hd video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hd video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2011 Cuma

Ekranınız hep gözünüzün önünde olsun: Lumus video gözlüğü

Üstte gördüğünüz köşeli ve tipsiz gözlükleri İsrailli Lumus firması geliştirmiş. Bu gözlüklerin özelliği içlerindeki mikro projektörler sayesinde kişisel ekran olarka kullanılabiliyor olmaları. Şöyle ki; bunları takan kişi karşısında 87" (220CM) boyutunda bir ekran görüyor, ama ondan başka kimse bu ekranı göremiyor. Buna benzer özellikte bir üründen birkaç hafta önce bahsetmiştim. Tabi o biraz daha kaba bir üründü, Lumus'un gözlükleri daha nazik görünüyor. Bu gözlükler sayesinde kimseye farkettirmeden birşeyler izlemek veya okumak mümkün. Gözlüklerin üzerindeki projektörler 720p kalitesinde video oynatabileceç çözünürlüğe sahip. Dikkat dağıtmadığı sürece çok faydalı olabilir. Şimdilik sadece prototip halinde olan bu gözlüklerin ne zaman seri üretime geçeceği henüz belli değil. Gözlüklerin tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Terahertz'lik frekanslarda çalışan kablosuz ağ yongası

Yandaki resimde Japon bozuk parasının yanında duran şey bir kablosuz ağ adaptörü. Resimde pek net görünmese de üzerinde 1.5mm x 3mm boyutlarında minicik bir yonga var. Japon elektronik komponentleri üreticisi ROHM tarafından geliştirilen bu yonga terahertz ile ölçülebilen frekanslarda çalışabiliyor. Bu frekanslar ancal lazerlerde kullanılabiliyordu, ama bu yonga sayesinde kablosuz ağlarda da bu hızları kullanabileceğiz. Peki terahertz frekanslarının bize ne faydası olacak? Aradaki mesafeyi çok uzatmamak şartıyla 1.5 gigabit/saniye hızında bağlantı kurabileceğiz. Geliştiriciler zaman içerisinde bu bağlantı hızının 30 gigabit/saniye seviyesine kadar yükseltilebileceğini söylüyorlar. Bu da aynı evin içerisindeki cihazların birbirlerine sıkıştırılmamış HD videolar gibi zorlayıcı dosyaları anında oynatılacak hızda gönderebilecekleri anlamına geliyor. İşin güzel tarafı, bu çok hızlı ağ yongasının maliyeti sadece birkaç dolar olacak. Tabi biraz daha geliştirilmesi lazım, ama birkaç yıla kadar piyasaya sürülür herhalde. Fiyatı bahsedildiği kadar uygun olursa hemen alırım bundan, çünkü bilgisayarımdaki görüntüleri kabloyla uğraşmadan televizyona aktarabilmek büyük bir nimet.

Harici disk büyüklüğünde tam teşekküllü bilgisayar: VIA Artigo 1150

Herkes bilgisayarın güçlü ve hızlı olanını ister, ama bazen basit, küçük ve iş görecek makineler de lazım olabiliyor. Şimdi bahsedeceğim VIA Artigo 1150 de işte tam bu tarife uyan bir bilgisayar. Resimde de gördüğünüz üzere aşağı yukarı bir harici disk büyüklüğünde olan Artigo 1150 pico-ITX formunda bir anakart kullanıyor. Anakartın üzerine çift çekirdekli bir Eden X2 işlemcisi sabitlenmiş. İşlemci 1 GHz hızında çalışıyor. 64 bit destekleyen ve x86 mimarisiyle geliştirilmiş olan bu işlemciyi ARM işlemcileriyle karıştırmamak lazım. Eden X2 biraz hafif olsa da gerçek bir bilgisayar işlemcisi, masaüstünde kullanılan tüm işletim sistemlerini ve yazılımları çalıştırabiliyor.

Çoğu kişi VIA Artigo 1150'yi medya oynatıcı olarka kullanmak isteyecektir. Bu yüzden cihazın HD videoları oynatabilmesi çok önemli. Artigo 1150'nin içinde tümleşik gelen VX900H isimli medya işlemcisi videoları çözme işini üstlenmiş. Bu iş için ayrı bir medya işlemcisi bulununca VIA Artigo 1150 mini bilgisayarlar için zorlayıcı olabilen 1080p kalitesindeki HD videoları zorlanmadan oynatabiliyor. Görüntü aktarımı da HDMI veya VGA çıkışları üzerinden gerçekleşiyor. Bu "barebone" denilen tipte bir sistem, bellekleri ve diski kullanıcı kendisi takıyor. Cihaza en fazla 4GB DDR3 bellek takılabiliyor. Bir adet 2.5" sabit disk için de yer ayrılmış. Mekanik bir disk yerine SSD ile kullanılırsa daha performanslı çalışabilir. Kablosuz ağ adaptörü ve hafıza kartı okuyucusu opsiyonel olarak sunuluyor. VIA Artigo 1150 bu haliyle 265$'a satılıyor. Opsiyonel aksesuarlarla bu fiyat biraz daha artabilir. Açıkçası HD destekli medya oynatıcılar zaten neredeyse bu fiyata satılıyor. Biraz daha verip böyle birşey almak çok daha mantıklı bence. Tabi bunu ABD'de yaşayanlar için söylüyorum, çünkü VIA Artigo 1150 Türkiye'ye hiç gelmeyebilir. Gelirse seviniriz tabi, ama fazla umutlanmamak lazım. Artigo 1150'nin tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Videodaki anlatım İngilizce, ama cihazı daha detaylı görmek için gayet yeterli.

15 Kasım 2011 Salı

Dünyanın en büyük Android tableti bir Türk firmasından geldi

Bizler tablet bilgisayarlarda hangi ekran boyutunun daha kullanışlı olduğunu tartışırken Ardıç Teknoloji isimli bir Türk firması dünyanın en büyük ekranlı Android tabletini geliştirdi. Tam 65" (165cm) boyutunda bir ekranla gelen bu tablet okullarda kullanılan akıllı tahtalara alternatif olarak tasarlanmış. Aslında cihazın kendi içerisinde bir tablet altyapısı yok. Dokunmatik bir ekran ve uyumlu bir Android cihazının bağlanabileceği bir dock ünitesinden oluşuyor. 10" ekrana sahip, Nvidia Tegra 2 işlemcili bir tablet bilgisayar bu üniteye bağlandığında hem ekran görüntüsü büyük ekrana aktarılıyor, hem de büyük ekrana dokunarak kontrol ediliyor.

Büyük ekranın yüksek çözünürlüğünden tam anlamıyla faydalanabilmek için kullanılan Android tabletin yazılımı üzerinde bazı oynamalar yapılmış ve cihaza 1080p HD görüntü çıkışı özelliği kazandırılmış. Televizyon ile olan görüntü bağlantısı HDMI üzerinden gerçekleşiyor. Ekrandaki dokunmaya duyarlı algılayıcılar şimdilik iki tane, bu yüzden çoklu dokunma desteği henüz yok. Ayrıca, dokunmatik fonksiyonunun çalışması için kablolu USB bağlantısı gerekiyor. Firma yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre ürün tamamlandığında dokonmatik algılayıcılarının sayısı dörde çıkacak ve bağlantı kablosuz olacak. Bu sayede çoklu dokunmatik ekranla gelen nimetlerden de faydalanılabilecek.

Ardıç Teknoloji'nin bu projesi henüz prototip halinde, ama eğitim kurumlarından ve bazı ticari firmalardan taleplerin geldiği belirtilmiş. İleriki dönemlerde ürünün maliyetinin düşürülmesi ve akıllı telefonlara da bağlanabilecek hale gelmesi hedefleniyor. Ekran boyutunun da ihtiyaca göre değiştirilebilir hale gelmesi amaçlanıyor, zaten diğer hedeflerin yanında bu en kolay olanı. Dünyanın en büyük ekranlı Android tabletinin tanıtımını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

4 Ekim 2011 Salı

iPhone 4S tanıtıldı (ama iPhone 5 tanıtılmadı)

Üstte gördüğünüz telefon günlerdir, haftalardır, hatta (bazılarımız için) aylardır beklenen yeni iPhone. Çoğu kişinin tahmininin aksine 4" ekranla gelmeyen yeni iPhone'un ismi de beklenenin aksine iPhone 5 olmadı. Bir saat kadar önce tanıtılan cihazın ismi iPhone 4S. iPhone 4S'in bir önceki iPhone'la tek benzerliği ismi değil. Dış görünüşü ve ekranı da tamamen aynı. Değişmiş ve gelişmiş olan kısmı ise içi. iPhone 4S çift çekirdekli A5 işlemcisine sahip. Bu işlemcinin performansı önceki modeldeki A4 işlemcisinin iki katı seviyesinde. Ayrıca, işlemcinin dahilindeki grafik işlem ünitesi de artık çift çekirdekli ve performansı 7 kat artmış. Cihazın kamerası da değişmiş. Eskisindeki 5 megapiksellik kameranın yerine 8 megapiksellik bir kamera gelmiş. Bu sayede iPhone 4S 1080p kalitesinde ve saniyede 30 kare hızında HD video kaydedebiliyor. Kameranın lensi de değiştirilmiş, F:2.4 diyafram açıklığına sahip yeni bir lens kullanılmış. Böylece iPhone 4S karanlıkta daha iyi çekim yapabilecek. Cihazdaki bir diğer önemli yenilik de anten ve alıcı modülleri. iPhone 4S bir "dünya telefonu" olarak tanıtıldı. Bunun sebebi, dünyanın her tarafındaki hücresel telefon şebekeleriyle uyumlu olması. Önceki modeller 4G şebekeleriyle uyumlu değildi, daha sonra 4G uyumlu (ama bizim şebekelerle uyumsuz) özel bir model çıkartılmıştı. Artık böyle bir sıkıntı yok, iPhone 4S tüm şebekelerle sorunsuzca çalışıyor. "Ölüm tutuşu" meselesi de halledilmiş. Antenler telefon nasıl tutulursa tutulsun bir şekilde şebekeyi yakalayacakmış. Bunu görmeden inanmam, ama o kadar laf yedikten sonra Apple anten konusunda ciddi önlemler almıştır mutlaka. Yeni iPhone 4S 14 Ekim'de ABD'de satışa sunulacak.

Az daha unutuyordum, son anda aklıma geldi, o yüzden bu bir ek gibi oldu. iPhone 4S ile birlikte iOS5 ve iPod modelleri de tanıtıldı. iPod modellerine daha sonra ayrıca değineceğim. iOS5 ise denemeden hakkında fazla şey yazamayacağım bir konu. Söylenenlere göre eski sürümlere göre daha da güçlenmiş ve pek çok konuda 3. parti yazılımlara olan bağımlılığı ortadan kalkmış. Bu da iPhone sahiplerinin basit işler için bile ekstra yazılım yükleme gereği duymayacağı anlamına geliyor. Hele bir gelsin de, o zaman göreceğiz nasıl olduğunu. iOS5 12 Ekim'de iPhone ve iPod Touch sahipleri tarafından indirilebilecek, ayrıca iPhone 4S ve yeni nesil iPod Touch'ların üzerinde yüklü olarak gelecek.

27 Eylül 2011 Salı

13 megapiksel kameralı su geçirmez telefon: Fujitsu-Toshiba Arrows Z

Yanda gördüğünüz pembe renkli ve pembe temalı telefon Fujitsu-Toshiba üretimi olan Arrows Z ISW11F. Çok uzun bir model ismi var, bu yüzden biz ona Arrows Z diyelim, kendimizi boşuna yormayalım. Japonya pazarı için geliştirilen bu telefon işletim sistemi olarak Android (versiyonu belirtilmemiş) kullanıyor. Android'in hangi versiyonunu kullanırsa kullansın çok hızlı çalışacağından eminim, çünkü 1.2GHz hızında çift çekirdekli bir işlemcisi var. Arrows Z'nin ekranı da 1280x720 piksel çözünürlüğünde ve 4.3" büyüklüğünde. Avuç kadar ekrana neredeyse bilgisayar ekranı kadar çok piksel sığdırmışlar yani. Asıl güzel olan şey ise bu telefonun kamerası. Ben telefonla fotoğraf çekmeyi pek sevmem, bu yüzden de telefonların kameralarına pek önem vermem. Tabi fazla mal göz çıkarmaz, iyi bir kameranın da zararı olmaz. Arrows Z'nin kamerası ise fazladan biraz daha öte birşey. 13 megapiksel çözünürlüğe sahip olan bu kamera 1080p kalitesinde HD video da çekebiliyor. Işık yeterli olduğunda kompakt makinelere yakın kalitede görüntüler yakalayabilir sanırım. Dahası, Arrows Z suya dayanıklı bir gövdeye sahip. Kaç metreye kadar su geçirmediği belirtilmemiş, ama öyle hafif ıslanmalardan etkilenmeyeceği belli. En azından kirlendiği zaman musluğun altında yıkanabilir. Bu kadar güzel şey söyledikten sonra işin bir de acı tarafından bahsedelim. Toshiba-Fujitsu bu telefonu sadece Japonya'da satacak. Bunun sebebi telefonun kullandığı şebeke. Arrows Z sadece WiMAX şebekesiyle çalışıyor. Bizde de WiMAX yok, GSM var. Eğer Fujitsu-Toshiba Avrupa pazarına göz dikip GSM uyumlu bir versiyonunu yaparlarsa (imkansız ama ihtimal ihtimaldir) belki Arrows Z'yi buralarda görebiliriz. Gerçi gelse de ben alamam bunu, ama olsun. Alamam dediysem, rengi yüzünden alamam. Pembe bana hiç gitmez. (züğürt tesellisi)

13 Eylül 2011 Salı

Pentax da modaya uydu, kompakt gövdeye yüksek zoom sığdırdı: Optio RZ18

Nedendir bilinmez, Pentax'ın fotoğraf makinelerine sempati beslerim. Hatta, Nikon D40x için sağlam bir indirim yapmış olmasaydı ben Nikon yerine Pentax almış olacaktım, Pentax sistemiyle devam edecektim. Neyse, Pentax'ı seviyorum işte. Üstte farklı renk çeşitlerini gördüğünüz makine de Pentax'ın son cicisi. İsmi de Optio RZ18. Makinenin model ismi optik yakınlaştırma oranından geliyor. Bu kompakt makinenin mütevazi görünümlü lensi tam 18x yakınlaştırma oranına sahip. 16 megapiksel fotoğraf çözünürlüğüne sahip olan Optio RZ18 istendiğinde 720p kalitesinde ve saniyede 30 kare hızında HD videolar çekebiliyor. Tıpkı makinenin ön tarafı gibi arka tarafı da oldukça sade. Tüm makinelerde bulunan tuşlar sağda konumlandırılmış. 3" büyüklüğündeki ekran ise makinenin arka yüzünün çoğunu kaplıyor. Gövdeyi kalınlaştırmamak adına Optio RZ18'de ince lityum-ion pil tercih edilmiş. Bu flaşın hızlı dolması ve makinenin daha ince olması açısından iyi, ama pilin ömrü tükendiği zaman Türkiye'de yenisinin bulunması zor. Ayrıca olmadık biryerde pil biterse makinesiz kalmak da mümkün. Kalem piller eski teknoloji sayılsalar da bu konuda daha sorunsuz bir kullanım sunuyorlar. Pentax Optio RZ18'in örnek fotoğrafları yok henüz, bu yüzden performansını göremiyoruz. Kabaca tahminde bulunmak gerekirse; bu makine gündüz dışarıda veya çok iyi aydınlatılmış kapalı ortamlarda kaliteli fotoğraflar çekebilir. Işığın zayıf olduğu sahnelerde ise zorlanacaktır, çünkü üzerindeki flaş pek güçlü görünmüyor. Keşke makinenin üst tarafından açılan pop-up tipinde daha güçlü bir flaş tercih etselermiş. Bir de, makinenin gövdesi fazlaca düz olmuş. Tek elle çekim yaparken makineyi sabit tutmak zor olacaktır. Şöyle rahat kavranan, parmakların sıkı tutabileceği bir çıkıntı yapsalarmış iyi olurmuş. Bunların haricinde Optio RZ18 gayet iyi görünüyor. ABD fiyatı 300$, Türkiye'ye gelip gelmeyeceği ise belli değil. Gelirse de 400$ civarı bir fiyata satılacaktır.

4 Ağustos 2011 Perşembe

İnsanın canını çektiren telefon: Huawei Vision

Çinli cep telefonu ve telekomünikasyon ürünleri üreticisi Huawei yeni modeli Vision'ı tanıttı. Huawei Vision Android işletim sisteminin 2.3 Gingerbread versiyonunu kullanıyor. Teknik özellikleri şu an piyasada satılmakta olan Huawei Ideos X5'e benziyor, ama bazı konularda iyileştirmeler yapılmış. Tıpkı Ideos X5 gibi 512MB ram ve 2GB dahili depolama alanı sunan Vision'a önceki modelde bulunmayan FM radyo gibi özellikler eklenmiş. İşlemci hızı da arttırılmış, Ideos X5'te kullanılan 800 MHz hızındaki işlemcinin yerine 1 GHz hızında Qualcomm MSM 8255 işlemcisi kullanılmış. Huawei Vision'ın kasası da üst seviye telefonlarda kullanılan tek parçalı tasarıma sahip. Kamera önceki modelle aynı özelliklere sahip. 5 megapiksel çözünürlüğündeki kamera otomatik odaklama ve led flaş gibi artık "olmazsa olmaz" özellikleri barındırıyor. Ayrıca, bu kamera 720p kalitesinde HD video çekebiliyor. Ideos X5'te benzer bir kameraya sahipti, ama video ve fotoğraf kalitesi herkesi memnun edememişti. Belki Vision bu konuda bazı iyileştirmeler içeriyordur. Bu özellikler size pek harika gelmeyebilir, hatta neden bu telefonun insanın (yani benim) canını çektirdiğini de merak etmiş olabilirsiniz. Sonuçta piyasada bunlardan çok daha fazlasını sunan cihazlar var. Mesele sadece teknik özelliklerde değil, fiyat / performans oranında. Ideos X5 şu anda 570 liraya satılıyor. Bu cihaz onun biraz daha geliştirilmişi (eksikleri giderilmişi de diyebiliriz aslında) olduğu için Eylül'de piyasaya çıktığında 700 TL civarında bir fiyata satılması muhtemel. Tabi Eylül'de Türkiye'ye gelip gelmeyeceği de meçhul, ama 2011 bitmeden burada satışına başlanır herhalde. En azından ben böyle umuyorum. Bazı konularda hala eksiği olsa da (mesela 512MB ram üst seviye bir cihaz için yetersiz) işlemci, ekran ve dahili depolama alanı gibi konularda Huawei Vision piyasanın sevilen cihazlarıyla (HTC Desire S gibi) neredeyse aynı. Üstelik, fiyatı da onlara göre çok uygun. Güçlü bir Android telefon isteyen, ancak cihaza 1,000TL ve üzeri rakamlar ödemek istemeyenler Huawei Vision'a çıktığı zaman bir göz atmalı. Ben bir yoklayacağım, hatta belki de alacağım. Eğer alırsam burada incelemesini de yazarım, daha da güzel olur.

26 Haziran 2011 Pazar

İşte bu olmuş: Pentax Q

Japon fotoğraf makinesi üreticisi Pentax hafif bir gecikmenin (1 sene civarı) ardından ilk "aynasız" DSLR modelini duyurdu. Aslında bu makinelere DSLR dememek lazım, çünkü SLR ve DSLR tipi makinelerdeki ayna sistemi bu makinelerde bulunmuyor. Bu yüzden bu makinelere "lensi değiştirilebilen kompakt makine" demek lazım, ama çok uzun olduğu için ben onlara aynasız DSLR diyorum. Olympus ve Panasonic'in Micro Four Thirds sistemini geliştirmesiyle başlayan aynasız DSLR furyası Sony'nin Nex serisiyle popülerliğini arttırarak devam ediyordu. Pentax uzun süre bekleyip (1 yıl teknoloji sektörü için çok uzun bir süre) aynasız DSLR makinelere olan talebin geçici bir heves olmadığını anladıktan sonra ilk değiştirilebilir lensli kompakt makinesini duyurdu. Üstteki resimde de görebileceğiniz Pentax Q piyasadaki en hafif ve en küçük değiştirilebilir lensli kompakt makine. Bu çok önemli, çünkü bu sistemin geliştirilme sebebi klasik DSLR makinelerden daha küçük ve hafif olması. İnsanlar bu makineleri standart kompakt makineleri taşıdıkları kadar rahat taşımak istiyorlar.

Standart lensiyle birlikte bir rangefinder görünümünde olan Pentax Q'nun flaşı resimde de görüldüğü gibi yukarı doğru (ama alıştığımızdan daha da yukarı doğru) açılıyor. Böylece gövdedeki flaş kullanıldığında yaşanan kırmızı göz sorununu bu makinede yaşanmıyor. Tabi isteyenler kendi harici flaşlarını da bağlayabilirler, bunun için gereken standart flaş bağlantı yuvası Pentax Q'da mevcut.

Pentax bu makine (ve gelecekte üreteceği benzerleri) için Q-Mount diye isimlendirdiği özel bir lens bağlantı standardı geliştirmiş. Nedendir bilinmez, lenslerin isimlendirmesinde "Toy" kelimesi kullanılmış. Tamam, çok profesyonel lensler değil bunlar, ama oyuncak da değiller. İşin güzel tarafı, belki de Pentax onları oyuncağa benzettiği için lenslerin fiyatları makul seviyede tutulmuş. Böylece bu sistemi kullanmak isteyenler farklı bir lens almak istediklerinde yarım makine parası vermek zorunda kalmayacaklar. Şimdilik makineyle birlikte gelen kit lensiyle birlikte beş lens seçeneği mevcut. Zaman içinde bu sayı artacaktır. Makinenin üzerinde gelen lens 8.5mm odak uzunluğuna sahip yakınlaştırmasız bir lens. Bu odak uzunluğu 35mm standardına çevrildiğinde 45mm lenslere denk geliyor. Gayet kullanışlı bir uzunluk, ama makineyle birlikte yakınlaştırma özelliği olan bir lens gelseydi daha iyi olurdu. Kit lensin en güzel tarafı ise f:1.9 olan azami diyafram genişliği. Bu genişlikte diyafram makineyle gelen lenslerde pek bulunmaz, bu yüzden bu lens beğenimi kazandı.

Herşeyi söyledim, ama makinenin asıl teknik özelliklerini sona bıraktım. 1/2.3" büyüklüğünde, yani kompakt makinelerde bulunanlarla aynı boyda bir CMOS algılayıcıya sahip olan Pentax Q'nun maksimum fotoğraf çözünürlüğü 12.4 megapiksel. Video çekiminde ise Pentax Q 1080p kalitesinde ve saniyede 30 kare hızında kayıt yapabiliyor. Fotoğraf makinesiyle video çekmeyi sevenler bu kaliteden memnun kalacaktır. Pentax Q en yüksek kalitede saniyede beş kare fotoğraf çekebiliyor. Bu da oldukça makul bir değer. Daha hızlısını isteyenler zaten bu tip makinelerle pek ilgilenmezler. Algılayıcısı üzerinde titreşim önleme sistemine sahip olan Pentax Q Japonya'da önümüzdeki günlerde satışa sunulacak. Diğer ülke pazarlarına ise sonbahardan itibaren girecek. Vergiler hariç yurtdışı fiyatı 800$ olarak belirlenmiş. Eğer Türkiye'deki fiyatı da buna yakın birşey olursa (boş hayaller) bu makine çok popüler olabilir.

7 Haziran 2011 Salı

Nintendo yeni oyun konsolu Wii U'yu duyurdu

Japon video oyunu devi Nintendo popüler oyun konsolu Wii'nin yerine geçecek olan Wii U isimli konsolunu duyurdu. 2012 yılında piyasaya çıkacak olan Wii U mevcut model olan Wii'nin en büyük eksikliklerinden biri olan HD görüntü eksikliğini bitirecek. 1080p kalitesinde HD video oynatabilecek olan Wii U oyunlarda da bu çözünürlüğü kullanabilecek. Wii U'nun işlemcisi IBM tarafından sağlanacak. Flash tipindeki dahili bellek gerektiğinde SD kartlar veya USB üzerinden bağlanan harici diskler ile arttırılabilecek. Wii U'nun hangi optik disk formatını destekleyeceği henüz açıklanmamış, ancak eski oyunları da oynatabilecek. Nintendo'nun yeni konsolunun geriye doğru uyumluluğu oyunlarla sınırlı değil tabi. Wii U mevcut Wii'nin tüm aksesuarları ve kontrolcüleriyle de uyumlu olacak. Kontrolcü demişken...
Nintendo Wii oyunları ve teknolojisiyle çığır açamadıysa bile harekete duyarlı kontrolcüleriyle yeni bir akım oluşturmuştu. Hatta, rakipleri onunla bu konuda başedebilmek için Kinect ve Move gibi aksesuarlar geliştirmek zorunda kalmışlardı. Wii U da bu konuda selefinden aşağı kalmayacak gibi görünüyor. Yeni konsol için hazırlanan kontrolcü üzerinde 6.2" büyüklüğünde bir ekran barındırıyor. Üstteki resimde de görebileceğiniz üzere bu kontrolcü zaten kendi başına oyun odaklı bir tablete benziyor. Wii U ile kablosuz bir bağlantı kuracak olan bu yeni kontrolcü gerektiğinde oyunların televizyona ihtiyaç duymadan oynanmasına imkan verecek. Üzerindeki ekran dokunmatik ve ister parmakla, isterndiğinde de kalemle kullanılabiliyor. Kontrolcünün üzerinde alıştığımız hareket algılayıcılarının haricinde bir de kamera bulunuyor. Bu sayede televizyona gerek kalmadan bu kontrolcü üzerinden görüntülü görüşme yapılabiliyor. Tabi bu kocaman dokunmatik ekran göze güzel gözükse de kontrolcüyü biraz hantallaştırıyor. Wii U kullanıcıları eğer isterlerse bu kontrolcü yerine eski tip klasik Wii kontrolcülerini kullanabilecekler. Wii'nin yeni kontrolcüsünün tanıtım videolarını aşağıda veya şurada ve burada izleyebilirsiniz.



19 Mayıs 2011 Perşembe

Hem küçük, hem güçlü: Globalscale D2

Sizlere daha önce Globalscale firmasının ürettiği Dreamplug isimli mini bilgisayarı tanıtmıştım. Dreamplug tüketiciler tarafından beğenilmiş olacak ki, Globalscale tasarımını geliştirip daha güçlü bir model olan D2'yi piyasaya sürmüş. Aşağı yukarı bir VHS kaset boyutlarında olan Globalscale D2 bu küçük gövdenin içinde gündelik basit işleri yapabilecek gerçek bir bilgisayar barındırıyor. D2'nin işlemcisi 1GHz hızında bir ARMV7, belleği ise 1GB boyutunda DDR3. 8GB boyutunda flash tabanlı depolama alanı da cihazın içinde mevcut. İsteyenler üzerindeki eSATA ve USB 2.0 bağlantılarını veya SD Card yuvasını kullanarak bu depolama alanını büyütebilirler. Yeni nesil işlemcisi sayesinde D2 1080p kalitesindeki HD videoları sorunsuzca oynatabiliyor, ayrıca makul seviyede olması şartıyla 3D grafiklerle de başedebiliyor. İşlemcisi ARM tabanlı olduğu için mevcut Windows sürümlerini çalıştıramayan Globalscale D2 işletim sistemi olarak Android veya Linux kullanabiliyor. Kablolu ve kablosuz ağlara bağlanabilen, HDMI ve VGA bağlantıları sayesinde görüntüyü bilgisayar monitörlerine veya uyumlu televizyonlara aktarabilen D2 çalışırken sadece 2 watt güç tüketiyor. Tek hoşuma gitmeyen kısmı fiyatı oldu, önceki model 150$'a satılırken D2'nin fiyatı 250$ olarak belirlenmiş. Olsun, yine de güzel bir cihaz hazırlamışlar. HTPC olarak kullanılabilir, ayrıca çok düşük güç tüketimi sayesinde 24 saat açık kalarak ideal bir indirme bilgisayarı olabilir. Globalscale'in ülkemizde distribütörü yok, bu yüzden bu ürünü teknoloji mağazalarımızda görmemiz pek olası değil. Kısmetsiziz, elden birşey gelmiyor...

24 Nisan 2011 Pazar

PSP + Netbook = EraPalm5

Aslında başlık biraz yanıltıcı, çünkü EraPalm5 PSP oyunlarını oynatmıyor. Onun Sony'nin portatif oyun konsolu ile arasındaki bağlantı tasarımıyla ilgili. EraThink tarafından geliştirilen EraPalm5 klasik PSP'nin görünümünü andırıyor, tabi klavyesi kapalıyken. 5" boyutundaki 800x480 çözünürlüklü kapasitif dokunmatik ekranı yukarı kaydırıldığında fiziki bir QWERTY klavye ortaya çıkıyor. Bu klavye ile yanlardaki tuşlar birlikte kullanılarak cihaz rahatça yönetiliyor. Fare yok, ama bunun yerine ekrana dokunuluyor. İşletim sistemi olarak Windows 7 uygun görülmüş. Belki Android olsa daha iyi olurdu, ama Windows 7 de yeterince hızlı çalışacaktır.

EraPalm5'in donanımı bir netbook'u andırıyor. Atom Z serisi bir işlemciye 1GB veya 2GB bellek ve 16GB ile 64GB arasında değişen SSD depolama ortamı eşlik ediyor. Ekranı HD videolar için fazla küçük olduğu için cihaza bir HDMI çıkışı eklenmiş. Böylece 1080p kalitesindeki HD videolar uygun ekranlara aktarılarak EraPalm5 ile izlenebiliyor. Farklı cihazların bağlanabilmesi için bir USB girişi de cihazda mevcut. İnternet ve ağ bağlantısı ise dahili WiFi ve 3G yongaları üzerinden gerçekleşiyor. EraPalm5 tüm bunların haricinde navigasyon için kullanılabilmesi amacıyla GPS özelliğiyle de donatılmış. Tabi bunun düzgün çalışması için cihaza uygun haritanın yüklenmesi gerekli. Çin tüketici elektroniği fuarında sergilenen EraPalm5'in fiyatı ve hangi ülkelerde satılacağı maalesef belli değil. Buralarda uygun fiyatla satsalar tabletlere iyi bir alternatif olabilir. Ekranı dar olsa da donanımı ve klavyesi sayesinde bazı tabletlere karşı üstünlük sağlayacaktır.

23 Mart 2011 Çarşamba

Küçüklükte ve hafiflikte sınır tanımayan HD kamera: Mame-Cam DX

Thanko firmasının ürettiği, siyah bir kibrit kutusuna benzeyen bu alet aslında HD video da çekebilen bir fotoğraf makinesi. Şekil olarak alıştığımız kompakt fotoğraf makinelerine benzese de boyut olarak onlardan çok daha küçük. Küçüklüğü bir yana, Mame-Cam DX sadece 14 gram ağırlığında. Küçüklüğüne bakıp Karamürsel sepeti sanmayın, bu fotoğraf makinesi gayet yetenekli. Sabit görüntüler söz konusu olduğunda 8 megapiksel büyüklüğünde fotoğraflar çekebiliyor. Hareketli görüntüleri çekmek istediğinde de HD kalitesinde saniyede 30 kare hızında video kaydedebiliyor. Bu boyda bir cihaz için gayet başarılı. Tüm kaydedilen dosyalar MicroSD tipindeki kafıza kartlarında (maksimum 32GB kapasiteye izin veriliyor) saklanıyor. Mame-Cam DX Japonya'da satışa 99$ fiyatla satılıyor. Cep telefonu kamerasından çok farklı olmasa da yüksek megapikselli, pahalı bir cep telefonuna sahip olmayanlar veya bazı gizli çekimler yapanlar (ben çekmiyorum, çeken utansın) bu küçük makineyle ilgilenebilirler. Bu ilginç makineden beni haberdar eden Sirke'ye teşekkür ederim.

13 Mart 2011 Pazar

Olympus'tan herşeyin en iyisini isteyenlere - Çoklu kayıt özellikli SZ-30MR

Üstte gördüğünüz estetik tasarımlı makine Olympus SZ-30MR. O çoklu kayıt özelliğine sahip ilk fotoğraf makinelerinden biri. Bu özellik sayesinde SZ-30MR aynı anda iki işi birden yapabiliyor. Mesela, video kaydederken fotoğraf çekebiliyor, veya aynı videoyu iki ayrı formatta kaydedebiliyor, bir videonun hem filtrelenmiş hem de ham halini aynı anda çekebiliyor. Üstelik, bunları yaparken kaliteden de ödün vermiyor. Kalite demişken, SZ-30MR bu konuda da iddialı. Bu makine 16 megapiksel boyutunda fotoğraf çekebiliyor, hem de istendiğinde saniyede 9 kare hızında. Böylece alt ve orta sınıf DSLR makinelerle boy ölçüşebiliyor. Video çekimi ise 1080p HD kalitesinde gerçekleşiyor. SZ-30MR bu aralar çok popüler olan üç boyutlu çekim özelliğine de sahip. Üç boyutlu çekimlerde genelde çiftli lens sistemi kullanılır, ancak Olympus bunun yerine daha farklı bir yöntemi tercih etmiş. Üç boyutlu fotoğraf çekileceği zaman önce bir kare çekiliyor, sonra da makine hafifçe yana kaydırılıyor. Uygun pozisyona geldiğinde makine kendisi ikinci kareyi çekiyor, daha sonra da bu iki görüntüyü birleştirip üç boyutlu bir görüntü oluşturuyor. Bu görüntüler MPO formatında kaydediliyor ve uygun cihazlarda izlenebiliyor. Tüm bu karmaşık işlemlerin altından kalkması için Olympus yeni modeline güçlü bir işlemci eklemiş. Olympus'un DSLR modellerinde bulunan TruePic III+ işlemcilerinden bu makinede iki adet var. Yani, SZ-30MR çift çekirdekli işlemci taşıyan bir makine.

Olympus SZ-30MR'nin lensi 24x optik yakınlaştırma özelliğine sahip. Diyafram ise 3.9-6.0 aralığında çalışıyor. Bu kadar fazla yakınlaştırma gücünü makul boyutlarda sunabilmek için diyaframı biraz dar tutmuşlar. Neyse ki CMOS algılayıcı arkadan aydınlatmalı tipte, böylece düşük ışıkta yaşanacak performans kaybının önüne geçilmiş. Çekim esnasındaki titremeler algılayıcının ters yöne kaydırılması sayesinde görüntüyü etkilemiyor. Hassasiyet değerleri için ise ISO 80-3200 aralığı uygun görülmüş. Yüksek hassasiyet fotoğrafı kötü yönde etkileyeceği için pek tercih edilmez, ama makinenin yüksek yakınlaştırma oranı düşünüldüğünde flaşın etkisiz kalacağı uzun odaklı çekimlerde gerekebilir. Makinenin arkasında 3" büyüklüğünde bir ekran var. SZ-30MR'nin pili tek dolumla 200 fotoğraf çekebilecek kapasiteye sahip. Bana göre biraz düşük, sanırım makinenin boyutlarını küçük tutmak için ufak bir pil tercih edilmiş.

Olympus SZ-30MR'nin tüm özelliklerini burada yazmak imkansız, çünkü hem fotoğraf, hem de videolara uygulanabilen sanatsal filtrelerden tutun da akıllı gölge kontrolüne kadar kimi gerekli, kimi de gereksiz (kişiye göre değişir) pek çok özellik barındırıyor. Ben bu makinede tek bir eksiklik gördüm, o da harici flaş bağlantısı. Eğer bu da olsaymış Olympus SZ-30MR tamamen eksiksiz bir kompakt makine olacakmış. Yine de SZ-30MR herkesi tatmin edecek özelliklere sahip bir cihaz. Hem görüntü hem de video modlarında oldukça başarılı, ayrıca çoklu kayıt yapabiliyor ve üç boyutlu çekim özelliği var. Gerçi henüz fotoğraf örnekleri yayınlanmadı, herhangi bir testi de yapılmadı. Kağıt üzerindeki güzellik gerçek hayata taşınmayabilir, bu ihtimali de göz önünde bulundurmak lazım. Buna rağmen ufak performans kayıpları olsa bile görüntüyle ilgili neredeyse her işi yapabilen bu makine fotoğraf meraklıları için cazip bir seçim olacaktır. Tabi bu cazibenin bir de fiyatı var. Bu kadar güzel özellik pek ucuza gelmiyor. SZ-30MR Nisan ayında ABD'de 400$ fiyatla satışa çıkacak. Ülkemize de belki gelir, ama fiyatı bunun neredeyse iki katı olacak. Olsun, biz alıştık buna. Zaten her ürüne yurtdışı fiyatının en az %50 fazlasını veriyoruz, Olympus'un yeni cicisine de çekinmeden veririz.

13 Şubat 2011 Pazar

Can sıkıntısından çekilen harika görüntüler

Tom Guilmette isimli video kamera üstadı belirsiz bir sebepten dolayı Las Vegas'ta bir otel odasında bir gün boyunca kapalı kalmış. Tesadüf bu ya, yanında da bir adet Phantom Flex kamera varmış. Can sıkıntısı yüzünden yaratıcılığı azan Tom Guilmette damlayan, uçuşan, kırılan şeyleri saniyede binlerce kare hızında çekerek harika yavaş çekim görüntüler oluşturmuş. Üstelik, görüntüler HD formatında kaydedilmiş, yani su damlalarını, cam parçalarını filan en ince detayına kadar görmek mümkün. İzlemenizi öneririm, çok güzel bir video olmuş. Bu görüntüleri aşağıda göremiyorsanız izlemek için şuraya tıklayabilirsiniz.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Canon çırak modellerini yeniledi - 600D ve 1100D tanıtıldı

"Çırak modeli" terimi yabancı gelmiş olabilir. Ben uydurdum bu tamlamayı. Sebebi de şu: bu modeller profesyonelliğe adım atan amatörleri, fotoğrafçılığı öğrenmekte olanları hedefliyor. Makinelere gelirsek, Canon 550D ve 1000D modellerinin yerine geçecek olan 600D ve 1100D modellerini tanıttı. Model numaralarının hiyerarşi ile ilgisi yok, 600D bu kardeşlerin daha gelişmiş (ve pahalı) olanı. Ortak özellikler şöyle:

  • DIGIC 4 görüntü işlemcisi
  • 100 ile 6400 arası ISO aralığı
  • 63 noktalı ışık ölçüm sistemi
  • 9 noktalı otomatik odaklama sistemi
  • 720p kalitesinde HD video çekimi
Bunlara ek olarak, cihazların kasaları da birbiriyle neredeyse aynı. Benzerlik ise burada son buluyor. 600D 18 megapiksellik bir CMOS algılayıcıya sahipken 1100D aynı tipte, ama 12 megapiksellik bir algılayıcıyla yetiniyor. Kit lensleri de farklı. İki makinenin kit lensi de 18-55mm F/3.5-5.6 özelliklerine sahipken, 600D'nin lensi bir de optik titreşim önmele sistemi barındırıyor. Profesyonel fotoğrafçılar genelde kit lenslerine burun kıvırsalar da bu tip amatörden profesyonele geçiş modellerini tercih edenler kit lensle bir süre takılıyor, bu yüzden makinenin yanında gelen lens önemli. Bu kardeşlerin özellikleri gibi fiyatları da birbirinden oldukça farklı. 1100D'yi isteyenler 600$ ödemek zorundayken, 600D'yi beğenenler 900$'ı gözden çıkarmak zorunda. Tahmin edeceğiniz üzere bu fiyatlar ABD sınırları içindeki mağazalar için geçerli. Maalesef ülkemizde DSLR makineler aşırı yüksek fiyatlara satılıyor. Canon 600D ve 1100D Mart ayında satışa sunulacak. Ülkemize de birkaç ay içinde gelecektir.

Nokia'nın yeni "işadamı telefonu" E7 satışa sunuldu

Aslında bana çok saçma geliyor bu "işadamı telefonu" veya "müzik telefonu" gibi kalıplar. Sonuçta hepsi aynı işletim sistemini ve donanımı kullanıyor. Birinin tasarımı daha sadeyken diğeri daha renkli oluyor, fark bu. Neyse, bunlar sadece benim görüşlerim. Nokia popüler modeli N8'in fiziksel klavye eklenmiş versiyonu olan E7'nin iş dünyasına yönelik bir cihaz olduğunu söylüyor. Üretici böyle dedikten sonra biz de bu gerçeği kabulleniyoruz ve ürünün özelliklerini incelemeye devam ediyoruz. Yukarıda yazdığım gibi, E7 aslında N8'e benziyor. Ekran aynı, kasanın hatları da oldukça benzer. İki modelin donanımı da birbirine oldukça yakın. N8'in çok beğenilen 12 megapiksellik kamerasının aksine E7 8 megapiksellik bir kamera barındırıyor. Bu kamera 720p kalitesinde HD video da çekebiliyor. Bir de N97 tarzı sürgülü klavye var tabi. Kişisel fikrim, bu tip fiziksel klavyelerin göründükleri kadar pratik olmadıkları yönünde. Bu klavyelerin tuşları İngilizce için tasarlanıyor, yani Türkçe harfleri bulundurmuyor. İnanmazsınız ama, Türkçe harfleri bol bol kullanıyoruz. Bu durumda her ü veya ş gibi bize özel harfi kullanmak gerektiğinde tuş kombinasyonlarına başvurmak gerekiyor, bu da yazma hızını düşürüyor. Bence hassas bir ekran klavyesi çok daha pratik. Ekran klavyeleri tüm dillere uyum sağlayabiliyor, üstelik mekanik olmadıkları için bozulma ihtimalleri de yok.

Neyse, Nokia E7 sadece klavyeden ibaret değil tabi. İsmi gelişmiş ülkelerin kendi aralarında yaptıkları toplantıları çağrıştıran bu telefon 16GB dahili hafızaya sahip. Bu kapasite istendiğinde hafıza kartları sayesinde arttırılabiliyor. İşletim sistemi olarak Nokia'nın tüm yeni modellerinde olduğu gibi Symbian^3 tercih edilmiş. WiFi, Bluetooth 3.0, 3G gibi detaylardan hiç bahsetmiyorum, çünkü bunlar zaten tüm üst düzey telefonlarda mevcut. Nokia'nın Clear Black (net siyah) ismini verdiği teknolojiyi kullanan 4" büyüklüğündeki ekran parlak ışıkta bile rahatlıkla okunabiliyor. E7'nin pili 1200mAh kapasitesinde. Voltajını bilmediğim için yorum yapamayacağım, ama eğer standart voltajla çalışıyorsa bu pil E7'ye yetersiz gelecektir. Almak isteyenler eğer Avrupa'da yaşıyorlarsa E7'yi yakında raflarda görebilirler. Avrupa için belirlenen vergisiz fiyatı ise 495€. Özellikleri ne olursa olsun, Symbian kullanan bir telefon için yüksek bulduğum bu fiyat ülkemizde vergiler yüzünden daha da şişecektir. Şimdiden kötü yorumlar yapmak doğru değil aslında, ama sırf yeni olduğu için de E7'ye kıyak geçecek değilim. Hele bir çıksın, rüştünü ispatlasın, ondan sonra güzel şeyler yazarım.

4 Şubat 2011 Cuma

JVC GC-PX1 ile hem soruları yanıtlıyor, hem de kafaları karıştırıyor

Başlık biraz karışık oldu, farkındayım. Okumaya devam ederseniz siz de bana hak vereceksiniz. Üstte resmini gördüğünüz ilginç görünümlü cihaz JVC GC-PX1. Daha ilk bakışta kafanız karıştı, değil mi? Bu alet bir video kamera mı, yoksa fotoğraf makinesi mi? Aslında sorunun cevabı basit: ikisi birden. JVC'nin "Hibrit görüntüleme cihazı" dediği GC-PX1 tıpkı bir video kamera gibi kaliteli videolar çekiyor, hem de uzun süre boyunca. Kaliteli dediysem, öyle kompakt makinelerin çektiği gibi kaliteli değil, gerçekten kaliteli. 1080p kalitesinde, saniyede 60 kare hızında HD videolardan bahsediyorum. Sadece saniyede 60 kare çekebilmesi bile onu standart video kameralardan ve video çeken fotoğraf makinelerinden ayırıyor. Üstelik JVC GC-PX1 bununla da kalmıyor, tıpkı bir fotoğraf makinesi gibi 10 megapiksel boyutunda fotoğraflar çekiyor. Yalnız, bu rakamları çakma megapiksellerle karıştırmamak lazım. JVC'nin melez cihazı interpolasyonsuz gerçek 10 megapiksel kalitesinde çekiyor. Çekim hızı da oldukça iyi. GC-PX1 saniyede 300 kare fotoğraf çekebiliyor. Tabi bu 300 karenin tam kalitede olmasını beklemek biraz hayalcilik olur, ama yine de bu hız özellikle yavaş çekim meraklılarını sevindirecek düzeyde. Lens ise hem videoya hem de fotoğrafa yetecek olan 10x yakınlaştırma oranına sahip. Dahası, GC-PX1 kullanıcısına yalnızca DSLR makinelerde ve profesyonel kompaktlarda bulunan P/A/S/M modlarını sunuyor. Yani, fotoğraf çekimi sırasında GC-PX1'in tüm özelliklerini manuel olarak yönetmek mümkün. 1/2.3" boyutundaki CMOS görüntü algılayıcısı arkadan aydınlatmalı olduğu için düşük ışıkta bile güzel görüntüler yakalıyor. Cihazın dahili hafızası 32GB boyutunda, bu miktar fotoğraf için uçuk gelse de video da çekileceğini düşündüğümüzde ancak yeterli gelecektir. Bu kadar hızlı fotoğraf ve video çekiminin altından kalkmak kolay değil tabi. Bu yüzden JVC'nin yeni nesil FalconBird işlemcisi cihaza dahil edilmiş. Böylece seri çekimlerde makine takılmıyor, kilitlenmiyor. JVC her açıdan rahatlıkla çekim yapılmasını sağlamak için de GC-PX1'in arkasına 3" boyutunda dönebilen bir ekran eklemiş. Böylece dar açıları çekerken eğilip bükülmemiz gerekmeyecek.

Şimdi, başlığa geri dönelim. JVC GC-PX1 neden kafa karıştırıyor? Ne olduğu tam belli olmadığı için. Bu bir video kamera mı, yoksa fotoğraf makinesi mi? Veya şu soruyu sorayım: İki işlevi de hakkıyla yerine getirdiğine göre, bu cihaz hangisine daha yakın? Buna herkes farklı cevabı verebilir, cevap kişinin ihtiyaçlarına göre değişir.Kafa karışıklığını bir şekilde aştıktan sonra da yanıtlanan sorulara gelelim. Fotoğraf makineleri ve video kameralarla yakından ilgilenenler "Fotoğraf makinesiyle video çekilir mi?" ve "Video kamerayla fotoğraf çekilir mi?" sorularını sıklıkla duymuştur. JVC GC-PX1 bu soruları yanıtlıyor, ikisine de sağlamından bir "EVET" diyor. Bu arada beni de yalancı çıkarıyor, çünkü ben bugüne kadar fotoğraf makinesiyle çekilen videodan ve video kamerayla çekilen fotoğraftan hayır gelmeyeceğini savunan kişilerdendim. Tabi savunduğum fikir hala geçerli, çünkü GC-PX1 hala piyasaya sürülmedi. Bu ayın sonunda Japonya'da piyasaya çıkacak olan melez cihazın buralara gelip gelmeyeceği, gelirse ne zaman geleceği, ne kadara satılacağı gibi detayları belirtilmemiş. Çok pahalı olacağına eminim, ama pahalı da olsa gelmesini isterim. En azından teknoloji marketlerde kurcalar, hevesimizi alırız.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Emniyet kemeri hayat kurtarır

Bu tanıtım filmi yılın Youtube reklamı seçilmiş. Şaşırmadım, çünkü gerçekten güzel hazırlamışlar videoyu. Korkutuculuk yerine kişinin sevdikleriyle olan bağı üzerinde durulmuş. Siz de reklamın sözünü dinleyin, arabaya bindiğinizde emniyet kemerinizi takın. Zaten az okuyucum var, bir de bu nadide okurlarımı trafik kazalarında yitirmeyeyim. Aşağıda birşeyler gözükmüyorsa şuraya tıklayarak bu videoyu izleyebilirsiniz.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Fotoğraf makinesi mi, yoksa telefon mu? - LG L-03C

Geçen ay fotoğraf çekme işini fazlaca ciddiye alan Altek Leo'yu tanıtmıştım sizlere. Bu sefer yine benzer bir ürünle karşı karşıyayız, ama bu cihaz bilmediğimiz bir üreticiden değil, LG'den geliyor. Önden bakıldığında rahat tutmaya yarayan çıkıntısı (ecnebiler buna "grip" diyor), xenon flaşı ve açıldığında uzayan 3x optik yakınlaştırmalı lensiyle bir fotoğraf makinesinden ayırt edilemeyen LG L-03C aynı zamanda bir telefon olarak ta kullanılabiliyor. Bu cihazın üzerindeki algılayıcı 12 megapiksel çözünürlüğe sahip ve CCD tipinde. 720p kalitesinde HD videolar kaydedebilen L-03C'nin arkasında 3" büyüklüğünde ve 800x480 piksel çözünürlüğünde bir dokunmatik ekran var. Bu ekran ve yardımcı tuşlar sayesinde hem fotoğraf makinesi hem de telefon fonksiyonları rahatlıkla kullanılıyor. Bu ürünün Altek Leo'dan en büyük farkı ise akıllı telefon olmayışı. Altek Leo bir akıllı telefon, Google Android işletim sistemini çalıştırıyor. LG L-03C ise ecnebilerin "feature phone" dediği türden, yani gelişmiş ama normal bir telefon. Ocak ayında Japonya'da satışa çıkacak olan cihazın fiyatı henüz belli değil. Eğer bir şekilde buna sahip olursanız şekline aldanıp fotoğraf çekmeye kendinizi kaptırmayın, birden telefon çalarsa şaşırıp cihazı elinizden düşürebilirsiniz.