonymous dev dosya paylaşım sitesinin intikamını çok fena bir şekilde aldı. Ünlü hacker organizasyonu Megaupload'un kapatılmasıyla alakası bulunan tüm kurumlara öyle bir girişti ki, birkaç saat içinde davaları açan RIAA, MPAA ve Universal Music'in, kapatma kararını veren ABD Adalet Bakanlığının ve kararı uygulayan FBI'ın siteleri bir anda çökertildi. Sitelerin bazıları kendine gelmiş durumda, bazıları ise hala açılmıyor. Tabi bu sitelerin sahibi olan kurumlar önce ne olduğunu anlamadılar, sonra da saldırıyı yalanladılar, ama Anonymous eylemi üstlendi.
Korsan paylaşımı savunmuyorum, ama RIAA ve MPAA gibi kuruluşların sağa sola saldırarak zorbalık yapmasına ve kimseye yarar sağlayamadan para yemesine gıcık oluyorum. Bu organizasyonlar "sözde" korsanı önlemek için devletten (bu durumda devlet ABD oluyor) bir sürü para alıyorlar, ama aynı miktarda cezayı tahsil edemiyorlar. Bunun sebebi dava açtıkları firmaların korsan üzerinden para kazanmıyor oluşu. Belki kazanan vardır, ama öyle el koyulup masrafları karşılayacak kadar büyük para yok ortada. Haliyle kimseye faydaları dokunmuyor, çalıştıkça zarar ediyorlar. Üstelik SOPA bildirisi sonrasında tepki gösteren siteleri aşağılamaları da cabası... Bu yüzden korsanı desteklemesem de Anonymous'u destekliyorum. Helal olsun!
Bu arada, Anonymous internet sansürünü protesto etmek için filtre programını uygulayan BTK'nın sitesine saldırmıştı. Bizimkiler küçük çocuk misali "acımadı kiii" demişlerdi, siteyi kendilerinin "bakım amacıyla" geçici süreliğine kapattıklarını, Anonymous'un onların sunucularına hiçbirşey yapamayacağını belirtmişlerdi. Bir düşünün, FBI, ABD Adalet Bakanlığı, MPAA, RIAA ve Universal sunucularını toptan çökertebilen bir örgüt BTK sunucusuna birşey yapamaz mı? Bizim yetkililer öyle diyor, bize de inanmaktan başka seçenek kalmıyor.
25 Aralık 2011 Pazar
Kurtalan Ekspres yeniden seferde - Göğe Selam
Kurtalan Ekspres (bilmeyenler için "The Barış Manço Band" olarak da açıklanabilir) en sevdiğim gruplardandır. Barış Manço'yla birlikte senelerce Türk rock ve pop müziğinin en kaliteli örneklerine imza atan Kurtalan Ekspres yeni bir albüm çıkardı. "Göğe Selam" ismini taşıyan bu albümde Kurtalan Ekspres çalmış, eski ve yeni müzisyenler de şarkıları söylemiş. Albümde Barış Manço şarkılarını söyleyenler arasında Fuat Güner ve Bülent Ortaçgil gibi Türk popunun emektarları da var, Ogün Sanlısoy ve Teoman gibi yeni nesil solistler de. Her biri elinden geleni yapmış. Tabi biz bu şarkıları Barış Manço'dan dinlemeye alıştığımız için farklı kişiler söyleyince biraz garip geliyor. Mesela Bülent Ortaçgil'in "Unutamadım" yorumu bence hiç olmamış. Teoman da "Dönence"de çuvallamış. Hatta öyle çuvallamış ki, Hayko Cepkin bile onun yanında "iyi" geliyor kulağa. Enstrumanlar harika, ama vokal müziğe uymuyor. Öte yandan Özlem Tekin "Kara Sevda"da beklentilerimin ötesinde bir performans göstermiş. Nev'in söylediği "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" ve Emre Aydın'ın söylediği "Dağlar Dağlar" da albümde en fazla hoşuma giden diğer şarkılar. Fuat Güner de "Can Bedenden Çıkmayınca"da ustalığını göstermiş. Albümün sonundaki "Göğe Selam" ise harika bir 2023 düzenlemesi.
Böyle tek tek anlatmak saçma gerçi, en güzeli albümün verdiği hissi tarif etmeye çalışmak. Albümde sanki Kurtalan Ekspres'in kurtları yeni nesil şarkıcılara şarkı söylemeyi öğretiyor. Özlem Tekin'in gereksiz iniş-çıkışlarla dolu vokali bile bu albümde dizginlenmiş. Belki de bugüne kadarki en iyi performansını bu albümde göstermiş. Şarkılar zaten güzel, hepsi Türk halkının hayran olduğu eserler. Eğer Barış Manço seviyorsanız bu albümü edinin. Eğer rock müzik seviyorsanız bu albümü edinin. Eğer ikisiyle de alakanız yoksa bile bu albümü bir şekilde dinleyin, hoşunuza gideceğine eminim.
Albümde eleştirebileceğim tek nokta (Teoman ve Bülent Ortaçgil'in kifayetsiz vokalleri haricinde) Cem Karaca'nın tamamen pas geçilmiş olması. Şöyle ki; Cem Karaca'nın bu albümde zaten yeri yok. Cem Karaca Kurtalan Ekspres'e sadece kısa süreliğine (Barış Manço öldükten sonra) katıldı. Birlikte bir albümleri bile yok. Buna rağmen albümün kapağında resmi var, kitapçığında da Cem Karaca'dan bahsediliyor. Madem bahsedilmiş, işin içine Cem Karaca karıştırılmış, albüme iki - üç tane de Cem Karaca şarkısı eklenebilirdi. Gür Akad "Cem Ağabey" diye bir balad okuyor ama, o da beni kesmiyor. Ben gerçek Cem Karaca şarkısı isterdim, ama olmamış. Sağlık olsun, bu haliyle bile "Göğe Selam" çok güzel bir albüm olmuş. Ben beğendim, sizlere de öneririm.
Böyle tek tek anlatmak saçma gerçi, en güzeli albümün verdiği hissi tarif etmeye çalışmak. Albümde sanki Kurtalan Ekspres'in kurtları yeni nesil şarkıcılara şarkı söylemeyi öğretiyor. Özlem Tekin'in gereksiz iniş-çıkışlarla dolu vokali bile bu albümde dizginlenmiş. Belki de bugüne kadarki en iyi performansını bu albümde göstermiş. Şarkılar zaten güzel, hepsi Türk halkının hayran olduğu eserler. Eğer Barış Manço seviyorsanız bu albümü edinin. Eğer rock müzik seviyorsanız bu albümü edinin. Eğer ikisiyle de alakanız yoksa bile bu albümü bir şekilde dinleyin, hoşunuza gideceğine eminim.
Albümde eleştirebileceğim tek nokta (Teoman ve Bülent Ortaçgil'in kifayetsiz vokalleri haricinde) Cem Karaca'nın tamamen pas geçilmiş olması. Şöyle ki; Cem Karaca'nın bu albümde zaten yeri yok. Cem Karaca Kurtalan Ekspres'e sadece kısa süreliğine (Barış Manço öldükten sonra) katıldı. Birlikte bir albümleri bile yok. Buna rağmen albümün kapağında resmi var, kitapçığında da Cem Karaca'dan bahsediliyor. Madem bahsedilmiş, işin içine Cem Karaca karıştırılmış, albüme iki - üç tane de Cem Karaca şarkısı eklenebilirdi. Gür Akad "Cem Ağabey" diye bir balad okuyor ama, o da beni kesmiyor. Ben gerçek Cem Karaca şarkısı isterdim, ama olmamış. Sağlık olsun, bu haliyle bile "Göğe Selam" çok güzel bir albüm olmuş. Ben beğendim, sizlere de öneririm.
Etiketler:
albüm,
bahadır akkuzu,
barış manço,
cem karaca,
kurtalan ekspres,
müzik,
pop,
rock,
şarkı
5 Aralık 2011 Pazartesi
Walkman'i unutamayanlara: Audman iPhone kılıfı
Kişisel müzik dinleme deneyimi konusunda Sony'nin Walkman'i bir efsanedir. Bizim neslimiz Walkman'i kolay kolay unutamaz, çünkü herhangi birşeyden dinlediğimizden daha fazla Walkman üzerinden müzik dinlemişizdir. Bizim gibi Walkman'i unutamayan, ama dijital müzik keyfinden (ve iPhone'dan) de vazgeçmeyenler için kullanışlı bir çözüm geliştirilmiş. Dean Ekkaia ve Sean Solberg tarafından tasarlanan Audman klasik Walkman şeklinde bir iPhone kılıfı. Kılıf deyince bizim aklımıza yumuşak, deri (veya silikon) şeyler geliyor, ama bazı kılıflar oldukça sert olabiliyor. Kullanıcı iPhone'unu tıpkı bir kaset gibi Audman'in içine yerleştiriyor. Audman'la birlikte ücretsiz gelen uygulama iPhone'un ekranını kaset görünümüne dönüştürüyor, böylece küçük pencereden içeri bakıldığında sanki gerçekten cihazın içinde kaset varmış gibi görünüyor. İçindeki iPhone ile dock bağlantısı üzerinden iletişim kuran Audman Walkman'den alıştığımız mekanik tuşlarla şarkıları yönetmemizi ve analog ayar tekerleğiyle sesi açıp kapatabilmemizi sağlıyor. Cihazın dahili pili iPhone'un şarjının daha uzun süre dayanmasını sağlarken iki kulaklık çıkışının bulunması sayesinde bir cihazdan iki kişinin müzik dinlemesi kolaylaşıyor. Şimdilik bir Kickstarter projesi olan Audman eğer hedeflenen önsipariş rakamına ulaşılırsa üretilecek. Üretildiğinde de 125$ fiyatla satılacak. Eğer iPhone sahibi olsaydım böyle birşey edinmek isterdim, çünkü çok havalı görünüyor. Audman'in tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
4 Aralık 2011 Pazar
Elektronik müzik öyle olmaz, böyle olur! - Elektronik cihazlarla çalınan House of the Rising Sun
Elektronik müziği çok seven bir insan değilim. Ben seslerin enstrumanlardan çıkması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden bilgisayarların yaptığı müziği fazla sentetik buluyorum. Zevk meselesi tabi, kişiye göre değişir. Bugün denk geldiğim bir videoda dinlediğim şarkı elektronik müzik klasmanına girdiği halde çok ilgimi çekti. Tabi burada durum biraz farklı, bu sefer müziği gerçekten elektronik aletler yapıyor. Şöyle ki; iki antika osiloskop, eski bir tarayıcı ve bozuk bir sabit disk grup kurmuş, House of the Rising Sun'ı çalıyor! Osiloskoplar gitar ve klavyeden sorumlu. Davulları sabit disk çalıyor. HP Scanjet 3P tarayıcı da vokali yapıyor. Garip geldi değil mi? Bence gayet hoş olmuş. Özellikle enstrumanlar çok başarılı. Tarayıcı vokalde biraz detone oluyor sanki, ama o kadar da olur. Sahne heyecanı diyelim. Neyse ki şarkının Animals versiyonunu çalıp söylemişler. Eric Burdon'ın sesi ve vokali çok inişli çıkışlı değil. Bir de aynı şarkının Bob Dylan versiyonunu çalıp söylemeyi deneselermiş tarayıcı şarkının ortasında ruhunu teslim edermiş. Bu arada, her cihazın sesinin ayrı ayrı kaydedilip sonradan birleştirildiğini de ekleyeyim. Elektronik aletlerle çalınan House of the Rising Sun videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Şarkının orjinalini merak ediyorsanız da şuraya tıklayabilirsiniz.
Etiketler:
bilgisayar,
davul,
elektronik,
gitar,
grup,
HP,
ilginç,
klavye,
müzik,
osiloskop,
sabit disk,
şarkı,
tarayıcı,
video,
vokal
10 Kasım 2011 Perşembe
iPod Nano'ya rakip geldi: Motorola Motoactv
Bu cihazı yabancı teknoloji sitelerinde daha önce görmüş olabilirsiniz. Aslında duyurulmasının üzerinden biraz zaman geçti, ama ben bir türlü yazmaya fırsat bulamamıştım. İşte şimdi yazıyorum. Üstte gördüğünüz saatin ismi Motorola Motoactv, ama aslında bir saat değil. O bir medya oynatıcı ve spor asistanı. Normalde kare şeklinde, küçük bir cihaz (tıpkı son iki nesil iPod Nano gibi) ama opsiyonel olarak satılan bu saat kayışıyla kullanıldığında saate benziyor. Neyse, bu cihazın içinde 600 MHz hızında çalışan bir işlemci var ve Android işletim sistemi kullanıyor. Ekranı dokunmatik, çizilmesin diye de Gorilla Glass ile kaplanmış. Tamamen su (ve ter) geçirmez olarak tasarlanmış, bu sayede dışarıda koşu yaparken yağmurdan sakınmanıza gerek yok.
Android işletim sistemi kullanıyor dedim, ama bu özellik sadece diğer Android cihazlarla uyumlu çalışması için. Maalesef bu cihazın minyatür (1.6") ekranında oyun Angry Birds veya Fruit Ninja oynayamayacağız. Motoactv herhangi bir Android telefona (veya tablete) Bluetooth üzerinden bağlanabiliyor. Böylece gerektiğinde veri aktarımı yapılabiliyor, gerektiğinde de idman bilgileri telefona gönderilebiliyor. Üzerinde bir GPS alıcısı bulunan Motorola Motoactv koşu hızını ve mesafesini bu sayede düzgün şekilde hesaplıyor. Tüm bunların haricinde, Motoactv Android kullanan telefonlar için hem Bluetooth kulaklık, hem de ikinci ekran gibi davranabiliyor. Uyumlu bir telefona bağlandığında gelen çağrılar Motoactv üzerinden yanıtlanabiliyor, görüşmeler cihazın kulaklığıyla yapılabiliyor. Dahası, gelen mesajlar da Motoactv ekranında görünüyo. Böylece koşarken (veya koşmazken, ama başka şeylerle ilgilenirken) gelen mesajlar için telefonu cepten çıkarmak gerekmiyor. Bence oldukça faydalı bir cihaz, ama maalesef Motorola bu güzel aletin fiyatını biraz yüksek tutmuş. 8GB depolama alanına sahip olan Motoactv 250$ fiyatla satılıyor. Daha fazla yer isteyenler ise 300$ vererek 16GB kapasiteli modeli tercih edebilirler. Bu fiyatların ABD için olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Apple'ın buna çok benzeyen iPod Nano medya oynatıcıları bazı konularda geride kalsalar da bunun neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar. Keşke Motorola fiyatı belirlemeden önce piyasayı bir yoklasaydı. Neyse, fiyatı haricinde çok güzel bir ürün olmuş. Android telefona sahip olup standart Bluetooth kulaklıklarla yetinmeyenler böyle bir cihazı düşünebilirler.
Android işletim sistemi kullanıyor dedim, ama bu özellik sadece diğer Android cihazlarla uyumlu çalışması için. Maalesef bu cihazın minyatür (1.6") ekranında oyun Angry Birds veya Fruit Ninja oynayamayacağız. Motoactv herhangi bir Android telefona (veya tablete) Bluetooth üzerinden bağlanabiliyor. Böylece gerektiğinde veri aktarımı yapılabiliyor, gerektiğinde de idman bilgileri telefona gönderilebiliyor. Üzerinde bir GPS alıcısı bulunan Motorola Motoactv koşu hızını ve mesafesini bu sayede düzgün şekilde hesaplıyor. Tüm bunların haricinde, Motoactv Android kullanan telefonlar için hem Bluetooth kulaklık, hem de ikinci ekran gibi davranabiliyor. Uyumlu bir telefona bağlandığında gelen çağrılar Motoactv üzerinden yanıtlanabiliyor, görüşmeler cihazın kulaklığıyla yapılabiliyor. Dahası, gelen mesajlar da Motoactv ekranında görünüyo. Böylece koşarken (veya koşmazken, ama başka şeylerle ilgilenirken) gelen mesajlar için telefonu cepten çıkarmak gerekmiyor. Bence oldukça faydalı bir cihaz, ama maalesef Motorola bu güzel aletin fiyatını biraz yüksek tutmuş. 8GB depolama alanına sahip olan Motoactv 250$ fiyatla satılıyor. Daha fazla yer isteyenler ise 300$ vererek 16GB kapasiteli modeli tercih edebilirler. Bu fiyatların ABD için olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Apple'ın buna çok benzeyen iPod Nano medya oynatıcıları bazı konularda geride kalsalar da bunun neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar. Keşke Motorola fiyatı belirlemeden önce piyasayı bir yoklasaydı. Neyse, fiyatı haricinde çok güzel bir ürün olmuş. Android telefona sahip olup standart Bluetooth kulaklıklarla yetinmeyenler böyle bir cihazı düşünebilirler.
4 Ekim 2011 Salı
Disket sürücüyle müzik yapılır mı? Yapılır! - 2
Daha önce meraklı ve bolca boş vakti olan birisinin dört adet disket sürücüyle Phantom of the Opera'yı çaldığından bahsetmiştim. Yine benzer durumdaki (hatta belki daha da fena bir durumdaki) bir arkadaş üşenmemiş ve iki tane 3.5" disket sürücüyle (gördükçe eski günleri hatırlıyor insan) Star Wars serisinin efsanevi melodilerinden olan Imperial March'ı çalmış. Hem de öyle düzgün çalmış ki, insan duydukça Darth Vader'ın biryerlerden uygun adım yürüyerek çıkmasını (ve birilerini sadece "güç" kullanarak nefessiz bırakmasını) bekliyor. Önceki Phantom of the Opera hadisesinde dört adet disket sürücü (2x 5.25" + 2x 3.5") kullanılmıştı. Bu sefer iki tanesi yetmiş, hem de gayet güzel olmuş. En güzeli videoyu izleyip bizzat duymanız, o zaman neyden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksınız. Disket sürücüyle çalınan Star Wars - Imperial March melodisinin videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Bunu bana ayrı ayrı yollayan RayTracer ve Tamer'e ayrı ayrı teşekkür ederim.
Etiketler:
bilgisayar,
darth vader,
disket,
film,
ilginç,
müzik,
nostalji,
star wars,
sürücü
28 Temmuz 2011 Perşembe
Kargalar da müzik yapar.
Hatta konser verip, bir de klip çekerler. :)
Fulton Lights, Andrew Spencer Goldman adlı müzisyenin tek kişilik müzik projesi. Artık buna grup mu dersiniz yoksa band mı, orası size kalmış. Serbest tarz müzik yapan Goldman ve yönetmen Ninian Doff, Fulton Lights'ın Staring out the Windows şarkısı için bir klip çekmişler. Klipte kargalar (bildiğimiz kara karga) ile Goldman'ın kolları oynamış. Şarkı hoş ama kokteyl havasında geçen klip daha da hoş olmuş; özellikle de "Tepeden tırnağa Dior giyiyorum" kısmı. :)
Fulton Lights, Andrew Spencer Goldman adlı müzisyenin tek kişilik müzik projesi. Artık buna grup mu dersiniz yoksa band mı, orası size kalmış. Serbest tarz müzik yapan Goldman ve yönetmen Ninian Doff, Fulton Lights'ın Staring out the Windows şarkısı için bir klip çekmişler. Klipte kargalar (bildiğimiz kara karga) ile Goldman'ın kolları oynamış. Şarkı hoş ama kokteyl havasında geçen klip daha da hoş olmuş; özellikle de "Tepeden tırnağa Dior giyiyorum" kısmı. :)
13 Temmuz 2011 Çarşamba
DiaForce ile gitar manyetikleri tarihe karışabilir
Fraunhofer Enstitüsü tarafından geliştirilen DiaForce isimli proje elektro gitarların çalışma prensiplerini değiştirebilir. Gitarın kafa bölgesine (yani en tepesine) yerleştirilen DiaForce telin üzerindeki gerilmeleri ve titreşimleri yüksek hassasiyetle algılayabiliyor. Sadece 10 mikron kalınlığında piezorezistif bir filmden oluşan DiaForce'un seri üretime geçmesi için biraz daha olgunlaşması gerekiyor. Üretim maliyetleri düşüp seri üretime geçildiğinde yeni gitar modellerinde DiaForce'u görebileceğiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)