Büyük ihtimalle daha önce duymuşsunuzdur, Google'ın Android haricinde geliştirdiği bir işletim sistemi daha var. Chromium OS denen bu işletim sistemi tamamen bilgisayarlarımızda kullandığımız Chrome tarayıcısı üzerine kurulu. Yalnız, çoğu kişi bu işletim sistemini Google'ın kaynak kodlarını açmadığı Chrome OS isimli işletim sistemiyle karıştırıyor. Aslında bu ikisi birbirine çok benziyor, ama Chromium OS açık kaynaklı. Tamamen ücretsiz sunulan Chromium OS aslında Linux çekirdeği üzerinde çalışıyor. Arayüzü neredeyse tamamen Chrome tarayıcısından oluşuyor. Sistem ayarları penceresi bile Chrome'un ayar penceresinin biraz daha kalabalık olanı. Tarayıcı penceresinin gözükmediği bir masaüstü var tabi, ama burada tıklanan herşey bir şekilde tarayıcıyı açıyor. Uygulamalar tarayıcı üzerinde çalışıyor. Native Client teknolojisi sayesinde tarayıcı üzerinden çalışan uygulamalar sistem kaynaklarına doğrudan erişebiliyorlar, böylece bazı "ciddi" oyunları bile tarayıcı üzerinden oynayabiliyoruz. Tabi bu "ciddi" oyunlar için biraz donanım gerekiyor. Chromium OS'un esprisi düşük donanım gereksinimleri. Bu yazıyı yazış amaçlarımdan biri de buna değinmekti zaten. Chromium en zayıf bilgisayarlarda bile kısa sürede açılıyor ve kabul edilebilir hızda çalışıyor. Örneğin; benim "ölü" netbookumda, eşantiyon olarak gelmiş çok yavaş bir flash belleğe kuruluyken bile 25 saniye civarında açıldı. Şifre girmeyi filan da eklersek 30-35 saniyede sistem kullanılabilir hale geliyor.
Bu bilgisayarda Windows XP ve Ubuntu da var. İkisinin de açılması dakikalar sürüyor, insanın bilgisayar kullanma isteği o esnada uçup gidiyor. Daha hızlı bir USB disk kullansaydım bu açılış süresi daha da kısalırdı. Deneme amaçlı kullandığım için masrafa girmek istemedim, bu yavaş diske kurdum Chromium OS'u. Tabi bilgisayarın da biraz daha "iyi" olması bu süreyi kısaltır.
Chromium OS'un kurulumu oldukça kolay. Hexxeh isimli (gerçek ismi bu değildir umarım) geliştiricinin sitesinden işletim sisteminin son sürümünü indirmek gerekiyor. Dosyalar çok büyük değil, 250MB civarında. İki sürüm var: Vanilla ve Lime. Vanilla daha güncel, ama donanım uyumluluğu biraz daha sınırlı. Lime ise biraz daha geriden takip ediyor (son sürümü 8 Temmuz 2012'de yayınlanmış) ama daha fazla donanıma destek veriyor. Vanilla sürümü benim denediğim cihazlarda çalışmadı, bu yüzden Lime kullanıyorum. Siz de bunu denemek isterseniz önce Vanilla'yı indirip bir deneyin, eğer olmazsa Lime'a geçin. Güncel yazılım her zaman iyidir, ama düzgün çalışmamasındansa birkaç ay önceye ait olmasını tercih ederim. Neyse, tercih ettiğiniz sürümü indirdikten sonra WinRAR gibi bir yazılımla arşiv dosyasını açarak içindeki imaj dosyasını çıkartmanız gerekiyor. İmaj dosyasını doğrudan flash belleğe atmak işi çözmüyor tabi. Windows Image Writer isimli yazılımla (şuradan indirebilirsiniz) kapasitesi 4GB ve üzeri olan bir flash belleğe bunu yazmanız gerekiyor.
Bu yazma işlemi kullandığınız flash belleğin hızına bağlı olarak yirmi dakika kadar sürebiliyor. Daha hızlı bir USB bellekle çok daha kısa sürede bitebilir tabi, benimki oldukça yavaştı. Daha sonra bu flash belleği kullanacağımız bilgisayara bağlayıp BIOS'a giriyoruz. BIOS'ta açılış sıralaması bölümüne girip USB belleği ilk sıraya yerleştiriyoruz. Böylece araya sabit diskteki diğer işletim sistemleri girmeden bilgisayar doğrudan flash diskteki Chromium OS'u açacak. Bu ayarlamayı yaptıktan sonra BIOS'tan çıkıyoruz. Bilgisayar yeniden başlıyor tabi. Eğer ayarlarda herhangi bir hata yapmamışsanız veya imaj dosyasının diske yazılmasında bir problem olmadıysa kısa süre sonra Chromium OS sizi karşılıyor. İlk açılışta ülke ve klavye dili seçimini yapıyoruz. Bunları bir kere yapmak yeterli, bir daha sormuyor zaten. Bir de bilgisayarı Google hesabımızla ilişkilendirmemiz gerekiyor. Eğer bir Google hesabınız (Gmail hesabı da olur tabi) yoksa ve Chromium OS kullanmak istiyorsanız bir hesap açmanızı öneririm. Chromium OS'u herhangi bir hesap bilgisi girmeden, konuk olarak da kullanmak mümkün, ama sistemin tam işlevselliğinden faydalanmak için bir Google hesabı gerekiyor. Kurulum bu kadar, bundan sonra Chromium OS'u kullanmaya başlayabiliriz. Aşağıdaki videoda Chromium OS kullanımının nasıl birşey olduğunu görebilirsiniz. Hiç konuşmadığım için biraz sıkıcı olmuş, ama idare edeceksiniz artık.
Bir elimle kamerayı tutup bir elimle de bilgisayarı kullandığım, aynı anda hem kameranın ekranına, hem de bilgisayarın ekranına baktığım için hem video biraz sarsıntılı oldu, hem de bilgisayarı pek seri kullanamadım. Bir de asıl işi video çekmek olmayan bir cihazla çekim yaptığım için ara sıra odaklama problemleri yaşandı. Amatör olunca böyle oluyor işte, kusuruma bakmayın. Neyse, gördüğünüz gibi Chromium OS oldukça basit bir arayüze sahip. Sistem açıldığı gibi karşımıza tarayıcı çıkıyor. Bir sekmede de dosya yöneticisini açıyor, buradan bilgisayardaki diğer diskleri ve onların içindeki verileri görebiliyoruz. Bir uygulama mağazası mevcut, buradan hepsi web tabanlı olan uygulamaları indirip kurabiliyoruz. Bunlar birer tarayıcı eklentisi aslında, ama işletim sisteminin kendisi zaten tarayıcıdan müteşekkil olduğu için uygulama gibi çalışıyorlar. Uygulamaların çoğu iletişim amaçlı. Bir de oyunlar var tabi, ama bilgisayarımın performansı oyun oynamaya pek elverişli olmadığı için videoda göstermek mümkün olmadı. Ayar ekranı Chrome'dan alıştığımız şekilde, ama fare hassasiyeti gibi bazı ek ayarlar mevcut. Fazla karmaşık birşey yok, herşey olabildiğince basite indirgenmiş.
Performans konusu biraz karmaşık. Şöyle ki, benim deneme yaptığım cihaz bir Asus EeePC 1000H netbook. Bu çok yavaş bir bilgisayar, ilk çıkan netbooklardan biri. Çok ilkel tek çekirdekli ve 1.6GHz hızında çalışan bir Atom işlemciye (N270), 1GB belleğe ve ilkel bir dahili ekran kartına sahip. Üstelik, deneme amacıyla işletim sistemini kurduğum USB bellek de çok yavaş. Sistem bu disk üzerinden çalıştığı için daha hızlı bir disk doğrudan sistem performansını arttıracaktır. Bilgisayar da biraz daha iyi olursa (mesela belleği 2GB olursa veya işlemcisi biraz daha hızlı olursa) herşey çok daha hızlı çalışacaktır. Hele bir de dahili de olsa daha güncel bir ekran kartı varsa performans ciddi oranda artar, çünkü Chrome donanımsal hızlandırma desteğine sahip, yani web sayfalarını açarken ekran kartının gücünden de faydalanabiliyor. Anlayacağınız, ben "olabilecek en kötü senaryo" tarzı bir deneme yaptım. Yukarıda da belirtmiştim, bu bilgisayarda Windows XP ve Ubuntu çok yavaş çalışıyor. Açılmaları çok uzun sürüyor, pencereler arası geçişlerde çok bekletiyorlar, sistemin genel tepki hızı çok düşüyor. Bu en kötü senaryoda bile sistem kısa sürede açıldı. Performans çok yüksek olmasa da aynı anda birkaç sayfayı açarken bile bilgisayar çok kasılmadı. Aynı işlemleri Windows XP'de yapmak isteseydim videonun en az 15 dakika uzunluğunda olması gerekirdi, aradaki hız farkını siz düşünün. Eğer "birazcık" daha iyi imkanlar verilirse Chromium OS çok daha hızlı çalışabilir.
Hep güzel yönlerinden bahsettik, biraz da Chromium OS'un kötü yanlarını anlatalım. Bir kere, herşey tarayıcıdan ibaret. Bu basitlik açısından iyi tabi, ama diğer işletim sistemlerinde gördüğümüz kadar komplike uygulamalar Chromium OS'ta pek yok. Herşey tarayıcı üzerinde çalışıyor. Uygulama mağazasındaki uygulamaların çoğu aslında bir web sayfasının kısayolundan ibaret. Örneğin; Gmail uygulaması aslında sizi Gmail ana sayfasına götüren bir kısayol. Öyle Gmail'e özel bir uygulama değil yani. Daha komplike uygulamalar da var tabi, ama bunlar için de daha iyi donanım gerekiyor. Flash Player desteği biraz problemli. Şöyle ki, sitelerdeki reklamlar gözüküyor (ben AdBlock ile kapatmamışken gözüküyordu yani), ama video sitelerinde problem yaşanabiliyor. Bu biraz da benim donanımımla ilgili, tam teşekküllü bir dizüstü bilgisayarda denediğimde problem yaşamamıştım. Kameranın çalışıp çalışmadığını görebilmek için tüm ahlaksızlıklara rağmen Chatroulette sitesine girmeyi denedim, ama o da Flash Player eklentisinin yüklü olmadığını söyledi bana. Yüklemek istediğimde ise Adobe sistemimde zaten bu sisteme kurulabilecek en güncel Flash Player versiyonunun kurulu olduğunu söylüyor. Büyük ihtimalle Flash Player işletim sisteminin içinde geliyor (Chrome'un içinde geldiği gibi), ama donanımın yetersizliği yüzünden bazı fonksiyonları çalışmıyor. Chromium OS'un bir diğer kötü yanı da (buna kötü yan demek ne kadar doğru bilemesem de yazmadan geçemeyeceğim) kurulu olduğu USB diski bloke etmesi. Diskin dosya sistemi değişiyor ve bu dosya sistemini Windows göremiyor. Bu yüzden o diski aynı anda başka amaçlarla kullanamıyorsunuz. Biçimlendirip eski haline getirebilirsiniz tabi, ama o zaman da Chromium OS gider. Bu yüzden eğer deneyecekseniz kullanmadığınız, ihtiyacınız olmayan bir USB diskle deneyin bence.
Ben genel olarak Chromium OS'u beğendim. Yanlış anlaşılma olmasın, sürekli kullanılacak bir işletim sistemi olarak değil de, belirli senaryolarda çok işe yarayabilecek bir işletim sistemi olarak hoşuma gitti. Şöyle ki, artık Windows'un yükünü kaldıramayan, Linux'ta bile zorlanan bir bilgisayarınız varsa Chromium OS ile onu en azından internette makul hızda gezinebilen bir bilgisayara dönüştürebilirsiniz. Benzer şekilde, bilgisayarınız çok eski veya çok zayıf olmasa da Chromium OS'tan yararlanabilirsiniz. Sisteminiz çok daha hızlı açılır, aynı şekilde çok daha hızlı kapanır. İşletim sisteminin kaynak kullanımı çok düşük olduğu için yapacağınız işe daha fazla sistem kaynağı ayrılır. Kullanacağınız bilgisayar taşınabilir bir cihaz ise pil ömrü uzar. Gerçekten başıma gelmiş bir olaydan bahsedeyim, daha iyi anlatmış olurum durumu. Geçtiğimiz yıl dört günlüğüne Çin'e gitmiştim. Çok hızlı gittiğim için dizüstü bilgisayarımın şarj adaptörünü yanıma almayı unutmuşum. Tek şarjla dört günü geçirmem lazım, bu da Windows ile neredeyse imkansız. Yanımda Chromium OS (tabi geçen seneki sürüm) kurulu bir USB disk vardı. Sonuçta yapacağım şeyler basitti, e-postalarıma bakacaktım, blogun durumunu kontrol edecektim, takip ettiğim sitelere ve forumlara göz atacaktım filan. Hepsi tarayıcı üzerinden olan şeyler. Dört gün boyunca Chromium OS ile kullandım bilgisayarı, biraz da dikkatli kullanarak şarj bitmeden dört günü geçirdim. Eğer Windows ile kullansaydım bu pek mümkün olmazdı, en fazla üç gün dayanırdı cihazın şarjı.
Belki Windows'ta veya Linux'ta yaptığınız herşeyi aynen yapamazsınız, ama yapabildiklerinizi de çok daha hızlı yaparsınız. Mesela; evde boş boş oturuyorken "acaba Facebook'ta neler oluyor?" derseniz Chromium OS ile bilgisayarınızı 30 saniyede (hatta belki daha hızlı) açabilirsiniz, bakacağınız şeye bakıp kapatabilirsiniz. Bu "ölü" netbook ile Chromium OS'u açmam, bir siteye bakıp bilgisayarı kapatmam evdeki pek de zayıf olmayan masaüstü bilgisayarımın açılmasından (sadece açılmasından ama, bunun bir de kapanması var) daha kısa sürüyor. Yapılacak iş basitse Chromium OS o işi çok daha hızlı hallediyor.
Sonuç olarak, eğer artık kullanışlılığını yitirmiş bir bilgisayarınız (mesela artık tarayıcıda bir sayfa açarken bile zorlanan bir netbookunuz) varsa, minimum 4GB kapasiteli bir flash disk de (aslında bellek kartı da olur, ama bilgisayarın BIOS'unun bellek kartından açılmayı desteklemesi gerekiyor) kenarda boş boş duruyorsa Chromium OS'u mutlaka denemenizi öneririm. Eğer bilgisayarınızın hızından memnunsanız, ama yukarıda değindiğim USB disk yine boş boş beklemeye devam ediyorsa da Chromium OS'a bir şans verin. Sonuçta Linux gibi disk bölümlendirme filan gerektirmeyen, bilgisayarınızda hiçbir değişiklik yapmayan, USB diski çıkardığınız anda bilgisayarınızın normal işletim sistemiyle hiçbirşey olmamış gibi açılabildiği, kısacası iz bırakmayan ve çok kolay kurulan bir işletim sistemi bu. Alternatif bir işletim sistemi bazen lazım olabiliyor, mesela bilgisayarda bir arıza olduğunda sorunun donanımdan mı, yoksa Windows'tan mı olduğunu bu şekilde görebiliyorsunuz. Ayrıca, işletim sistemi ve tüm ayarlarınız ufacık bir USB diskte durduğu için kendi işletim sisteminizi yanınızda taşıma gibi bir olanak da mevcut. Böylece başkasının bilgisayarını kullanırken kendi ayarlarınıza, kısayollarınıza filan anında erişebileceğiniz bir işletim sistemini yanınızda taşımış oluyorsunuz. Ben çantamda içinde Chromium OS yüklü bir flash disk taşıyorum, ara sıra da işime yarıyor. Sizlere de öneririm. Yazı biraz uzun oldu, sabredip okuduğunuz için teşekkür ederim.
tarayıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarayıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Kasım 2012 Cumartesi
Eski bilgisayarınıza can verin - Chromium OS kurulumu ve kullanımı
24 Mayıs 2012 Perşembe
Lexmark Impact S305 çok fonksiyonlu yazıcı "kısa" incelemesi
17 Şubat 2012 Cuma
Mozilla mobil işletim sisteminin ilk görüntülerini yayınladı
Yanda gördüğünüz şey fazlaca basit bir Android teması değil. Bu aşırı sade görünüm Mozilla'nın mobil işletim sistemi Gaia'ya ait. Severek kullandığımız Firefox ve Thunderbird'ü yapan Mozilla bu sefer de cep telefonlarına güç verecek bir işletim sistemi geliştirmiş. Aslında Google'ın ChromeOS işletim sistemine benzer şekilde tarayıcı tabanlı olan bu mobil işletim sisteminin ismi Gaia. Altyapı olarak Google'ın fazlasıyla popüler Android platformu seçilmiş, ama bu iki işletim sisteminin aynı olduğu anlamına gelmiyor. Sadece Gaia Android'in de kullandığı mobil Linux çekirdeğini ve bazı dosyaları kullanacak, o kadar. Mozilla geliştiricileri Gaia'nın HTML5 desteği sayesinde harika bir web deneyimi sunacağını söylüyorlar. Geliştiricilere göre Mozilla şimdiden bir telefon üreticisiyle Gaia kullanan modeller konusunda anlaşmış durumda, ama bu firmanın hangisi olduğu söylenmiyor. Tabi burada önemli olan şey Gaia'nın yetenekleri değil, uygulama desteği. Eğer uygulama desteği yetersiz olursa Gaia dünyanın en harika işletim sistemi bile olsa kimse tarafından tercih edilmez. Tıpkı Nokia N9 ve MeeGo gibi, kısır bir şekilde desteğinin sonlandırılmasını bekler... Bu yüzden Mozilla işletim sistemiyle uğraştığı kadar yan uygulamalarla da uğraşmalı, uygulama geliştiricileri kendi platformuna çekmeye çalışmalı. Gaia kullanan mobil cihazların bu yıl içerisinde piyasaya çıkması bekleniyor.
Etiketler:
akıllı telefon,
android,
chrome,
chrome os,
firefox,
gaia,
html5,
işletim sistemi,
mobil,
mozilla,
tarayıcı,
thunderbird,
uygulama
7 Şubat 2012 Salı
Google Chrome mobil oldu, Android telefonlara geldi
Google'ın her geçen gün popülerleşen tarayıcısı Chrome tüm bilgisayar platformlarını fethettikten sonra mobil cihazlara da el attı. Mobil Chrome'un beta sürümü Android kullanıcılarına sunulmuş durumda. Tabi hemen heyecanlanmamak lazım, mobil Chrome şimdilik sadece Android'in 4.0 versiyonunu ( Ice Cream Sandwich) kullanan telefonlara yüklenebiliyor. Çoğu telefon için resmi Android 4.0 güncellemesi henüz gelmediği için çoğu kullanıcı şimdilik bu tarayıcıdan mahrum kalacak. Mobil Chrome'da bilgisayardaki Chrome ile yapılan çoğu şey yapılabiliyor. Hatta aranacak şey adres satırına henüz yazılırken aramaya başlayan "instant" özelliği de mobil tarayıcıya entegre edilmiş. Bir diğer özellik de bilgisayarda kullanılan yer imlerinin telefona kolayca aktarılabilmesi. Tabi tarayıcının performansı herşeyden daha önemli, çünkü ne kadar fonksiyonel olursa olsun yavaş olduktan sonra kimse o tarayıcıyı kullanmaz. Umarım Chrome telefon üzerinde de bilgisayardaki kadar hızlı çalışır. Google'ın mobil Chrome'u tanıtmak için hazırladığı videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
20 Aralık 2011 Salı
Mozilla Firefox 9 çıktı!
Mozilla'nın açık kaynaklı kullanıcı dostu tarayıcısı Firefox yeniden güncellendi. Firefox 9'da JavaScript motoru geliştirilmiş, Type Interface özelliği eklenen JavaScript motoru eski versiyona göre ortalama %30 daha hızlı çalışıyormuş. Tabi bunu Mozilla söylüyor, henüz bir test sonucu yok. Bazı kod tipleriyle uyumluluk arttırılmış ve HTML5 desteği geliştirilmiş. Bunlar haricinde MacOS X Lion için bazı özellikler eklenmiş, ama bunlar tarayıcı değiştirtecek kadar önemli şeyler değil. Burada benim dikkatimi çeken başka birşey var: aşırı bellek kullanımına karşı herhangi bir düzenleme yapılmamış. Mozilla son birkaç versiyondur hep Firefox'un aşırı bellek kullanımı sorununu çözmeye çalışıyordu, her çıkan sürümde bu sorunun çözüldüğü iddia ediliyordu. Görünüşe göre ya aşırı bellek kullanımı sorunu çözülmüş, ya da Mozilla vazgeçip uğraşmayı bırakmış. Neyse, deneyip göreceğiz. Eğer Windows kullanıyorsanız Firefox 9'u şuraya tıklayarak indirebilirsiniz. Apple kullanıcıları şuraya, Linux kullanıcıları da buraya tıklayarak yeni sürümü indirebilirler.
4 Aralık 2011 Pazar
Elektronik müzik öyle olmaz, böyle olur! - Elektronik cihazlarla çalınan House of the Rising Sun
Elektronik müziği çok seven bir insan değilim. Ben seslerin enstrumanlardan çıkması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden bilgisayarların yaptığı müziği fazla sentetik buluyorum. Zevk meselesi tabi, kişiye göre değişir. Bugün denk geldiğim bir videoda dinlediğim şarkı elektronik müzik klasmanına girdiği halde çok ilgimi çekti. Tabi burada durum biraz farklı, bu sefer müziği gerçekten elektronik aletler yapıyor. Şöyle ki; iki antika osiloskop, eski bir tarayıcı ve bozuk bir sabit disk grup kurmuş, House of the Rising Sun'ı çalıyor! Osiloskoplar gitar ve klavyeden sorumlu. Davulları sabit disk çalıyor. HP Scanjet 3P tarayıcı da vokali yapıyor. Garip geldi değil mi? Bence gayet hoş olmuş. Özellikle enstrumanlar çok başarılı. Tarayıcı vokalde biraz detone oluyor sanki, ama o kadar da olur. Sahne heyecanı diyelim. Neyse ki şarkının Animals versiyonunu çalıp söylemişler. Eric Burdon'ın sesi ve vokali çok inişli çıkışlı değil. Bir de aynı şarkının Bob Dylan versiyonunu çalıp söylemeyi deneselermiş tarayıcı şarkının ortasında ruhunu teslim edermiş. Bu arada, her cihazın sesinin ayrı ayrı kaydedilip sonradan birleştirildiğini de ekleyeyim. Elektronik aletlerle çalınan House of the Rising Sun videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Şarkının orjinalini merak ediyorsanız da şuraya tıklayabilirsiniz.
Etiketler:
bilgisayar,
davul,
elektronik,
gitar,
grup,
HP,
ilginç,
klavye,
müzik,
osiloskop,
sabit disk,
şarkı,
tarayıcı,
video,
vokal
9 Kasım 2011 Çarşamba
Firefox 8 ve Thunderbird 8 çıktı!
Mozilla'nın bizi dünyaya bağlayan tarayıcı - e-posta istemcisi kardeşleri güncellendi. Fem Firefox'un hem de Thunderbird'ün 8. sürümleri kullanıcılara dün sunuldu. Yeni sürümlerde her seferinde olduğu gibi kararlılık arttırılmış, performans açısından da geliştirmeler yapılmış. Mozilla'ya göre bellek kullanımında iyileştirmeler yapılmış, ama aşırı bellek kullanımının tam olarak çözülüp çözülmediği belli değil. Mozilla son 3 sürümde hep bellek kullanımını düzeltmeye çalışıyor. İlerleme yok değil tabi, ama kullanıcılar hala çok mutlu değil. Umarım 8. sürümlerde bellek kullanımıyla ilgili "gerçek" bir gelişme vardır. Benim dikkatimi çeken ilk yenilik Hem Firefox'ta hem de Thunderbird'de ilk açılışta eklentilerin seçilmesi için yeni bir ekranın gelmesi oldu. Önceden uyumsuz eklentilerin bir listesi çıkardı, kurulum yazılımı bu eklentilerin yeni sürümle uyumlu olmasını sağlayacak güncellemeleri arardı (ve bulamazdı), sonra da aynen devam edilirdi. Şimdi ise artık eskimiş olan eklentiler isteğe bağlı olarak kurulum sırasında kaldırılabiliyor. Fonksiyonellik açısından çok önemli olmasa da görsel açıdan iyi olmuş. Gelen yenilikleri tek tek sıralamaya gerek görmüyorum, çünkü zaten Firefox veya Thunderbird kullanıcısıysanız güncelleme yapacaksınız. Eskilerle takılmak çoğu zaman pek mantıklı olmuyor. Firefox 8'i buradan, Thunderbird 8'i ise şuradan indirebilirsiniz. Bunun haricinde iki yazılımın da kendi "hakkında" sayfasından otomatik güncelleme yapabilirsiniz. Firefox'un Android işletim sisteminde çalışan mobil sürümü de güncellenmiş, eğer Android kullanan bir cihaza sahipseniz Market üzerinden mobil Firefox'un 8. sürümünü indirip kullanmaya başlayabilirsiniz.
Etiketler:
açık kaynak,
android,
beleş,
e-posta,
firefox 8,
güncelleme,
mobil,
tarayıcı,
thunderbird,
ücretsiz,
yazılım
26 Eylül 2011 Pazartesi
Firefox 7 Final sürümü
Popüler web tarayıcı Firefox'un 7. sürümü resmi çıkış tarihinden önce Mozilla'nın FTP sunucularına düştü. Yeni sürümde performans açısından geliştirilen Firefox'ta bazı stabilite sorunları da giderilmiş. Bellek kullanımı (Firefox'un çözülemeyen problemi) bu sürümde düşürülmüş. Tabi Mozilla böyle diyor, gerçekten düştü mü göreceğiz. Son 3 sürümde hep düşürüldüğü söylendi ama bir türlü düşmedi. Neyse, inşallah bu sürümde aşırı bellek kullanımı sorunu kalmamıştır. Mozilla bu konuda bir geliştirme daha yapmış: Firefox 7'ye aktif bir performans geri bildirim aracı eklemiş. Eğer kullanıcı onaylarsa Firefox 7 hangi siteyi ne kadar sürede açtığını ve ne kadar kaynak kullandığını Mozilla'ya bildirecek, böylece Firefox geliştirme ekibi yeni sürümleri hazırlarken sorunları bilecek ve daha fazla veriye sahip olacak. Bunların haricinde yeni sürümde sayfa oluşturma motoru geliştirilmiş ve performansı arttırılmış. Bunların haricinde yer imlerinin ve şifrelerin senkronizasyonuyla ilgili bazı geliştirmeler yapılmış. Birkaç küçük yenilikten daha bahsediliyor ama bunlar biraz fazla teknik şeyler, son kullanıcının pek ilgisini çekecek özellikler değil. Firefox 7'nin Windows için Türkçe sürümünü buradan, İngilizce sürümünü ise şuradan indirebilirsiniz. Linux kullanıcıları ise Türkçe için buraya, İngilizce için de şuraya tıklayarak Firefox 7'yi indirebilirler.
Etiketler:
açık kaynak,
firefox,
firefox 7,
linux,
mozilla,
performans,
ram,
tarayıcı,
windows,
yazılım
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Hem tarayıcı, hem fare: LG Scanner Mouse LSM-100
LG bilgisayarlar için monitör ve optik sürücü üretir, hatta dizüstü ve tablet tipte bilgisayarlar da üretir, ama biz Kore'nin bu güzide markasının fare ürettiğini bilmiyorduk. LG'nin yeni faresi LSM-100 ekranda imleci hareket ettirmekten daha fazlasını yapabiliyor. Bu farenin içinde küçük bir tarayıcı gizli. Bu sayede LSM-100'le belgeleri masanın üzerinde taramak mümkün. Firmanın verdiği bilgilere göre en fazla A3 boyutlarında olan belgeler ve resimler sadece LSM-100'ün üzerlerinde gezdirilmesiyle taranabiliyormuş. Üstelik cihazdaki OCR yeteneği sayesinde metin belgeleri yazılı metin halinde bilgisayara aktarılabiliyor. LSM-100'ün İngiltere fiyatı 90£, diğer ülkelerde henüz satılmadığı için fiyatı da belli değil. LG'nin LSM-100 için hazırladığı tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
29 Temmuz 2011 Cuma
Tıbbi kayıt oluşturmada yeni dönem
Teknoloji devi Fujitsu tarafından geliştirilen tarayıcılar sayesinde; tıpkı parmak izi gibi her insanda eşsiz bir yapıya sahip olan damar sistemi taranarak, kaydınız oluşturuluyor. Her tarama sayısal bir kod olarak saklanıyor ve tıbbi kaydınıza bağlanıyor.
Bu sistem sayesinde herhangi bir form doldurmanıza veya kart okutmanıza gerek kalmıyor. Bilinciniz yerinde olmasa bile, giriş işleminiz çabucak yapılıyor.
Hastane yetkilileri bu teknolojinin, tıbbi hataları da azaltacağını umut ediyorlar. Zira bu tür hatalar yüzünden yılda yaklaşık 100.000 ölüm yaşanıyor ve tıbbi maliyetler yaklaşık 20 milyar dolara ulaşıyor.
İlk bakışta erişilmesi güç bir teknolojiymiş gibi görünse de, parmak izi tarayıcılarının kişisel bilgisayarlarda bile kullanılmaya başlandığını göz önüne alırsak, çok yakında ülkemizdeki hastanelerde de böyle bir kayıt sistemi kullanılmaya başlanabilir. Biz de prostat ameliyatı olan kadın hasta haberlerini daha az görürüz belki. :)
20 Haziran 2011 Pazartesi
Firefox 5 çıktı (ya da çıkmak üzere)
Mozilla vakfının geliştirdiği popüler açık kaynaklı web tarayıcısı Firefox'un 5. sürümü Mozilla'nın FTP sitesinde yerini aldı. Yeni sürümde bazı güvenlik sorunları giderilmiş, ayrıca Firefox 4'ün en önemli sıkıntısı olan aşırı yüksek bellek kullanımı sorunu halledilmiş. Java ve genel tarayıcı performansı da arttırılmış. Arayüzde fazla değişiklik yok, bu yüzden yeni bir görünüm beklememek lazım. Firefox 5 henüz Mozilla'nın resmi sitesinden veya otomatik güncelleme üzerinden indirilemiyor. Birkaç gün içerisinde (belki yarın, belki yarından da yakın) resmi olarak tanıtılacaktır. Eğer herkesten önce denemek istiyorsanız şuraya tıklayarak İngilizce sürümü indirebilirsiniz. Türkçe sürüm için biraz daha beklememiz gerekecek.
26 Mayıs 2011 Perşembe
Amerikalı olmak demek birazcık (bazen fena halde) şaşkın olmak demek
Nedendir bilinmez, dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD'nin vatandaşları fena halde şaşkındır. Hatta bu konuda abartılı şakalar yapılır, fırsat bulunca dalga geçilir. Tabii ki her memlekette hafiften "aptal" insanlar vardır, ama Amerikalı'ların bazı davranışları abartılı şakaları sollayacak cinsten. Bununla ilgili iki taze örnek vereceğim. İlki üstteki fotoğrafla ilgili. Otomobiller ilgi alanınıza giriyorsa resimdeki arabayı çoktan tanımışsınızdır. Bu, ülkemizde henüz satışa sunulan Hyundai Accent Blue. Güzel araba, fiyatına göre özellikleri gayet iyi. Neyse, asıl konuya dönelim. ABD'li otomobil üreticilerini batıran şey fasonculuktu, hala da bu huylarından vazgeçmiş değiller. Chrysler grubunun markalarından Dodge ABD'nin yavru pazarı Meksika'da Hyundai modellerini kendi markasıyla satıyor. Hyundai ise Meksika'da kendi ismiyle satış yapmıyor. Kendi bilecekleri iş, bizi ilgilendirmez, ama Dodge'un reklamlarında kullandığı afişte yaptığı bir hata efsanevi Amerikan markasını komik duruma düşürdü. Hyundai Accent'in, yani Meksika'daki adıyla Dodge Attitude'un Meksika'daki reklamlarında kullanılan grafikte Hyundai logosunun yerine Dodge logosu koyulmamış. Yani, arabanın markası Dodge, ama üzerinde Hyundai logosu var. Eğer bu sadece afişe özel bir durumsa grafikerin şaşkın olduğunu söyleyeceğim, ama arabalar da bu şekilde satılırsa Dodge kendini komik duruma düşürdü demektir. Ne diyeyim, Amerikalı işte...
İkinci örnek daha da komik. Oprah Winfrey'i tanırsınız belki. Kendisi ABD'nin Seda Sayan'ı gibidir. Kadınlara yönelik gündüz programıyla meşhurdur. Oprah Winfrey 25 senedir sürdürdüğü programını geçtiğimiz günlerde bitirdi. Popüler web tarayıcısı Opera son Oprah Winfrey programının şerefine bir süredir arşivinde sakladığı bazı e-postaları isim belirtmeden yayınladı. Görünüşe göre şaşkın Amerikalı'lar Oprah ile Opera'yı karıştırıyorlarmış. Sonuçta ikisi de neredeyse aynı okunuyor, ama yazılışları çok farklı ve birbirleriyle hiç alakaları yok. Hani çocuk yapsa neyse de, internet kullanıp e-posta atabilen birisi izlediği programın ismini ekranda okuyamaz mı? Okuyamıyormuş demek ki. Oprah Winfrey hayranları Opera'ya isteklerini belirten e-postalar yazmışlar, onu çok sevdiklerini söylemişler. Tekrarlıyorum: Ne diyeyim, Amerikalı işte...
İkinci örnek daha da komik. Oprah Winfrey'i tanırsınız belki. Kendisi ABD'nin Seda Sayan'ı gibidir. Kadınlara yönelik gündüz programıyla meşhurdur. Oprah Winfrey 25 senedir sürdürdüğü programını geçtiğimiz günlerde bitirdi. Popüler web tarayıcısı Opera son Oprah Winfrey programının şerefine bir süredir arşivinde sakladığı bazı e-postaları isim belirtmeden yayınladı. Görünüşe göre şaşkın Amerikalı'lar Oprah ile Opera'yı karıştırıyorlarmış. Sonuçta ikisi de neredeyse aynı okunuyor, ama yazılışları çok farklı ve birbirleriyle hiç alakaları yok. Hani çocuk yapsa neyse de, internet kullanıp e-posta atabilen birisi izlediği programın ismini ekranda okuyamaz mı? Okuyamıyormuş demek ki. Oprah Winfrey hayranları Opera'ya isteklerini belirten e-postalar yazmışlar, onu çok sevdiklerini söylemişler. Tekrarlıyorum: Ne diyeyim, Amerikalı işte...
Etiketler:
amerika,
opera,
tarayıcı,
televizyon
10 Şubat 2011 Perşembe
Internet Explorer 9 RC indirmeye açıldı
Microsoft'un bazı kişiler tarafından çok sevilen, bazıları tarafından da nefret edilen web tarayıcısı Internet Explorer 9. sürüme ulaşmak üzere. IE9'un sürüm adayı (Release Candidate) versiyonu Microsoft tarafından indirmeye açıldı. Yakında çıkacak olan final sürümüyle neredeyse aynı özelliklere sahip olan IE9 RC şuradan indirilebilir. Türkçe desteği var, ayrıca 64 bit işletim sistemi kullananlar da unutulmamış. Acelesi olmayanlar final sürümünü bekleyebilirler, benim gibi aceleci olanlar da hemen indirip kurabilirler. IE9 RC takip çerezlerini engelleyen bir sisteme sahip. Böylece internet üzerinde daha az iz bırakarak gezmek mümkün olacak. Ayrıca, IE9 web gezintileri sırasında ekran kartının gücünü de kullanabilen donanımsal hızlandırma desteğiyle geliyor. Sürekli kullanmasak ta denemekte yarar var. Nasıl olsa Windows Update sayesinde er geç yükleyeceğiz. IE9 sürüm adayını denemek isteyenler şuraya tıklayarak indirme sayfasına ulaşabilirler.
Etiketler:
ekran kartı,
internet,
internet explorer,
Microsoft,
tarayıcı,
yazılım
26 Kasım 2010 Cuma
Olası şikayetler
Bu biraz farklı bir yazı, çünkü bir haber vermek yerine bir konuda siz okuyucularıma danışıyorum. Şöyle ki, an itibariyle okuduğunuz blogum ile ilgili şikayetlerinizi duymak istiyorum. İki arkadaşım blogun teknik sorunları olduğundan şikayet etti. Bir tanesi (Internet Explorer kullanıyor) sayfanın geç açıldığını söylüyor. Diğer arkadaşım ise (Google Chrome kullanıyor) sayfayı aşağı kaydırırken takılmalar yaşadığını, sistemin zorlandığını iddia ediyor. Ben bu sorunların başka okurlarım tarafından da yaşanıp yaşanmadığını bilmek istiyorum. Bu sayfayı açarken veya sayfada gezinirken herhangi bir sorunla karşılaşıyormusunuz? Eğer sorun varsa, hangi tarayıcıyı kullanıyorsunuz? Bunun haricinde blogla ilgili bir şikayetiniz veya öneriniz var mı? Vakit ayırıp birkaç kelimeyle de olsa aklınıza gelenleri yazarsanız düzeltmek için elimden geleni yaparım. Şimdiden hepinize teşekkür ederim.
4 Kasım 2010 Perşembe
Photoshop yokken grafikerlik nasıl yapılırdı?
Dün ortaya çıkan ve neredeyse tüm teknoloji sitelerinde ortaya çıkan bu video 1987 yılına ait. Video Rusça, ama denilenleri anlamaya zaten gerek yok. Photoshop yokken, hatta grafik arayüzüne sahip yazılımlar da yokken fotoğraf manipülasyonunun nasıl yapıldığı gösteriliyor. Videodaki konuşmalardan (ve işlenen fotoğraflardan) da anlaşılacağı üzere bu gariban adamlar SSCB vatandaşıymış. Şimdi birkaç tıklamayla yapılan işlemler o zaman uzun uğraşlar gerektiriyormuş. Hele kullanılan silindir biçimli fotoğraf tarayıcı akla zarar birşey. Tüm verilerin makaralı teyplere kaydedildiğini de görmeden geçmemek lazım. İlginç ve halimize şükretmemizi sağlayan bir video olmuş. Bunu bana gönderen Sirke'ye teşekkür ederim.
3 Ağustos 2010 Salı
Google'dan riskli Chrome: Canary Build
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
