linux etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
linux etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2015 Cuma

RAM üzerinden bilgisayar kontrolünü ele geçirmek



Google Project Zero, Google'ın güvenlik açıklarını araştıran ve bunu ilgilere ileten, kapatmaları için 90 gün süre verip, kapatılmaması halinde bunları afişe eden bir oluşum. Kendilerini bu yılın başında Windows 8.1'in kritik açıklarını yayınlamasıyla Microsoft'u ziyadesiyle kızdırdıklarında tanımıştık.

GPZ, geçtiğimiz günlerde çok daha ilginç ve ciddi bir açık keşfetti. Buna göre bazı model DDR3 hafıza yongalarında hafızaya bir süre sürekli erişerek,  hafızanın erişmediğiniz kısımlarını maniple edebiliyorsunuz. Yani bir sunucunun yönetici haklarını elde edebiliyorsunuz.



Bu aslında aralarında Onur Mutlu ismininde olduğu bir grup bilim insanının geçen sene keşfettiği bit atlatma tekniğiyle yapılıyor. Bilgisayarda bilgiler birler ve sıfırlar halinde saklanır ve işlenir. Bazı RAM çiplerindeki açık sayesinde, bellekteki bitlerin durumunu değiştirebiliyorsunuz. Yani basitçe "yönetici mi? hayır(0)" şeklindeki kayıtı "yönetici mi? evet(1)" haline getirebiliyorsunuz.

Bu açık için NaCl (hayır tuz değil, Native Client) gibi doğrudan makine kodu çalıştırabilen kütüphanelerden yararlanılıyor. Bu kütüphaneler aslında güvenli, üstelik sandbox üzerinde çalışıyor yani izole bir ortamda. Bu durum, açıktan yararlanmanızı etkilemiyor. Çünkü size ayrılan bölümde yaptığınız işlemler bellek yongasındaki sizden saklanan bölümü, elektriksel bir sorun yüzünden etkiliyor.

Sorun donanımsal. Bazı RAM'lerde soruna rastlanırken bazılarında rastlanmıyor. Ve yazılımsal bir yama, yani bir BIOS yaması sorunu çözecek gibi görünmüyor. Google bu yüzden, bilgisayarınızın açıktan etkilenip etkilenmediğini test edebilmeniz için bir araç yayınladı. GNU/Linux ve OS X üzerinde çalışan bu yazılımla bilgisayarınızı test edebilirsiniz. Bu zamana kadar yapılan testler, piyasadaki ürünlerin büyük çoğunluğunun bu açıktan etkilendiği yönünde.

Bu tür bir açık, aslında beni şaşırtmadı. Çünkü bu tür ürünler yüksek üretim teknolojileriyle üretiliyor. Yukarıda bahsettiğim bilgileri oluşturan bitler, aslında minik bir kapasitörün dolu ya da boş olmasıyla tespit ediliyor. Bu kadar küçük bileşenlerle üretilmiş ürünlerde, elektrik sızıntısı ve bu sayede verinin bozulması olası. İşlemcisine hızaştırma yapanlar, bir süre yüksek voltaj altında kullandıklarında artık işlemcinin o hızlara çıkamadığını, daha yüksek voltaj istediğini bilirler. Bu durum da, kaçak voltaj sorunu.

Transcend marka bir DDR3 RAM'deki ECC modülü

Şimdi bazılarınızın aklına özellikle gerçek sunucu bilgisayar RAM'lerinde kullanılan ECC (Error Check and Correction) özelliği gelecektir. Bu işlem evet, bozulmuş bitleri bulup tamir eder. Ancak çalışma algoritmasından dolayı, çözüm değil sadece önlem aşamasında kalıyor. Zaten esas tehlike, sunucu bilgisayarlara yönelik.

Sonuç olarak donanım üreticileri daha sıkı çalışıp, daha "şeytani" testler yaparak güvenlik düzeyini yükseltmeli. Çünkü bir kere seri üretime geçildiğinde, geri dönüş kolay olmuyor. Burada olduğu gibi her sorun, yazılım düzenlemesiyle çözülemiyor.



22 Şubat 2013 Cuma

Google Nexus tablet ve telefonlar için Ubuntu Touch çıktı

Tam olarka çıkmadı tabi, bu sadece geliştiriciler için hazırlanmış bir önizleme sürümü. Geçtiğimiz aylarda tanıtılan ve çok ilgi çeken mobil Ubuntu artık Google Nexus cihazlara yüklenebiliyor. Popüler Linux dağıtımının ARM tabanlı ve dokunmatik ekranlı cihazlar için hazırlanan özel versiyonu henüz tam anlamıyla hazır değil. Bu yüzden an itibariyle indirilebilen bu önizleme sürümü normal kullanıcılara önerilmiyor. Ubuntu Touch şimdilik sadece temel uygulamalara sahip, daha farklı uygulamaları kullanmak isteyenlerin bunları uyarlaması gerekiyor. Bu da zaten normal kullanıcıların yapabileceği birşey değil. Google Nexus 7, Nexus 10, Galaxu Nexus ve Nexus 4 isimli cihazlarda (yani son 2 sene içinde piyasaya çıkmış Nexus cihazlarında) çalışan Ubuntu Touch ön ve arka kameraları kullanabiliyor, WiFi üzerinden internete bağlanabiliyor ve Android Developer Bridge üzerinden bağlantı kurabiliyor. Bunların haricinde Galaxy Nexus ve Nexus 4'te kullanıldığında GSM ağlarına da bağlanabiliyor, telefon görüşmesi yapabiliyor ve kısa mesaj gönderip alabiliyor. 3G veya EDGE bağlantısı ise henüz yok, internet bağlantısı sadece WiFi üzerinden sağlanıyor. Eğer uyumlu bir Nexus cihaza sahipseniz ve Ubuntu Touch'ı denemek istiyorsanız şuradan indirip cihazınıza kurabilirsiniz. Daha önce telefonunuza veya tabletinize ROM kurmadıysanız hiç bulaşmayın, cihazınız elinizde kalabilir.

11 Ekim 2012 Perşembe

Ubuntu'ya bağış yapın, paranızın kullanılacağı yeri siz seçin

En popüler Linux dağıtımlarından olan Ubuntu'nun geliştiricisi Canonical ücretsiz sunduğu işletim sisteminin geliştirilmesine maddi destek vermek isteyenlere ilginç bir seçenek sunmaya başladı. Bundan sonra Ubuntu'nun geliştirilmesi için bağışta bulunanlar verdikleri paranın ne için harcanacağını seçebilecek. Masaüstünün güzelleştirilmesi, oyun ve uygulamalar için performansın arttırılması, donanım desteğinin iyileştirilmesi gibi yedi farklı seçenek mevcut. Bir de sekizinci seçenek var, onda da para doğrudan Canonical'a gidiyor. Bir nevi bahşiş gibi, zaten ismini de öyle koymuşlar. Tabi bu mecburi birşey değil, Ubuntu hala tamamen ücretsiz olarak sunuluyor.

Ben Canonical'ın bu fikrini çok beğendim, çünkü bu uygulama bağış toplamanın ötesinde çok kıymetli verilerin toplanmasını da sağlıyor. Şöyle ki, kullanıcılar arasında bir anket yapılsa ve nelerin geliştirilmesini istedikleri sorulsa herkes bol keseden atar, "şu da olsun, bu da olsun, onu da geliştirin" diye saymaya başlar. Bu yöntemle insanların kısıtlı kaynakların nasıl harcanması gerektiği konusundaki fikri alınmış oluyor. Tabi bu konuda bir fikri olmayanlar resimde görüldüğü gibi bağışladığı parayı herşeye eşit dağıtıyor olabilirler, ama Ubuntu'yu biraz kullanıp fikir sahibi olan kişiler mutlaka bazı alanlara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini söyleyeceklerdir. Mesela, eğer ben bağış yapsaydım kesinlikle verdiğim paranın Unity'nin geliştirilmesi için harcanmasını istemezdim. Bunun yerine performansın arttırılmasına ve donanım desteğinin geliştirilmesine ağırlık verilmesi gerektiğini düşündüğüm için o alanlara bağış yapardım. Neticede güzel bir uygulama olmuş, fikir de çok güzel olduğu için ben beğendim.

20 Nisan 2012 Cuma

En mantıklı mini bilgisayar: Xi3 Modular PC

Dikkat ettiyseniz başlıkta "güzel" veya "performanslı" yazmadım, "mantıklı" yazdım. Bunun sebebi yandaki resimde de gördüğünüz Xi3'ün bana gerçekten mantıklı görünmesi. Şöyle ki; anakartın üç parçaya bölünmesi sayesinde Xi3 az yer kaplıyor, aynı zamanda rahatlıkla da parçaları değiştirilebiliyor. İçi hava tüneli şeklinde olduğu için bir tarafındaki fanın üflediği hava bileşenleri soğutarak diğer taraftan çıkıyor. Böylece ısınma sorunu yaşanmıyor. Diğer mini bilgisayarların aksine Xi3 masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda kullanılan tipte, yani x86 ve x64 destekli bir işlemci (mesela AMD Athlon X2 3400e) kullanıyor. Böylece bu bilgisayarda Windows ve Linux kullanılabiliyor. Anakartın üç ayrı parçaya bölünmüş olması gerektiğinde istenen parçanın kolayca değiştirilebilmesini sağlıyor. Küçük kasanın içi de çok karmaşık değil, herşey gayet derli toplu görünüyor. Ayrıca; Xi3'ün sunucu versiyonu da mevcut, ama henüz satışa çıkarılmamış. Z3RO modülü isimli bir aksesuar sayesinde Xi3 aynu anda dört kişi tarafından kullanılabiliyor. Performans biraz düşük olacaktır, ama işlem gücü gerektirmeyen uygulamalarda bu yöntem maliyeti düşürebilir. Ayrıca, harici depolama için Xi3'ün kasasıyla tam uyumlu harici disk kutuları da mevcut. Xi3'ün tek kötü yanı fiyatı, çünkü en düşük modeli bile 850$ fiyatla satılıyor. Eğer daha makul bir fiyatlandırma yapılsaydı HTPC olarak çok çekici bir cihaz olabilirdi. Xi3'ün tanıtımını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz. Bu videoyu bana gönderen Tarık'a teşekkür ederim.

20 Aralık 2011 Salı

Mozilla Firefox 9 çıktı!

Mozilla'nın açık kaynaklı kullanıcı dostu tarayıcısı Firefox yeniden güncellendi. Firefox 9'da JavaScript motoru geliştirilmiş, Type Interface özelliği eklenen JavaScript motoru eski versiyona göre ortalama %30 daha hızlı çalışıyormuş. Tabi bunu Mozilla söylüyor, henüz bir test sonucu yok. Bazı kod tipleriyle uyumluluk arttırılmış ve HTML5 desteği geliştirilmiş. Bunlar haricinde MacOS X Lion için bazı özellikler eklenmiş, ama bunlar tarayıcı değiştirtecek kadar önemli şeyler değil. Burada benim dikkatimi çeken başka birşey var: aşırı bellek kullanımına karşı herhangi bir düzenleme yapılmamış. Mozilla son birkaç versiyondur hep Firefox'un aşırı bellek kullanımı sorununu çözmeye çalışıyordu, her çıkan sürümde bu sorunun çözüldüğü iddia ediliyordu. Görünüşe göre ya aşırı bellek kullanımı sorunu çözülmüş, ya da Mozilla vazgeçip uğraşmayı bırakmış. Neyse, deneyip göreceğiz. Eğer Windows kullanıyorsanız Firefox 9'u şuraya tıklayarak indirebilirsiniz. Apple kullanıcıları şuraya, Linux kullanıcıları da buraya tıklayarak yeni sürümü indirebilirler.

16 Aralık 2011 Cuma

Windows Live Messenger artık açık standartları destekliyor

Ülkemizde çok popüler olan Microsoft'un anında mesajlaşma platformu Windows Live Messenger bundan sonra açık standartlarla çalışacak. Buralarda hala eski adıyla "MSN" olarak bilinen ve internet cafe gençliği tarafından "meesenee" şeklinde telafuz edilen WLM yabancı ülkelerde popülerliğini yavaş yavaş yitiriyor. Ülkemizde de eskisi kadar kullanılmasa da hala çok popüler. İnsanların WLM platformunu bırakmalarını istemeyen Microsoft kendi yazılımları haricindeki yazılımların da WLM sunucularına bağlanabilmesini, yani 3. parti yazılımlarla da WLM kullanılabilmesini sağlayan bir değişiklik yaptı. Bundan böyle WLM platformu açık standartları destekleyecek. XMPP (eski adıyla Jabber) ve OAuth 2.0 standartlarına tam destek verecek olan WLM farklı mesajlaşma yazılımlarıyla da tam uyumlu olacak. Bundan önce de Pidgin, Miranda ve Trillian gibi pek çok yazılım WLM üzerinden sohbet edilmesine imkan tanıyordu, ama bu destek tam olarak yasal değildi. Bu yüzden Microsoft WLM sunucusunda ufak bir değişiklik yaparak diğer yazılımların bağlanmasını engelleyebiliyordu. Bu değişiklikten en fazla yararlanacak olan kesimler Linux ve akıllı telefon kullanıcıları. Linux'ta WLM için resmi bir yazılım yok, bu yüzden Linux kullananlar açık kaynaklı alternatiflere yönelmek zorunda kalıyorlar. Aynı şey akıllı telefon ve tabletler için de geçerli. Windows üzerinde standart WLM yazılımını kullananlar için pek birşey ifade etmese de bu değişiklik sayesinde WLM'a bağlanabilen yazılımların çeşitliliği artacak, böylece isteklerimize uygun daha iyi yazılımlar bulabileceğiz.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Tek kodla her platformda çalışan oyunlar Google Native Client ile artık mümkün

Google'ın tarayıcısı Chrome'da bir süredir "ince ayarlar" bulunan, ancak sadece "ince ayarlar" menüsünden (about:flags) açılarak kullanılabilen Native Client sisteminin becerileri her geçen gün artıyor. Bu sistem sayesinde bir uygulama sadece bir kez kodlanarak tüm platformlarda (Windows, MacOS, Linux, Chrome OS ve gücü yeten mobil platformlar) çalışabiliyor. Senelerdir kullanılan Java programlama dili de bu özelliğe sahip aslında, ama Java sadece hafif uygulamalar için uygun bir çözüm. Sistem kaynaklarını daha etkin kullanan, sistemi "zorlayan" uygulamalar için Java yeterli gelmeyebiliyor. İşte Google Native Client bu sıkıntıyı aşabilen bir sistem, çünkü doğrudan kod çalıştırıyor. Bu sayede bir uygulama (mesela bir oyun) sadece bir kez yazılıyor ve tüm platformlarda çalışıyor. Geçtiğimiz aylarda severek oynadığım ve bitirdiğim Bastion bu şekilde Chrome tarayıcısı üzerinde her platformda çalışan oyunlardan biri. Denemek isterseniz Chrome üzerinden şuraya tıklayarak (tabi bir Google Chrome Store hesabınız varsa) Bastion'ı yükleyip deneyebilirsiniz. Eğer bu sistem yaygınlaşırsa ve oyun firmaları tarafından kullanılırsa şimdilik sadece Windows tabanlı bilgisayarlarda oynanabilen oyunların çoğu diğer platformlarda da oynanabilecek. Olay sadece oyunlardan ibaret değil tabi, ama benim en çok hoşuma giden kısım bu. Google Native Client pek çok eski programlama dilini de destekliyor, böylece mevcut yazılımlar da birkaç düzenlemeyle Native Client üzerinden tüm platformları destekler hale getirilebilir. Google Native Client'ı geliştiren ekipten Christian Stefansen'in sistemin yararlarını anlattığı (aslında benim yazdıklarımın aynılarını biraz daha fazla detayla söylediği) videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Avuç içine sığan bilgisayar: XFI Cotton Candy

İsim biraz garip gelebilir, ama buna daha sonra değineceğim. Üstteki resimde iki bilgisayar var. Birisi zaten görmeye alıştığımız dizüstü bilgisayar, diğeri de XFI Cotton Candy. Evet, o iki parmağın arasında duran USB bellek benzeri şey aslında bir bilgisayar. Üstelik çift çekirdekli işlemciye sahip. Samsung'un 1.2 GHz hızında çalışan Exynos işlemcisini (Samsung Galaxy S2'de kullanılan işlemci) barındıran Cotton Candy üzerinde Android 2.3 işletim sistemiyle geliyor. USB üzerinden bilgisayara bağlanabiliyor, veya doğrudan bir televizyona veya monitöre bağlanarak kullanılabiliyor. Bilgisayara bağlı olarak kullanılırken Android işletim sistemi pencere içinde çalışıyor. Tıpkı Windows'un (veya MacOS'un) üzerine kurulmuş bir yazılım gibi Android kullanmak mümkün oluyor. Tabi Cotton Candy bir Android emülatörü olarak tasarlanmamış, onun asıl amacı tek başına çalışan bir bilgisayar olmak. Bu ufak şeyi herhangi bir USB çıkışına (mesela LCD televizyonlarda USB bellek bağlamak için kullanılan çıkışlara) bağlandığında gücünü USB üzerinden alarak çalışmaya başlıyor. Diğer ucundaki HDMI çıkışıyla televizyona veya monitöre bağlanarak görüntüyü aktarıyor. Üzerinde Bluetooth alıcısı var, bu sayede Bluetooth destekli klavye ve farelere doğrudan bağlanabiliyor. Bu minicik sisteme dahil edilmiş MicroSD kart girişi sistemin depolama ihtiyacını karşılıyor. İnternet bağlantısı da yine dahili olarak gelen 802.11N kablosuz bağlantı modülü üzerinden sağlanıyor. Kısacası, performans canavarı olmasa da cebe sığacak, hatta cepte kaybolacak bir bilgisayar bu. Uygun sürücüler ve gerekli modifikasyonlar yapıldığında Ubuntu gibi bir Linux dağıtımını da çalıştırabileceği söyleniyor, ama bu henüz denenmemiş. ARM destekli Wİndows 8 de çalışabilir tabi, ama biraz yavaş olur sanki. XFI firması bu küçük bilgisayarı "şimdilik" sadece yazılım geliştirici firmalara satarak lisanslardan para kazanmayı amaçlıyor, ama bir süre sonra Cotton Candy'yi piyasaya sürebilirlermiş. Fiyatı kesin olarak belli değil, tahminen 200$'ın altında olacağı söyleniyor. İsim konusunu merak edenler için kısaca açıklayayım: Cotton Candy pamuk helva demek, bu küçük bilgisayarın ağırlığı da bir porsiyon pamuk helvaya denk geliyormuş. Yoksa adamların şirinlik gibi bir derdi yok, gayet ciddi takılıyorlar. Piyasaya çıkarsa böyle birşey almak isterim, Cotton Candy tüm televizyonları ve monitörleri "akıllı" cihazlara dönüştürebilecek bir alet. XFI Cotton Candy'nin tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

3 Ekim 2011 Pazartesi

Ubuntu 11.10 Oneiric Ocelot 13 Ekim'de geliyor, yeni bir dünya vaadediyor

Popüler Linux dağıtımı Ubuntu'nun 11.10 numaralı yeni sürümü Oneiric Ocelot'un kararlı versiyonu 13 Ekim'de kullanıcılara sunulacak. An itibariyle beta formunda indirilebilen Oneiric Ocelot önceki sürüme (Natty Narwhal) göre pek çok yenilik getiriyor. ThisIsTheCountdown.com adresinde tam sürümün çıkışına ayarlanmış bir geri sayım saatiyle tanıtılan Oneiric Ocealot "A whole new world. A whole new computer." (Tamamen yeni bir dünya. Tamanen yeni bir bilgisayar.) gibi iddialı bir slogana da sahip. Ara sürüm olduğu için sloganın bahsettiği kadar devrimsel olmayacaktır, ama arama, uygulamalar arasında geçişler ve işletim sistemiyle birlikte gelen uygulamalar konusunda geliştirmeler yapıldığı biliniyor. Ayrıca birden fazla bilgisayar kullananlar için uygulama ayarlarının diğer bilgisayarlara aktarılması özelliği de eklenmiş. Tabii ki nelerin geliştiğini ve nelerin gerçekten daha iyi olduğunu 13 Ekim'de, Oneiric Ocelot resmen çıktığında deneyip göreceğiz.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Firefox 7 Final sürümü

Popüler web tarayıcı Firefox'un 7. sürümü resmi çıkış tarihinden önce Mozilla'nın FTP sunucularına düştü. Yeni sürümde performans açısından geliştirilen Firefox'ta bazı stabilite sorunları da giderilmiş. Bellek kullanımı (Firefox'un çözülemeyen problemi) bu sürümde düşürülmüş. Tabi Mozilla böyle diyor, gerçekten düştü mü göreceğiz. Son 3 sürümde hep düşürüldüğü söylendi ama bir türlü düşmedi. Neyse, inşallah bu sürümde aşırı bellek kullanımı sorunu kalmamıştır. Mozilla bu konuda bir geliştirme daha yapmış: Firefox 7'ye aktif bir performans geri bildirim aracı eklemiş. Eğer kullanıcı onaylarsa Firefox 7 hangi siteyi ne kadar sürede açtığını ve ne kadar kaynak kullandığını Mozilla'ya bildirecek, böylece Firefox geliştirme ekibi yeni sürümleri hazırlarken sorunları bilecek ve daha fazla veriye sahip olacak. Bunların haricinde yeni sürümde sayfa oluşturma motoru geliştirilmiş ve performansı arttırılmış. Bunların haricinde yer imlerinin ve şifrelerin senkronizasyonuyla ilgili bazı geliştirmeler yapılmış. Birkaç küçük yenilikten daha bahsediliyor ama bunlar biraz fazla teknik şeyler, son kullanıcının pek ilgisini çekecek özellikler değil. Firefox 7'nin Windows için Türkçe sürümünü buradan, İngilizce sürümünü ise şuradan indirebilirsiniz. Linux kullanıcıları ise Türkçe için buraya, İngilizce için de şuraya tıklayarak Firefox 7'yi indirebilirler.

31 Mayıs 2011 Salı

Ev yapımı CNC tezgah: MTM Snap

Tıpkı mantı ve baklava gibi teknolojik ürünlerin de ev yapımı olanları daha bir kıymetli oluyor. Üstte gördüğünüz kola kasasına benzeyen şey bir CNC tezgah. Bilmeyenler için açıklayayım: CNC tezgahlar bilgisayar tarafından kontrol edilen, yönetilebilen üretim tezgahlarıdır. Üretmek istenilen parça bilgisayarda üç boyutlu olarak çiziliyor, daha sonra işlemler listesi hazırlanıyor. CNC tezgah da bu işlemleri sırasıyla yerine getiriyor. İşte üstteki pastel renkli cihaz da aynen bu işi yapıyor, tabi olabildiğince basit şekilde. MTM Snap ismindeki bu cihazın yazılımı Windows, MacOS ve Linux ile uyumlu. Böylece yeryüzündeki neredeyse tüm bilgisayarlarla kullanılabiliyor. MIT araştırmacısı Jonathan Ward tarafından geliştirilen MTM Snap maalesef mağazalarda satılmıyor. Ona sahip olmak istiyorsanız şuradaki tarife uyarak kendiniz yapmanız gerekiyor. Biraz uğraş ve 700$ civarında harcamadan sonra herkes kendi evinde kendi CNC tezgahına sahip olabiliyor. Güzel, ama benim gibi üşengeç kişiler için fazla uğraştırıcı. MTM Snap'in videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Hem küçük, hem güçlü: Globalscale D2

Sizlere daha önce Globalscale firmasının ürettiği Dreamplug isimli mini bilgisayarı tanıtmıştım. Dreamplug tüketiciler tarafından beğenilmiş olacak ki, Globalscale tasarımını geliştirip daha güçlü bir model olan D2'yi piyasaya sürmüş. Aşağı yukarı bir VHS kaset boyutlarında olan Globalscale D2 bu küçük gövdenin içinde gündelik basit işleri yapabilecek gerçek bir bilgisayar barındırıyor. D2'nin işlemcisi 1GHz hızında bir ARMV7, belleği ise 1GB boyutunda DDR3. 8GB boyutunda flash tabanlı depolama alanı da cihazın içinde mevcut. İsteyenler üzerindeki eSATA ve USB 2.0 bağlantılarını veya SD Card yuvasını kullanarak bu depolama alanını büyütebilirler. Yeni nesil işlemcisi sayesinde D2 1080p kalitesindeki HD videoları sorunsuzca oynatabiliyor, ayrıca makul seviyede olması şartıyla 3D grafiklerle de başedebiliyor. İşlemcisi ARM tabanlı olduğu için mevcut Windows sürümlerini çalıştıramayan Globalscale D2 işletim sistemi olarak Android veya Linux kullanabiliyor. Kablolu ve kablosuz ağlara bağlanabilen, HDMI ve VGA bağlantıları sayesinde görüntüyü bilgisayar monitörlerine veya uyumlu televizyonlara aktarabilen D2 çalışırken sadece 2 watt güç tüketiyor. Tek hoşuma gitmeyen kısmı fiyatı oldu, önceki model 150$'a satılırken D2'nin fiyatı 250$ olarak belirlenmiş. Olsun, yine de güzel bir cihaz hazırlamışlar. HTPC olarak kullanılabilir, ayrıca çok düşük güç tüketimi sayesinde 24 saat açık kalarak ideal bir indirme bilgisayarı olabilir. Globalscale'in ülkemizde distribütörü yok, bu yüzden bu ürünü teknoloji mağazalarımızda görmemiz pek olası değil. Kısmetsiziz, elden birşey gelmiyor...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Ubuntu 11.04 Natty Narwhal - Tuli, sensi, amavi (indirdim, denedim, sevdim!)

Popüler Linux dağıtımı Ubuntu'nun 11.04 sürüm numaralı yeni versiyonu "Natty Narwhal" geçtiğimiz günlerde kullanıma sunuldu. Sistemimde zaten Ubuntu 10.10 yüklüydü, güncelleme de birkaç tıklamayla sorunsuzca gerçekleşti. Baştan söyleyeyim, ben bir Linux uzmanı değilim. Hatta, Wubi olmasa Ubuntu'yu bu kadar düzgün şekilde kuramazdım herhalde. Neyse, biz Natty Narwhal'a gelelim. Yeni sürüm gayet güzel, sistem bileşenleri ve ek yazılımlar güncellenmiş. Ayrıca, Ubuntu'nun daha önce Netbook Remix sürümü için tasarladığı, küçük ekranlı bilgisayarlarda kullanımı kolaylaştıran Unity arayüzü geniş ekranlar için optimize edilerek Natty Narwhal'a eklenmiş. Sistem kurulduğunda Unity ile açılıyor, ama eski arayüzlere dönmek de mümkün. Unity her ne kadar kullanımı basitleştirse de kişiselleştirme açısından biraz zayıf. Eski Linux kullanıcıları KDE veya Gnome tercih edebilirler. Alışması biraz zaman alıyor, ama bir kere alışınca da çok pratik geliyor insana.

Ben Ubuntu'yu ikinci işletim sistemi olarak kullanıyorum. Bilgisayarda kısa ve acele bir işim olduğunda çok pratik oluyor, çünkü Windows'a göre çok daha hızlı açılıyor. Ayrıca, Windows ortamında sistem çökmeye başladığında sorunun yazılımsal mı, yoksa donanımsal mı olduğunu anlamak için Windows'tan bağımsız ikinci bir işletim sistemi çok faydalı olabiliyor. Faydası çok, zararı yok desem tam anlamıyla anlatmış olurum sanırım. Ubuntu 11.04 Natty Narwhal'ı indirmek için şuraya tıklayabilirsiniz. Tıkladığınızda gireceğiniz sayfadan ister kurulan versiyonu, ister CD'den çalışan Live CD versiyonunu, isterseniz de Wubi'yi indirebilirsiniz. Wubi (Windows Ubuntu Installer) özellikle denenmesi gereken birşey. Hiçbir ayar yapmadan, disk bölümlerini kurcalamadan, yani hiç sıkıntı çekmeden sisteme Ubuntu kurabiliyor. Üstelik, beğenmeme durumunda Wubi kurduğu Ubuntu'yu sanki Windows altındaki herhangi bir program gibi kaldırabiliyor. Deneyin, görün, sevin. Pişman olmayacaksınız.

25 Mart 2011 Cuma

Hiper WNU686HN - Dark RangeMAX USB 802.11n kablosuz ağ adaptörü incelemesi

Yukarıdaki başlıkta iki farklı ürünün ismi geçiyor, ama bu inceleme tek bir ürünle ilgili. Şöyle ki, incelemeye konu olan Hiper WNU686HN kablosuz ağ adaptörü ile başlıktaki diğer ürün olan Dark RangeMAX kablosuz ağ adaptörü aslında aynı cihaz. Biraz hızlı oldu, kafa karışıklığına engel olmak için şöyle anlatayım: Bu cihazı Çin kökenli Kinamax firması üretiyor. Bizim ithalatçılarımız da bu ürünü kendileri için ürettirip kendi markalarıyla satıyorlar. İncelemeye konu olan Hiper markalı ürünü Oksid Bilişim ithal etmiş, Hiper markası da onlara ait. Dark markalı ürün de benzer şekilde Akortek'in ithalatı ve onun kendi markasını taşıyor. Oldukça hızlı bir giriş oldu, ama başlığın yaratacağı kafa karışıklığını çözmeden devam edemezdim. Benim inceleyeceğim ürün Hiper WNU686HN, ama aynı tespitler Dark RangeMAX için de geçerli.

23 Mart 2011 Çarşamba

Ulan Ubuntu, ulan Ubuntu...

Windows sorun çıkardığı zaman bilgisayarda sorunsuz çalışan farklı bir işletim sisteminin bulunması faydalı olabiliyor. Ben de bilgisayarımda ikinci işletim sistemi olarak Ubuntu kullanıyorum. Daha doğrusu kullanmaya çalışıyorum, çünkü kablosuz ağ kartım Ubuntu'da çalışmıyordu. Yedekte bulundurduğum USB Wi-Fi kartı Ubuntu altında sorunsuz çalışıyor. Ancak modem benim odama biraz uzak olduğundan, arada da duvarlar, dolaplar ve türlü engeller olduğundan bu küçük kart modeme bağlanmakta zorlanıyor, bağlansa bile kısa süre sonra kopuyor. Haliyle internetsiz bir Ubuntu kullanmak zorunda kalıyordum, bu da pek keyif vermiyordu. Ubuntu'yu güncellemem bile neredeyse bir saat sürdü, kopa bağlana, uğraşa uğraşa yaptım güncellemeyi.

Benim canavar gibi antene sahip kablosuz ağ kartımın Ubuntu tarafından düzgün çalıştırılması için Linux sürücüsü gerekiyor. US Robotics Linux sürücüsü hazırlamamış, bu işi Ndiswrapper isimli (evet, garip bir ismi var) yazılıma devretmiş. Kısaca açıklamak gerekirse, Ndiswrapper kablosuz ağ kartlarının Windows sürücülerini kullanarak o kartları Linux altında çalıştıran bir yazılım. Faydalı birşey yani. Tabi bunun için kartın Windows sürücüsü lazım. US Robotics sağolsun Ndiswrapper'a işi havale etmiş, ama düzgün bir Windows sürücüsü sunmayı akıl edememiş. Benim kartın Windows sürücüsü InstallShield formatında, kapalı bir sürücü. InstallShield paketlerindeki .cab formatındaki dosyalar normal yazılımlarla açılamıyorlar. Ancak Linux altında çalışan, komut satırıyla kullanılan karmaşık programlarla açılabiliyorlar. Haliyle bu da biraz uğraştırıcı. Birkaç akşam boyunca uğraştım, konuyla ilgili bakmadığım forum kalmadı, ama bunu çözemedim.

Ben artık umudumu kaybetmişken, kendime Linux destekli yeni bir kablosuz ağ kartı aramaya başlamışken ilginç birşey farkettim. Administration menüsünde Hardware Drivers diye bir kısım var. Burada benim çalışmayan kablosuz ağ kartımın ismini gördüm. Üzerine tıkladığımda bu kartın sürücülerinin tescilli (proprietary) sürücü olduğuna dair bir uyarı, yanında da bir etkinleştirme tuşu belirdi. Meğersem Ubuntu benim kablosuz ağ kartımı çalıştırabilecekken çalıştırmıyormuş. Neymiş, bu sürücüler açık kaynaklı değilmiş, Ubuntu bunları değiştiremezmiş, geliştiremezmiş, bu yüzden doğrudan kullanıma açmıyormuş. Saatlerce uğraştım, meğersem birkaç tıklamayla halledilebilecek basit bir işlemmiş. Etkinleştirme butonuna tıkladım, kısa bir süre sonra benim çalışmayan kart çalışmaya başladı, benim de Ubuntu altında kesintisiz bir bağlantım oldu. Yahu madem böyle bir sürücü var, bu Ubuntu neden uğraştırıyor beni? Tescilliyse tescilli, kart çalışsın, bir kere uyarı verir, "bizim sorumluluğumuz yok bu sürücüde" der, gerisini ben hallederim. Böyle açık kaynak inatçılığına ne gerek var? Beğeniyorum, severek kullanıyorum, ama bazen çok kızıyorum Ubuntu'ya. Şu anlattığım olayda harcadığım zaman içerisinde en az 10 tane böyle yazı yazardım, arada foruma da bakardım. Neyse, olan oldu artık. Yine de Ubuntu güzel. Hem Windows'a göre daha hızlı, hem de daha güvenli. Kullanın, kullandırın...

4 Şubat 2011 Cuma

Prize takabileceğiniz en "akıllı" şey: Globalscale Dreamplug

Duvardaki elektrik prizine pek çok şey takabilirsiniz. Sayarsam sayfaya sığmaz, o yüzden sadece "pek çok" diyerek geçiyorum. Neyse, bu prize takılan şeylerin çeşidi çok, ama içlerinden bir tanesi diğerlerinden daha "akıllı". Yanda resmini gördüğünüz şarj cihazı irisi gibi duran cihazın ismi Dreamplug. Globalscale firması tarafından üretilen Dreamplug küçük bir kutuya sığdırılmış bir bilgisayar. Tabi masanın üzerinde duran bilgisayarlar kadar hızlı değil. 1.2GHz hızında bir ARM işlemcisi ve 512MB belleği var. Flash tabanlı depolama alanı ise 1GB büyüklüğünde. Bağlantı özellikleri normal bir bilgisayardan çok farklı değil. İki adet gigabit hızında ethernet bağlantısı, iki adet USB girişi, SD kart yuvası, kulaklık çıkışı ve harici diskler için eSATA bağlantısı cihazın üzerinde yer alıyor. Ayrıca WiFi ve Bluetooth kablosuz bağlantı özellikleri de mevcut. Bağlantı seçenekleri geniş, ama performansı biraz zayıf kalmış. Zaten Dreamplug masaüstü bilgisayarın yerini almak için üretilmemiş. ARM işlemcili olduğu için Windows çalıştıramaz, ama hafif Linux dağıtımlarıyla iyi anlaşacaktır. Dreamplug ile yapılabilecek çok şey var aslında. Yedek bilgisayar olarak kullanılabilir, indirme makinesi olarak ta. Kısacası, nasıl kullanılacağı kullanıcının hayal gücüne kalmış. Üstelik, sadece 5 watt güç harcıyor. Fiyatı da öyle bütçe sarsan cinsten değil. Dreamplug ABD'de 150$'a satılıyor. Bizim buralara gelmeyeceği kesin. Yine de güzel bir cihaz olmuş, beğendim.

25 Temmuz 2010 Pazar

Hindistan'dan 35$'lık tablet bilgisayar

Hindistan İnsan Kaynakları Geliştirme Bakanı Kabil Sibal basın mensuplarına Hint halkının ucuz bilgisayar ihtiyacını gidermek için geliştirdikleri yeni tablet bilgisayarı tanıttı. Tam özellikleri belli olmasa da 2GB hafızaya (depolama alanı mı, yoksa sistem hafızası mı belli değil), Wi-Fi bağlantıya ve USB girişlerine sahip olacağı söylenen cihaz Linux çalıştıracakmış. Videolara dikkatli bakıldığında ise kullanılan işletim sisteminin Google Android'e benzerliği dikkat çekiyor. Şu anda üretim maliyetinin sadece 35$ olduğu söyleniyor, ileride bu rakam daha da düşecekmiş. Hindistan hükümeti bu cihazları öğrencileri düşünerek tasarlamış, görünüşe göre amaçları tüm öğrencilerin bir tablet bilgisayara sahip olması. Pdf doslayarını açabilen tablet bilgisayar internet üzerindeki videoları da görüntüleyebiliyor. Biraz tipsiz de olsa 35$ karşılığında çantada taşınan ve basit işleri yapabilen bir bilgisayarı kim istemez ki? Benim tahminime göre (henüz resmi bir açıklama yok) bu cihaz Çin'de geliştirilen ARM tabanlı Loongson işlemcisini kullanıyor. Her ne kadar Çin bu işlemciyi "milli işlemci" olarak görse de miktarlı bir talep olduğunda yabancı ülkelere satmaktan çekinmeyecektir. 35$'lık tabletin tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Hindistan'ın 35$'lık tablet bilgisayarı from Emre Çelikkol on Vimeo.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Google Nexus One'ı beğenmiyorsanız bir de Ubuntu ile deneyin

Max Lee isimli bir arkadaş (tanımam etmem, nereden arkadaşım oluyorsa?) bugünlerde satışının durdurulduğu haberiyle gündeme gelen Google Nexus One üzerinde ilginç denemeler yapmış. Uzun süren çalışmalar sonunda da popüler Linux dağıtımı Ubuntu'yu akıllı cep telefonunda çalıştırmayı başarmış. Üstelik telefonun Ubuntu'yu çalıştırması için kendi işletim sistemi olan Android'den vazgeçmesine de gerek yok. İki işletim sistemi birlikte çalışıyor, daha doğrusu Ubuntu Android üzerinde çalışıyor. Hem de bu Ubuntu öyle kesilmiş, kırpılmış bir mobil versiyon değil, bilgisayarda çalışanla aynı özelliklere sahip bir sürüm. Performans ise (bir telefon için) etkileyici, cihaz kullanıcıyı delirtmeden bilgisayarlar için tasarlanmış olan işletim sistemini çalıştırabiliyor. Max Lee bu projeyi daha da ilerleteceğini söylüyor. Ne diyelim, bize bekleyip görmek düşer. Videosu aşağıda, herkese iyi seyirler.


13 Kasım 2009 Cuma

İşletim sisteminin dini olur mu?

DOS zamanında işletim sistemlerinde dil yoktu. Herşey ingilizceydi ama pek sıkıntı yaşanmıyordu. Zaten belirli komutlar ve hata mesajları vardı, onları öğrenince hangi dilde oldukları pek farketmiyordu. Daha sonra Windows 3.1 ile birlikte kendi dilimizde işletim sistemi kullanmaya başladık. İlk başlarda bazı hatalar yaşansa da (Türkçe karakterlerle ilgili) daha sonra bu sorunlar aşıldı. Bu güzel birşey tabi, yabancı dil bilmeyenler için çok iyi oldu. Ama bugün okuduğum haberde çok farklı bir durumla karşılaştım. Dili değil "dini" farklı olan bir işletim sistemi hazırlanmış. Popüler Linux dağıtımı Ubuntu'nun Müslüman alemine özel bir dağıtımını hazırlamışlar. İsmi Sabily Linux. Bu kelime Arapça "benim yolum" anlamına geliyormuş. Bu bize özel bir durum değil gerçi, daha önce de Hristiyanlık temalı bir Ubuntu dağıtımı yayınlanmış.

Gelelim Sabily Linux'un özelliklerine. Bildiğimiz Ubuntu'ya Kur'an ile ilgili yazılar ve araçlar eklenmiş. Takvimi ise hicri takvime dönüştürülmüş. Üzerinde gelen arka plan resimleri ve multimedya dosyaları da dini temaya uygun. İki versiyonu bulunan Sabily Linux'un küçük versiyonu yalnızca dini araçları ve belgeleri içeriyor. Büyük versiyon ise normal bir işletim sisteminde bulunan tüm diğer araçları barındırıyor. Daha detaylı bilgi ve indirmeler için şuraya tıklayabilirsiniz.

Gerekli bilgileri verdikten sonra kişisel görüşümü belirtmek istiyorum. Bence tamamen gereksiz bir çalışma. Din insanların içinde olan birşeydir, işletim sistemlerine tema olacak fanatizm malzemesi değildir. İnsanlar sürekli kendilerini inanç bakımından zayıf görüyorlar, bu yüzden daha aşırıya kaymaya meyilli oluyorlar. Zaten hem dini eğitim amaçlı hem de ibadete yönelik pek çok uygulama mevcut. Bir de tamamen "mümin" bir işletim sistemi bana saçma geldi. Yine de herkes istediği sistemi kullanmakta özgürdür, dinini istediği gibi yaşamakta özgür olduğu gibi.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Oldu mu şimdi?

Ayıp be... Vallahi ayıp. Şaşırmakta haklısınız sayın okurlar, ben de görünce şaşırdım. Resim gayet açık ve net, Japonca yazılarla süslü bir Windows 7 standı görünüyor, önünde de elemanın biri poz veriyor. Buraya kadar mesele yok, ama poz veren elemanın kim olduğunu okuyunca daha fazla şaşıracaksınız.

Yanda gördüğünüz güleç kişi, Linux işletim sisteminin yaratıcısı, isim babası, halen de Linux çekirdeğinin programcısı, bilgisayar uzmanı ve insan azmanı Linus Torvalds. Düşman topraklarında halinden oldukça memnun görünüyor. Linus abimiz Japonya'ya gitmiş, orada katıldığı bir etkinlikte de bu pozu vermiş. Versin tabi ona sözümüz yok ta, senelerdir her fırsatta Microsoft ürünlerini protesto eden, her tartışmada Microsoft ve diğer ücretli yazılım firmalarına giydiren Linux fanatikleri pek benim gibi düşünmüyor. Bir yerde haklılar da, ne de olsa bu adam onların kahramanı. Yoksa Linus Torvalds da demokratikleşme rüzgarına kapılmış, bir Microsoft açılımı mı planlıyor? Kendisini planları neyse açıklamaya, herkesi bu konuda bilgilendirmeye davet ediyorum. Benimle özel olarak görüşmeyi teklif ederse kendisine ancak kameralar önünde görüşmeye razı olduğumu söyleyeceğim. Neyse derdi herkese anlatsın, halkı bilgilendirsin. Böyle ayıplara da devam etmesin.