Kamuflajlı değil, konsept değil, çizim hiç değil... Bu sefer yeni X5'in bizzat kendisi ortaya çıktı. BMW popüler arazi aracının 2014 model yılı için tamamen yenilenmiş versiyonunu resmen duyurdu. Yeni X5 mevcut modelin ilk çıktığında aldığı yorumların çok benzerlerini alacak gibi görünüyor bana. Şu an satılmakta olan model tanıtıldığı zaman çoğu kişi "e bunun öncekinden ne farkı var ki?" demişti. Çoğunluğa göre yeni model eskisinin makyajlanmış halinden başka birşey değildi. İşin aslı öyle değil tabi de, bunu herkese anlatmak güç. Yeni model için de benzer yorumların geleceğine eminim.
Yeni X5'in tasarımı gözünüze çok tanıdık gelmiş olabilir. Aynı tasarım dili (veya tarzı) BMW'nin giriş seviyesi arazi aracı olan X1'de de kullanılıyor. Hatta arka kısım X1 ve X3'e çok benziyor. Günümüzde bu tip benzerlikler normal karşılanıyor, görüntü de güzel olduktan sonra bizim için sorun yok. Ön kısımda da BMW'nin yeni tarzına uygun olarak farlar çift böbrek tasarımlı ızgaraya birleştirilmiş. Yanlardaki karakter çizgileri diğer güncel BMW modellerinden aşina olduğumuz şeyler zaten. Ön çamurluğun arka kısmına da hava girişi görünümlü küçük ızgaralar eklenmiş. Gerçekten işe yarıyorlar mı bilmiyorum, ama şık göründükleri kesin.
İç mekanda da öyle beklenmedik, şoke edici değişiklikler yok. BMW'lerin iç mekan tasarımı her zaman gayet şık olmuştur zaten. Yeni X5'te de bu durum değişmiyor. Mevcut 5 serisinden aşina olduğumuz iç mekan öğeleri X5'in geniş kabininde çok güzel kullanılmış. Fotoğraflardan malzeme kalitesini anlamak zordur, ama bu konuda bir sorun yaşanacağını sanmıyorum. Sonuçta X5 BMW'nin prestij modellerinden biri. Aracın boyutları eskisine göre biraz daha büyüdüğü için iç mekan da eskiye göre daha hacimli olmuş. Gerçi X5'te hacim sorunu hiç yaşanmamıştı zaten, ama daha da genişini isteyenler yeni modelde daha mutlu olacaklardır.
Yeni X5'in asıl yenilikleri görünmeyen kısımlarında gizli. Şöyle ki; BMW X5 ilk defa bu nesilde arkadan çekişli olarak da satılacak. Bunun tercümesi şu şekilde: X5'in görünümünü, hacmini filan beğenen ama araziye çıkmakla, dört tekerlekten çekişle filan hiç ilgilenmeyen kişiler biraz daha ucuza arkadan çekişli X5 alabilecekler. Tabi bu seçenek her motorla sunulmayacak. ABD'de sadece oranın baz motoru olan 3.0 litrelik benzinli motorla (300HP) sunulacakmış arkadan çekiş seçeneği. Avrupa'da durum nasıl olur bilmiyorum, ama 2.0 litrelik çift turbolu dizel motorun arkadan çekiş sistemiyle sunulması gayet mümkün gözüküyor bana. Sürüşü çok keyifli olmasa da maliyeti düşük olacaktır. Buralarda göreceğimiz diğer popüler motorlar da önceki modelde olduğu gibi 3.0 litrelik dizel seçenekleri. Bunlardan ilki xDrive35d koduyla satılacak ve 255HP gücünde olacak. Bu motor seçeneğine zaten aşinayız. Diğeri ve pek aşina olmadığımız versiyon ise yine 3.0L hacminde, ama M50d motor koduyla satılacak ve 381HP gücünde olacak. Bu kulağa çok hoş geliyor, umarım fiyatı bu hoşluğu silecek kadar yüksek olmaz. Tüm motor seçenekleri 8 vitesli otomatik şanzımanla sunulacak. Çıkış tarihi belirtilmemiş, ama benim tahminimce yeni X5'i bu yılın sonlarına doğru bayilerde görebileceğiz. Ben şahsen çok beğendim, BMW'nin ürün gamına yakışan bir SUV olmuş. 2014 model X5'i daha fazla açıdan görmek isterseniz aşağıdaki tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.
bmw etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bmw etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mayıs 2013 Perşembe
Tamamen yenilenmiş 2014 model BMW X5 tanıtıldı
7 Şubat 2013 Perşembe
BMW 3 serisi GT tanıtıldı
Alman otomobil üreticisi BMW popüler 3 serisinin notchback kasalı versiyonunu tanıttı. Gran Turismo (kısaca GT) olarak anılan bu model piyasada pek fazla rastlanmayan bir yapıda. Uzatılmış bir hatchback veya kısaltılmış bir station wagon gibi görünen araç bir sedanın dengeli yapısını ve iç hacmini hatchback kasanın pratikliğiyle birleştiriyor.
Aslında bu araba BMW'nin notchback kasalar konusundaki ilk denemesi değil. BMW geçtiğimiz yıllarda 5 serisinin de GT versiyonunu yapmıştı, hatta aracı üst sınıfa taşımak için ön kısımda 7 serisinden parçalar kullanmıştı. Buna rağmen 5 serisinin bu ilginç şekilli versiyonu pek tutulmadı. Görünüşe göre BMW dersini almış, çünkü 3 serisi GT daha yere yakın ve sportif bir yapıya sahip. 5 GT'de en fazla şikayet edilen şeylerden biri aracın yerden çok yüksek olması, bu da sportif sürüşü kısıtlamasıydı.
Tüm özel versiyonlarda olduğu gibi 3 GT'de de standart versiyona göre daha kalabalık bir baz model donanım listesi ve daha kaliteli malzemeler tercih edilmiş. Bol aksesuar ve kaliteli malzeme herkesin hoşuna gider, ama bu aynı zamanda fiyatın da yükseleceği anlamına geliyor. 3 GT'nin kullanıcıların en fazla hoşuna gidecek olan özelliği ise geniş iç hacmi. Station wagon kasalı versiyondan bile daha uzun olan 3 GT arka koltukta 60mm daha fazla diz mesafesi sunuyor. Önümüzdeki günlerde Chicago'daki otomobil fuarında sergilenecek olan BMW 3 Gran Turismo ileriki aylarda bayilerde yerini alacak. Türkiye'de pek tutulacağını sanmıyorum, çünkü BMW gibi premium araçların müşterileri görünümü pratikliğin önünde tutuyorlar. 3 GT her ne kadar sportif bir isme sahip olsa da sedan kasalı versiyonu kadar sportif görünmüyor, buna yüksek baz model fiyatı da eklenince yüksek satış rakamlarının yakalanması zor bir ihtimal gibi gözüküyor.
Aslında bu araba BMW'nin notchback kasalar konusundaki ilk denemesi değil. BMW geçtiğimiz yıllarda 5 serisinin de GT versiyonunu yapmıştı, hatta aracı üst sınıfa taşımak için ön kısımda 7 serisinden parçalar kullanmıştı. Buna rağmen 5 serisinin bu ilginç şekilli versiyonu pek tutulmadı. Görünüşe göre BMW dersini almış, çünkü 3 serisi GT daha yere yakın ve sportif bir yapıya sahip. 5 GT'de en fazla şikayet edilen şeylerden biri aracın yerden çok yüksek olması, bu da sportif sürüşü kısıtlamasıydı.
Tüm özel versiyonlarda olduğu gibi 3 GT'de de standart versiyona göre daha kalabalık bir baz model donanım listesi ve daha kaliteli malzemeler tercih edilmiş. Bol aksesuar ve kaliteli malzeme herkesin hoşuna gider, ama bu aynı zamanda fiyatın da yükseleceği anlamına geliyor. 3 GT'nin kullanıcıların en fazla hoşuna gidecek olan özelliği ise geniş iç hacmi. Station wagon kasalı versiyondan bile daha uzun olan 3 GT arka koltukta 60mm daha fazla diz mesafesi sunuyor. Önümüzdeki günlerde Chicago'daki otomobil fuarında sergilenecek olan BMW 3 Gran Turismo ileriki aylarda bayilerde yerini alacak. Türkiye'de pek tutulacağını sanmıyorum, çünkü BMW gibi premium araçların müşterileri görünümü pratikliğin önünde tutuyorlar. 3 GT her ne kadar sportif bir isme sahip olsa da sedan kasalı versiyonu kadar sportif görünmüyor, buna yüksek baz model fiyatı da eklenince yüksek satış rakamlarının yakalanması zor bir ihtimal gibi gözüküyor.
6 Şubat 2013 Çarşamba
Citroen DSX - Fransa'nın ilk "premium" arazi aracı
Fransız otomobil üreticisi Citroen geçtiğimiz yıllarda DS serisiyle premium segmente hafiften girmeye başlamıştı. DS modellerinin sayısı arttı, kullanıcılar da bu arabaları çok sevdi. Bunun üzerine Citroen DS grubundaki model sayısını arttırma kararı aldı. Citroen yetkililerine göre Fransız üretici DS serisine 2014 yılına kadar üç yeni model ekleyecek. Bu modellerden ilki de orta sınıf arazi aracı DSX olacak. Crossover veya SUV olarak da nitelendirebileceğimiz DSX şu anda satılmakta olan C4 Aircross'un biraz daha kaslı, kaliteli ve konforlu versiyonu olacak. Üstteki resim sadece temsili bir "rendering", aracın kendisi bu resimdeki gibi gözükmeyebilir. Bu yüzden resme bakıp heyecanlanmayın derim.
Çin'de üretileceği belirtilen DSX tıpkı Peugeot 4008 ve Citroen C4 Aircross gibi Mitsubishi'nin ASX platformunu kullanacak. PSA grubu bu araçla BMW X3 ve Audi Q5 gibi rakiplere meydan okumaya hazırlanıyor. Gerçi ASX platformunun büyüklüğünü hesaba katarsak BMW X1 ve Audi Q3 ile rekabet etmesi daha mantıklı olabilir. Citroen DSX'te PSA grubunun yeni geliştirdiği modüler EMP2 platformunun kullanılmayacak olması ise biraz düşündürücü. Modüler olduğu için SUV platformu olarak da kullanılabilen EMP2 aslında bu araç için biçilmiş kaftan gibiydi. PSA grubunun eski teknolojiye olan bu merakının sebebini anlamak gerçekten güç. Tıpkı diğer DS grubu araçları gibi DSX de Citroen'in standart modellerine göre daha konforlu olacak, daha kaliteli malzemelerle üretilecek. Motor ve şanzıman seçeneklerinden bahsedilmemiş, ama C4 Aircross'tan pek de farklı olmayacaktır. Citroen DSX'in 2013 sonunda veya 2014 başında bayilerde yerini alması bekleniyor.
Çin'de üretileceği belirtilen DSX tıpkı Peugeot 4008 ve Citroen C4 Aircross gibi Mitsubishi'nin ASX platformunu kullanacak. PSA grubu bu araçla BMW X3 ve Audi Q5 gibi rakiplere meydan okumaya hazırlanıyor. Gerçi ASX platformunun büyüklüğünü hesaba katarsak BMW X1 ve Audi Q3 ile rekabet etmesi daha mantıklı olabilir. Citroen DSX'te PSA grubunun yeni geliştirdiği modüler EMP2 platformunun kullanılmayacak olması ise biraz düşündürücü. Modüler olduğu için SUV platformu olarak da kullanılabilen EMP2 aslında bu araç için biçilmiş kaftan gibiydi. PSA grubunun eski teknolojiye olan bu merakının sebebini anlamak gerçekten güç. Tıpkı diğer DS grubu araçları gibi DSX de Citroen'in standart modellerine göre daha konforlu olacak, daha kaliteli malzemelerle üretilecek. Motor ve şanzıman seçeneklerinden bahsedilmemiş, ama C4 Aircross'tan pek de farklı olmayacaktır. Citroen DSX'in 2013 sonunda veya 2014 başında bayilerde yerini alması bekleniyor.
15 Ocak 2013 Salı
Yeni (2014) BMW X5 böyle olacak
BMW'nin popüler arazi aracı X5 önümüzdeki yıl yenilenecek, yeni X5 de yukarıdaki ve aşağıdaki fotoğraflardaki gibi olacak. BMW'nin sitesindeki konfigüratör uygulamasının denenmesi sırasında yanlışlıkla erişime açılması sayesinde ele geçirilen bu resimler henüz fuarlarda bile sergilenmeyen 2014 model X5'in nasıl birşey olacağını gösteriyor. Görüntüler çok net değil, ama en azından kamuflaj yok. Resimlere göre yeni X5'te BMW'nin son birkaç yılda benimsediği ve yeni 3 ve 5 serileri ile X1'de kullandığı tasarım dili kullanılmış. Panjur öne doğru çıkıntı yaparak vurgulanmış, ön farlar da panjura birleştirilmiş. Arka kısım ise X1'den esinlenerek tasarlanmış, farların görünümü neredeyse aynı. BMW yeni X5'in görünümünde fazla büyük değişikliklere gitmemiş, ama yapılan açıklamalara göre 2014 X5'in güvenlik sistemleri mevcut modele göre çok daha iyi olacak. Yayalar için hava yastığı ve otomatik acil durum freni (AEB) gibi yeni nesil teknolojilerin hepsi yeni X5'te bulunacak. Motor ve şanzıman seçenekleri fazla değişmeyecek, belki motorlarda ufak tefek ayarlamalar (emisyon ve tüketimi düşürmek amaçlı) yapılabilir. Türkiye'deki X5 meraklılarını en fazla sevindirecek haber ise 2 litrelik dört silindirli ve çift turbolu motorun da X5'le sunulacak olması. 218HP güç verebilen bu motor (525xd modelinde de aynısı kullanılıyor) X5'i uçurmayacak belki, ama 3 litrelik motorun araca bindirdiği yüksek vergi yükünü birazcık hafifletecek. Böylece daha uygun fiyata X5 almak mümkün olacak. Mercedes de ML 250cdi ile benzer bir hamle yapmıştı, ama motor hacmi 2.2 litre olduğu için ülkemizde vergi avantajından faydalanamamıştı. BMW X5 ise 2 litrelik motorla alt vergi dilimine girebilir ve belki de lüks arazi aracı segmentinde satış rekoru kırabilir. Yeni X5 bu yıl içerisinde tanıtılacak ve 2014 model yılında piyasaya çıkacak.
20 Aralık 2012 Perşembe
BMW 2 serisi kamuflajlı haliyle görüntülendi
Alman otomobil üreticisi BMW seneler önce 6 serisiyle başlattığı "sportif modeli klasik modelden ayırma" operasyonuna devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde 3 serisinin sportif versiyonu olan 4 serisinden bahsetmiştim. Şimdi de 1 serisinin coupe versiyonu olan 2 serisi her yanı gizlenmiş şekilde boy gösterdi. Aslında bu araç da öyle tamamen yeni bir sınıfta değil BMW için, önceki 1 serisinin coupe versiyonu zaten bir süredir satılıyordu. 2 serisi ise bu aracın yeni versiyonu olacak, ayrı seri olduğu için de hatchback kasalı 1 serisine göre daha farklı ön görünüme sahip olacak. Henüz teknik detaylar kesinleşmemiş, ama 1 serisiyle aynı platformun kullanılacağını şimdiden söyleyebiliriz. Motor seçenekleri de 1 serisiyle aynı olacaktır. 4 serisinin daha küçük versiyonu olduğu için biraz daha uygun fiyatla satılacak, ama 1 serisine göre daha pahalı olacaktır. İleride bir de "4 kapılı coupe" tarzında basık tavanlı sedan versiyonu da piyasaya sürülebilir, bu da Mercedes CLA ve Audi A3 Sedan'a rakip olur. BMW 2 serisi modellerinin 2014'te piyasaya çıkması bekleniyor.
5 Aralık 2012 Çarşamba
Orta segmentte sportiflik: 2014 BMW 4 serisi böyle olacak
BMW'nin en popüler modellerinden 3 serisi geçtiğimiz yıl yenilenmişti. Genelde 3 serisinin coupe ve cabriolet versiyonları sedan versiyonundan bir sene sonra piyasaya çıkar. Bu sefer de durum böyle, ama artık 3 serisinin sportif versiyonları ayrı bir seri olarak üretilecekler. "4 serisi" olarak anılan bu modeller 3 serisiyle aynı platform ve motorları kullanacaklar, ama daha sportif görünüme sahip olacaklar. İşte bu fotoğraflarda gördüğünüz model de 4 serisinin coupe modeli.
4 serisi coupe gördüğüm en sportif BMW'lerden biri olmuş. Arabanın profilden görünümü, oranları, arkaya doğru basıklaşan tavanı ve uzun burnu her spor araba meraklısının hormonlarını hareketlendirecek cinsten... Agresif görünümlü tamponlar, modern farlar ve ön çamurlukların arkasındaki hava çıkışları da çok hoş olmuş. Fotoğraflardaki araba fuar için hazırlanmış bir konsept olduğundan bu detaylardan bazıları seri üretime geçmeyebilir, ama genel şekil böyle olacak.
Önümüzdeki ay Detroit'teki otomobil fuarında sergilenmesi beklenen 4 serisi coupe her açıdan çok sportif görünüyor. İç mekanda 3 serisiyle aralarında ufak farklar var, ama genel benzerliği farketmemek imkansız. Yine de 4 serisinin iç mekanı daha kaliteli ve sportif görünüyor. Motor ve şanzıman seçenekleri 3 serisiyle benzer olacak, ama 3 serisinin ekonomi odaklı bazı zayıf motorları 4 serisiyle sunulmayacak. Coupe modelini üstü açılabilen cabriolet ve 4 kapılı Gran Coupe modelleri izleyecek. BMW 4 serisinin bu yılın sonunda 2014 model olarka piyasaya çıkması bekleniyor.
4 serisi coupe gördüğüm en sportif BMW'lerden biri olmuş. Arabanın profilden görünümü, oranları, arkaya doğru basıklaşan tavanı ve uzun burnu her spor araba meraklısının hormonlarını hareketlendirecek cinsten... Agresif görünümlü tamponlar, modern farlar ve ön çamurlukların arkasındaki hava çıkışları da çok hoş olmuş. Fotoğraflardaki araba fuar için hazırlanmış bir konsept olduğundan bu detaylardan bazıları seri üretime geçmeyebilir, ama genel şekil böyle olacak.
Önümüzdeki ay Detroit'teki otomobil fuarında sergilenmesi beklenen 4 serisi coupe her açıdan çok sportif görünüyor. İç mekanda 3 serisiyle aralarında ufak farklar var, ama genel benzerliği farketmemek imkansız. Yine de 4 serisinin iç mekanı daha kaliteli ve sportif görünüyor. Motor ve şanzıman seçenekleri 3 serisiyle benzer olacak, ama 3 serisinin ekonomi odaklı bazı zayıf motorları 4 serisiyle sunulmayacak. Coupe modelini üstü açılabilen cabriolet ve 4 kapılı Gran Coupe modelleri izleyecek. BMW 4 serisinin bu yılın sonunda 2014 model olarka piyasaya çıkması bekleniyor.
29 Kasım 2012 Perşembe
BMW M5'e bir rakip de İngiltere'den: 2014 Jaguar XFR-S
Geçtiğimiz günlerde sizlere Toyota'nın "süper sedan" modeli TMG Sports 650'den bahsetmiştim. Başta BMW M5 olmak üzere Alman premium markalarının fabrikada modifiye edilmiş ekstra güçlü sedan modellerine rakip olan TMG Sports 650'ye bu mücadelede Jaguar XFR-S de eşlik edecek. Jaguar'ın E sınıfı sedan modeli XF'in güçlendirilmiş ve sportifleştirilmiş bir versiyonu olan XFR-S'in kaputunun altında 5.0 litrelik bir V8 motor var. Kompresörle beslenen bu motor tam 550HP güç ve 680Nm tork üretiyor. Bu sayede bu iri Jaguar 100KM/S hıza sadece 4.4 saniyede çıkabiliyor.
Tabi bir arabayı "süper sedan" yapmak için güçlü bir motor yetmiyor. Jaguar tasarımcıları XF'in zaten sportif görünen tamponlarının yerine daha çok coupe modellerinde gördüğümüz tarzda tamponlar tasarlamışlar. Ön tamponda büyük hava girişleri var, arkada da güçlü bir difüzör tamponun altında yerini almış. Dört çıkışlı egzost sistemi de arabanın güçlü motoruna vurgu yapıyor. Süspansiyonu %30 oranında sertleştirilen XFR-S konfor odaklı bir aile arabası olmaktan çıkmış, pistte kullanılabilecek bir performans makinesine dönüşmüş. Önümüzdeki yıl piyasaya çıkması beklenen Jaguar XFR-S'in fiyatı henüz açıklanmadı. Hoş, açıklansa ne olur, zaten Türkiye'ye hiç gelmeyecek. Yine de Jaguar'ın kendini toparlaması ve rekabeti kızıştırması sevindirici bir durum. BMW M5 ve Audi S6 gibi ekstra güçlü sedanlar artık eskisi kadar rahat değiller, Jaguar da tıpkı Toyota gibi bu segmente gözünü dikti. Hele yeni M5'in hoparlörden motor sesi verme rezilliğinden sonra daha çok kullanıcı Jaguar ve TMG'yi tercih ederse şaşmamak lazım.
Tabi bir arabayı "süper sedan" yapmak için güçlü bir motor yetmiyor. Jaguar tasarımcıları XF'in zaten sportif görünen tamponlarının yerine daha çok coupe modellerinde gördüğümüz tarzda tamponlar tasarlamışlar. Ön tamponda büyük hava girişleri var, arkada da güçlü bir difüzör tamponun altında yerini almış. Dört çıkışlı egzost sistemi de arabanın güçlü motoruna vurgu yapıyor. Süspansiyonu %30 oranında sertleştirilen XFR-S konfor odaklı bir aile arabası olmaktan çıkmış, pistte kullanılabilecek bir performans makinesine dönüşmüş. Önümüzdeki yıl piyasaya çıkması beklenen Jaguar XFR-S'in fiyatı henüz açıklanmadı. Hoş, açıklansa ne olur, zaten Türkiye'ye hiç gelmeyecek. Yine de Jaguar'ın kendini toparlaması ve rekabeti kızıştırması sevindirici bir durum. BMW M5 ve Audi S6 gibi ekstra güçlü sedanlar artık eskisi kadar rahat değiller, Jaguar da tıpkı Toyota gibi bu segmente gözünü dikti. Hele yeni M5'in hoparlörden motor sesi verme rezilliğinden sonra daha çok kullanıcı Jaguar ve TMG'yi tercih ederse şaşmamak lazım.
20 Kasım 2012 Salı
Audi Q8 projesi onaylandı - BMW X6'ya rakip geliyor
Tüm modern arazi araçları arasında herhalde en garip şekilli olan BMW X6'dır. Yüksekliği arttırılmış bir fastback gibi görünen X6 kimileri tarafından çok sevilir, kimileri de bu tasarımdan nefret eder. Otomotiv sektöründe girilmedik segment bırakmama gayretiyle çalışan Volkswagen grubu garip şekilli X6'ya rakip olacak bir araç üretmek için düğmeye bastı. İsminin Audi Q8 olacağı tahmin edilen bu arazi aracı gelecek nesil Q7 ile aynı platformu kullanacak. Tasarım olarak A7'nin yükseltilmiş ve biraz daha genişletilmiş bir versiyonu olacağını tahmin ediyorum, ama Audi tamamen farklı birşey yaparak herkesi şaşırtabilir. Yine de yeni Q7 ve Q8'in iç mekanlarının A6 ve A7'ye benzer olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz, mevcut Q7 de bir önceki nesil A6 ile aşağı yukarı aynı ön konsolu paylaşıyordu. Q7'ye göre daha sportif görünümlü (tavanı arkaya doğru alçalacak büyük ihtimalle) olacağı belirtilen Q8'in piyasaya çıkmasına biraz daha zaman var. Tam tarih verilmemiş, ama Q8'in 2017'den önce gelmeyeceği söyleniyor. O zamana kadar X6 da yenilenir zaten, hatta Mercedes bile bu segmente giriş yapabilir. Şimdiden yorum yapmak pek mantıklı değil, ama büyük arabaların sevildiği Çin ve Rusya piyasaları önem kazandıkça etrafta daha fazla "mantıksızca iri" model göreceğiz sanırım.
10 Kasım 2012 Cumartesi
BMW'nin LCD ekranlı M Performance direksiyonu
Alman premium otomobil üreticileri arasında ismi performansla en iyi özdeşleşen marka BMW'dir herhalde. BMW mühendisleri her zaman ürettikleri arabanın performansını diğer özelliklerin önünde tutarlar. Arabaları için geliştirdikleri aksesuarlar da genelde performansla ilgilidir. İşte yukarıdaki resimde ve aşağıdaki videoda gördüğünüz direksiyon da bu performansa yönelik aksesuarlardan biri. "M Performance Steering Wheel" ismiyle satılan bu direksiyonun en önemli özelliği üzerindeki küçük LCD ekranı. Direksiyonun tam tepe noktasında yer alan bu ekran arabayla ve sürüşle ilgili bazı önemli bilgileri gösteriyor. Ekranın sağ ve sol bölümündeki renk değiştirebilen LED ışıklar da işlevselliğe katkıda bulunuyor. Bu küçük ekranın birden fazla modu var, ama ekranın boyutları yüzünden hepsini aynı anda kullanmak mümkün değil. Bu ekranda arabanın virajları dönerken maruz kaldığı çekim kuvvetini, pistte deneme yaparkenki tur zamanını, motor sıcaklığını ve bunun gibi bilgileri görmek mümkün. Pist modundayken direksiyon üzerindeki ışıklarla başlama sinyali verebiliyor, hatta yeşil ışığın yanması ile gaza basılması arasında geçen süreyi ölçerek gecikme süresini gösterebiliyor. Virajlardaki çekim kuvveti (G-force) gibi anlık değişen bilgileri direksiyon bir tarafa yatırıldığında okumak zor olduğu için bu bilgiler anında tazelenmiyor, direksiyon düz pozisyona geldiğinde de birkaç saniye boyunca ekranda kalıyor. Biraz dikkat dağıtıcı olsa da bence çok hoş bir aksesuar olmuş. Direksiyonun simidi Alcantara tipi deriyle kaplanmış, bu da fonksiyonelliğinin yanında şık görünmesini sağlamış. Bu güzel direksiyon sadece 2006 sonrası üretilen standart 1 ve 3 serilerine ve M serisi araçlara takılabiliyor. ABD fiyatı 1,700$ Ucuz değil, ama böyle birşeyin de çok ucuza satılmasını bekleyemezdik zaten. BMW'nin LCD ekranlı M Performance direksiyonunun kullanım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
7 Kasım 2012 Çarşamba
Maserati Quattroporte yenileniyor, Maserati için yeni bir devri başlatıyor
Maserati'nin sportif sedan modeli Quattroporte 2013 yılında yenilenecek. Mevcut modele göre daha sert bir görünüme bürünen yeni Quattroporte Fiat'ın Chrysler'ın büyük ortağı olması sonrasında geliştirilen ilk Maserati olma özelliğini de taşıyor. 4.7 litrelik, 530HP güç veren bir V8 motora (Granturismo modelindeki motorun aynısı) sahip olan yeni Quattroporte iç mekanda Chrysler modellerinde görülen bazı parçalardan da yararlanılarak tasarlanmış.
Yeni Quattroporte'nin belki de en önemli özelliği Fiat grubu ve Maserati markası için yeni bir dönemin habercisi olması. Şöyle ki, Fiat yakında Lancia markasını bitirecek veya üretimini ABD'ye kaydıracak. Üretimin ABD'ye kayması bildiğimiz Chrysler modellerinin Lancia markasıyla satılması anlamına geliyor. Lancia bundan böyle Fiat'a (ve kendine) özgü olmayacak yani, Chrysler'ın Avrupa şubesi gibi çalışacak. Bu durumda Fiat grubunda bir premium marka boşluğu doğacak. İşte bu boşluğu da Maserati dolduracak.
Tabi Maserati bu haliyle diğer premium üreticilerle rekabete giremez. Yeni modeller tanıtılması ve mevcut modellere yeni motor seçenekleri eklenmesi gerekiyor. Bu akımı da işte bu fotoğraflardaki Quattroporte başlatıyor. 2013 model Quattroporte ilk başta büyük bir motorla sunulacak, ama ileride 6 silindirli, turbolu bir motor da seçenekler arasına eklenecek. Henüz kesinleşmemiş olsa da birkaç yıl içinde dizel motorların da Quattroporte'nin kaputunun altında görülmesinin mümkün olduğu söyleniyor. Ayrıca, yeni Quattroporte'ye dört tekerlekten çekiş sistemi de eklenecek, ama opsiyonel olacak.
Fiat grubu yetkilileri Maserati Quattroporte'nin şu anda 6,500 adet civarında olan yıllık satış miktarını üç yıl içinde 50,000 adede çıkartmayı hedeflediklerini söylüyorlar. Motor seçeneklerinin artması satışları da arttıracaktır, ama yeni modellerle Maserati markasının desteklenmesi de gerekiyor. Malum, premium segmentte Mercedes, BMW, Audi ve Lexus gibi çok güçlü firmalar var. Bu firmaların hemen her büyüklükte arabaları, bu arabaların kaputlarının altında da herkesin zevkine uygun motorları var. Quattroporte'den daha küçük bir sedan modelin yolda olduğu söyleniyor, ama henüz kendisini göremedik. Eğer Maserati başarılı olmak istiyorsa en azından dört temel sınıfta (C, D, E ve F sınıfları) araba satmalı. Bunların yanına birkaç spor model (zaten mevcut) ve en az bir tane de arazi aracı eklenmeli. Eğer bu sağlanırsa Maserati premium segmente yeni bir soluk getirebilir. İyi de olur aslında, rekabet her zaman biz tüketicilerin işine yarar.
Yeni Quattroporte'nin belki de en önemli özelliği Fiat grubu ve Maserati markası için yeni bir dönemin habercisi olması. Şöyle ki, Fiat yakında Lancia markasını bitirecek veya üretimini ABD'ye kaydıracak. Üretimin ABD'ye kayması bildiğimiz Chrysler modellerinin Lancia markasıyla satılması anlamına geliyor. Lancia bundan böyle Fiat'a (ve kendine) özgü olmayacak yani, Chrysler'ın Avrupa şubesi gibi çalışacak. Bu durumda Fiat grubunda bir premium marka boşluğu doğacak. İşte bu boşluğu da Maserati dolduracak.
Tabi Maserati bu haliyle diğer premium üreticilerle rekabete giremez. Yeni modeller tanıtılması ve mevcut modellere yeni motor seçenekleri eklenmesi gerekiyor. Bu akımı da işte bu fotoğraflardaki Quattroporte başlatıyor. 2013 model Quattroporte ilk başta büyük bir motorla sunulacak, ama ileride 6 silindirli, turbolu bir motor da seçenekler arasına eklenecek. Henüz kesinleşmemiş olsa da birkaç yıl içinde dizel motorların da Quattroporte'nin kaputunun altında görülmesinin mümkün olduğu söyleniyor. Ayrıca, yeni Quattroporte'ye dört tekerlekten çekiş sistemi de eklenecek, ama opsiyonel olacak.
Fiat grubu yetkilileri Maserati Quattroporte'nin şu anda 6,500 adet civarında olan yıllık satış miktarını üç yıl içinde 50,000 adede çıkartmayı hedeflediklerini söylüyorlar. Motor seçeneklerinin artması satışları da arttıracaktır, ama yeni modellerle Maserati markasının desteklenmesi de gerekiyor. Malum, premium segmentte Mercedes, BMW, Audi ve Lexus gibi çok güçlü firmalar var. Bu firmaların hemen her büyüklükte arabaları, bu arabaların kaputlarının altında da herkesin zevkine uygun motorları var. Quattroporte'den daha küçük bir sedan modelin yolda olduğu söyleniyor, ama henüz kendisini göremedik. Eğer Maserati başarılı olmak istiyorsa en azından dört temel sınıfta (C, D, E ve F sınıfları) araba satmalı. Bunların yanına birkaç spor model (zaten mevcut) ve en az bir tane de arazi aracı eklenmeli. Eğer bu sağlanırsa Maserati premium segmente yeni bir soluk getirebilir. İyi de olur aslında, rekabet her zaman biz tüketicilerin işine yarar.
3 Eylül 2012 Pazartesi
Performans ve tasarımın buluştuğu fare: Thermaltake Level 10 M
Thermaltake'in ürünlerini genelde sevmem. Bana biraz fazla abartılı ve dayanıksız gelir. Çoğu zaman vaadedilen performansı vermez. Bu fare biraz farklı ama, çünkü onu BMW'nin endüstriyel tasarım stüdyosu BMW Designworks tasarlamış. Thermaltake sadece üretimi yapmış. Thermaltake'in meşhur Level 10 kasasıyla aynı seriden çıkan Level 10 M içini gösteren bir yapıya sahip. Üst kısmındaki her parçanın yüksekliği ve eğimi değiştirilebiliyor. Ayrıca, tuşların sertliği de ayarlanabiliyor. Level 10 M sadece havalı görünmekle kalmıyor, uzun süren oyun seansları sırasında oyuncunun avuç içini de havalandırıyor. Böylece avuç terlemesinin önüne geçilmiş oluyor. İşin içine BMW girince performansın iyi olması da garanti gibi birşey zaten. Level 10 M tam 8,200DPI çözünürlüğe kadar çıkabiliyor. Bu da gayet iyi bir rakam. Yurtdışında satışa çıkmış olan Thermaltake Level 10 M 99$ (100$ değil ama, yanlış anlaşılma olmasın) fiyata sahip. Bugüne kadar gerçekten beğendiğim tek Thermaltake ürünü bu oldu. Buraya makul fiyattan gelirse ve o zamana kadar emektar Logitech G500'üm Darksiders'da delicesine kılıç sallamalarım sırasında dağılırsa böyle birşey almayı düşünebilirim.
Etiketler:
bmw,
darksiders,
fare,
logitech,
mouse,
oyun,
performans,
tasarım,
thermaltake
14 Ağustos 2012 Salı
Bir efsanenin sonu: Maybach otomobillerinin satışı durduruldu
Mercedes-Benz ultra lüks markası Maybach'ın satışını dün itibariyle durdurdu. Maybach'ın satışlarının beklenen seviyede olmadığı ve üretiminin sonlandırılacağı zaten söyleniyordu, hatta bunun geçen yıl olacağı açıklanmıştı. Ancak Aston Martin ile işbirliği yapılması ihtimali yüzünden Maybach'ın "öldürülmesi" bir süreliğine ertelenmişti. İşbirliği planı da yatınca Mercedes fazla beklemedi ve Maybach üretimini bitirdi ve satışları durdurdu.
Maybach aslında neredeyse otomobilin tarihi kadar eski bir marka. Daimler firmasında mühendis olarak çalışan Wilhelm Maybach'ın 1907 yılında istifa ettikten sonra 1909 yılında kurduğu Maybach sadece otomobil değil, uçak motoru da üreten bir firmaydı. 1. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun kullandığı zeplinler ve uçaklar için motor üreten Maybach 2. Dünya Savaşı döneminde de Alman tanklarının motorlarını geliştirip üretti. Savaşta yenilen Almanya'nın kötü durumdaki ekonomisi Maybach'ı da vurdu ve tarihi firma bir daha otomobil üretemedi. 1960 yılında Mercedes-Benz o yıllarda bir tabeladan ibaret kalmış olan Maybach'ı satın alıp bünyesine kattı. 1997 yılında Mercedes zaten lüks olan arabalarından daha da lüks ve özel bir konsept tanıttı. Bu konsept Tokyo'daki otomobil fuarında çok beğenilince Mercedes bu modeli Maybach ismiyle satmaya karar verdi ve tarihi Maybach markası diriltilmiş oldu.
Mercedes'in Maybach'ı diriltmesi aslında stratejik bir hamleydi. "Ultra lüks" segmentte Rolls Royce ve Bentley ile rekabet etmek istiyordu, ama bunu öyle "hepsine meydan okuyayım, herkesi geçeyim" hevesiyle istemiyordu. Rolls Royce'u BMW, Bentley'i de Volkswagen grubu almıştı. Rakipleri bu segmentte yarışırken Mercedes'in uzaktan bakması imkansızdı, o da yarışa girmeliydi. İşte Maybach böyle bir rekabet hissiyle diriltilmişti. Tabi herşey bu kadar basit değildi, arkasında lüks ve prestijin sembolü haline gelmiş Mercedes'in olması Maybach'ı bir anda popüler hale getirmeye yetmiyordu.
Ultra lüks otomobil (limuzin de diyebiliriz aslında) segmenti aşırı yüksek fiyatlar yüzünden çok az sayıda kişiye hitap ediyor. Pazar küçük ve üç firmaya birden yetmesi çok zor. Bir de Maybach'ın Mercedes'e aşırı benzeme sorunu vardı tabi. Rolls Royce'un sahibi BMW, ama hiçbir parçası aynı değil. Benzer şekilde Bentley de Volkswagen grubundaki hiçbir arabaya benzemiyor. Maybach modelleri ise fena halde Mercedes modellerini andırıyor. Hani logosu gözükmese Mercedes'in henüz tanıtmadığı yeni modeli zannedilmeleri kuvvetle muhtemel. Bu durum bizim gibi sıradan faniler için çok önemli olmasa da arabaya bir servet ödeyen kişileri rahatsız ediyor. Ultra lüks otomobil alanlar aldıkları arabanın tamamen kendine has olmasını istiyorlar. Bu yüzden Maybach - Mercedes benzerliği bir avantaj değil dezavantaj oldu ve firmanın sonunu getirdi. Üstteki fotoğrafta görülen hoş görünümlü Exelero konsepti de asla üretilemeden rafa kaldırıldı.
Neyse, neticede Maybach'ın şatafatlı ömrü kısa sürdü ve 1997'de diriltilen efsanevi markanın üretimine 2012'de son verildi. Dün itibariyle Maybach'ın kendi sitesinde tüm modellerin altında satışın durduğu yazıyordu. Ultra lüks otomobil piyasası tekrardan Rolls Royce ve Bentley'e kaldı, zaten Maybach asla büyük bir oyuncu olamamıştı. Mercedes bitirdiği Maybach'tan doğan açığı ekstra uzun şaseli S serisiyle (limuzin tarzı, çok uzun) dolduracak. Tabi yukarıda yazdığım sebeplerden dolayı o segmentin müşterileri Mercedes'i yine almayacaklar. Adam Mercedes değil farklı birşey almak istiyor, arabası farklı görünsün istiyor. O uzun S serisi de satmayacak, satılsa bile fiyatları indirmeleri gerekecek. Neyse, beni bağlamaz, Mercedes düşünsün.
Maybach aslında neredeyse otomobilin tarihi kadar eski bir marka. Daimler firmasında mühendis olarak çalışan Wilhelm Maybach'ın 1907 yılında istifa ettikten sonra 1909 yılında kurduğu Maybach sadece otomobil değil, uçak motoru da üreten bir firmaydı. 1. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun kullandığı zeplinler ve uçaklar için motor üreten Maybach 2. Dünya Savaşı döneminde de Alman tanklarının motorlarını geliştirip üretti. Savaşta yenilen Almanya'nın kötü durumdaki ekonomisi Maybach'ı da vurdu ve tarihi firma bir daha otomobil üretemedi. 1960 yılında Mercedes-Benz o yıllarda bir tabeladan ibaret kalmış olan Maybach'ı satın alıp bünyesine kattı. 1997 yılında Mercedes zaten lüks olan arabalarından daha da lüks ve özel bir konsept tanıttı. Bu konsept Tokyo'daki otomobil fuarında çok beğenilince Mercedes bu modeli Maybach ismiyle satmaya karar verdi ve tarihi Maybach markası diriltilmiş oldu.
Mercedes'in Maybach'ı diriltmesi aslında stratejik bir hamleydi. "Ultra lüks" segmentte Rolls Royce ve Bentley ile rekabet etmek istiyordu, ama bunu öyle "hepsine meydan okuyayım, herkesi geçeyim" hevesiyle istemiyordu. Rolls Royce'u BMW, Bentley'i de Volkswagen grubu almıştı. Rakipleri bu segmentte yarışırken Mercedes'in uzaktan bakması imkansızdı, o da yarışa girmeliydi. İşte Maybach böyle bir rekabet hissiyle diriltilmişti. Tabi herşey bu kadar basit değildi, arkasında lüks ve prestijin sembolü haline gelmiş Mercedes'in olması Maybach'ı bir anda popüler hale getirmeye yetmiyordu.
Ultra lüks otomobil (limuzin de diyebiliriz aslında) segmenti aşırı yüksek fiyatlar yüzünden çok az sayıda kişiye hitap ediyor. Pazar küçük ve üç firmaya birden yetmesi çok zor. Bir de Maybach'ın Mercedes'e aşırı benzeme sorunu vardı tabi. Rolls Royce'un sahibi BMW, ama hiçbir parçası aynı değil. Benzer şekilde Bentley de Volkswagen grubundaki hiçbir arabaya benzemiyor. Maybach modelleri ise fena halde Mercedes modellerini andırıyor. Hani logosu gözükmese Mercedes'in henüz tanıtmadığı yeni modeli zannedilmeleri kuvvetle muhtemel. Bu durum bizim gibi sıradan faniler için çok önemli olmasa da arabaya bir servet ödeyen kişileri rahatsız ediyor. Ultra lüks otomobil alanlar aldıkları arabanın tamamen kendine has olmasını istiyorlar. Bu yüzden Maybach - Mercedes benzerliği bir avantaj değil dezavantaj oldu ve firmanın sonunu getirdi. Üstteki fotoğrafta görülen hoş görünümlü Exelero konsepti de asla üretilemeden rafa kaldırıldı.
Neyse, neticede Maybach'ın şatafatlı ömrü kısa sürdü ve 1997'de diriltilen efsanevi markanın üretimine 2012'de son verildi. Dün itibariyle Maybach'ın kendi sitesinde tüm modellerin altında satışın durduğu yazıyordu. Ultra lüks otomobil piyasası tekrardan Rolls Royce ve Bentley'e kaldı, zaten Maybach asla büyük bir oyuncu olamamıştı. Mercedes bitirdiği Maybach'tan doğan açığı ekstra uzun şaseli S serisiyle (limuzin tarzı, çok uzun) dolduracak. Tabi yukarıda yazdığım sebeplerden dolayı o segmentin müşterileri Mercedes'i yine almayacaklar. Adam Mercedes değil farklı birşey almak istiyor, arabası farklı görünsün istiyor. O uzun S serisi de satmayacak, satılsa bile fiyatları indirmeleri gerekecek. Neyse, beni bağlamaz, Mercedes düşünsün.
20 Haziran 2012 Çarşamba
Renault yeni markalarıyla lüks ve spor otomobil pazarlarına girecek
Fransız otomobil üreticisi Renault bugüne kadar hep orta ve alt sınıf arabalar üretmişti. Arada birkaç lüks otomobil denemesi olsa da pek başarılı olamamıştı. Görünüşe göre Renault bu sefer öyle tek modellik denemelerle yetinmeyecek, pahalı arabaları sevenler için yeni markalar (ve o markalarla satılacak birsürü yeni araba) yaratacak. Bloomberg sitesinin haberine göre bu markalardan ilki Alpine olacak. Alpine sadece spor arabalar üretecek, egzotik araba pazarında Porsche, Ferrari, Lamborghini gibi markalarla rekabet etmeye çalışacak. Ne kadar başarılı olabilir bilemeyiz, ama iyi tasarımlar yaparlarsa ve bu tasarımları güçlü motorlarla desteklerlerse başarılı olmamaları için sebep yok. Renault'nun diğer üst sınıf markası ise Initiale Paris olacak. Bu ilginç isimli marka da premium segmentte lüks otomobiller üretecek. Haliyle Mercedes, Audi, BMW ve Jaguar gibi markalara kafa tutacak. Renault'nun ortağı olan Nissan'ın Infiniti sayesinde bu segmentte bolca tecrübesi var. Bu tecrübe sayesinde belki iyi bir başlangıç yapabilirler. Tabi bunlar şimdilik sadece söylenti, Renault yetkilileri tarafından yapılmış resmi bir açıklama yok ortada. Yine de Renault'nun üst sınıfa hitap eden alt markalarla büyümesi oldukça mantıklı görünüyor. Sonuçta bu akımı Volkswagen başlatmıştı (Audi ile), daha sonra da Japon ve Amerikalı üreticiler aynı taktiği başarıyla uygulamıştı. Renault biraz geç kalmış olabilir, ama hiç yapmamalarından iyidir.
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Kia'nın prestij modeli K9 Kore'de satışa sunuldu
Hayır, üstteki araba apaçi moduna geçmiş bir BMW 7 serisi değil. Bu Kia'nın ürün gamının en tepesindeki araba olan K9. Kore'de piyasaya sürülen K9 henüz diğer pazarlarda satılmıyor, ama yakında Amerika ve Avrupa ülkelerinde de piyasaya çıkacak. Hyundai Equus ve Genesis ile aynı platformu kullanan Kia K9 büyük - lüks sınıfta bir araba, yani Mercedes S serisi, BMW 7 serisi, Audi A8 ve Jaguar XJ ile rekabet edecek. Tabi marka imajı ve motor seçenekleri açısından bu rakipleriyle yarışması biraz zor, ama lüks araba isteyenler için kaliteli ve uygun fiyatlı bir alternatif olacağı kesin.
Motor seçenekleri dedim, ama aslında pek bir seçenek sunulmamış. Şu anda K9 (bu isim de Güney Kore'ye özelmiş, diğer pazarlarda kullanılmayacakmış) sadece 3.8 litrelik Lambda isimli V6 motorla satılıyor. Bu motorun da 286HP ve 329HP gücünde versiyonları mevcut. Motorun hacmine göre verdiği güç biraz düşük geldi bana. Son yıllarda çift turbo teknolojisi sayesinde 3 litrelik dizel motorlar bile bu gücü veriyor, üstelik torkları da (doğal olarak) çok daha yüksek. Tüketimin düşüklüğünden bahsetmiyorum bile. Kia bu arabayı bu motorla Avrupa'ya getirirse Kia bayileri ve Güney Kore konsolosları haricinde kimse almaz, kullanmaz. Araba güzel, ama daha iyi motorlar (özellikle de dizel seçeneği) şart.
Arabanın iç mekanı sade ama fonksiyonek olacak şekilde tasarlanmış. Tabi fotoğraflardaki renk ve malzeme böyle görünüyor, isteğe bağlı olarak Avrupa tarzı ahşap ve krom kaplamalar da gelebilir. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp ön konsolun sadeliğine şaşırmayın, asıl olay arkada. Şoförlü kullanım için tasarlanan Kia K9'un arkası ön kısma göre daha konforlu. Yandaki resimde de bu görülüyor, arka yolcuların önündeki LCD ekranlardan orta kol dayamadaki kontrol paneline kadar hiçbirşey unutulmamış. Buradan gözükmüyor, ama oralarda biryerde bir buzdolabı (mini bar da deniyor bazen) bile olabilir. 2013 model yılında Avrupa'ya gelmesini beklediğim K9'un buralardaki fiyatının ne olacağı belirsiz, ama geldiğinde ilk rakibi artık yaşlanmış olan Volkswagen Phaeton olacak. Kia lüks sınıfta rekabete girmeden önce Phaeton'a karşı bir zafer kazanmalı, premium rakiplerle daha sonra kapışmalı.
Motor seçenekleri dedim, ama aslında pek bir seçenek sunulmamış. Şu anda K9 (bu isim de Güney Kore'ye özelmiş, diğer pazarlarda kullanılmayacakmış) sadece 3.8 litrelik Lambda isimli V6 motorla satılıyor. Bu motorun da 286HP ve 329HP gücünde versiyonları mevcut. Motorun hacmine göre verdiği güç biraz düşük geldi bana. Son yıllarda çift turbo teknolojisi sayesinde 3 litrelik dizel motorlar bile bu gücü veriyor, üstelik torkları da (doğal olarak) çok daha yüksek. Tüketimin düşüklüğünden bahsetmiyorum bile. Kia bu arabayı bu motorla Avrupa'ya getirirse Kia bayileri ve Güney Kore konsolosları haricinde kimse almaz, kullanmaz. Araba güzel, ama daha iyi motorlar (özellikle de dizel seçeneği) şart.
Arabanın iç mekanı sade ama fonksiyonek olacak şekilde tasarlanmış. Tabi fotoğraflardaki renk ve malzeme böyle görünüyor, isteğe bağlı olarak Avrupa tarzı ahşap ve krom kaplamalar da gelebilir. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp ön konsolun sadeliğine şaşırmayın, asıl olay arkada. Şoförlü kullanım için tasarlanan Kia K9'un arkası ön kısma göre daha konforlu. Yandaki resimde de bu görülüyor, arka yolcuların önündeki LCD ekranlardan orta kol dayamadaki kontrol paneline kadar hiçbirşey unutulmamış. Buradan gözükmüyor, ama oralarda biryerde bir buzdolabı (mini bar da deniyor bazen) bile olabilir. 2013 model yılında Avrupa'ya gelmesini beklediğim K9'un buralardaki fiyatının ne olacağı belirsiz, ama geldiğinde ilk rakibi artık yaşlanmış olan Volkswagen Phaeton olacak. Kia lüks sınıfta rekabete girmeden önce Phaeton'a karşı bir zafer kazanmalı, premium rakiplerle daha sonra kapışmalı.
19 Nisan 2012 Perşembe
Ducati artık Audi'nin
İtalyan motorsiklet üreticisi Ducati dün itibariyle Audi tarafından satın alındı. Ducati'yi Investindustrial Group firmasından açıklanmayan (ama 1.1 milyar dolar olduğu tahmin edilen) bir bedel karşılığında Audi böylece BMW ile her alanda rekabet edebilecek. Yapılan açıklamaya göre Ducati eskisi gibi motorsiklet üretmeye devam edecek, firmanın çalışmasında bir değişiklik yapılmayacak. Sektörün uzmanları Ducati'nin hafif gövde tasarımı, motor bloğu işleme yöntemleri ve kontrol sistemleri konusundaki uzmanlığının gelecekte üretilecek Audi modellerinde de kullanılacağını söylüyorlar. Volkswagen'in uzun süredir bir motorsiklet firmasını (özellikle de Ducati gibi prestijli bir firmayı) almak istediği biliniyordu, sonunda bu da gerçekleşmiş oldu. Hayırlı uğurlu olsun.
Etiketler:
almanya,
araba,
audi,
bmw,
ducati,
italya,
motor,
motorsiklet,
teknoloji,
volkswagen
10 Şubat 2012 Cuma
Spor arabayla "sportif" arabanın farkı
Meşhur otomobil dergilerinden Autocar'ın internet sitesinin editörleri ilginç bir video hazırlamışlar. Videoda spor bir arabayla "sportif" bir araba karşılaştırılıyor. Bir tarafta herkesin favorisi Nissan GT-R var. Rakibi de zayıf bir araba değil tabi, bu testin "sportif" arabası bir BMW M5. İki araba da 500HP üzerinde güce sahip, ikisi de otomobillerle ilgilenen herkesin rüyalarını süsleyen cinsten. Sizce hangisi kazanır? Sonucu söylemeyeyim de, kendiniz izleyip görün. (Zaten çoktan tahmin etmişsinizdir ya, neyse.) Sonuçla ilgili fikrimi söylemek isterim tabi: Farkın bu kadar büyük olması beni çok şaşırttı. BMW M5 ile Nissan GT-R'ın kapışma videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
5 Ocak 2012 Perşembe
Her araba reklamı güzel olmuyor - Fena halde sıkıcı Honda CRV reklamları
Japon otomobil ve motorsiklet üreticisi Honda'nın popüler arazi aracı CR-V yenilendi. Ülkemize henüz gelmemiş olsa da yeni CR-V Kuzey Amerika'da satılıyor. Satılmakla da kalmıyor, reklamı da yapılıyor. Hem de fena halde sıkıcı bir şekilde... Honda'nın CR-V için hazırladığı reklam filmleri gerçekten sıkıcı. Kötü değiller, ülkemizin standartlarına göre iyi bile sayılırlar, ama Audi, Mercedes, Volkswagen ve BMW gibi (nedense hepsi Alman) üreticilerin reklamlarıyla karşılaştırınca CR-V reklamları "eee, bu mu yani?" dedirtecek kadar sıradan. Hep güzel reklamlardan bahsedince insan kötü reklamı unutuyor. Bu yüzden ileride bahsedeceğim güzel ve yaratıcı reklamların değerini anlayın diye bunlardan bahsediyorum. Honda'nın CR-V reklamlarını aşağıda izleyebilirsiniz. Sıkıcı, ama neyse ki kısa.
12 Aralık 2011 Pazartesi
BMW doğru yolu buldu, 6 serisi Gran Coupe'yi duyurdu
Dört kapılı coupe (veya sportif sedan) sınıfını Mercedes CLS yaratmıştı. Evet, önceden de Maserati Quattroporte vardı, ama o Maserati olduğu ve seri üretilmediği için onu saymıyoruz. CLS aslında sportif Jaguar sedanlarıyla rekabet edebilmek için tasarlanmıştı, ama Jaguar avlamaktan çok daha fazlasını başardı. Bu kadar başarılı olunca benzerleri de çıktı tabi. Önce kasa olarak CLS'ye çok benzeyen Volkswagen Passat CC geldi. Daha sonra onu Porsche Panamera, Audi A7 ve konsept tasarımdan öteye gidemeyen Lamborghini Estoque izledi. Kısacası, lüks sınıftaki tüm markalar (hatta pek lüks olmayanlar bile) CLS'nin başlattığı dört kapılı coupe akımını bir şekilde izledi. Bir tek BMW bu sınıfa giremedi, çünkü 5 GT diye garip görünümlü bir arabayla CLS'ye rakip olmaya çalıştılar. CLS (ve gerçek rakipleri) bakan herkesi kendilerine hayran bırakırken 5 GT çoğu kişi tarafından gelmiş geçmiş en çirkin BMW seçildi. Haliyle pek talep görmedi ve unutuldu. BMW bu olaydan dersini almış olacak ki, dört kapılı coupe sınıfına gerçekten ait olan bir model tasarladı: BMW 6 Gran Coupe.
24 Kasım 2011 Perşembe
Akıllı reklam böyle olur: BMW ile mücevher hırsızlığı
Alman lüks otomobil üreticisi BMW Vision ConnectedDrive konsepti için ilginç ve eğlenceli bir reklam filmi hazırlamış. Üç dakikaya yakın uzunluktaki bu video alıştığımız reklamlara göre biraz uzun, ama her saniyesi çok güzel. Reklamda hem otomobilin güzelliği, hem de bağlanabilirlik özellikleri izleyicilere bir hikayenin içerisinde gösteriliyor. Arka planda çalan müzik de harika, hikayeye tam oturmuş. Fazla anlatmayayım, siz kendiniz izleyip görün. BMW Vision ConnectedDrive reklamını aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Bu videoyu bana gönderen Tamer'e teşekkür ederim.
27 Ekim 2011 Perşembe
2013 model Audi A4, S4 ve Allroad duyuruldu
Evet, biz daha 2011'i bitiremedik, arada kocaman bir 2012 var, ama Audi 2013 model yılında (2012'nin sonlarında) piyasaya süreceği makyajlanmış A4 ailesini duyurdu. Aynı platformu kullanan daha sportif model A5'in makyajlanmış versiyonu birkaç ay önce duyurulmuştu, ben de burada yazmıştım. Hatta; benzer değişikliklerin makyajlanmış A4'te de görülebileceğini belirtmiştim. Skor tahmini tutan bir spor yazarının haklı gururunu yaşıyorum şu anda, çünkü Audi tıpkı benim dediğim gibi davrandı. Ön farlardaki LED sistemi değişmiş, bir sürü nokta LED yerine çizgi şeklinde birleştirilmiş LED gündüz farları gelmiş. Arabanın genel görünümü çok değişmemiş, sonuçta komple kasa yenilenmiyor. Bu sadece bir güncelleme.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)