Drexel Üniversitesi'nin çok ilginç bir bölümü varmış: MET-Lab (Music and Entertainment Technology Lab - Müzik ve Eğlence Teknolojisi Laboratuarı). Bu bölüm adından da anlaşıldığı üzere müzik ve eğlenceyle ilgili teknolojiler geliştiriyor. Son projeleri ise bir hayli ilginç. HUBO isimli insansı robotları programlamışlar ve robotlara Beatles'ın Come Together şarkısını çaldırtmışlar. Tabi şarkıda kullanılan enstrumanlar Beatles'ın kullandıklarından biraz farklı. Tamam, ortada bir bateri var, ama bass gitar yerine daha farklı şeyler kullanılıyor. Yine de grup gayet güzel çalıyor şarkıyı. Arada tempoyu düşürüyorlarmış gibi geldi bana, ama sonra hemen toparladılar. Üstelik robotlardan biri vokalistlik yapıyor, şarkıyı robotik bir sesle söylüyor. Burada güzel olan şey robotların şarkıyı tamamen kendi kendilerine çalıyor olmaları. Herhangi bir uzaktan yönetim söz konusu değil. Robotlara notalar verilmiş, onlar da bunu harekete dönüştürü çalmışlar. Come Together'ın orjinal halini bilmeyen şanssız topluluktansanız şuraya tıklayarak bu önemli eksiğinizi giderebilirsiniz. HUBO robotlarının çaldığı Come Together videosunu ise aşağıda izleyebilirsiniz.
vokal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vokal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2012 Çarşamba
4 Aralık 2011 Pazar
Elektronik müzik öyle olmaz, böyle olur! - Elektronik cihazlarla çalınan House of the Rising Sun
Elektronik müziği çok seven bir insan değilim. Ben seslerin enstrumanlardan çıkması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden bilgisayarların yaptığı müziği fazla sentetik buluyorum. Zevk meselesi tabi, kişiye göre değişir. Bugün denk geldiğim bir videoda dinlediğim şarkı elektronik müzik klasmanına girdiği halde çok ilgimi çekti. Tabi burada durum biraz farklı, bu sefer müziği gerçekten elektronik aletler yapıyor. Şöyle ki; iki antika osiloskop, eski bir tarayıcı ve bozuk bir sabit disk grup kurmuş, House of the Rising Sun'ı çalıyor! Osiloskoplar gitar ve klavyeden sorumlu. Davulları sabit disk çalıyor. HP Scanjet 3P tarayıcı da vokali yapıyor. Garip geldi değil mi? Bence gayet hoş olmuş. Özellikle enstrumanlar çok başarılı. Tarayıcı vokalde biraz detone oluyor sanki, ama o kadar da olur. Sahne heyecanı diyelim. Neyse ki şarkının Animals versiyonunu çalıp söylemişler. Eric Burdon'ın sesi ve vokali çok inişli çıkışlı değil. Bir de aynı şarkının Bob Dylan versiyonunu çalıp söylemeyi deneselermiş tarayıcı şarkının ortasında ruhunu teslim edermiş. Bu arada, her cihazın sesinin ayrı ayrı kaydedilip sonradan birleştirildiğini de ekleyeyim. Elektronik aletlerle çalınan House of the Rising Sun videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Şarkının orjinalini merak ediyorsanız da şuraya tıklayabilirsiniz.
Etiketler:
bilgisayar,
davul,
elektronik,
gitar,
grup,
HP,
ilginç,
klavye,
müzik,
osiloskop,
sabit disk,
şarkı,
tarayıcı,
video,
vokal
19 Ocak 2011 Çarşamba
Şarkı söylemek sana yakışmıyor Kıraç...
Kıraç'ın yeni albümü Yolcu'yu aldım. Güzel albüm, hoşuma da gitti. Kıraç doğru yolu bulmuş, daha çok anonim şarkılardan oluşan bir "Anadolu Rock" albümü yapmış. Kendi yazdıkları da fena değil, ama bunlar daha güzel. Zaten dinlemeyi sevdiğimiz şeyler, yeniden yorumlanınca hoş oluyor. Yalnız, Kıraç'ın tüm albümlerinde olan sorun bu albümde de var: Kıraç'ın sesi. Kıraç'a şarkı söylemek yakışmıyor. Olmuyor yani, bu adamda o ses yok. Böyle güçlü, gür, kalın sesle vokali herkes yapamaz. Cem Karaca bu işin üstadıydı, şimdi de Ayhan Yener (Haramiler'in solisti) bu işi çok iyi beceriyor, ama Kıraç bu işi beceremiyor. O beste yapsın, düzenleme yapsın, gitar çalsın, ne bileyim, birşeylerle meşgul etsin kendini, ama şarkı söylemesin. O işi sesi güzel olan birilerine bıraksın. Neyse, albüme geri dönersek, şarkılar genel anlamda tanıdık gelen türkülerin modernleştirilmiş versiyonları. Aranjmanlar güzel olmuş, kulağı rahatsız eden bir durum yok. Bazı şarkıların İzzet Altınmeşe'den alınması kafamda bazı soru işaretleri oluştursa da dinlerken fazla sorun yaşamadım. Sorun yaşamadım, ama İzzet Altınmeşe'nin et benini düşünmeden de edemedim. Aklıma takılıyor, ne yapayım? Albümün en hoşa giden şarkısı Karakaş Gözlerin Elmas. Ali Ercan'ın eseri olan bu şarkı hem sözleri hem de melodisiyle insanın diline takılabiliyor. Zaten albümün ilk klibi de bu şarkıya çekilmiş. Bu şarkıda dikkatimi çeken bir husus var. Şarkıyı yazan Ali Ercan şarkı boyunca sevdiğinin kendisine naz yaptığını, kıymet vermediğini söylüyor. Sonra da tutup "Bu güzellik sende de kalmaz, annene bak, gör halini!" diyor. Bunu söyleyen adam her tür nazı ve reddedilmeyi haketmiştir. Kardeşim, hiç bir kadına böyle şey denir mi? Şamarı yemediğine dua etsin. Neyse, albüm genel olarak güzel. Eğer bu türü seviyorsanız alıp dinlemenizi öneririm, sevmiyorsanız zaten çoktan bu yazıyı okumayı bırakmışsınızdır. Karakaş Gözlerin Elmas şarkısını dinlemek isterseniz aşağıda klibi var. İyi dinlemeler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)