Bu cihazı yabancı teknoloji sitelerinde daha önce görmüş olabilirsiniz. Aslında duyurulmasının üzerinden biraz zaman geçti, ama ben bir türlü yazmaya fırsat bulamamıştım. İşte şimdi yazıyorum. Üstte gördüğünüz saatin ismi Motorola Motoactv, ama aslında bir saat değil. O bir medya oynatıcı ve spor asistanı. Normalde kare şeklinde, küçük bir cihaz (tıpkı son iki nesil iPod Nano gibi) ama opsiyonel olarak satılan bu saat kayışıyla kullanıldığında saate benziyor. Neyse, bu cihazın içinde 600 MHz hızında çalışan bir işlemci var ve Android işletim sistemi kullanıyor. Ekranı dokunmatik, çizilmesin diye de Gorilla Glass ile kaplanmış. Tamamen su (ve ter) geçirmez olarak tasarlanmış, bu sayede dışarıda koşu yaparken yağmurdan sakınmanıza gerek yok.
Android işletim sistemi kullanıyor dedim, ama bu özellik sadece diğer Android cihazlarla uyumlu çalışması için. Maalesef bu cihazın minyatür (1.6") ekranında oyun Angry Birds veya Fruit Ninja oynayamayacağız. Motoactv herhangi bir Android telefona (veya tablete) Bluetooth üzerinden bağlanabiliyor. Böylece gerektiğinde veri aktarımı yapılabiliyor, gerektiğinde de idman bilgileri telefona gönderilebiliyor. Üzerinde bir GPS alıcısı bulunan Motorola Motoactv koşu hızını ve mesafesini bu sayede düzgün şekilde hesaplıyor. Tüm bunların haricinde, Motoactv Android kullanan telefonlar için hem Bluetooth kulaklık, hem de ikinci ekran gibi davranabiliyor. Uyumlu bir telefona bağlandığında gelen çağrılar Motoactv üzerinden yanıtlanabiliyor, görüşmeler cihazın kulaklığıyla yapılabiliyor. Dahası, gelen mesajlar da Motoactv ekranında görünüyo. Böylece koşarken (veya koşmazken, ama başka şeylerle ilgilenirken) gelen mesajlar için telefonu cepten çıkarmak gerekmiyor. Bence oldukça faydalı bir cihaz, ama maalesef Motorola bu güzel aletin fiyatını biraz yüksek tutmuş. 8GB depolama alanına sahip olan Motoactv 250$ fiyatla satılıyor. Daha fazla yer isteyenler ise 300$ vererek 16GB kapasiteli modeli tercih edebilirler. Bu fiyatların ABD için olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Apple'ın buna çok benzeyen iPod Nano medya oynatıcıları bazı konularda geride kalsalar da bunun neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar. Keşke Motorola fiyatı belirlemeden önce piyasayı bir yoklasaydı. Neyse, fiyatı haricinde çok güzel bir ürün olmuş. Android telefona sahip olup standart Bluetooth kulaklıklarla yetinmeyenler böyle bir cihazı düşünebilirler.
mp3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mp3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Kasım 2011 Perşembe
17 Nisan 2011 Pazar
Video oynatabilen kol saati
Kol saatlerinin asıl amacı zamanı göstermektir, ama bazıları bundan çok daha fazlasını yapabiliyor. Hesap yapabilen, oyun oynatabilen, hatta radyo çalabilen saatleri zaten görmüştük. Thinkgeek tarafından satılan (kimin ürettiği belirtilmemiş) bu kol saati de video ve müzik dosyalarını oynatarak standart saat fonksiyonelliğini aşıyor. 1.8" büyüklüğündeki ekran saatin tüm ön yüzünü kaplıyor. Tabi kola takılan bir video oynatıcıdan çok fazla şey beklememek lazım. Bu saatin oynatabildiği video çözünürlüğü de oldukça düşük. Saatin ekranı sadece 160x128 piksel çözünürlüğünde videoları oynatabiliyor. Yanında gelen yazılım sayesinde farklı formatlardaki videolar saatin desteklediği MTV formatına (MKV değil, yanlış anlaşılma olmasın) dönüştürülebiliyor. Saatin depolama kapasitesi ise 8GB. Video haricinde müzik de çalabilen saat MP3, WMA ve WAV formatlarını destekliyor. Kendi üzerinde bir hoparlörü var, ama bu hoparlörün sesi ancak kendine yeter. Bu yüzden saate bir de kulaklık çıkışı eklenmiş. Saatin üzerindeki mikrofon sayesinde ses kaydı da yapılabiliyor. Düğme tipi sat piliyle video oynatımı pek mantıklı bir iş olmadığından bu saate bir de lityum ion pil eklemişler. Saati sık ısk şarj etmek lazım yani. Ufacık bir ekranda video izlemek ne kadar kullanışlı olur bilemem, ama bu saati satın almak istiyorsanız Thinkgeek'i ziyaret etmelisiniz. Video oynatan saatin fiyatı ise 80$ civarında. Bir saat için çok pahalı değil, hele o saat bu kadar yetenekliyse hiç pahalı değil. Ben yine de yelkovanlı akrepli (hatta otomatik mekanizmalı) saatleri tercih ederim, ama bu tamamen tercih meselesi.
8 Mart 2011 Salı
Saat olmayı aşan saat: Konect
Bir kol saatinden ne beklersiniz? Zamanı göstermesini beklersiniz tabii ki. Tasarımcı Oliver Demangel'in tasarladığı Konect isimli saat bundan biraz daha fazlasını yapıyor. Yanında gelen Bluetooth kulaklıkları sayesinde MP3 çalıyor. Bununla da yetinmiyor, cep telefonu veya Skype üzerinden sesli görüşme yapmanızı sağlıyor. Kola takılan bir cihaz için bu özellikler bile şaşırtıcıyken Konect daha da ileri gidiyor ve bir USB belleğe dönüşüyor. Tüm bunları yaparken fırsatını bulursa saati de gösteriyor tabi. Henüz sadece tasarım aşamasında olan bu ürünü ilginç saatleri üreten Tokyoflash firması üretecekmiş, tabi eğer fikri beğenirlerse. Ben tasarımı beğendim, tanıtım videosunda (ve yandaki resimde) gayet yünlü bir kola takılı halde olmasaydı daha fazla beğenebilirdim. Her ne kadar güzel bir otomatik saatin yerini tutmasa da teknolojik saatleri sevenlerin ilgisini çekecektir. Henüz üretime geçmediği için fiyatı belli değil, ama Türkiye'ye gelmeyeceğine emin olabiliriz. Bu haberi bana yollayan Sirke'ye teşekkür ederim. Konect'in tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz. Aşağıdaki videoyu göremiyorsanız şuraya tıklayarak videonun sayfasına gidebilirsiniz.
2 Mart 2011 Çarşamba
Geleceğin arayüzü kendi vücudunuz olacak
Kinect’in “vücudunu kontrolör olarak kullan” teknolojisi, hiç şüphesiz son yılların en büyük teknolojilerinden bir tanesi.
Mp3 çalarlarımızı, telefon araması yapabilen ve hatta börek pişirebilen mikrodalga özelliği olan cihaza dönüştürmek gibi “uçuk” hayalleri olan “aklıselim” araştırmacıların projelerinden bir tanesi olan Skinput, kolunuzdaki belirli noktalara vurarak, bağlı olduğu cihazı kontrol etmenizi sağlayan bir sistem.Skinput projesinin arkasındaki fikir; vuruşlar sırasında oluşan mekanik titreşimlerin, vücudun farklı noktalarından farklı sürede ulaşmasının algılanmasına dayanıyor. Aşağıdaki videoda anlatıldığı üzere; kemik yoğunluğundaki, boyutundaki ve kitlesindeki farklılıklar, yumuşak doku ve eklemlerin filtreleme etkileri, farklı noktalarda, farklı akustik titreşimlere neden oluyor. Skinput yazılımı, işte bu titreşimleri dinleyerek (örneğin; kolunuzdaki algılayıcı bant ile) bağlı olduğu cihaza istediğiniz komutları gönderiyor.
Diğer projede ise; 2 kola birden bağlanan, birbirine bağlı elektrik algılayıcılar ile, kolların farklı hareketlerinin ürettiği farklı elektrik sinyallerini, bağlı bulunduğu cihazın kontrol mekanizması olarak kullanıyor (Joystick gibi).Aşağıdaki videoda, hayali bir gitarı sadece kasları ile çalarak, nasıl Guitar Hero oynandığını görebilirsiniz.
Yukarıdaki her iki projenin de şu an araştırma aşamasında olduğunu belirtelim, piyasa için uygun ve makul bir fiyatla satışa sunulmasının 5 yılı bulacağı söyleniyor, aslında piyasaya çıkacaklarının da garantisi olmadığı ekleniyor. Bakalım daha neler göreceğiz . :)
"Microsoft, tüm vücudunuzu kontrolör olarak kullanmanızı istiyor" demeden de edemeyeceğim.
Mp3 çalarlarımızı, telefon araması yapabilen ve hatta börek pişirebilen mikrodalga özelliği olan cihaza dönüştürmek gibi “uçuk” hayalleri olan “aklıselim” araştırmacıların projelerinden bir tanesi olan Skinput, kolunuzdaki belirli noktalara vurarak, bağlı olduğu cihazı kontrol etmenizi sağlayan bir sistem.Skinput projesinin arkasındaki fikir; vuruşlar sırasında oluşan mekanik titreşimlerin, vücudun farklı noktalarından farklı sürede ulaşmasının algılanmasına dayanıyor. Aşağıdaki videoda anlatıldığı üzere; kemik yoğunluğundaki, boyutundaki ve kitlesindeki farklılıklar, yumuşak doku ve eklemlerin filtreleme etkileri, farklı noktalarda, farklı akustik titreşimlere neden oluyor. Skinput yazılımı, işte bu titreşimleri dinleyerek (örneğin; kolunuzdaki algılayıcı bant ile) bağlı olduğu cihaza istediğiniz komutları gönderiyor.
Diğer projede ise; 2 kola birden bağlanan, birbirine bağlı elektrik algılayıcılar ile, kolların farklı hareketlerinin ürettiği farklı elektrik sinyallerini, bağlı bulunduğu cihazın kontrol mekanizması olarak kullanıyor (Joystick gibi).Aşağıdaki videoda, hayali bir gitarı sadece kasları ile çalarak, nasıl Guitar Hero oynandığını görebilirsiniz.
Yukarıdaki her iki projenin de şu an araştırma aşamasında olduğunu belirtelim, piyasa için uygun ve makul bir fiyatla satışa sunulmasının 5 yılı bulacağı söyleniyor, aslında piyasaya çıkacaklarının da garantisi olmadığı ekleniyor. Bakalım daha neler göreceğiz . :)
"Microsoft, tüm vücudunuzu kontrolör olarak kullanmanızı istiyor" demeden de edemeyeceğim.
Ford Sync Avrupa'ya geliyor, Türkçe'yi de destekleyecek
Ford sesle kumanda edilen eğlence ve bilgilendirme (Infotainment) sistemi Sync'i 2012 Focus'la birlikte Avrupa pazarına sunmaya hazırlanıyor. Konunun yabancısı olanlar için kısaca özetleyeyim: Sync otomobil üreticisi Ford ve yazılım devi Microsoft'un ortak geliştirdiği bir sistem. Ses tanıma teknolojisi de Nuance Communications (pek çok cep telefonunun ses tanıma sistemini hazırlayan firma) tarafından geliştirilmiş. Ford Sync ile bir sürücü ellerini kullanmadan, sadece ses komutlarıyla cep telefonuna gelen çağrıları cevaplayabiliyor, çalan şarkıyı veya radyo kanalını değiştirebiliyor, veya navigasyon sistemine gitmek istediği yeri söyleyebiliyor. Mesele ses ve konuşmanın tanımlanması olunca bu komplike sistemin diğer ülkelerde uygulanması da zorlaşıyordu. Biraz yatırım yaparak bu sorunu çözen Ford Türkçe dahil 19 dili daha Sync'e entegre ederek Avrupa'daki otomobillerini de bu sistemle donatmaya hazırlanıyor. Sync kendi sınıfının en başarılı sistemlerinden biri. Hem ses tanımadaki becerisi, hem de yabancı ülkede araba kullanırken navigasyon komutlarını sürücünün diliyle, yer isimlerini ise yerel dille okuyarak yanlış telafuzları engellemesi açısından rakiplerinin önüne geçiyor. Tabi Türkçe desteğinin gelmesi Sync'in Türkiye'ye geleceği anlamına gelmez. Yurt dışında yaşayan hemşerilerimiz için de gelmiş olabilir bu destek. Maalesef otomobil ithalatçıları ülkemize en donanımlı modelleri getirmiyorlar. Sync'in biraz pahalı olduğunu düşünürsek Focus gibi (nispeten) uygun fiyatlı bir modelle ülkemize gelmesi zor görünüyor. Belki ileride, daha üst modellerde (Mondeo gibi) Sync'i görme ihtimalimiz daha yüksek.
Etiketler:
araba,
avrupa,
ford,
gps,
infotainment,
mp3,
navigasyon,
radyo,
sesle kontrol,
sync,
türkçe
27 Ocak 2011 Perşembe
JVC RD-R1 ve RD-R2 ile kayıt stüdyosunu sokaklara taşıyor
Japonya'nın elektronik devlerinden JVC heryerde kayıt yapmak isteyenler için iki özel portatif cihaz hazırladı. RD-R1 ve RD-R2 isimlerini taşıyan bu cihazlar üzerlerinde bulunan çift mikrofon sayesinde stereo kayıt yapabiliyor. 360 derece kayıt yapabilen bu mikrofonlar çevredeki tüm sesleri alabiliyor. Tabi bu cihazların tek fonksiyonu kayıt yapmak değil. RD-R1 ve RD-R2 taşınabilir müzikçalar olarak ta görev yapabiliyor. Bir zamanların taşınabilir müzik setlerine (boombox) benzeyen bu cihazlarda kayıt ortamı olarak SD kart tercih edilmiş. MP3 formatında en fazla 192Kbps kalitede kayıt yapabilen RD-R1 ve RD-R2'ye 5 saniye gecikmeli kayıt özelliği de eklenmiş. RD-R2'nin küçük kardeşinden farkı dijital metronomu ve 6.3mm mono kayıt girişi. Bu giriş sayesinde cihaza bir elektro gitar bağlanabiliyor. RD-R1 henüz piyasaya çıkmadığı için fiyatı belli değil. RD-R2 ise Şubat'tan itibaren Japonya'da 460$ fiyatla satılacak. Ucuz değiller, ama kayıt yapmayı (özellikle ilginç yerlerde kayıt yapmayı) seven müzisyenlerin ilgisini çekecekleri kesin.
19 Ağustos 2010 Perşembe
Kaçan saat Tocky
Sabahları çalar saatle mi uyanıyorsunuz? Eğer öyleyse kalkmanız gerekirken saati susturup uyumaya devam etme olayı sizin de başınıza gelmiştir. İşte bu riskten kurtulmak, uyanmayı garantilemek için Tocky isimli çalar saate (veya benimki gibi bir babaya) ihtiyacınız var. Tocky çalmaya başladığında aynı zamanda yuvarlanarak kaçıyor. Onu susturmak için önce yakalamanız gerekli. E saatin peşinde sağa sola koşturunca da uykunuz açılmış oluyor, bir daha yatağa girmiyorsunuz. Güzel fikir değil mi? Ayrıca dokunmatik ekranı var ve MP3 çalabiliyor. Benim ihtiyacım yok, babam sağolsun. İhtiyacı olanların 79$ ödemesi gerekli. Ucuz değil, ama eğlenceli.
Etiketler:
elektronik,
ilginç,
mp3,
saat
8 Temmuz 2010 Perşembe
Youtube'dan yeni hizmet: Leanback
Dünyanın en popüler video paylaşım sitesi olan Youtube kullanıcıları için yeni bir servis geliştirmiş. Leanback isimli bu hizmet birazcık medya oynatıcılardaki çalma listelerine benziyor. İzlenmek istenen videolar seçiliyor, biri izlenirken diğerleri yükleniyor. Böylece videolar arası bekleme süreleri ortadan kalkıyor, izleme keyfi arasında sağda solda video arama derdi bitiyor. Youtube videoları sanki bir mp3 oynatıcıda şarkıları atlatır gibi, klavyedeki yön tuşlarına basarak, kolayca atlatılıyor. Üstelik bu oynatma listeleri Facebook gibi sosyal ağlarda paylaşılabiliyor. Gittikçe daha da detaylı hale geleceğini düşündüğüm bu sistem Google TV sayesinde televizyonlarda da kullanılabiliyor. Ülkemizde Youtube yasaklı olduğu için (resmi olarak) bize pek birşey ifade etmez, ama (gayriresmi yollardan) Youtube'a girip televizyon dizilerini parça parça izleyenlerin seyir keyfini arttıracağı kesin. Daha detaylı anlatım için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm.
30 Nisan 2010 Cuma
Olmaz demeyin, bu da oldu: Jimi Hendrix yeni albüm yaptı
25 Mart 2010 Perşembe
Philips Spark SA2920 2GB MP3 Oynatıcı İncelemesi
Uzundur inceleme yazamamıştım, kısmet bugüneymiş. Bir arkadaşım benden uygun fiyatlı ve güzel bir MP3 oynatıcı tavsiyesi istediğinde online satış sitelerinde ufak bir araştırma yaptım. Bu araştırma sonunda yazımın konusu olan Philips SA2920 bana kendi sınıfının en cazip ürünü olarak gözüktü. Arkadaşım tavsiyeme uydu ve bu ürünü satın aldı, ben de onun cihazını inceleyerek bu incelemeyi hazırladım.Ürünümüzün gerçek ismi Philips GoGear Spark. Kutusunun üzerinde böyle yazıyor ama yerli internet sitelerinde hep ürünün kod numarası olan SA2920 kullanılıyor. İsmi farketmez, bizim ilgilendiğimiz ürün aynı. Spark'ın kendi fiyat kategorisindeki ürünlerden ayrılmasının sebebi, hem tanınmış bir firma tarafından üretilmesi, hem kompakt boyutlara sahip olması, hem de renkli ekrana sahip olması. Resimde de görüldüğü gibi, bu ufaklığın üzerinde 1,46" boyutunda, 128x128 piksel çözünürlüğe sahip, OLED teknolojisiyle desteklenmiş renkli bir ekran var. OLED teknolojisi ekranın daha tasarruflu çalışmasını ve daha parlak olmasını sağlıyor. Ekranın çözünürlük ve ebatları ilk bakışta düşük görünebilir, ama menülerde gezinmek için yeterli. Aynı şekilde ekranın parlaklık ve renk kalitesi gibi detayları da multimedya içeriği görüntülemekten çok menülerde gezmek ve albüm kapakları görüntülemek için yeterli seviyede. Bu konuya daha sonra değineceğim.
Ürünün boyutları oldukça ufak, resimde görüldüğü gibi renkli ekran zaten ürünün ön yüzünü tamamen kaplıyor. Yan taraflarda ise ses yükseltme - alçaltma ve dosya silme gibi işlemleri yapmaya yarayan seçenek tuşu bulunuyor. Bu tuş ile seçtiğiniz dosyaya uygulamak istediğiniz ek işlemler listesine ulaşabiliyorsunuz. Kulaklık ve USB bağlantıları ile tuş kilidi de yine cihazın yan taraflarında bulunuyor. Ürünün üzerinde MP3 çalarlarda görmeye alıştığımız oynatma - durdurma veya şarkı ileri - geri alma tuşlarını boşuna aramayın. Bu işlemler için görünürde bir tuş yok, çünkü ekranın kendisi bu işlevi görüyor. Evet, yanlış okumadınız. Spark'ın ekranının dört kenarı da tuş vazifesi görüyor. Menüde veya şarkı çalma esnasında bu tuşlar farklı görevler üstleniyor. Örneğin ekranın alt ve üst kenarları menüde yukarı aşağı gezinmeyi sağlarken, şarkı çalarken aynı tuşlar önceki veya sonraki şarkıya geçmeye yarıyor. Alışana kadar biraz zorlayabilen bu sistem, alıştıktan sonra çok kullanışlı oluyor. Bence Philips bu kontrol sistemini daha sonraki modellerine de uygulamalı.
Ürünün ses kalitesi oldukça tatminkar. Ses seviyesi bu boyuttaki ürünler için normal seviyede, baslar ve tizler de yeterli düzeyde. Aşırı beklentilere kapılmamak lazım, ama benim şimdiye kadar denediğim uygun fiyatlı MP3 çalarlar arasında en iyilerden biri olduğunu söylemeliyim. Spark'ın yanında gelen kulaklıklar ortalama kaliteye sahip. Eğer yüksek ses kalitesi peşindeyseniz biraz daha masrafa girerek kendinize daha kaliteli kulaklıklar almanızı öneririm. Ses kalitesini çok fazla önemsemeyenler ise kutudan çıkan kulaklıklardan memnun kalacaktır. Ortalama kalite desem de marketlerde dökme satılan markasız MP3 çalarların kulaklıklarından çok daha iyi olduklarını belirtmek gerekir. Philips GoGear Spark MP3, WAV ve WMA dosyalarını oynatabiliyor. Ses kaydı ise ancak WAV formatında yapılabiliyor. JPEG formatındaki resimleri gösterebilen Spark, video oynatamıyor. Zaten bu büyüklükte bir ekranda video izlemek pek keyifli olmayacaktır. Ses için hazır ekolayzır ayarları mevcut, isteyenler kendileri de 3 bantlı ekolayzırı ayarlayabilirler. Cihazın öne çıkarılan bir özelliği olan FullSound ses efekti seslerin daha dolgun çıkmasını sağlıyor. FullSound ile ekolayzır aynı anda çalışamıyor, biri açıkken diğeri kapatılmak zorunda.
Cihazın menüleri oldukça sede ve kullanışlı. Menülerde gezinmek ise takılmasız ve akıcı şekilde gerçekleşiyor. Cihazı bilgisayara bağladığınızda hafızasında Spark için hazırlanmış özel kontrol yazılımının bulunduğunu görüyorsunuz. Bu uygulama ile çalma listeleri oluşturabilir ve cihazın dahili yazılımını güncelleyebilir veya yenileyebilirsiniz. İsterseniz tüm MP3 çalarlarda olduğu gibi şarkıları çalma listesine veya şarkıcı ismine göre görebilir, isterseniz menüdeki "klasör görünümü" bölümüne girerek dosyalarınızı bilgisayarda gördüğünüz gibi klasörlere ayrılmış şekilde görebilirsiniz. Eğer klasörün içinde dinlediğiniz şarkının albüm kapağını JPEG formatında koymuşsanız, şarkı çalarken arka plan resmi olarak bu albüm kapağı gösteriliyor. Bunlar tamamen seçime bağlı, isterseniz grafik ekolayzır veya farklı bir resmi de çalarken gösterilmesi için seçebiliyorsunuz. Aynı şekilde ekran koruyucu olarak saat, sabit bir resim veya birkaç resimde oluşan slayt gösterisi seçilebiliyor. Spark kullanıcısına zevkine göre seçebileceği 3 farklı renkte tema sunuyor.
Spark'ın kutusundan cihazın kendisi ve kulaklık haricinde USB bağlantı kablosu, sade kullanım kılavuzları ve silikon kılıf çıkıyor. Bu kılıf cihazın etrafını sararak dış etkenlerden korunmasını sağlıyor. Kılıf cihazın kullanışlılığını etkilemiyor, ancak cihazın ekranını da korumuyor. Çantada veya cepte taşırken dikkatli olmak lazım, cihazın neredeyse tamamını kaplayan ekran sert cisimlerle karşılaşırsa kolayca çizilebilir. Hafif bombeli olduğu için ekran koruyucu filmler bu ekrana uygulanamıyor. Belki de cihazın tek dezavantajı bu, başka bir kusur göremedim ben Spark'ı incelerken. Cihazın radyosu yok, radyolu modelleri de varmış ama ben ülkemiz piyasasında göremedim. Philips'in iddiasına göre Spark tam dolu bataryayla 27 saat müzik çalabiliyormuş. Çoğu zaman bu belirtilen süreyi yakalamak imkansız olur, bu sefer de kural bozulmuyor. Herkesin kullanım tarzı farklıdır, pil ömrü de kullanım tarzına göre değişiyor. Ekranın ne kadar aydınlık kaldığı, ses seviyesi gibi faktörler pilin dayanma süresini etkiliyor. Yine de ben Philips GoGear Spark'ın batarya süresinden tatmin oldum. Cihaz USB bağlantısı üzerinden şarj oluyor.
Harici hafıza kartlarını desteklemeyen Spark'ın daha yüksek hafıza kapasitesine sahip modelleri maalesef ülkemizde bulunmuyor. Philips nedense bu ürüne ilginç bir kısıtlama getirmiş, hafızası dolmamış olsa bile 450 adetten fazla şarkıyı cihaza yükleyemiyorsunuz. Saçma gelse de pek önemli bir kısıtlama değil. Türkiye piyasasında 90-100TL civarına satın alabileceğiniz Philips GoGear Spark kendi fiyat kategorisi içinde oldukça cazip bir ürün. Ses ve üretim kalitesi olarak rakiplerinin önüne çıkmayı başaran cihaz renkli ekranı küçük boyutlarla birleştirerek kendisini oldukça çekici kılıyor. Radyo dinlemek sizin için önemli değilse ve 2GB kapasite size yeterliyse Spark'ı mutlaka dikkate almalısınız. Standartların dışındaki görünümü ve kullanımıyla dikkat çeken bu ürünü uygun fiyatlı müzik çalar arayan kişilere öneriyorum. Bu inceleme burada biter, hepinize iyi günler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
