Geçtiğimiz günlerde sizlere netbook üzerinde çalışan Chromium OS ile ilgili deneyimlerimi anlatmıştım. Bu sefer de aynı sistemde çalıştırdığım Android işletim sistemiyle ilgili deneyimlerimden bahsedeceğim. Android bilindiği üzere son yılların en popüler mobil işletim sistemlerinden biri. Google tarafından geliştirilen bu ücretsiz işletim sistemi piyasadaki akıllı telefon ve tabletlerin çoğunda kullanılıyor. Donanım seçmemesi, esnekliği ve geniş yazılım desteği sayesinde çok popüler olan Android aslında ARM tabanlı mobil sistemlerde kullanılmak için tasarlanmış bir Linux türevi. Tabi işin içine Linux girince bağımsız geliştiriciler de boş durmuyor. Bir takım (çoğu Çinli olan) geliştiriciler Android işletim sistemini x86 tabanlı sistemlerde (yani neredeyse tüm masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda) çalışacak şekilde modifiye etmişler. Ben de elimdeki eski ve artık pek bir işe yaramayan netbook'a uygun olan versiyonu indirip denedim. Fikirlerimi zaten yazacağım, ama nasıl birşey olduğunu hazırladığım videoda izlerseniz çoğu şeyi daha net anlayabilirsiniz.
Video biraz uzun oldu, biliyorum, ama kamera karşısında (aslında arkasında) çok hızlı konuşabilen biri olmadığım için herşeyi hızlı hızlı anlatamadım. Videodaki çekim hataları (kameranın odaklanma problemleri), benden kaynaklanan anlatım bozuklukları ve benim Android konusundaki acemiliğim için peşinen özür dilerim. Neyse, videoda da gördüğünüz üzere Android benim külüstür netbook'umda şaşılacak derecede düzgün çalışıyor. Ufak tefek aksaklıklar var tabi, ama sonuçta bu işletim sistemi böyle bir makine için tasarlanmamış. Bilgisayarın yetersizliği de işi biraz bozuyor tabi, bunu da unutmamak lazım. İndirdiğim sürüm Asus EeePC'lere özel hazırlandığı için bilgisayarın özel fonksiyon tuşları bile sorunsuzca çalışıyordu. Kamera, kablosuz ağ kartı ve ses kartı da hiçbir ayar gerektirmeden çalıştı. Bilgisayara bağladığım kablosuz fareyi de anında tanıyan Android farenin kaydırma tekerleğinin bile düzgün çalışmasını sağladı. Açıkçası bu kadarını beklemiyordum, biraz şaşırdım.
Android kurulunca kendisini bir tablet zanneden Asus EeePC 1000H netbook tıpkı bir tablet gibi tuş kilidi ekranıyla açılıyor. Bu ekranı geçince de karşımıza Android'in ana ekranı geliyor. Buradaki kısayolları keyfimize göre değiştirebiliyoruz. Aslında bunları anlatmama gerek yok, çünkü tüm Android tabletlerde olan şeyler bunlar. Benimkinde ekstradan bir klavye var, o kadar. Fiziksel klavye yukarıda da yazdığım gibi gayet güzel çalışıyor, klavyedeki tüm tuşlar yapmaları gereken şeyi yapıyorlar. Fiziksel klavyeyle yaşadığım tek sıkıntı Türkçe klavyenin desteklenmiyor oluşu. Aslında Türkçe klavyeyle ilgili bir dosya gerekiyor tuş dizilimini sisteme tanıtmak için, ama o dosya maalesef bende yok. Aslında daha kolay bir çözüm de mevcut: External Keyboard Helper isimli yazılım tuş dizilimleri dahil harici klavyeyle ilgili pekçok sorunu çözebiliyor, tabi makul bir ücret karşılığında. Bu yazılımın tam sürümünü Google Play Store üzerinden 2$ gibi bir ücret karşılığında indirebilirsiniz. Ben videoyu çektiğimde bu yazılımdan habersizdim, daha sonra yükledim ve sorunu çözdüm. Başlangıçta Türkçe harf yazamamak biraz sıkıntı yaratsa da çok kafaya takılacak birşey değil, ama noktalama işaretleri bazen çok uğraştırabiliyor. Noktalama işaretleri ve özel semboller (@, $, # gibi) İngilizce klavyede farklı yerlerde oldukları için bunları bulmak biraz zaman alıyor. Umarım ileriki sürümlerde bu sıkıntı giderilir ve ekstra yazılımlara gerek kalmaz, çünkü bu şekilde yazı yazmak gerçekten zor.
Android bu tip bir donanım için hazırlanmadığından bazı konularda sıkıntı çıkabiliyor tabi. Mesela oyunlar birazcık da ekran kartı desteği gerektirdikleri için (ve ilk nesil Netbook platformları birkaç transistörün birlikte takılmasından müteşekkil basit bir GPU kullandığı için) çalışmamazlık yapabiliyorlar. Bazı oyunlar hiç çalışmazken bazıları da bazen çalışıp bazen çalışmıyorlar. Örneğin videoyu çekerken Angry Birds'ün azizliğine uğradım, halbuki önceki denemelerimde çalışmıştı. Cihazın kullanım amacı oyun oynamak olmadığı için bu aksaklıkları hoşgörüyorum, ama oyunlar sorunsuzca çalışsaydı daha da güzel olurdu.
Neyse, eğer içinizde yeterince merak uyandırdıysam kurulum faslına geçebiliriz. Kurulum için deneme yapabileceğiniz bir bilgisayar, iki adet flash disk (birini sadece kurulum için kullanacağız, diğeri ise Android için sistem diskimiz olacak) ve şuradan indireceğiniz ISO kalıbı gerekli. Ben EeePC için olan sürümü kurduğum flash diskle farklı bilgisayarları da açtım, ufak tefek aksaklıklar olmasına rağmen yine de Android'i çalıştırdılar. Tabi ekstra donanımlar çalışmayabiliyor. Bu yüzden donanımınıza en uygun olan sürümü seçmeye çalışın, böylece ağ veya ses problemleri yaşama ihtimaliniz düşer. Bir de bu sitedeki Android kalıplarını alıp modifiye eden kişilerin hazırladığı sürümler var, onları da deneyebilirsiniz. Bunlar bazı ufak tefek aksaklıkları gideriyorlar, mesela bu sitedeki EeePC için hazırlanmış kalıp sadece 1GB sistem belleğini tanıyabilirken daha gelişmiş netbooklara uygun ve 2GB bellek tanıyabilen sürümler de mevcut. Biraz araştırma yapmak gerekiyor, ama bu bence ikinci planda olan birşey. Önceliğimiz projenin ana sayfasındaki versiyonlardan birini çalıştırmak.
netbook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
netbook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Aralık 2012 Salı
Netbook üzerinde Android deneyimleri ve kurulum rehberi
10 Kasım 2012 Cumartesi
Eski bilgisayarınıza can verin - Chromium OS kurulumu ve kullanımı
Büyük ihtimalle daha önce duymuşsunuzdur, Google'ın Android haricinde geliştirdiği bir işletim sistemi daha var. Chromium OS denen bu işletim sistemi tamamen bilgisayarlarımızda kullandığımız Chrome tarayıcısı üzerine kurulu. Yalnız, çoğu kişi bu işletim sistemini Google'ın kaynak kodlarını açmadığı Chrome OS isimli işletim sistemiyle karıştırıyor. Aslında bu ikisi birbirine çok benziyor, ama Chromium OS açık kaynaklı. Tamamen ücretsiz sunulan Chromium OS aslında Linux çekirdeği üzerinde çalışıyor. Arayüzü neredeyse tamamen Chrome tarayıcısından oluşuyor. Sistem ayarları penceresi bile Chrome'un ayar penceresinin biraz daha kalabalık olanı. Tarayıcı penceresinin gözükmediği bir masaüstü var tabi, ama burada tıklanan herşey bir şekilde tarayıcıyı açıyor. Uygulamalar tarayıcı üzerinde çalışıyor. Native Client teknolojisi sayesinde tarayıcı üzerinden çalışan uygulamalar sistem kaynaklarına doğrudan erişebiliyorlar, böylece bazı "ciddi" oyunları bile tarayıcı üzerinden oynayabiliyoruz. Tabi bu "ciddi" oyunlar için biraz donanım gerekiyor. Chromium OS'un esprisi düşük donanım gereksinimleri. Bu yazıyı yazış amaçlarımdan biri de buna değinmekti zaten. Chromium en zayıf bilgisayarlarda bile kısa sürede açılıyor ve kabul edilebilir hızda çalışıyor. Örneğin; benim "ölü" netbookumda, eşantiyon olarak gelmiş çok yavaş bir flash belleğe kuruluyken bile 25 saniye civarında açıldı. Şifre girmeyi filan da eklersek 30-35 saniyede sistem kullanılabilir hale geliyor.
Bu bilgisayarda Windows XP ve Ubuntu da var. İkisinin de açılması dakikalar sürüyor, insanın bilgisayar kullanma isteği o esnada uçup gidiyor. Daha hızlı bir USB disk kullansaydım bu açılış süresi daha da kısalırdı. Deneme amaçlı kullandığım için masrafa girmek istemedim, bu yavaş diske kurdum Chromium OS'u. Tabi bilgisayarın da biraz daha "iyi" olması bu süreyi kısaltır.
Chromium OS'un kurulumu oldukça kolay. Hexxeh isimli (gerçek ismi bu değildir umarım) geliştiricinin sitesinden işletim sisteminin son sürümünü indirmek gerekiyor. Dosyalar çok büyük değil, 250MB civarında. İki sürüm var: Vanilla ve Lime. Vanilla daha güncel, ama donanım uyumluluğu biraz daha sınırlı. Lime ise biraz daha geriden takip ediyor (son sürümü 8 Temmuz 2012'de yayınlanmış) ama daha fazla donanıma destek veriyor. Vanilla sürümü benim denediğim cihazlarda çalışmadı, bu yüzden Lime kullanıyorum. Siz de bunu denemek isterseniz önce Vanilla'yı indirip bir deneyin, eğer olmazsa Lime'a geçin. Güncel yazılım her zaman iyidir, ama düzgün çalışmamasındansa birkaç ay önceye ait olmasını tercih ederim. Neyse, tercih ettiğiniz sürümü indirdikten sonra WinRAR gibi bir yazılımla arşiv dosyasını açarak içindeki imaj dosyasını çıkartmanız gerekiyor. İmaj dosyasını doğrudan flash belleğe atmak işi çözmüyor tabi. Windows Image Writer isimli yazılımla (şuradan indirebilirsiniz) kapasitesi 4GB ve üzeri olan bir flash belleğe bunu yazmanız gerekiyor.
Bu yazma işlemi kullandığınız flash belleğin hızına bağlı olarak yirmi dakika kadar sürebiliyor. Daha hızlı bir USB bellekle çok daha kısa sürede bitebilir tabi, benimki oldukça yavaştı. Daha sonra bu flash belleği kullanacağımız bilgisayara bağlayıp BIOS'a giriyoruz. BIOS'ta açılış sıralaması bölümüne girip USB belleği ilk sıraya yerleştiriyoruz. Böylece araya sabit diskteki diğer işletim sistemleri girmeden bilgisayar doğrudan flash diskteki Chromium OS'u açacak. Bu ayarlamayı yaptıktan sonra BIOS'tan çıkıyoruz. Bilgisayar yeniden başlıyor tabi. Eğer ayarlarda herhangi bir hata yapmamışsanız veya imaj dosyasının diske yazılmasında bir problem olmadıysa kısa süre sonra Chromium OS sizi karşılıyor. İlk açılışta ülke ve klavye dili seçimini yapıyoruz. Bunları bir kere yapmak yeterli, bir daha sormuyor zaten. Bir de bilgisayarı Google hesabımızla ilişkilendirmemiz gerekiyor. Eğer bir Google hesabınız (Gmail hesabı da olur tabi) yoksa ve Chromium OS kullanmak istiyorsanız bir hesap açmanızı öneririm. Chromium OS'u herhangi bir hesap bilgisi girmeden, konuk olarak da kullanmak mümkün, ama sistemin tam işlevselliğinden faydalanmak için bir Google hesabı gerekiyor. Kurulum bu kadar, bundan sonra Chromium OS'u kullanmaya başlayabiliriz. Aşağıdaki videoda Chromium OS kullanımının nasıl birşey olduğunu görebilirsiniz. Hiç konuşmadığım için biraz sıkıcı olmuş, ama idare edeceksiniz artık.
Bir elimle kamerayı tutup bir elimle de bilgisayarı kullandığım, aynı anda hem kameranın ekranına, hem de bilgisayarın ekranına baktığım için hem video biraz sarsıntılı oldu, hem de bilgisayarı pek seri kullanamadım. Bir de asıl işi video çekmek olmayan bir cihazla çekim yaptığım için ara sıra odaklama problemleri yaşandı. Amatör olunca böyle oluyor işte, kusuruma bakmayın. Neyse, gördüğünüz gibi Chromium OS oldukça basit bir arayüze sahip. Sistem açıldığı gibi karşımıza tarayıcı çıkıyor. Bir sekmede de dosya yöneticisini açıyor, buradan bilgisayardaki diğer diskleri ve onların içindeki verileri görebiliyoruz. Bir uygulama mağazası mevcut, buradan hepsi web tabanlı olan uygulamaları indirip kurabiliyoruz. Bunlar birer tarayıcı eklentisi aslında, ama işletim sisteminin kendisi zaten tarayıcıdan müteşekkil olduğu için uygulama gibi çalışıyorlar. Uygulamaların çoğu iletişim amaçlı. Bir de oyunlar var tabi, ama bilgisayarımın performansı oyun oynamaya pek elverişli olmadığı için videoda göstermek mümkün olmadı. Ayar ekranı Chrome'dan alıştığımız şekilde, ama fare hassasiyeti gibi bazı ek ayarlar mevcut. Fazla karmaşık birşey yok, herşey olabildiğince basite indirgenmiş.
Performans konusu biraz karmaşık. Şöyle ki, benim deneme yaptığım cihaz bir Asus EeePC 1000H netbook. Bu çok yavaş bir bilgisayar, ilk çıkan netbooklardan biri. Çok ilkel tek çekirdekli ve 1.6GHz hızında çalışan bir Atom işlemciye (N270), 1GB belleğe ve ilkel bir dahili ekran kartına sahip. Üstelik, deneme amacıyla işletim sistemini kurduğum USB bellek de çok yavaş. Sistem bu disk üzerinden çalıştığı için daha hızlı bir disk doğrudan sistem performansını arttıracaktır. Bilgisayar da biraz daha iyi olursa (mesela belleği 2GB olursa veya işlemcisi biraz daha hızlı olursa) herşey çok daha hızlı çalışacaktır. Hele bir de dahili de olsa daha güncel bir ekran kartı varsa performans ciddi oranda artar, çünkü Chrome donanımsal hızlandırma desteğine sahip, yani web sayfalarını açarken ekran kartının gücünden de faydalanabiliyor. Anlayacağınız, ben "olabilecek en kötü senaryo" tarzı bir deneme yaptım. Yukarıda da belirtmiştim, bu bilgisayarda Windows XP ve Ubuntu çok yavaş çalışıyor. Açılmaları çok uzun sürüyor, pencereler arası geçişlerde çok bekletiyorlar, sistemin genel tepki hızı çok düşüyor. Bu en kötü senaryoda bile sistem kısa sürede açıldı. Performans çok yüksek olmasa da aynı anda birkaç sayfayı açarken bile bilgisayar çok kasılmadı. Aynı işlemleri Windows XP'de yapmak isteseydim videonun en az 15 dakika uzunluğunda olması gerekirdi, aradaki hız farkını siz düşünün. Eğer "birazcık" daha iyi imkanlar verilirse Chromium OS çok daha hızlı çalışabilir.
Hep güzel yönlerinden bahsettik, biraz da Chromium OS'un kötü yanlarını anlatalım. Bir kere, herşey tarayıcıdan ibaret. Bu basitlik açısından iyi tabi, ama diğer işletim sistemlerinde gördüğümüz kadar komplike uygulamalar Chromium OS'ta pek yok. Herşey tarayıcı üzerinde çalışıyor. Uygulama mağazasındaki uygulamaların çoğu aslında bir web sayfasının kısayolundan ibaret. Örneğin; Gmail uygulaması aslında sizi Gmail ana sayfasına götüren bir kısayol. Öyle Gmail'e özel bir uygulama değil yani. Daha komplike uygulamalar da var tabi, ama bunlar için de daha iyi donanım gerekiyor. Flash Player desteği biraz problemli. Şöyle ki, sitelerdeki reklamlar gözüküyor (ben AdBlock ile kapatmamışken gözüküyordu yani), ama video sitelerinde problem yaşanabiliyor. Bu biraz da benim donanımımla ilgili, tam teşekküllü bir dizüstü bilgisayarda denediğimde problem yaşamamıştım. Kameranın çalışıp çalışmadığını görebilmek için tüm ahlaksızlıklara rağmen Chatroulette sitesine girmeyi denedim, ama o da Flash Player eklentisinin yüklü olmadığını söyledi bana. Yüklemek istediğimde ise Adobe sistemimde zaten bu sisteme kurulabilecek en güncel Flash Player versiyonunun kurulu olduğunu söylüyor. Büyük ihtimalle Flash Player işletim sisteminin içinde geliyor (Chrome'un içinde geldiği gibi), ama donanımın yetersizliği yüzünden bazı fonksiyonları çalışmıyor. Chromium OS'un bir diğer kötü yanı da (buna kötü yan demek ne kadar doğru bilemesem de yazmadan geçemeyeceğim) kurulu olduğu USB diski bloke etmesi. Diskin dosya sistemi değişiyor ve bu dosya sistemini Windows göremiyor. Bu yüzden o diski aynı anda başka amaçlarla kullanamıyorsunuz. Biçimlendirip eski haline getirebilirsiniz tabi, ama o zaman da Chromium OS gider. Bu yüzden eğer deneyecekseniz kullanmadığınız, ihtiyacınız olmayan bir USB diskle deneyin bence.
Ben genel olarak Chromium OS'u beğendim. Yanlış anlaşılma olmasın, sürekli kullanılacak bir işletim sistemi olarak değil de, belirli senaryolarda çok işe yarayabilecek bir işletim sistemi olarak hoşuma gitti. Şöyle ki, artık Windows'un yükünü kaldıramayan, Linux'ta bile zorlanan bir bilgisayarınız varsa Chromium OS ile onu en azından internette makul hızda gezinebilen bir bilgisayara dönüştürebilirsiniz. Benzer şekilde, bilgisayarınız çok eski veya çok zayıf olmasa da Chromium OS'tan yararlanabilirsiniz. Sisteminiz çok daha hızlı açılır, aynı şekilde çok daha hızlı kapanır. İşletim sisteminin kaynak kullanımı çok düşük olduğu için yapacağınız işe daha fazla sistem kaynağı ayrılır. Kullanacağınız bilgisayar taşınabilir bir cihaz ise pil ömrü uzar. Gerçekten başıma gelmiş bir olaydan bahsedeyim, daha iyi anlatmış olurum durumu. Geçtiğimiz yıl dört günlüğüne Çin'e gitmiştim. Çok hızlı gittiğim için dizüstü bilgisayarımın şarj adaptörünü yanıma almayı unutmuşum. Tek şarjla dört günü geçirmem lazım, bu da Windows ile neredeyse imkansız. Yanımda Chromium OS (tabi geçen seneki sürüm) kurulu bir USB disk vardı. Sonuçta yapacağım şeyler basitti, e-postalarıma bakacaktım, blogun durumunu kontrol edecektim, takip ettiğim sitelere ve forumlara göz atacaktım filan. Hepsi tarayıcı üzerinden olan şeyler. Dört gün boyunca Chromium OS ile kullandım bilgisayarı, biraz da dikkatli kullanarak şarj bitmeden dört günü geçirdim. Eğer Windows ile kullansaydım bu pek mümkün olmazdı, en fazla üç gün dayanırdı cihazın şarjı.
Belki Windows'ta veya Linux'ta yaptığınız herşeyi aynen yapamazsınız, ama yapabildiklerinizi de çok daha hızlı yaparsınız. Mesela; evde boş boş oturuyorken "acaba Facebook'ta neler oluyor?" derseniz Chromium OS ile bilgisayarınızı 30 saniyede (hatta belki daha hızlı) açabilirsiniz, bakacağınız şeye bakıp kapatabilirsiniz. Bu "ölü" netbook ile Chromium OS'u açmam, bir siteye bakıp bilgisayarı kapatmam evdeki pek de zayıf olmayan masaüstü bilgisayarımın açılmasından (sadece açılmasından ama, bunun bir de kapanması var) daha kısa sürüyor. Yapılacak iş basitse Chromium OS o işi çok daha hızlı hallediyor.
Sonuç olarak, eğer artık kullanışlılığını yitirmiş bir bilgisayarınız (mesela artık tarayıcıda bir sayfa açarken bile zorlanan bir netbookunuz) varsa, minimum 4GB kapasiteli bir flash disk de (aslında bellek kartı da olur, ama bilgisayarın BIOS'unun bellek kartından açılmayı desteklemesi gerekiyor) kenarda boş boş duruyorsa Chromium OS'u mutlaka denemenizi öneririm. Eğer bilgisayarınızın hızından memnunsanız, ama yukarıda değindiğim USB disk yine boş boş beklemeye devam ediyorsa da Chromium OS'a bir şans verin. Sonuçta Linux gibi disk bölümlendirme filan gerektirmeyen, bilgisayarınızda hiçbir değişiklik yapmayan, USB diski çıkardığınız anda bilgisayarınızın normal işletim sistemiyle hiçbirşey olmamış gibi açılabildiği, kısacası iz bırakmayan ve çok kolay kurulan bir işletim sistemi bu. Alternatif bir işletim sistemi bazen lazım olabiliyor, mesela bilgisayarda bir arıza olduğunda sorunun donanımdan mı, yoksa Windows'tan mı olduğunu bu şekilde görebiliyorsunuz. Ayrıca, işletim sistemi ve tüm ayarlarınız ufacık bir USB diskte durduğu için kendi işletim sisteminizi yanınızda taşıma gibi bir olanak da mevcut. Böylece başkasının bilgisayarını kullanırken kendi ayarlarınıza, kısayollarınıza filan anında erişebileceğiniz bir işletim sistemini yanınızda taşımış oluyorsunuz. Ben çantamda içinde Chromium OS yüklü bir flash disk taşıyorum, ara sıra da işime yarıyor. Sizlere de öneririm. Yazı biraz uzun oldu, sabredip okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bu bilgisayarda Windows XP ve Ubuntu da var. İkisinin de açılması dakikalar sürüyor, insanın bilgisayar kullanma isteği o esnada uçup gidiyor. Daha hızlı bir USB disk kullansaydım bu açılış süresi daha da kısalırdı. Deneme amaçlı kullandığım için masrafa girmek istemedim, bu yavaş diske kurdum Chromium OS'u. Tabi bilgisayarın da biraz daha "iyi" olması bu süreyi kısaltır.
Chromium OS'un kurulumu oldukça kolay. Hexxeh isimli (gerçek ismi bu değildir umarım) geliştiricinin sitesinden işletim sisteminin son sürümünü indirmek gerekiyor. Dosyalar çok büyük değil, 250MB civarında. İki sürüm var: Vanilla ve Lime. Vanilla daha güncel, ama donanım uyumluluğu biraz daha sınırlı. Lime ise biraz daha geriden takip ediyor (son sürümü 8 Temmuz 2012'de yayınlanmış) ama daha fazla donanıma destek veriyor. Vanilla sürümü benim denediğim cihazlarda çalışmadı, bu yüzden Lime kullanıyorum. Siz de bunu denemek isterseniz önce Vanilla'yı indirip bir deneyin, eğer olmazsa Lime'a geçin. Güncel yazılım her zaman iyidir, ama düzgün çalışmamasındansa birkaç ay önceye ait olmasını tercih ederim. Neyse, tercih ettiğiniz sürümü indirdikten sonra WinRAR gibi bir yazılımla arşiv dosyasını açarak içindeki imaj dosyasını çıkartmanız gerekiyor. İmaj dosyasını doğrudan flash belleğe atmak işi çözmüyor tabi. Windows Image Writer isimli yazılımla (şuradan indirebilirsiniz) kapasitesi 4GB ve üzeri olan bir flash belleğe bunu yazmanız gerekiyor.
Bu yazma işlemi kullandığınız flash belleğin hızına bağlı olarak yirmi dakika kadar sürebiliyor. Daha hızlı bir USB bellekle çok daha kısa sürede bitebilir tabi, benimki oldukça yavaştı. Daha sonra bu flash belleği kullanacağımız bilgisayara bağlayıp BIOS'a giriyoruz. BIOS'ta açılış sıralaması bölümüne girip USB belleği ilk sıraya yerleştiriyoruz. Böylece araya sabit diskteki diğer işletim sistemleri girmeden bilgisayar doğrudan flash diskteki Chromium OS'u açacak. Bu ayarlamayı yaptıktan sonra BIOS'tan çıkıyoruz. Bilgisayar yeniden başlıyor tabi. Eğer ayarlarda herhangi bir hata yapmamışsanız veya imaj dosyasının diske yazılmasında bir problem olmadıysa kısa süre sonra Chromium OS sizi karşılıyor. İlk açılışta ülke ve klavye dili seçimini yapıyoruz. Bunları bir kere yapmak yeterli, bir daha sormuyor zaten. Bir de bilgisayarı Google hesabımızla ilişkilendirmemiz gerekiyor. Eğer bir Google hesabınız (Gmail hesabı da olur tabi) yoksa ve Chromium OS kullanmak istiyorsanız bir hesap açmanızı öneririm. Chromium OS'u herhangi bir hesap bilgisi girmeden, konuk olarak da kullanmak mümkün, ama sistemin tam işlevselliğinden faydalanmak için bir Google hesabı gerekiyor. Kurulum bu kadar, bundan sonra Chromium OS'u kullanmaya başlayabiliriz. Aşağıdaki videoda Chromium OS kullanımının nasıl birşey olduğunu görebilirsiniz. Hiç konuşmadığım için biraz sıkıcı olmuş, ama idare edeceksiniz artık.
Bir elimle kamerayı tutup bir elimle de bilgisayarı kullandığım, aynı anda hem kameranın ekranına, hem de bilgisayarın ekranına baktığım için hem video biraz sarsıntılı oldu, hem de bilgisayarı pek seri kullanamadım. Bir de asıl işi video çekmek olmayan bir cihazla çekim yaptığım için ara sıra odaklama problemleri yaşandı. Amatör olunca böyle oluyor işte, kusuruma bakmayın. Neyse, gördüğünüz gibi Chromium OS oldukça basit bir arayüze sahip. Sistem açıldığı gibi karşımıza tarayıcı çıkıyor. Bir sekmede de dosya yöneticisini açıyor, buradan bilgisayardaki diğer diskleri ve onların içindeki verileri görebiliyoruz. Bir uygulama mağazası mevcut, buradan hepsi web tabanlı olan uygulamaları indirip kurabiliyoruz. Bunlar birer tarayıcı eklentisi aslında, ama işletim sisteminin kendisi zaten tarayıcıdan müteşekkil olduğu için uygulama gibi çalışıyorlar. Uygulamaların çoğu iletişim amaçlı. Bir de oyunlar var tabi, ama bilgisayarımın performansı oyun oynamaya pek elverişli olmadığı için videoda göstermek mümkün olmadı. Ayar ekranı Chrome'dan alıştığımız şekilde, ama fare hassasiyeti gibi bazı ek ayarlar mevcut. Fazla karmaşık birşey yok, herşey olabildiğince basite indirgenmiş.
Performans konusu biraz karmaşık. Şöyle ki, benim deneme yaptığım cihaz bir Asus EeePC 1000H netbook. Bu çok yavaş bir bilgisayar, ilk çıkan netbooklardan biri. Çok ilkel tek çekirdekli ve 1.6GHz hızında çalışan bir Atom işlemciye (N270), 1GB belleğe ve ilkel bir dahili ekran kartına sahip. Üstelik, deneme amacıyla işletim sistemini kurduğum USB bellek de çok yavaş. Sistem bu disk üzerinden çalıştığı için daha hızlı bir disk doğrudan sistem performansını arttıracaktır. Bilgisayar da biraz daha iyi olursa (mesela belleği 2GB olursa veya işlemcisi biraz daha hızlı olursa) herşey çok daha hızlı çalışacaktır. Hele bir de dahili de olsa daha güncel bir ekran kartı varsa performans ciddi oranda artar, çünkü Chrome donanımsal hızlandırma desteğine sahip, yani web sayfalarını açarken ekran kartının gücünden de faydalanabiliyor. Anlayacağınız, ben "olabilecek en kötü senaryo" tarzı bir deneme yaptım. Yukarıda da belirtmiştim, bu bilgisayarda Windows XP ve Ubuntu çok yavaş çalışıyor. Açılmaları çok uzun sürüyor, pencereler arası geçişlerde çok bekletiyorlar, sistemin genel tepki hızı çok düşüyor. Bu en kötü senaryoda bile sistem kısa sürede açıldı. Performans çok yüksek olmasa da aynı anda birkaç sayfayı açarken bile bilgisayar çok kasılmadı. Aynı işlemleri Windows XP'de yapmak isteseydim videonun en az 15 dakika uzunluğunda olması gerekirdi, aradaki hız farkını siz düşünün. Eğer "birazcık" daha iyi imkanlar verilirse Chromium OS çok daha hızlı çalışabilir.
Hep güzel yönlerinden bahsettik, biraz da Chromium OS'un kötü yanlarını anlatalım. Bir kere, herşey tarayıcıdan ibaret. Bu basitlik açısından iyi tabi, ama diğer işletim sistemlerinde gördüğümüz kadar komplike uygulamalar Chromium OS'ta pek yok. Herşey tarayıcı üzerinde çalışıyor. Uygulama mağazasındaki uygulamaların çoğu aslında bir web sayfasının kısayolundan ibaret. Örneğin; Gmail uygulaması aslında sizi Gmail ana sayfasına götüren bir kısayol. Öyle Gmail'e özel bir uygulama değil yani. Daha komplike uygulamalar da var tabi, ama bunlar için de daha iyi donanım gerekiyor. Flash Player desteği biraz problemli. Şöyle ki, sitelerdeki reklamlar gözüküyor (ben AdBlock ile kapatmamışken gözüküyordu yani), ama video sitelerinde problem yaşanabiliyor. Bu biraz da benim donanımımla ilgili, tam teşekküllü bir dizüstü bilgisayarda denediğimde problem yaşamamıştım. Kameranın çalışıp çalışmadığını görebilmek için tüm ahlaksızlıklara rağmen Chatroulette sitesine girmeyi denedim, ama o da Flash Player eklentisinin yüklü olmadığını söyledi bana. Yüklemek istediğimde ise Adobe sistemimde zaten bu sisteme kurulabilecek en güncel Flash Player versiyonunun kurulu olduğunu söylüyor. Büyük ihtimalle Flash Player işletim sisteminin içinde geliyor (Chrome'un içinde geldiği gibi), ama donanımın yetersizliği yüzünden bazı fonksiyonları çalışmıyor. Chromium OS'un bir diğer kötü yanı da (buna kötü yan demek ne kadar doğru bilemesem de yazmadan geçemeyeceğim) kurulu olduğu USB diski bloke etmesi. Diskin dosya sistemi değişiyor ve bu dosya sistemini Windows göremiyor. Bu yüzden o diski aynı anda başka amaçlarla kullanamıyorsunuz. Biçimlendirip eski haline getirebilirsiniz tabi, ama o zaman da Chromium OS gider. Bu yüzden eğer deneyecekseniz kullanmadığınız, ihtiyacınız olmayan bir USB diskle deneyin bence.
Ben genel olarak Chromium OS'u beğendim. Yanlış anlaşılma olmasın, sürekli kullanılacak bir işletim sistemi olarak değil de, belirli senaryolarda çok işe yarayabilecek bir işletim sistemi olarak hoşuma gitti. Şöyle ki, artık Windows'un yükünü kaldıramayan, Linux'ta bile zorlanan bir bilgisayarınız varsa Chromium OS ile onu en azından internette makul hızda gezinebilen bir bilgisayara dönüştürebilirsiniz. Benzer şekilde, bilgisayarınız çok eski veya çok zayıf olmasa da Chromium OS'tan yararlanabilirsiniz. Sisteminiz çok daha hızlı açılır, aynı şekilde çok daha hızlı kapanır. İşletim sisteminin kaynak kullanımı çok düşük olduğu için yapacağınız işe daha fazla sistem kaynağı ayrılır. Kullanacağınız bilgisayar taşınabilir bir cihaz ise pil ömrü uzar. Gerçekten başıma gelmiş bir olaydan bahsedeyim, daha iyi anlatmış olurum durumu. Geçtiğimiz yıl dört günlüğüne Çin'e gitmiştim. Çok hızlı gittiğim için dizüstü bilgisayarımın şarj adaptörünü yanıma almayı unutmuşum. Tek şarjla dört günü geçirmem lazım, bu da Windows ile neredeyse imkansız. Yanımda Chromium OS (tabi geçen seneki sürüm) kurulu bir USB disk vardı. Sonuçta yapacağım şeyler basitti, e-postalarıma bakacaktım, blogun durumunu kontrol edecektim, takip ettiğim sitelere ve forumlara göz atacaktım filan. Hepsi tarayıcı üzerinden olan şeyler. Dört gün boyunca Chromium OS ile kullandım bilgisayarı, biraz da dikkatli kullanarak şarj bitmeden dört günü geçirdim. Eğer Windows ile kullansaydım bu pek mümkün olmazdı, en fazla üç gün dayanırdı cihazın şarjı.
Belki Windows'ta veya Linux'ta yaptığınız herşeyi aynen yapamazsınız, ama yapabildiklerinizi de çok daha hızlı yaparsınız. Mesela; evde boş boş oturuyorken "acaba Facebook'ta neler oluyor?" derseniz Chromium OS ile bilgisayarınızı 30 saniyede (hatta belki daha hızlı) açabilirsiniz, bakacağınız şeye bakıp kapatabilirsiniz. Bu "ölü" netbook ile Chromium OS'u açmam, bir siteye bakıp bilgisayarı kapatmam evdeki pek de zayıf olmayan masaüstü bilgisayarımın açılmasından (sadece açılmasından ama, bunun bir de kapanması var) daha kısa sürüyor. Yapılacak iş basitse Chromium OS o işi çok daha hızlı hallediyor.
Sonuç olarak, eğer artık kullanışlılığını yitirmiş bir bilgisayarınız (mesela artık tarayıcıda bir sayfa açarken bile zorlanan bir netbookunuz) varsa, minimum 4GB kapasiteli bir flash disk de (aslında bellek kartı da olur, ama bilgisayarın BIOS'unun bellek kartından açılmayı desteklemesi gerekiyor) kenarda boş boş duruyorsa Chromium OS'u mutlaka denemenizi öneririm. Eğer bilgisayarınızın hızından memnunsanız, ama yukarıda değindiğim USB disk yine boş boş beklemeye devam ediyorsa da Chromium OS'a bir şans verin. Sonuçta Linux gibi disk bölümlendirme filan gerektirmeyen, bilgisayarınızda hiçbir değişiklik yapmayan, USB diski çıkardığınız anda bilgisayarınızın normal işletim sistemiyle hiçbirşey olmamış gibi açılabildiği, kısacası iz bırakmayan ve çok kolay kurulan bir işletim sistemi bu. Alternatif bir işletim sistemi bazen lazım olabiliyor, mesela bilgisayarda bir arıza olduğunda sorunun donanımdan mı, yoksa Windows'tan mı olduğunu bu şekilde görebiliyorsunuz. Ayrıca, işletim sistemi ve tüm ayarlarınız ufacık bir USB diskte durduğu için kendi işletim sisteminizi yanınızda taşıma gibi bir olanak da mevcut. Böylece başkasının bilgisayarını kullanırken kendi ayarlarınıza, kısayollarınıza filan anında erişebileceğiniz bir işletim sistemini yanınızda taşımış oluyorsunuz. Ben çantamda içinde Chromium OS yüklü bir flash disk taşıyorum, ara sıra da işime yarıyor. Sizlere de öneririm. Yazı biraz uzun oldu, sabredip okuduğunuz için teşekkür ederim.
16 Kasım 2011 Çarşamba
Yerli malı tablet bilgisayar: Izec
Tabletler bu aralar çok popüler. Tüm büyük elektronik markaları kendi tablet modellerini satıyorlar. Hatta, böyle firmalara sahip olmayan bazı ülkeler de kamu projesi olarak tablet geliştirip üretiyor. Bizim buralarda da bazı kıpırdanmalar var, ama bunlar ağırlıklı olarak Fatih projesinde ihaleden birşeyler kapmak isteyen fason projeler. Bu sefer bahsedeceğim şey ise biraz daha farklı. NTVMSNBC sitesindeki bir habere göre Sakaryalı bir elektronik mühendisi tamamen kendi tasarımı olan bir tableti geliştirdi. Haber kaynağı sağlam olsa da NTVMSNBC bir teknoloji sitesi değil, haberde de bazı ufak tefek hatalar var. Bu yüzden anlatacaklarım tamamen doğru olmayabilir, bunu bilerek okuyunuz.
Sakarya'nın Hendek ilçesinde bir klima fabrikasında çalışan elektronik mühendisi Ufuk Tezcan fabrikada eline geçen bir Apple iPad'i merakına yenik düşerek sökmüş ve parçalamış. Cihazın iç yapısını inceledikten sonra böyle birşeyi kendisinin de yapabileceğini düşünmüş. Elinde basit bir netbook varmış, ilk önce bunu tablete dönüştürmeyi denemiş. Dışarıdan aldığı bazı parçaları netbooktan çıkan anakart ve işlemci gibi standart donanımlarla birleştirmiş ve biraz iri de olsa ilk tabletini yapmış. Tabi bu çok fonksiyonel birşey olmadığından biraz küçültmek istemiş. KOSGEB'den AR-GE ve inovasyon desteği de alınca daha küçük bir tablet geliştirip ufak çaplı üretime başlamış. Şu anda aylık 700 adetlik üretim kapasitesine sahipmiş.
Buraya kadar herşey güzel, pembe bir tablo çizilmiş. Asıl mesele buradan sonrası. Haberde tabletin teknik özellikleri net olarak verilmemiş. Fotoğraflarda ekranın 7" olduğu anlaşılıyor, ama 10" boyutunda ekrana sahip modeller de yapıyorlarmış. Ekranlar Güney Kore'den geliyormuş ve çoklu dokunmatik desteğine sahipmiş. Bu durumda ekranın kapasitif olduğunu söyleyebiliriz. Dahili depolama alanı 8GB, ama bellekten bahsedilmemiş. İşlemci ise 800MHz hızındaymış. İşlemcinin üreticisini ve tipini bilemiyoruz tabi. Cihazın arkasında 2 megapiksel çözünürlüğünde bir kamera var. Harika olmasa da iş görebilir cinsten yani. Tabletin pilinin kapasitesi belirtilmemiş, ama pil Çin'de üretiliyormuş. Bu parçalar yurtdışından geliyor, ama bunları birleştiren anakart İstanbul'da üretiliyormuş. Ufuk Tezcan cihazın plastik aksamının da Sakarya'da üretildiğini söylüyor.
Isaac Newton'dan esinlenerek Izec ismi verilen bu tablet bilgisayarın yazılımı da Ufuk Tezcan tarafından geliştirilmiş, en azından haberde böyle belirtiliyor. Tabi durum aslında biraz daha farklı. Ufuk Tezcan kendi işletim sistemini geliştirmemiş, ancak Android işletim sistemini kendi tasarladığı tablette çalışacak şekilde uyarlamış. Yine de güzel birşey, en azından bize ait bir cihaz var karşımızda. Ufuk Tezcan müşteri taleplerine göre cihazın özelliklerinde değişikliğe gidebildiğini söylemiş, yani kişiye özel hazırlanmış bir tablet yaptırmak da mümkün. Haberi daha detaylı okumak isterseniz şuraya tıklayarak NTVMSNBC'nin kendi sitesinde göz atabilirsiniz. Bana hala biraz şüpheli görünüyor, çünkü çok büyük sermayelerle çalışan dev şirketler bile kendi tablet tasarımını yapamayabiliyor. Bu sadece yerli şirketler için geçerli değil, teknoloji devi sayılan bazı yabancı şirketler bile başka markaların ürünlerini kendi markalarıyla satıyorlar bazen. Bu yüzden bu gelişmeye sevinsek de hemen inanmamak lazım, ben şahsen üretim sürecini ve çalışan bir örneği görmeden (veya gören ve güvendiğim birilerinden duymadan) inanmayacağım.
Sakarya'nın Hendek ilçesinde bir klima fabrikasında çalışan elektronik mühendisi Ufuk Tezcan fabrikada eline geçen bir Apple iPad'i merakına yenik düşerek sökmüş ve parçalamış. Cihazın iç yapısını inceledikten sonra böyle birşeyi kendisinin de yapabileceğini düşünmüş. Elinde basit bir netbook varmış, ilk önce bunu tablete dönüştürmeyi denemiş. Dışarıdan aldığı bazı parçaları netbooktan çıkan anakart ve işlemci gibi standart donanımlarla birleştirmiş ve biraz iri de olsa ilk tabletini yapmış. Tabi bu çok fonksiyonel birşey olmadığından biraz küçültmek istemiş. KOSGEB'den AR-GE ve inovasyon desteği de alınca daha küçük bir tablet geliştirip ufak çaplı üretime başlamış. Şu anda aylık 700 adetlik üretim kapasitesine sahipmiş.
Buraya kadar herşey güzel, pembe bir tablo çizilmiş. Asıl mesele buradan sonrası. Haberde tabletin teknik özellikleri net olarak verilmemiş. Fotoğraflarda ekranın 7" olduğu anlaşılıyor, ama 10" boyutunda ekrana sahip modeller de yapıyorlarmış. Ekranlar Güney Kore'den geliyormuş ve çoklu dokunmatik desteğine sahipmiş. Bu durumda ekranın kapasitif olduğunu söyleyebiliriz. Dahili depolama alanı 8GB, ama bellekten bahsedilmemiş. İşlemci ise 800MHz hızındaymış. İşlemcinin üreticisini ve tipini bilemiyoruz tabi. Cihazın arkasında 2 megapiksel çözünürlüğünde bir kamera var. Harika olmasa da iş görebilir cinsten yani. Tabletin pilinin kapasitesi belirtilmemiş, ama pil Çin'de üretiliyormuş. Bu parçalar yurtdışından geliyor, ama bunları birleştiren anakart İstanbul'da üretiliyormuş. Ufuk Tezcan cihazın plastik aksamının da Sakarya'da üretildiğini söylüyor.
Isaac Newton'dan esinlenerek Izec ismi verilen bu tablet bilgisayarın yazılımı da Ufuk Tezcan tarafından geliştirilmiş, en azından haberde böyle belirtiliyor. Tabi durum aslında biraz daha farklı. Ufuk Tezcan kendi işletim sistemini geliştirmemiş, ancak Android işletim sistemini kendi tasarladığı tablette çalışacak şekilde uyarlamış. Yine de güzel birşey, en azından bize ait bir cihaz var karşımızda. Ufuk Tezcan müşteri taleplerine göre cihazın özelliklerinde değişikliğe gidebildiğini söylemiş, yani kişiye özel hazırlanmış bir tablet yaptırmak da mümkün. Haberi daha detaylı okumak isterseniz şuraya tıklayarak NTVMSNBC'nin kendi sitesinde göz atabilirsiniz. Bana hala biraz şüpheli görünüyor, çünkü çok büyük sermayelerle çalışan dev şirketler bile kendi tablet tasarımını yapamayabiliyor. Bu sadece yerli şirketler için geçerli değil, teknoloji devi sayılan bazı yabancı şirketler bile başka markaların ürünlerini kendi markalarıyla satıyorlar bazen. Bu yüzden bu gelişmeye sevinsek de hemen inanmamak lazım, ben şahsen üretim sürecini ve çalışan bir örneği görmeden (veya gören ve güvendiğim birilerinden duymadan) inanmayacağım.
8 Mayıs 2011 Pazar
Öğrenciler için gerçek ucuz ve taşınabilir bilgisayar: Raspberry Pi
Öğrenci züğürt adamdır, cebinde fazla parası olmaz. Dilenciler bile öğrenciden para almaz, ısrar etmeden gider. Bu yüzden olsa gerek, bazı teknoloji firmaları öğrenciler için ucuz yollu PC üretmeye çalışırlar. Bizim bugün netbook dediğimiz mini dizüstü bilgisayarlar da aslında öğrenciler için geliştirilmişti. Tabi daha sonra zihniyet değişti, netbooklar farklılaştı. Bu seferki proje ise biraz daha farklı. David Braben isimli oyun geliştiricisi öğrenciler için küçük bir bilgisayar geliştirmiş. Raspberry Pi isimli bu minyatür bilgisayar öyle küçük ki, bir USB flash disk ile neredeyse aynı ebatlarda. Zaten resimde de görülüyor cihazın boyutları. Resimde görülen bir diğer detay ise yedigen İngiliz parası. Bu garip şekilli paradan da anlaşılacağı üzere bu bir İngiliz projesi. David Braben geliştirdiği küçük bilgisayarın İngiltere'de tüm öğrenciler tarafından kullanılabileceğini düşünüyor. Raspberry Pi küçük, ama göründüğü kadar zayıf değil. Üzerinde 700MHz hızında bir işlemci ve 128MB bellek bulunduruyor. Bir ucunda USB bağlantısı, diğer ucunda da görüntü çıkışı var. Hafif işlemcisini fazla yormamak adına Raspberry Pi'ye hafif ve hızlı bir işletim sistemi olan Ubuntu yüklenmiş. Böylece yazı yazmak, e-posta yollamak, web sitelerinde gezmek gibi işlemler bu minicik bilgisayar üzerinden yapılabiliyor. Raspberry Pi'nin en güzel tarafı da fiyatı. David Braben bu bilgisayarın seri üretime geçildiğinde 25$ maliyetle üretilebileceğini düşünüyor. Eğer fiyat gerçekten böyle olursa bir tane de ben isterim. Küçük de olsa bilgisayar bilgisayardır. David Braben'in Raspberry Pi tanıtımı aşağıda. Videoyu göremiyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.
24 Nisan 2011 Pazar
PSP + Netbook = EraPalm5
Aslında başlık biraz yanıltıcı, çünkü EraPalm5 PSP oyunlarını oynatmıyor. Onun Sony'nin portatif oyun konsolu ile arasındaki bağlantı tasarımıyla ilgili. EraThink tarafından geliştirilen EraPalm5 klasik PSP'nin görünümünü andırıyor, tabi klavyesi kapalıyken. 5" boyutundaki 800x480 çözünürlüklü kapasitif dokunmatik ekranı yukarı kaydırıldığında fiziki bir QWERTY klavye ortaya çıkıyor. Bu klavye ile yanlardaki tuşlar birlikte kullanılarak cihaz rahatça yönetiliyor. Fare yok, ama bunun yerine ekrana dokunuluyor. İşletim sistemi olarak Windows 7 uygun görülmüş. Belki Android olsa daha iyi olurdu, ama Windows 7 de yeterince hızlı çalışacaktır.
EraPalm5'in donanımı bir netbook'u andırıyor. Atom Z serisi bir işlemciye 1GB veya 2GB bellek ve 16GB ile 64GB arasında değişen SSD depolama ortamı eşlik ediyor. Ekranı HD videolar için fazla küçük olduğu için cihaza bir HDMI çıkışı eklenmiş. Böylece 1080p kalitesindeki HD videolar uygun ekranlara aktarılarak EraPalm5 ile izlenebiliyor. Farklı cihazların bağlanabilmesi için bir USB girişi de cihazda mevcut. İnternet ve ağ bağlantısı ise dahili WiFi ve 3G yongaları üzerinden gerçekleşiyor. EraPalm5 tüm bunların haricinde navigasyon için kullanılabilmesi amacıyla GPS özelliğiyle de donatılmış. Tabi bunun düzgün çalışması için cihaza uygun haritanın yüklenmesi gerekli. Çin tüketici elektroniği fuarında sergilenen EraPalm5'in fiyatı ve hangi ülkelerde satılacağı maalesef belli değil. Buralarda uygun fiyatla satsalar tabletlere iyi bir alternatif olabilir. Ekranı dar olsa da donanımı ve klavyesi sayesinde bazı tabletlere karşı üstünlük sağlayacaktır.
EraPalm5'in donanımı bir netbook'u andırıyor. Atom Z serisi bir işlemciye 1GB veya 2GB bellek ve 16GB ile 64GB arasında değişen SSD depolama ortamı eşlik ediyor. Ekranı HD videolar için fazla küçük olduğu için cihaza bir HDMI çıkışı eklenmiş. Böylece 1080p kalitesindeki HD videolar uygun ekranlara aktarılarak EraPalm5 ile izlenebiliyor. Farklı cihazların bağlanabilmesi için bir USB girişi de cihazda mevcut. İnternet ve ağ bağlantısı ise dahili WiFi ve 3G yongaları üzerinden gerçekleşiyor. EraPalm5 tüm bunların haricinde navigasyon için kullanılabilmesi amacıyla GPS özelliğiyle de donatılmış. Tabi bunun düzgün çalışması için cihaza uygun haritanın yüklenmesi gerekli. Çin tüketici elektroniği fuarında sergilenen EraPalm5'in fiyatı ve hangi ülkelerde satılacağı maalesef belli değil. Buralarda uygun fiyatla satsalar tabletlere iyi bir alternatif olabilir. Ekranı dar olsa da donanımı ve klavyesi sayesinde bazı tabletlere karşı üstünlük sağlayacaktır.
29 Kasım 2010 Pazartesi
Çakma MacBook Pro, ama gerçeğinden ayırmak neredeyse imkansız
Çin'in taklit teknolojik ürünler üretme politikasından en çok nasibini alan firma Apple'dır heralde. Çin'de üretilen telefonların neredeyse yarısı iPhone'a benziyor. Bu sefer daha da güzel bir "çakma" teknolojik ürün yapmış Çinli'ler. İsmi belli olmayan (belli olsa ne olacak, okuması bile zor bunların isimlerini) bir firma tarafından yapılan MacBook Pro çakması gerçeğine öyle çok benziyor ki, işletim sistemi olarak MacOS'un Snow Leopard versiyonunu kullanıyor. 14" büyüklüğünde bir ekranla gelen çakma MacBook Pro'nun donanımı laptoplardan çok netbooklara daha yakın seviyede. Intel Atom D510 (çift çekirdekli, 1.66GHz), 2GB bellek, 320GB kapasiteli sabit disk ve Nvidia ION2 grafik platformu bu bilgisayarın teknik özellikler listesinde öne çıkan maddeler. Bir de her Apple ürününde olması gerektiği gibi cihazın dikkat çekmesini sağlayan unsur eklenmiş. Kapağın arkasındaki Apple logosu bilgisayar çalışırken parlıyor. Özellikleri gerçek bir MacBook Pro'ya göre çok zayıf gözükse de gerçeğinin üçte biri seviyesinde olan (466$) fiyatı bu çakma laptopu cazip hale getiriyor. Apple'ın tasarımını seviyorsanız, ama donanımıyla fazla ilgilenmiyorsanız, fiyat ta sizin için önemli bir faktörse bu laptopu almayı düşünebilirsiniz. Tabi onu bulabilirseniz...
18 Eylül 2010 Cumartesi
Hızlı bilgisayar kasası isteyen?
Aslında başlıkta hızlı dedim ama bu alet o kadar da hızlı değil. Bu resimlerde gördüğünüz acaip şey aslında bir bilgisayar kasası. Daha doğrusu kasa değil, komple bir bilgisayar, çünkü içinde donanımıyla geliyor. Netbookların masaüstünde sabit duran kardeşleri olan nettop tipi bir bilgisayarla benzer özelliklere sahip olan bu kırmızı Chevrolet Camaro 50,8cm uzunluğunda. Arka tamponun altında çoğu bilgisayarda görmeye alıştığımız girişler ve çıkışlar mevcut. Ön tarafta ise açma-kapama düğmesi, DVD slotu ve bilgisayarın çalıştığını gösteren ışıklar var. Oldukça güzel tasarlanmış olsa da performansı görünümüne yakışacak seviyede değil. Tam özellik listesi belli olmasa da çift çekirdekli Intel Atom işlemci, 500GB kapasiteli sabit disk ve maksimum 8GB ram gibi çoğu nettopta gördüğümüz özelliklere sahip. İşletim sistemi olarak Microsoft Windows 7 Home Premium tercih edilmiş. Resimdeki kırmızı olsa da 8 farklı renk seçeneği mevcut. Fiyat ise sunulan donanıma göre fazlaca yüksek. Bu otomobil görünümlü bilgisayara sahip olmak için 1.240$ ödemek gerekiyor. Üstelik bu fiyata monitör dahil değil. Benim gibi bilgisayarda performansı sevenler için fazla yavaş ve pahalı olsa da sırf efsanevi bir otomobile benzemesi onu Camaro meraklılarının ilgi odağı haline getiriyor. Yine de ilginç ve yaratıcı bir tasarım olduğunu düşünüyorum.
4 Ağustos 2010 Çarşamba
İşte netbook böyle olmalı: Asus Eee PC 1215N
11 Haziran 2010 Cuma
Adobe Flash Player 10.1 kullanıma hazır
Bu yeni sürümde gelen en büyük yenilik videolar için donanımsal hızlandırma özelliği. Böylece sistemi yoran (özellikle HD kalitede) videoları izlerken sistemdeki görüntü işlemcisi yükü omuzlayacak. Bu teknoloji sayesinde hem önceden video oynatımında performans yetersizliği nedeniyle sorun yaşayan bilgisayarlar artık daha akıcı oynatacak HD videoları, hem de görüntü işlemcisi görsel konularda sistem işlemcisine göre daha verimli olduğundan sistem daha az güç tüketecek. Özellikle dahili ATI ve Nvidia görüntü birimine sahip hafif (ULV işlemcili) laptoplar ve netbooklar bu özellikten fazlaca faydalanacak. Bazı netbooklarda kullanılan Intel GMA 950 görüntü işlemcisi de bu özelliği kullanabiliyor, ama performans artışı ne derecede olur henüz bilinmiyor. İndirmek için tarayıcınızla şuraya tıklamanız yeterli. Flash eklentisinin iki türü var, Internet Explorer için olan Activex sürümü ve Firefox, Opera ve Safari için olan sürüm. Kullandığınız tarayıcıya göre ikisini de ayrı ayrı indirmeniz gerekebilir. Hem stabilite hem de performans artışı için bu eklentiyi herkesin indirmesini öneriyorum.
12 Mayıs 2010 Çarşamba
3M Precision Mousing Surface incelemesi
4 Mayıs 2010 Salı
Mecburiyet caddesi...
Bu terimi Erzurum'da çalışan bir arkadaşımdan duymuştum. Gezip dolaşmak için koca şehirde tek bir cadde bulunduğundan, zaten tüm ihtiyaç duyulanların aynı cadde üzerinde bulunmasından dolayı arkadaşım oraya "mecburiyet caddesi" diyordu. Dışarı çıkmak, alışveriş yapmak, keyifli vakit geçirmek istiyorsa oraya mecburdu çünkü, gidilebilecek başka adres yoktu. Pek çok ilimizde benzer bir durum geçerlidir, konu Erzurum'la sınırlı değil. Bu başlığın yazacaklarımla ana fikir haricinde bir bağlantısı yok, ben yine teknolojiden bahsedeceğim.
Zaten farkında olduğum, ama gözüme batmayan bir gerçek, arkadaşlarımdan birinin bana "korkarım ki Macbook alacağım" demesiyle beni iyice rahatsız eder oldu. O göze batmayan şey yüzüme çarptı yani. Piyasa (hem de sadece bilgisayar piyasası değil, tüm piyasalar) gitgide standartlaşıyor sayın okurlar. Bazı sektörlerde bu oluşum neredeyse tamamlanmış durumda. İnsanların talepleri belirli kalıplar içine sokulmaya çalışıyor, tüketiciye gerçekten seçenek sunmak yerine birbirinin aynı ürünlerle müşterilere seçenek sunulur gibi yapılıyor. Neticede siz satın almak isteyip te alternatifleri incelediğinizde çok az sayıda gerçek seçeneğiniz olduğunu farkediyorsunuz.
Yeniden olayı başlatan o söze dönelim. Arkadaşım neden Macbook almak zorunda kalıyordu ve neden bunu istemeyerek yapıyordu? Apple kullanıcısı arkadaşları kızdırmak istemediğimi baştan belirteyim, burada taraf tutmuyorum. Arkadaşım mevcut dizüstü bilgisayarı eskidiği için yeni dizüstü satın almak istiyor, ama bu alışverişte önemli bir kıstası var. Arkadaşım 13,3" büyüklüğünde ekrana sahip bir laptop satın almak istiyor. İşi gereği çok seyahat ettiğinden ve tüm işlerini dizüstü bilgisayarı vasıtasıyla gördüğünden, bu bilgisayar onun için oldukça önemli. Satın alacağı cihaz hem rahat taşınabilmeli hem de makul performansa sahip olmalı. Daha büyük ekranlı bilgisayarlar zor taşındığı için, daha küçükler de performans fakiri olduğu için arkadaşım 13,3" ekranlı bilgisayarların kendisi için ideal olduğunu düşünüyor. Sorun da burada başlıyor işte, maalesef ülkemizde belli başlı standart özelliklerin dışına çıkan bir bilgisayar bulmak oldukça güç. Biraz pahalı da olsa, bu ekran boyutlarında en iyi özellikleri Apple Macbook sunuyor, ama o da Apple olduğundan... Neyse anladınız işte... :)
İnternet üzerinden yaptığım araştırmada arkadaşımın şikayetinde haklı olduğunu gördüm. Tüm ithalatçılar "körün değneği gibi" bazı standartları bellemişler, bunların dışına çıkmıyorlar. Herkese 15,6" ekranlı bilgisayarlar veya 10,1" ekranlı netbooklar satmak istiyorlar. Özellikler de birbirine yakın, aynı bilgisayar on farklı markayla satılıyor, seçenek listesi kalabalık görünüyor. Farklı birşey (mesela daha fazla ram, daha güçlü ekran kartı veya konumuzda olduğu gibi daha farklı büyüklükte bir ekran) istediğinizde olumsuz cevap alıyorsunuz. Aynı şey netbooklar için de geçerli, şu an Türkiye'de satılan netbookların neredeyse hepsi tıpatıp aynı özelliklere sahip. Daha performanslı veya farklı ürünler getirmek ithalatçı firmaları korkutuyor. "Bu özellikler tuttu, bunlarla devam edelim." zihniyetiyle üşenmeden aynı aletin farklı renklerini getirmeye devam ediyorlar. Pek çok kişinin beklediği Asus 1201N veya diğer markaların benzer özelliklere sahip modelleri aylardır gelmedi, gelmiyor mesela. Forumlarda insanlar bu ürünleri tartışıyor, beklediklerini, ithalatçıyı aradıklarını söylüyorlar ama hiçbir gelişme yok.
Tüm insanlar aynı değildir, farklı şartlara ve farklı ihtiyaçlara sahip olabilirler. Milyonlarca kişinin farklı farklı ihtiyaçlarını sadece birkaç çeşit ürünle karşılamaya çalışmak 50 yıl öncesinin Sovyetler Birliği kafasıyla düşünmekten başka birşey değildir. Eğer bir ithalatçı firma bir markanın distribütörlüğünü aldıysa biraz riske girmeli, sadece en hızlı satılan ürünleri değil, farklılık yaratacak alternatif ürünleri de ülkemize getirmelidir. Tüketicilere de oldukça önemli bir görev düşüyor, insanlar gerçekten beğenmedikleri bir ürünü başka alternatifleri olmadığı için satın almamalılar. Tüketiciler lışveriş yapmadan önce biraz araştırma yapıp gerçekten ihtiyaçları olan ürünü belirlemeliler, gerekiyorsa ithalatçıyı arayıp isteklerini bildirmeliler. Mecburiyet caddesinden ara sokaklara sapmalıyız artık, hepimiz aynı kaldırımda yürümek zorunda değiliz...
Zaten farkında olduğum, ama gözüme batmayan bir gerçek, arkadaşlarımdan birinin bana "korkarım ki Macbook alacağım" demesiyle beni iyice rahatsız eder oldu. O göze batmayan şey yüzüme çarptı yani. Piyasa (hem de sadece bilgisayar piyasası değil, tüm piyasalar) gitgide standartlaşıyor sayın okurlar. Bazı sektörlerde bu oluşum neredeyse tamamlanmış durumda. İnsanların talepleri belirli kalıplar içine sokulmaya çalışıyor, tüketiciye gerçekten seçenek sunmak yerine birbirinin aynı ürünlerle müşterilere seçenek sunulur gibi yapılıyor. Neticede siz satın almak isteyip te alternatifleri incelediğinizde çok az sayıda gerçek seçeneğiniz olduğunu farkediyorsunuz.
Yeniden olayı başlatan o söze dönelim. Arkadaşım neden Macbook almak zorunda kalıyordu ve neden bunu istemeyerek yapıyordu? Apple kullanıcısı arkadaşları kızdırmak istemediğimi baştan belirteyim, burada taraf tutmuyorum. Arkadaşım mevcut dizüstü bilgisayarı eskidiği için yeni dizüstü satın almak istiyor, ama bu alışverişte önemli bir kıstası var. Arkadaşım 13,3" büyüklüğünde ekrana sahip bir laptop satın almak istiyor. İşi gereği çok seyahat ettiğinden ve tüm işlerini dizüstü bilgisayarı vasıtasıyla gördüğünden, bu bilgisayar onun için oldukça önemli. Satın alacağı cihaz hem rahat taşınabilmeli hem de makul performansa sahip olmalı. Daha büyük ekranlı bilgisayarlar zor taşındığı için, daha küçükler de performans fakiri olduğu için arkadaşım 13,3" ekranlı bilgisayarların kendisi için ideal olduğunu düşünüyor. Sorun da burada başlıyor işte, maalesef ülkemizde belli başlı standart özelliklerin dışına çıkan bir bilgisayar bulmak oldukça güç. Biraz pahalı da olsa, bu ekran boyutlarında en iyi özellikleri Apple Macbook sunuyor, ama o da Apple olduğundan... Neyse anladınız işte... :)İnternet üzerinden yaptığım araştırmada arkadaşımın şikayetinde haklı olduğunu gördüm. Tüm ithalatçılar "körün değneği gibi" bazı standartları bellemişler, bunların dışına çıkmıyorlar. Herkese 15,6" ekranlı bilgisayarlar veya 10,1" ekranlı netbooklar satmak istiyorlar. Özellikler de birbirine yakın, aynı bilgisayar on farklı markayla satılıyor, seçenek listesi kalabalık görünüyor. Farklı birşey (mesela daha fazla ram, daha güçlü ekran kartı veya konumuzda olduğu gibi daha farklı büyüklükte bir ekran) istediğinizde olumsuz cevap alıyorsunuz. Aynı şey netbooklar için de geçerli, şu an Türkiye'de satılan netbookların neredeyse hepsi tıpatıp aynı özelliklere sahip. Daha performanslı veya farklı ürünler getirmek ithalatçı firmaları korkutuyor. "Bu özellikler tuttu, bunlarla devam edelim." zihniyetiyle üşenmeden aynı aletin farklı renklerini getirmeye devam ediyorlar. Pek çok kişinin beklediği Asus 1201N veya diğer markaların benzer özelliklere sahip modelleri aylardır gelmedi, gelmiyor mesela. Forumlarda insanlar bu ürünleri tartışıyor, beklediklerini, ithalatçıyı aradıklarını söylüyorlar ama hiçbir gelişme yok.
Tüm insanlar aynı değildir, farklı şartlara ve farklı ihtiyaçlara sahip olabilirler. Milyonlarca kişinin farklı farklı ihtiyaçlarını sadece birkaç çeşit ürünle karşılamaya çalışmak 50 yıl öncesinin Sovyetler Birliği kafasıyla düşünmekten başka birşey değildir. Eğer bir ithalatçı firma bir markanın distribütörlüğünü aldıysa biraz riske girmeli, sadece en hızlı satılan ürünleri değil, farklılık yaratacak alternatif ürünleri de ülkemize getirmelidir. Tüketicilere de oldukça önemli bir görev düşüyor, insanlar gerçekten beğenmedikleri bir ürünü başka alternatifleri olmadığı için satın almamalılar. Tüketiciler lışveriş yapmadan önce biraz araştırma yapıp gerçekten ihtiyaçları olan ürünü belirlemeliler, gerekiyorsa ithalatçıyı arayıp isteklerini bildirmeliler. Mecburiyet caddesinden ara sokaklara sapmalıyız artık, hepimiz aynı kaldırımda yürümek zorunda değiliz...
14 Nisan 2010 Çarşamba
Günün iyi haberi: Netbook için çift çekirdekli Atom'lar geliyor!
25 Şubat 2010 Perşembe
Netbook kullanıcılarına müjde!
28 Ocak 2010 Perşembe
Apple "DEVRİM" yaptı, iPad duyuruldu :)
Uzundur konuşuluyordu bu... Apple firmasının tablet bilgisayar formunda yeni bir cihaz duyurma hazırlığında olduğu dedikoduları herkesi heyecanlandırmıştı. Cihaza ait olduğu iddia edilen saçma resimler çıktı, ismi hakkında konuşuldu filan, piyasa çalkalandı yani. En son geçtiğimiz günlerde süpersonik insan Steve Jobs "yer yerinden oynayacak, devrim yaratacak" tarzı açıklamalar yapınca özellikle Apple fanatikleri iyice coşmuştu. Dün yapılan ürün tanıtımının sonunda "DEVRİM" yaratacak ürünü görebildik. İşte bahsi geçen ürün iPad:
Aslında fena da durmuyor ama beklenen bu değildi. Ben (ve çoğu kişi) bilgisayar tarzında, iş görecek hafif bir cihaz beklerken Apple daha çok e-kitap okuyucuya benzeyen hormonlu bir iPod verdi bize. Oldu mu şimdi? Bence olmadı. Garip ekran formunu saymazsak, görünürdeki en büyük eksiklik çoklu uygulama desteğinin bulunmaması. Bu da şu anlama geliyor: aynı anda hem webde gezip hem Live Messenger kullanamayacağız. Ağır şekilde eleştirilen Nokia akıllı telefonlar bile bunu yapabilirken, donanım olarak çok daha üstün olan bu cihazın yapamaması gerçekten düşündürücü. Ürünün teknik özelliklerini tek tek saymak istemiyorum, kısaca şöyle belirteyim:
- 9,7" büyüklüğünde ve 768x1024 piksel çözünürlüğe sahip çoklu dokunmatik ekran (led aydınlatmalı)
- 1 GHz hızında ARM A4 işlemci (ilk kez bu üründe kullanılıyor, Apple'a özel bir model)
- Wi-Fi veya 3G bağlantı olanağı (opsiyonel)
- Modele göre değişen, 700g civarı ağırlık
- 16 GB ile 64 GB arası değişen katı hal (flash tabanlı) depolama
- Işık ve ivme ölçer, Bluetooth
- Wi-Fi ile 10 saat internette dolaşmayı sağlayabilecek kapasitede pil.
18 Kasım 2009 Çarşamba
Sana gıcık oluyorum Adobe
Ben size kısaca anlatayım sonuçları. Nvidia ekran kartlı sistemlerde gerçekten bir gelişme var. İşlemci kullanım oranı ortalama %40 kadar düşmüş. Oynatılan videonun niteliğine göre bu değişkenlik gösteriyor tabi, ama en kötü durumda bile donanımsal hızlandırma işe yarıyor, yükü az da olsa hafifletiyor. AMD (aslında ATI ama mecburen AMD diyoruz) ekran kartlı sistemlerde ise durum çok farklı. Hiçbir avantaj yok, hatta yavaşlama bile var. Görünüşe göre AMD bu işe el atmalı, ne gerekiyorsa yapmalı. Yeni nesil Intel grafik işlemcileri de bu teknolojiyi destekliyor, hem de AMD'den çok daha iyi bir şekilde. İşlemciye binen yükte gözle görülür bir azalma var. Üzücü olan, bu desteğin eski nesil (netbooklarda kullanılan GMA950 gibi) Intel ekran kartlarını kapsamaması. Bana faydası yok yani...
Peki ben neden kızdım? Neden Adobe firmasına gıcık oluyorum? Hemen anlatayım... Ben bu haberi duyduğumda çok sevinmiştim. HD videolarla ilgilenmiyorum, çünkü hem indirmesi zor hem de avuç kadar ekranda görüntü HD olsa ne olur başka bir D olsa ne olur diye düşünüyorum. Ben flash animasyonların yoğun olduğu sitelerin hızlandırılmasıyla ilgileniyorum. Bol reklamlı bir site açtığımda benim fukara Atom N270 işlemci yükün altında eziliyor. Sayfayı kaydırmak zorlaşıyor, pencereler arası geçiş gecikmeli oluyor, kötü oluyor yani. Donanım hızlandırmayı akıl eden Adobe firması bunu normal flash animasyonlara uygulamayı akıl edememiş. Yukarıda bahsettiğim hızlandırmalar sadece H.264 ile kodlanmış videolar içinmiş. Sitelerin sağından solundan çıkan animasyonlara hiçbir faydası yokmuş. Boşuna heveslendirmişler beni. Hepsini buradan kınıyorum. Bir an önce bu hatayı düzeltmezlerse elimden bir kaza çıkabilir. Uyarmadı demesinler.
7 Kasım 2009 Cumartesi
Bekleyiş sona eriyor (mu acaba?)
Bahsettiğimiz cihaz EeePC 1201N. Bu güzelliğin içinde Nvidia ION anakart var. Onun üzerinde de hasretinden yandığımız çift çekirdekli Atom N330 duruyor. 3GB ram ve 320GB sabit disk sistemin diğer özellikleri. Sistemin gönlümü çalan bir diğer özelliği de ekranı. Her ne kadar netbook standartlarına göre biraz büyük te olsa 12,1" büyüklüğündeki bu ekran bize 1366x768 çözünürlük sunuyor. Bu da süper birşey, zira standart netbooklardaki 1024x600 ekran yatayda yetse de dikeyde yetersiz kalıyor. Bazı boyutu değiştirilemeyen pencerelerin alt tarafı ekranın dışında kalıyor, kötü yani. Asus EeePC 1201N bizi bu dertten kurtarmış. Güzel ekran, çift çekirdekli ve güçlü (netbook standardına göre) işlemci, yetenekli anakart. Bu maharetli kombinasyonun fiyatı 500€ civarı olacakmış. Bir netbook için yüksek denebilir ama bu cihaz netbook standardının en üst noktasında duruyor. Bence netbook alıp aktif şekilde kullanacak kişiler standart modeller yerine bu tip daha özellikli modelleri seçmeli. Böylece netbook üzerinde çalışmak işkence olmaktan çıkar.
4 Kasım 2009 Çarşamba
Beklediğim hareket VIA'dan geldi
Geçtiğimiz günlerde bu iş Intel'le olmaz demiştim. VIA beni duymuş olmalı ki (kulağı deliktir, eski kurtlardan ne de olsa) sanki bana cevap verircesine Nano 3000 işlemci ailesini duyurdu. Kısaca durum şöyle: Intel netbook platformunu Atom işlemcisiyle tekelleştirmiş durumda, VIA ise enerji verimliliği öyle olmaz böyle olur diyerek Nano 3000'le Intel'e kafa tutuyor. Geçmişte 3 adet VIA anakart (KT133, KT133A, KT400) kullanmış biri olarak ben bu firmayı içten içe severim. Uygun fiyata kaliteli ürünler sunarlar. Görünüşe göre Nano işlemcisi de bir istisna değil. Performansı aynı hızdaki eski Nano'ya göre %23, netbookların demirbaşı Atom N270'e göre %43 daha iyiymiş. Görmeden birşey denmez ama kulağa güzel geliyor. Bir de 1.4ghz ve altı hızlardaki modellerin boştayken sadece 0,1 watt tüketmeleri gibi bir durum var ki, duyunca çüş dedim. Umarım bir an önce üretimine başlanır ve piyasaya hızla yayılır. Açıkçası netbook kullanmaktan memnun olsam da Intel'in kaprislerinden sıkıldım. Birisi gidip Intel yöneticilerine "fazla naz aşık usandırır" demeli. Rakip olmayınca şımardılar iyice. AMD de bu konuda bir atak yaparsa bizi güzel günler bekliyor diyeceğim. O zaman rekabet tüketicinin işine yarar, hem fiyatlar düşer hem performans artar.
2 Kasım 2009 Pazartesi
Bu iş Intel'le olmayacak...
İnsan kendi çocuğunun gelişmemesi, yerinde sayması için çaba gösterir mi? Intel gösteriyor! Çift işlemcili Atom işlemcisi yaptılar, bir türlü netbooklarda göremedik. Nvidia ION platformunu türlü gıcıklıklar yaparak engellemeye çalıştılar. Büyük üreticileri cezalarla korkutarak farklı netbook tasarımlarını engellediler, pil ve harddisk haricinde tüm netbookların birbirinin aynı olmasına sebep oldular. Tüm bunları boşuna yapmıyorlar tabi. İşlemci piyasasının büyük üreticisi Intel hiçbirşeyi plansız programsız yapmaz. Intel, notebooklarda kullanılan diğer ucuz (ve yavaş) işlemcilerinin hızlı Atom işlemciler (ve netbooklar) yüzünden pazar kaybı yaşamasından korkuyor. Sıradan kullanıcılar notebook yerine netbook alırlar, o zaman da kar marjı düşer, piyasanın dengeleri bozulur filan diye Atom işlemcisini hep garip sınırlar arasında sıkıştırıyor.
Bu işin tek bir çözümü var. AMD, VIA veya başka bir üretici (x86 işlemci üretme lisansı olan başka üretici yok bildiğim kadarıyla) bu piyasaya girecek, Intel'i zorlayacak, sınırları kaldırmak zorunda bırakacak. Tamam, biz de netbook üzerinde Crysis oynamak peşinde değiliz ama en azından çağımız şartlarına uygun, video ve animasyonlarda zorlanmayan, hafif işlemlerin seri şekilde yapılabildiği pratik netbooklar istiyoruz. İlerleyen bir ortamda sabit kalmak, geri gitmek demektir. Her günü bir öncekinden daha hızlı olan bilişim sektöründe İlk çıktığından beri aynı hızda kalan bir platform bana çağ dışı geliyor.
8 Ekim 2009 Perşembe
Netbook satın alma rehberi
İstediğinizi alın. Tüm netbook'lar neredeyse birbiriyle aynı. Fiyatları da birbirine yakın, yani tipini beğendiğinizi alabilirsiniz. Bu kadar basit.
Şaka yapıyorum, inanmayın. Basit ama o kadar basit değil. Evet, şu an piyasada satılan neredeyse tüm netbooklar birbiriyle aynı, aralarında çok küçük farklar var. Bu farklar temel olarak işlemci, pil ve işletim sistemi olarak karşımıza çıkıyor. Temelde tüm netbooklar Intel Atom işlemciye sahip. Çoğu n270, n280 veya Z serisi işlemci kullanıyor. Z serisi işlemciler kırpılmış ve düşük tüketimli oluyor ve 11" üzeri modellerde kullanılıyor (ekranın yüksek tüketimini dengelemek için). Daha fazla kullanılan n270 ile n280 ise aslında aynı işlemci, aralarında 0,6MHz gibi küçük bir fark var. Daha yeni ve hızlı olduğu için n280 modelini tercih etmenizi öneririm.
Bunun yanında bir de pil mevzusu var. Burada daha iyi veya kötü gibi birşey söylemek mümkün değil. Pil seçimi tamamen sizin kullanım tarzınıza bağlı. Büyük pil uzun bir kullanım süresi sunuyor ama hem çıkıntı yapıyor hem de ağırlığı arttırıyor. Fiyat ta biraz artıyor tabi. Buna karşın düşük kapasiteli piller bunların tam tersini yapıyor. Eğer netbookunuzu seyrek kullanacaksanız veya daha çok adaptöre bağlı kullanmayı seviyorsanız ince pil işinizi görür. Eğer yoğun bir kullanıcıysanız veya bilgisayarınızı daha çok dışarıda kullanacaksanız büyük ve güçlü pile sahip bir model seçmenizi öneririm.
İşletim sistemi olarak fazla bir seçenek yok aslında. Neredeyse tüm netbooklar Windows XP kullanıyor. Bir ara Linux kullanan modeller satılıyordu ama düşük talep nedeniyle artık ülkemize gelmiyorlar. Birkaç ay sonra da Windows 7 kullanan modeller göreceğiz, ama şimdilik XP haricinde bir seçenek yok gibi. Bazı modellerin yanında Vista geliyor ama ben bunu pek önermiyorum, alete boşuna eziyet etmiş olursunuz.
Şimdilik durum böyle, ama böyle kalmayacak. Intel yeni netbook platformlarını hazırlayadursun, Nvidia ION üzerinde çalışmalara devam ediyor. Yakında ION anakarta sahip netbooklar göreceğiz piyasada. Bir de piyasanın diğer büyük oyuncusu AMD var tabii, o da boş durmuyor. Gerçi AMD daha çok mevcut platformlarını kırparak düşük tüketimli işlemciler üretmeye çalışıyor ama geleceğin ne getireceği belli olmaz. Atom ilk çıktığında ona rakip olacağı iddia edilen Via Nano işlemcisini henüz görmek kısmet olmadı. Bakarsınız o da girer bu piyasaya, seçeneklerimiz çoğalır. Bir de ekranların çözünürlüğünü arttırsalar süper olacak, dikeyde 600 piksel yetmiyor bana...
2 Ekim 2009 Cuma
Olması gereken buydu - Donanım hızlandırmalı Flash
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
