Başlığa bakıp "Akıllı gidon mu olur?" demeyin. Artık herşey akıllanıyor, bisiklet gidonları neden akıllanmasın? Kenny Gibbs'in geliştirdiği Helios da bu akıllanmış gidonların ilk örneklerinden. Tüm bisikletlere uygun olan bu gidon takıldığı bisiklete ilginç fonksiyonlar kazandırıyor. Helios'un içinde kendi şarj edilebilir pili var. Bu pil sadece ışıkların yanması için kullanılmıyor tabi, daha faydalı işlere de yarıyor. Üzerinde gömülü GPS alıcısıyla gelen Helios Bluetooth üzerinden iPhone'lara bağlanabiliyor. iPhone'a yüklenecek olan özel uygulama Helios'un GPS modülüyle iletişime geçip o an bulunulan yeri haritada işaretleyebiliyor. Böylece gidilen rota, mesafe ve hız gibi bilgiler telefondan görülebiliyor, hatta ilerisi için arşivlenebiliyor. Evet, iPhone'un kendi GPS modülüyle de bu yapılabilirdi, ama bisiklet meraklıları uzun gezileri severler. iPhone'un pili GPS açıkken çok kısa süre dayanabiliyor, bisiklet meraklılarının uzun gezintilerine yetmeyeceği kesin. Bu yüzden Helios'un kendi GPS modülü bu iş için çok daha uygun.
Gidondaki GPS modülünün tek avantajı telefonun pilini harcamaması değil. Helios'un üzerinde bir de SIM kart yuvası mevcut. Buraya hattı açık bir kart takıldığında Helios sahibiyle uzaktan iletişime geçebiliyor. Örneğin; olur da bisiklet çalınırsa sahibi Helios'a bir mesaj gönderiyor, Helios da bulunduğu yerin koordinatlarıyla mesaja cevap veriyor. Bu da güzel birşey, hırsızlığa karşı gayet etkili bir yöntem. Helios'un üzerinde gidilen yönü aydınlatması için kendi LED farı var. Bu far istendiğinde manuel olarak kontrol ediliyor, istendiğinde de otomatik moda alınıyor, böylece sahibi bisikletin yakınındaysa far kendiliğinden yanıyor. Gidonun arka kısmında arkaya bakan LED ışıklar mevcut. Renkleri değişebilen bu ışıklar farklı amaçlar için kullanılabiliyor. Gidilen hıza göre renk değiştirmeleri sağlanarak basit bir hız göstergesi olarak kullanılabiliyorlar mesela. Ayrıca, klasik sinyal lambası gibi de işlev görebiliyorlar. Eğer istenirse GPS alıcısı ve iPhone'daki uygulamaya entegre edilebiliyorlar, böylece iPhone'da hazırlanan rotada eğer bir tarafa dönmek gerekiyorsa o tarafa doğru otomatik olarak sinyal verebiliyorlar.
Genel olarak pedal çevirmek haricinde bir bisiklette yapılması gereken herşeyi yapan Helios şimdilik sadece bir Kickstarter projesi. Gerçi üretime geçmesi için hedeflenen rakam tutturulmuş, ama yine de yurtdışında popüler olup buralara gelmesi biraz uzun sürebilir. Şu anda Kickstarter'dan almak için 200$ yatırmak gerekiyor. Biraz pahalı gibi görünse de bisiklet meraklıları böyle bir gidon için bu rakamı mantıklı bulabilirler. Sonuçta uzun süre kullanılabilecek, farklı bir bisiklete geçildiğinde sökülüp ona takılabilecek bir ürün bu. Akıllı gidon Helios'un tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz. Proje hakkında daha detaylı bilgi almak veya Helios siparişi vermek için de proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
gps etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gps etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mayıs 2013 Pazartesi
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Nikon'dan Android'li kompakt fotoğraf makinesi: Coolpix S800c
Biz akıllı telefonları veya tabletleri incelerken işlemci performansına ve bellek miktarına bakarız. Nikon bu detayların hiçbirinden bahsetmemiş. Yalnız, S800c'nin Android'in 4.0 ve üzeri versiyonları yerine artık ömrünü tamamlamış olan 2.3 versiyonuyla gelmesi, bunun sebebi olarak da eski versiyonun daha az işlemci gücüne ihtiyaç duyduğunun söylenmesi donanımın biraz yavaş kaldığını gösteriyor. Yine de fotoğraf uygulamaları için yeterli gelecektir. Uygulama demişken; S800c eski adıyla Android Market, yeni adıyla Google Play olarak bilinen Android uygulama mağazasına da girebiliyor. Genelde bu tip "bir işe özel" cihazlarda kullanım amacı dışına çıkılmasın diye uygulama mağazası erişimi kapatılır, ama Nikon böyle bir dingillik yapmamış. WiFi üzerinden internete bağlanabilen Nikon S800c web tarayıcısı üzerinden internette gezinebiliyor, sosyal ağ uygulamalarıyla çekilen fotoğrafların ve videoların anında paylaşılmasını mümkün kılıyor. GPS alıcısı sayesinde fotoğraflara konum bilgisi eklemek de mümkün. Cihazın 4GB kapasiteli depolama alanının uygulama yüklenmesine izin verilen kısmı 680MB büyüklükte. S800c günümüzdeki çoğu kompakt fotoğraf makinesi gibi lityum-ion pile sahip. Ortalama pil ömrü 140 kare olarak belirtilmiş, ama flaş kullanımına ve makinenin kurcalanma oranına göre pil ömrü daha uzun veya kısa olabilir.
Daha önce de bu blogda benzer bir üründen bahsetmiştim aslında. Altek Leo isimli o benzer ürün daha çok fotoğraf makinesi entegre edilmiş bir akıllı telefon gibiydi. Nikon Coolpix S800c ise arkasında Android'li bir tablet olan fotoğraf makinesi kıvamında. Dokunmatik ekranlı ve WiFi bağlantılı fotoğraf makineleri uzun süredir var zaten, ama S800c uygulama yüklenebilme özelliği ve Android'in kullanım kolaylığı ile esnekliği sayesinde diğerlerinden bir adım öne çıkabiliyor. Nikon'un bu tip ince kompakt makinelerinin fotoğraf performansları çok iyi olmaz, bu makineden de kaliteli fotoğraflar beklemiyorum. Standartları karşılayacaktır, ortalama bir kompakt makine kullanıcısına yetecektir. Bu kadarı da kafi zaten. Eğer bu "Android'li kompakt makine" konsepti tutarsa, daha önceki "projektörlü makine" denemeleri gibi patlamazsa diğer üreticiler de (başta Android'in savaşçısı rolünü üstlenen Samsung) benzer ürünler piyasaya sürecektir. Nikon Coolpix S800c önümüzdeki ay Almanya'da düzenlenecek olan Photokina etkinliğinde tanıtılacak ve hemen ardından piyasaya sürülecek. Şimdilik sadece iki renk seçeneği (siyah ve beyaz) var, ama eğer cihaz popüler olursa farklı renk seçenekleri de gelebilir. ABD fiyatı 350$ olacak, Türkiye'de de 1,000 lira civarından giriş yapar. O parayı hakeder mi bilmem, ama güzel bir fikir olduğu kesin.
14 Haziran 2012 Perşembe
BlackBerry PlayBook ve Windows üzerinde iOS uygulamaları çalır mı? Çalışır!
BlackBerry ile ilgili haberler yazan en aktif bloglardan olan CrackBerry'nin Businesscat2000 isimli forum kullanıcısı harika bir iş başarmış. Apple'ın mobil cihazlarında bulunan iOS işletim sisteminin geniş uygulama desteğini diğer platformlara da taşımak isteyen Businesscat2000 iOS uygulamalarını BlackBerry'nin tableti PlayBook'ta ve Windows ortamında çalıştırmayı başarmış. Nasıl yapmış tam olarak bilmiyorum, aslında kimse işin tam detaylarını bilmiyor, ama videolarda iOS uygulamalarının hem PlayBook, hem de Windows altında gayet sorunsuzca çalışıyor. Üstelik PlayBook üzerinde yapılan denemelerde cihazın hareket sensörleri de olması gerektiği gibi çalışıyor. Böylece oyunlarda PlayBook'u eğip bükerek tıpkı iPad üzerinde olduğu gibi oyun oynamak mümkün. PlayBook'un GPS alıcısı da iOS'un harita uygulamasıyla uyumlu şekilde çalışıyor. Businesscat2000 (keşke adını bilseydik, böyle yazınca garip oluyor) hazırladığı emülasyon sisteminin henüz tam olarak olgunlaşmadığını, çözmesi gereken bir sürü sorun olduğunu söylemiş. Ayrıca, emülatörleri (PlayBook için ayrı, Windows için ayrı sistemler kullanılıyor, çünkü cihazların işlemci mimarileri farklı) bitirse bile Apple'ın ve uygulama geliştiricilerin buna izin vermeyeceğini belirtmiş. Emülatörler herhangi bir koruma (Apple hesabına bağlılık gibi) içermediğinden ücretli uygulamalar bir şekilde indirilip yüklendiğinde ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Bu jailbreak ile de mümkün tabi, ama yine de uygulama geliştiriciler (ve Apple) bunu istemiyor. Henüz bu firmaların hiçbirinden konuyla ilgili açıklama gelmedi, ama Businesscat2000 işi ilerletirse mutlaka birileri müdahale etmek isteyecektir. PlayBook ve Windows altında iOS uygulamalarının nasıl çalıştığını aşağıdaki videolarda izleyebilirsiniz.
27 Ocak 2012 Cuma
Olmaz demeyin, bu da oldu: Lego uzaya çıktı!
Lego'yla herşey yapılmıştı, bir bu kusur kalmıştı. Kanadalı iki genç küçük bir Lego figürünü (bildiğiniz Lego adamı işte) yine Lego'dan yapılma bir platforma monte edip uzaya göndermişler. Aslında öyle çok uçuk birşey değil bu, ama yapanların 17 yaşında çocuklar olması ve bunu sadece internetten aldıkları parçalarla yapmış olmaları olayın ilginçliğini arttırıyor. Mathew Ho ve Asad Muhammad (biz Esad Muhammed de diyebiliris sanırım) Lego figürünün karşısına internetten aldıkları bir kamerayı bağlamışlar ve hazırladıkları kameralı sistemi helyumlu bir meteoroloji balonuyla 24,000 metre yüksekliğe çıkarmışlar. Düşerken parçalanmasın diye Lego adamcığına kendi diktikleri paraşütü de bağlamışlar, böylece ilk Lego astronotu sağlam kalmış. Nereye düştüğünü bulmak için de sisteme bir GPS vericisi eklemişler. Biz onların yaşındayken yeryüzünden pek uzaklaşamıyorduk, bu yüzden gençleri tebrik etmek lazım. Dünyanın ilk Lego astronotunun uzay yolculuğunu anlatan videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
24 Ocak 2012 Salı
Sony Ericsson telefonlara alternatif navigasyon desteği geldi
Eğer yeni aldığınız Sony Ericsson marka telefonunuzun navigasyon konusunda biraz yavaş kaldığını düşünüyorsanız bu haber sizi zevindirecek. Sony Ericsson'un son bir yıl içerisinde piyasaya sürdüğü telefonlara (Xperia Arc, Xperia Arc S, Xperia Ray, Xperia Neo, Xperia Neo V, Xperia Play, Xperia Active ve Live with Walkman) yakında yazılım güncellemesi yoluyla GLONASS kullanma özelliği eklenecek. GLONASS Rusya'nın uydu destekli konumlandırma sistemi, yani GPS'in Rus malı olanı. Uzun adı da "Globalnaya Navigatsionnaya Sputnikovaya Sistema" şeklinde, ama kendi sağlığım için bunu bir daha yazmak istemiyorum. Qualcomm'un Snapdragon S2 ve S3 tipi işlemcileri GLONASS ile de uyumluymuş, Sony Ericsson da yeni yazılımıyla bu özellikten faydalanmak istemiş. Peki neye yarayacak bu GLONASS? Mevcut GPS sisteminde dünyanın çevresinde dönen 31 uydudan faydalanabiliyoruz. GLONASS da işin içine girdiğinde bu sayı 55'e çıkıyor. Böylece hem navigasyon sisteminin mevcut konumu bulma süresi kısalıyor, hem de sistemin hassasiyeti %50'ye varan oranda artıyor.
Tabi bu ekstra hassasiyetin bir de bedeli var, GLONASS kullanıldığı zaman pil tüketimi de yükseliyor. Bu yüzden Sony Ericsson'un yazılımında GLONASS destekleyici sistem olarak kullanılacak, sadece GPS uydularının yetersiz kaldığı durumlarda devreye girecek. Sony Ericsson'un önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan Android kullanan modelleri için yazılım güncellemesi gerekmeyece, onlar bu özelliğe sahip olarak satılacaklar. Ayrıca, Samsung Galaxy Note ve iPhone 4S gibi bazı yeni ve üst seviye telefonlarda da GLONASS desteği mevcut.
Tabi bu ekstra hassasiyetin bir de bedeli var, GLONASS kullanıldığı zaman pil tüketimi de yükseliyor. Bu yüzden Sony Ericsson'un yazılımında GLONASS destekleyici sistem olarak kullanılacak, sadece GPS uydularının yetersiz kaldığı durumlarda devreye girecek. Sony Ericsson'un önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan Android kullanan modelleri için yazılım güncellemesi gerekmeyece, onlar bu özelliğe sahip olarak satılacaklar. Ayrıca, Samsung Galaxy Note ve iPhone 4S gibi bazı yeni ve üst seviye telefonlarda da GLONASS desteği mevcut.
19 Aralık 2011 Pazartesi
Arabanızı nereye bıraktığınızı unutmaya son! - Find My Car Smart
FMC Smart isimli bir firma (aslında firmanın ismi de burada bahsedilen şeyin kısaltılmışı) arabasını otoparkta kaybedenler, nereye koyduğunu unutanlar için harika bir çözüm hazırlamış. Bluetooth 4.0 kullanan bu sistem bir özelleştirilmiş Bluetooth 4.0 vericisi ve bir iPhone uygulamasından oluşuyor. Yalnız, bu uygulamayı kullanabilmek için iPhone 4S gerekiyor, çünkü önceki modellerde Bluetooth 4.0 özelliği yok. Verici USB girişine sahip, bu yüzden ya arabalardaki USB bağlantısına, ya da uygun bir adaptöre takılıyor. Telefondaki uygulama Bluetooth 4.0 üzerinden vericiyi takip ediyor. Böylece arabanın bırakıldığı yer haritada görülüyor. Bana çok akıllıca bir çözüm gibi geldi. Tabi kapalı otoparklarda çalışması zor, çünkü kapalı alanda GPS sistemi kullanılamıyor. Yine de güzel, özellikle alışveriş merkezlerinin dev otoparklarında çok işe yarayabilir. Bir Kickstarter projesi olan Find My Car Smart için hedeflenen ön sipariş miktarı çoktan aşılmış. Bu yüzden yakında üretime geçilecek ve satışına başlanacak. Bluetooth 4.0 adaptörü ve gerekli uygulamadan oluşan paket 25$'a satılacak. Önsipariş vermek veya projeyi daha detaylı incelemek istiyorsanız şuraya tıklayarak projenin sayfasına ulaşabilirsiniz.
14 Kasım 2011 Pazartesi
Zamanı hep doğru gösteren saat: Citizen Eco-Drive Satellite Wave Watch
Dünyanın etrafında dönerek uzaklarla haberleşmeyi kolaylaştıran uydular hayatımıza gireli çok oldu, ama hala onların bazı nimetlerinden faydalanmayı yeni öğreniyoruz. Bu henüz yabancısı olduğumuz yeteneklerden biri de GPS uydularıyla yapılan saat senkronizasyonu. Japon saat üreticisi Citizen teknoloji konusunda uç noktalarda gezinen özel bir model üretmiş: Eco-Drive Satellite Wave Watch. Saatin isminin Eco-Drive kısmı bize bu ilginç saatin pile ihtiyaç duymadığını, güneş enerjisiyle çalıştığını gösteriyor. Bu teknoloji zaten uzun zamandır kullanılıyordu, Citizen ise güneş panelleri kadranın içine saklanmış daha estetik görünümlü Eco-Drive saatleri bir süredir üretiyordu. Bu yüzden Eco-Drive'a alıştık. Bu saati özel yapan şey güneş enerjisiyle çalışması değil, kendini GPS üzerinden aldığı sinyallerle düzeltmesi. Şöyle ki; Citizen Eco-Drive Satellite Wave Watch saatin kaç olduğunu içindeki minyatür uydu alıcısı sayesinde GPS uydularından öğrenebiliyor. Böylece herhangi bir sebepten dolayı ileri veya geri gitmiyor, hep doğru saati gösteriyor.
Buna benzeyen saatler Seiko ve Casio'da vardı, çevredeki atom saatleriyle kendilerini radyo frekansı üzerinden senkronize ediyorlardı. Onlar daha basit teknolojiyle çalıştıkları için fiyatları daha uygun, ama kendilerini ayarlama özelliği sadece belirli bölgelerde çalışıyor. Citizen'ın bu modeli ise dünyanın her noktasında çalışabiliyor. Bu yüzden rakip ürünlerle aynı şekilde değerlendirmemek lazım. Tabi her güzel teknolojik ürün gibi Eco-Drive Satellite Watch da pek ucuz değil. Sadece 990 adet üretilecek olan bu saatin fiyatı da 3,800$. Citizen markalı bir ürün için pek ucuz değil, ama sahip olduğu teknolojiyi ve bu teknolojinin çok az saatte bulunduğunu düşünürsek çok pahalı da değil. Tabi bu fiyat ABD fiyatı, Türkiye'de satılırsa fiyar biraz daha (2 katı kadar) yüksek olacaktır.
Buna benzeyen saatler Seiko ve Casio'da vardı, çevredeki atom saatleriyle kendilerini radyo frekansı üzerinden senkronize ediyorlardı. Onlar daha basit teknolojiyle çalıştıkları için fiyatları daha uygun, ama kendilerini ayarlama özelliği sadece belirli bölgelerde çalışıyor. Citizen'ın bu modeli ise dünyanın her noktasında çalışabiliyor. Bu yüzden rakip ürünlerle aynı şekilde değerlendirmemek lazım. Tabi her güzel teknolojik ürün gibi Eco-Drive Satellite Watch da pek ucuz değil. Sadece 990 adet üretilecek olan bu saatin fiyatı da 3,800$. Citizen markalı bir ürün için pek ucuz değil, ama sahip olduğu teknolojiyi ve bu teknolojinin çok az saatte bulunduğunu düşünürsek çok pahalı da değil. Tabi bu fiyat ABD fiyatı, Türkiye'de satılırsa fiyar biraz daha (2 katı kadar) yüksek olacaktır.
Etiketler:
alıcı,
citizen,
gps,
güneş enerjisi,
japonya,
saat,
sınırlı sayıda üretim,
teknoloji,
uydu
10 Kasım 2011 Perşembe
iPod Nano'ya rakip geldi: Motorola Motoactv
Bu cihazı yabancı teknoloji sitelerinde daha önce görmüş olabilirsiniz. Aslında duyurulmasının üzerinden biraz zaman geçti, ama ben bir türlü yazmaya fırsat bulamamıştım. İşte şimdi yazıyorum. Üstte gördüğünüz saatin ismi Motorola Motoactv, ama aslında bir saat değil. O bir medya oynatıcı ve spor asistanı. Normalde kare şeklinde, küçük bir cihaz (tıpkı son iki nesil iPod Nano gibi) ama opsiyonel olarak satılan bu saat kayışıyla kullanıldığında saate benziyor. Neyse, bu cihazın içinde 600 MHz hızında çalışan bir işlemci var ve Android işletim sistemi kullanıyor. Ekranı dokunmatik, çizilmesin diye de Gorilla Glass ile kaplanmış. Tamamen su (ve ter) geçirmez olarak tasarlanmış, bu sayede dışarıda koşu yaparken yağmurdan sakınmanıza gerek yok.
Android işletim sistemi kullanıyor dedim, ama bu özellik sadece diğer Android cihazlarla uyumlu çalışması için. Maalesef bu cihazın minyatür (1.6") ekranında oyun Angry Birds veya Fruit Ninja oynayamayacağız. Motoactv herhangi bir Android telefona (veya tablete) Bluetooth üzerinden bağlanabiliyor. Böylece gerektiğinde veri aktarımı yapılabiliyor, gerektiğinde de idman bilgileri telefona gönderilebiliyor. Üzerinde bir GPS alıcısı bulunan Motorola Motoactv koşu hızını ve mesafesini bu sayede düzgün şekilde hesaplıyor. Tüm bunların haricinde, Motoactv Android kullanan telefonlar için hem Bluetooth kulaklık, hem de ikinci ekran gibi davranabiliyor. Uyumlu bir telefona bağlandığında gelen çağrılar Motoactv üzerinden yanıtlanabiliyor, görüşmeler cihazın kulaklığıyla yapılabiliyor. Dahası, gelen mesajlar da Motoactv ekranında görünüyo. Böylece koşarken (veya koşmazken, ama başka şeylerle ilgilenirken) gelen mesajlar için telefonu cepten çıkarmak gerekmiyor. Bence oldukça faydalı bir cihaz, ama maalesef Motorola bu güzel aletin fiyatını biraz yüksek tutmuş. 8GB depolama alanına sahip olan Motoactv 250$ fiyatla satılıyor. Daha fazla yer isteyenler ise 300$ vererek 16GB kapasiteli modeli tercih edebilirler. Bu fiyatların ABD için olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Apple'ın buna çok benzeyen iPod Nano medya oynatıcıları bazı konularda geride kalsalar da bunun neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar. Keşke Motorola fiyatı belirlemeden önce piyasayı bir yoklasaydı. Neyse, fiyatı haricinde çok güzel bir ürün olmuş. Android telefona sahip olup standart Bluetooth kulaklıklarla yetinmeyenler böyle bir cihazı düşünebilirler.
Android işletim sistemi kullanıyor dedim, ama bu özellik sadece diğer Android cihazlarla uyumlu çalışması için. Maalesef bu cihazın minyatür (1.6") ekranında oyun Angry Birds veya Fruit Ninja oynayamayacağız. Motoactv herhangi bir Android telefona (veya tablete) Bluetooth üzerinden bağlanabiliyor. Böylece gerektiğinde veri aktarımı yapılabiliyor, gerektiğinde de idman bilgileri telefona gönderilebiliyor. Üzerinde bir GPS alıcısı bulunan Motorola Motoactv koşu hızını ve mesafesini bu sayede düzgün şekilde hesaplıyor. Tüm bunların haricinde, Motoactv Android kullanan telefonlar için hem Bluetooth kulaklık, hem de ikinci ekran gibi davranabiliyor. Uyumlu bir telefona bağlandığında gelen çağrılar Motoactv üzerinden yanıtlanabiliyor, görüşmeler cihazın kulaklığıyla yapılabiliyor. Dahası, gelen mesajlar da Motoactv ekranında görünüyo. Böylece koşarken (veya koşmazken, ama başka şeylerle ilgilenirken) gelen mesajlar için telefonu cepten çıkarmak gerekmiyor. Bence oldukça faydalı bir cihaz, ama maalesef Motorola bu güzel aletin fiyatını biraz yüksek tutmuş. 8GB depolama alanına sahip olan Motoactv 250$ fiyatla satılıyor. Daha fazla yer isteyenler ise 300$ vererek 16GB kapasiteli modeli tercih edebilirler. Bu fiyatların ABD için olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Apple'ın buna çok benzeyen iPod Nano medya oynatıcıları bazı konularda geride kalsalar da bunun neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar. Keşke Motorola fiyatı belirlemeden önce piyasayı bir yoklasaydı. Neyse, fiyatı haricinde çok güzel bir ürün olmuş. Android telefona sahip olup standart Bluetooth kulaklıklarla yetinmeyenler böyle bir cihazı düşünebilirler.
27 Nisan 2011 Çarşamba
TomTom kullanıcılardan topladığı verileri polise satıyor
Navigasyon cihazları üreticisi TomTom'un yeni nesil internet bağlantılı navigasyon cihazları üzerinden topladığı verileri Hollanda'da polise sattığı ortaya çıktı. TomTom'un yeni nesil cihazları kullanıcıların hangi yolda ne kadar hızlı gittiklerini internet bağlantısı üzerinden merkezdeki sunucu bilgisayara aktarıyor. Böylece yollardaki trafik durumu aynı yolu kullanacak diğer kullanıcılara aktarılıyor, rota seçilirken trafiği yoğun olmayan tercih ediliyor. Buraya kadar herşey güzel, ama TomTom'un bu verileri Hollanda polisine sattığı ortaya çıktı. Polis ekipleri bu verileri inceleyerek insanların daha çok hangi yollarda hız limitlerini aştıklarını tespit ederek radarlı hız tuzağı kuracakları yerleri belirliyorlarmış. Akıllıca, hatta sinsice bir plan... TomTom bu olayın açığa çıkması üzerine verilerin anonim olarak toplandığını, kimin ne kadar hızlı gittiğinin polislere söylenmediğini belirtmiş. İstediği kadar belirtsin, artık navigasyon cihazlarına da güven olmayacak demek ki. En güzeli internet bağlantısı olmayan eski tip bir navigasyon cihazı kullanmak. Sonuçta radardan kaçarken bir de navigasyon cihazının ispiyonculuğuyla uğraşmak hiç hoş olmaz.
8 Nisan 2011 Cuma
4G şebekesi navigasyon sistemlerini tehdit ediyor
Başlık kafanızı karıştırmasın, 4G sistemi GPS'e rakip olmuyor. Tam tersine, bu iki kablosuz sistem birbirine yakınlaşıyor. Hatta öyle yakınlaşıyor ki, birbirlerinin çalışmasını engelleyebiliyorlar. ABD'nin Virginia eyaletinin Reston şehrinde kurulan ve tüm ülkede hizmet verecek olan bir 4G şebeke operatörünün frekansı navigasyon sistemlerinin kullandığı GPS sisteminin frekansına çok yakınmış. Öyle yakınmış ki, ABD ordusu için navigasyon sistemi üreten firmalar LightSquared isimli 4G operatörünün şebekesinin hizmete girmesine itiraz etmişler. Tabi etkilenecek sinyaller sadece orduya ait GPS cihazlarını etkilemiyor. Aynı uyduların sinyalleri kullanıldığı için sivil hayatta kullanılan navigasyon ve yer belirleme sistemleri de adı geçen 4G şebekesinin sinyallerinden etkileniyor. Uzmanlara göre 4G sinyalleri güç bakımından GPS sinyallerine baskın gelebilir. Bu durumda navigasyon cihazları yanlış sinyalleri alarak (veya hiç sinyal alamayarak) sorun yaşayabilir. Biz ülkemizde 3G teknolojisini yeni yeni benimsemişken 4G ile ilgili bu sorun bize çok uzak görünüyor, ama gün gelecek biz de 4G'ye geçeceğiz. Umarım o zaman biz de böyle sorunlar yaşamayız.
2 Mart 2011 Çarşamba
Ford Sync Avrupa'ya geliyor, Türkçe'yi de destekleyecek
Ford sesle kumanda edilen eğlence ve bilgilendirme (Infotainment) sistemi Sync'i 2012 Focus'la birlikte Avrupa pazarına sunmaya hazırlanıyor. Konunun yabancısı olanlar için kısaca özetleyeyim: Sync otomobil üreticisi Ford ve yazılım devi Microsoft'un ortak geliştirdiği bir sistem. Ses tanıma teknolojisi de Nuance Communications (pek çok cep telefonunun ses tanıma sistemini hazırlayan firma) tarafından geliştirilmiş. Ford Sync ile bir sürücü ellerini kullanmadan, sadece ses komutlarıyla cep telefonuna gelen çağrıları cevaplayabiliyor, çalan şarkıyı veya radyo kanalını değiştirebiliyor, veya navigasyon sistemine gitmek istediği yeri söyleyebiliyor. Mesele ses ve konuşmanın tanımlanması olunca bu komplike sistemin diğer ülkelerde uygulanması da zorlaşıyordu. Biraz yatırım yaparak bu sorunu çözen Ford Türkçe dahil 19 dili daha Sync'e entegre ederek Avrupa'daki otomobillerini de bu sistemle donatmaya hazırlanıyor. Sync kendi sınıfının en başarılı sistemlerinden biri. Hem ses tanımadaki becerisi, hem de yabancı ülkede araba kullanırken navigasyon komutlarını sürücünün diliyle, yer isimlerini ise yerel dille okuyarak yanlış telafuzları engellemesi açısından rakiplerinin önüne geçiyor. Tabi Türkçe desteğinin gelmesi Sync'in Türkiye'ye geleceği anlamına gelmez. Yurt dışında yaşayan hemşerilerimiz için de gelmiş olabilir bu destek. Maalesef otomobil ithalatçıları ülkemize en donanımlı modelleri getirmiyorlar. Sync'in biraz pahalı olduğunu düşünürsek Focus gibi (nispeten) uygun fiyatlı bir modelle ülkemize gelmesi zor görünüyor. Belki ileride, daha üst modellerde (Mondeo gibi) Sync'i görme ihtimalimiz daha yüksek.
Etiketler:
araba,
avrupa,
ford,
gps,
infotainment,
mp3,
navigasyon,
radyo,
sesle kontrol,
sync,
türkçe
13 Şubat 2011 Pazar
Yoldaki çukurlara cep telefonu uygulaması çare bulacak
Arabaların yürüyen aksamlarına zarar veren, lastiklere balon yaptıran, jantları yamultan çukurları hiçbirimiz sevmiyoruz. Görünen o ki, bu çukurlar sadece bizim memleketimizin yollarında oluşmuyor. ABD gibi en gelişmiş ülkelerin yollarında da arabalara zarar verecek çukurlar görülebiliyor. Aradaki fark, oralardaki çukurların daha kısa sürede onarılmaları. Zaten yazacağım olay da bununla ilgili. ABD'nin Boston şehrinin belediyesinde yol tamiratlarıyla ilgilenen bölüm Street Bump isimli bir mobil uygulamayı kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Bu uygulama sayesinde cep telefonu araba seyir halindeyken ivmelenme ölçen algılayıcıları (akselerometre) sayesinde sarsıntıları tespit edecek. Sürüş sırasında oluşan olağan sarsıntıları çukurların sebep olduğu sert sarsıntılardan ayıran bir algoritma çukurları tespit ettiği anda GPS üzerinden bulunduğu konumu öğrenip belediyenin konuyla ilgilenen birimine haber verecek. Böylece çukurlar daha çabuk tespit edilip müdahale edilecek. Güzel bir sisteme benziyor, umarım başarılı olurlar. Çoğu yazımın sonundaki gibi "umarım bize de gelir" demeyeceğim bu sefer. Bu sistem bize gelse bile tespit edilen çukurlar doldurulmayacaktır. Boşuna çukur veritabanı oluşturulur, o kadar.
6 Ocak 2011 Perşembe
Navigasyon için iPhone kullananlar için ideal çözüm: Pioneer SmartCradle
Pioneer'ı Türk halkı iyi tanır, bizim için en iyi otomobil müzik sistemleri Pioneer markalı olanlardır. İşte o Pioneer bu sefer de arabamızda yön bulmamıza yardımcı olacak bir sistemle karşımıza çıkıyor. Pioneer SmartCradle aslında bir iPhone tutucu. SmartCradle'ı arabanın ön konsoluna monte ettikten sonra üzerine bir iPhone takılıyor. Standart iPhone tutuculardan farklı olarak, SmartCradle kendi GPS alıcısına, hoparlörüne ve mikrofonuna sahip. Böylece GPS sinyallerini iPhone'un dahili alıcısından daha iyi alıyor. Ayrıca, dahili hoparlörü ve mikrofonu sayesinde telefon tutucudayken konuşmak mümkün oluyor. Pioneer SmartCradle'ın fiyatı ve piyasaya çıkış tarihi henüz belli değil. Piyasaya çıktığında Türkiye'ye gelip gelmeyeceği de belli değil. Kısacası, ismi ve özellikleri haricinde hiçbirşeyi belli değil. Yine de güzel bir ürün olmuş. Umarım diğer telefonları da düşünüp farklı cihazlara uyumlu versiyonlarını üretirler.
20 Eylül 2010 Pazartesi
Müşteri memnuniyeti olur da, bu kadar olur...
Herhalde otomobil üreticileri arasında müşterilerini en çok sevenlerden biri Porsche'dir. Çoğu firma yeni çıkardığı arabaların sorunlarını bile çözememişken Porsche eski modellerinin sahiplerine kıyak yapıyor. Üstte gördüğünüz garip şey de o kıyaklardan biri. Porsche firması 1963 ile 1977 arasında üretilmiş olan 911 ve 914 modellerinin üzerindeki eski radyoyu değiştirmek isteyen, ama yeni model ses sistemlerinin arabanın klasik görünümünü bozacağını düşünen müşteriler için bu ilginç ürünü satış listesine koymuş. Bahsi geçen modellerde kullanılan klasik Blaupunkt radyo gibi çift ayar düğmesine sahip olan bu alet güncel otomobil ses sistemlerinin tüm nimetlerinin klasik Porsche'lerde kullanılmasını sağlıyor. Üstelik, bu ürünün üzerinde uydu bağlantılı navigasyon (GPS) sistemi de var. Ekran biraz küçük te olsa hiç yoktan iyidir. Artık fazla kullanılmayan, "klasik otomobil" sınıfına girmiş eski modellerinin sahiplerini bile düşünüp böyle güzel jestler yaptığı için Porsche'yi tebrik ediyorum. Keşke tüm firmalar müşterisini bu kadar düşünse...
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Erkekler kadınlara göre daha fazla araba kullanıyor, sebebi adres tarifi
İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre erkek sürücüler kadın sürücülere göre senede ortalama 444KM daha fazla yol yapıyorlarmış. Bunun sebebi ise erkeklerin daha fazla araba kullanması değil, yolları bilmeleriymiş. Araştırmaya göre kadın sürücüler adres tarifi almak için sık sık durduklarından erkekler kadar fazla mesafe yapamıyorlarmış. Erkeklerin %25'i yolu bilmeseler bile adres sormadan kafalarına göre yarım saat boyunca gidiyorlarmış. Hatta, erkeklerin %10'u asla yol tarifi almıyorlarmış, kaybolsalar bile. Kadınların %75'i yolu bulamadıklarında çekinmeden adres sorabiliyormuş. Erkeklerin %41'i ise yolu bilmeseler bile yanlarında seyahat edenlere yolu bildiklerini söyleyerek bilinçsizce adres arıyormuş. Erkeklerin bu bodoslama gidişi ortalamada bir ömür boyunca harcanan 2000£ yakıt masrafı olarak bütçeye yansıyormuş. Neyse ki artık GPS var, biliyoruz demek yalandan sayılmıyor. Ben bilmiyorsam navigasyon cihazı biliyor...
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Olmaz demeyin, bu da oldu: Pil gerektirmeyen, kola takılan navigasyon cihazı
Yukarıda gördüğünüz şey bir kol saati gibi kola takılıyor, ama saati göstermiyor. Bunun yerine bu cihaz yolculuklarda yol gösteriyor. Üstelik, Google Maps teknolojisinden faydalanıyor. Bunu yaparken de hiç pil tüketmiyor, çünkü hiç elektronik parça içermiyor. Yöntem basit: Gideceğiniz yere nasıl varacağınızı Google Maps'ten öğreniyorsunuz, şerit şeklindeki kağıda basıyorsunuz, sonra da kağıdı bu cihazın içine yerleştiriyorsunuz. Yola çıktığınızda da adım adım kağıttaki komutlara göre yönünüzü buluyorsunuz. İlerledikçe kağıdı yukarı doğru kaydırarak sonraki komutları görüyorsunuz. Pil bitme derdi yok, bozulma derdi yok. Tek sıkıntısı, yola çıktıktan sonra fikir değiştirmenize izin vermemesi. Simon Jansen isimli tasarımcı 1920'lerin rulo şeklindeki yol tariflerinden esinlenerek bu cihazı tasarlamış. Herşey elektronik olmak zorunda değil, bence çok ilginç bir fikir.
21 Mayıs 2010 Cuma
Audi'den gelecek vizyonu
Yanda gördüğünüz bebek yeni Audi A8. Şimdi onu anlatmaya kalksam yazının tamamını kaplar. Benim bahsedeceğim şey ise tamamen farklı birşey. Audi bu yeni modeliyle birlikte dokunmatik ekranlı "araç bilgisayarı" sistemine hafiften geçiş yapıyor. Firma yöneticilerine göre ileride arabalarımız için internet üzerinden uygulamalar indirebilecekmişiz. Çoğu kişi bunu ilk duyduğunda bahsedilen uygulamaların cep telefonlarında çalışanlara benzer oyunlar veya iletişim - navigasyon gibi işleri halledecek yazılımlar olduğunu düşünmüştü. Audi bu konuya açıklık getirdi, onların bahsettiği uygulamaların bizim düşündüklerimizle alakası yokmuş. Yenilikçi Alman firmasının gelecek için çok farklı planları var...Audi'nin bahsettiği uygulamalar arabalarımızın aksesuar seçeneklerini belirleyecek. Üretim ve stok maliyetlerini düşürmek amacıyla araçlarda opsiyonel olarak sunulan bazı özellikler tüm arabalarda standart olacak, ama yazılım yoluyla kapatılacak. İster arabayı satın alırken bunları açtıracağız, istersek te daha sonra internet üzerinden gerekli ücreti ödeyerek bu özelliğe sahip olacağız. Mesela, tüm araçlarda standart olarak GPS donanımı bulunacak, ama bazılarında yazılımla engellenmiş olacak. Sadece GPS için ödeme yapan kişilerin araçlarında bu özellik çalışacak. Multimedya sisteminin yetenekleri, hatta bazı konfor aksesuarları bile (koltuk ısıtma gibi) bu uygulamaların sistemde olup olmamasına bağlı olarak çalışacak veya çalışmayacak. Böylece bazı konularda tek tip üretim yapılarak üretim ve geliştirme süreçleri sadeleştirilecek, ucuzlatılacak. Ayrıca hem fabrikada hem de bayilerde stok maliyetleri azalacak, çünkü sırf aksesuar farklarından dolayı aynı arabanın pek çok çeşidi elde bulundurulmak zorunda kalınmayacak. Bunun haricinde, müşteriler satın aldıkları arabalara aksesuar eklemek istediklerinde servise gitmek zorunda kalmayacaklar, sadece araçlarından Audi uygulama sitesine girecekler, istedikleri uygulamayı seçip yüklenmesini onaylayacaklar. Hem üretici, hem dağıtıcı, hem de tüketici açısından avantajlı bir durum yani. Bu güzel sistem 2020 yılına doğru Audi (ve tahminen tüm Volkswagen grubu) model bantının geneline yerleşecekmiş. Benim şimdilik gördüğüm tek kusur yazılımın kırılarak herşeyin ufak bir ücret karşılığında (veya tamamen ücretsiz) açılması ihtimali. Belki o zamana kadar bunu da aşıp sistemi daha güvenilir hale getirirler. Bence harika bir proje. Yenilik böyle olmalı, herkese fayda sağlamalı.
Etiketler:
aksesuar,
araba,
audi,
gps,
navigasyon,
teknoloji,
volkswagen,
yazılım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


