Daha önce de Lego'dan yaptığı fonksiyonel modellerinden bahsettiğimiz Sheepo (gerçek ismini bilmiyorum) bu sefer de kendine bir Caterham Seven yapmış. Efsanevi bir İngiliz otomobili olan Caterham Seven (Caterham 7 olarak da geçiyor) 1950'lerden beri üretiliyor. Tabi ilk başlarda adı Caterham değildi. Bu model aslında Lotus Seven olarak bilinir, ama 1970'lerde üretimi durunca Lotus aracın tasarım haklarını Caterham firmasına sattı. Fena halde hafif bir araba olan Caterham Seven "saf" sürüş zevkini en iyi veren araçlardandır.
Sheepo'nun sadece Lego parçaları kullanarak yaptığı Caterham Seven 45 cm boyunda ve 2.2 kg ağırlığında. Aşağı yukarı 2,500 Lego parçasından yapılmış olan araç beş adet Lego motoruyla hareket ediyor. Üzerinde arabanın orjinaline sadık kalınarak tasarlanmış bir süspansiyon sistemi (önde çift salıncaklı, arkada ise üç noktadan bağlantılı De Dion aks) kullanılmış. Çalışan bir difransiyel ve beş ileri bir geri vitesli sıralı şanzıman da unutulmamış. Anlayacağınız, neredeyse orjinali kadar düzgün çalışan bir araba bu. Çok hızlı gitmiyor tabi, Lego motorlarının kapasitesi oldukça sınırlı. Ayrıca kumanda da (yine Lego parçalarıyla yapılmış) radyo dalgalarıyla değil, kızılötesi sistemiyle çalışıyor. Bu da kumandanın verimini ciddi oranda düşürüyor. Ben çok beğendim, ama çok istesem bile bir tanesine sahip olamayacağım. Bu bir Lego seti değil, Sheepo'nun kendisi tarafından tasarlanan bir model. Neyse, neticede çok güzel bir çalışma. Lego'dan yapılma Caterham Seven'ı daha detaylı görmek istiyorsanız aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.
klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Mayıs 2013 Pazartesi
Tamamen Lego'dan yapılmış tam fonksiyonel uzaktan kumandalı Caterham Seven
Etiketler:
araba,
caterham,
fonksiyonel,
ilginç,
klasik,
lego,
model,
motor,
oyuncak,
sheepo,
süspansiyon,
şanzıman,
uzaktan kumandalı
3 Nisan 2013 Çarşamba
Yeni (2015) Mini Cooper klasik orta konsol hız göstergesine sahip olmayacak
BMW'nin küçük ve sevimli modeli Mini Cooper önümüzdeki yıl yenilenecek. Aslında Mini'nin yenilendiğini farketmek oldukça güç, çünkü aracın altyapısı ve motorları yenilense de tasarım pek değişmiyor. Malum, klasik tasarıma sadık kalmaya çalışıyor BMW tasarımcıları. Neyse, bu sefer tasarımcılar iç kısımda herkesin farkedebileceği bir değişiklik yapmışlar. Bugüne kadar üretilen Mini Cooper'ların hepsinde gördüğümüz orta konsoldaki kocaman hız göstergesi yeni modelde kullanılmayacak. Hız göstergesinin olduğu yerde yine yuvarlak bir bölüm var (fotoğrafta da görüldüğü üzere) ama içinde diğer otomobillerde de olduğu gibi ses sistemi ekranı ve kontrolleri var. Mini'ye yakın kaynaklar üstteki fotoğrafın Mini Cooper'ın en aksesuarsız modeline ait olduğunu, daha donanımlı modellerde klasik ses sistemi yerine o yuvarlak bölgeyi komple dolduran dokunmatik bir ekranın geleceğini söylüyorlar. Belki (bunu hiçbir kaynak söylemiyor, ben kafamdan uyduruyorum) bu kocaman renkli LCD ekranda farklı temalar seçilebilir, bu temalar arasında ekranı eski tip kocaman bir hız göstergesine dönüştüren bir tema da olabilir. Tabi bunun garantisi yok, bu yüzden Mini kullanıcıları yeni modeli aldıklarında kaçla gittiklerini öğrenmek için -tıpkı diğer sürücüler gibi- önlerindeki gösterge paneline bakmaya alışmalılar. Önümüzdeki yıl piyasaya çıkacak olan yeni Mini Cooper'ın teknik detayları henüz belli değil.
13 Kasım 2012 Salı
Lego'dan yapılma tam fonksiyonel nostaljik fotoğraf makinesi
Üstteki garip görünümlü cisim eski tip bir fotoğraf makinesi. Onu özel yapan şey ise sadece Lego, karton ve yapışkan bant kullanılarak yapılmış olması. Bir de ön kısımdaki küçük ve basit mercek var tabi, ama o da çok komplike bir parça değil. Dominique Vankan isimli şahıs boş bir vaktinde üşenmemiş ve bir klasik olan Autochrome Lumiere isimli makinenin aynısını Lego kullanayarak yapmış. İnanması güç, ama bu makine gerçekten fotoğraf çekebiliyor. Örnek fotoğrafı aşağıda görebilirsiniz. Çekim kalitesi günümüzdeki makinelere göre çok zayıf tabi, ama yine de basit parçalardan elde yapılan bir makine için oldukça iyi. Dominique Vankan belki bir sonraki denemesinde Lego kullanarak bir SLR yapabilir. Biraz iri olur belki, ama en az bunun kadar ilginç olacağı kesin.
7 Kasım 2012 Çarşamba
Klasik oyun meraklısının taşınabilir oyun cihazı: Ultimate Portable Game Player
Evet, başlıktaki isimden de anlaşılacağı üzere resimde görülen cihazı üreten At Games firması isim seçme konusunda son derece beceriksiz bir firma. Ürüne koyacak isim bulamamışlar, tutup "Ultimate Portable Game Player" demişler. Neyse, biz ürünün kendisiyle ilgilenelim. Sega Gamegear ve Sony PSP'nin tarzına benzer bir tasarıma sahip olan UPGP (her seferinde uzun uzun yazacağımı düşünmemiştiniz, değil mi?) 2.8" büyüklüğünde bir ekrana sahip. Cihaz 40 adet Sega Genesis oyunu ve 40 adet de ne olduğu açıklanmayan oyunla geliyor. Sega oyunlarının arasında Street Fighter 2, Sonic ve Mega Man gibi efsaneler de var. Eğer eski konsol oyunlarını seviyorsanız, sık sık oynayıp kafa dağıtmak istiyorsanız UPGP tam size göre bir cihaz. Şarj edilebilen bir lityum ion pille gelen UPGP bir de SD kart girişine sahip. İstenirse bu giriş üzerinden yeni oyunları içeren bellek kartları cihaza okutularak oyun sayısı arttırılabiliyor. Cihazın üzerinde bir de televizyon çıkışı var, böylece televizyona bağlayıp oyunları alıştığımız tarzda, büyük ekranda oynayabiliyoruz. UPGP'ın fiyatı 60$, yani piyasadaki diğer portatif oyun konsollarından çok daha ucuz. Herkese hitap etmeyebilir belki, ama benim gibi bu oyunlarla büyüyenlerin ilgisini çekeceği kesin.
15 Ağustos 2012 Çarşamba
2013 Range Rover Vogue tanıtıldı
Arazi aracı denildiğinde ilk akla gelen markalardan olan Land Rover'ın en büyük (ve en lüks) modeli Range Rover Vogue'un tamamen yenilenmiş 2013 modeli tanıtıldı. Range Rover'dan beklediğimiz üzere yeni Vogue eski modellere benzeyen, fazla değiştirilmemiş bir tasarıma sahip. Arabanın genel hatları korunmuş, üzerinde marka logosu bulunmasa bile çoğu kişi ilk görüşte bunun bir Range Rover Vogue olduğunu farkedecektir. Tabi bazı değişiklikler var, sonuçta Range Rover aynı arabayı makyajlayıp yeni model diye satacak kadar utanmaz bir firma değil. Ön kısımdaki en göze batan değişiklik Evoque tarzı farlar. Önceki modelde kullanılan ciddi görünümlü dikdörtgen farların yerine yanlardan arkaya doğru uzanan daha sportif görünümlü farlar kullanılmış. Tampon da biraz fazla düz olsa da arabaya güçlü bir görünüş kazandırıyor. Yeni Range Rover Vogue biraz garip dursa da genel anlamda şık olmuş.
Arka kısım ise ön tarafa göre daha tutucu bir tasarıma sahip. Klasik dikey farlar önceki modele benziyor, ama üst tarafta yanlardan öne doğru uzanan küçük bir kısım var. Bunu yüksek ihtimalle yeni modelin eskisine çok fazla benzemesini engellemek, daha doğrusu ayırt edilmesini sağlamak için yapmışlar sanırım. Arka farların iç deseni de farklı tabi. Range Rover (daha doğrusu Land Rover) yeni model tasarımları konusunda biraz sıkıntı çekiyor aslında. Şöyle ki, markayla özdeşleşmiş klasik tasarımı korumak istiyorlar. Korumalılar da zaten. Diğer yandan, aynı arabanın ufak değişikliklerle piyasaya sürülmesi müşterileri sıkıyor. İnsanlar artık 1970'lerden kalma tasarıma sahip bir araba almak istemiyorlar. Bu da Range Rover Vogue tasarımını sıkıntılı hale getiriyor. Hem klasik siluet korunmalı, hem de biraz farklı birşey olmalı. Bu ikisini birlikte yapmak gerçekten zor.
Tabi dış tasarımın sıkıntılı olması Range Rover'ın harika işler yapmasını engellemiyor. Yeni modelin iç mekanı gerçekten çok güzel olmuş. Sade, şık ve konforlu bir iç mekan hazırlamışlar. Ön konsol tuşlara boğulmamış, ayrıca hem teknolojik, hem de klasik görünüyor. Bence oldukça başarılı. 2013 Range Rover Vogue'un asıl yeniliği ise altyapısında. Arabanın ağırlığı önceki neslin benzer motorlu modellerine göre 320KG daha hafif. Bu hafifleme performansa ve yakıt tüketimine de olumlu etki yapıyor tabi. Ayrıca hafifleyen kasası sayesinde virajlarda da daha az savrulma ve yuvarlanma oluyor. Yeni Range Rover Vogue'un viraj performansını arttıran bir diğer özellik de dört tekerlekte de kullanılan havalı süspansiyon sistemi. Arazinin üstadı sayılan Land Rover elektronik sistemlerle desteklediği süspansiyon sisteminin her tür arazide en iyi performansı vereceğini, bunun yanında virajlarda da arabayı yolda tutacağını söylüyor. Ben inanırım, Land Rover yalan söylemez. Motor seçenekleri konusunda hiçbir detay verilmemiş, ama 3 litre ve üstü hacimde benzinli ve dizel motor seçenekleri sunulacaktır. Türkiye'de 3 litrelik dizel motor en fazla tercih edilen seçenek olacak büyük ihtimalle. Tüm motor seçenekleri 8 vitesli otomatik şanzımanla sunulacak. Yeni Range Rover Vogue bu yılın sonlarına doğru bayilerde (bizim durumumuzda oto galerilerinde) yerini alacak.
Arka kısım ise ön tarafa göre daha tutucu bir tasarıma sahip. Klasik dikey farlar önceki modele benziyor, ama üst tarafta yanlardan öne doğru uzanan küçük bir kısım var. Bunu yüksek ihtimalle yeni modelin eskisine çok fazla benzemesini engellemek, daha doğrusu ayırt edilmesini sağlamak için yapmışlar sanırım. Arka farların iç deseni de farklı tabi. Range Rover (daha doğrusu Land Rover) yeni model tasarımları konusunda biraz sıkıntı çekiyor aslında. Şöyle ki, markayla özdeşleşmiş klasik tasarımı korumak istiyorlar. Korumalılar da zaten. Diğer yandan, aynı arabanın ufak değişikliklerle piyasaya sürülmesi müşterileri sıkıyor. İnsanlar artık 1970'lerden kalma tasarıma sahip bir araba almak istemiyorlar. Bu da Range Rover Vogue tasarımını sıkıntılı hale getiriyor. Hem klasik siluet korunmalı, hem de biraz farklı birşey olmalı. Bu ikisini birlikte yapmak gerçekten zor.
Tabi dış tasarımın sıkıntılı olması Range Rover'ın harika işler yapmasını engellemiyor. Yeni modelin iç mekanı gerçekten çok güzel olmuş. Sade, şık ve konforlu bir iç mekan hazırlamışlar. Ön konsol tuşlara boğulmamış, ayrıca hem teknolojik, hem de klasik görünüyor. Bence oldukça başarılı. 2013 Range Rover Vogue'un asıl yeniliği ise altyapısında. Arabanın ağırlığı önceki neslin benzer motorlu modellerine göre 320KG daha hafif. Bu hafifleme performansa ve yakıt tüketimine de olumlu etki yapıyor tabi. Ayrıca hafifleyen kasası sayesinde virajlarda da daha az savrulma ve yuvarlanma oluyor. Yeni Range Rover Vogue'un viraj performansını arttıran bir diğer özellik de dört tekerlekte de kullanılan havalı süspansiyon sistemi. Arazinin üstadı sayılan Land Rover elektronik sistemlerle desteklediği süspansiyon sisteminin her tür arazide en iyi performansı vereceğini, bunun yanında virajlarda da arabayı yolda tutacağını söylüyor. Ben inanırım, Land Rover yalan söylemez. Motor seçenekleri konusunda hiçbir detay verilmemiş, ama 3 litre ve üstü hacimde benzinli ve dizel motor seçenekleri sunulacaktır. Türkiye'de 3 litrelik dizel motor en fazla tercih edilen seçenek olacak büyük ihtimalle. Tüm motor seçenekleri 8 vitesli otomatik şanzımanla sunulacak. Yeni Range Rover Vogue bu yılın sonlarına doğru bayilerde (bizim durumumuzda oto galerilerinde) yerini alacak.
Etiketler:
2013,
4x4,
araba,
arazi,
evoque,
far,
klasik,
land rover,
modern,
motor,
range rover,
tasarım,
vogue,
yeni model
26 Temmuz 2012 Perşembe
Street Fighter hayranlarına özel satranç seti ve Lego figürleri
Efsanevi dövüş (beat'em up) oyunları serisi Street Fighter'ın yapımcısı Capcom serinin 25. yılını kutlamak için özel bir satranç setini piyasaya sürdü. Normal satranç taşlarının yerine Street Fighter oyunlarındaki dövüşçü karakterlerin kullanıldığı sette (normal olarak) iyi ve kötü karakterler takımlara ayrılmış durumda. Bir tarafta şah olarak M. Bison varken, diğer tarafta Ryu şah olmuş. Vezirler de taraflara göre Chun-Li ve Juri oluyor. Tabi piyonları da oyundaki dövüşçülere benzetip o dövüşçüyü aşağılamak istememişler, bu yüzden iyi tarafın piyonları Ryu'nun yumruğu şeklindeyken kötü tarafın piyonları da M. Bison'ın simgesi olan kanatlı kurukafa olmuş. Güzel bir çalışma, ama maalesef sadece sınırlı sayıda üretilmiş. Bu yüzden standart satranç setlerine göre biraz pahalı. Bunlardan bir tane edinmek isteyen satranç meraklısı Street Fighter hayranlarının 300$'ı gözden çıkarması gerekiyor.
Bir diğer Street Fighter güzelliği de tasarımcı Julian Fong'un fikri olan Street Fighter temalı Lego figürleri. Julian Fong küçük Lego adamcıklarını alıp gerektiği şekilde boyayıp şekillendirerek Street Fighter karakterlerine benzetmiş. Tabi ne kadar modifiye edilseler de Lego adamcıkları vahşi dövüşçülere göre fazla şirin kalıyor. Yine de güzel olmuş, ben beğendim. Maalesef bu figürleri edinmek üstteki satranç setini almaktan daha zor, çünkü bu sadece bir tane yapılmış özel bir tasarım. Julian Fong bu tasarımını amatör tasarımların oylandığı beğenilenlerin gerçek Lego setlerine dönüştürüldüğü Lego Cuuso sitesine göndermiş. Orada eğer 10,000 oy alabilirse Lego Street Fighter temalı setler yapabilir. Güzel de olur aslında, benim gibi ergenliği Street Fighter 2 başında geçmiş olanların çok hoşuna gidecektir bu setler. (Street Fighter 1'i hiç sevememiştim, o yüzden favorim 2'ydi.) Lego adamcıklarıyla "Ultra Combo" yapmak biraz zor olacak tabi, ama idare edeceğiz artık.
Bir diğer Street Fighter güzelliği de tasarımcı Julian Fong'un fikri olan Street Fighter temalı Lego figürleri. Julian Fong küçük Lego adamcıklarını alıp gerektiği şekilde boyayıp şekillendirerek Street Fighter karakterlerine benzetmiş. Tabi ne kadar modifiye edilseler de Lego adamcıkları vahşi dövüşçülere göre fazla şirin kalıyor. Yine de güzel olmuş, ben beğendim. Maalesef bu figürleri edinmek üstteki satranç setini almaktan daha zor, çünkü bu sadece bir tane yapılmış özel bir tasarım. Julian Fong bu tasarımını amatör tasarımların oylandığı beğenilenlerin gerçek Lego setlerine dönüştürüldüğü Lego Cuuso sitesine göndermiş. Orada eğer 10,000 oy alabilirse Lego Street Fighter temalı setler yapabilir. Güzel de olur aslında, benim gibi ergenliği Street Fighter 2 başında geçmiş olanların çok hoşuna gidecektir bu setler. (Street Fighter 1'i hiç sevememiştim, o yüzden favorim 2'ydi.) Lego adamcıklarıyla "Ultra Combo" yapmak biraz zor olacak tabi, ama idare edeceğiz artık.
Etiketler:
beat'em up,
efsane,
klasik,
lego,
oyun,
özel,
satranç,
sınırlı sayıda üretim,
street fighter,
tasarım
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Nintendo temalı harika domino gösterisi
Domino gösterilerini izlemek zevklidir, ama sadece birkaç dakika süren hoş görüntüleri oluşturmak için günler harcanır. Bu videodaki gösteri de istisna değil. ShanesDominoez isimli Youtube kullanıcısı çok sevdiği Nintendo ve onun klasik oyunları temalı bir domino gösterisi hazırlamış. Tam 30,000 domino taşını uygun şekilde dizmişler ve kamerayı çalıştırıp dizinin ucuna dokunmuşlar. Bize de izlemesi kalmış. Yalnız, Sonic the Hedgehog'u da Nintendo klasikleri arasına sokmuşlar nedense. İşin uzmanı değilim, ama bildiğim kadarıyla Sonic bir Nintendo oyunu değildi, sonradan Nintendol platformuna gelmişti. Neyse, o kadar detaya bakmamak lazım. Nintendo temalı domino gösterisini aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
18 Nisan 2012 Çarşamba
Tek kişilik orkestradan video oyun müzikleri potpurisi
"Potpuri" kelimesini kullanacağım hiç aklıma gelmezdi. Ben şimdi bu kelimeyi yazıda da değil, yazının başlığında kullandım. Kendi kendime şaşırıyorum bazen. Neyse, biz porpurinin içeriğine dönelim. Freddie25 isimli Youtube kullanıcısı geçmişten günümüze akılda kalan 34 video oyununun müziklerini rock tarzında çalarak birleştirmiş. Gitarları, klavyeyi ve davulu kendisi çalmış, yani herşeyi kendisi yapmış. Yaklaşık 10 dakika süren bu potpuride müziği çalınan oyunların ekran görüntüleri de gösteriliyor. Eğer uzun süredir oyunlarla ilgileniyorsanız bunu izlerken mutlaka daha önce oynadığınız birkaç oyuna denk geleceksiniz. Nostalji yaşamak için ideal, ama bitince üzülüyor insan. Freddie25 de iyi müzisyenmiş, tüm enstrumanların hakkını vermiş. Ben beğendim, 10 dakikanızı ayırabilirseniz izlemenizi öneririm. Videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
17 Nisan 2012 Salı
Yeni Ford Mustang gerçekten "yeni" olacak
Ford'un son yıllarda yaptığı en güzel araba herhalde şu anda satılmakta olan Mustang'dir. Güzel olmasının sebebi de başarılı bir araba olması değil, klasik tasarıma sahip olması. 2005 yılında piyasaya çıkan 5. nesil Mustang ilk nesillerin görünümüne oldukça yakın tasarlanmıştı. Bu yüzden de benim gibi klasik Mustang sevenlerin çok hoşuna gitmişti. Tabi aynı klasik çizgilerle devam etmesi zor, bu yüzden Ford şimdi tamamen farklı bir Ford Mustang piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Geçen sene tanıtılan (ve fotoğraflarda gördüğünüz) Evos konseptinin yeni Mustang olabileceği, veya yeni Mustang'in Evos konseptinden esinlenerek tasarlanabileceği söylentileri sektörde dolaşmaya başladı. ABD basınında yazılanlara göre Ford globalleştireceği Mustang'i daha modern ve akıcı bir tasarıma kavuşturmak istiyor. Tamam, bu araba da çok güzel, ama Mustang için fazla modern sanki... Keşke Mustang böyle kalsa da, bu arabayı da başka bir isimle (mesela Capri çok hoş olabilir) piyasaya sürseler çok güzel olurdu. Tabi benim dememle olmuyor, bu Ford'un vereceği bir karar.
12 Nisan 2012 Perşembe
Şimdiki çocuklar (hatta bebekler) çok şanslı - 1960 model Cadillac bebek arabası
Bizim zamanımızda bebek arabaları klasik tipteydi. Öyle teknolojik şeyler yoktu, basit dört tekerlekli katlanır arabalardı. Şimdi de aslında öyle, ama süspansiyonlu, daha teknolojik bebek arabaları var. Bir de yandaki resimde (ve aşağıdaki videoda) gördüğünüz tipte "özel yapım" bebek arabaları var tabi. Kim olduğunu bilmiyorum, ama videodaki şanslı çocuğun babası (ya da amcası, dayısı, vs.) olduğunu tahmin ettiğim kişi yapmış bu arabayı. Aslında formül basit: pedalla çalışan bir çocuk arabasının içi değiştirilmiş ve bebek arabasına dönüştürülmüş. Arka tarafına da ittirmek için uzun bir sap bağlanmış. Arabayı yapan 60 model bir Cadillac gövdesi kullanmayı tercih etmiş, ama başka tipte gövdelerle de yapılabilir. Bu siyah Cadillac'ın alt kısmında kırmızı aydınlatma var. İçi de kırmızı döşemeli. Lastikleri ise klasik arabalarda gördüğümüz türde beyaz yanaklı. En güzel kısım ise sapındaki bir tuşa basıldığında arkasından alev püskürtmesi. Tabi alevlerin boyunu iyi ayarlamak lazım, ayakları yakmak da mümkün. Özel yapım olduğu için piyasada satılmıyor, ama fiberglastan yapılma klasik araba gövdeleri 200$ karşılığında edinilebiliyor. Biraz atölye çalışmasından sonra yapılamayacak birşey değil. Cadillac bebek arabasının videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
3 Nisan 2012 Salı
Audi'nin çirkin ördek yavrusu reklamı
İnanması güç gelebilir, ama yanda gördüğünüz "biçimsiz" araba bir Audi. Aslında onu biçimsiz yapan şey biçimli olması. Karışık, değil mi? Paul Jaray isimli tasarımcının eseri olan bu otomobil 1920'lerde hazırlanmış olan bir konsept model. Çılgın tasarımcı Paul Jaray o yıllarda pekçok firma için bu tarz "streamlined" (akıcı çizgili tasarıma sahip) arabalar çizmiş. Tabi tasarımları o yıllarda biraz garip geliyormuş insanlara. Öyle ya, 1920'lerde insanlar açık çamurluklu, aerodinamik biliminden nasibini almamış arabalara biniyorlardı. Paul Jaray'in tasarımları da öyle çok göze hoş gelen tarzda değil belki, ama akıcı çizgileri olduğu kesin. İşte o "streamlined" tasarım anlayışı şimdi bindiğimiz modern arabalarda da kullanılıyor. Audi bu düşünceden yola çıkarak ilginç bir reklam hazırlamış. Reklamda önce 1920'lerden kalma bu konsepti görüyoruz ve ne kadar çirkin olduğu tekrardan aklımıza geliyor. Arka planda "Çirkin ördek yavrusu" hikayesiyle ilgili bir çocuk şarkısı çalıyor. Şarkıda yavru ördeğin çok çirkin olduğu, ama daha sonra bir kuğuya dönüştüğü anlatılıyor. İşte aynı dönüşümü Audi'nin akıcı tasarımlı arabası da yaşıyor. O tipsiz araba 90 yıl içerisinde benzer akıcı çizgilere sahip, ama göze çok daha güzel gelen Audi A5'e dönüşüyor. Audi reklamlarını hep beğenmişimdir, bu reklam da istisna oluşturmuyor. Herzamanki gibi yaratıcı ve akıl dolu bir reklam hazırlamış Audi'nin ajansı. Mümkünse bir dakikanızı ayırıp izleyin, pişman olmazsınız. Audi'nin çirkin ördek yavrusu temalı A5 reklamını aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
16 Şubat 2012 Perşembe
Olmaz demeyin, bu da oldu! - 1986 model iOS
24 Ocak 2012 Salı
iPad'i daktiloya dönüştüren cihaz: Typescreen
Bilgisayarların ve yazıcıların ucuzlamasından sonra kimse daktilo kullanmaz oldu, ama hala bu nostaljik yazı makinelerini çok sevenler var. İşte bu ürün o tip kişileri sevindirecek cinsten. Spinning Hat firmasının sattığı Typescreen daktilo şeklinde bir iPad dock ünitesi. Typescreen'in sadece şekli daktiloya benzemiyor, işlevselliği de daktilo ile "neredeyse" aynı. Aradaki tek fark kağıt yerine iPad kullanılması. Typescreen'in tuşlarına basıldıkça minik bir kol iPad'in ekranındaki dokunmatik klavyenin üzerindeki harflere basıyor, böylece yazı yazılıyor. Ürünün sayfasında belirtilmemiş ama, sanırım yazarken daktilo sesi de çıkartıyor. Ayrıca kullanılırken iPad'i şarj etme özelliği de var. Aslında hiçbir işe yaramıyor, onun yaptığı şeyi elinizle de yapabilirsiniz, ama Typescreen yine de havalı görünüyor. Lisanslı bir Apple ürünü olduğu iddia edilmiş, ama Typescreen'in fiyatı şüphe uyandıracak kadar düşük. Sadece 3£ karşılığında sahip olunabilen (tabi bu kısım biraz şüpheli) bu ürün iPad'i ve iPad 2'yi destekliyor. Eğer bir iPad'im olsaydı kaçırmazdım, çünkü 3£ gerçekten iyi fiyat. Typescreen'i almak isterseniz şuradan sipariş verebilirsiniz. Stoklar sınırlıymış, tabi eğer gerçekten stok varsa...
16 Ocak 2012 Pazartesi
Klasik oyun sevenlerin el konsolu: RetroDuo Portable
Üstte gördüğünüz kırmızı gamepad - PSP melezi gibi duran aletin ismi RetroDuo Portable. RetroBit firmasının geliştirdiği bu el konsolu aslında fonksiyon olarak bir PSP'ye veya Nintendo DS'e benziyor, ama onlardan farklı olarak eski NES ve SNES (Nintendo ve Super Nintendo) oyunlarını oynatıyor. Klasik oyun kartuşları (böyle takoz gibi, kocaman plastik kutular) cihazın üst tarafına bir adaptörle bağlanıyor. Daha sonra cihazın üzerindeki 3.5" büyüklüğündeki ekranda 8-bit ve 16-bit oyunlar oynanıyor. Eski oyunların ne kadar eğlenceli olduğunu bilenler bu aleti şimdiden beklemeye başladılar bile. Kırmızı renk şart değil, cihazın farklı renk seçenekleri de mevcut. RetroDuo'nun fiyatı 90$, ama maalesef henüz ülkemizde bulunamıyor.
4 Ocak 2012 Çarşamba
Minyatür pistte manyetik yarış
Baştan uyarayım, bu videoda görecekleriniz büyük ihtimalle sahte. Tüm olay bilgisayarla yapılmış olabilir, bu yüzden fazla kapılmamak lazım. Japonya Bilim ve Teknoloji Enstitüsü isimli bir kurum (böyle bir enstitü yok aslında, daha doğrusu internette bulunamıyor) klasik fütüristik yarış oyunu Wipeout'un minyatür bir benzerini yapmış. Minyatür bir pistin üzerinde havada süzülen küçük arabalar yoldan hiç çıkmadan hızla ilerleyebiliyorlar. Videoya göre bunun sebebi pistteki ve arabaların altındaki mıknatıslar. Ayrıca, arabaların mıknatısları sıvı nitrojenle soğutuluyor. Çok güzel görünüyor, ama arabaların gidişi biraz fazla düzgün. Bu yüzden video gerçekçiliğini yitirmiş. Yine de çok güzel hazırlanmış, ben beğendim. Videoyu bana gönderen Sirke'ye teşekkür ederim.
2 Ocak 2012 Pazartesi
Telefonla fotoğraf çekmeyi seven adamın telefon kılıfı da farklı olur
Telefon kılıfları (kılıf derken, telefonun arkasına takılan kapak şeklindeki kılıflardan bahsediyorum) zaten oldukça fonksiyonel şeyler. Telefonu dış etkenlerden koruyorlar, daha ne fonksiyonu olsun ki? Normal insanlar için durum böyle olsa da, özel zevkleri olanlar bir telefon kılıfından bile daha fazlasını bekleyebiliyorlar. Holga firmasının ürettiği kılıflar da bu tip kişilere hitap ediyor. Arkasında çevirmeli telefonun çevrilen çemberine benzeyen basit bir mekanizma bulunan bu kılıfların özelliği telefon kamerasına filtre efektleri uygulayabilmeleri. Arkadaki çemberin her deliğinde farklı bir filtre var. Bu filtrelerin bazıları renk efekti için kullanılıyor, bazıları da geometrik efektler (Türk filmlerinde bolca kullanılan avize taşı efekti gibi) yapmaya yarıyor. Herkesin işine yaramaz tabi, ama telefonu fotoğraf makinesi ve kamera olarak kullanmayı sevenlerin ilgisini çekebilir. Bu efektleri uygun bir yazılımla fotoğraflara sonradan uygulamak da mümkün, ama bu fazladan zaman ayırmayı gerektiriyor. Ayrıca telefonla sadece fotoğraf çekilmiyor, video da çekiliyor. Videolara sonradan efekt uygulamak fotoğraflara uygulamak kadar kolay değil. Holga bu kılıfların iPhone ve Samsung Galaxy S II ile uyumlu versiyonlarını üretiyor. Fiyatları da sırayla 25$ ve 28$. İlk defa birşeyin Samsung için olanının Apple için olanından pahalı olduğunu görüyorum. Sanırım dünyanın sonu yaklaştı.
Holga kadar fonksiyonel olmasa da görünüm olarak fotoğraf meraklılarının ilgisini çekecek bir kılıf da Gizmon firması üretmiş. Nostaljik bir rangefinder makine görünümüne sahip olan bu kılıf aslında tek başınayken neredeyse hiçbir fonksiyonel getiri sağlamıyor. Ufak tefek faydaları var tabi, mesela normalde fotoğraf makinesinin lensi gibi görünen yerde insanların kendi fotoğraflarını çekerken kullanabilecekleri bir ayna yerleştirilmiş. Üst tarafta da bir optik bakaç (viewfinder) var, bu sayede klasik bir makineyle çekiyormuş gibi fotoğraf çekmek mümkün. Bir de deklanjör tuşu eklemişler, o da ses açma tuşuna bağlı. Basıldığında normal deklanjör gibi fotoğrafın çekilmesini sağlıyor.Makineyi Telefonu sabit tutmak için bir tripod bağlantısı da kılıfa eklenmiş. Gizmon'un "iCA" ismini verdiği bu kılıf gündelik kullanım için biraz şekilsiz gibi dursa da bir özelliğiyle fotoğrafçıları kendine çekiyor: değiştirilebilir lensler. Makinenin ortasındaki çakma lensten bahsetmiyorum tabi. Gerçek lensin olduğu sol alt köşedeki kısımda ekstra lens takılabilmesi için gerekli dişler açılmış. Bu dişler sayesinde kılıfa Gizmon'un sattığı balıkgözü (çok geniş açı) ve makro (yakın çekim) lensleri takılabiliyor. Gizmon iCA bu lenslerle normal bir iPhone'un çekemediği fotoğrafların çekilmesini sağlayabiliyor. iPhone dedim, değil mi? Yukarıdaki Holga kılıfların aksine Gizmon iCA sadece iPhone ile uyumlu, diğer telefonlara uygun bir modeli üretilmemiş. Holga'ya göre biraz da pahalı olan Gizmon iCA'nın fiyatı 65$. Eğer ekstra lensleri istiyorsanız onlar için de 45$'ı gözden çıkarmanız gerekiyor. Fiyat yüksek geldiyse biraz bekleyin, bu fiyata kimseye satamayacakları için yakında iflas ederler, ürünler de indirime girip yarı fiyatına (hatta belki daha aşağısına) satılır.
Holga kadar fonksiyonel olmasa da görünüm olarak fotoğraf meraklılarının ilgisini çekecek bir kılıf da Gizmon firması üretmiş. Nostaljik bir rangefinder makine görünümüne sahip olan bu kılıf aslında tek başınayken neredeyse hiçbir fonksiyonel getiri sağlamıyor. Ufak tefek faydaları var tabi, mesela normalde fotoğraf makinesinin lensi gibi görünen yerde insanların kendi fotoğraflarını çekerken kullanabilecekleri bir ayna yerleştirilmiş. Üst tarafta da bir optik bakaç (viewfinder) var, bu sayede klasik bir makineyle çekiyormuş gibi fotoğraf çekmek mümkün. Bir de deklanjör tuşu eklemişler, o da ses açma tuşuna bağlı. Basıldığında normal deklanjör gibi fotoğrafın çekilmesini sağlıyor.
16 Kasım 2011 Çarşamba
1957 model Ferrari 250 GT "resmen" ayakları yerden kesti
Bu "ayakları yerden kesmek" deyimi çok farklı anlamlarda kullanılabiliyor. En basit ulaşım araçlarını tarif ederken de kullanılıyor, en harika şeylerden bahsederken de. Bu sefer ise durum biraz farklı, ortada herhangi bir mecazi anlam yok. Mille Miglia isimli klasik otomobil yarışının Kuzey Amerika ayağının açılışında start verilirken 1957 model bir Ferrari 250 GT sahnede duran talihsiz insanların ayaklarını tamamen yerden kesti. Sahneye olması gerekenden biraz daha hızlı çıkan, bu yüzden de daha sert fren yapan araba yere tam sabitlenmemiş olan halıyı bir anda hareket ettirdi ve haliyle halının üzerinde duranları yere yıktı. Neyse ki kimse sakatlanmamış. Aslında böyle bir araba yüzünden yere devrilmek de güzel, ama düşmesek de içine binsek daha da güzel tabi. Olayın kısa videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
15 Kasım 2011 Salı
En hızlı Volkswagen Golf bu olsa gerek
Şaşırdınız, değil mi? Ben de ilk başta şaşırmıştım. Üstteki her an hurda indiriminden faydalanacakmış gibi duran Volkswagen Golf dünyanın en hızlı spor arabalarını bile kıskandıracak performansa sahip. Arabanın sahibi bu Golf'e 1.8 litrelik bir dizel motor takmış. Daha sonra silindir kapağını değiştirip motoru benzinle çalışacak hale getirmiş. Böyle başlayan modifikasyon süreci sonunda arabanın dış kasası haricinde değişmeyen yeri kalmamış. Sonuçta ortaya 900HP gücünde bir Golf II çıkmış. Araba 6 vitesli bir manuel şanzımana ve Volkswagen'in 4MOTION isimli dört tekerlekten çekiş sistemine sahip. Zaten böyle bir sistem kullanılmasa gücün yere aktarılması sırasında çok kayıp yaşanırdı. Hafif kasa ve muazzam motor gücü sayesinde bu Golf 100KM/S hıza sadece 2.7 saniyede çıkabiliyor. Bu da "süper spor" arabalar için kıstas sayılan 3 saniye sınırının altında. Tabi bu performans sadece düz yol için geçerli, arabada hala Golf II platformu kullanıldığı için viraj performansı kafa tuttuğu spor otomobillere göre çok daha zayıf olacaktır. Zaten onu bu hale getirenler de pist yarışlarını değil, kalkış yarışlarını fethetmeyi hedeflemişler. Bu aşırı güçlü Volkswagen Golf'ü hareket halinde görmek istiyorsanız aşağıdaki videolara bir göz atabilirsiniz. Videoları göremiyorsanız Youtube bağlantıları burada ve şurada. Bunlara özenip babanızın arabasını kesip biçmeyin, bundan pek hoşlanmayabilir.
Etiketler:
araba,
eski,
golf,
klasik,
motor,
nostalji,
performans,
spor,
şanzıman,
volkswagen
19 Ekim 2011 Çarşamba
Zaman makinesi çağa ayak uyduruyor: Elektrikli DeLorean DMC-12
İsmi size anlamsız gelse de kendisini gördüğünüz anda Geleceğe Dönüş serisinin zaman makinesi DeLorean'ı tanırsınız. Bir heves ve intikam duygusuyla tasarlanmış ve piyasada başarılı olamayıp üreticisini batırmış olan DMC-12 yakında yollara geri dönebilir. DeLorean Motors Company (DMC) iflas etti, ama tasarımları ve patentleri Texas'lı bir firma tarafından satın alındı. Bu firma hala çalışır durumdaki Delorean'ların yedek parça ihtiyaçlarını karşılıyor. Firmadan gelen haberlere göre DeLorean üretimi 2013 yılında yeniden başlayacak. Yeni üretilecek olan otomobiller tasarım olarak Geleceğe Dönüş filmlerinde gördüğümüz klasik DMC-12 modeline benzeyecek, ama tamamen elektrikle çalışacak. Arabanın motor ve batarya sistemi elektrikli arabalar konusunda uzmanlaşmış olan Epic firmasından alınacak. Henüz kesinleşmiş bir detay olmasa da elektrikli DeLorean'ın 260 hp güce sahip olacağı ve 200 KM/s hızına kadar çıkabileceği söyleniyor. Böyle bir araba pek ucuz olmuyor tabi, elektrikli DeLorean'ın ABD fiyatı bile 90,000$ - 100,000$ arasında olacak. Türkiye'ye gelse bile fiyatı çok uçuk olacaktır, bu arabanın hayranı olan kişiler de genelde bilimkurgu meraklısı gençler olacağından pek fazla satılmayacaktır. Umarım fiyat konusunda bir güzellik yaparlar, yeni nesillerin de zaman makinesine binmeye hakkı olduğunu düşünüyorum.
Ekleme: Elektrikli DeLorean'ın pistteki deneme sürüşleri sırasında kısa ve sarsıntılı bir video çekmişler. Kalite düşük, araba da öyle pek hızlı gitmiyor, ama bu video bize bu projenin sadece bilgisayarda tasarlanmış, şimdilik hayal ürünü olan (yabancıların vaporware dediği türden) bir proje olmadığını ispatlıyor. Videoda arabayı süren kişinin DeLorean firmasının şimdiki sahibinin oğlu Cameron Wynne olduğu söyleniyor. Demek ki bu resmi bir test sürüşü, adamlar da bu arabayı gerçekten yapmışlar. Videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
Ekleme: Elektrikli DeLorean'ın pistteki deneme sürüşleri sırasında kısa ve sarsıntılı bir video çekmişler. Kalite düşük, araba da öyle pek hızlı gitmiyor, ama bu video bize bu projenin sadece bilgisayarda tasarlanmış, şimdilik hayal ürünü olan (yabancıların vaporware dediği türden) bir proje olmadığını ispatlıyor. Videoda arabayı süren kişinin DeLorean firmasının şimdiki sahibinin oğlu Cameron Wynne olduğu söyleniyor. Demek ki bu resmi bir test sürüşü, adamlar da bu arabayı gerçekten yapmışlar. Videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
Etiketler:
araba,
bilim kurgu,
delorean,
elektrikli araba,
geleceğe dönüş,
ilginç,
klasik,
teknoloji
20 Eylül 2011 Salı
Volkswagen Beetle'dan Porsche 356 yapılır mı?
Görünüşe göre yapılıyormuş. Ben zaten biliyordum her Porsche'nin içinde bir Volkswagen Beetle (tosbağa) kalbi attığını. Bir kere, ikisi de boxer motora sahip. İkisinin de motoru arkada. Tasarımcıları baba - oğul. Tipleri de sanki biraz benziyor. Bu kadar yakınlık da bağlantıyı kurmaya yeter zaten. İngiliz ordusunda hava kuvvetlerinde mühendis olarak çalışan Megan Ashton'ın hayali bir Porsche 356'ya sahip olmakmış. Porsche her dönemde üst seviye bir otomobildi ve hiç ucuz olmadı. Haliyle Megan Ashton hayalindeki arabaya sahip olamamış. Tabi o bunu kabullenmemiş ve azimle çalışarak hurdaya çıkmış bir Volkswagen Beetle'ı hayalindeki arabaya dönüştürmüş. Aynı dönemde üretildikleri için Beetle ile 356'nın bazı parçaları aynı. Megan Ashton kendi yaptığı Porsche 356'sını kendi düğününde de gelin arabası olarak kullanmış. Görünümü size garip gelebilir, ama bu araba efsanevi Porsche 911'in atasıdır ve bir zamanların performans kralıdır. Kendime bir tane yapacak yeteneğim yok, ama şöyle temiz bir tanesini bulsam (ve tabi koyacak yerim de olsa) alıp haftasonları gezintiye çıkmak isterdim.
Etiketler:
araba,
beetle,
klasik,
modifikasyon,
nostalji,
porsche,
volkswagen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)