gpu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gpu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2013 Pazartesi

Size biraz gelecekten bahsedeyim, sonra bu yazdıklarım olunca şaşırmayın...

Eskiden dahili ve harici modemler vardı, hani şu dial up bağlantı için kullanılanlar. Hatırlayan çıkacaktır mutlaka, o modemlerin "hard" ve "soft" diye çeşitleri vardı zamanında. Hard modemler eski tipti, pahalılardı, takoz gibilerdi, ama üzerlerinde işlemcileri filan vardı. Herşeyi kendileri yapıyorlardı. Sonra soft modemler çıktı. "Winmodem" de deniyordu bunlara, çünkü sadece Windows altında düzgün çalışıyorlardı. Bu soft modem denen naneler ucuzdu, 10$'a filan satılıyordu. Üzerlerinde işlemci filan yoktu, kartları ufacıktı zaten, sadece adaptör görevi görüyorlardı. İletişimin işlem yükünü CPU çekiyordu, çünkü işlemciler yeterince gelişmişti artık. Bazı Linux kullanıcıları haricinde kimse aradaki farkı anlayamamıştı bile. Hard modemler piyasadan silindi, çünkü artık parası olanlar genişbant internete geçiyorlardı. Dial up bağlantıyı sadece garibanlar kullanıyordu, gariban adam da bir modeme 100$ vermek istemiyordu. Zaten Winmodem'ler de kayboldu birkaç sene içinde.

Sonra sıra ses kartlarına geldi. Hatırlarsanız ses kartları da üzerlerinde işlemcileri olan, böyle baya komplike kartlardı. Bazılarının üzerinde kendi belleği bile vardı, tabi onlar biraz fazla tuzluydu. İyi bir ses kartı 90-100$'dan başlıyordu, üstelik bu en basit kartın fiyatıydı. Sonra anakartların üzerinde ses kartları gelmeye başladı. İlk başlarda çok kötüydüler, ama sonra geliştiler. Şimdi özel ihtiyaçları (THX filan gibi) olmayan kimse ses kartına para vermiyor. Anakartın üzerindeki zımbırtı insanların %99'una yetiyor. O zımbırtı da ses kartı değil aslında, ses CODEC'i. İşlemci yine yok, sesi işleyen yine CPU. Bize ses kartı diye anlatılan şey aslında sadece bir arabirim yongası. Sesi üreten, işleyen, efektleri filan organize eden şey bilgisayarın ana işlemcisi. Tabi bu bizim için bir dert değil, çünkü bilgisayarların işlemcileri artık öyle güçlü ki, ses işlemlerinin getirdiği yükü farketmiyoruz bile. Neyse, hal böyle olunca (bir de DX10'la birlikte DirectSound ortadan kalkınca) ses kartları da ufaktan kaybolmaya başladı. Çoğu mağazada birkaç taneden fazla bulunmuyor bile, çünkü kimse almıyor.

Şimdi uzun uzun anlaymayacağım, ama yukarıdakilere benzer olaylar network kartlarında da yaşandı. Eskiden kendi işlemcisine sahip network kartları vardı, şimdi network kartları (ve anakartın üzerindeki network bağdaştırıcıları) sadece adaptör görevi görüyor. İşlemler yine CPU'da hallediliyor...

Hep maziden bahsettim, şimdi söz verdiğim üzere gelecek kısmına geçiyorum. Bilgisayarlarda en fazla kullanılan "add-in" kartları ortadan kaldırdık, biri hariç... Ekran kartları hala fena halde revaçta. Bunun sebebi işlemcilerin grafik işlemlerini yapacak kadar güçlü olmamaları. Tabi bu durum da çok uzun sürmeyecek, işlemciler her geçen gün güçleniyor. Yakında GPU'ya gerek duymayan işlemciler çıkacak piyasaya. Yanlış anlaşılma olmasın, şimdiki içinde dahili GPU olan işlemcilerden bahsetmiyorum ben. İşlemcinin kendisi yapacak grafik hesaplamalarını. Öyle "işlemci şu, ama içinde ATI'nin filanca grafik işlemcisi de var" demeyeceğiz. Çekirdek sayısı artacak, frekanslar belki artacak, ama ekran kartlarına olan ihtiyaç bir şekilde ortadan kalkacak. Eski konsollarda nasıl tek işlemci (mesela Sony'nin CELL işlemcileri gibi) herşeyi tek başına yapıyorsa, bizim işlemcilerimiz de öyle olacak. Ekran kartları sadece bu işlere aşırı meraklı kitlenin "niş" kartı olacak. Üreticilerin çoğu bu işi bırakacak, sadece profesyonellere hitap eden birkaç marka kalacak. ATI ve Nvidia'dan biri de (büyük ihtimalle ATI, çünkü zaten AMD'nin içinde çözünüyor yavaştan) kapanacak. Nasıl şimdi sadece aşırı kaliteli sese meraklı olanlar veya özel ihtiyaçları olanlar ses kartı alıyorsa o zaman da sadece özel ihtiyaçları olanlar ekran kartı alacak. Anakartların üzerinde sadece monitör bağlantıları için bağdaştırıcılar olacak. Oyunlar zaten ufaktan konsollara kaydırılıyor, biz inat etsek de tüm geliştiricilerin ilk önceliği konsollar. Bir zaman sonra PC'de oynayacak oyun bulamayacağız, bulduklarımız da "time killer" tarzı, can sıkıntısı gidermelik basit oyunlar olacak. Bu "ekran kartsız" bilgisayarlar da onlara fazlasıyla yetecek. Bir gün olacak bu, olduğunda beni hatırlarsınız, "Emre yazmıştı bunu" dersiniz.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Nvidia Tegra 4 ve kardeşi Tegra 4i

Ekran kartlarıyla tanıtığımız ve sevdiğimiz, son yıllarda geliştirdiği mobil işlemcilerini de beğendiğimiz Nvidia an itibariyle gerçekleşmekte olan Mobile World Congress etkinliğinde yeni nesil Tegra 4 yongalarını tanıttı. Tegra 4 zaten daha önce duyurulmuştu, yani nasıl birşey olacağı biliniyordu. Nvidia bu sefer Tegra 4'ü küçük kardeşi Tegra 4i'yle birlikte sergiledi. Tegra 4'e göre biraz daha yavaş olan Tegra 4i güç tasarrufu odaklı bir yonga. Nvidia modemi yonganın içine entegre ederek hem güç tasarrufu sağlamış, hem de yonganın kullanacağı kartın boyutunu ufaltmış. Üreticiler istedikleri gibi cihaz tasarlamakta özgürler, ama benim anladığım kadarıyla Nvidia Tegra 4'ü tabletler ve üst seviye, büyük ekranlı telefonlar için tasarlamış. Tegra 4i ise biraz daha maliyet odaklı, ekranı 4" veya daha küçük olan akıllı telefonları hedefliyor. Tegra 4 ARM 15 işlemci mimarisini kullanıyor ve 72 adet grafik çekirdeği barındırıyor. Bu da özellikle son zamanlarda yaygınlaşmakta olan HD ekranlı telefon ve tabletlerin ihtiyacı olan performansı verebileceği anlamına geliyor. Tegra 4i ise biraz daha eski olan ARM9-r4 mimarisini kullanıyor ve 60 adet grafik çekirdeğine sahip. Tabi bu Tegra 4i'nin beceriksiz bir yonga olduğu anlamına gelmemeli. Tegra 4 kadar olmasa da Tegra 4i de piyasadaki tüm uygulamalara yetecek performansa sahip olacaktır. Nvidia Tegra 4 ailesinin üretimine yaz aylarında başlayacak. Bu yongaları kullanan cihazları raflarda görmemiz için yaz sonunu beklememiz gerekecek büyük ihtimalle. Eğer bu yakınlarda güçlü bir tablet almaya niyetliyseniz Tegra 4'ü beklemenizi tavsiye ederim, çünkü bu yongalar hem Tegra 3'e, hem de Snapdragon S4'e göre çok daha hızlı ve tasarruflu olacak.

25 Kasım 2011 Cuma

Gücünü AMD'den alan küçük bilgisayar: Compulab fit-PC3

Biliyorum, bu hafta üçüncü kez küçük bilgisayarlardan bahsediyorum. Sanırım son günlerin modası bu. Artık insanlar salonlarında, televizyonlarının yanında çalışacak şık görünümlü (hatta görünmeyecek kadar küçük) bilgisayarlar istiyorlar. Küçük bilgisayarlar üreten Compulab firmasının fit-PC3 isimli ürünü de işte böyle bir küçük bilgisayar. İlk bakışta bir medya oynatıcıya veya ADSL modeme benzeyen fit-PC3 AMD'nin çift çekirdekli Fusion işlemcisini kullanıyor. Güç tüketimi konusunda oldukça cimri olan ve fazla ısınmayan bu işlemci performans canavarı olmasa da gündelik kullanım için yeterli geliyor. Standart model 1.2GHz hızında bir işlemciye sahip. Grafiklerden ise Radeon HD6250 görüntü işlemcisi sorumlu. Üzerinde fan olmadığı için tamamen sessiz çalışan fit-PC3'te eSATA, HDMI, DisplayPort ve USB gibi bağlantı noktaları da unutulmamış. Standart modelinde sistem belleği veya sabit disk bulunmayan fit-PC3 bu haliyle 328$'a satılıyor. Satın alan kişi istediği diski ve DDR3 tipindeki belleği takmakta özgür. Bununla uğraşmak istemeyenler için bir de tamamlanmış performans modeli hazırlamışlar. Dış görünüm olarak tamamen aynı olan bu modelde 1.6GHz hızında bir AMD Fusion işlemcisi, Radeon HD6320 grafik işlemcisi, 2GB sistem belleği ve 250GB sabit disk bulunuyor. İşletim sistemi olarak da Microsoft Windows 7 Professional tercih edilmiş. İşletim sistemi konusunda biraz aşırıya kaçmışlar sanki, Windows 7 Home Premium da iş görürdü. Bu modelin fiyatı da 698$ olarak belirlenmiş. Ucuz değil, hatta gayet pahalı, ama bunu standart bir masaüstü sistemle karşılaştırmamak lazım. Bu bilgisayar çok küçük ve tamamen fansız. Televizyonunuzun yanına veya arkasına koyun, bir de kablosuz klavye - fare seti bağlayın, sonra da dev ekranda bilgisayar kullanmanın keyfine bakın. Aynı şeyi normal bilgisayarla da yaparsınız, ama hem daha fazla güç tüketir, hem de ısındığı için fanları ses yapar. Televizyonun yanında kocaman kasanın durması da ayrı bir sıkıntı olur tabi. Compulab fit-PC3'ün seri üretimi henüz yeni başlamış, bu yüzden bir siparişte en fazla iki tane satıyorlar. Türkiye'ye gelmeyeceğine eminim, çünkü bizim piyasamız için biraz fazla pahalı. Yine de böyle birşeyin yapılabiliyor olması güzel.

4 Ekim 2011 Salı

iPhone 4S tanıtıldı (ama iPhone 5 tanıtılmadı)

Üstte gördüğünüz telefon günlerdir, haftalardır, hatta (bazılarımız için) aylardır beklenen yeni iPhone. Çoğu kişinin tahmininin aksine 4" ekranla gelmeyen yeni iPhone'un ismi de beklenenin aksine iPhone 5 olmadı. Bir saat kadar önce tanıtılan cihazın ismi iPhone 4S. iPhone 4S'in bir önceki iPhone'la tek benzerliği ismi değil. Dış görünüşü ve ekranı da tamamen aynı. Değişmiş ve gelişmiş olan kısmı ise içi. iPhone 4S çift çekirdekli A5 işlemcisine sahip. Bu işlemcinin performansı önceki modeldeki A4 işlemcisinin iki katı seviyesinde. Ayrıca, işlemcinin dahilindeki grafik işlem ünitesi de artık çift çekirdekli ve performansı 7 kat artmış. Cihazın kamerası da değişmiş. Eskisindeki 5 megapiksellik kameranın yerine 8 megapiksellik bir kamera gelmiş. Bu sayede iPhone 4S 1080p kalitesinde ve saniyede 30 kare hızında HD video kaydedebiliyor. Kameranın lensi de değiştirilmiş, F:2.4 diyafram açıklığına sahip yeni bir lens kullanılmış. Böylece iPhone 4S karanlıkta daha iyi çekim yapabilecek. Cihazdaki bir diğer önemli yenilik de anten ve alıcı modülleri. iPhone 4S bir "dünya telefonu" olarak tanıtıldı. Bunun sebebi, dünyanın her tarafındaki hücresel telefon şebekeleriyle uyumlu olması. Önceki modeller 4G şebekeleriyle uyumlu değildi, daha sonra 4G uyumlu (ama bizim şebekelerle uyumsuz) özel bir model çıkartılmıştı. Artık böyle bir sıkıntı yok, iPhone 4S tüm şebekelerle sorunsuzca çalışıyor. "Ölüm tutuşu" meselesi de halledilmiş. Antenler telefon nasıl tutulursa tutulsun bir şekilde şebekeyi yakalayacakmış. Bunu görmeden inanmam, ama o kadar laf yedikten sonra Apple anten konusunda ciddi önlemler almıştır mutlaka. Yeni iPhone 4S 14 Ekim'de ABD'de satışa sunulacak.

Az daha unutuyordum, son anda aklıma geldi, o yüzden bu bir ek gibi oldu. iPhone 4S ile birlikte iOS5 ve iPod modelleri de tanıtıldı. iPod modellerine daha sonra ayrıca değineceğim. iOS5 ise denemeden hakkında fazla şey yazamayacağım bir konu. Söylenenlere göre eski sürümlere göre daha da güçlenmiş ve pek çok konuda 3. parti yazılımlara olan bağımlılığı ortadan kalkmış. Bu da iPhone sahiplerinin basit işler için bile ekstra yazılım yükleme gereği duymayacağı anlamına geliyor. Hele bir gelsin de, o zaman göreceğiz nasıl olduğunu. iOS5 12 Ekim'de iPhone ve iPod Touch sahipleri tarafından indirilebilecek, ayrıca iPhone 4S ve yeni nesil iPod Touch'ların üzerinde yüklü olarak gelecek.