nvidia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nvidia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2013 Pazar

Ucuz tabletler de güzel olabilir - Hisense Sero 7 LT ve Sero 7 Pro

Piyasada "ucuz tablet" veya "Çin tableti" diye satılan uygun fiyatlı, düşük kaliteli tablet bilgisayarlar çocuklara çizgifilm izletmek için uygun olsa da gerçek kullanıcıları memnun edemiyorlar. Arada iyi modeller de çıkıyor tabi, her ucuz tablet kötü olmak zorunda değil. İşte bu iyi modellerden ikisi de Çinli elektronik devi Hisense'in Sero 7 serisi tabletleri. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere 7" büyüklüğünde ekranla gelen tabletlerin benzerlikleri ekran büyüklüğü ve dış görünüşten ibaret. İç yapıları oldukça farklı. Sero 7 LT 1024x600 piksel çözünürlüğünde bir ekrana, 1.6GHz hızında çift çekirdekli bir işlemciye, 1GB sistem belleğine ve 4GB depolama alanına sahip. Depolama alanı istenirse MicroSD yuvası sayesinde genişletilebiliyor. İnternete WiFi üzerinden bağlanabilen Sero 7 LT istendiğinde Mini HDMI yuvası üzerinden televizyona veya monitöre de bağlanabiliyor. Görüntülü görüşmeler için ön tarafa 0.3 megapiksel çözünürlükte bir kamera eklenmiş, ama arkada kamera yok. Pil kapasitesi 3,400mAh seviyesinde. İşletim sistemi olarak Android 4.1 tercih edilmiş, güncelleme durumu bilinmiyor. Özellikleri öyle pek cazip görünmese de 99$'lık fiyat etiketi bu tableti "ucuz olsun, ama iş de görsün" diyenlerin ilgi alanına sokuyor.

Benim ilgimi daha fazla çeken model ise Sero 7 Pro. Bu tabletin ekranı da 7" büyüklüğünde, ama çözünürlüğü 1280x800 piksel. İşlemci olarak dört çekirdekli ve 1.3GHz hızında çalışan Nvidia Tegra 3 tercih edilmiş. Performans sıkıntısı yaşanmayacaktır. Sistem belleği yine 1GB, ama depolama alanı 8GB olmuş. Öndeki kameranın çözünürlüğü 2.0 megapiksele çıkartılmış, arkaya da 5.0 megapiksel çözünürlüklü bir kamera (otomatik odaklamalı ve flaşlı) eklenmiş. MicroSD hafıza kartı yuvası ve Mini HDMI bağlantısı bu modelde de var. Artık her üründe gördüğümüz WiFi bağlantısı bu tablette de mevcut, ama onun yanına bir de Bluetooth ve NFC desteği eklenmiş. Pro modelinde pil kapasitesi de arttırılmış, 4,000mAh olmuş. İşletim sistemi olarak da daha uygun fiyatlı kardeşinden ayrılan Sero 7 Pro Android 4.2 ile geliyor. Hisense'in Android güncellemeleri konusunda ne kadar hassas olduğu ise belirsiz, ama en kötü ihtimalle dışarıda geliştirilmiş bir ROM ile çözülür bu sorun. Bu model aslında Google'ın başarılı tableti Nexus 7'ye çok benziyor, hatta bazı konularda (arkada kamera, MicroSD yuvası gibi) kullanıcısına daha fazla seçenek sunuyor. Üstelik, Sero 7 Pro'nun fiyatı da benzer kapasitedeki Nexus 7'ye göre daha uygun. ABD'de 149$'a satılacak olan Sero 7 Pro gerçek bir fiyat / performans tableti olmuş. Nexus 7'nin de kendine göre bazı avantajları var tabi, ama Sero 7 Pro bu tip ürünlere çok fazla para vermek istemeyen kişileri cezbedebilir. Hisense marka bir televizyon kullanan ve çok memnun olan biri olarak bu tabletlerin ülkemizde de satılmasını isterdim. Üç sene önceden kalma teknolojiye sahip tabletlere 200-300TL verilen bir ülkedeyiz, Sero 7 Pro 350 liraya satılsa o ucuz tabletlere çok sıkı bir rakip olur bence.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Nvidia Tegra 4 ve kardeşi Tegra 4i

Ekran kartlarıyla tanıtığımız ve sevdiğimiz, son yıllarda geliştirdiği mobil işlemcilerini de beğendiğimiz Nvidia an itibariyle gerçekleşmekte olan Mobile World Congress etkinliğinde yeni nesil Tegra 4 yongalarını tanıttı. Tegra 4 zaten daha önce duyurulmuştu, yani nasıl birşey olacağı biliniyordu. Nvidia bu sefer Tegra 4'ü küçük kardeşi Tegra 4i'yle birlikte sergiledi. Tegra 4'e göre biraz daha yavaş olan Tegra 4i güç tasarrufu odaklı bir yonga. Nvidia modemi yonganın içine entegre ederek hem güç tasarrufu sağlamış, hem de yonganın kullanacağı kartın boyutunu ufaltmış. Üreticiler istedikleri gibi cihaz tasarlamakta özgürler, ama benim anladığım kadarıyla Nvidia Tegra 4'ü tabletler ve üst seviye, büyük ekranlı telefonlar için tasarlamış. Tegra 4i ise biraz daha maliyet odaklı, ekranı 4" veya daha küçük olan akıllı telefonları hedefliyor. Tegra 4 ARM 15 işlemci mimarisini kullanıyor ve 72 adet grafik çekirdeği barındırıyor. Bu da özellikle son zamanlarda yaygınlaşmakta olan HD ekranlı telefon ve tabletlerin ihtiyacı olan performansı verebileceği anlamına geliyor. Tegra 4i ise biraz daha eski olan ARM9-r4 mimarisini kullanıyor ve 60 adet grafik çekirdeğine sahip. Tabi bu Tegra 4i'nin beceriksiz bir yonga olduğu anlamına gelmemeli. Tegra 4 kadar olmasa da Tegra 4i de piyasadaki tüm uygulamalara yetecek performansa sahip olacaktır. Nvidia Tegra 4 ailesinin üretimine yaz aylarında başlayacak. Bu yongaları kullanan cihazları raflarda görmemiz için yaz sonunu beklememiz gerekecek büyük ihtimalle. Eğer bu yakınlarda güçlü bir tablet almaya niyetliyseniz Tegra 4'ü beklemenizi tavsiye ederim, çünkü bu yongalar hem Tegra 3'e, hem de Snapdragon S4'e göre çok daha hızlı ve tasarruflu olacak.

15 Kasım 2011 Salı

Dünyanın en büyük Android tableti bir Türk firmasından geldi

Bizler tablet bilgisayarlarda hangi ekran boyutunun daha kullanışlı olduğunu tartışırken Ardıç Teknoloji isimli bir Türk firması dünyanın en büyük ekranlı Android tabletini geliştirdi. Tam 65" (165cm) boyutunda bir ekranla gelen bu tablet okullarda kullanılan akıllı tahtalara alternatif olarak tasarlanmış. Aslında cihazın kendi içerisinde bir tablet altyapısı yok. Dokunmatik bir ekran ve uyumlu bir Android cihazının bağlanabileceği bir dock ünitesinden oluşuyor. 10" ekrana sahip, Nvidia Tegra 2 işlemcili bir tablet bilgisayar bu üniteye bağlandığında hem ekran görüntüsü büyük ekrana aktarılıyor, hem de büyük ekrana dokunarak kontrol ediliyor.

Büyük ekranın yüksek çözünürlüğünden tam anlamıyla faydalanabilmek için kullanılan Android tabletin yazılımı üzerinde bazı oynamalar yapılmış ve cihaza 1080p HD görüntü çıkışı özelliği kazandırılmış. Televizyon ile olan görüntü bağlantısı HDMI üzerinden gerçekleşiyor. Ekrandaki dokunmaya duyarlı algılayıcılar şimdilik iki tane, bu yüzden çoklu dokunma desteği henüz yok. Ayrıca, dokunmatik fonksiyonunun çalışması için kablolu USB bağlantısı gerekiyor. Firma yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre ürün tamamlandığında dokonmatik algılayıcılarının sayısı dörde çıkacak ve bağlantı kablosuz olacak. Bu sayede çoklu dokunmatik ekranla gelen nimetlerden de faydalanılabilecek.

Ardıç Teknoloji'nin bu projesi henüz prototip halinde, ama eğitim kurumlarından ve bazı ticari firmalardan taleplerin geldiği belirtilmiş. İleriki dönemlerde ürünün maliyetinin düşürülmesi ve akıllı telefonlara da bağlanabilecek hale gelmesi hedefleniyor. Ekran boyutunun da ihtiyaca göre değiştirilebilir hale gelmesi amaçlanıyor, zaten diğer hedeflerin yanında bu en kolay olanı. Dünyanın en büyük ekranlı Android tabletinin tanıtımını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

4 Ocak 2011 Salı

Nvidia bilgisayarlarla yetinmiyor, otomotiv endüstrisine de giriyor

Farkına varmışsınızdır belki, "araba teybi" denen kavram artık pek kullanılmıyor. Arabalarda kasetçalar kalmadı zaten, ama normal müzik sistemleri de yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Bunların yerine renkli (ve tercihen dokunmatik) ekranlı, çok fonksiyonlu araç içi eğlence ve bilgi (infotainment) sistemleri geliyor. Bu sistemler de ilk başlarda ilkel ve yeteneksizdi, ama gün geçtikçe akıllanıp daha yararlı olmaya başladılar. Akıllanma söz konusu olunca ufaktan bir bilgisayarlaşma da başlıyor. Tabi her bilgisayar bir işlemciye ihtiyaç duyar. Piyasadaki bu ihtiyacı gören Nvidia popüler Tegra işlemcilerini araç içi sistemlere entegre olacak hale getirmiş ve biri büyük, diğeri de biraz küçük olan iki üreticiyle anlaşmış.

İlk olarak, Tesla'nın Model S isimli yeni elektrikli aracının biri 17", diğeri 12.3" büyüklüğündeki ekranlarını Nvidia Tegra yönetecek. Ortadaki 17" büyüklüğündeki dev (arabalara göre dev tabi) ekran arabanın navigasyon, klima kontrolü ve medya oynatımı gibi fonksiyonlarının yönetildiği orta konsolun yerini alacak. 12.3" büyüklüğündeki ekran ise direksiyonun arkasında bulunacak ve önceden hız ve devir göstergelerinin yaptığı işi yapacak. Güzel fikir, tabi bir de çalışırken görmek lazım. Nvidia'nın anlaştığı büyük marka ise BMW. Bundan böyle BMW grubunun tüm otomobillerinde (Mini Cooper'dan BMW 7 serisine kadar) Nvidia Tegra işlemcili araç içi bilgisayarlar kullanılacak. Tegra'nın sağladığı güç sayesinde BMW'nin otomobillerinde 1280x600 çözünürlüklü ekranlar üzerinde modern kullanıcı arayüzüne sahip araç işletim sistemleri (büyük ihtimalle Android tabanlı) çalışacak. Hem Tesla'nın, hem de BMW'nin Nvidia'lı araç bilgisayarı çözümleri yakında görücüye çıkacak. Tesla bizim memlekette pek tutmaz, ama BMW'nin bu atılımı hoşuma gitti. Umarım diğer markalar da ellerini çabuk tutup akıllı araç içi bilgilendirme sistemlerini kullanmaya başlarlar.

5 Aralık 2010 Pazar

Nvidia çoklu çekirdek mimarisini kullanan mobil işlemcileri öne çıkarıyor

Grafik işlemcilerinden tanıdığımız Nvidia geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir PDF belgesinde birden çok çekirdeğe sahip mobil işlemcilerin tek çekirdekli rakiplerine göre her alanda daha üstün olduğunu belirtmiş. Henüz Nvidia Tegra işlemcisi kullanan dişe dokunur bir cihaz göremedik, ama Nvidia Tegra işlemcilerini mobil cihazlarda kullandırtmakta ısrarcı. Teknoloji fuarlarında küçük firmalar Tegra kullanan telefon ve tabletlerini sergiliyorlar, ama henüz büyük firmalar bu işlemcilere sahip bir cihaz tanıtmadılar. Belki Nvidia'nın yeni işlemcisinin test sonuçları bu büyük üreticileri Tegra ile ilgilenme konusunda ikna edebilir.

Yapılan bazı testlerin sonuçlarına göre çift çekirdekli Nvidia Tegra 2 kullanan bir cihaz ARM tabanlı klasik işlemcileri kullanan rakip telefonlardan (Motorola DroidX, Samsung Galax S, Google Nexus One) 2.5 kat daha hızlı. Üstelik, aynı işlemcinin çekirdeklerinden biri kapatıldığında bile eski işlemcilerle arada %45 performans farkı oluşuyor. Bu da Nvidia Tegra 2 işlemcisinin yapısından kaynaklanan bir fark. Hatta, bazı testlerde Tegra 2 işlemcisi çift çekirdekle çalışırken tek çekirdekli halinden iki kattan fazka hızlı olduğu gözlenmiş. Tabi bu testler sentetik olduğu için gerçek yaşamdaki kullanım deneyiminde fark bu kadar bariz olmayacaktır. Yine de ikinci çekirdeğin gerçek kullanım deneyiminde %50 civarı bir getirisi olacaktır. Nvidia'ya göre bundan sonra performans değerlendirmeleri mobil oyunlar üzerinden yapılacak. Oyun motorlarının çoklu çekirdeğe destek vermesi sayesinde Tegra 2'nin işlem gücünden gerçek anlamda faydalanmak mümkün olacak.

İşlem gücünün böyle büyük oranlarda artması ve birden fazla çekirdek kullanılması çoğu kişinin aklına güç tüketimini getirir. Nvidia yeni işlemcilerinin enerji verimliliği konusunda da rakiplerinden üstün olduğunu söylüyor. Çift çekirdekli bir işlemci tek çekirdekli rakibine göre daha fazla transistör içerse de daha düşük voltajla daha yüksek performans verebiliyor. Üstelik, kullanılmayan çekirdeğin geçici olarak kapatılabilmesi sonucunda enerji verimliliği daha fazla artıyor. Nvidia'nın iddialarına göre belirli kullanım şartlarında çift çekirdekli mobil işlemciler tek çekirdeklilere göre %40 daha verimli. Pil ömrünün önemli bir kıstas sayıldığı mobil cihazlarda işlemcinin verimliliği performansın bile önüne geçebiliyor.

Görünüşe göre Nvidia üzerine düşeni yapmış, gayet güzel bir mobil işlemci geliştirmiş. ARM Cortex 9 tabanlı Nvidia Tegra 2 hem performans hem de enerji verimliliği açısında rakiplerinin bir (hatta birkaç) adım önüne geçmiş gibi görünüyor. Şimdi top cihaz üreticilerinde. Eğer Samsung, Nokia, HTC ve Apple gibi büyük telefon üreticileri Tegra 2'yi yeni cihazlarında kullanmaya karar verirlerse biz de bu yüksek performanstan faydalanabileceğiz. Durum Nvidia'nın umduğu gibi olmaz ve üreticiler Tegra 2'yi görmezden gelirse de çoğumuz böyle bir teknolojiyi sadece fuarlardaki demolarda izleyebileceğiz, çünkü kimse sırf Tegra kullanıyor diye bilinmedik bir markanın telefonunu satın almaz. Tegra 2'nin piyasadaki başarısına göre üç çekirdekli Tegra 3 te yakında duyurulabilir. Nvidia çoklu çekirdek mimarisinin gücüne böyle inanmışken 3 veya 4 çekirdekli mobil işlemcileri beklemek yanlış olmaz.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Çakma MacBook Pro, ama gerçeğinden ayırmak neredeyse imkansız

Çin'in taklit teknolojik ürünler üretme politikasından en çok nasibini alan firma Apple'dır heralde. Çin'de üretilen telefonların neredeyse yarısı iPhone'a benziyor. Bu sefer daha da güzel bir "çakma" teknolojik ürün yapmış Çinli'ler. İsmi belli olmayan (belli olsa ne olacak, okuması bile zor bunların isimlerini) bir firma tarafından yapılan MacBook Pro çakması gerçeğine öyle çok benziyor ki, işletim sistemi olarak MacOS'un Snow Leopard versiyonunu kullanıyor. 14" büyüklüğünde bir ekranla gelen çakma MacBook Pro'nun donanımı laptoplardan çok netbooklara daha yakın seviyede. Intel Atom D510 (çift çekirdekli, 1.66GHz), 2GB bellek, 320GB kapasiteli sabit disk ve Nvidia ION2 grafik platformu bu bilgisayarın teknik özellikler listesinde öne çıkan maddeler. Bir de her Apple ürününde olması gerektiği gibi cihazın dikkat çekmesini sağlayan unsur eklenmiş. Kapağın arkasındaki Apple logosu bilgisayar çalışırken parlıyor. Özellikleri gerçek bir MacBook Pro'ya göre çok zayıf gözükse de gerçeğinin üçte biri seviyesinde olan (466$) fiyatı bu çakma laptopu cazip hale getiriyor. Apple'ın tasarımını seviyorsanız, ama donanımıyla fazla ilgilenmiyorsanız, fiyat ta sizin için önemli bir faktörse bu laptopu almayı düşünebilirsiniz. Tabi onu bulabilirseniz...

6 Ekim 2010 Çarşamba

Nvidia markalı ekran kartları geliyor (ama bize gelmiyor)

Nvidia ekran kartı işlemcileri (GPU) konusunda piyasanın en büyüğü olsa da bugüne kadar kendi ismiyle ekran kartı üretmemişti. Firma prensip olarak işlemciyi tasarlar, ürettirir, kartın referans tasarımını hazırlar ve işin gerisini donanım üreticilerine bırakırdı. Şimdi ise Nvidia bu prensibinden vazgeçmiş görünüyor. Firma kendi markasını taşıyan ekran kartlarının Best Buy mağazalarında satılacağını açıklamış. Söylenenlere göre bu karar Best Buy ile Nvidia arasındaki özel bir anlaşmanın sonucunda alınmış ve bu kartlar başka mağazalarda satılmayacakmış. Nvidia markalı kartları diğer markalara sahip kartların da çoğunu üreten Foxconn üretecekmiş. Bu kartların sadece Best Buy mağazalarında satılacak olması Türkiye'ye gelmeyecekleri anlamına gelebilir. Her ne kadar Türkiye'de de Best Buy mağazaları (bildiğim kadarıyla sadece İzmir'de) olsa da bizdeki şubeler Türkiye'nin piyasa koşullarına göre hareket ediyor, ürünlerini Türkiye'deki distribütörlerden alıyor. Haliyle ABD mağazasına özel ürünler de buralara pek gelmiyor. Nvidia'nın bu kuralı esnetip esnetmeyeceğini bilmiyorum, ama "saf kan" Nvidia ekran kartı isteyenlerin ABD'ye giden tanıdıklar için araştırma yapmaya başlaması gerekecek.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Teknolojide evrimi anlamak


Yandaki resme aldanmayın, Darwin'in meşhur evrim teorisinden bahsetmiyorum. Ben teknolojik gelişimdeki evrimsellikten bahsedeceğim. Bize Toplam Kalite Yönetimi dersinde öğretmişlerdi, gelişimin iki çeşidi olurmuş: devrimsel gelişim ve evrimsel gelişim. İkisinin de vardığı yer aynı, ama kullandıkları yöntem farklı.

Devrimsel gelişimin ilerlemesi bir merdivene benzer. Uzun süre herhangi bir gelişim olmaz, daha sonra birden bir "devrim" olur, herşey değişir, yeni sistem eskisinden tamamen farklıdır. Heyecanlıdır, ama sancılıdır. Evrimsel gelişim ise daha sakindir. İlerlemesi merdivenin yanındaki rampaya benzer. Gelişim hiç durmaz, süreklidir, ama değişiklikler küçüktür. Bu yüzden gelişimi farketmek zordur. Sancılı değildir, ani ve büyük değişiklikler olmadığı için pek sıkıntı yaratmaz. Bu sebeplerden dolayı günümüzde çoğu büyük üretici hem üretim süreçlerinde hem de ürünlerinde evrimsel gelişimi kullanıyor.

Amerikalı otomobil üreticileri devrimsel gelişimi benimsemişlerdi, uzun süre aynı makineleri, aynı üretim süreçlerini kullanıyorlar, makineler çalışmaz hale gelince tesisi komple yeniliyorlardı. Yeniyken çok verimli çalışan fabrikalar eskidikçe verimsizleşiyor, son yıllarında ise kardan çok zarar getiriyorlardı. Japon otomobil üreticileri 2. Dünya Savaşının ardından ABD piyasasına girdiler. Japon'lar evrimsel gelişimi tercih etmişlerdi, tesislerini ve ürünlerini sürekli yeniliyorlardı. Yeni teknolojileri makinelerin ve modellerin eskimesini beklemeden kullanmaya başlıyorlardı. Amerikalı üreticiler ise statükocu olduklarından bu yeni gelişim modelini uygulamayı reddettiler. Sonuçları ağır oldu, etkileri hala hissediliyor. Öyle ki, hala bir türlü içerisinden çıkamadığımız global ekonomik krizi başlatan sebeplerden biri budur.

Tüm bunları neden yazıyorum? Dün PC Labs sitesinde gezerken ilginç bir yorumla karşılaştım. Arkadaşın biri eski bir habere yorum yapmış. ATI firmasının piyasaya süreceği 6000 serisi yeni nesil ekran kartlarıyla ilgili olan haberin altına bu zeki arkadaş "Yeni nesil kartların performanslarının daha iyi olduğunu kim söyledi ki? HD4890 kullanıyorum, bir eksiği yok. Çok fazla tüketime sürüklemeyin kendinizi." yazmış. (Aslında böyle yazmamış ama ben bu şekilde tercüme ettim.) Fetva vermiş beyefendi. Daha ilk cümleden batmış, çünkü yeni nesil kartların performanslarının daha iyi olduğunu binlerce internet sitesi ve milyonlarca kullanıcı söylüyor. Hem test yazılımlarından alınan veriler hem de oyun performansları yeni nesil kartların eskilerden daha iyi olduğu konusunda hemfikir. Arkadaşın ikinci batışı için fazla okumaya gerek yok. HD4890 ATI firmasının o dönem ürettiği en pahalı ve performanslı kartlardan biri. Arkadaş sadece ekran kartına bir ofis bilgisayarı parası vermiş, sonra da "hala çok iyi, yenisine gerek yok" diyor. Ona göre gerek olmayabilir, ama ATI ve Nvidia'nın bu arkadaştan başka müşterileri de var.

Aslında durum basit. Bu arkadaş devrimci gelişimi benimsemiş, daha doğrusu tüm firmaların devrimci gelişime yönelmesini istiyor. Ona göre bir ürün piyasaya sürüldüğünde gelişim durmalı, birkaç sene boyunca o sınıfta yeni bir ürün geliştirilmemeli. Ne zaman ki o ürün artık iş görmez olup, millet küfretmeye başlarsa, o zaman firmalar işbaşı yapıp yeni ürünü piyasaya sürmeli. Böylece onun aldığı cici ekran kartı (veya başka bir ürün) uzun süre güncelliğini koruyacak, eskimeyecek. Oh ne ala memleket. Keşke böyle olsa değil mi? Bilgisayarlar oyun konsolu gibi olsa, alınan bilgisayar 3-4 sene yeni kalsa. Peki yeni model çıkınca ne olacak? Bunu düşünen yok. Devrimsel gelişimin sonucu olarak öyle büyük bir değişim olacak ki, bilgisayar komple işlevsiz kalacak. Devrimi desteklerken sancısını da unutmamak gerekli.

Çoğu büyük firma gibi bilgisayar (ve elektronik) üreticileri de evrimsel gelişimi benimsemiş durumda. Gelişim hiç durmuyor, hele sektörün büyüklerinden neredeyse her gün yeni haberler duyuyoruz. Rekabet var, sürekli yenilik bekleyen kullanıcılar var. Bir ürün yapıp, "bu oldu" diyip birkaç sene oturmak bir firmayı kısa zamanda batırır. Örnek verelim, daha iyi anlarız. ATI firmasının 3000 serisinin bir modeliyle 4000 serisinde aynı fiyatta / sınıfta satılan ürünü arasında fazla performans farkı yoktur. 4000 serisindeki kartla 5000 serisindeki arasında da fazla fark yoktur. Doğru tahmin ettiniz, 6000 serisindeki muadil kart ta 5000 serisindekinden çok daha hızlı olmayacak, fark küçük olacak. Peki 3000 serisindeki kartla 6000 serisindekini bir tutabilirmiyiz? Değişim küçük adımlarla ilerledi, hissedilmedi diye gelişimi komple olmamış sayabilirmiyiz? Bunu söylemek cehalet ve aptallık olur.

Değinmek istediğim bir diğer nokta da performans haricindeki faktörler. Gelişim sadece performansta değil, pek çok alanda yaşanıyor. Üretim sürecindeki gelişim sayesinde bilgisayar bileşenlerinin verimliliği artıyor. Aynı performansı almak için tüketilen güç her üründe daha da düşük oluyor. Güç tüketiminin düşmesi ısı üretimini de etkiliyor. Eskiden kocaman fanlarla soğutulan ekran kartlarıyla aynı performansı veren modern kartlar pasif soğutmayla yetinebiliyor. En önemli gelişim de üretim maliyetlerinde yaşanıyor. Aynı performansı almak için her seferinde daha az para veriyoruz.

Şimdi siz "Madem güç tüketimi, ısı üretimi ve fiyat düşüyor, neden daha güçlü güç kaynakları ve daha büyük soğutucular almak zorunda kalıyoruz, neden maliyet düşüşlerinden etkilenmiyoruz?" diyebilirsiniz. Donanım ürünleri geliştikçe yazılım ürünleri de daha fazla performans istiyor, bu yüzden bugünün orta sınıf ekran kartıyla dünün orta sınıf ekran kartı aynı keyfi veriyor. Hesaplama gücü artmış, oyunların grafikleri de daha detaylı olmuş, birbirlerini dengelemişler. O arada ısı üretimi de artmış, ama oranlandığında hesaplama gücünün daha fazla arttığı görülüyor, yani ısı verimliliği geliştirilmiş. Bugünün orta seviye ekran kartı dünün üst seviye kartının hesaplama gücüne sahip, ama yarı fiyatına satılıyor. Yarın çıkacak olan alt seviye kartlar da şimdiki orta seviye ekran kartıyla aynı güce sahip olacak, hem de fiyatı daha ucuz olacak. Performans artmış, fiyat düşmüş. Şikayet edilecek bir durum yok.

Teknolojide evrimsel gelişim sayesinde teknolojik ürünler her gün değişen dünyaya ayak uydurabiliyorlar. Tabii ki her çıkan yeni modeli almamız gerekmiyor, ama gelişime karşı koymak ta saçma geliyor. Sırf bir adamın yorumunun üzerine bunları yazdığımı sanmayın. O adam bir sürünün içinde bir tane, onun gibi çok var. İnsanlar gelişimi, değişimi kabullenemiyor. İstiyorlar ki dünya onlara göre sabitlensin, onlar istemedikçe zaman akmasın, gelişim onların keyfine göre olsun. İnsanlar akıllı telefonlardan bahsederken 100 liraya aldığı telefonun süper olduğunu söyleyen adamlar, işlemci haberlerinin altına "o kadar çekirdeği ne yapacaksınız?" diyen adamlar, yeni laptop modelleri tanıtılırken "netbook herşeye yetiyor vallaha da billaha da" diyen adamlar hep aynı cemaatten. Statükoculuk kişilerin gelişimi kabullenmesini engelliyor, onları yeni olan şeylere karşı düşmanca tavır almaya sevkediyor. Evet, tüketim manyağı olmak iyi değil, ama gelişime kapalı olmak hiç iyi değil.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

İşte netbook böyle olmalı: Asus Eee PC 1215N

Asus Türkiye'ye gelmeyecek, gelse bile iyice eskidikten sonra gelecek bir netbook daha hazırlamış. Bu seferki model her zamanki standart netbook özelliklerinin üzerine çıkıyor, benim gibi seçici birisinin bile hoşuna gidiyor. Eee PC 1215N modelinde neredeyse yok yok. İlk olarak, işlemcisi Intel Atom D525, yani yeni nesil ve çift çekirdekli. Bu güzide işlemci netbookta olabilecek en iyi multimedya performansını verebilmesi için Nvidia ION platformuyla birleştirilmiş. Standart olarak 2GB DDR3 hafıza ve 250GB depolama alanı sunuluyor, ancak bu özellikler isteğe göre arttırılabilir. Ekranı ise 12.1" büyüklüğe ve 1366x768 piksel çözünürlüğe sahip. Bağlantı teknolojileri de eksiksiz. USB 3.0, Bluetooth 3.0 ve 802.11N destekli Wi-Fi bağlantıları cihazın standart özellikleri arasında. Bu güzel netbookun işletim sistemi olarak ta Microsoft Windows 7 Home Premium tercih edilmiş. Öyle ki, kusur arıyorum ama göremiyorum. Üstelik bu güzelliğin yurtdışı fiyatı 500$'ın altında. Belki standart netbooklara göre biraz pahalı, ama tüm özellikleriyle standardın bir gömlek üzerinde. 23 Ağustos'ta satışa çıkması bekleniyor. Buralara da fazla gecikmeden gelse, gözlerimiz yollarda kalmasa, fiyatı da uçuk olmasa...

11 Haziran 2010 Cuma

Adobe Flash Player 10.1 kullanıma hazır

Son günlerde Apple patronu Steve Jobs'la olan atışmalarıyla gündemde olan büyük yazılım firması Adobe, Flash oynatıcı eklentisinin yeni sürümünü kullanıcılara sundu. İnternet üzerindeki animasyon ve videoları izlemek için hepimizin sıklıkla kullandığı bu eklenti bir süredir yeni sürümünde getireceği yeniliklerle teknolojik haber sitelerini meşgul ediyordu. İşte o sözü edilen yeni sürüm dün itibariyle final sürümüne ulaştı. Birkaç aydır beta sürümleri zaten indirilebiliyordu, ama beta oldukları için her kullanıcıya önerilmiyordu.

Bu yeni sürümde gelen en büyük yenilik videolar için donanımsal hızlandırma özelliği. Böylece sistemi yoran (özellikle HD kalitede) videoları izlerken sistemdeki görüntü işlemcisi yükü omuzlayacak. Bu teknoloji sayesinde hem önceden video oynatımında performans yetersizliği nedeniyle sorun yaşayan bilgisayarlar artık daha akıcı oynatacak HD videoları, hem de görüntü işlemcisi görsel konularda sistem işlemcisine göre daha verimli olduğundan sistem daha az güç tüketecek. Özellikle dahili ATI ve Nvidia görüntü birimine sahip hafif (ULV işlemcili) laptoplar ve netbooklar bu özellikten fazlaca faydalanacak. Bazı netbooklarda kullanılan Intel GMA 950 görüntü işlemcisi de bu özelliği kullanabiliyor, ama performans artışı ne derecede olur henüz bilinmiyor. İndirmek için tarayıcınızla şuraya tıklamanız yeterli. Flash eklentisinin iki türü var, Internet Explorer için olan Activex sürümü ve Firefox, Opera ve Safari için olan sürüm. Kullandığınız tarayıcıya göre ikisini de ayrı ayrı indirmeniz gerekebilir. Hem stabilite hem de performans artışı için bu eklentiyi herkesin indirmesini öneriyorum.

17 Nisan 2010 Cumartesi

Elmalı sürpriz - Apple işlemci konusunda AMD ile görüşüyor

Apple firmasını kimimiz severiz, kimimiz de fazla hoşlanmayız. Buna rağmen, sevmeyenlerin bile kabul ettiği bir gerçek vardır: Apple bilişim sektörünün en büyük firmalarından biridir. Ne yapsa fırtınalar koparan, tasarımlarıyla gönülleri okşayan Apple görünüşe göre sektörün dengelerini yeniden değiştirmeye hazıtlanıyor. Bilindiği üzere 2006 yılından beri tüm masaüstü ve dizüstü bilgisayar işlemcilerini Intel'den alan firma, son günlerde AMD ile işlemciler konusunda sıkı görüşmeler yapıyormuş. Sadece Intel ile çalışmak Apple'ı oldukça sıkıntıya sokmuşa benziyor. Intel son günlerde ego patlaması yaşayarak kendi işlemcilerinin sadece kendi anakartlarıyla kullanılmasını sağlayan kısıtlamalar getirmiş. Bu durumda Steve Jobs'ın bebekleri Intel işlemcinin yanına Nvidia'nın dahili ekran kartlarını koyamaz hale gelmiş. Intel'in dahili grafik çözümlerinin de ne kadar kifayetsiz olduğunu herkes biliyor zaten, Apple bilgisayarların grafik performansını bu durumdan oldukça etkilenmiş. Bir de bunun üzerine yeni nesil Intel işlemcilerin teminindeki sıkıntılar eklenince Apple kendisine farklı alternatifler aramaya başlamış. Bu arayış ta fazla sürmemiş, zaten süremez çünkü sadece bir alternatif var, o da AMD. ATI'yi satın aldığından beri dahili grafik çözümlerinde Intel'e göre çok daha başarılı olan AMD, özellikle masaüstü bilgisayarlarda "safkan" Intel sistemlere göre çok daha iyi multimedya performansı vaadediyor. Bunun yanında söylentilere göre AMD eğer istenirse Apple için özel tasarımlı işlemciler üretmeye hazırmış. Intel'den tamamen vazgeçmeyi düşünmeyen Apple, AMD sayesinde müşterilerine daha fazla seçenek sunarak pazar payının arttırmayı hedefliyormuş. Steve Jobs işini biliyor doğrusu. Konuyu daha detaylı anlatan yabancı kaynağı görmek isteyenler şuraya tıklayabilirler. AMD - Apple işbirliği Intel için ciddi bir kayıp olacaktır, çünkü Apple bu sektörün en prestijli firması, AMD eğer elma logolu bilgisayarların içine girebilirse prestijini katlayacaktır. İnsanların daha çok güvendiği bir AMD satış rakamlarında ciddi iyileşmeler görecektir. Ben rekabeti arttıracak bu tip gelişmeleri sevinçle karşılıyorum, tek firmanın bir pazarı domine etmesi tüketici açısından oldukça zararlı. Hem Apple hem de AMD için şimdiden hayırlı olsun...

28 Mart 2010 Pazar

Güç tüketimi nereye gidiyor?

Teknoloji sitelerinde son günlerde en çok konuşulan konu Fermi. Bilmeyenler için açıklayayım: Fermi grafik yongası üreticisi Nvidia'nın yeni mimarisinin ismi. Alışık olduğumuz gibi yeni mimarinin ilk örnekleri üst segmentten geliyor. Geçtiğimiz günlerde tanıtılan GTX 480 ile GTX470 bütçeleri oldukça zorlayacak performans canavarı kartlar. Teknoloji siteleri "geldi, gelecek" dedikodularıyla aylardır piyasayı çalkalayan yeni mimariyi test etmek için gecikmemişler ve izlenimleriyle birlikte performans sonuçlarını okuyucularına sunmuşlar. Ben kartların teknik detaylarını sizlere sayıp dökecek değilim, ama çok hızlı olduklarını belirtmeden geçmemek lazım. Özellikle son günlerin modası olan CUDA işlemlerinde (ekran kartının grafik harici işlemleri hızlandırmak için kullanılmasına yarayan bir teknoloji) önceki nesile göre büyük performans farkları var.

Benim dikkatimi çeken şey ise yeni mimarinin performansı değil güç tüketimi oldu. Intel Core 2 Duo E8500 işlemci ve GTX 480 ekran kartıyla donatılan sistem yüksüz halde 130 watt güç tüketirken tam yük altında (mesela yeni nesil bir oyunu oynarken) tam 360 watt güç çekmiş prizden. Bunu yaparken de ekran kartı 92 dereceye kadar ısınmış. Tam bir elektrik sobası yani. Piyasada satılan ucuz kasaların içinde gelen güç kaynaklarının aşağı yukarı 250 watt gücünde olduklarını, bu gücü de dengeli şekilde veremediklerini düşünürsek, pek çok kişi bu kartları sisteminde kullanamayacak. Test için kullanılan güç kaynağı kaliteli bir markaya sahip 650 watt gücünde bir model. Bu sistemi de ancak böyle bir güç kaynağı kaldırabilir. Daha aşağısı biraz uzak durmalı. Sadece kaliteli güç kaynağıyla da kalmıyor, kasa içerisindeki hava akımının da yüksek seviyede olması lazım, yoksa kart çok fazla ısınabilir.

Konuyu bağlamak istediğim nokta şu: üreticiler sürekli üretim süreçlerini geliştirdiklerini, artık enerji bakımından daha verimli ürünler yapacaklarını söylüyorlar, ama nedense enerji tüketimi sürekli artıyor. Eskiden 200 watt gücündeki basit bir güç kaynağı herkese rahat rahat yeterken şimdi sadece bir ekran kartını çalıştırmaktan aciz durumda. Artık kasanın içinde gelen standart güç kaynaklarının devri bitiyor sanırım. Belki de bu o kadar kötü değildir, insanlar daha kaliteli güç kaynaklarına yöneldikçe arızaların sayısı düşer, bilgisayar parçalarının ömrü artar. Yine de her seferinde "daha verimli" diye reklamı yapılan ürünlerin daha fazla güç tüketiyor olmaları bana saçma geliyor. Evet, hızlanıyorlar ama "bu hıza kimlerin ihtiyacı var?" demeden, sidik yarıştırarak hızlanıyorlar. Hızlı olmak önemlidir, ama verimlilik te bir o kadar önemlidir. Özellikle de benim gibi bilgisayarını sabahtan akşama kadar açık tutan kişiler için enerji verimliliği daha da önem kazanıyor. Otomobillere yakında sınırlamalar gelecek, verimsiz motora sahip araçlar trafiğe çıkamayacak. Belki bir zaman sonra bilgisayar parçaları için de böyle kısıtlamalar gelir. Bazıları buna kızabilir ama sırf biraz daha güçlü bir sistem için fazladan 100 watt tüketmek bu dünyaya keyfi işkence etmek demek.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Teknoloji ucuzluyor mu?

Bu bir haber değil, sadece benim son günlerde forumlarda okuduklarım üzerine yaptığım bir yorum. Biraz teknik bir konu, sıkılanlar olabilir. Baştan söylüyorum, uyarmadı demeyin. Bahsetmek istediğim konu teknolojik ürünlerin fiyatlandırılması. Çoğu insan gibi herşey çok ucuz olmalı demeyeceğim, benim söyleyeceğim şeyler farklı.

Bize eskiden beri söylenen birşey vardır: teknoloji geliştikçe teknolojik ürünlerin (mesela bilgisayarların) fiyatları düşer, daha çok insan onları alıp kullanabilir. Bu bir bakımdan doğru, teknolojideki bazı devrim niteliğindeki gelişmeler sayesinde daha çok insan teknolojinin nimetlerinden faydalanır oldu. Sadece bilgisayar veya cep telefonundan bahsetmiyorum, bu örnek otomobil gibi ürünler için de geçerli. Güzel ama her zaman doğru değil. Ben bilgisayar kullanmaya PC ile başladım, hiç Amiga veya C64 kullanmadım. Bir eksiklik belki, yine de ben memnunum halimden. İlk bilgisayarımı (hatta daha sonrakini) kullandığım zamanlarda bilgisayarlar çok daha basitti. Mesela, ekran kartı diye birşey yoktu. Vardı da biz bilmiyorduk. Sadece ekran kartı değil, ilk başlarda hiçbir detay yoktu. Bir oyunu veya programı alırken "bilgisayarım çalıştırır mı?" sorusu gelmezdi aklımıza, sadece sabit diskte yer olup olmadığını düşünürdük. Daha sonra "acaba bilgisayarımdaki ram buna yeter mi?" diye sormaya başladık. Şimdiki gibi sanal hafıza yoktu o zaman, ram yoksa yazılım çalışmazdı. Daha sonraları işlemci sıkıntısı geldi, ardından da ekran kartı. Bilgisayarlar güzelleşti ama düşünülmesi gereken detaylar da arttı.

Gelelim daha yakın tarihlere. Bundan 9-10 yıl kadar önce (ben üniversitede okurken) bir bilgisayar çok kötü olmadığı sürece her yazılımı çalıştırabilirdi. Ben piyasada bulunan en ucuz ekran kartlarından biri olan Nvidia TNT2 M64 ve yine çok ucuz bir işlemci olan Intel Celeron 400 ile çatır çatır oyun oynadığımı hatırlıyorum. Hem de bu oyunları ortanın üzerinde detay seviyesinde oynuyordum, herşeye yetiyordu yani bilgisayarım. Daha sonra onlar gitti, yine piyasanın en ucuzu olan Nvidia Geforce2 MX ve AMD Duron 700 geldi. Ben yine herşeyi oynadım, o zamanın sistem zorlayıcı olarak bilinen oyunlarını tam detayda (AA kapalıydı tabi) oynadım. Şimdi milletin moralini bozmaya yarayan 3dmark o zaman benim sistemimde takılmasız çalışıyordu. Güzel günlerdi yani.

Şimdi manzara nasıl peki? Eğer oyun oynamak istiyorsanız iyi bir işlemciye, hızlı bir ekran kartına ve bol miktarda hafızaya sahip olmak zorundasınız. Evet, belki ucuz donanımla hala oyun oynanır ama tüm detayları kapatmanız gerekir, oyunun bir özelliği kalmaz. Detayları kapattıktan sonra Crysis oynamanın ne anlamı var? Ben zamanında 150$ gibi bir fiyata AMD için üretilmiş en havalı anakartı almıştım - Abit KT7 Raid. O zaman çok para olduğunu düşünmüştü insanlar. Şimdi iyi anakart dediğinizde en az 200$ istiyorlar, çok iyi dediğinizde "100$ daha ver" diyorlar. Tabi sadece anakartla bitmiyor, tüm sistem bileşenleri için aynı şey geçerli. Oyun oynayabileceğiniz bir ekran kartı için 150$ vermeniz gerekli. İşlemci deseniz, orada da benzer bir manzara var. Bir de tüm bunları verimli şekilde kullanmak için güzel bir kasa ve kaliteli bir güç kaynağı lazım. Onlar da hiç ucuz değil. Neticede güzel bir bilgisayar toplamanın maliyeti katlandı.

Çok uzun oldu, ama merak etmeyin bitiriyorum. Teknoloji bazen ucuzluyor, ama her zaman değil. Daha çok kırpılmış, ucuz teknolojiler uygun fiyatla halka sunuluyor. Belki basitçe iş görüyor, ama siz güzel bir ürün almak istediğinizde yine 10 yıl önceki kadar para ödemeniz gerekiyor. Bilgisayarlar hızlanıyor ama kullanılan yazılımlar da ağırlaşıyor. Üç boyutlu tasarım yapmak için satın almanız gereken iş istasyonunun 10 yıl önceki fiyatıyla bugünkü fiyatı aynı! Hani ucuzlama? Benim 10 yıl önceki bilgisayarımın Windows 98 ile açılış süresi, şimdiki çift çekirdekli süpersonik bilgisayarımın Vista ile açılış süresiyle aynı. Hani hızlanma? Yaptığım iş temelde aynı, sadece biraz daha konforlu ve göz zevkine hitap ediyor. Teknoloji ucuzlamıyor, tam tersine geliştikçe insanları kendine mecbur bırakarak pahalılaşıyor. Yaşı uygun olanlar 10 yıl önce teknolojik ürünlere ödedikleri parayla şimdi ödedikleri parayı karşılaştırsınlar, sonucu göreceklerdir. Çok uzun oldu, burada bitiriyorum. sabrettiğiniz için teşekkürler.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Sana gıcık oluyorum Adobe

Şaka değil, gerçekten gıcık oluyorum. Ulan Adobe, sana bir, HD videoya iki! Daha ağırını burada yazamıyorum. Daha önce bir yazımda bahsetmiştim, Adobe firması Nvidia ile birlikte çalışarak Flash videoların oynatımı için ekran kartının donanım gücünden yararlanacak yeni bir Shockwave Flash Player sürümünü hazırlamaya karar vermişti. Bu çalışmanın ilk meyvesini de geçtiğimiz günlerde tüketicilere sundular. Her ne kadar henüz beta seviyesinde de olsa konuyla ilgilenen sitelerde testler yapıldı, donanımdan hızlandırmanın getirileri ölçüldü. Bu arada bir gelişme daha oldu, bu donanımdan hızlandırmanın sadece Nvidia'ya özel olmadığı, AMD ve Intel ekran kartlarını da desteklediği anlaşıldı. Güzide donanım sitelerinden AnandTech bu konuda detaylı bir inceleme hazırlamış. İncelemeye şuradan ulaşabilirsiniz.

Ben size kısaca anlatayım sonuçları. Nvidia ekran kartlı sistemlerde gerçekten bir gelişme var. İşlemci kullanım oranı ortalama %40 kadar düşmüş. Oynatılan videonun niteliğine göre bu değişkenlik gösteriyor tabi, ama en kötü durumda bile donanımsal hızlandırma işe yarıyor, yükü az da olsa hafifletiyor. AMD (aslında ATI ama mecburen AMD diyoruz) ekran kartlı sistemlerde ise durum çok farklı. Hiçbir avantaj yok, hatta yavaşlama bile var. Görünüşe göre AMD bu işe el atmalı, ne gerekiyorsa yapmalı. Yeni nesil Intel grafik işlemcileri de bu teknolojiyi destekliyor, hem de AMD'den çok daha iyi bir şekilde. İşlemciye binen yükte gözle görülür bir azalma var. Üzücü olan, bu desteğin eski nesil (netbooklarda kullanılan GMA950 gibi) Intel ekran kartlarını kapsamaması. Bana faydası yok yani...

Peki ben neden kızdım? Neden Adobe firmasına gıcık oluyorum? Hemen anlatayım... Ben bu haberi duyduğumda çok sevinmiştim. HD videolarla ilgilenmiyorum, çünkü hem indirmesi zor hem de avuç kadar ekranda görüntü HD olsa ne olur başka bir D olsa ne olur diye düşünüyorum. Ben flash animasyonların yoğun olduğu sitelerin hızlandırılmasıyla ilgileniyorum. Bol reklamlı bir site açtığımda benim fukara Atom N270 işlemci yükün altında eziliyor. Sayfayı kaydırmak zorlaşıyor, pencereler arası geçiş gecikmeli oluyor, kötü oluyor yani. Donanım hızlandırmayı akıl eden Adobe firması bunu normal flash animasyonlara uygulamayı akıl edememiş. Yukarıda bahsettiğim hızlandırmalar sadece H.264 ile kodlanmış videolar içinmiş. Sitelerin sağından solundan çıkan animasyonlara hiçbir faydası yokmuş. Boşuna heveslendirmişler beni. Hepsini buradan kınıyorum. Bir an önce bu hatayı düzeltmezlerse elimden bir kaza çıkabilir. Uyarmadı demesinler.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Bekleyiş sona eriyor (mu acaba?)

Önceki yazılarımda da belirtmişimdir, netbook severim ama mevcut netbooklar bana biraz kifayetsiz geliyor. Taşınabilirlikten taviz vermeyen ama çağımıza daha uygun, asgari ihtiyaçların biraz üzerine çıkan cihazların çıkması gerektiğini savunurum ben. Acer Ferrari One modeli netbook sanki bana cevap olsun diye tasarlanmış gibiydi. Ben hala Acer'dan gelen bu güzel hamleye sevinirken bir güzellik te Asus'tan geldi. Tayvan'lı üretici benim bu kadar zamandır neden yapmıyorlar dediğim netbooku yapmış, piyasaya sürmeye hazırlanıyormuş. İyi haber, ne diyim...

Bahsettiğimiz cihaz EeePC 1201N. Bu güzelliğin içinde Nvidia ION anakart var. Onun üzerinde de hasretinden yandığımız çift çekirdekli Atom N330 duruyor. 3GB ram ve 320GB sabit disk sistemin diğer özellikleri. Sistemin gönlümü çalan bir diğer özelliği de ekranı. Her ne kadar netbook standartlarına göre biraz büyük te olsa 12,1" büyüklüğündeki bu ekran bize 1366x768 çözünürlük sunuyor. Bu da süper birşey, zira standart netbooklardaki 1024x600 ekran yatayda yetse de dikeyde yetersiz kalıyor. Bazı boyutu değiştirilemeyen pencerelerin alt tarafı ekranın dışında kalıyor, kötü yani. Asus EeePC 1201N bizi bu dertten kurtarmış. Güzel ekran, çift çekirdekli ve güçlü (netbook standardına göre) işlemci, yetenekli anakart. Bu maharetli kombinasyonun fiyatı 500€ civarı olacakmış. Bir netbook için yüksek denebilir ama bu cihaz netbook standardının en üst noktasında duruyor. Bence netbook alıp aktif şekilde kullanacak kişiler standart modeller yerine bu tip daha özellikli modelleri seçmeli. Böylece netbook üzerinde çalışmak işkence olmaktan çıkar.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Bu iş Intel'le olmayacak...

Arka arkaya gelen haberleri gördükçe bu görüş oluştu kafamda. Sık sık yazıyorum, ben bir netbook kullanıcısıyım. Ufak ekrana ve dar klavyeye bile alıştım, işyerimde sürekli netbook kullanıyorum. Tahmin edeceğiniz üzere bu yazıyı da bir netbook üzerinde yazıyorum. Tam olarak halimden memnunum diyemem ama işimi görüyor şimdilik. Her netbook kullanıcısı gibi ben de güzel, yeni modeller çıksın da şu piyasa şenlensin, hatta biz de alalım da sefasını sürelim şeklinde düşünüyorum. Düşünüyorum ama düşüncelerim (veya hayallerim) bir türlü gerçek olmuyor. Her yeni çıkan netbook modeline bakıyorum, aşağı yukarı birbiriyle aynı. Kayda değer bir geliştirme olmadı geçen yıldan beri. Yapılan tüm yeniliklerin özeti şu: kasalar biraz inceldi, pil ömrü arttı. Performans kulvarında hiçbir ilerleme yok. Tabi ufak tefek hareketlenmeler var, ama pratikte kullanıcıya birşey getirmiyor. Bu kısırlığın sebebi de netbook kavramının mimarı sayılabilecek olan, netbookların kalbi Atom işlemcisinin üreticisi olan Intel.

İnsan kendi çocuğunun gelişmemesi, yerinde sayması için çaba gösterir mi? Intel gösteriyor! Çift işlemcili Atom işlemcisi yaptılar, bir türlü netbooklarda göremedik. Nvidia ION platformunu türlü gıcıklıklar yaparak engellemeye çalıştılar. Büyük üreticileri cezalarla korkutarak farklı netbook tasarımlarını engellediler, pil ve harddisk haricinde tüm netbookların birbirinin aynı olmasına sebep oldular. Tüm bunları boşuna yapmıyorlar tabi. İşlemci piyasasının büyük üreticisi Intel hiçbirşeyi plansız programsız yapmaz. Intel, notebooklarda kullanılan diğer ucuz (ve yavaş) işlemcilerinin hızlı Atom işlemciler (ve netbooklar) yüzünden pazar kaybı yaşamasından korkuyor. Sıradan kullanıcılar notebook yerine netbook alırlar, o zaman da kar marjı düşer, piyasanın dengeleri bozulur filan diye Atom işlemcisini hep garip sınırlar arasında sıkıştırıyor.

Bu işin tek bir çözümü var. AMD, VIA veya başka bir üretici (x86 işlemci üretme lisansı olan başka üretici yok bildiğim kadarıyla) bu piyasaya girecek, Intel'i zorlayacak, sınırları kaldırmak zorunda bırakacak. Tamam, biz de netbook üzerinde Crysis oynamak peşinde değiliz ama en azından çağımız şartlarına uygun, video ve animasyonlarda zorlanmayan, hafif işlemlerin seri şekilde yapılabildiği pratik netbooklar istiyoruz. İlerleyen bir ortamda sabit kalmak, geri gitmek demektir. Her günü bir öncekinden daha hızlı olan bilişim sektöründe İlk çıktığından beri aynı hızda kalan bir platform bana çağ dışı geliyor.

8 Ekim 2009 Perşembe

Netbook satın alma rehberi

Arkadaşım Tamer kendi blogunda notebook satın alma rehberi isimli bir yazı hazırlamıştı. Ben de buradan gaz alarak okuyucularım için bir netbook satın alma rehberi hazırlamaya karar verdim. İşte başlıyorum...

İstediğinizi alın. Tüm netbook'lar neredeyse birbiriyle aynı. Fiyatları da birbirine yakın, yani tipini beğendiğinizi alabilirsiniz. Bu kadar basit.

Şaka yapıyorum, inanmayın. Basit ama o kadar basit değil. Evet, şu an piyasada satılan neredeyse tüm netbooklar birbiriyle aynı, aralarında çok küçük farklar var. Bu farklar temel olarak işlemci, pil ve işletim sistemi olarak karşımıza çıkıyor. Temelde tüm netbooklar Intel Atom işlemciye sahip. Çoğu n270, n280 veya Z serisi işlemci kullanıyor. Z serisi işlemciler kırpılmış ve düşük tüketimli oluyor ve 11" üzeri modellerde kullanılıyor (ekranın yüksek tüketimini dengelemek için). Daha fazla kullanılan n270 ile n280 ise aslında aynı işlemci, aralarında 0,6MHz gibi küçük bir fark var. Daha yeni ve hızlı olduğu için n280 modelini tercih etmenizi öneririm.

Bunun yanında bir de pil mevzusu var. Burada daha iyi veya kötü gibi birşey söylemek mümkün değil. Pil seçimi tamamen sizin kullanım tarzınıza bağlı. Büyük pil uzun bir kullanım süresi sunuyor ama hem çıkıntı yapıyor hem de ağırlığı arttırıyor. Fiyat ta biraz artıyor tabi. Buna karşın düşük kapasiteli piller bunların tam tersini yapıyor. Eğer netbookunuzu seyrek kullanacaksanız veya daha çok adaptöre bağlı kullanmayı seviyorsanız ince pil işinizi görür. Eğer yoğun bir kullanıcıysanız veya bilgisayarınızı daha çok dışarıda kullanacaksanız büyük ve güçlü pile sahip bir model seçmenizi öneririm.

İşletim sistemi olarak fazla bir seçenek yok aslında. Neredeyse tüm netbooklar Windows XP kullanıyor. Bir ara Linux kullanan modeller satılıyordu ama düşük talep nedeniyle artık ülkemize gelmiyorlar. Birkaç ay sonra da Windows 7 kullanan modeller göreceğiz, ama şimdilik XP haricinde bir seçenek yok gibi. Bazı modellerin yanında Vista geliyor ama ben bunu pek önermiyorum, alete boşuna eziyet etmiş olursunuz.

Şimdilik durum böyle, ama böyle kalmayacak. Intel yeni netbook platformlarını hazırlayadursun, Nvidia ION üzerinde çalışmalara devam ediyor. Yakında ION anakarta sahip netbooklar göreceğiz piyasada. Bir de piyasanın diğer büyük oyuncusu AMD var tabii, o da boş durmuyor. Gerçi AMD daha çok mevcut platformlarını kırparak düşük tüketimli işlemciler üretmeye çalışıyor ama geleceğin ne getireceği belli olmaz. Atom ilk çıktığında ona rakip olacağı iddia edilen Via Nano işlemcisini henüz görmek kısmet olmadı. Bakarsınız o da girer bu piyasaya, seçeneklerimiz çoğalır. Bir de ekranların çözünürlüğünü arttırsalar süper olacak, dikeyde 600 piksel yetmiyor bana...

2 Ekim 2009 Cuma

Olması gereken buydu - Donanım hızlandırmalı Flash

Nvidia firması Adobe ile ortak bir projeye girişmiş, netbook ve nettop tipi bilgisayarların zayıf olan Flash animasyon ve video oynatma hızını donanım hızlandırmasıyla arttıracakmış. Burada kısa bir ön bilgi vereyim: güncel çift çekirdekli bilgisayarlar için çocuk oyuncağı olan Flash animasyonlar zayıf bilgisayarları oldukça zorluyor. Eskiden problem değildi çünkü fazla kullanılmıyordu Flash animasyonlar. Şimdi her sitede en az birkaç tane Flash tabanlı reklam var, onların haricinde komple Flash animasyondan oluşan siteler var. HTML kullanmıyor keratalar. Bir de şimdi yazıyla anlatmak yerine video kullanmak moda oldu. Herkes kendini televizyoncu ilan etti millet yazı yazmaya üşeniyor. Konuya geri dönersek, özellikle Atom işlemcili bilgisayarlara ağır gelen Flash animasyonların yükünü Nvidia Ion üstlenecekmiş. Böylece hem kaliteli videolar duraklamadan oynayacakmış, hem de animasyonlar ve reklamlar internette gezmeyi yavaşlatmayacakmış. Bunu düşünmüştüm ben zamanında ama Windows 7'nin Directcompute özelliği ile geleceğini tahmin etmiştim. Nvidia bireysel bir çabayla bunu daha erken başaracak gibi görünüyor. Umarım bir an önce tamamlarlar projeyi de biz de faydasını görürüz.

13 Eylül 2009 Pazar

İşte olması gereken bu!

Ben bir netbook kullanıcısıyım. Gayet memnunum, her işimi görüyor el kadar bilgisayar. Memnunum ama daha iyi de olabileceğini düşünüyorum. ben böyle düşünürken, Intel Atom N330 işlemcisini, Nvidia'da Ion platformunu duyurdu. "İşte bu" demiştim o zaman. Çift çekirdekli ve düşük güç tüketen ve az da olsa 3d desteği veren bir platform. Mevcut platform miyop gibi, 3 boyutlu olan herşeyde son derece başarısız. Intel ekran kartları tam bir rezalet. Bunun yanında Atom işlemcisi ne kadar az tüketse de ortaçağdan kalma 945 anakart fazlasıyla müsrif ve verimsiz. İşte ben Nvidia Ion anakartın üstüne çift çekirdekli bir Atom koysalar, bir de şu ekran olayını halletseler (dikeyde 600 piksel Windows'ta sıkıntı yaratabiliyor) derken Intel türlü kaprisler yaparak bir beklediğim bilgisayarların çıkmasına bir türlü izin vermedi. Tam umudum kırılmıştı ki...

Acer firması performans odaklı Ferrari laptop serisine bir de netbook eklemeye karar vermiş. Duyurulan netbook Acer Ferrari One benim yukarıda bahsettiğim "şu da olsa, bu da olsa" şeklindeki isteklerimin tamamını karşılıyor. Üstelik bu istekleri herkesi şaşırtarak AMD ve Ati kullanarak karşılıyor. Güle güle Intel. Kaprislerini müstakbel kocana yap. 1.2GHz'de çalışan çift çekirdekli Athlon X2 L310 model işlemci (düşük tüketimli tabii ki) Radeon 3200 gömülü ekran kartına sahip AMD M780G anakartla geliyor. Bir de bunlara 11,6" büyüklükte, 1366 x 768 piksel çözünürlük gösterebilen güzel bir ekran ekleniyor. İsteyene 3G bile varmış. Canavar budur işte. XPG çıkışı da varmış ama ben ondan bahsetmeye gerek duymuyorum (XPG, uyumlu laptoplara harici ekran kartı bağlamaya yarayan birşey) çünkü hem bu bilgisayar için lüzumsuz hem de isteseniz de buralarda XPG ekran kartı bulamazsınız, bulsanız da çok pahalı olur, değmez.

Bu güzel ufaklığa ecnebiler ancak 22 Ekim'de ve 499€ ödeyerek sahip olabilecekler. Yanında Windows 7 gelecekmiş. Biz ne zaman, kaça sahip olabiliriz orası meçhul. Bana göre tek eksisi fiyatı olan bu cihazın Ferrari teması ve XPG gibi gereksiz özellikleri olmayan, daha uygun fiyatlı kardeşleri kullanıcıların daha fazla ilgisini çekecektir. En önemli özelliklerinden biri fiyatı olan Netbook sınıfında 499€ (500€ değil neyse ki) biraz yüksek kaçıyor. Daha fazla resim görüp detaylı özellikleri incelemek isteyenler güzide internet sitemiz Donanım Haber'de yayınlanmış olan şu sayfaya girebilirler. Henüz piyasaya çıkmayan Acer Ferrari One hakkında performans bilgisi yok. Bunu için biraz beklememiz gerekecek.

15 Mayıs 2009 Cuma

Herkese ihtiyacı kadar güç

Bahsettiğim güç beygir gücü değil sayın okur. Ben bilgisayarların işlem gücünden bahsediyorum. Geçtiğimiz yıldan beri teknoloji dünbyasında bir "hafif bilgisayar" rüzgarı esiyor. İster netbook olsun, ister nettop olsun, tüm firmalar bu konuda ürünler duyuruyor. Peki nereden çıktı bu fikir? Niçin herkes eskiden olduğu gibi alabildiği en güçlü bilgisayarı almıyor? Bu insanlar delirmiş mi? Hayır, delirmemişler sayın okurlar. İşte size enine boyuna "hafif bilgisayar" konusu hakkında bilinmesi gerekenler...
Bu fikir eskiden beri vardır aslında. Zamanında Transmeta firması Crusoe isimli bir işlemci çıkarmıştı. Kendi içerisinde bir işletim sistemi bulunduran, yani işlemlerin işlemlerini yapan bir işlemciydi bu. Özelliği de basit işlemleri az güç tüketerek ve az ısınarak yürütmesiydi. Yani günlük ofis işleri ve web gezintilerini halledecek bilgisayarlar için tasarlanmıştı. Maalesef çok başarılı olamadı, hedeflenen satış rakamlarına ulaşamadı. Transmeta firması kapandı, AMD tarafından satın alındı. AMD daha sonra aynı işlemciyi farklı bir isimle piyasaya sürdü. Bundan sonra hafif işlemci projeleri bir süre ortalarda gözükmedi.
Bir zamanlar AMD ve Intel için anakart üreten VIA firması iflasın eşiğinde olan işlemci üreticisi Cyrix'i satın alıp işlemci üretimine başladı. Tayvan'lılar akıllı olur, VIA'da akıllılık etti ve Intel ve AMD ile rekabete girmedi. Onların pek ilgilenmediği düşük tüketimli hafif işlemci sektörüne yoğunlaştı. Her ne kadar evlerimize pek giremeseler de VIA'nın düşük tüketimli işlemcileri atm makinalarından bilet kontrol cihazlarına kadar fazla işlem gücü gerektirmeyen pek çok cihazda kullanıldı.
Tüm bu gelişmeler son kullanıcı tarafından pek hissedilmeden oldu bitti, bizim hayatımızda bir değişiklik olmadı. Biz yine standart Intel-AMD işlemcileri kullanmaya devam ettik. Tabi Atom duyurulana kadar... Intel Atom işlemcisini duyurdu. Aynı dönemde VIA da Nano işlemcisini piyasaya süreceğini açıkladı ve teknoloji dünyasında yeni br dönem başladı. O zamana kadar düşük güç tüketimli pek çok işlemci üretilmişti. Hatta bazıları piyasada halen satılmaktaydı, ama Atom ve Nano başkaydı. Özellikle Atom birden parladı. Ucuz ve basit olan bu işlemciler emeklilik yolundaki Windows XP'yi veya kendisi için özel tasarlanmış basit Linux sürümlerini çok rahat çalıştırmaktaydı. Üstelik fazla ısınmıyordu bu işlemciler, küçük sistemler için çok uygundular. Bu fırsatı kaçırmayan Tayvanlı Asus firması 7" ekranlı, SSD diskli ufacık bir bilgisayar duyurdu. Bir de milleti sevindirecek bir haber verdi, bu bilgisayarlar 200$ fiyatla satılacaktı. Ama rakipler de boş durmadı...
Ardı ardına gelen duyurular Asus'un bu piyasada rahat bırakılmayacağını gösterdi. İlk başta çok önemsenmeyen bu sektör tek firmaya bırakılmayacak kadar büyüktü. Önce Acer çıktı, ardından MSI, Dell, HP sıra sıra döküldüler. İşte "netbook" kavramı doğmuştu. Küçük ve hafif olan bu "laptop yavrusu" cihazlar uzun pil ömrüyle kullanışlılık abidesi haline gelmişti. Evet, işlemci ve ekran kartları çok zayıftı, karmaşık işlemler için müsait değillerdi ama zaten çoğu kullanıcı bilgisayarı sadece ofis işlemleri ve internet uygulamaları için kullandığından bu bir sorun değildi.
Bir de bunun üzerine "nettop" diye bir tür belirdi piyasada. Yukarıda bahsettiğim netbook türü bilgisayarın masaüstü versiyonu... Ekransız satılır, ekranı siz ayrı olarak alır bağlarsınız. Adsl modeminizden az daha büyük olan bu cihazlar ofisler için oldukça ideal gibi geldi bana. Tüketim düşük, maliyet çok aşağıda, bir ofiste yapılacak her işlem için de yeterli. E siz de bir zahmet veritabanı işleminizi başka bir bilgisayarda yapın. Yazık el kadar alete...
Ben de bu okuduğunuz yazıyı bir netbookta yazıyorum. Tüm gün kullanıyorum bu cihazı ve işle ilgili herşeyimi ona emanet ediyorum. Hiçbir sıkıntım yok, yazışmalardan ofis işlemlerine kadar herşeyin üstesinden rahatlıkla geliyor. Benim kullandığım ilk nesil sayılır, 10" ekranlı ve 1.6ghz Atom işlemcili sade bir netbook. Tabi netbooklar hep böyle kalmayacak. Intel çift çekirdekli Atom işlemcisini duyuralı çok oldu. Önce nettoplarda göründü, yakında netbookların içerisinde gelecek. Bununla birlikte Intel Atom işlemcisi için yeni anakartını da piyasaya sürdü. Bu yen anakart hem performansı arttırıyor hem de güç tüketimini düşürüyor. Asıl bomba haber Nvidia'dan geldi. Fuarda etiketinde "ION" yazan küçük siyah bir kutu sergilediler ve bilişim dünyası gerçekten şaşırdı. Aslında bu beklenen, daha doğrusu istenen birşeydi. Atom güzel işlemci ama pek çok eksikleri var. İşte bu Ion platformu Atom işlemcisinin eksiklerini kapatıyor. Çift kanal bellek kontrolcüsü, HD video hızlandırma destekli dahili ekran kartı, bir de üstüne Nvidia'nın düzenli sürücü güncellemeleri... Bence artık Atom'u kimse tutamaz. Pazar payı her geçen gün daha da artacak, herkes ihtiyacı kadar güç satın alacak. İnsanlar sadece msn'de muhabbet etmek için 1000$ ve üstü para verip külçe gibi laptoplar almayacaklar. Devir ekonomi devri ne de olsa...