spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2013 Pazartesi

2014 model Chevrolet Corvette Stingray duyuruldu

Amerikan otomotiv endüstrisinin en sportif arabalarından biri olan Chevrolet Corvette (diğerleri de Dodge Viper ve Ford GT) bu yıl yenilenecek. Yeni Corvette'in nasıl birşey olacağı uzun süredir merak ediliyordu ve amatör tasarımcılar Chevrolet'nin basına verdiği "teaser" fotoğraflara bakarak 2014 Corvette'i çizmeye çalışıyorlardı. Artık böyle birşey yapmalarına gerek yok, çünkü Chevrolet yeni spor otomobilini tanıttı.

2014 Corvette Stingray alıştığımız profilini korumuş, yani yine uzun bir burnu ve GT tarzı arka kısmı var. Alışılmadık kısmı ise ön tasarımdaki Ferrari görünümü. Bunun bir Corvette olduğunu bilmeyen çoğu kişi bu arabayı önden gördüğünde bir Ferrari zannedebilir. Arka kısımda ise daha "Chevtolet'msi" bir görünüm var. Özellikle Camaro'da da gördüğümüz çift dörtgen biçimli arka farlar bu aracı diğer markaların spor otomobillerinden ayırıyor. Ortada toplanmış dört tane egzost çıkışı ise harika görünüyor.

Önceki Corvette modellerinin dış tasarımı beğenilse de iç mekan tasarımları pek hoşa gitmiyordu. GM tasarımcıları bu sefer iç mekanla da biraz uğraşmışlar. Tam anlamıyla "şık" diyemeyiz belki, ama sürücünün kendisini bir yarış arabasının kokpitinde zannetmesini sağlayacak kadar sportif bir kabin tasarlamışlar. "Sürücü odaklı" konsol tasarımı yeni birşey değil, ama burada gördüğümüz gibi konsolun iki ayrı parça olarak tasarlanması ve tüm kontrollerin sürücüye dönük olması (yolcuyu sanki ana kabine bağlı ayrı bir kabinde seyahat ediyormuş gibi gösteriyor) aslında eski bir GM şirketi olan Saab'ın buluşu. Saab satıldı, ama patentlerinin çoğu GM'de kaldı. Çoğu üretici simetrik konsollar tasarlarken Saab böyle yamuk, ama daha işlevsel konsollara sahip arabalar yapıyordu. GM'in aklı sonunda başına gelmiş, ellerindeki fikirleri daha iyi kullanmaya başlamışlar. Ben kabini beğendim. Bir Porsche veya Lamborghini kokpiti kadar heyecan verici olmasa da gayet iyi olmuş.

Çocukluğumdan beri severim Corvette'i, bu yeni versiyonunu da çok beğendim. Bu öyle hayranlıktan dolayı oluşan bir beğeni değil, Chevrolet gerçekten özenerek tasarlamış bu arabayı. Hafif olsun diye aluminyum platform kullanılmış, ağırlık dağılımı ideal (50/50) hale getirilmiş. 6.2 litrelik V8 motorun (450HP güç üretiyor) aşırı yakıt tüketmesini engellemek için silindir deaktivasyonu gibi sistemler de araca eklenmiş. Tabi gerçek performansı testlerde göreceğiz, ama GM bu sefer Avrupalı rakiplerinin karşısında fazla ezilmeyecek gibi görünüyor. Bugün itibariyle Detroit'te başlamış olan otomobil fuarında tanıtılan 2014 Chevrolet Corvette Stingray'i bu yılın sonlarına doğru yollarda (tabi bizim yollarımızda değil, Amerikan yollarında) görebileceğiz.


4 Temmuz 2012 Çarşamba

En basit haliyle Formula 1 arabalarının evrimi

Dünyanın en popüler motor sporları organizasyonu olan Formula 1'de kullanılan arabalar her sene küçük şekil değişikliklerine uğruyor. Değişiklikler küçük olunca biz yeni tasarımları fazla garipsemiyoruz tabi, ama eski Formula 1 arabalarıyla şimdikileri karşılaştırınca aradaki büyük fark ortaya çıkıyor. Ruf Blacklock isimli animasyon ustası (ve görünüşe göre Formula 1 hayranı) F1 arabalarının 1950'den bugüne geçirdiği evrimi fazla detaya inmeden, temel hatlarla gösteren güzel bir çizgi film hazırlamış. Bu kısa animasyonda önce karşımıza 1950 yılında kullanılan bir F1 arabasının silueti çıkıyor ve her yıl küçük değişiklikler geçirerek günümüzün modern tasarımına dönüşüyor. Bence çok başarılı olmuş, arabalarla ilgilenen herkese bu 1 dakikalık videoyu izlemelerini öneririm. Ruf Blacklock bununla da yetinmemiş ve videodaki temayı kullanarak bir de infografik hazırlamış. Bu infografikte meşhur Monza pistinin sülueti kullanılarak Formula 1 arabalarıda kullanılan teknolojilerde yaşanan atılımlar zaman tablosu sistemiyle gösteriliyor. İkisi de güzel ve faydalı çalışmalar olmuş, özellikle F1 meraklıları çok sevecektir.



20 Haziran 2012 Çarşamba

Renault yeni markalarıyla lüks ve spor otomobil pazarlarına girecek

Fransız otomobil üreticisi Renault bugüne kadar hep orta ve alt sınıf arabalar üretmişti. Arada birkaç lüks otomobil denemesi olsa da pek başarılı olamamıştı. Görünüşe göre Renault bu sefer öyle tek modellik denemelerle yetinmeyecek, pahalı arabaları sevenler için yeni markalar (ve o markalarla satılacak birsürü yeni araba) yaratacak. Bloomberg sitesinin haberine göre bu markalardan ilki Alpine olacak. Alpine sadece spor arabalar üretecek, egzotik araba pazarında Porsche, Ferrari, Lamborghini gibi markalarla rekabet etmeye çalışacak. Ne kadar başarılı olabilir bilemeyiz, ama iyi tasarımlar yaparlarsa ve bu tasarımları güçlü motorlarla desteklerlerse başarılı olmamaları için sebep yok. Renault'nun diğer üst sınıf markası ise Initiale Paris olacak. Bu ilginç isimli marka da premium segmentte lüks otomobiller üretecek. Haliyle Mercedes, Audi, BMW ve Jaguar gibi markalara kafa tutacak. Renault'nun ortağı olan Nissan'ın Infiniti sayesinde bu segmentte bolca tecrübesi var. Bu tecrübe sayesinde belki iyi bir başlangıç yapabilirler. Tabi bunlar şimdilik sadece söylenti, Renault yetkilileri tarafından yapılmış resmi bir açıklama yok ortada. Yine de Renault'nun üst sınıfa hitap eden alt markalarla büyümesi oldukça mantıklı görünüyor. Sonuçta bu akımı Volkswagen başlatmıştı (Audi ile), daha sonra da Japon ve Amerikalı üreticiler aynı taktiği başarıyla uygulamıştı. Renault biraz geç kalmış olabilir, ama hiç yapmamalarından iyidir.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Reklam böyle olur: Mini ile Britalian Job

Bilindiği üzere önümüzdeki aylarda Londra'da yaz olimpiyatları düzenlenecek. İngiliz kökenli bir marka olan Mini de hem olimpiyatlarda yarışacak olan İngiliz sporculara bir jest olsun diye, hem de kendi arabalarının tanıtımını yapmak için biraz uzunca bir reklam filmi hazırlamış. Aslında bu alıştığımız reklamlardan biraz farklı, çünkü ürüne odaklanılmıyor. Yine de gayet hoş olmuş. 1969 yapımı ikonik "Italian Job - İtalyan İşi" filminde Mini ile çekilen sahnelere de atıfta bulunulmuş. Videoda motorsikletle altın madalyaları çalıp kaçan kişi Top Gear programından tanıdığımız İngiliz manken Jodie Kidd. Mini'lerle onu kovalayanlar da İngiltere'nin eski altın madalyalı spırcuları. Ekibi yönlendiren "lider" ise efsanevi dekatloncu Daley Thompson. Bizim nesil bu adamları pek tanımıyor tabi, ama bir zamanların ünlü sporcuları bunlar. Neyse, video oldukça güzel olmuş. 5-6 dakikanız varsa üşenmeyip izlemenizi öneririm. Özellikle arka arkaya rampadan sıçrama sahnesi güzel olmuş ve güzel çekilmiş. Mini'nin "Britalian Job"  videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

5 Nisan 2012 Perşembe

Porsche 911 yetim kaldı...

Gelmiş geçmiş en iyi spor arabalardan biri olan Porsche 911'in tasarımcısı Ferdinand Alexander Porsche 76 yaşında hayatını kaybetti. İsim benzerliği kafaları karıştırmasın, bugün ölen Ferdinand Alexander Porsche zamanında Hitler için Volkswagen Beetle'ı tasarlayan Ferdinand Porsche'nin torunu, aynı zamanda Volkswagen ve Audi'nin de kurucularından olan Ferdinand Anton Porsche'nin de oğlu. Hepsi Ferdinand olunca karışıyor işte. Üç Ferdinand Porsche de otomotiv dünyasına çok şey katmışlar, hepsini tekrardan saygıyla anıyoruz. Rakipleri birkaç yılda bir tasarım değiştirse de Ferdinand Porsche'nin eseri olan 911 kimliğini hep korudu ve koruyacak. Onun 1962'de çizdiği araba hala temel hatlarını koruyarak en başarılı otomobillerden biri olmayı sürdürüyor. Toprağı bol olsun.


29 Mart 2012 Perşembe

Bilgisayarla lig şampiyonu tahmin edilir mi? Edilir!

Evet, edilir! Hem de gayet doğru şekilde tahmin edilir. Üstelik öyle uzaklarda değil, Türkiye'de tahmin edilir. National Geographic dergisinin bu ayki (Mart 2012) sayısında okuduğum bir olay çok ilgimi çekti, burada da paylaşmak istedim. Derginin bu ayki (gerçi ay bitti neredeyse ama olsun) sayısında bilgisayarın Türkiye'deki tarihine değinilmiş. Hep anlatılan yol hesaplaması yapan, muhasebede kullanılan bilgisayarlardan filan bahsedilmiş. Bunlar bana çok çekici gelmedi, çünkü daha önce zaten okumuştum. Lig şampiyonunun tahmin edilmesi ise ilgimi çekti. Olay 1975 yılında başlıyor. TRT İzmir stüdyolarından Hüsnü Esen Kaptan ilginç bir fikirle Ege Üniversitesi Bilgisayar Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin başkanı Oğuz Manas'a (Alphan Manas'ın babası) geliyor. Fikir şu: bilgisayar yardımıyla futbol ligi şampiyonunu tahmin etmek! Oğuz Manas öneriyi kabul ediyor ve işe koyuluyorlar. 1959 yılından 1976 yılına kadar profesyonel ligde oynanan tüm maçların istatistiklerini (oyuncular, goller, asistler, hava ve saha şartları, sonuçlar, kartlar, vs.) delikli kartlar yardımıyla bilgisayara giriyorlar. Bilgisayar da üstte resmini gördüğünüz IBM System 370 Model 125. Bilgisayar uzun süren hesaplamaların ardından ligin ikinci yarısı başlamadan hemen önce şampiyonu belirliyor: Trabzonspor...

13 Şubat 2012 Pazartesi

Mercedes SL 60. yılında geçmişini hatırlatıyor

Mercedes'in efsaneleşmiş modellerinden olan SL çok yakında yenilenecek. Yeni SL oldukça teknolojik ve harika görünümlü bir araba. Tabi onu özel yapan şey güçlü motoru ve harika görünümü değil, içindeki SL ruhu. 60 yıldır Mercedes SL lüks ve sportifliğin birleştiği bir ikon olmayı sürdürüyor. Yeni modelin arifesinde SL'in geçmişini anlatan bir video hazırlanmış. Bu videoda efsanevi martı kanat (gullwing) 300 SL'den şimdiki haşin bakışlı modellere kadar tüm SL versiyonları kronolojik sırayla gösteriliyor. Otomotiv nostaljisi sevenler bu kısa videoyu kaçırmasın, çünkü gösterilen modellerin her biri ayrı güzellikte. Mercedes SL'in tarihini anlatan videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

10 Şubat 2012 Cuma

Spor arabayla "sportif" arabanın farkı

Meşhur otomobil dergilerinden Autocar'ın internet sitesinin editörleri ilginç bir video hazırlamışlar. Videoda spor bir arabayla "sportif" bir araba karşılaştırılıyor. Bir tarafta herkesin favorisi Nissan GT-R var. Rakibi de zayıf bir araba değil tabi, bu testin "sportif" arabası bir BMW M5. İki araba da 500HP üzerinde güce sahip, ikisi de otomobillerle ilgilenen herkesin rüyalarını süsleyen cinsten. Sizce hangisi kazanır? Sonucu söylemeyeyim de, kendiniz izleyip görün. (Zaten çoktan tahmin etmişsinizdir ya, neyse.) Sonuçla ilgili fikrimi söylemek isterim tabi: Farkın bu kadar büyük olması beni çok şaşırttı. BMW M5 ile Nissan GT-R'ın kapışma videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

2 Şubat 2012 Perşembe

Audi çift turbolu 3.0L V6 dizel motorunu tanıttı

Üstte gördüğünüz karmaşık şey Audi'nin A4 ve üstü modellerinde kullanılan 3 litre hacimli V6 dizel motor. Bu motor zaten senelerdir kullanılıyor. Ona haber niteliği kazandıran şey ise eklenen ikinci bir turboşarj ünitesi. Audi'nin BiTDI ismini verdiği bu motor çift turbo desteğiyle -sıkı durun- tam 313HP güç ve 650Nm tork üretiyor. BMW'nin buna rakip olan aynı hacimli ve çift turbolu motoru (hani bazı X5 ve X6'larda 4.0D yazar ya, o motor işte) 306HP güç ve 600Nm tork üretebiliyordu. BMW bu teknolojiye geçeli çok oldu, ama Audi inatla çift turbolu motorları standart arabalarda kullanmak istemiyordu. Herhalde bir noktadan sonra dayanamadılar ve piyasanın taleplerine cevap vermek zorunda kaldılar. An itibariyle bazı Avrupa ülkelerinde yeni A6'nın motor seçenekleri arasına giren bu motor koca A6'yı sadece 5.1 saniyede 100KM/S hıza çıkartabiliyor. Hiç fena değil, hatta muhteşem birşey. Egzotik arabalar haricinde çoğu spor otomobil bile bu performansın karşısında duramaz. İşin daha da güzel tarafı, çift turbolu A6 bu performansa ulaşırken 100KM'de ortalama 6.4 litre mazot yakıyor. Performans bu sefer bütçenin belini bükmüyor yani. Audi bu motoru A7, A8 ve Q7'de de en yakın zamanda kullanmaya başlar. Daha sonra da A4 ve A5'e gelir, ama ülkemizde onlar daha çok 2 litrelik dizel motorla satıldığı için biz pek göremeyiz. Umarım aynı teknolojiyi 2 litrelik dizel motorlara da uygularlar, 200HP ve üzeri güç verebilen (ama vergi yüküyle can yakmayan) bir A5 harika olurdu.

24 Ocak 2012 Salı

Freddie Wong golf sporunu savaşa dönüştürüyor (veya tam tersini yapıyor)

İlginç ve kısa videoların adamı Freddie Wong son yapımında golf sporunu savaşla harmanlamış. Savaş filmlerinde veya Call of Duty tarzı oyunlarda görmeye alıştığımız bir savaş sahnesini golf oynayarak yeniden canlandırmışlar. Dev arazi araçları yerine golf arabaları kullanılmış. Silahların yerini de golf sopaları almış. Haliyle mermi de yok, onların yerine golf topları var. İlginç olmuş, çok hareketli olmasa da güzel kurgulanmış. Özellikle golf topuyla vurulma sahnelerini çok güzel yapmışlar. Arka planda duyulan ve görevle ilgili bilgiler veren telsiz konuşmaları da izleyiciyi havaya sokuyor. Freddie Wong'un "The Golf War" videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Toyota GT86 "ailesiyle" görüntülendi

İnternet üzerinden video yayınlamak kolaylaştıktan sonra firmalar televizyonda reklam olarak gösterilmeyecek olsa da ürünlerini tanıtan kısa (ama televizyon reklamlarına göre daha uzun ve detaylı) videolar hazırlamaya başladılar. İşte bu yazıda bahsedeceğim video da tam bu tanıma uyuyor. Toyota yeni spor otomobili GT86'nın tanıtımı için otomobilin hem son görüntülerinden, hem de geliştirilme aşamasındaki test çekimlerinden oluşan bir video hazırlamış. Video biraz heyecan ve nostalji havası katmak için de GT86'nın atası sayılabilecek Toyota Sports 800 ve AE86 modellerinin görüntüleri videoya eklenmiş. Eğer spor otomobillerin pistte yeteneklerini sergiledikleri videolardan hoşlanıyorsanız bunu mutlaka izlemenizi öneririm, çünkü Toyota GT86 ve "ailesi" gerçekten çok hoş görünüyorlar. Videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

15 Aralık 2011 Perşembe

Büyük patronun oğlu için arabayı yenileme zamanı: 2013 Mercedes-Benz SL duyuruldu

Nasıl Mercedes S serisi "büyük patron arabası" olarak biliniyorsa, Mercedes SL de o büyük patronun pek kıymetli oğlunun arabasıdır. İki kişiliktir, bu yüzden zorlansa bile aile arabası olarak kullanılamaz. Burada verilen mesaj açıktır: bu araba çocuğu olan kişi için değil, bekar ve zengin adam ile onun sevgilisi içindir. Mercedes'in en sportif modellerindendir. Hem büyük ve konforludur, hem de haşin görünümlü ve yüksek performanslıdır. Üstelik, üstü açıktır. Yeni modelleri açılabilir sert tavanla geliyor, bu yüzden coupe gibi de kullanılabiliyor, ama bu araba özünde bir cabriolet.

12 Aralık 2011 Pazartesi

BMW doğru yolu buldu, 6 serisi Gran Coupe'yi duyurdu

Dört kapılı coupe (veya sportif sedan) sınıfını Mercedes CLS yaratmıştı. Evet, önceden de Maserati Quattroporte vardı, ama o Maserati olduğu ve seri üretilmediği için onu saymıyoruz. CLS aslında sportif Jaguar sedanlarıyla rekabet edebilmek için tasarlanmıştı, ama Jaguar avlamaktan çok daha fazlasını başardı. Bu kadar başarılı olunca benzerleri de çıktı tabi. Önce kasa olarak CLS'ye çok benzeyen Volkswagen Passat CC geldi. Daha sonra onu Porsche Panamera, Audi A7 ve konsept tasarımdan öteye gidemeyen Lamborghini Estoque izledi. Kısacası, lüks sınıftaki tüm markalar (hatta pek lüks olmayanlar bile) CLS'nin başlattığı dört kapılı coupe akımını bir şekilde izledi. Bir tek BMW bu sınıfa giremedi, çünkü 5 GT diye garip görünümlü bir arabayla CLS'ye rakip olmaya çalıştılar. CLS (ve gerçek rakipleri) bakan herkesi kendilerine hayran bırakırken 5 GT çoğu kişi tarafından gelmiş geçmiş en çirkin BMW seçildi. Haliyle pek talep görmedi ve unutuldu. BMW bu olaydan dersini almış olacak ki, dört kapılı coupe sınıfına gerçekten ait olan bir model tasarladı: BMW 6 Gran Coupe.

27 Kasım 2011 Pazar

Uygun fiyatlı spor araba isteyenler sevinebilir - Toyota GT 86 duyuruldu

Japon otomobil üreticileri Toyota ve Subaru bundan birkaç yıl önce arkadan itişli sportif bir modeli ortaklaşa geliştirdiklerini duyurmuşlardı. Bu modelin platformu ortak olacaktı, ama kaportası markaya göre değişecekti. Beklenen model sonunda geldi, Toyota GT 86 (daha önce FT-86 veya Toyota ve Subaru'nun karışımı olan "Toyobaru" olarak biliniyordu) duyuruldu. Aslında resmen duyurulmadı, Toyota bunun için Tokyo'daki otomobil fuarını bekliyor, ama Toyota'nın İngiltere distribütörü biraz tez canlı davranarak yeni modelin fotoğraflarını, özelliklerini ve çıkış tarihini basına bildirdi.

15 Kasım 2011 Salı

En hızlı Volkswagen Golf bu olsa gerek

Şaşırdınız, değil mi? Ben de ilk başta şaşırmıştım. Üstteki her an hurda indiriminden faydalanacakmış gibi duran Volkswagen Golf dünyanın en hızlı spor arabalarını bile kıskandıracak performansa sahip. Arabanın sahibi bu Golf'e 1.8 litrelik bir dizel motor takmış. Daha sonra silindir kapağını değiştirip motoru benzinle çalışacak hale getirmiş. Böyle başlayan modifikasyon süreci sonunda arabanın dış kasası haricinde değişmeyen yeri kalmamış. Sonuçta ortaya 900HP gücünde bir Golf II çıkmış. Araba 6 vitesli bir manuel şanzımana ve Volkswagen'in 4MOTION isimli dört tekerlekten çekiş sistemine sahip. Zaten böyle bir sistem kullanılmasa gücün yere aktarılması sırasında çok kayıp yaşanırdı. Hafif kasa ve muazzam motor gücü sayesinde bu Golf 100KM/S hıza sadece 2.7 saniyede çıkabiliyor. Bu da "süper spor" arabalar için kıstas sayılan 3 saniye sınırının altında. Tabi bu performans sadece düz yol için geçerli, arabada hala Golf II platformu kullanıldığı için viraj performansı kafa tuttuğu spor otomobillere göre çok daha zayıf olacaktır. Zaten onu bu hale getirenler de pist yarışlarını değil, kalkış yarışlarını fethetmeyi hedeflemişler. Bu aşırı güçlü Volkswagen Golf'ü hareket halinde görmek istiyorsanız aşağıdaki videolara bir göz atabilirsiniz. Videoları göremiyorsanız Youtube bağlantıları burada ve şurada. Bunlara özenip babanızın arabasını kesip biçmeyin, bundan pek hoşlanmayabilir.



10 Kasım 2011 Perşembe

iPod Nano'ya rakip geldi: Motorola Motoactv

Bu cihazı yabancı teknoloji sitelerinde daha önce görmüş olabilirsiniz. Aslında duyurulmasının üzerinden biraz zaman geçti, ama ben bir türlü yazmaya fırsat bulamamıştım. İşte şimdi yazıyorum. Üstte gördüğünüz saatin ismi Motorola Motoactv, ama aslında bir saat değil. O bir medya oynatıcı ve spor asistanı. Normalde kare şeklinde, küçük bir cihaz (tıpkı son iki nesil iPod Nano gibi) ama opsiyonel olarak satılan bu saat kayışıyla kullanıldığında saate benziyor. Neyse, bu cihazın içinde 600 MHz hızında çalışan bir işlemci var ve Android işletim sistemi kullanıyor. Ekranı dokunmatik, çizilmesin diye de Gorilla Glass ile kaplanmış. Tamamen su (ve ter) geçirmez olarak tasarlanmış, bu sayede dışarıda koşu yaparken yağmurdan sakınmanıza gerek yok.

Android işletim sistemi kullanıyor dedim, ama bu özellik sadece diğer Android cihazlarla uyumlu çalışması için. Maalesef bu cihazın minyatür (1.6") ekranında oyun Angry Birds veya Fruit Ninja oynayamayacağız. Motoactv herhangi bir Android telefona (veya tablete) Bluetooth üzerinden bağlanabiliyor. Böylece gerektiğinde veri aktarımı yapılabiliyor, gerektiğinde de idman bilgileri telefona gönderilebiliyor. Üzerinde bir GPS alıcısı bulunan Motorola Motoactv koşu hızını ve mesafesini bu sayede düzgün şekilde hesaplıyor. Tüm bunların haricinde, Motoactv Android kullanan telefonlar için hem Bluetooth kulaklık, hem de ikinci ekran gibi davranabiliyor. Uyumlu bir telefona bağlandığında gelen çağrılar Motoactv üzerinden yanıtlanabiliyor, görüşmeler cihazın kulaklığıyla yapılabiliyor. Dahası, gelen mesajlar da Motoactv ekranında görünüyo. Böylece koşarken (veya koşmazken, ama başka şeylerle ilgilenirken) gelen mesajlar için telefonu cepten çıkarmak gerekmiyor. Bence oldukça faydalı bir cihaz, ama maalesef Motorola bu güzel aletin fiyatını biraz yüksek tutmuş. 8GB depolama alanına sahip olan Motoactv 250$ fiyatla satılıyor. Daha fazla yer isteyenler ise 300$ vererek 16GB kapasiteli modeli tercih edebilirler. Bu fiyatların ABD için olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Apple'ın buna çok benzeyen iPod Nano medya oynatıcıları bazı konularda geride kalsalar da bunun neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar. Keşke Motorola fiyatı belirlemeden önce piyasayı bir yoklasaydı. Neyse, fiyatı haricinde çok güzel bir ürün olmuş. Android telefona sahip olup standart Bluetooth kulaklıklarla yetinmeyenler böyle bir cihazı düşünebilirler.

11 Ağustos 2011 Perşembe

Dört trambolin ve bir beyzbol topu: Mükemmel döngü (hem de fazla mükemmel)

Youtube'da bir anda popüler olan bu videoda adamın biri (ismini bilmiyorum, ama adama benziyor) dikkatlice yerleştirilmiş dört trambolini beyzbol topunu sektirmek için kullanıyor. Böylece o vurdukça top bir trambolinden diğerine sekerek yine onun önüne geliyor. O da tekrar vuruyor tabi. Daha sonra işi abartıyor ve bir top daha ekliyor, tabi daha da hızlanıyor. Tahmin edeceğiniz üzere bu gerçek değil, çünkü gerçek olamayacak kadar iyi. Adam bunu sadece bir kere yapmış, sonra da aynı şeyi video üzerinde arka arkaya yapıştırarak tekrarlamış. Tabi bir kere bile yapmış olması da iyi, çünkü pek çok kişi bu kadarını da yapamazdı. Videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Yüksek sosyetenin tenis kortu da yüksek olur

Dünyanın en lüks ve sıradışı otellerinden birisi olan Burj el Arab, tepesinde dünyanın en yüksek tenis kortunu barındırıyor. 321 metre yüksekliğindeki binanın tepesine yakın bir noktada bulunan tenis kortu, muhteşem güzellikte bir manzaraya sahip; tabi, yüksekten korkma gibi bir sorununuz yoksa. :)