Bir arabaya sahip olmanın maliyeti sadece arabanın etiket fiyatını ödemek değil, bunu artık herkes biliyor. Yakıt, sigorta, vergi gibi masraflar da var işin içinde. Hatta, büyük şehirlerde yaşayanlar bunlara ek olarak otopark için de biraz para harcıyorlar zaman zaman. İngiltere kökenli bir firma üşenmeyip bu maliyet kalemlerini ülkeler bazında araştırmış ve gayet bilgilendirici bir infografik hazırlamış. Ülke olarak yarışmalarda birinci olunca çok seviniriz ya, işte bu grafik de bizi sevindirecek cinsten. Görünüşe göre dünyada akaryakıta otomobil başına en fazla harcamayı yapanlar Türk sürücülermiş. Tek tek anlatması zor, grafik zaten herşeyi açıklıyor. Yalnız; grafik İngilizce, Türkçe'ye bozmadan çevirmek de çok uzun sürebilecek bir işlem, bu yüzden grafiği olduğu gibi ekliyorum. İngilizce bilmeyen okurlarımız için ben kısaca çevireyim, şimdilik daha fazlasını elimden gelmiyor.
En üstteki dünya haritalı grafikte yeni otomobillerin ortalama fiyatları gösterilmiş. Yandaki ölçekten de anlaşılacağı üzere renkler koyulaştıkça fiyat artıyor. Türkiye bu klasmanda zirveye oynamasa da pahalı ülkelerden biri. ABD ile Türkiye'nin aynı kırmızı tonuyla işaretlenmiş olması beni biraz şaşırttı. Sanırım satılan arabaların ortalaması alınıyor. Türkiye'de arabalar ABD'ye göre çok daha pahalı, ama Türk insanı ucuz arabaları seçiyor. Amerikalılar ise ucuzluktan faydalanıp daha pahalı arabalara yöneliyorlar. Neyse, onun altındaki çubuklu grafik ise akaryakıta bir yıl içinde harcanan parayı gösteriyor. 5,000$'a yaklaşan harcamayla bu klasmanda şampiyonluğu elde tutuyoruz. Bir alttaki çift parçalı grafik ise yıllık sigorta masraflarıyla alakalı. Neyse ki sigortaya fazla para harcamıyormuşuz, bu klasmanda sonlardayız. Onun altında soldaki grafikte saatlik park ücretleri gösterilmiş. Türkiye (İspark sağolsun) ortalarda kendine yer bulmuş. Avustralya ise 28$'lık park ücretiyle açık farkla birinci. Sağdaki grafikte ise senelik kiralanan otopark kiraları gösterilmiş. Buralarda bu hizmet pek kullanılmadığı için grafiğe bizi katmamışlar. Bir alt sıraya geçtiğimizde solda gördüğümüz grafik de bizi ilgilendirmeyen cinsten. Trafik sıkışıklığı yaratıldığı için alınan ücret gösteriliyor bu grafikte, bizde böyle bir uygulama (henüz) yok çok şükür. Sağda ise bizim için önemli bir klasman olan yıllık vergi grafiği var. Bu grafikte motor hacmine göre 10,000$'ı aşabilen vergiyle zirveyi zorluyoruz. Hong Kong açık farkla birinci gözükse de Kadıköy kadar bir şehir devleti olduğu için onu saymıyoruz, "normal" ülkeler arasında en yüksek vergiyi verenlerdeniz.
Neticede, zengin bir ülke olmamamıza rağmen otomobillere en fazla parayı harcayanlardan biriyiz. Acı ama gerçek, durum bu. Neyse ki sigorta ucuz (diğer bazı ülkelere göre tabi), park ücretleri çok yüksek değil, trafik sıkışıklığına sebep olduğumuz için de ekstra ücret ödemiyoruz. Bir de onlar olsaydı herhalde ömrümüzü arabamızın masraflarını karşılamak için çalışarak geçirecektik. Şimdi de bazılarımız için durum pek farklı değil ya, neyse...
grafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mayıs 2013 Perşembe
Hangi ülkede araba kullanmanın yıllık maliyeti ne kadar?
25 Şubat 2013 Pazartesi
Nvidia Tegra 4 ve kardeşi Tegra 4i
Ekran kartlarıyla tanıtığımız ve sevdiğimiz, son yıllarda geliştirdiği mobil işlemcilerini de beğendiğimiz Nvidia an itibariyle gerçekleşmekte olan Mobile World Congress etkinliğinde yeni nesil Tegra 4 yongalarını tanıttı. Tegra 4 zaten daha önce duyurulmuştu, yani nasıl birşey olacağı biliniyordu. Nvidia bu sefer Tegra 4'ü küçük kardeşi Tegra 4i'yle birlikte sergiledi. Tegra 4'e göre biraz daha yavaş olan Tegra 4i güç tasarrufu odaklı bir yonga. Nvidia modemi yonganın içine entegre ederek hem güç tasarrufu sağlamış, hem de yonganın kullanacağı kartın boyutunu ufaltmış. Üreticiler istedikleri gibi cihaz tasarlamakta özgürler, ama benim anladığım kadarıyla Nvidia Tegra 4'ü tabletler ve üst seviye, büyük ekranlı telefonlar için tasarlamış. Tegra 4i ise biraz daha maliyet odaklı, ekranı 4" veya daha küçük olan akıllı telefonları hedefliyor. Tegra 4 ARM 15 işlemci mimarisini kullanıyor ve 72 adet grafik çekirdeği barındırıyor. Bu da özellikle son zamanlarda yaygınlaşmakta olan HD ekranlı telefon ve tabletlerin ihtiyacı olan performansı verebileceği anlamına geliyor. Tegra 4i ise biraz daha eski olan ARM9-r4 mimarisini kullanıyor ve 60 adet grafik çekirdeğine sahip. Tabi bu Tegra 4i'nin beceriksiz bir yonga olduğu anlamına gelmemeli. Tegra 4 kadar olmasa da Tegra 4i de piyasadaki tüm uygulamalara yetecek performansa sahip olacaktır. Nvidia Tegra 4 ailesinin üretimine yaz aylarında başlayacak. Bu yongaları kullanan cihazları raflarda görmemiz için yaz sonunu beklememiz gerekecek büyük ihtimalle. Eğer bu yakınlarda güçlü bir tablet almaya niyetliyseniz Tegra 4'ü beklemenizi tavsiye ederim, çünkü bu yongalar hem Tegra 3'e, hem de Snapdragon S4'e göre çok daha hızlı ve tasarruflu olacak.
8 Şubat 2013 Cuma
Otomobil üreticilerinin tüketim yalanları
Bu aralar bu "tüketiciyi kandıran firmalar" haberleri gündemi çok meşgul ediyor, ben de arada bunların önemli olanlarını yazmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz günlerde sizlere küçük hacimli turbolu motorların vaadedilen performans ve tüketim rakamlarını tutturamamalarından bahsetmiştim. Bu seferki konu biraz daha genel, öyle tek bir motor çeşidiyle değil de, birçok firmanın tüm ürünleriyle ilgili.
Üstteki grafik (çok kaliteli değil, biraz bulanık, kusuruma bakmayın) Hyundai tarafından Consumer Reports dergisinin verileri kullanılarak hazırlanmış. Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Hyundai'nin ABD'de katalog verilerinde tüketim değerlerini yanlış gösterdiği, arabalarını olduğundan daha tasarruflu göstererek tüketiciyi yanılttığı ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Hyundai tüm modellerinin tüketim verilerini düzelterek tüketicilerden özür dilemişti, buna rağmen davalık olmaktan kurtulamamıştı. Neyse, bu olayların üzerine Hyundai'nin ABD ofisi Consumer Reports'un elde ettiği verileri piyasadaki büyük otomobil üreticilerinin katalog verileriyle karşılaştırarak bu tabloyu hazırlamış. Tablo (isminden de belli olduğu üzere) firmaların kataloglarında belirttiği tüketim miktarlarıyla Consumer Reports'un yaptığı ölçümlerin oranını yansıtıyor. Grafikte %100'ün üzerinde değer alanlar katalogda belirtilenden bile az tüketiyor, %100'ün altında alanlar ise katalogda belirtilen tüketim miktarını tutturamıyor.
Bir kere, şunu baştan belirteyim: Kataloglarda yazan tüketim verilerini gerçek hayatta tutturmak çok zordur, çünkü o veriler pistte yapılan testlere göre hesaplanırken gerçek hayatta o şekilde araba kullanmak imkansızdır. Ancak, Consumer Reports da testlerini pistte yapıyor. Hatta, EPA (Amerika'nın çevre korumayla ilgilenen devlet dairesi, arabaların tüketim ve emisyonlarıyla ilgileniyorlar) tarafından belirlenen ölçüm sisteminin aynısı kullanılmış. Bu yüzden küçük sapmalar olsa da katalog verisiyle Consumer Reports verilerinin birbirini tutması gerekli. Bir de tabloya Mercedes, BMW, Audi, Lexus, Infiniti ve Cadillac gibi premium markalar dahil edilmemiş. Tam sebebini bilmiyorum, ama bu araçlar biraz maliyetli olduğundan Consumer Reports bu markaların tüm modellerini denememiş olabilir. Malum, CR test ettiği her ürünü parasıyla satın alıp deneyen bir dergi, tüm premium araçları denemeye de güç yetmez.
Neyse, sizin de grafikte gördüğünüz üzere sadece Mazda, Subaru ve Volkswagen (o da yeni satmaya başladığı dizel motorları sayesinde) katalog verilerini tutturmuş, hatta bunun da üzerine çıkmış. Honda ve Hyundai de katalogdaki rakamları biraz aşsalar da tüketiciyi çok fazla yanıltmamışlar. Tabi bu Hyundai'nin yeni (gözden geçirilmiş) verileri için geçerli. Eski katalog verileri biraz daha düşükmüş, bu da aradaki farkı açıyormuş. Gerçi o zaman da Honda'nın hemen arkasından geliyormuş, yani sadece iki sıra öne geçmiş yeni verileriyle. Toyota, Nissan ve Mitsubishi de sektör ortalamasının üzerinde doğrulukta verilere sahip olan firmalar. Bu sektör ortalaması satış miktarına göre ağırlıklı alınmış bir ortalama, yani az satan firmanın oranıyla çok satanınki aynı değere sahip değil.
Asıl sıkıntı ABD'li otomobil üreticilerinin katalog rakamlarında. Chrysler yine idare ediyor, rakiplerine göre ortalamaya nispeten daha yakın. Chevrolet, Buick, Ford ve Dodge ise oldukça yanıltıcı katalog verilerine sahip. Hele Dodge arayı iyice açmış, araçlarının tüketimlerini olması gerekenden çok daha düşük göstermiş. Bunların pistte, ideal şartlarda elde edilen veriler olduğunu tekrar hatırlatayım, gerçek hayatta burada görülen farklar açılacaktır, belki de fark ikiye katlanacaktır. Tabi şimdi Hyundai bundan kendine pay çıkarmaya çalışıyor, hani "bakın bize yalancı diyordunuz ama, biz yalancıyken bile onlardan daha doğru veriler yazıyorduk kataloglara" diyor. Buna söylenecek söz yok, çünkü Consumer Reports ABD'de çoğu devlet kurumundan bile daha güvenilir bir kaynak.
Biz katalog verilerini tutturamamaya alışığız, hatta olağanüstü durumlarda tutturabildiğimize şaşıyoruz. Dizel araçlarda bu nispeten daha kolay, ama benzinli araçlarda firmaların bahsettiği tüketim verilerini tutturmak oldukça zor. Buna rağmen hep "yol müsait değil, sabit hızda gidemiyorum, arabada yük var" gibi mazeretler uydurarak firmaların verilerinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Bu grafik bize firmaların da bir güzel yalan söylediğini gösteriyor. Aslında bu konuda daha çok şey yazılır da, yorumu bu yazıyı okuyanlara bırakmayı tercih ediyorum. Bundan sonra araba alırken üreticinin belirttiği tüketim rakamlarına fazla aldanmamak lazım, yanlış olma ihtimali çok yüksek.
Üstteki grafik (çok kaliteli değil, biraz bulanık, kusuruma bakmayın) Hyundai tarafından Consumer Reports dergisinin verileri kullanılarak hazırlanmış. Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Hyundai'nin ABD'de katalog verilerinde tüketim değerlerini yanlış gösterdiği, arabalarını olduğundan daha tasarruflu göstererek tüketiciyi yanılttığı ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Hyundai tüm modellerinin tüketim verilerini düzelterek tüketicilerden özür dilemişti, buna rağmen davalık olmaktan kurtulamamıştı. Neyse, bu olayların üzerine Hyundai'nin ABD ofisi Consumer Reports'un elde ettiği verileri piyasadaki büyük otomobil üreticilerinin katalog verileriyle karşılaştırarak bu tabloyu hazırlamış. Tablo (isminden de belli olduğu üzere) firmaların kataloglarında belirttiği tüketim miktarlarıyla Consumer Reports'un yaptığı ölçümlerin oranını yansıtıyor. Grafikte %100'ün üzerinde değer alanlar katalogda belirtilenden bile az tüketiyor, %100'ün altında alanlar ise katalogda belirtilen tüketim miktarını tutturamıyor.
Bir kere, şunu baştan belirteyim: Kataloglarda yazan tüketim verilerini gerçek hayatta tutturmak çok zordur, çünkü o veriler pistte yapılan testlere göre hesaplanırken gerçek hayatta o şekilde araba kullanmak imkansızdır. Ancak, Consumer Reports da testlerini pistte yapıyor. Hatta, EPA (Amerika'nın çevre korumayla ilgilenen devlet dairesi, arabaların tüketim ve emisyonlarıyla ilgileniyorlar) tarafından belirlenen ölçüm sisteminin aynısı kullanılmış. Bu yüzden küçük sapmalar olsa da katalog verisiyle Consumer Reports verilerinin birbirini tutması gerekli. Bir de tabloya Mercedes, BMW, Audi, Lexus, Infiniti ve Cadillac gibi premium markalar dahil edilmemiş. Tam sebebini bilmiyorum, ama bu araçlar biraz maliyetli olduğundan Consumer Reports bu markaların tüm modellerini denememiş olabilir. Malum, CR test ettiği her ürünü parasıyla satın alıp deneyen bir dergi, tüm premium araçları denemeye de güç yetmez.
Neyse, sizin de grafikte gördüğünüz üzere sadece Mazda, Subaru ve Volkswagen (o da yeni satmaya başladığı dizel motorları sayesinde) katalog verilerini tutturmuş, hatta bunun da üzerine çıkmış. Honda ve Hyundai de katalogdaki rakamları biraz aşsalar da tüketiciyi çok fazla yanıltmamışlar. Tabi bu Hyundai'nin yeni (gözden geçirilmiş) verileri için geçerli. Eski katalog verileri biraz daha düşükmüş, bu da aradaki farkı açıyormuş. Gerçi o zaman da Honda'nın hemen arkasından geliyormuş, yani sadece iki sıra öne geçmiş yeni verileriyle. Toyota, Nissan ve Mitsubishi de sektör ortalamasının üzerinde doğrulukta verilere sahip olan firmalar. Bu sektör ortalaması satış miktarına göre ağırlıklı alınmış bir ortalama, yani az satan firmanın oranıyla çok satanınki aynı değere sahip değil.
Asıl sıkıntı ABD'li otomobil üreticilerinin katalog rakamlarında. Chrysler yine idare ediyor, rakiplerine göre ortalamaya nispeten daha yakın. Chevrolet, Buick, Ford ve Dodge ise oldukça yanıltıcı katalog verilerine sahip. Hele Dodge arayı iyice açmış, araçlarının tüketimlerini olması gerekenden çok daha düşük göstermiş. Bunların pistte, ideal şartlarda elde edilen veriler olduğunu tekrar hatırlatayım, gerçek hayatta burada görülen farklar açılacaktır, belki de fark ikiye katlanacaktır. Tabi şimdi Hyundai bundan kendine pay çıkarmaya çalışıyor, hani "bakın bize yalancı diyordunuz ama, biz yalancıyken bile onlardan daha doğru veriler yazıyorduk kataloglara" diyor. Buna söylenecek söz yok, çünkü Consumer Reports ABD'de çoğu devlet kurumundan bile daha güvenilir bir kaynak.
Biz katalog verilerini tutturamamaya alışığız, hatta olağanüstü durumlarda tutturabildiğimize şaşıyoruz. Dizel araçlarda bu nispeten daha kolay, ama benzinli araçlarda firmaların bahsettiği tüketim verilerini tutturmak oldukça zor. Buna rağmen hep "yol müsait değil, sabit hızda gidemiyorum, arabada yük var" gibi mazeretler uydurarak firmaların verilerinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Bu grafik bize firmaların da bir güzel yalan söylediğini gösteriyor. Aslında bu konuda daha çok şey yazılır da, yorumu bu yazıyı okuyanlara bırakmayı tercih ediyorum. Bundan sonra araba alırken üreticinin belirttiği tüketim rakamlarına fazla aldanmamak lazım, yanlış olma ihtimali çok yüksek.
4 Temmuz 2012 Çarşamba
En basit haliyle Formula 1 arabalarının evrimi
Dünyanın en popüler motor sporları organizasyonu olan Formula 1'de kullanılan arabalar her sene küçük şekil değişikliklerine uğruyor. Değişiklikler küçük olunca biz yeni tasarımları fazla garipsemiyoruz tabi, ama eski Formula 1 arabalarıyla şimdikileri karşılaştırınca aradaki büyük fark ortaya çıkıyor. Ruf Blacklock isimli animasyon ustası (ve görünüşe göre Formula 1 hayranı) F1 arabalarının 1950'den bugüne geçirdiği evrimi fazla detaya inmeden, temel hatlarla gösteren güzel bir çizgi film hazırlamış. Bu kısa animasyonda önce karşımıza 1950 yılında kullanılan bir F1 arabasının silueti çıkıyor ve her yıl küçük değişiklikler geçirerek günümüzün modern tasarımına dönüşüyor. Bence çok başarılı olmuş, arabalarla ilgilenen herkese bu 1 dakikalık videoyu izlemelerini öneririm. Ruf Blacklock bununla da yetinmemiş ve videodaki temayı kullanarak bir de infografik hazırlamış. Bu infografikte meşhur Monza pistinin sülueti kullanılarak Formula 1 arabalarıda kullanılan teknolojilerde yaşanan atılımlar zaman tablosu sistemiyle gösteriliyor. İkisi de güzel ve faydalı çalışmalar olmuş, özellikle F1 meraklıları çok sevecektir.
2 Mart 2011 Çarşamba
Apple iPad 2 tanıtıldı
Apple birkaç saat önce tablet bilgisayarı iPad'in 2. neslini tanıttı. Aslında çok ta sürpriz olmadı bu, iPad 2'nin bu akşam (bize göre akşam yani) tanıtılacağı biliniyordu. Özellikleri hakkında pek çok tahmin vardı, bunların kimisi doğru çıktı, kimisi ise tutmadı. Apple iPad 2'nin genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
- 9.7" büyüklüğünde kapasitif dokunmatik ekran (iPad ile aynı, 1024x768 çözünürlükte)
- Çift çekirdekli A5 işlemci (ana işlemci performansı 2 kat, grafik performansı ise 9 kat artmış, ama güç tüketiminde değişiklik olmamış)
- 10 saat (teoride) pil ömrü
- 8.8mm kalınlık (iPad'e göre %33 oranında incelmiş)
- HDMI çıkışı ile televizyona bağlanabilme özelliği
- Hem önde (VGA), hem de arkada (720p) kamera
- 590 gram ağırlık (öncekine göre 90 gram hafifleme var)
Apple yeni tabletiyle birlikte mobil işletim sistemi iOS'un yeni versiyonunu da tanıttı. Hem iPad, hem de iPhone ve iPod Touch için daha yüksek performans ve kişiselleştirme konusunda yenilikler içeren iOS 4.3 iPad 2 ile birlikte 11 Mart'ta satışa sunulacak. Tabi bu tarih ürünün ABD'de satışa sunulacağı tarih. 25 Mart tarihinde ise Avrupa'nın bazı ülkeleri iPad 2 ile tanışacak. Bizim tanışmamız sanırım yaz sonuna doğru olur. Önce süpermarketlere gelir iPad 2, daha sonra ithalatçı firmanın aklı başına gelince Apple mağazalarında satışına başlanır. Apple tablet modeli için fiyat değişikliğine gitmemiş. Tıpkı önceki model gibi iPad 2 de 499$ (500 değil, dikkatinizi çekerim) ve 629$'dan başlayan fiyatlarla satışa sunulacak. Bu fiyatlar 16GB kapasiteli modelin 3G'siz ve 3G'li versiyonlarının fiyatı. Diğer modeller de sırayla 100$ artışlarla fiyatlandırılmış. Ülkemizde nasıl bir fiyatla satılacağını bilemiyorum, ama Apple ürünleri nedense buralarda biraz yüksek fiyatlara sahip oluyor. Yolu ABD'ye düşenler, veya bir tanıdığı o taraflara gidenler 11 Mart'tan sonra ısmarlayıp getirtebilirler. Ben BlackBerry Playbook'u bekleyeceğim, o da bir çıksın da rekabeti görelim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)