internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Şubat 2013 Çarşamba
iOS 6.1'in içinden çıkan gizli ikonlar - Apple'a internet radyosu mu geliyor?
Normalde Apple'ın mobil işletim sistemi iOS'un dosya yapısını görmek imkansızdır, ama jailbreak sayesinde Apple'ın izin vermediği şeyler de yapılabiliyor. Geçtiğimiz günlerde kullanıcılara sunulan iOS 6.1 de birkaç gün içinde jailbreak ile tanıştı. Bu zaten alışıldık birşey, ama jailbreak işlemi sırasında iPad'in müzik uygulamasının dosyaları arasında henüz bizim cihazlarımızda gözükmeyen iki ikon farkedilmiş. 9to5mac sitesinin haberine göre radyo vericisi şeklindeki bu ikonların dosya isimlerinin içerisinde satın alma anlamına gelen "buy" kelimesi de var. Geçen sene bazı kaynaklar Apple'ın kendi internet radyo servisini (Pandora veya Spotify gibi) kuracağını yazmışlardı, tarih olarak da 2013'ü işaret etmişlerdi. İkonlar iOS 6.1'e eklendiyse yakında aktif hale gelme ihtimalleri çok yüksek, belki 6.1.1 versiyonunda internet radyosu hizmeti iOS kullanan cihazlarda kullanılmaya başlanabilir. Dosya isimlerindeki "buy" kelimesi radyo istasyonlarının (en azından bazılarının) ücretli olabileceğini veya çalan şarkıyı satın alma seçeneğinin de sunulacağını gösteriyor, ama tabi bu da henüz belli değil. Apple geliştirdiği bazı özellikleri iOS işletim sistemine entegre ediyor, ama tam düzgün çalışır hale getirmeden aktifleştirmiyor. Geçtiğimiz yıl da benzer şekilde iOS 5'in içindeki gizli panorama özelliği keşfedilmişti, ama bu özellik iOS 6'da aktif hale gelmişti.
4 Ocak 2013 Cuma
Qualcomm Atheros yeni router yazılımı StreamBoost'u tanıttı
Ağ donanımları ve mobil işlemci üreticisi Qualcomm Atheros evlerde ve işyerlerinde bantgenişliği paylaşımını düzenleyip kesintilere engel olmayı hedefleyen yeni router yönetim yazılımını tanıttı. StreamBoost isimli yazılım birden fazla cihazın aynı anda internete bağlandığı ağlarda bant genişliğini cihazların o anki ihtiyaçlarına göre belirliyor. Böylece, mesela internet üzerinden film izlerken başka bir cihaz bir anda güncelleme yapmaya kalktığında film kesilmiyor, veya oyun oynarken bağlantı önceliği oyun oynanan bilgisayara verilerek ping süresi düşürülebiliyor. Bir nevi öncelik belirleme sistemi yani, çok karmaşık değil, ama işe yarayacak gibi görünüyor. Qualcomm Atheros bu yazılımın kullanıldığı yeni ürünlerini önümüzdeki hafta açılacak olan CES'te (tüketici elektroniği fuarı) sergileyecek. Hele bir çıksın, testlerini görelim, belki ben de emektar US Robotics modemimi böyle birşeyle değiştirmeyi düşünebilirim.
17 Ağustos 2012 Cuma
İnternetteki sanal titan zincirleri ve bize etkileri (veya ettikleri)
Belki hatırlarsınız, bir ara "titan zinciri" diye birşey çıkmıştı. İnsanlar birilerine para veriyorlar, sonra da para verecek başkalarını bulup verdiklerinden daha fazlasını alıyorlardı (veya alacaklarını düşünüyorlardı). Birsürü insan bu şekilde dolandırılmıştı. Bu yöntem zincir mektuplardan alıntıdır aslında, onlara da "titan mektubu" deniyordu zaten. Mektubu alanın 10 kişiye göndermemesi durumunda başına çok fena işler geleceği, gönderirse de çok harika şeyler yaşayacağı vaadediliyordu. Neyse, neticede böyle bir "katıl ve katılacak başkalarını bul" sistemi var ve bunlara titan zinciri deniyor. Dolandırıcılık hadisesinden sonra yasaklanan titan zincirleri internet üzerinde yeniden hortladı. Artık gerçek para kullanılmıyor, ama gerçek para karşılığında alınabilecek sanal para veya puan kullanılıyor. Maalesef işlerin nasıl yürüdüğünden habersiz çocuklar veya kafası ancak çocuk kadar basan bazı yetişkinler de bu sisteme alet ediliyor.
Madem çocuklardan bahsettik, ilk olarak çocukları hedef alan kısma değinelim. Mutlaka denk gelmişsinizdir, kimisi doğrudan çalışan, kimisi tarayıcı üzerinde oynanan, kimisi de Facebook üzerinden erişilen bazı online oyunlar var. Bu oyunlar genelde RPG veya aksiyon tarzında, ama aralarında strateji oyunları da var. Çoğu basit ve ücretli oyunlarla rekabet edemeyecek kadar kötü olan bu oyunları genelde çocuklar ve ergenler oynuyor. Mesela yukarıdaki resimde bir ekran görüntüsünü gördüğünüz Wolf Team 10-14 yaş arasının popüler oyunlarından. Bu oyunlar görünüşte ücretsiz. Oynamak için para ödenmiyor. Üye olup hemen oynamaya başlayabiliyorsunuz. Tabi bir süre oynuyorsunuz, sonra acı gerçekle karşılaşıyorsunuz. Oyundaki herkeste acaip silahlar, zırhlar filan var, sizde ise hiçbirşey yok. Herkes sizi yeniyor, ne kadar uğraşsanız da başarılı olamıyorsunuz. Tabi siz de o zırhlardan, silahlardan almak istiyorsunuz, ama bunların ücretli olduğunu görüyorsunuz. Oyun ücretsiz, ama içerik ücretli. Bu sisteme "Freemium" veya "Free to play - F2P" deniyor. Bu da şiddetle kınadığım birşey, ama büyük oyun yapımcıları bile bunu benimsiyor artık. Yapacak birşey yok.
Neyse, oyuna geri dönelim. Para ödemek istemiyorsunuz, ama o çok güçlü tüfekte kalmış aklınız. İşte o an size çok cici bir teklif geliyor: Reklam yap, oyun içinde harcayabileceğin sanal para kazan... Sistem oturmuş, size özel bir kayıt bağlantısı var. Bu bağlantıyı kullanarak sosyal ağlarda, forumlarda, yorum yapılabilen sitelerde oyunu tanıtmaya çalışıyorsunuz. Oyunun kayıt sayfasına sizin bağlantınıza tıklayarak giren herkes size puan kazandırıyor. Siz de bu puanlarla oyun içinde kullanılan ıvır zıvırlardan alıyorsunuz. Aslında elinize birşey geçmiyor yani, sadece 100 saat oynayınca alacağınız tüfeği birkaç saatte alıyorsunuz, o arada o oyunun da reklamını yapıyorsunuz. Hedef kitle gençler ve çocuklar olduğu için kullanıcıların çoğu bu oyunları ücretsiz zannediyor ama sonra kendini kaptırıp oyunun pazarlamacısına dönüşüyor. Sonra da başlıyor sosyal ağlarda ve forumlarda saçma sapan reklam mesajları... Saçma sapan oyunları fantastik şeylermiş gibi gösteren, sildikçe farklı isimle yeniden gönderilen mesajlar, yalan yanlış bilgilerle dolu ve bozuk Türkçe'yle yazılmış metinler deli ediyor beni. İnsanların kendi katıldıkları sisteme başkalarını çekmeye çalışarak kazanç elde etmeye çabalamaları bunun da bir titan sistemi olduğunu bize gösteriyor. Her gün büyüyor, gün geçtikçe genişliyor. Büyüdükçe de daha tehlikeli bir hal alıyor. Bu oyunları yapanlar ve pazarlayanlar tüm oyuncuların kişisel bilgilerine sahip oluyorlar. Gitgide büyüyen bir kullanıcı kitlesine istedikleri gibi reklam yapıyorlar, kitleyi istedikleri gibi yönlendiriyorlar.
Bu sistemin bir de ticari sitelerle ilgili versiyonu var. Biliyorsunuz son birkaç yıldır toplu satış ve fırsat siteleri (Şehir Fırsatı, Grupanya, Limango filan gibi) iyice coştu. Bunlardan bazıları (mesela örnekte gösterdiklerim) zaten yükünü tutmuş, herkes tarafından bilinen popüler siteler. Çoğunun arkasında da büyük kuruluşlar var. Bir de bunlara benzeyen ama daha küçük, daha az tanınan siteler var. İşte bu siteler de benzer yöntemlerle reklam yaptırtıyorlar insanlara. Kendi reklamlarını forumlarda ve sosyal ağlarda yayınlayan kişilere alışveriş puanı hediye ediyorlar. Hadi forumlar neyse, ama sosyal ağlarda durum çok fena. Mesela, bir arkadaşım sıkılmadan her gün benim Facebook'taki duvarıma bir sitenin reklamı metnini yazıyor. "Böyle fırsat bulamazsınız, pantolon 20 lira, ayakkabı 30 lira..." gibi şeyler işte. Kendi duvarına yazsa neyse, benim duvarıma yazıyor adam. E şimdi Facebook'ta arkadaşlıktan çıkarsam olmaz, alınır adam. Diğer yandan rahatsız oluyorum, çünkü spam yapıyor. Tüm bunlar olur da birsürü kişi onun yolladığı bağlantıya tıklayıp o siteye üye olup alışveriş yaparsa onun kazanacağı vaadedilen ufak bir indirim için. Yazık, çok yazık...
Freemium olayına karşıyım ama yapacak birşey yok. Tamamen yasal bir sistem, alan da satan da razı. Fırsat sitelerine karşı değilim, ama onların da bir yasayla düzenlenmesi lazım. Fırsat adı altında normal fiyatının üzerinde satılan şeyler de var, insanlar sırf sitedeki şişirilmiş fiyatı görüp ucuza aldıklarını zannediyorlar. Neyse, milletin cahilliğini ben düzeltemem zaten, onlar da gözlerini açsınlar, kazık yemesinler. Benim karşı olduğum şey bu sitelerin ve oyunların kullandığı titan zinciri benzeri pazarlama yöntemi. Burada en önemli görev çocukların sağduyulu insanlar olarak yetişmesinden sorumlu olan ailelere düşüyor. Bu tip tuzaklara en fazla 15 yaş altı çocuklar düştüğü için ebeveynler çocuklarını daha dikkatli izlemeli, bu tip şeylerden uzak tutmalı. Çocuk tabii ki oyun oynayacak, eğlenecek, ama daha küçücük yaşında oyunda ekstradan bir tüfek veya bir pelerin almak için pazar yerinde gırtlağını yırtan pazarcının sanal versiyonuna dönüşüyorsa bu sistemde bir terslik var demektir.
Madem çocuklardan bahsettik, ilk olarak çocukları hedef alan kısma değinelim. Mutlaka denk gelmişsinizdir, kimisi doğrudan çalışan, kimisi tarayıcı üzerinde oynanan, kimisi de Facebook üzerinden erişilen bazı online oyunlar var. Bu oyunlar genelde RPG veya aksiyon tarzında, ama aralarında strateji oyunları da var. Çoğu basit ve ücretli oyunlarla rekabet edemeyecek kadar kötü olan bu oyunları genelde çocuklar ve ergenler oynuyor. Mesela yukarıdaki resimde bir ekran görüntüsünü gördüğünüz Wolf Team 10-14 yaş arasının popüler oyunlarından. Bu oyunlar görünüşte ücretsiz. Oynamak için para ödenmiyor. Üye olup hemen oynamaya başlayabiliyorsunuz. Tabi bir süre oynuyorsunuz, sonra acı gerçekle karşılaşıyorsunuz. Oyundaki herkeste acaip silahlar, zırhlar filan var, sizde ise hiçbirşey yok. Herkes sizi yeniyor, ne kadar uğraşsanız da başarılı olamıyorsunuz. Tabi siz de o zırhlardan, silahlardan almak istiyorsunuz, ama bunların ücretli olduğunu görüyorsunuz. Oyun ücretsiz, ama içerik ücretli. Bu sisteme "Freemium" veya "Free to play - F2P" deniyor. Bu da şiddetle kınadığım birşey, ama büyük oyun yapımcıları bile bunu benimsiyor artık. Yapacak birşey yok.
Neyse, oyuna geri dönelim. Para ödemek istemiyorsunuz, ama o çok güçlü tüfekte kalmış aklınız. İşte o an size çok cici bir teklif geliyor: Reklam yap, oyun içinde harcayabileceğin sanal para kazan... Sistem oturmuş, size özel bir kayıt bağlantısı var. Bu bağlantıyı kullanarak sosyal ağlarda, forumlarda, yorum yapılabilen sitelerde oyunu tanıtmaya çalışıyorsunuz. Oyunun kayıt sayfasına sizin bağlantınıza tıklayarak giren herkes size puan kazandırıyor. Siz de bu puanlarla oyun içinde kullanılan ıvır zıvırlardan alıyorsunuz. Aslında elinize birşey geçmiyor yani, sadece 100 saat oynayınca alacağınız tüfeği birkaç saatte alıyorsunuz, o arada o oyunun da reklamını yapıyorsunuz. Hedef kitle gençler ve çocuklar olduğu için kullanıcıların çoğu bu oyunları ücretsiz zannediyor ama sonra kendini kaptırıp oyunun pazarlamacısına dönüşüyor. Sonra da başlıyor sosyal ağlarda ve forumlarda saçma sapan reklam mesajları... Saçma sapan oyunları fantastik şeylermiş gibi gösteren, sildikçe farklı isimle yeniden gönderilen mesajlar, yalan yanlış bilgilerle dolu ve bozuk Türkçe'yle yazılmış metinler deli ediyor beni. İnsanların kendi katıldıkları sisteme başkalarını çekmeye çalışarak kazanç elde etmeye çabalamaları bunun da bir titan sistemi olduğunu bize gösteriyor. Her gün büyüyor, gün geçtikçe genişliyor. Büyüdükçe de daha tehlikeli bir hal alıyor. Bu oyunları yapanlar ve pazarlayanlar tüm oyuncuların kişisel bilgilerine sahip oluyorlar. Gitgide büyüyen bir kullanıcı kitlesine istedikleri gibi reklam yapıyorlar, kitleyi istedikleri gibi yönlendiriyorlar.
Bu sistemin bir de ticari sitelerle ilgili versiyonu var. Biliyorsunuz son birkaç yıldır toplu satış ve fırsat siteleri (Şehir Fırsatı, Grupanya, Limango filan gibi) iyice coştu. Bunlardan bazıları (mesela örnekte gösterdiklerim) zaten yükünü tutmuş, herkes tarafından bilinen popüler siteler. Çoğunun arkasında da büyük kuruluşlar var. Bir de bunlara benzeyen ama daha küçük, daha az tanınan siteler var. İşte bu siteler de benzer yöntemlerle reklam yaptırtıyorlar insanlara. Kendi reklamlarını forumlarda ve sosyal ağlarda yayınlayan kişilere alışveriş puanı hediye ediyorlar. Hadi forumlar neyse, ama sosyal ağlarda durum çok fena. Mesela, bir arkadaşım sıkılmadan her gün benim Facebook'taki duvarıma bir sitenin reklamı metnini yazıyor. "Böyle fırsat bulamazsınız, pantolon 20 lira, ayakkabı 30 lira..." gibi şeyler işte. Kendi duvarına yazsa neyse, benim duvarıma yazıyor adam. E şimdi Facebook'ta arkadaşlıktan çıkarsam olmaz, alınır adam. Diğer yandan rahatsız oluyorum, çünkü spam yapıyor. Tüm bunlar olur da birsürü kişi onun yolladığı bağlantıya tıklayıp o siteye üye olup alışveriş yaparsa onun kazanacağı vaadedilen ufak bir indirim için. Yazık, çok yazık...
Freemium olayına karşıyım ama yapacak birşey yok. Tamamen yasal bir sistem, alan da satan da razı. Fırsat sitelerine karşı değilim, ama onların da bir yasayla düzenlenmesi lazım. Fırsat adı altında normal fiyatının üzerinde satılan şeyler de var, insanlar sırf sitedeki şişirilmiş fiyatı görüp ucuza aldıklarını zannediyorlar. Neyse, milletin cahilliğini ben düzeltemem zaten, onlar da gözlerini açsınlar, kazık yemesinler. Benim karşı olduğum şey bu sitelerin ve oyunların kullandığı titan zinciri benzeri pazarlama yöntemi. Burada en önemli görev çocukların sağduyulu insanlar olarak yetişmesinden sorumlu olan ailelere düşüyor. Bu tip tuzaklara en fazla 15 yaş altı çocuklar düştüğü için ebeveynler çocuklarını daha dikkatli izlemeli, bu tip şeylerden uzak tutmalı. Çocuk tabii ki oyun oynayacak, eğlenecek, ama daha küçücük yaşında oyunda ekstradan bir tüfek veya bir pelerin almak için pazar yerinde gırtlağını yırtan pazarcının sanal versiyonuna dönüşüyorsa bu sistemde bir terslik var demektir.
18 Nisan 2012 Çarşamba
Google 30 sene önce yapılsaydı...
Avusturyalı web tasarım firması Masswerk popüler arama motoru Google'ın internetin emekleme döneminde, yani BBS'ler zamanında nasıl görüneceğini düşünmüş. Tabi sadece düşünseydi buraya yazacak birşey olmazdı. Masswerk çalışanları üşenmemiş ve Google'ın tamamen BBS tarzında çalışan, fare kullanılmadan sadece klavyeyle yönetilen bir versiyonunu hazırlamış. İşin güzel tarafı, BBS tipindeki Google gerçekten çalışıyor. Dial-up modem sesleri, bağlantı komutları gibi nostaljik detaylar da unutulmamış. Eğer bunu hiç yaşamadıysanız ve nasıl birşey olduğunu merak ediyorsanız, veya eski BBS kullanıcılarındansanız ve nostalji yaşamak istiyorsanız şuraya tıklayarak BBS modundaki Google'ı deneyebilirsiniz.
Etiketler:
80'ler,
arama motoru,
bbs,
bilgisayar,
eski,
google,
internet,
nostalji
5 Nisan 2012 Perşembe
Gün gelecek, herkes gözlük takmak isteyecek! - Google Project Glass
Ben bu haberi yazmakta biraz geciktim, ama geç olması hiç olmamasından iyidir. Google akıllı gözlük videosuyla dün internet ahalisinin (daha doğrusu internetteki teknoloji meraklılarının) bir anda dikkatini çekti. Daha önce de böyle bir projenin üzerinde çalışıldığı biliniyordu, ama bunu kimse ciddiye almıyordu. Google'ın yeni videosu bunun söylentiden ibaret olmadığını, gerçekten internet devinin böyle bir projesi olduğunu bize ispatladı.
Peki nedir bu Project Glass? Akıllı gözlük diyeceğim, ama bu da yeterince açıklayıcı olmayacak. Şöyle düşünün: Android işletim sistemi kullanan bir akıllı telefon, ama telefonun ekranında olması gereken görüntüler taktığınız gözlüğün camına yansıtılıyor. Böylece telefona bakmaya gerek kalmadan akıllı telefonda yapabileceğiniz şeyleri yapabiliyorsunuz. Dokunma gibi birşey de gerekmiyor, kontroller gözün hareketleriyle ve sesle sağlanıyor. Hani bilimkurgu filmlerinde robotların gözünün önünden yazılar geçer, hatta hedeflerini gördüklerinde "Target" yazısı yanıp söner ya, işte o olay gerçek olmak üzere. Teknik detaylar henüz belli değil. Cihazın internete nasıl bağlanacağı, pilinin nerede olacağı, kullanımının ne kadar rahat olacağı gibi detaylar hala kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Sonuçta kimse sürekli kafasının yanında veri alışverişi yapan bir 3G cihazı istemez, piller gözlüğü ağırlaştırır ve rahatsızlık verir, gözle kontrol de herkese uygun olmayabilir. Umarım Google bu sorunları kısa sürede çözer ve biz de böyle cihazlar alıp telefonla uğraşmadan "sadece bakarak" internette dolaşabiliriz. Google'ın Project Glass videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
Peki nedir bu Project Glass? Akıllı gözlük diyeceğim, ama bu da yeterince açıklayıcı olmayacak. Şöyle düşünün: Android işletim sistemi kullanan bir akıllı telefon, ama telefonun ekranında olması gereken görüntüler taktığınız gözlüğün camına yansıtılıyor. Böylece telefona bakmaya gerek kalmadan akıllı telefonda yapabileceğiniz şeyleri yapabiliyorsunuz. Dokunma gibi birşey de gerekmiyor, kontroller gözün hareketleriyle ve sesle sağlanıyor. Hani bilimkurgu filmlerinde robotların gözünün önünden yazılar geçer, hatta hedeflerini gördüklerinde "Target" yazısı yanıp söner ya, işte o olay gerçek olmak üzere. Teknik detaylar henüz belli değil. Cihazın internete nasıl bağlanacağı, pilinin nerede olacağı, kullanımının ne kadar rahat olacağı gibi detaylar hala kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Sonuçta kimse sürekli kafasının yanında veri alışverişi yapan bir 3G cihazı istemez, piller gözlüğü ağırlaştırır ve rahatsızlık verir, gözle kontrol de herkese uygun olmayabilir. Umarım Google bu sorunları kısa sürede çözer ve biz de böyle cihazlar alıp telefonla uğraşmadan "sadece bakarak" internette dolaşabiliriz. Google'ın Project Glass videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
19 Ocak 2012 Perşembe
Dünyanın ilk BlackBerry NFC ile ödeme sistemi: Turkcell Cep-T Cüzdan
Bize birşeyler mi oluyor, anlamadım. Genelde bu tip şeylerde hep geriden gideriz, öncü değil "takipçi" oluruz, ama bu sefer durum biraz farklı. Dünyanın ilk telefon üzerindeki NFC yongasıyla ödeme sistemini Turkcell hizmete sokuyor. NFC önceden de vardı, temassız ödeme sistemlerinde zaten kullanılıyordu, ama cep telefonuna entegre NFC yongası ile ödeme sistemi daha önce hiçbiryerde kullanılmamıştı. Turkcell bu konuda bir ilki başardı, bu yüzden tebriği hakediyor. BlackBerry akıllı telefonların üreticisi Research in Motion (RIM) ve Turkcell işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında bundan böyle MasterCard PayPass cihazı bulunan işyerlerinde NFC yongalı BlackBerry telefonlarla ödeme yapılabilecek. NFC (Near Field Communications) sistemi Bluetooth gibi birşey, ama çok daha kısa mesafeden çalışıyor. Bu yüzden iletişim kuracak cihazların birbirine çok yakın olması gerekiyor. Cihazlar neredeyse birbirine değecek kadar yaklaştırıldığı için araya başka cihazların girmesi ihtimali yok, böylece şifre sorma veya cihaz eşleştirme gibi şeylere de gerek kalmıyor. NFC yongası şu an BlackBerry'nin sadece en yeni modellerinde (Bold 9900 ve Curve 9360) bulunuyor. Eski BlackBerry cihazları kullananlar (benim gibiler yani) maalesef bu hizmetten mahrum kalacak. NFC ile ödemede 35 lira sınırı koyulmuş. 35 liranın altındaki ödemelerde sadece telefonu ödeme cihazına yaklaştırmak yetiyor. Daha yüksek miktarlarda ise imza veya şifre ile işlemi onaylamak gerekiyor. Eğer NFC yongalı bir BlackBerry sahibiyseniz ve Turkcell abonesiyseniz bu hizmetten faydalanmak için Turkcell mağazalarına giderek NFC uyumlu bir SIM kart almanız gerekli.
Yukarıda da yazdığım gibi, bu tip şeylerde biz genelde biraz geriden gelirdik. 3G teknolojisine son geçen ülkelerden birisi Türkiye'dir herhalde. Genişbant internet için de aynı şey geçerli. Cep telefonları ve diğer elektronik cihazlar da (spot piyasayı saymazsak) Türkiye'ye biraz geç gelir. Bu yüzden böyle bir sistemin ilk kez Türkiye'de kullanılması garibime gitti, bir hoş oldum. Herkesin garibine gitmiş ki, BlackBerry ile ilgili bazı sitelerde Türkiye'nin mobil cihazlar konusunda ne kadar büyük bir pazar olduğundan bahsedilmiş. Mesela Kanada'lı bir site (RIM de Kanada firması zaten) Türkiye'de 2009 itibariyle 66 milyon cep telefonunun aktif olarka kullanıldığını, aynı dönemde Kanada'da bu rakamın sadece 24 milyon olduğunu yazmış. Az da değiliz hani, bu tip gelişmelerde ara sıra da olsa öncelik tanınmayı hakediyoruz.
Yukarıda da yazdığım gibi, bu tip şeylerde biz genelde biraz geriden gelirdik. 3G teknolojisine son geçen ülkelerden birisi Türkiye'dir herhalde. Genişbant internet için de aynı şey geçerli. Cep telefonları ve diğer elektronik cihazlar da (spot piyasayı saymazsak) Türkiye'ye biraz geç gelir. Bu yüzden böyle bir sistemin ilk kez Türkiye'de kullanılması garibime gitti, bir hoş oldum. Herkesin garibine gitmiş ki, BlackBerry ile ilgili bazı sitelerde Türkiye'nin mobil cihazlar konusunda ne kadar büyük bir pazar olduğundan bahsedilmiş. Mesela Kanada'lı bir site (RIM de Kanada firması zaten) Türkiye'de 2009 itibariyle 66 milyon cep telefonunun aktif olarka kullanıldığını, aynı dönemde Kanada'da bu rakamın sadece 24 milyon olduğunu yazmış. Az da değiliz hani, bu tip gelişmelerde ara sıra da olsa öncelik tanınmayı hakediyoruz.
Etiketler:
akıllı,
blackberry,
internet,
kredi kartı,
mastercard,
nfc,
ödeme,
rim,
teknoloji,
telefon,
temassız,
turkcell,
türkiye
3 Ocak 2012 Salı
Beyaz Rusya tüm yabancı internet sitelerini yasaklamaya hazırlanıyor
Doğu Avrupa'nın güzide ülkelerinden Beyaz Rusya (Belarus aslında, biz neden böyle bir isim koymuşuz belli değil. Zaten tüm Rus'lar beyaz...) internet sansürü konusunda liderliğe oynuyor. Biz filtrelerle, aile paketleriyle filan uğraşırken, dünya Çin'in ve İran'ın sansürlerini konuşurken Beyaz Rusya tüm yabancı internet sitelerini toptan yasaklayacağını duyurdu. 6 Ocak tarihinden itibaren Beyaz Rusya sınırları dahilinde yabancı kaynaklı internet sitelerine girenler para cezası (240 liraya kadar) ödemek zorunda kalacaklar. Ayrıca, halka açık internet erişimi sunulan yerler de kendi ağlarından yabancı sitelere giren kişileri ispiyonlamak zorunda kalacaklar. Eğer ispiyonlamazlarsa o suçtan kendileri sorumlu olacaklar. Cafe tarzı yerlerde müşterilerin özgürce kullanabildiği kablosuz internet uygulamalarının bu yasayla birlikte sona ermesi bekleniyor. Beyaz Rusya hükümetinin neden böyle birşey yaptığı tam olarak belli değil, yapılan resmi açıklamalarda halkı yabancı kaynaklı zararlı içerikten korumak için bu yasağı getirdiklerini söylüyorlar. İyi de, tüm yabancı siteler de zararlı değil ki... Çin gibi bir sürü sitenin yasaklı olduğu ülkelerde bile böyle bir "toptan sansür" uygulaması yok. Arap ülkeleri yapsa, Çin yapsa anlarız da, bir Avrupa ülkesi (kenarında da olsa neticede Beyaz Rusya bir Avrupa ülkesidir) yapınca biraz garip kaçıyor.
24 Kasım 2011 Perşembe
Akıllı reklam böyle olur: BMW ile mücevher hırsızlığı
Alman lüks otomobil üreticisi BMW Vision ConnectedDrive konsepti için ilginç ve eğlenceli bir reklam filmi hazırlamış. Üç dakikaya yakın uzunluktaki bu video alıştığımız reklamlara göre biraz uzun, ama her saniyesi çok güzel. Reklamda hem otomobilin güzelliği, hem de bağlanabilirlik özellikleri izleyicilere bir hikayenin içerisinde gösteriliyor. Arka planda çalan müzik de harika, hikayeye tam oturmuş. Fazla anlatmayayım, siz kendiniz izleyip görün. BMW Vision ConnectedDrive reklamını aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Bu videoyu bana gönderen Tamer'e teşekkür ederim.
10 Ekim 2011 Pazartesi
İnternet cafe gençliğinin karşı cinsle imtihanı
Televizyonda gösterilen bir kamera şakası programı için çekilen bu video bu akşam bolca gülmeme sebep oldu. Şaka programlarında genelde sokaktaki masum vatandaşlara şaka yapılır, ama bu sefer şakanın kurbanları internet cafe müdavimi gençler. Daha önce karşı cinsle fazla münasebetleri olmadığından (veya davranışları böyle gösteriyor) ortama gelen ve bilgisayarda oyun oynamak istediğini söyleyen, o esnada da "biraz" davetkar davranan bir genç kız bu arkadaşları fena halde sarsıyor. Konsantrasyon problemi yaşıyorlar, sıcak basıyor, konuşma güçlüğü çekiyorlar. Neyse, daha fazla anlatmayayım, en iyisi siz videoyu izleyin. Videoyu aşağıda izleyemiyorsanız şuraya tıklayarak kendi sayfasına gidebilirsiniz. Bu videoyu bana gönderen Onur'a teşekkür ederim.
30 Ağustos 2011 Salı
Korsan paylaşımcıdan yasal indirme sunucusu: BayFiles
Korsan içerik indirilmesine prensipte karşıyız, ama işte zaman zaman insanlar bazı şeyleri ödünç almak zorunda kalabiliyorlar. Böyle durumlarda herkes hızlı ve güvenilir bir kaynaktan indirmek ister. Korsan içerik konusunda hızı ve güvenilirliğiyle bir markaya dönüşmüş olan The Pirate Bay'in kurucularından ikisi BayFiles isimli bir indirme sunucusu kurmuş. Tıpkı sık sık kullandığımız RapidShare veya Hotfiles gibi BayFiles sunucusu da kullanıcıların yüklediği dosyaların diğer kullanıcılar tarafından indirilmesini sağlıyor. Kuruculardan Fredrik Neij'e göre bu site tamamen yasal ve şikayet gelmesi durumunda telif hakkı ihlali yapan dosya sunucudan silinecek. Açıkçası pek inanasım gelmiyor, özellikle de sitenin ismi The Pirate Bay ile benzerlik taşıyınca... Yine de şimdiden peşin fikirli olmamak lazım. İleriki zamanlarda BayFiles'ın telif haklarına ne kadar saygılı olduğunu göreceğiz. Cümlemize hayırlı olsun, umarım üye olmadan indirenlere çok katı hız sınırlamaları getirmezler.
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Rüyalar gerçek olacak: iPod Touch'a 3G bağlantı özelliği ekleniyor
Hemen heyecanlanmayın, bu şimdilik sadece bir söylenti. Kaynağı belirsiz bir habere göre Apple iPod Touch'ın 5. nesli Eylül ayında yeni iPhone ile birlikte tanıtılacak. Yeni iPod Touch'ın öncekilerden en büyük farkı ise 3G bağlantı özelliği olacak. Bu sayede SIM kart takılarak 3G şebekesi üzerinden heryerde internete bağlanılabilecek. Sesli görüşme yapılmasın diye Apple donanımsal önlemler alacakmış, ama bu önlemler bir şekilde aşılabilir. Zaten Skype gibi yazılımlar sayesinde 3G üzerinden sesli görüşme yapılabilecek. Bir iPod Touch sahibi olarak çoğu zaman bu cihazın en büyük eksiğinin bir 3G bağlantısı olduğunu düşünüyordum. Demek ki böyle düşünen tek kişi ben değilmişim. Umarım söylentiler doğru çıkar ve iPod Touch'ın yeni versiyonunda mobil internet bağlantısına kavuşuruz.
20 Haziran 2011 Pazartesi
Firefox 5 çıktı (ya da çıkmak üzere)
Mozilla vakfının geliştirdiği popüler açık kaynaklı web tarayıcısı Firefox'un 5. sürümü Mozilla'nın FTP sitesinde yerini aldı. Yeni sürümde bazı güvenlik sorunları giderilmiş, ayrıca Firefox 4'ün en önemli sıkıntısı olan aşırı yüksek bellek kullanımı sorunu halledilmiş. Java ve genel tarayıcı performansı da arttırılmış. Arayüzde fazla değişiklik yok, bu yüzden yeni bir görünüm beklememek lazım. Firefox 5 henüz Mozilla'nın resmi sitesinden veya otomatik güncelleme üzerinden indirilemiyor. Birkaç gün içerisinde (belki yarın, belki yarından da yakın) resmi olarak tanıtılacaktır. Eğer herkesten önce denemek istiyorsanız şuraya tıklayarak İngilizce sürümü indirebilirsiniz. Türkçe sürüm için biraz daha beklememiz gerekecek.
27 Mayıs 2011 Cuma
Herşeyin sonu felsefeye varır (ben demedim, Wikipedia dedi)
İnternet üzerinde karikatürler yayınlayan XKCD sitesinde çıkan bir karikatürde şaka gibi görünen, ama aslında doğru olan birşey anlatılmış. Şöyle ki; açık internet ansiklopedisi Wikipedia'da herhangi bir makalede italik veya parantez içindekiler hariç ilk bağlantıya tıklanıp bu işlem açılan makalede ve daha sonrakilerde de yapıldığında mutlaka 'Philosophy' (Felsefe) makalesine ulaşılıyor. 20 sayfa sonra da olsa, alakasız yerlerden de geçilse herşeyin sonu felsefeye varıyor. Gerçi bunu tam tersi şekilde de yorumlayabiliriz. Belki de herşeyin başı felsefedir, diğer şeyler felsefeden doğmuştur. Neyse, bunu herkes kendisi yorumlasın. Sonuçta ilginç, birazcık komik ve hafiften düşündürücü bir durum bu. Ben denedim, oldu. Siz de deneyin, çalıştığını göreceksiniz.
17 Mayıs 2011 Salı
İnternet üzerinden paralel TV yayını ABD'de yasaklanıyor
Yandaki resmin bir anlamı var, onu oraya boşuna koymadım. Bu bloga giriyorsanız mutlaka farkına varmışsınızdır, Blogger Türkiye'de bir süreliğine yasaklanmıştı geçtiğimiz aylarda. DNS değiştirmeden girilemiyordu, bu da hem yazarlar hem de okuyucular için sıkıntı oluyordu. Yasağın sebebi ise Lig TV'de yayınlanan Türkiye Süper Ligi maçlarının internet üzerinden canlı (ve ücretsiz) olarak yayınlanmasıydı. Normalde paralel yayını yapanlar Blogger üzerinde olmasa da oradan siteye ekleme kodlarını alıp o yayını Blogger üzerindeki bloglarına ekleyenler yüzünden Lig TV dava açmıştı. Haksızdı ama kazandı, sonuçta Blogger bir süreliğine yasaklandı. Neyse, görünüşe göre benzer bir sorun ABD'de de varmış. (zaten orada olmayan şey yok) ABD parlementosuna sunulan bir yasa teklifi onaylanıp yasalaşırsa ücretli veya ücretsiz ayrımı yapmadan televizyon yayınını internet üzerinde izinsiz (ve canlı) vermek (streaming deniyor buna) yasak olacak ve yapanlar cezalandırılacak. Kısacası, internet üzerindeki canlı yayınlar korsan içerikten sayılacak. Ücretli yayınların izinsiz aktarılmasına tabii ki karşıyım, bu yüzden yasayı (kısmen) mantıklı buluyorum, ama bazı korsan yayıncılar yüzünden Blogger gibi dev bir servisin bir ülkede yasaklanması bana hala mantıksız geliyor. Umarım böyle bir yasağı bir daha yaşamayız.
3 Mayıs 2011 Salı
Maraş dondurmacısı viral videoya konu oldu
Maraş dondurması güzeldir, hele "gerçek" Maraş dondurmasıysa. Biraz serttir, sakız gibi uzar, ayrıca çok lezzetlidir. Daha da ilginç olanı ise o dondurmanın sunuş şeklidir. Maraşlı dondurmacılar çubuğa yapışık dondurma külahıyla türlü hokkabazlıklar yaparlar, insanı deli ederler. İşte böyle bir dondurmacı hokkabazlığını videoya kaydeden bir turist bu videoyu internette paylaşmış. Sonuçta bizim dondurmacının videosu çok meşhur olmuş. Üstelik videodaki dondurmacı öyle çok becerikli de değil, bundan çok daha iyisini yapanlar var. Yine de dondurma istediğinde hiçbir atraksiyon yaşamadan almaya alışmış kişiler için bu hareketler olağanüstü görünüyor. Paylaşım sitelerinde çok popüler olan Maraşlı dondurmacı videosu aşağıda. Videoyu göremiyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.
27 Nisan 2011 Çarşamba
TomTom kullanıcılardan topladığı verileri polise satıyor
Navigasyon cihazları üreticisi TomTom'un yeni nesil internet bağlantılı navigasyon cihazları üzerinden topladığı verileri Hollanda'da polise sattığı ortaya çıktı. TomTom'un yeni nesil cihazları kullanıcıların hangi yolda ne kadar hızlı gittiklerini internet bağlantısı üzerinden merkezdeki sunucu bilgisayara aktarıyor. Böylece yollardaki trafik durumu aynı yolu kullanacak diğer kullanıcılara aktarılıyor, rota seçilirken trafiği yoğun olmayan tercih ediliyor. Buraya kadar herşey güzel, ama TomTom'un bu verileri Hollanda polisine sattığı ortaya çıktı. Polis ekipleri bu verileri inceleyerek insanların daha çok hangi yollarda hız limitlerini aştıklarını tespit ederek radarlı hız tuzağı kuracakları yerleri belirliyorlarmış. Akıllıca, hatta sinsice bir plan... TomTom bu olayın açığa çıkması üzerine verilerin anonim olarak toplandığını, kimin ne kadar hızlı gittiğinin polislere söylenmediğini belirtmiş. İstediği kadar belirtsin, artık navigasyon cihazlarına da güven olmayacak demek ki. En güzeli internet bağlantısı olmayan eski tip bir navigasyon cihazı kullanmak. Sonuçta radardan kaçarken bir de navigasyon cihazının ispiyonculuğuyla uğraşmak hiç hoş olmaz.
7 Nisan 2011 Perşembe
Ermenistan internetine Gürcistan'dan kürek darbesi
Gürcistan vatandaşı olan 75 yaşındaki bir kadın tek başına, sadece küreğini kullanarak Ermenistan'ın internet bağlantısını kesti. Sınırın yakınında yaşayan yaşlı kadın satmak için etrafta para edecek birşeyler ararken yerdeki kabloyu görmüş. Kalınca olan bu kabloyu bakır zannederek koparmak isteyen kadın küreğiyle kabloyu parçalamayı başarmış. Artık kadının şanssızlığı mı, yoksa Ermeni'lerin şanssızlığı mı bilinmez; yaşlı teyzenin kopardığı kablo bakır değilmiş, Ermenistan ile Gürcistan arasındaki fiber optik kabloymuş. Bu altyapı hasarı yüzünden Gürcistan'ın bir kısmı ve Ermenistan'ın %90'ı beş saat boyunca internetsiz kalmış. Yazık valla, kadıncağız nereden bilsin kopardığı kablonun içinden geçenleri? Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan yaşlı kadının üç yıl hapsi isteniyormuş. Kabloyu parçalayan teyzenin yakalanması iyi olmuş bir yerde. Neme lazım, yakalanmasaydı suçu bize atıp tazminat isteyebilirlerdi.
Etiketler:
fiber optik,
internet,
kablo
11 Şubat 2011 Cuma
İnternetin yazılı hali
Alman sanatçı Maria Fisher internetin kağıda basılı halinin nasıl görüneceğini merak etmiş ve bu merakını yenmek için "Traumgedanken" isimli kitabı yazmış. Bu kitabın özelliği, içinde bağlantılar içeriyor olması. Bağlantı dediğim, karakterlerin geçmişe bağlantıları filan değil, bildiğimiz web sayfalarındaki bağlantılar, yani linkler. Bağlantı işi de renkli ipliklerle halledilmiş. Traumgedanken'de başka bir konuyla alakalı olan kelime veya cümleler iplikle o konuya bağlanmış. Kısaca, kitaplarda gördüğümüz "bkz:" hadisesini ipliklerle yapmış Maria Fisher. Gereksiz ama güzel bir çalışma olmuş. Almanca bilmeyenler maalesef bu kitabı okuyamayacak, çünkü tercümesi yok ve elle tek tek yapılıyor. Zaten okuması da çok zor olurdu.
10 Şubat 2011 Perşembe
Internet Explorer 9 RC indirmeye açıldı
Microsoft'un bazı kişiler tarafından çok sevilen, bazıları tarafından da nefret edilen web tarayıcısı Internet Explorer 9. sürüme ulaşmak üzere. IE9'un sürüm adayı (Release Candidate) versiyonu Microsoft tarafından indirmeye açıldı. Yakında çıkacak olan final sürümüyle neredeyse aynı özelliklere sahip olan IE9 RC şuradan indirilebilir. Türkçe desteği var, ayrıca 64 bit işletim sistemi kullananlar da unutulmamış. Acelesi olmayanlar final sürümünü bekleyebilirler, benim gibi aceleci olanlar da hemen indirip kurabilirler. IE9 RC takip çerezlerini engelleyen bir sisteme sahip. Böylece internet üzerinde daha az iz bırakarak gezmek mümkün olacak. Ayrıca, IE9 web gezintileri sırasında ekran kartının gücünü de kullanabilen donanımsal hızlandırma desteğiyle geliyor. Sürekli kullanmasak ta denemekte yarar var. Nasıl olsa Windows Update sayesinde er geç yükleyeceğiz. IE9 sürüm adayını denemek isteyenler şuraya tıklayarak indirme sayfasına ulaşabilirler.
Etiketler:
ekran kartı,
internet,
internet explorer,
Microsoft,
tarayıcı,
yazılım
28 Ocak 2011 Cuma
Üşengeçlere özel: Gülücük tuş takımı
İnternetle birlikte hayatımıza pek çok şey girdi. E-posta, internet üzerinden sohbet, online alışveriş ve bankacılık bunlardan ilk aklımıza gelenler. Aklımıza ilk başta gelmeyen, ama neredeyse hepimizin kullandığı bir diğer internet yeniliği de gülücükler. Ecnebilerin "smiley" dediği bu gülücükler ":" işaretinin farklı harfler veya işaretlerle birleşmesinden oluşuyor. Her birinin farklı anlamı var. Daha çok sohbet ortamlarında kullanılıyor. Lavatelli isimli bir firma işte bu gülücükleri sıklıkla kullanan, ama tuş kombinasyonlarıyla uğraşmayı sevmeyen kullanıcılar için ilginç bir ürün tasarlamış. USB bağlantısıyla bilgisayara eklenen bu tuş takımının her tuşu ayrı bir yüz ifadesini oluşturuyor. Çok ta komplike birşey değil, her tuşun atanmış olduğu basit bir makro var, tuşa basıldığında birkaç harfe arka arkaya basmış gibi oluyor. Tabi basit olması güzel olmadığı anlamına gelmez. Bence gayet yaratıcı bir tasarım olmuş. Gülücük tuş takımı şimdilik sadece prototip halinde, ne zaman üretileceği de belli değil. Eğer üretilirse bilgisayar başında uzun süre kalan, bu süreyi de mesajlaşarak geçiren, üstelik her mesajının (hatta her cümlesinin) sonuna bir gülücük ekleyen kişilerin işine yarayabilir. Bu kadar çok şartı arka arkaya dizdiğime bakmayın, bu kişilerin sayısı hiç te az değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
