yasak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yasak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2012 Perşembe

Huawei ve ZTE ABD tarafından "güvenilmez" ilan edildi

Çin'in iki telekomünikasyon devi Huawei ve ZTE geçtiğimiz günlerde ABD'de kongre kararıyla "güvenilmez" ilan edildi ve ABD'de kamu kurumlarına ve telekomünikasyon altyapısı kuran şirketlere satış yapmaları yasakladı. 11 ay süren bir araştırma sonucunda kongre hem Huawei'nin, hem de ZTE'nin Çin hükümetiyle olan ilişkilerini açıklayamadığı, ayrıca Huawei'nin geçmişte bazı yolsuzluklara karışmış olduğu tespit edildi. Bunun ardından iki firma da basın duyurusu yaparak Çin'in devlet yapısı gereği hiçbir Çin firmasının devletten tamamen bağımsız olamayacağını, kongrenin bu kararı eğer diğer firmalar için de geçerli olursa Çin'de üretim yapan hiçbir telekomünikasyon şirketinin ABD'de satış yapmaması gerektiğini, çoğu firmanın da üretim tesisleri Çin'de olduğu için bunun ABD'de teknoloji ürünlerinin satışını ciddi oranda etkileyeceğini söylediler.

Geçtiğimiz yıl Huawei İngiliz hükümetine olimpiyat öncesinde Londra'nın tüm metro hatlarını ücretsiz olarak baz istasyonlarıyla donatmayı teklif etmişti, bunun bir jest olduğunu ve karşılık beklemediklerini belirtmişti. İngiliz hükümeti ise Huawei'nin bu yolla casusluk yapabileceğini iddia ederek teklifi reddetmişti. Huawei ve ZTE isimleri çok fazla duyulmasa da dünyanın en büyük cep telefonu üreticileri. Kendi markalarıyla çok fazla cihaz satmasalar da operatörlere ürettikleri fason cihazlar sayesinde pazar lideri oluyorlar. Ülkemizde de operatörlerin kendi markalarıyla sattıkları cihazlar Huawei veya ZTE tarafından üretiliyor. Bunun yanında, 3G modemleri de hep bu iki firma üretiyor. Ayrıca, Huawei ve ZTE baz istasyonları gibi altyapı ürünleri de üretiyorlar ve bu konuda da oldukça yaygınlar. Aslında ABD'nin bu iki firmayı güvenilmez ilan etmesi sadece firmaların devletle olan ilişkileri yüzünden değil. Çin her geçen gün güçleniyor, ABD de bu durumdan korkuyor. Rakibin firmalarına ihale vermek istemiyorlar yani. Ben bu yasağın böyle havada kalacağını sanmıyorum, belki Huawei ve ZTE sert tepki gösterebilir, belki de diğer Avrupa ülkeleri benzer adımlar atarak bu firmalara başka darbeler vurabilir.

4 Ekim 2012 Perşembe

TTNet'inki haricinde DNS sunucusu kullananlar bazı sitelere giremiyor

Eğer bazı yabancı sitelere giremiyorsanız, girseniz bile içeriği düzgün göremiyorsanız şaşırmayın. Büyük ihtimalle TTNet'inki yerine farklı bir DNS sunucusu kullanıyorsunuzdur ve engellenmiş bazı IP numaralarına takılmışsınızdır. Aslında olay oldukça basit, ama DNS sistemi hakkında bilginiz yoksa size biraz karmaşık gelebilir. Biraz açıklamakta yarar var.

Normalde internete bağlı her bilgisayarın bir IP numarası olur. En fazla üçer rakamlı dört gruptan oluşan bu numaralar bilgisayarın ağ ortamındaki adresidir. Biz bir siteye girmek istediğimizde o sitenin adresini yazarız, çünkü birsürü rakamdan oluşan IP numarasını akılda tutmak zordur. İşte bu noktada DNS sunucuları devreye girer. Açılımı "Domain Name Server - Alan Adı Sunucusu" şeklinde olan bu sunucular bir nevi telefon rehberi gibidir. DNS sunucuları bizim girdiğimiz site adreslerini ilgili sunucuların IP numaralarına yönlendirirler, bu sayede o IP numarasındaki sunucuya bağlanıp siteye gireriz. Navigasyon cihazlarındaki adres bulma sistemine de benzetebiliriz bunu. Biz sokak adını ve kapı numarasını yazarız, cihazın içindeki sistem o adresin denk geldiği koordinatları belirleyip harita üzerinde işaretler. Anlayacağınız, DNS sunucuları internet üzerindeki tercümanlarımızdır. Her internet servis sağlayıcısının kendi DNS sunucusu vardır, ayrıca özel olarak tercih edilebilen DNS sunucuları da mevcuttur.

İşte bu genel bilgilendirmenin bittiği yerde bu yazının konusu olan problem başlıyor. Şöyle ki, insanlar çeşitli sebeplerden dolayı "özel" DNS sunucularını tercih ediyorlar. Bir dönem, Youtube yasağı zamanında bu siteye girebilmek için de farklı DNS sunucuları kullanmak gerekiyordu. Hala TİB tarafından yasaklanmış bazı sitelere erişebilmek için TTNet'in standart DNS sunucusundan vazgeçip özel DNS sunucularını kullanmak gerekebiliyor. Yakın zamana kadar bu gayet makul bir çözümdü, hiçbir sıkıntı da oluşmuyordu. Ta ki TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bazı IP numaralarını engelleyene kadar... Henüz resmi bir açıklama yapılmış değil, ama TİB bazı IP numaralarını zararlı olduklarını düşünerek engellemiş. Tesadüf bu ya, engellenen IP numaralarından bazıları birçok popüler siteye CDN (Content Delivery Network - İçerik Sağlama Ağı) hizmeti veren Limelight firmasına ait. Bu yüzden bu firmadan hizmet alan sitelerin bazıları hiç açılmıyor, bazıları da açılsa bile düzgün gözükmüyor. Mesela Steam'de hiçbir resim gözükmüyor, yazıdan ibaret bir site olarak açılıyor. Autoevolution sitesi de benzer şekilde yazıdan ibaret görünüyor. En popüler torrent istemcilerinden olan uTorrent'in sitesine de erişilemiyor.

Tabi bu durum yukarıda da yazdığım gibi sadece "özel" DNS sunucularını kullananları etkiliyor. Nasıl oluyorsa TTNet'in standart DNS sunucusunu kullananlar, yani DNS için özel bir ayar yapmayanlar bu sitelere rahatlıkla giriyorlar. Onlar sorun yaşamıyor. Benim gibi farklı DNS sunucularını tercih edenler çekiyor bu sıkıntıyı. Şimdi bundan vazgeçsek, yani TTNet'in standart DNS sunucularına dönsek, bu sefer de mahkeme kararıyla yasaklanan bazı sitelere giremeyeceğiz. Her türlü yasağa takılıyoruz yani. Umarım bir gün bu keyfi yasaklamalardan kurtuluruz ve gerçekten özgür bir internet erişimine sahip oluruz. Böyle uygulamalar yüzünden internet ortamının keyfi kaçıyor, kullanmanın bir anlamı kalmıyor.

3 Ocak 2012 Salı

Beyaz Rusya tüm yabancı internet sitelerini yasaklamaya hazırlanıyor

Doğu Avrupa'nın güzide ülkelerinden Beyaz Rusya (Belarus aslında, biz neden böyle bir isim koymuşuz belli değil. Zaten tüm Rus'lar beyaz...) internet sansürü konusunda liderliğe oynuyor. Biz filtrelerle, aile paketleriyle filan uğraşırken, dünya Çin'in ve İran'ın sansürlerini konuşurken Beyaz Rusya tüm yabancı internet sitelerini toptan yasaklayacağını duyurdu. 6 Ocak tarihinden itibaren Beyaz Rusya sınırları dahilinde yabancı kaynaklı internet sitelerine girenler para cezası (240 liraya kadar) ödemek zorunda kalacaklar. Ayrıca, halka açık internet erişimi sunulan yerler de kendi ağlarından yabancı sitelere giren kişileri ispiyonlamak zorunda kalacaklar. Eğer ispiyonlamazlarsa o suçtan kendileri sorumlu olacaklar. Cafe tarzı yerlerde müşterilerin özgürce kullanabildiği kablosuz internet uygulamalarının bu yasayla birlikte sona ermesi bekleniyor. Beyaz Rusya hükümetinin neden böyle birşey yaptığı tam olarak belli değil, yapılan resmi açıklamalarda halkı yabancı kaynaklı zararlı içerikten korumak için bu yasağı getirdiklerini söylüyorlar. İyi de, tüm yabancı siteler de zararlı değil ki... Çin gibi bir sürü sitenin yasaklı olduğu ülkelerde bile böyle bir "toptan sansür" uygulaması yok. Arap ülkeleri yapsa, Çin yapsa anlarız da, bir Avrupa ülkesi (kenarında da olsa neticede Beyaz Rusya bir Avrupa ülkesidir) yapınca biraz garip kaçıyor.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Hollanda'da yasaklanan Hyundai Veloster reklamı

Bizim buralarda satılmasa da Hyundai'nin Veloster isimli gayet çekici bir sportif hatchback modeli var. Bizde satılmıyor, ama diğer Avrupa ülkelerinde satılıyor. Hyundai Veloster'ın Hollanda'daki reklamının televizyonlarda gösterilmesi yasaklanmış. Hollanda açık zihniyetli, rahat insanların ülkesidir. Neredeyse hiçbir şeyi sansürlemezler, fazla yasakları da yoktur. Buna rağmen (bana göre) gayet normal görünen bu reklamı yasaklamaları oldukça ilginç. Reklam biraz nüktedan, ama arabanın önemli bir karakteristik özelliğini vurguluyor. Hyundai Veloster'ın sadece sağ tarafında yolcu kapısı var. Böylece sağa yanaşıldığında yolcular kaldırım tarafındaki güvenli kapıdan iniyor, kazaların önüne geçilmiş oluyor. Reklam da zaten bundan bahsediyor, ama işin içine ölüm meleği Azrail'i de katarak. İzleyin ve kendiniz görün derim, bence gayet yaratıcı ve güzel bir reklam olmuş. Reklamı aşağıda göremiyorsanız şuraya tıklayarak izleyebilirsiniz. İyi seyirler.

7 Haziran 2011 Salı

Fransa televizyon ve radyoda "Facebook" ve "Twitter" kelimelerini yasakladı

Başlık karışık oldu sanırım. Olmamış da olabilir tabi. Neyse, ülkemiz sansür tartışmalarıyla çalkalanırken Fransa'da yasak modasına kendi ilginç tarzıyla uydu. Bundan böyle Fransız televizyon ve radyo kanallarında "Facebook" ve "Twitter" kelimeleri kullanılamayacak. 1992 yılında yürürlüğe giren bir yasaya göre medyada herhangi bir hizmetin ismini gereksiz yere kullanmak yasaklanmış. Bu yasayı günümüze uyduran Fransız hükümeti de ünlü sosyal paylaşım sitelerinin isimlerinin TV ve radyoda zikredilmesini yasaklamış. Bu sayede zaten büyük ve baskın olan Facebook ve Twitter fazladan ücretsiz reklam yapamamış olacak. Daha farklı sitelerin önü açılacak. (onlar böyle demişler, ben demiyorum) Tabi bunun bir istisnası var. Eğer bu sosyal ağların ismi bir haberin konusuysa, mesela birisi Facebook mesajı yüzünden cinayet işlemişse (olmaz demeyin, bu da olur, hatta belki olmuştur bile) bu haberde "Facebook" kelimesi kullanılabilecek. Bunun haricinde bu kelimeler yasak. Yani, bir radyo programını yapan DJ dinleyicilerine "bizi Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz" diyemeyecek. Eh, azıcık mantığa uyuyor gibi, ama sonuçta yasak yasaktır.

17 Mayıs 2011 Salı

İnternet üzerinden paralel TV yayını ABD'de yasaklanıyor

Yandaki resmin bir anlamı var, onu oraya boşuna koymadım. Bu bloga giriyorsanız mutlaka farkına varmışsınızdır, Blogger Türkiye'de bir süreliğine yasaklanmıştı geçtiğimiz aylarda. DNS değiştirmeden girilemiyordu, bu da hem yazarlar hem de okuyucular için sıkıntı oluyordu. Yasağın sebebi ise Lig TV'de yayınlanan Türkiye Süper Ligi maçlarının internet üzerinden canlı (ve ücretsiz) olarak yayınlanmasıydı. Normalde paralel yayını yapanlar Blogger üzerinde olmasa da oradan siteye ekleme kodlarını alıp o yayını Blogger üzerindeki bloglarına ekleyenler yüzünden Lig TV dava açmıştı. Haksızdı ama kazandı, sonuçta Blogger bir süreliğine yasaklandı. Neyse, görünüşe göre benzer bir sorun ABD'de de varmış. (zaten orada olmayan şey yok) ABD parlementosuna sunulan bir yasa teklifi onaylanıp yasalaşırsa ücretli veya ücretsiz ayrımı yapmadan televizyon yayınını internet üzerinde izinsiz (ve canlı) vermek (streaming deniyor buna) yasak olacak ve yapanlar cezalandırılacak. Kısacası, internet üzerindeki canlı yayınlar korsan içerikten sayılacak. Ücretli yayınların izinsiz aktarılmasına tabii ki karşıyım, bu yüzden yasayı (kısmen) mantıklı buluyorum, ama bazı korsan yayıncılar yüzünden Blogger gibi dev bir servisin bir ülkede yasaklanması bana hala mantıksız geliyor. Umarım böyle bir yasağı bir daha yaşamayız.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Bugün benim doğumgünüm!

Benim değil tabi, okuduğunuz blogun doğumgünü. Bu blogda ilk yazılarımı 30 Nisan 2009 Perşembe günü yayınlamıştım. Yani, tam iki yaşında bir blog olduk artık. Geçtiğimiz yıl blogumuz daha da güzelleşti, tarzını değiştirdi, yeni katılımlarla güçlendi. Blogger yasağı gbi hoşumuza gitmeyen şeyler de oldu tabi, ama bunlar bizi yıldırmadı. Umarız daha uzun süre boyunca siz okuyucularımızla beraberliğimiz devam eder. Nice mutlu senelere!

1 Mart 2011 Salı

Şu anda yasaklanmış bir blogu okuyorsunuz

Belki duymuşsunuzdur, ama ben duymayanlar için söyleyeyim: bu blog dahil pek çok amatör bloga ev sahipliği yapan Blogger servisi mahkeme kararıyla Türkiye'den erişime kapatıldı. Eğer bu yazıyı okuyorsanız ya yasak kalkmıştır, ya da Youtube yasağı döneminden kalma özel DNS sunucuları sayesinde yasağı delmişsinizdir. Yasaklanma sebebi Lig TV'nin şikayeti. Bazı bloglarda Türkiye Süper Ligi (çok süperler ya, neyse...) maçlarının canlı video aktarımı sistemiyle ücretsiz gösterilmesi üzerine Lig TV mahkemeye başvurmuş. Mahkeme de "o blog, bu blog" demeden Blogger'ı komple yasaklamış. Özel DNS sunucuları sayesinde hala Blogger üzerindeki bloglara erişilebiliyor, mesela ben şu anda bu yazıyı özel DNS sunucusu üzerinden girerek yazıyorum, ama çoğu kullanıcı Blogger'a erişemeyecektir. Yasak kimin suçudur, kabahtli Lig TV mi, yoksa kararı veren mahkeme mi bilemiyorum. Bildiğim fena halde gıcık olduğumdur. Bunun suçlusu kimse Allah onu bildiği gibi yapsın. Benim ve benim gibi pek çok kişinin emek verdiği blogları bir çırpıda kapatıp bu kadar insanın nefretini kazanıyorlar. Umarım günü gelince kendilerine yatacak yer bulurlar. Bu yasakçı zihniyetten gına geldi artık. Sanki kendileri çok düzgünler de, başkaları hata yaptığında onları yasaklıyorlar. Sinirden sayfalarca yazabilirim, ama kısa kesmek istiyorum. Yasakları protesto ediyorum, yasaksız bir internet istiyorum. İyi akşamlar.

28 Aralık 2010 Salı

Fizy yasaklandı

Site yasaklama konusunda sınır tanımayan ülkemiz Türkiye bu sefer de gurur duyulması gereken bir siteyi yasakladı. Evet, Fizy.com sitesine erişim MÜ-YAP tarafından açılan dava sonucunda artık engelleniyor. Bilmeyenler için kısaca özetleyeyim: Fizy.com Türkiye'den çıkan bir projedir ve tüm dünyaya yayılmıştır. Uluslararası öneme sahip Mashable ödüllerinde müzik siteleri arasında ilk üçe girmiştir. Özelliği, şarkıları kendisi barındırmayarak bir arama motoru gibi işlev görmesidir. Üstelik, dinlenen şarkının indirilmesine de izin vermemektedir. Bu yüzden de tamamen yasaldır. Radyolar ve müzik kanalları ne kadar yasalsa, Fizy.com da o kadar yasaldır. Bunun haricinde, kendisinin barındırmadığı sanat eserleri kendi üzerinden dinlendiği için Fizy.com MÜ-YAP denen kuruma telif ücreti de ödüyordu. MÜ-YAP isimli ne iş yaptığı çok ta belirli olmayan kurum kendi beceriksizliğinin üzerini kapatmak isteği ve Fizy'nin başarısına karşı hissettiği çekememezlik nedeniyle Fizy yetkililerinin tüm şartları kabul etmelerine rağmen Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulundu ve sitenin erişime engellenmesi konusunda karar aldırttı. Konuyu en yetkili kişiden öğrenmek için şuraya tıklayarak Fizy.com kurucusu Ercan Yaris'in bloguna konu ile ilgili yazdığı kısa yazıyı okuyabilirler.

Sayın okurlar, herkesin bu konuda kendi düşüncesi olabilir. Kimisi MÜ-YAP'ı haklı bulabilir, kimisi de bana katılarak Fizy'nin yasal olduğunu düşünebilir. Bu tartışmayı bir yana bırakıp Fizy.com'un yasaklanmasının kime ne getireceğini (ve ne götüreceğini) düşünmek gerekli. İnsanlar eğer internet üzerinden müzik dinlemek istiyorlarsa dinlerler. Buna engel olunamaz, çünkü bunun için sayısız kaynak vardır. En başta Last.FM ve Pandora olmak üzere internet radyosu tipindeki siteler bu iş için en uygun mekanlar. Bunlar haricinde video paylaşım siteleri de (başta Youtube) internet üzerinden müzik dinlemeye olanak tanıyor. Dikkat ettiyseniz, bahsettiğim sitelerin hepsi yurtdışı kaynaklı. Yani, onları kullandığımızda onlara para kazandırıyoruz. Fizy'yi, veya başka bir yerli siteyi kullandığımızda kendi vatandaşlarımıza para kazandırıyoruz. Sadece bu bile Fizy.com'un yasaklanmaması için yeterli bir sebeptir. Eğer devletimiz internet üzerinden gelir elde edenlerden vergi isteyecek, vermeyenleri de yasaklayacaksa ilk önce vergisini kendiliğinden veren siteleri desteklemelidir. Kendi devletimiz bile böyle projeleri desteklemiyorsa bu topraklarda nasıl başarılı olacağız? Ben tüm internet yasaklarına karşıyım, ama özellikle de Fizy.com yasağına karşıyım. Herkesin düşüncesi kendisi içindir, ama farklı fikirleri duymaya da hazırım.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Evlenmemiş kıza telefon yok!

Bunu ben demiyorum, Hindistan'ın Lank isimli kasabasının yönetici meclisi diyor. Şöyle ki, bahsi geçen Lank kasabasını yöneten kasaba meclisi (bir nevi ihtiyar heyeti) kasaba içerisinde bekar bayanların cep telefonu kullanmasını yasaklamış. Bekar erkekler ise sadece ebeveynlerinin izni varsa telefon kullanabiliyormuş. Bu saçma yasağın sebebi yasağın kendisinden de saçma. Kasaba meclisinin üyeleri evlenmemiş kızların cep telefonlarını kullanarak babalarının haberi olmadan sevgili bulduklarını ve evlenme kararı aldıklarını düşünüyormuş. Bir kızın birisiyle babasından habersiz evlenmesi Hindistan'ın o bölgesinde büyük bir suç olarak sayılıyormuş ve ölümle bile cezalandırılabiliyormuş. Kısaca, telefon yasağı kızların suç işlemesini engellemek için getirilmiş. Umarım Lank kasabasının ileri gelenleri (ve arkadan takip edenleri) her ne içiyorlarsa bir an önce bırakırlar ve kendilerine gelirler. Bu tip saçma yasaklar aile düzeyinde heryerde karşımıza çıkabilir, ama bunu yasa olarak kabul etmek çağdışılığın uç noktası. Bu arada, kasaba diyorum sürekli ama Lank'ın nüfusu 50000, öyle ufak tefek bir yer değil yani. Çişini tutamayan adamların sırf yaşlı oldukları için insanları yönetmesine ve saçma yasaklar koymalarına karşıyım. Geleceğin en büyük dört ekonomisinden biri sayılan bir ülkede böyle olayların yaşanması garibime gidiyor. Büyüklük sadece ekonomiyle olmaz, kültürel gelişmişlik te gerektirir.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Libya hükümeti ".ly" uzatmalı alan adlarına el koyuyor

Genelde URL kısaltma siteleri tarafından kullanılan, ".ly" ile biten alan adları Libya devleti tarafından kontrol altına alınıyor. "LY" harfleri Libya'nın uluslararası trafikteki 2 harflik kısaltması. (tıpkı Türkiye'nin TR kısaltması gibi) Bu yüzden ".ly" ile biten internet adreslerinin haklı sahibi olan Libya'nın hükümet yetkilileri bundan sonra kendi ülkelerinin kısaltmasıyla biten alan adlarından yayın yapan siteleri denetleyeceklerini açıkladı. Bu denetim dini kurallara ve şeriat kanunlarına göre işleyecekmiş. Libya'lı yetkililer sadece alan adlarını değil, o alan adlarıyla yayın yapan sitelerin içeriklerini de kendi görüşlerine uygunluk açısından denetleyecek. Üstelik, 4 harften kısa adreslerin sadece Libya'lılar tarafından satın alınması için gayret edeceklermiş. Bu tip kısa adresler genellikle URL kısaltma sitelerinin favorisiydi. Her gittiği yerde çadır kurarak dünyanın en abazan erkeği ünvanını kazanan Muammer Kaddafi'yi ve diğer Libya'lı yetkilileri interneti keşfettikleri için tebrik ediyorum. Bu gidişle 10 yıl sonra da Facebook ve Twitter'ı keşfederek onları sansürlemenin yollarını ararlar. Kimse yanlış anlamasın, kendi ülkesinin alan adlarına sahip çıkmasını eleştirmiyorum, bu kadar gecikmiş olmasını eleştiriyorum. Madem böyle bir dertleri vardı, şimdiye kadar neredeydi Libya'nın hükümet yetkilileri? İnternette adres kalmamış, onlar kendi alan adlarını henüz keşfediyorlar. Üstelik, keşfettikleri gibi sansüre başlıyorlar. Vallahi bravo...

30 Eylül 2010 Perşembe

Vimeo'ya giriş yasaklandı

Bu blogdaki videoların çoğunu eklemek için kullandığım popüler video paylaşım sitesi Vimeo bugün itibariyle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından Türk internet kullanıcılarının erişimine kapatıldı. Biz Youtube yasağının kaldırılmasını umarken bir diğer güzel video paylaşım sitesinin engellenmesi gerçekten karamsarlık verici oldu. Rivayete göre Cumhuriyet Halk Partisi'nin Trabzon milletvekilinin zamparalık görüntüleri Vimeo'da yayınlandığı için alınmış bu engelleme kararı. Ne olursa olsun, şikayet eden kim olursa olsun bu tip site kapatma kararlarını şiddetle kınıyorum. İnternetin ne olduğunu bilmeyen, kafası geçen yüzyılda kalmış, çişini tutamayan adamların aldığı kararlarla tüm bir ulusun internet kullanıcılarını etkilemesi hiçbir mantığa sığmaz. Sitelerin kapatılması sadece bizim kafamızı kuma gömmemiz anlamına gelir. Eğer ortada zararlı bir içerik varsa zaten tüm dünya onu görüyor, bizim görmememiz neyi değiştirecek? Bu sadece Türkiye'nin olmayan prestijini biraz daha yoketmeye yarar, site kapatmanın başka bir işleci de yoktur.

Bu gelişmeyle birlikte blogda yaşanacak bazı aksaklıkları da bildirmek isterim. Her ne kadar eski yazıları kimse okumasa da, eğer canınız çeker de geriye doğru giderseniz bazı videoları izlemekte sorun yaşayabilirsiniz. Bildiğiniz üzere Youtube kapalı olduğundna ve herkes rahatça görüntüleyemediğinden Youtube üzerindeki videoları blogda kullanmıyordum. Bunun yerine farklı video sunucularında o videoları arıyordum (özellikle de Vimeo'yu tercih ediyordum), bulamazsam da Vimeo'ya kendim ekliyordum. Artık kapatıldığı için Vimeo üzerindeki videoları artık izleyemeyebilirsiniz. Youtube'u izlemek için DNS ayarlarını değiştirmiş olan arkadaşlar Vimeo'ya da sorunsuzca girebilecekler, onlar bu yasaklardan etkilenmiyorlar. Ben de bundan sonra farklı video sunucularını tercih edeceğim. İnşallah Vimeo'nun yasağı Youtube gibi sürümcemeye girmez ve bir an önce engelleme kaldırılır.

Not: Yukarıdaki resmi PC Labs sitesinden aldım. Umarım hazırladıkları bu görseli izinsiz kullandığım için bana kızmazlar.

23 Eylül 2010 Perşembe

Yasaklanan Smart reklamı

Smart markalı arabaları bilirsiniz, hani şu ufacık olanlar... İşte onların tanıtımı için hazırlanmış olan bu reklam Almanya'da sinemalarda yayınlanmaya başladıktan sonra çok tutmuş ve tüm Avrupa ülkelerine yayılmış. Daha sonra ise gelen tepkiler nedeniyle yasaklanmış. Yasaklanmasına pek şaşırmadım, arabanın iki kişilik olmasının bu şekilde övülmesi çok garip olmuş. Yaratıcı, ama bir o kadar da garip. İzleyince "ne alaka?" dedirtiyor insana.

3 Aralık 2009 Perşembe

Yassah kardeşim!

Sık sık ziyaret ettiğim PC Labs sitesinin haberine göre dünyanın önde gelen ve bazı arkadan giden ülkeleri ACTA (Anti-Counterfeiting Trade Agreement) isimli bir anlaşma imzalamak üzereymiş. Bu anlaşmanın Türkçe meali sahteciliğe karşı ticaret anlaşması. Sahteciliğe hepimiz karşıyız, burası kabul. Bununla birlikte anlaşmanın bazı maddeleri sadece sahtecileri değil, herkesi zor durumda bırakacak cinsten. İşte bu maddelerin bazıları:
  • İSS'lerin (internet servis sağlayıcıları) telif hakkı polisliğine getirilmesi ve bu yolla korsan olduğu düşünülen her türlü şeyi filtreleme haklarının olması. Yani kullanıcılar tarafından oluşturulan içerikleri görüntüleyebilme ve müdahale edebilme haklarının kanunen tanınması.
  • Kullanıcılar "korsanlık"la suçlanırlarsa (buraya dikkat, sadece suçlanırlarsa yani suç kanıtlanırsa değil) ve bu 3 kere gerçekleşirse, bağlantının kayıtlı olduğu hane ve işyerinin bir yıl süreyle internetten atılması ve para cezası ödemesi.
  • Satın alınan DVD'lerin yedeklenmelerini engelleyen kopyalama koruma yazılımlarının aşılmasını sağlayan tüm 'crack' yöntemlerinin kullanımlarının yasaklanması. Ki legal sebeplerin olması da geçerli sayılmayacak.
  • Çevrimiçi anonimliği sağlayan tüm kimlik bloklayıcı yazılımların yasaklanması.
  • Gümrük memurlarına yolcu beraberinde gelen her türlü medya oynatıcısındaki içeriklerin korsan olup olmadığını sorgulama hakkı verilmesi. Korsan içerik bulunan cihazlara el konulabilmesi.
Maddeleri aynen PC Labs sitesinden aldım, baştan söyleyeyim. Sahtecilikle ilgili yazıda ben sahteci olmayayım yani. Güzel maddeler değil mi? Sansür için yeni yollar açılmış. Özel hayata darbe indirilmiş. Sadece suçlamayla bile internetten kişilerin atılabilmesi olanağı bile sağlanmış. Bir nevi sürgün yani. En komiği de sonuncusu. Düşünsenize, havaalanında memur almış eline MP3 çalarları, millete "bu şarkı sende var mı, peki bunu nerden buldun?" gibi sorular soruyor. Daha neler göreceğiz bakalım. Zamanında hayalperest olarak görülen George Orwell bundan sonra gerçekçi yazar olarak tanınacak herhalde.

21 Temmuz 2009 Salı

Sigara yasağı

Evet yasak başladı. Ben sigara içen birisi olarak yasağı destekliyorum. İnanması güç ama olması gereken bu, ama bazı ince ayarlamalar da yapmak gerekli. Bu ülkede homoseksüellerin, teröristlerin, hatta sübyancıların bile hakları savunuluyor. Sigara içenlerin hakları neden savunulmuyor? Sigara içmeyenleri dumandan korumak gerek, burada hemfikiriz ama sigara içmeyi bu kadar zorlaştırmak bana göre saçma. Eğer devlet gerçekten sigara tüketimini azaltmak istiyorsa sigaranın üzerindeki vergiyi arttırsın. Avrupa birliği ülkeleri içinde sigaradan en az vergiyi alan ülke Türkiye. Sigara pahalı olsun, kaçakçılıkla da daha iy savaşılsın, çoluk çocuk alamasın. Çözüm bu kadar basit. Alkolden kol gibi vergi almayı biliyorlar, mesele sigara olunca anında yumuşuyorlar. Dünyanın en düşük vergiye sahip alışveriş cenneti şehir devletlerinde bile sigara bizdekinden daha pahalı. Biraz durup düşünmek lazım. Yasaklarla insanların alışkanlıkları değişmez. Önemli olan alışkanlığın oluşmasını engellemektir.