sunucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sunucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2012 Perşembe

TTNet'inki haricinde DNS sunucusu kullananlar bazı sitelere giremiyor

Eğer bazı yabancı sitelere giremiyorsanız, girseniz bile içeriği düzgün göremiyorsanız şaşırmayın. Büyük ihtimalle TTNet'inki yerine farklı bir DNS sunucusu kullanıyorsunuzdur ve engellenmiş bazı IP numaralarına takılmışsınızdır. Aslında olay oldukça basit, ama DNS sistemi hakkında bilginiz yoksa size biraz karmaşık gelebilir. Biraz açıklamakta yarar var.

Normalde internete bağlı her bilgisayarın bir IP numarası olur. En fazla üçer rakamlı dört gruptan oluşan bu numaralar bilgisayarın ağ ortamındaki adresidir. Biz bir siteye girmek istediğimizde o sitenin adresini yazarız, çünkü birsürü rakamdan oluşan IP numarasını akılda tutmak zordur. İşte bu noktada DNS sunucuları devreye girer. Açılımı "Domain Name Server - Alan Adı Sunucusu" şeklinde olan bu sunucular bir nevi telefon rehberi gibidir. DNS sunucuları bizim girdiğimiz site adreslerini ilgili sunucuların IP numaralarına yönlendirirler, bu sayede o IP numarasındaki sunucuya bağlanıp siteye gireriz. Navigasyon cihazlarındaki adres bulma sistemine de benzetebiliriz bunu. Biz sokak adını ve kapı numarasını yazarız, cihazın içindeki sistem o adresin denk geldiği koordinatları belirleyip harita üzerinde işaretler. Anlayacağınız, DNS sunucuları internet üzerindeki tercümanlarımızdır. Her internet servis sağlayıcısının kendi DNS sunucusu vardır, ayrıca özel olarak tercih edilebilen DNS sunucuları da mevcuttur.

İşte bu genel bilgilendirmenin bittiği yerde bu yazının konusu olan problem başlıyor. Şöyle ki, insanlar çeşitli sebeplerden dolayı "özel" DNS sunucularını tercih ediyorlar. Bir dönem, Youtube yasağı zamanında bu siteye girebilmek için de farklı DNS sunucuları kullanmak gerekiyordu. Hala TİB tarafından yasaklanmış bazı sitelere erişebilmek için TTNet'in standart DNS sunucusundan vazgeçip özel DNS sunucularını kullanmak gerekebiliyor. Yakın zamana kadar bu gayet makul bir çözümdü, hiçbir sıkıntı da oluşmuyordu. Ta ki TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bazı IP numaralarını engelleyene kadar... Henüz resmi bir açıklama yapılmış değil, ama TİB bazı IP numaralarını zararlı olduklarını düşünerek engellemiş. Tesadüf bu ya, engellenen IP numaralarından bazıları birçok popüler siteye CDN (Content Delivery Network - İçerik Sağlama Ağı) hizmeti veren Limelight firmasına ait. Bu yüzden bu firmadan hizmet alan sitelerin bazıları hiç açılmıyor, bazıları da açılsa bile düzgün gözükmüyor. Mesela Steam'de hiçbir resim gözükmüyor, yazıdan ibaret bir site olarak açılıyor. Autoevolution sitesi de benzer şekilde yazıdan ibaret görünüyor. En popüler torrent istemcilerinden olan uTorrent'in sitesine de erişilemiyor.

Tabi bu durum yukarıda da yazdığım gibi sadece "özel" DNS sunucularını kullananları etkiliyor. Nasıl oluyorsa TTNet'in standart DNS sunucusunu kullananlar, yani DNS için özel bir ayar yapmayanlar bu sitelere rahatlıkla giriyorlar. Onlar sorun yaşamıyor. Benim gibi farklı DNS sunucularını tercih edenler çekiyor bu sıkıntıyı. Şimdi bundan vazgeçsek, yani TTNet'in standart DNS sunucularına dönsek, bu sefer de mahkeme kararıyla yasaklanan bazı sitelere giremeyeceğiz. Her türlü yasağa takılıyoruz yani. Umarım bir gün bu keyfi yasaklamalardan kurtuluruz ve gerçekten özgür bir internet erişimine sahip oluruz. Böyle uygulamalar yüzünden internet ortamının keyfi kaçıyor, kullanmanın bir anlamı kalmıyor.

30 Ağustos 2012 Perşembe

ARM tabanlı sunucuların bugünü ve yarını

Teknik konularda tartışmayı severim. Bir diğer sevdiğim şey ise teknik konuları basitleştirip anlatmak. Yeni bir şeyler öğrenip ufku açılan insanların gözündeki parıltıyı görmek çok keyifli. Ancak daha fazla kişiye ulaşmak ve Türkçe kaynak yaratmak için yazmak şart. Taşınma işlerinden vakit bulduğumda yazdığım bu yazıda umarım parçaları iyi birleştirmişimdir ki dağınıklık hissetmezsiniz.

Yıllardır akıllı telefonlar kullanıyoruz. Ancak ilk iPhone ile birlikte rakipler, Apple'ın yıllardır ustalıkla yaptığı kullanıcı deneyimini sağlayamadıkları için işi donanım yarışına çektiler. Bu yüzden ARM adı sıkça telaffuz edilir oldu.
ARM adının çok duyulmasının bir sebebi de nVidia oldu. Tegra isimli SoC (entegrede sistem) ile tablet ve telefonlara girdiler. nVidia her zaman büyük hayalleri olan bir firma oldu ve bu hayaller içerisinde Tegra ve dolayısıyla ARM tabanlı SoC'ler ile sunucu (daha ziyade HPC yani High Performance Computing ve SuperComputing alanı ama kafalar karışmasın) pazarına girmek de var. Peki halihazırda hiç ARM tabanlı sunucu var mı?
Calxeda, nispeten genç bir firma. 2008 yılında kuruluyorlar ve 2010 yılında aldıkları $48M yatırımla tabiri caizse alıp başlarını gidiyorlar. Bizim için önemli olan, giderken ellerinde ne olduğu;

Yukarıdaki resimde bir EnergyCard görüyoruz. Bir yukarıda gördüğünüz EnergyCore, birer RAM slotu ve beş adede kadar SATA2 mevcut. Birde -bu yazının esas nedeni- sekiz adet fabric swich var -ki birazdan değineceğim.



Bazen büyük resme bakmak için resmi büyültmek gerekebiliyor. EnergyCard'ları birleştirip sunucu yaptık. Peki bu sunucu ne kadar kuvvetli?


Ortalıkta dolaşan söylentiler (hayır, söylentilerin kaynağının nVidia olduğunu söylemem) güncel ARM mimarisinin aynı saat hızında Core2'yi yakaladığı. Ancak acı gerçek gelecek yıl çıkacak ARM15 mimarisinden izler taşıyan Krait mimarisini bile aynı saat hızında Core2'den (ikinci nesil Core değil, 2006'daki Core2) %50 daha düşük performans gösterdiği. Güç tüketiminde cimrileşmesi için kırpılmış X86 olan Meldfield bile güncel ARM SoC'lerden daha iyi performans gösteriyor. Intel Meldfield ile Android platformunda başarılı olamayacak, nedenini başka bir yazıda yazacağım.

ARM işlemcili cihazlarımızla pek çok iş yapıyoruz. 1080P video oynatmak gibi kas gücü gerektiren işler dahil. Ancak bu kas gücü gerektiren işler için ARM SoC'ler özelleştirilmiş devreler içeriyor. PCLabs'daki Tegra 2'yi anlattığım yazımda Boxee Box isimli medya oynatıcı için Tegra 2'nin 1080p H264 kodlanmış videolarda yaşattığı hayal kırıklığı yüzünden projeden atıldığını anlatmıştım.

Peki ARM tabanlı SoC'lerin salt işlem gücü bu kadar kötüyken sunucularda ne işi var? Gücü düşük diyorum ama düşük güç yeten birçok sunucu var. Buralarda düşük güç tüketiminin avantajını yakalıyor. Calxeda özelinde SoC'lerin arasında fiziksel bağlantı olmadığı için iş yükleri iyice bölümlenmiş olmalı. Çünkü her bir EnergyCore, tek başına kendi belleğiyle çalışıyor, güç paylaşımı ya da haberleşme yok.

Calxeda'nın en büyük özelliği fabric switch. AMD ya da Intel sunucu kurarken sadece ağ için ödeyeceğiniz ücretten (en ucuz 2 port 10GBit ağ kartını Intel $400'dan satıyor, $750 üstü modeller de var) çok daha azına Calxeda hem kolay kurulabilir bir ağ ile düşük güçte ve dağıtık da olsa bir sunucu vaat ediyor. Düşük güç tüketimi, düşük maliyet, düşük soğutma maliyeti ve entegre ağ kartları ile Calxeda, ilginç bir işe imza attı.


Pek yarın ne olacak? ARM, A15 ile aynı saat hızında %50'ye varan performans vaat ediyor. Ayrıca LPAE (Large Physical Address Extensions) ile 40 bit yani 1TB'a kadar bellek adresleme gelecek. ARM 4GB duvarını kaldırdığına göre bu yeni SoC'e güveniyor demektir çünkü şu ankilere 1GB RAM bile yetmekte. Note2 gibi birkaç 2GB bellekli istisnaya aldanmayın.

A15'in bir adım ötesinde ise 64 bit Aarch64 ile ARMv8 görünüyor. Bellek tarafında LPAE'ye uyumluluk ve genel olarak ARMv7'ye uyumluluk vaat ediliyor. Ancak ARMv7'deki bazı verimsiz komutların çıkartılması gibi ince ayarlar sonrası eski uygulamalar bir miktar performans düşüşü gösterebilir. Ancak ARMv8'deki 32 ve 64 bit modlarındaki uyumla birlikte, yeni 32 bit uygulamaların 64 bir sistemde 32 bit sisteme nazaran daha hızlı çalışması bekleniyor.

Uzun lafın kısası şu anda ARM sunucular performansları için tercih edilmiyorlar ama yarın bu tablo değişecek gibi görünüyor. Maliyet hesabı yaparken tüm platformu hesapladığınızda, Intel sistemler rakiplerine oranla -tıpkı masaüstünde olduğu gibi- çok daha pahalıya geliyor.

Yazıyı mümkün olduğunca sadeleştirmeye çalıştım fakat bazı noktalar mecburen karışık kaldı. Kusura bakmayın, afiyet olsun (:

21 Mart 2012 Çarşamba

Çılgın fikir: Pirate Bay sunucularını göklere çıkaracak!

Son günlerde yasal sıkıntılar çeken ve sık sık davalarla ve polis baskınlarıyla uğraşmak zorunda kalan ünlü torrent sitesi Pirate Bay'in yetkilileri baskınlara ve yasal dayatmalara karşı koyabilmek için ilginç bir yöntem bulmuşlar. Yöntem şu: Pirate Bay sunucuları uydu kontrollü balonlarla gökyüzünden çalışacak. Bu sayede uluslararası sularda, hiçbir ülkenin müdahalesinden çekinmeden link paylaşımı yapılabilecek. İlginç, hatta çılgınca, ama oldukça da mantıklı. Sonuçta uluslararası sularda kimse o sunuculara müdahale edemez veya karışamaz. Tabi Pirate Bay sunucularının hepsi havada olmayacak, sadece kritik önem taşıyan bazı sunucular "uçurulacak". Sunucularla iletişim de uydu bağlantısı üzerinden kurulacak sanırım. Yakıt ikmali de gerekecek, çünkü sunucular havayla çalışmazlar. Bunu nasıl halledecekleri ise henüz belli değil. Gerçi Raspberry Pi tarzı ARM tabanlı, düşük güç tüketimli sunucular kullanacaklarını belirtmişler, ama yine de yakıt ikmali gerekir. Bu sonuçlanmış bir proje değil, ama Pirate Bay yöneticileri artık baskılardan öyle bunalmışlar ki, böyle şaka gibi çözümlere yönelmeleri normal görünüyor.

23 Ocak 2012 Pazartesi

HTC iş dünyasına IBM ile giriş yapacak

Tayvanlı cep telefonu ve tablet üreticisi HTC iş dünyasına adım atmaya hazırlanıyor. Kaliteli cihazlarıyla çoğu kişinin beğenisini kazanan üretici IBM ile işbirliği yaparak iş dünyasına da akıllı telefon satmak istiyor. IBM'in düzenlediği Lotusphere konferanslarında akıllı telefonlarla sunucuya erişim sağlayan mobil yazılımlardan bahsedilirken teşhir için HTC'nin cihazları kullanılmış. Ayrıca, HTC yetkilileri tüm yeni nesil HTC telefonların IBM'in iş amaçlı yazılımlarıyla tamamen uyumlu olduğunu söylüyorlar. BlackBerry iş dünyasının telefonu olarka bilinir, ama son birkaç yılda çok zayıfladı. Eğer HTC gerekli güvenliği sağlayabilirse iş dünyasının tercih edilen telefon tedarikçisi olabilir. Sonuçta büyük firmalar sunucularında IBM'in çözümlerini tercih ediyorlar, onunla tam uyumlu çalışan cihazları da tercih edeceklerdir.

30 Eylül 2011 Cuma

IBM dünyanın en değerli ikinci teknoloji firması oldu

IBM bir sürpriz yaptı ve "teknolojinin büyükleri" sıralamasını değiştirdi. Dün itibariyle IBM'in piyasa değeri 214,000,000,000$ seviyesine ulaştı ve Microsoft'u (213,200,000,000$) geçti. Böylece IBM dünyanın en değerli teknoloji şirketleri sıralamasında Apple'ın ardından ikinci oldu. Kişisel bilgisayar üretimini 2005 yılında Lenovo'ya devreden IBM'in bu başarısının altında yatan şey her gün önemi artan bir teknoloji olan bulut işlem sistemlerine yatırım yapması. Ayrıca IBM kurumsal hizmetler konusunda da dünyanın en güçlü firması durumunda. Bu yüzden bu kadar değerli olmasına fazla şaşırmamak lazım. Umarım başarılarının devamı gelir, çünkü şu anda kullandığımız standart kişisel bilgisayarların (PC) atası IBM'dir. Eğer zamanında IBM kişisel bilgisayar standardını oturtmamış olsaydı şimdi hepimiz birbirine uyumsuz işletim sistemlerine sahip farklı farklı bilgisayarlar kullanıyor olabilirdik.

30 Ağustos 2011 Salı

Korsan paylaşımcıdan yasal indirme sunucusu: BayFiles

Korsan içerik indirilmesine prensipte karşıyız, ama işte zaman zaman insanlar bazı şeyleri ödünç almak zorunda kalabiliyorlar. Böyle durumlarda herkes hızlı ve güvenilir bir kaynaktan indirmek ister. Korsan içerik konusunda hızı ve güvenilirliğiyle bir markaya dönüşmüş olan The Pirate Bay'in kurucularından ikisi BayFiles isimli bir indirme sunucusu kurmuş. Tıpkı sık sık kullandığımız RapidShare veya Hotfiles gibi BayFiles sunucusu da kullanıcıların yüklediği dosyaların diğer kullanıcılar tarafından indirilmesini sağlıyor. Kuruculardan Fredrik Neij'e göre bu site tamamen yasal ve şikayet gelmesi durumunda telif hakkı ihlali yapan dosya sunucudan silinecek. Açıkçası pek inanasım gelmiyor, özellikle de sitenin ismi The Pirate Bay ile benzerlik taşıyınca... Yine de şimdiden peşin fikirli olmamak lazım. İleriki zamanlarda BayFiles'ın telif haklarına ne kadar saygılı olduğunu göreceğiz. Cümlemize hayırlı olsun, umarım üye olmadan indirenlere çok katı hız sınırlamaları getirmezler.