Singapur'un Tübitak'ı sayılabilecek olan A*STAR (biliyorum, isim biraz garip, ama Agency for Science, Technolohy and Research şeklinde, yani mantıklı bir isim) mekanik sabit diskleri yeniden popüler hale getirebilecek olan bir tanıtım yaptı. Kurum kendine ait 30 patentli teknolojiyi kullanarak mevcut sabit disklerden daha hızlı, daha ucuz ve daha ince bir disk geliştirdiğini açıkladı. 1TB kapasiteye sahip olan bu disk melez tipte, üzerinde 32GB kapasitede bir SSD barındırıyor. Tampon bellek gibi çalışan bu SSD sayesinde mekanik diskin yavaşlık problemi bir nebze de olsa çözülmüş oluyor. Mobil cihazlar için geliştirilen disk 2.5" boyutlarında, yani mevcut tüm dizüstü bilgisayarlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. A*STAR'ın diskinin mevcut sabit disklere göre hem daha hızlı çalıştığı, hem de daha az güç tükettiği belirtilmiş, ama performans testlerinden alınan sonuçlar açıklanmamış. Bu diskin bir diğer güzelliği de ince olması. Özellikle ultrabook tipindeki ince dizüstü bilgisayarlarda kullanılmaya çok uygun olan diskin kalınlığı sadece 5mm. A*STAR yetkilileri bu diskin tabletlerde bile kullanılabileceğini söylemişler, ama bir tablette mekanik disk kullanma fikri bana hiç mantıklı gelmiyor.
Şu an kesinleşmiş birşey yok, ama A*STAR yetkilileri bu diskin şimdi üretilip piyasaya çıksa 79$ fiyatla satılacağını söylüyorlar. Tabi şimdi üretilip piyasaya çıkamıyor, çünkü ortada bir üretici yok. A*STAR teknoloji geliştiren bir kurum, ama üretici değil. Bu güzel diski raflarda (veya dizüstü bilgisayarların içinde) görebilmemiz için önce bir üreticiyle anlaşılması lazım. O sorun da halledildiğinde makul fiyata hem kapasiteden ödün vermeyen, hem de yavaşlığıyla insanı delirtmeyen dizüstü diskleri alabileceğiz.
mekanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Kasım 2012 Pazartesi
A*STAR hem ince, hem hızlı, hem de ucuz melez sabit diskini tanıttı
28 Haziran 2012 Perşembe
Teknolojinin önünü tıkayan teknoloji
Geçen gün aklıma garip birşey geldi. Teknoloji teknolojinin önünü tıkıyor. Bazı teknolojiler diğerlerinin gelişmesini engelliyor. Şimdi "e tabi yeni teknolojiler eskilerinin yerini alacak" diyebilirsiniz, ama durum öyle değil. O eski teknoloji de varlığını sürdürüyor, ama gelişemiyor. Bu Vestel'in kuvvetli ses verdiğini iddia ettiği televizyonunun reklamını izlerken aklıma geldi. Örneklere de oradan gireyim, siz de ne demek istediğimi anlayın.
Vestel bir televizyon yapmış (veya birilerine fason yaptırmış), Maxisound ismiyle satıyor. İsmi duyan da televizyonun acaip sesler çıkardığını sanır, ama sadece alt kısmında birkaç tane küçük hoparlör var. Eskiden televizyonlarda bass sesler için subwoofer olurdu, sökülebilir stereo hoparlörler olurdu, televizyonlar müzik seti kalitesinde ses verirdi. Şimdi bilgisayar hoparlörü kıvamında birkaç minik hoparlörle idare ediyoruz, onlar da genelde (televizyonun görünümü bozulmasın, kenarları ince olsun diye) arka tarafta oluyor. Vestel sadece televizyona bunlardan birkaç tane daha eklemiş, bir de hoparlörleri ön tarafa koymuş, alet bir anda ses canavarı olmuş. Yerseniz tabi... Neyse, televizyonların görüntü özelliği bu kadar hızlı gelişirken ses özelliklerinin hiç gelişmemesinin, hatta geriye gitmesinin bir sebebi var: Ev sineması sistemleri. Üreticiler artık "televizyonundan iyi ses almak isteyen zaten paraya kıyıp bir 5.1 ev sineması sistemi alır, televizyonu öylesine izleyecek olan da bu kulaklık irisi hoparlörcüklerle idare eder" diyor. Görüntü kısmına yükleniyorlar, her gün yeni bir teknoloji duyuruyorlar, ama ses kısmını ev sineması sistemlerine havale ettikleri için umursamıyorlar. Haliyle gelişme duruyor. Buraya kadar herşey normal, sonuçta 5.1 ev sineması sistemleri çok daha yeni teknoloji kullanıyor, yeni teknolojinin eskisinin yerini alması doğal birşey, ama eskisi hala kullanılıyor, ona hala ihtiyaç duyuluyor. Ev sineması sistemleri pahalı, karmaşık ve çok yer kaplıyor. Üstelik bazı insanlar 5.1 sesi umursamıyor, ama stereo sesi daha kaliteli duymak istiyor. Bu insanları önemsemeyip onları görmezden gelmek, sadece 5.1 sistem alanlara odaklanmak niye?
Bu tek örnek değil tabi. Bilgisayarların sabit diskleri aynı dertten muzdarip. SSD diskler çıktıktan sonra sabit disklerde doğru düzgün bir gelişme olmadı. Kapasiteleri arttı, ama performans aşağı yukarı aynı kaldı. SSD çok daha hızlı tabi, karşılaştırılamayacak kadar daha iyi, ama aynı zamanda bir o kadar da pahalı. Üstelik SSD diskler hala çoğu kişi için yeterli kapasiteye sahip değil. Hal böyle olunca bir kısım insan parayı bastırıp düşük kapasiteyi umursamadan SSD kullanarak hızın tadını çıkarıyor, diğerleri de 5 senedir hiç gelişemeyen mekanik sabit disklerin yavaşlığına katlanıyor.
Bilgisayarlarda kullanılan soğutma sistemleri de bu duruma güzel bir örnek olabilir. Eskiden standart soğutucular vardı, sonra fanları büyüdü, bakır taban geldi, sonra onlara ısı boruları eklendi, daha sonra ısı boruları sayesinde kule tipi soğutucular tasarlandı, sonra bazı üreticiler işlemciye doğrudan temas eden ısı borusu (Heatpipe Direct Touch) teknolojisine geçti, sonra... Sonrası yok. Orada tıkandı kaldı. Hızla gelişti, gelişti, sonra birden durdu. Durmasının sebebi tıpkı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi aynı işi gören daha pahalı ve komplike bir teknoloji: sıvı soğutma sistemleri. Üreticiler yeni teknoloji geliştirmek için para harcamak istemiyorlar, daha iyisini isteyene "sıvı soğutma sistemine geç" diyorlar. İyi de, sıvı soğutma sistemleri pahalı, zahmetli ve kurulumu çok dikkat gerektiriyor. Montajda bir hata yapılsa, ufak bir kaçak bile olsa bilgisayar yanabiliyor. Çoğu kişi için havayla soğutma sistemleri en mantıklı çözüm, ama maalesef onun da önü tıkanmış durumda.
Neyse, bu yazının sonu biryere varmayacak. Örnekler çoğaltılabilir, belki her gün de yenileri eklenir, ama durum düzelmeyecek. Teknolojinin ilerlemesi güzel birşey, ama bazı teknolojilerin diğerlerinin önünü kesmesi, bunu yaparken tam olarak yerini alamaması kötü. Ev sineması sistemlerinin fiyatı düşse, yer sorununa bir çözüm bulunsa, SSD'ler ucuzlasa ve kapasiteleri artsa, sıvı soğutma sistemleri pratikleşse ve herkesin alabileceği fiyatla satılsa ben bunları yazmayacaktım. Keşke öyle olsaydı, ama olmuyor. Üreticilerin sadece en son teknolojiyi kullanan tepe seviye kullanıcılara odaklanıp diğerlerini unutmak yerine daha homojen bir müşteri kitlesine hitap etmesi gerekiyor. Otomobillerde bunu görüyoruz, tepe seviyeye hitap eden üreticilerin hiçbiri kendi başına ayakta duramıyor. Halk tipi araba yapanlar para kazanıyor, sonra o havalı tepe seviye markaları satın alıyor. Yeterince yazdım bugün, daha sonra devam ederiz. Sonuna kadar sabredip okuduğunuz için teşekkürler.
Vestel bir televizyon yapmış (veya birilerine fason yaptırmış), Maxisound ismiyle satıyor. İsmi duyan da televizyonun acaip sesler çıkardığını sanır, ama sadece alt kısmında birkaç tane küçük hoparlör var. Eskiden televizyonlarda bass sesler için subwoofer olurdu, sökülebilir stereo hoparlörler olurdu, televizyonlar müzik seti kalitesinde ses verirdi. Şimdi bilgisayar hoparlörü kıvamında birkaç minik hoparlörle idare ediyoruz, onlar da genelde (televizyonun görünümü bozulmasın, kenarları ince olsun diye) arka tarafta oluyor. Vestel sadece televizyona bunlardan birkaç tane daha eklemiş, bir de hoparlörleri ön tarafa koymuş, alet bir anda ses canavarı olmuş. Yerseniz tabi... Neyse, televizyonların görüntü özelliği bu kadar hızlı gelişirken ses özelliklerinin hiç gelişmemesinin, hatta geriye gitmesinin bir sebebi var: Ev sineması sistemleri. Üreticiler artık "televizyonundan iyi ses almak isteyen zaten paraya kıyıp bir 5.1 ev sineması sistemi alır, televizyonu öylesine izleyecek olan da bu kulaklık irisi hoparlörcüklerle idare eder" diyor. Görüntü kısmına yükleniyorlar, her gün yeni bir teknoloji duyuruyorlar, ama ses kısmını ev sineması sistemlerine havale ettikleri için umursamıyorlar. Haliyle gelişme duruyor. Buraya kadar herşey normal, sonuçta 5.1 ev sineması sistemleri çok daha yeni teknoloji kullanıyor, yeni teknolojinin eskisinin yerini alması doğal birşey, ama eskisi hala kullanılıyor, ona hala ihtiyaç duyuluyor. Ev sineması sistemleri pahalı, karmaşık ve çok yer kaplıyor. Üstelik bazı insanlar 5.1 sesi umursamıyor, ama stereo sesi daha kaliteli duymak istiyor. Bu insanları önemsemeyip onları görmezden gelmek, sadece 5.1 sistem alanlara odaklanmak niye?
Bu tek örnek değil tabi. Bilgisayarların sabit diskleri aynı dertten muzdarip. SSD diskler çıktıktan sonra sabit disklerde doğru düzgün bir gelişme olmadı. Kapasiteleri arttı, ama performans aşağı yukarı aynı kaldı. SSD çok daha hızlı tabi, karşılaştırılamayacak kadar daha iyi, ama aynı zamanda bir o kadar da pahalı. Üstelik SSD diskler hala çoğu kişi için yeterli kapasiteye sahip değil. Hal böyle olunca bir kısım insan parayı bastırıp düşük kapasiteyi umursamadan SSD kullanarak hızın tadını çıkarıyor, diğerleri de 5 senedir hiç gelişemeyen mekanik sabit disklerin yavaşlığına katlanıyor.
Bilgisayarlarda kullanılan soğutma sistemleri de bu duruma güzel bir örnek olabilir. Eskiden standart soğutucular vardı, sonra fanları büyüdü, bakır taban geldi, sonra onlara ısı boruları eklendi, daha sonra ısı boruları sayesinde kule tipi soğutucular tasarlandı, sonra bazı üreticiler işlemciye doğrudan temas eden ısı borusu (Heatpipe Direct Touch) teknolojisine geçti, sonra... Sonrası yok. Orada tıkandı kaldı. Hızla gelişti, gelişti, sonra birden durdu. Durmasının sebebi tıpkı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi aynı işi gören daha pahalı ve komplike bir teknoloji: sıvı soğutma sistemleri. Üreticiler yeni teknoloji geliştirmek için para harcamak istemiyorlar, daha iyisini isteyene "sıvı soğutma sistemine geç" diyorlar. İyi de, sıvı soğutma sistemleri pahalı, zahmetli ve kurulumu çok dikkat gerektiriyor. Montajda bir hata yapılsa, ufak bir kaçak bile olsa bilgisayar yanabiliyor. Çoğu kişi için havayla soğutma sistemleri en mantıklı çözüm, ama maalesef onun da önü tıkanmış durumda.
Neyse, bu yazının sonu biryere varmayacak. Örnekler çoğaltılabilir, belki her gün de yenileri eklenir, ama durum düzelmeyecek. Teknolojinin ilerlemesi güzel birşey, ama bazı teknolojilerin diğerlerinin önünü kesmesi, bunu yaparken tam olarak yerini alamaması kötü. Ev sineması sistemlerinin fiyatı düşse, yer sorununa bir çözüm bulunsa, SSD'ler ucuzlasa ve kapasiteleri artsa, sıvı soğutma sistemleri pratikleşse ve herkesin alabileceği fiyatla satılsa ben bunları yazmayacaktım. Keşke öyle olsaydı, ama olmuyor. Üreticilerin sadece en son teknolojiyi kullanan tepe seviye kullanıcılara odaklanıp diğerlerini unutmak yerine daha homojen bir müşteri kitlesine hitap etmesi gerekiyor. Otomobillerde bunu görüyoruz, tepe seviyeye hitap eden üreticilerin hiçbiri kendi başına ayakta duramıyor. Halk tipi araba yapanlar para kazanıyor, sonra o havalı tepe seviye markaları satın alıyor. Yeterince yazdım bugün, daha sonra devam ederiz. Sonuna kadar sabredip okuduğunuz için teşekkürler.
Etiketler:
bilgisayar,
ev sineması,
hoparlör,
makale,
mekanik,
pc,
sabit disk,
ses sistemi,
sıvı,
soğutma,
soğutucu,
ssd,
teknoloji,
televizyon,
vestel
31 Ekim 2011 Pazartesi
Lego'dan yapılma mekanik dijital saat
Hans Andersson isimli Lego uzmanı ve insan azmanı kişi üşenmemiş ve Lego parçaları kullanarak gerçekten çalışan bir saat yapmış. İki tane Mindstorms kontrolcüsü barındıran bu ilginç saat zamanı dijital saatler gibi rakamlarla gösteriyor, ama rakamları bir ekranda göstermek yerine farklı renklerdeki Lego bloklarını çevirerek oluşturuyor. Mindstorms kontrolcüleri arasındaki bağlantı Bluetooth üzerinden kablosuz olarak gerçekleşiyor. Time Twister isimli bu robotik saatin çalışması biraz yavaş, ama yine de Lego parçalarıyla evde yapılan birşey için oldukça etkileyici. Hans Andersson'un tebrik etmek lazım, güzel iş çıkarmış. Time Twister'ın zamanı nasıl gösterdiğini aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Etiketler:
elektronik,
ilginç,
lego,
mekanik,
mindstorms NXT,
robot,
saat,
tasarım
22 Mayıs 2011 Pazar
Ev yapımı makaralı film projektörü - hem de (neredeyse) tamamen Lego'dan yapılma
Friedemann Wachsmuth eski filmleri çok seviyor olacak ki, evinde makara üzerindeki filmleri izleyebileceği basit bir projektöre ihtiyaç duymuş. Gidip dışarıdan hazır bir projektör almak yerine kendisi yapmayı tercih eden Friedemann Wachsmuth malzeme olarak Lego kullanmayı tercih etmiş. Aşağıdaki videoda görebileceğiniz projektörün mercek, ampul ve film makaraları haricindeki heryeri Lego parçalarından oluşuyor. Videoda gayet güzel çalışıyor, ayrıca tek motorlu olduğu için sessiz ve az enerji tüketiyor. Güzel olmuş, ben çok beğendim. Lego seviyorsanız veya mekaniğe ilginiz varsa bir göz atın derim. Videoyu göremiyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.
21 Şubat 2011 Pazartesi
DARPA'nın robot kuşu
"Mekanik kuş" terimi genelde uçaklar için kullanılır. Halbuki uçaklar uçuş sistemi bakımından kuşlara çok benzemezler. Kuşlar kanatlarını çırparak hareket ederler, uçaklar ise sabit kanatlara sahiptirler. ABD ordusunun Aselsan'ı olarak tanımlayabileceğimiz DARPA ve AeroVironment şirketi tarafından ortaklaşa geliştirilen bu küçük ve ilginç şey uçakların tersine "mekanik kuş" lakabını sonuna kadar hakediyor. Geliştiricilerin "Nano İnsansız Hava Aracı" dediği bu robot kuş kanatlarını çırparak uçuyor. Geliştiriciler sinek kuşunun kanatlarını hızla çırparak havada asılı kalmasından esinlenmişler. Kanat açıklığı 16cm olan robot kuşun ağırlığı sadece 19 gram. Hızı ise saatte 18km'ye kadar çıkıyor. Üstelik, uzaktan kumanda ile kontrol edilen robot kuş üzerinde bir kamera ve canlı videoyu kontrolcüye göndermek için bir verici de taşıyor. Mekanik sinek kuşu pille çalışıyor ve şarjı tam doluyken 8 dakika boyunca uçabiliyor. Bu arada, oyuncakçılarda satılan uzaktan kumandalı, kanat çırparak uçan oyuncak kuşlarla bunu karıştırmamak lazım. Onlar sadece hareket halinde uçabiliyorlar, oysa bu havada asılı kalabiliyor. Ben helikopterlerle mutluyum, ama böyle birşeyi etrafta uçurmak ta güzel olurdu. Robot kuşun uçuş videosu aşağıda, videoyu göremiyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.
Etiketler:
amerika,
darpa,
helikopter,
kuş,
mekanik,
ordu,
oyuncak,
pil,
robot,
uzaktan kumandalı,
video kamera
10 Aralık 2010 Cuma
Antik Yunan takvimi Antikythera mekanizması - Ama Lego'dan yapılma
Bir grup Lego-sever bilim insanı bazılarına göre tarihin ilk bilgisayarı olan antik Yunan takvimini Lego parçaları kullanarak yeniden yapmış. Antik Yunan medeniyetlerinin kullandığı, yazıtlarda bahsedilen bu mekanik takvim kullanımından 2000 yıl sonra Yunanistan'ın Antikythera adasının yakınlarında bir batıkta ortaya çıkmış. Eski deyip geçmeyin, mekanizma oldukça komplike. Bu takvim dişlilerin farklı oranları sayesinde güneş tutulmalarının zamanını hesaplayabiliyor. Videosu oldukça ilginç, izlemenizi öneririm. Aşağıda birşey göremeyenler videoyu izlemek için şuraya tıklayabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)