Evet, böyle birşeyi kimse kabul etmez ama "dünyanın en sıkıcı bilgisayar oyunu" diye birşey var. Desert Bus isimli bu oyun aslında seneler önce Sega CD konsolu için hazırlanan başka bir oyunun bir parçası. O oyun (Penn & Teller's Smoke and Mirrors) hiç yayınlanmamış, ama yine de Desert Bus meşhur olmuş. Oyun aslında oldukça gerçekçi, zaten bu yüzden çok sıkıcı. Desert Bus'ta bir otobüsü Arizona'dan Nevada'ya kadar otobanda saatte 45 mil hızında kullanmak. Otobanda hiç viraj yok, yol tamamen düz. Başka araba da yok. Üstelik oyun gerçek zamanlı, yani o uzun yolu gerçekten geçmek gerekiyor. Dahası, oyun durdurulamıyor, yani tuvalet molası vermek bile imkansız. Takriben 8 saat boyunca direksiyon başında oturmak ve otobüsün yoldan çıkmasını engellemek gerekiyor. İnsanlar direksiyonu bırakıp "nasıl olsa düz gidiyor" diyerek kaytarmasınlar diye otobüse ara sıra sağa sola çekme özelliği eklenmiş. Dahası, kaza yapılınca en baştan başlanıyor, başa dönmek de bir hayli vakit alıyor.
Peki bu kadar sıkıcı bir oyunu kim neden oynasın ki? Bağış toplamak için oynanabilir mesela. 2007 yılından beri Kanadalı bir grup Desert Bus'ı kullanarak Childs Play isimli örgüt için bağış topluyor. Ünlü komedyenler oyunun başına geçiyor ve bağış toplandıkça otobüsün direksiyonunda kalıyor. Ne kadar bağış toplanırsa o kadar uzun süre dünyanın en sıkıcı oyununun başında sıkılmış oluyorlar yani. O esnada yaptıkları yorumlarla da milleti güldürüyorlar haliyle. İlk başladıklarında 23,000$ civarında bağış toplamışlar, ama bu rakam geçen yıl 376,000$ seviyesine kadar çıkmış. Bu yıl kendi rekorlarını kırıp hasta çocuklar için daha fazla bağış toplamak istiyorlar. Sıkıcı olsa da güzel bir yöntem, fikir de oldukça yaratıcı. Bağış toplama etkinliği 16 Kasım'da Las Vegas'ta gerçekleşecek. Buradan katılma imkanı yok tabi. Desert Bus'ın sıkıcılığına 10 dakika katlanabileceğinizi düşünüyorsanız aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz, sıkıcı olduğuna garanti verebilirim.
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Kasım 2012 Perşembe
Dünyanın en sıkıcı bilgisayar oyunu çok hayırlı bir işe yarıyor
28 Ağustos 2012 Salı
Dünyanın en basit ve en kişiselleştirilebilir telefonu: OwnFone
Üstte gördüğünüz renkli plastik parçaları aslında birer cep telefonu. İngiltere'de satışa çıkan OwnFone isimli bu renkli telefonların dokunmatik ekranları yok. Hatta bir ekranları bile yok. Hatta, numara çevrilebilecek numerik tuş takımları da yok. Sadece üzerlerinde sık görüşülen birkaç kişinin isminin yazdığı doğrudan arama tuşları ve gelen aramaları cevaplamaya veya görüşmeyi bitirmeye yarayan fonksiyon tuşları var. İnternet üzerinden verilen siparişe göre üretilen OwnFone'lar kişiye özel oluyor. Rengini, tuş dizilimini, tuşların üzerinde ne yazacağını ve hangi tuşun hangi numarayı arayacağını sipariş veren kişi belirliyor. Satış fiyatı 55£ (158 lira) olan OwnFone daha çok çocuklar ve yaşlılar için tasarlanmış bir ürün. Kullanımı çok basit, yanlış yerleri aramak mümkün değil, fiyatı da gayet makul. Bana hiç hitap etmese de fikir olarak hoşuma gitti. OwnFone'un tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
17 Ağustos 2012 Cuma
İnternetteki sanal titan zincirleri ve bize etkileri (veya ettikleri)
Belki hatırlarsınız, bir ara "titan zinciri" diye birşey çıkmıştı. İnsanlar birilerine para veriyorlar, sonra da para verecek başkalarını bulup verdiklerinden daha fazlasını alıyorlardı (veya alacaklarını düşünüyorlardı). Birsürü insan bu şekilde dolandırılmıştı. Bu yöntem zincir mektuplardan alıntıdır aslında, onlara da "titan mektubu" deniyordu zaten. Mektubu alanın 10 kişiye göndermemesi durumunda başına çok fena işler geleceği, gönderirse de çok harika şeyler yaşayacağı vaadediliyordu. Neyse, neticede böyle bir "katıl ve katılacak başkalarını bul" sistemi var ve bunlara titan zinciri deniyor. Dolandırıcılık hadisesinden sonra yasaklanan titan zincirleri internet üzerinde yeniden hortladı. Artık gerçek para kullanılmıyor, ama gerçek para karşılığında alınabilecek sanal para veya puan kullanılıyor. Maalesef işlerin nasıl yürüdüğünden habersiz çocuklar veya kafası ancak çocuk kadar basan bazı yetişkinler de bu sisteme alet ediliyor.
Madem çocuklardan bahsettik, ilk olarak çocukları hedef alan kısma değinelim. Mutlaka denk gelmişsinizdir, kimisi doğrudan çalışan, kimisi tarayıcı üzerinde oynanan, kimisi de Facebook üzerinden erişilen bazı online oyunlar var. Bu oyunlar genelde RPG veya aksiyon tarzında, ama aralarında strateji oyunları da var. Çoğu basit ve ücretli oyunlarla rekabet edemeyecek kadar kötü olan bu oyunları genelde çocuklar ve ergenler oynuyor. Mesela yukarıdaki resimde bir ekran görüntüsünü gördüğünüz Wolf Team 10-14 yaş arasının popüler oyunlarından. Bu oyunlar görünüşte ücretsiz. Oynamak için para ödenmiyor. Üye olup hemen oynamaya başlayabiliyorsunuz. Tabi bir süre oynuyorsunuz, sonra acı gerçekle karşılaşıyorsunuz. Oyundaki herkeste acaip silahlar, zırhlar filan var, sizde ise hiçbirşey yok. Herkes sizi yeniyor, ne kadar uğraşsanız da başarılı olamıyorsunuz. Tabi siz de o zırhlardan, silahlardan almak istiyorsunuz, ama bunların ücretli olduğunu görüyorsunuz. Oyun ücretsiz, ama içerik ücretli. Bu sisteme "Freemium" veya "Free to play - F2P" deniyor. Bu da şiddetle kınadığım birşey, ama büyük oyun yapımcıları bile bunu benimsiyor artık. Yapacak birşey yok.
Neyse, oyuna geri dönelim. Para ödemek istemiyorsunuz, ama o çok güçlü tüfekte kalmış aklınız. İşte o an size çok cici bir teklif geliyor: Reklam yap, oyun içinde harcayabileceğin sanal para kazan... Sistem oturmuş, size özel bir kayıt bağlantısı var. Bu bağlantıyı kullanarak sosyal ağlarda, forumlarda, yorum yapılabilen sitelerde oyunu tanıtmaya çalışıyorsunuz. Oyunun kayıt sayfasına sizin bağlantınıza tıklayarak giren herkes size puan kazandırıyor. Siz de bu puanlarla oyun içinde kullanılan ıvır zıvırlardan alıyorsunuz. Aslında elinize birşey geçmiyor yani, sadece 100 saat oynayınca alacağınız tüfeği birkaç saatte alıyorsunuz, o arada o oyunun da reklamını yapıyorsunuz. Hedef kitle gençler ve çocuklar olduğu için kullanıcıların çoğu bu oyunları ücretsiz zannediyor ama sonra kendini kaptırıp oyunun pazarlamacısına dönüşüyor. Sonra da başlıyor sosyal ağlarda ve forumlarda saçma sapan reklam mesajları... Saçma sapan oyunları fantastik şeylermiş gibi gösteren, sildikçe farklı isimle yeniden gönderilen mesajlar, yalan yanlış bilgilerle dolu ve bozuk Türkçe'yle yazılmış metinler deli ediyor beni. İnsanların kendi katıldıkları sisteme başkalarını çekmeye çalışarak kazanç elde etmeye çabalamaları bunun da bir titan sistemi olduğunu bize gösteriyor. Her gün büyüyor, gün geçtikçe genişliyor. Büyüdükçe de daha tehlikeli bir hal alıyor. Bu oyunları yapanlar ve pazarlayanlar tüm oyuncuların kişisel bilgilerine sahip oluyorlar. Gitgide büyüyen bir kullanıcı kitlesine istedikleri gibi reklam yapıyorlar, kitleyi istedikleri gibi yönlendiriyorlar.
Bu sistemin bir de ticari sitelerle ilgili versiyonu var. Biliyorsunuz son birkaç yıldır toplu satış ve fırsat siteleri (Şehir Fırsatı, Grupanya, Limango filan gibi) iyice coştu. Bunlardan bazıları (mesela örnekte gösterdiklerim) zaten yükünü tutmuş, herkes tarafından bilinen popüler siteler. Çoğunun arkasında da büyük kuruluşlar var. Bir de bunlara benzeyen ama daha küçük, daha az tanınan siteler var. İşte bu siteler de benzer yöntemlerle reklam yaptırtıyorlar insanlara. Kendi reklamlarını forumlarda ve sosyal ağlarda yayınlayan kişilere alışveriş puanı hediye ediyorlar. Hadi forumlar neyse, ama sosyal ağlarda durum çok fena. Mesela, bir arkadaşım sıkılmadan her gün benim Facebook'taki duvarıma bir sitenin reklamı metnini yazıyor. "Böyle fırsat bulamazsınız, pantolon 20 lira, ayakkabı 30 lira..." gibi şeyler işte. Kendi duvarına yazsa neyse, benim duvarıma yazıyor adam. E şimdi Facebook'ta arkadaşlıktan çıkarsam olmaz, alınır adam. Diğer yandan rahatsız oluyorum, çünkü spam yapıyor. Tüm bunlar olur da birsürü kişi onun yolladığı bağlantıya tıklayıp o siteye üye olup alışveriş yaparsa onun kazanacağı vaadedilen ufak bir indirim için. Yazık, çok yazık...
Freemium olayına karşıyım ama yapacak birşey yok. Tamamen yasal bir sistem, alan da satan da razı. Fırsat sitelerine karşı değilim, ama onların da bir yasayla düzenlenmesi lazım. Fırsat adı altında normal fiyatının üzerinde satılan şeyler de var, insanlar sırf sitedeki şişirilmiş fiyatı görüp ucuza aldıklarını zannediyorlar. Neyse, milletin cahilliğini ben düzeltemem zaten, onlar da gözlerini açsınlar, kazık yemesinler. Benim karşı olduğum şey bu sitelerin ve oyunların kullandığı titan zinciri benzeri pazarlama yöntemi. Burada en önemli görev çocukların sağduyulu insanlar olarak yetişmesinden sorumlu olan ailelere düşüyor. Bu tip tuzaklara en fazla 15 yaş altı çocuklar düştüğü için ebeveynler çocuklarını daha dikkatli izlemeli, bu tip şeylerden uzak tutmalı. Çocuk tabii ki oyun oynayacak, eğlenecek, ama daha küçücük yaşında oyunda ekstradan bir tüfek veya bir pelerin almak için pazar yerinde gırtlağını yırtan pazarcının sanal versiyonuna dönüşüyorsa bu sistemde bir terslik var demektir.
Madem çocuklardan bahsettik, ilk olarak çocukları hedef alan kısma değinelim. Mutlaka denk gelmişsinizdir, kimisi doğrudan çalışan, kimisi tarayıcı üzerinde oynanan, kimisi de Facebook üzerinden erişilen bazı online oyunlar var. Bu oyunlar genelde RPG veya aksiyon tarzında, ama aralarında strateji oyunları da var. Çoğu basit ve ücretli oyunlarla rekabet edemeyecek kadar kötü olan bu oyunları genelde çocuklar ve ergenler oynuyor. Mesela yukarıdaki resimde bir ekran görüntüsünü gördüğünüz Wolf Team 10-14 yaş arasının popüler oyunlarından. Bu oyunlar görünüşte ücretsiz. Oynamak için para ödenmiyor. Üye olup hemen oynamaya başlayabiliyorsunuz. Tabi bir süre oynuyorsunuz, sonra acı gerçekle karşılaşıyorsunuz. Oyundaki herkeste acaip silahlar, zırhlar filan var, sizde ise hiçbirşey yok. Herkes sizi yeniyor, ne kadar uğraşsanız da başarılı olamıyorsunuz. Tabi siz de o zırhlardan, silahlardan almak istiyorsunuz, ama bunların ücretli olduğunu görüyorsunuz. Oyun ücretsiz, ama içerik ücretli. Bu sisteme "Freemium" veya "Free to play - F2P" deniyor. Bu da şiddetle kınadığım birşey, ama büyük oyun yapımcıları bile bunu benimsiyor artık. Yapacak birşey yok.
Neyse, oyuna geri dönelim. Para ödemek istemiyorsunuz, ama o çok güçlü tüfekte kalmış aklınız. İşte o an size çok cici bir teklif geliyor: Reklam yap, oyun içinde harcayabileceğin sanal para kazan... Sistem oturmuş, size özel bir kayıt bağlantısı var. Bu bağlantıyı kullanarak sosyal ağlarda, forumlarda, yorum yapılabilen sitelerde oyunu tanıtmaya çalışıyorsunuz. Oyunun kayıt sayfasına sizin bağlantınıza tıklayarak giren herkes size puan kazandırıyor. Siz de bu puanlarla oyun içinde kullanılan ıvır zıvırlardan alıyorsunuz. Aslında elinize birşey geçmiyor yani, sadece 100 saat oynayınca alacağınız tüfeği birkaç saatte alıyorsunuz, o arada o oyunun da reklamını yapıyorsunuz. Hedef kitle gençler ve çocuklar olduğu için kullanıcıların çoğu bu oyunları ücretsiz zannediyor ama sonra kendini kaptırıp oyunun pazarlamacısına dönüşüyor. Sonra da başlıyor sosyal ağlarda ve forumlarda saçma sapan reklam mesajları... Saçma sapan oyunları fantastik şeylermiş gibi gösteren, sildikçe farklı isimle yeniden gönderilen mesajlar, yalan yanlış bilgilerle dolu ve bozuk Türkçe'yle yazılmış metinler deli ediyor beni. İnsanların kendi katıldıkları sisteme başkalarını çekmeye çalışarak kazanç elde etmeye çabalamaları bunun da bir titan sistemi olduğunu bize gösteriyor. Her gün büyüyor, gün geçtikçe genişliyor. Büyüdükçe de daha tehlikeli bir hal alıyor. Bu oyunları yapanlar ve pazarlayanlar tüm oyuncuların kişisel bilgilerine sahip oluyorlar. Gitgide büyüyen bir kullanıcı kitlesine istedikleri gibi reklam yapıyorlar, kitleyi istedikleri gibi yönlendiriyorlar.
Bu sistemin bir de ticari sitelerle ilgili versiyonu var. Biliyorsunuz son birkaç yıldır toplu satış ve fırsat siteleri (Şehir Fırsatı, Grupanya, Limango filan gibi) iyice coştu. Bunlardan bazıları (mesela örnekte gösterdiklerim) zaten yükünü tutmuş, herkes tarafından bilinen popüler siteler. Çoğunun arkasında da büyük kuruluşlar var. Bir de bunlara benzeyen ama daha küçük, daha az tanınan siteler var. İşte bu siteler de benzer yöntemlerle reklam yaptırtıyorlar insanlara. Kendi reklamlarını forumlarda ve sosyal ağlarda yayınlayan kişilere alışveriş puanı hediye ediyorlar. Hadi forumlar neyse, ama sosyal ağlarda durum çok fena. Mesela, bir arkadaşım sıkılmadan her gün benim Facebook'taki duvarıma bir sitenin reklamı metnini yazıyor. "Böyle fırsat bulamazsınız, pantolon 20 lira, ayakkabı 30 lira..." gibi şeyler işte. Kendi duvarına yazsa neyse, benim duvarıma yazıyor adam. E şimdi Facebook'ta arkadaşlıktan çıkarsam olmaz, alınır adam. Diğer yandan rahatsız oluyorum, çünkü spam yapıyor. Tüm bunlar olur da birsürü kişi onun yolladığı bağlantıya tıklayıp o siteye üye olup alışveriş yaparsa onun kazanacağı vaadedilen ufak bir indirim için. Yazık, çok yazık...
Freemium olayına karşıyım ama yapacak birşey yok. Tamamen yasal bir sistem, alan da satan da razı. Fırsat sitelerine karşı değilim, ama onların da bir yasayla düzenlenmesi lazım. Fırsat adı altında normal fiyatının üzerinde satılan şeyler de var, insanlar sırf sitedeki şişirilmiş fiyatı görüp ucuza aldıklarını zannediyorlar. Neyse, milletin cahilliğini ben düzeltemem zaten, onlar da gözlerini açsınlar, kazık yemesinler. Benim karşı olduğum şey bu sitelerin ve oyunların kullandığı titan zinciri benzeri pazarlama yöntemi. Burada en önemli görev çocukların sağduyulu insanlar olarak yetişmesinden sorumlu olan ailelere düşüyor. Bu tip tuzaklara en fazla 15 yaş altı çocuklar düştüğü için ebeveynler çocuklarını daha dikkatli izlemeli, bu tip şeylerden uzak tutmalı. Çocuk tabii ki oyun oynayacak, eğlenecek, ama daha küçücük yaşında oyunda ekstradan bir tüfek veya bir pelerin almak için pazar yerinde gırtlağını yırtan pazarcının sanal versiyonuna dönüşüyorsa bu sistemde bir terslik var demektir.
12 Nisan 2012 Perşembe
Şimdiki çocuklar (hatta bebekler) çok şanslı - 1960 model Cadillac bebek arabası
Bizim zamanımızda bebek arabaları klasik tipteydi. Öyle teknolojik şeyler yoktu, basit dört tekerlekli katlanır arabalardı. Şimdi de aslında öyle, ama süspansiyonlu, daha teknolojik bebek arabaları var. Bir de yandaki resimde (ve aşağıdaki videoda) gördüğünüz tipte "özel yapım" bebek arabaları var tabi. Kim olduğunu bilmiyorum, ama videodaki şanslı çocuğun babası (ya da amcası, dayısı, vs.) olduğunu tahmin ettiğim kişi yapmış bu arabayı. Aslında formül basit: pedalla çalışan bir çocuk arabasının içi değiştirilmiş ve bebek arabasına dönüştürülmüş. Arka tarafına da ittirmek için uzun bir sap bağlanmış. Arabayı yapan 60 model bir Cadillac gövdesi kullanmayı tercih etmiş, ama başka tipte gövdelerle de yapılabilir. Bu siyah Cadillac'ın alt kısmında kırmızı aydınlatma var. İçi de kırmızı döşemeli. Lastikleri ise klasik arabalarda gördüğümüz türde beyaz yanaklı. En güzel kısım ise sapındaki bir tuşa basıldığında arkasından alev püskürtmesi. Tabi alevlerin boyunu iyi ayarlamak lazım, ayakları yakmak da mümkün. Özel yapım olduğu için piyasada satılmıyor, ama fiberglastan yapılma klasik araba gövdeleri 200$ karşılığında edinilebiliyor. Biraz atölye çalışmasından sonra yapılamayacak birşey değil. Cadillac bebek arabasının videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
22 Şubat 2012 Çarşamba
Apple'ın iCici'leri nasıl üretiliyor? - Foxconn fabrika turu
Çin'deki Foxconn fabrikası son zamanlarda başta teknoloji meraklıları olmak üzere pekçok kişinin dikkatini çekiyordu. Endüstri devi Foxconn'un fabrikalarında çocuk işçi çalıştırdığı, işçilerine çok az para verdiği, hatta bazı çalışanların bunalıma girip intihar ettiği söyleniyordu. Tabi Foxconn'un kimseyi (yani çalışanlar haricinde kimseyi) fabrikaya sokmuyor olması da bu söylentilere tuz biber katıyordu. ABD'li ABC News kanalının gazetecileri uzun süren uğraşlar sonunda Foxconn yöneticilerinden fabrikanın içini görüntülemek için izin almışlar. Fabrikayı gezmişler ve iPhone, iPad gibi ürünlerin nasıl üretildiğini görüntülemişler. Anlatım İngilizce, ama bazı şeyleri anlamak için anlatıma gerek yok. Çalışanların çoğu çocuk yaşta. Çalışma temposu çok yüksek, işçiler neredeyse nefes almadan çalışıyorlar. Maaşlar ise çok düşük, anlatılanlara göre çoğu kişi aldığı maaşla geçinemiyormuş. ABC News kanalının Foxconn fabrika turunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
11 Kasım 2011 Cuma
Kaybolan eşyaları bulan iPhone kılıfı
Kılıflar genelde içlerindeki şeyleri korumak için tasarlanırlar, ama akıllı telefonlar sayesinde daha fonksiyonel kılıflarla da tanıştık. Bir telefonun pil ömrünü uzatan, veya telefon olmayan birşeye (iPod Touch) telefon özelliği kazandıran kılıfları zaten görmüştük, ama BiKN isimli bu ilginç şey çok daha farklı bir işleve sahip. BiKN yanında farklı renklerde 8 elektronik etiketle geliyor. Resimde de görülebilen bu etiketler bir kişiye veya eşyaya takıldığında kılıfın üzerindeki eşleştirilmiş radyo alıcısı etiketlerin yaydığı sinyalleri tarıyor. Böylece iPhone bir takip cihazına dönüşmüş oluyor. BiKN sayesinde önemli eşyalar kaybolmuyor. Tabi küçük çocukları bulmakta da kullanılabiliyor. Gerçi ben bunu nereye gittiğini merak ettiğim kişileri takip etmekte kullanırdım, ama neyse ki ne iPhone'um, ne de nereye gittiğini merak ettiğim kimsem var. Pek meraklı değilim yani. Neyse, BiKN 2012 yılının ilk aylarında piyasaya çıkacak. Fiyatı konusunda henüz bir bilgi verilmemiş, ama çok pahalı birşey olmasa gerek. Tanıtım için hazırlanmış (biraz çocuksu) videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
15 Temmuz 2011 Cuma
Diş çekmenin en havalı yolu: Motorsiklet kullanarak çekmek!
İsmi belli olmayan bir Youtube kullanıcısı küçük oğlu Roan'ın çekilmesi gereken süt dişini ilginç bir yöntemle çekmiş, daha doğrusu kızı Ruby'ye çektirmiş. Ruby uzunca bir ipi Roan'ın dişine başlıyor ve Roan sandalyede otururken ipin diğer ucunu küçük motorsikletine bağlayıp gaza basıyor. Gerisini tahmin etmişsinizdir herhalde. Becerikli baba olayı farklı açılardan kameraya almış, bu sayede daha detaylı görebiliyoruz. Sonuçta diş çekiliyor, daha basit şekilde de çekilebilirdi, ama bu kadar eğlenceli (ve havalı) olmazdı. Motorsikletle diş çekme işleminin videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
28 Haziran 2011 Salı
Greenpeace Volkswagen reklamıyla dalga geçiyor: VW: The Dark Side
Volkswagen'in küçük Darth Vader'lı reklamını duymayan kalmamıştır herhalde. Eğer hala bu reklamı izlemediyseniz önce şuraya tıklayıp izlemenizi öneririm. Bu reklam çok tutulunca diğer firmalar da benzerlerini yapıp Volkswagen'le hafiften kafa bulmuşlardı. Tabi bunlar hep rekabet yüzünden olan şeylerdi. Şimdiki ise biraz daha farklı. Uluslararası çevreci kuruluş Greenpeace Volkswagen'in Avrupa Birliği emisyon kısıtlamalarına karşı çıkmasını protesto etmek için küçük Darth Vader'lı reklamın devamı niteliğinde iki video hazırlamış. Neredeyse tüm Star Wars karakterlerinin küçük hallerini görebileceğiniz bu videoları aşağıda izleyebilirsiniz. Videolar aşağıda gözükmüyorsa Youtube üzerinde izlemek için buraya veya şuraya tıklamanız yeterli. Videolardaki herşey bir yana, VW logolu death star beni benden aldı. En fazla iki dakikanızı alır, izlemeden geçmeyin derim. Eğer Greenpeace'in haklı olduğunu düşünüyorsanız ve destek vermek istiyorsanız şuraya tıklayarak imza kampanyasına katılabilirsiniz.
Etiketler:
çevre,
çocuk,
darth vader,
eğlenceli,
greenpeace,
komik,
reklam,
star wars,
volkswagen
7 Haziran 2011 Salı
Ağaç yaşken eğilir - veya - Çocuktan öğren drifti
Nereli olduğunu tam bilmediğim (ama Asya kökenli olduğu anlaşılıyor) bu çocuk büyüyünce ne olacağının sinyallerini şimdiden veriyor. Üstü açık kırmızı Ford Mustang'inin üzerinde kız arkadaşıyla birlikte öyle hareketler yapıyor ki, bir çocuk bu yaşta böyle araba kullanırsa büyüdüğünde ne yapacağını merak ediyor insan. Tabi arabanın kaymasında yolu fazla tutmayan plastik tekerleklerin payı büyük, ama çocuk da oldukça yetenekli. Dönüşlerde tekerleklerin dışa bakıyor olması dikkatinizi çekecektir, bu yöntem drift ustaları tarafından kullanılan bir yöntemdir. Neyse, daha fazla anlatıp videonun zevkini kaçırmayayım. Drift yapan velet videosunu şurada veya aşağıda izleyebilirsiniz.
23 Şubat 2011 Çarşamba
Bethesda 11 Kasım 2011'de doğacak bir çocuğa (ve ailesine) büyük kıyak geçecek
The Elder Scrolls serisinin ve pek çok diğer oyunun yapımcısı olan Bethesda firması müşterilerine ilginç bir teklifte bulundu. Oyun firmasının teklifi şöyle: The Elder Scrolls serisinin 5. oyunu Skyrim'in çıkış tarihi olan 11 Kasım 2011'de (11/11/11 yani) doğacak bir çocuğa ailesi "Dovahkiin" ismini verirse o çocuk ve ailesi ömürleri boyunca çıkmış ve çıkacak tüm Bethesda ve ZeniMax oyunlarını Steam üzerinden ücretsiz indirip oynayabilecek. Bir de açıklanmayan ödül var, ama açıklanmadığı için ne olduğunu yazamıyorum. Sürpriz olsa gerek. Bu arada, "Dovahkiin" oyunda kullanılan dilde "Ejderhadan doğan" anlamına geliyormuş. Bunu da yapan çıkarsa şaşırmam. Sadece bizim memlekette değil, tüm dünyada deli çok. Firma "Dovahkiin" ismi verilen çocuğun garip ismi yüzünden karşılaşacağı zorluklardan sorumlu olmadığını da belirtmiş. Hediye verirken bile tedbiri elden bırakmadığı için Bethesda Softworks'ü tebrik ediyorum.
9 Şubat 2011 Çarşamba
Darth Vader'lı Volkswagen Super Bowl reklamı ve kesilmiş sahneleri
Volkswagen'in ABD futbol ligi finali Super Bowl için hazırladığı reklam filmi internette izlenme rekorları kırdı. Öyle ki, anketlerde Super Bowl'daki otomobil reklamları arasında en çok beğenilen reklam olarak bu seçildi. Beğenmemek mümkün değil zaten. İşin içinde hem şirin bir çocuk, hem de Darth Vader var. Kimin aklına gelmiş bilmiyorum, ama oldukça yaratıcı bir fikir. Daha önce Star Wars izlememiş azınlık için kısaca açıklayayım: reklamda çocuğun kıyafetini giydiği Darth Vader efsanevi Star Wars serisinin kötü adamıdır ve bakışlarıyla, el hareketleriyle veya hiçbir harekette bulunmadan, sadece "güç" kullanarak cisimleri havada uçurabilir, insanları öldürebilir. Bu reklam filminde de küçük, şirin bir çocuk Darth Vader olmaya çalışıyor ve (normal olarak) başarısız oluyor. Tabi babası yeni Volkswagen Passat'ıyla gelene kadar... Üstte orjinalini izleyebileceğiniz reklam filminin kesilmiş sahneleri ve çekim hataları da aşağıda. Videoları göremiyorsanız buraya ve şuraya tıklayarak izleyebilirsiniz.
Etiketler:
araba,
çocuk,
darth vader,
eğlenceli,
komik,
passat,
reklam,
star wars,
volkswagen,
yaratıcı
2 Kasım 2010 Salı
6 yaşında çocuk yargılanır mı?
ABD'nin New York eyaletinde yaşanan bir olay oldukça ilgimi çekti. Aslında olay 2009'un Nisan ayındaki bir hadiseye dayanıyor. O zaman 4 yaşında olan Juliet Breitman isimli küçük kız destek tekerlekli küçük bisikletiyle 87 yaşındaki Claire Menagh isimli kadına çarpmış. Çarpışma sonrası kalçası kırılan kadın ameliyat olmuş ve 3 ay sonra ölmüş. Uzun süre avukatlar ve savcılar arasında geçen tartışmalar sonunda konuyla ilgilenen yargıç Paul Wooten kararını vermiş ve 6 yaşındaki küçük kızın yargılanması gerektiğine hükmetmiş. Şimdi çocuğun ailesi karara itiraz edecekmiş, ama yargıç çocuğun yaşlı kadına kasten çarptığını, ayrıca kazanın olduğu tarihte neredeyse 5 yaşında olduğunu (3 ay kalmış doğumgününe) söyleyerek olası itirazlara karşı kararını savunmuş. Bizim ülkemizde katiller ve teröre karışanlar çocuk sayılarak hafifcezalar alıyor, bunu da ABD ve diğer batı ülkeleri destekliyor. Kendi ülkelerinde ise 6 yaşında bir çocuğu 4 yaşındayken işlediği bir suç için bir yetişkin gibi yargılamaya hazırlanıyorlar. Bravo doğrusu, kendilerini tebrik ediyorum.
23 Eylül 2010 Perşembe
Yeni Mercedes-Benz CLS göz alıyor, reklamlarda bile...
Mercedes-Benz 2012 model yılında çıkaracağı yeni CLS için bir reklam filmi hazırlamış. Klip biraz kısa, ama yeni CLS'nin göz alıcı güzelliğini ilginç bir yolla anlatıyor. Bilirsiniz, çocuklar güzel arabaları görmeyi severler. Bu reklamda da yeni CLS'yi görmek isteyen çocuklar onu durdurmak için ilginç bir yöntem uyguluyorlar. Reklam bir yana, ben arabayı çok beğendim. Olsa da binsek...
9 Eylül 2010 Perşembe
Herkese mutlu bayramlar...
Gelişi sürpriz olmadı bayramın, zaten önceden biliyorduk. Yine de güzel birşey. Kimisi için aile bireyleriyle biraraya gelmek, kimisi için de tatil anlamına gelir bayram. Bence bayramı nasıl gördüğünüz önemli değil, mutlu olmanız önemli. Tüm okurlarıma mutlu ve huzurlu bayramlar dilerim. Fazla şeker yemekten, bayram trafiğinde agresif hareketlerde bulunmaktan, takım elbise giyince kendini Polat Alemdar zannetmekten, bayramlaşırken çevredekileri ürkütmekten kaçının sayın okurlar. Heyecan yapmadan, sakince geçirelim bu bayramı. Heyecan arayanlar basketbol maçlarını izleyebilirler, heyecan ihtiyaçlarını oradan giderebilirler. Büyüklerimize saygılı,küçüklerimize cömert olalım. Çocuklar harçlık bekliyor sonuçta. Neticede, tüm Düşünen Adam okurlarının ve ailelerinin bayramı kutlu olsun...
8 Eylül 2010 Çarşamba
İnsanın çocuk olsası geliyor (hem de fena halde!)
Ben çocukken babam ve yaşıtları hep böyle derdi... Benim (ve o zamanki diğer çocukların) sahip olduğu oyuncakları gördüklerinde "Şimdiki çocuklar çok şanslı..." veya "Esas şimdi çocuk olmak vardı!" gibi şeyler söylerlerdi. İlginçtir, ben de şimdi aynı şeyleri söylüyorum, hem de çocuk sahibi olmadan. Durduğum yerde söylemiyorum tabi, zamane çocuklarının oynadıkları cicileri gördükçe aklıma geliyor bu sözler. Bu sefer canımın çektiği oyuncak (oyuncaklar aslında) ise Vietnam kökenli Harrington Group firmasının ürünü. İşin ilginç tarafı, bunlara oyuncak demek te zor. Harrington Group firması (veya firmalar grubu) klasik otomobillerin çocuklara özel benzerlerini yapıyor. Oyuncakçılarda satılan akülü arabaların bir üst seviyesi olarak görülebilecek olan bu otomobillerin kasası ve şasisi kompozit malzemeden üretilmiş. Motorları ise 50cc ve üzeri hacimlerde benzinli motorlar. Çok hızlı gitmeseler de içlerinde oturanları eğlendirecekleri kesin. Manuel veya otomatik şanzıman seçeneği bile sunulmuş. Arabaların tasarımlarında ve işçiliklerinde detaylara fazlaca önem verilmiş, böylece boyutları haricinde gerçeklerinden neredeyse ayırt edilemiyorlar. En güzel tarafını ise sona sakladım. Bu arabaların koltukları ve direksiyonları ayarlanabiliyor. Böylece yetişkinler de bunları kullanabiliyor. Böyle bir canavar yavrusuyla karting pistinde tur atmak çok zevkli olurdu. Maalesef fiyatı belli değil. Ne diyeyim... Şimdiki çocuklar çok şanslı!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
