İsveçli otomobil üreticisi Volvo geçtiğimiz günlerde arabanın kendi kendine park etmesini sağlayan otonom park sisteminin prototipini tanıttı. Yalnız, bu sistem son birkaç yıldır kompakt otomobillerde bile gördüğümüz otonom park sistemlerinden daha farklı. Volvo'nun otonom park sistemi gerçekten otonom, yani sürücüye hiç ihtiyaç duymuyor. Öyle ki; sürücüsünü arabadan indirip kendisi etrafta müsait bir park yeri arayarak (veya çevredeki haritada işaretlenmiş otoparklara giderek) bulduğu yere park edebiliyor bu sistem. Daha sonra da sürücü akıllı telefonundan bir sinyal gönderiyor ve Volvo tekrardan sürücüyü bıraktığı yere dönüp sürücüsünü alarak yola devam ediyor. Bir nevi hususi şoför gibi, ama tamamen elektronik. Tabi bu sistem şimdilik sadece prototip olarak tanıtıldı, bu becerilerin hepsine sahip bir sistemin seri üretime geçmesi birkaç yılı bulacaktır. Benim çok hoşuma gitti, özellikle gidilecek yer kalabalık olduğunda çok uzağına park edip daha sonra o yolu tekrardan geriye yürümek (özellikle de hava kötüyse) can sıkıcı olabiliyordu. Volvo'nun otonom park sisteminin tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
prototip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
prototip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Temmuz 2013 Çarşamba
15 Ocak 2013 Salı
Toyota Furia konsepti: Yeni Corolla'nın habercisi
Japon otomotiv devi Toyota yeni Auris'i geçtiğimiz yıl tanıtmıştı, biz de burada bahsetmiştik. Tabi Auris'in bir de sedan gövdeli kardeşi Corolla var, hani şu dünyanın en çok satan arabası olan... Neyse, Toyota Detroit'teki otomobil fuarında yeni Corolla'yla ilgili ipuçları veren Furia konseptini tanıttı. Furia konsepti diğer tüm fuar konseptleri gibi aşırı havalı görünüyor. Gövdesine göre fazla büyük jantları ve trafikte kullanımına izin verilmeyecek kadar keskin farlarıyla çok şık duruyor, ama yeni Toyota Corolla daha "sakin" bir model olacak.
İnsanlar mevcut Toyota Corolla'nın sıkıcı olduğundan şikayet ettiler hep. Toyota da müşterilerini dinlemiş, Corolla'yı "daha az sıkıcı" bir araba haline getirmek için uğraşmış. Biraz da abartmış tabi. Yeni Corolla şu an piyasada satılan Yaris ve yakında bayilere gelecek olan Auris ile benzer bir ön görünüme sahip olacak. Eğer konseptten seri üretime geçilirken gövdenin genel profili değiştirilmezse yeni Corolla eğimli bir ön cama, kısa bir burna ve notchback tarzı kısa bir bagaj çıkıntısına sahip olacak. Hem ön, hem de arka farlarda bolca LED kullanılacak, malum günümüzün modası böyle. Motor ve şanzıman seçenekleri henüz belli değil, ama Auris'le benzer olacağını varsayabiliriz. Umarım MultiMode şanzımandan kurtulurlar, çünkü Toyota'nın kompakt ve küçük sınıf araçlarının başını yakan şey o şanzımandı. Yeni Corolla'nın 2014'te piyasaya çıkacak, ama Toyota elini çabuk tutarsa 2013 sonuna da yetişebilir.
İnsanlar mevcut Toyota Corolla'nın sıkıcı olduğundan şikayet ettiler hep. Toyota da müşterilerini dinlemiş, Corolla'yı "daha az sıkıcı" bir araba haline getirmek için uğraşmış. Biraz da abartmış tabi. Yeni Corolla şu an piyasada satılan Yaris ve yakında bayilere gelecek olan Auris ile benzer bir ön görünüme sahip olacak. Eğer konseptten seri üretime geçilirken gövdenin genel profili değiştirilmezse yeni Corolla eğimli bir ön cama, kısa bir burna ve notchback tarzı kısa bir bagaj çıkıntısına sahip olacak. Hem ön, hem de arka farlarda bolca LED kullanılacak, malum günümüzün modası böyle. Motor ve şanzıman seçenekleri henüz belli değil, ama Auris'le benzer olacağını varsayabiliriz. Umarım MultiMode şanzımandan kurtulurlar, çünkü Toyota'nın kompakt ve küçük sınıf araçlarının başını yakan şey o şanzımandı. Yeni Corolla'nın 2014'te piyasaya çıkacak, ama Toyota elini çabuk tutarsa 2013 sonuna da yetişebilir.
28 Aralık 2012 Cuma
Ford parça prototiplerini üç boyutlu yazıcıyla üretiyor
Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Ford yeni tasarlanan prototip parçaları nasıl denedikleriyle ilgili güzel bir video hazırlamış. Videoda bir Ford çalışanı üç boyutlu olarak tasarladığı vites topuzunu (aslında daha farklı şeylere de benziyor) MakerBot isimli üç boyutlu yazıcıyla "üretiyor". Tabi bu cihaz prototipleri plastik kullanarak "üretiyor", bu yüzden motor parçalarını bu şekilde üretip denemek mümkün değil. Yine de iç mekan parçalarının ele nasıl oturduğunu veya gerçek hayatta nasıl göründüğünü denemek için MakerBot gayet uygun fiyatlı ve pratik bir çözüm. Videodaki Ford mühendisine göre üç boyutlu yazıcı hem ucuz (fiyatı 1,000$'ın altındaymış), hem hızlı, hem de gayet sorunsuz. Ford'un üç boyutlu yazıcıyla prototip hazırlama videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
27 Kasım 2012 Salı
Tek kişilik elektrikli helikopter - Hirobo BIT
Normalde insansız hava araçları ve uzaktan kumandalı helikopterler (aslında ikisi de aynı şey ya, neyse) üreten Japon Hirobo firması uzaktan yönetilen cihazlardan sıkılmış ve "insanlı" bir helikopter yapmaya karar vermiş. Elektrikle çalışan Hirobo BIT (evet, ismi biraz garip) koaksiyel pervane sistemine sahip. Birbiriyle farklı yönde, ama aynı şaft üzerinde dönen iki pervane sayesinde kuyruk rotoruna gerek kalmadan hareket edebiliyor. Hirobo yetkilileri bu küçük helikopterin profesyonel olmayan pilotlarca da kullanılabileceğini söylüyorlar. Tabi bu öyle hemen koltuğa binip kalkış yapacağımız anlamına gelmiyor, ama Hirobo BIT otomatik denge sistemine ve elektronik yardımcılara sahip. Bu sayede normal helikopterlere göre çok daha kolay kumanda edilebiliyor. Hirobo BIT 100KM/S hıza kadar çıkabiliyor ve tek şarjla yarım saat uçabiliyor. Bunlar haricinde teknik detay paylaşılmamış zaten, ama çok yükseğe çıkabileceğini sanmıyorum. Test uçuşlarına önümüzdeki yıl başlanacak olan Hirobo BIT birkaç yıl sonra piyasaya çıktığında 300,000€ gibi bize pahalı gelen, ama aslında diğer helikopterlere kıyasla komik gözüken bir fiyat etiketiyle satılacak. Tabi kullanmak için biraz da eğitim gerekecek, kontroller basit de olsa pilotluk kolay birşey değil. Hirobo BIT'in tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz. Video Japonca, ama farklı dillerde altyazılar açmak mümkün.
Etiketler:
elektrik,
helikopter,
ilginç,
japonya,
pilot,
prototip,
teknoloji,
uzaktan kumandalı
25 Eylül 2012 Salı
Herkesin binebileceği "küresel" motorsiklet
Hemen açıklayayım: Başlıkta bahsi geçen "küresel" kelimesi dünyanın her tarafında aynı özelliklerde satılan ürün anlamına gelmiyor. Buradaki küresellik (resimde de görüldüğü üzere) motorsikletin üzerinde gittiği kürelerle ilgili. San Jose Üniversitesi'nin mühendis adayı öğrencilerinin geliştirdiği bu motorsikletin tekerlekleri yok, ama daha fazla işe yarayan küreleri var. Ön ve arkaya yerleştirilmiş iki kürenin üzerinde giden bu motorsiklete motorsiklet kullanmayı bilmeyenler bile binebiliyor. Şöyle ki; küreler çok yönlü çalışıyorlar ve elektronik denge sistemi tarafından kontrol ediliyorlar. Bizim zencefil dediğimiz, asıl adı Segway olan, kendi kendine dengede duran aletin bir benzeri yani, ama her yönde denge sağlıyor. Böylece binicinin motorsikletin üzerinde denge sağlaması gerekmiyor, motorsiklet kendi dengesini sağlıyor. Tekerlek yerine kürelerin kullanılmasının bir diğer avantajı da manevra kabiliyetinin artması. Öndeki küreyle arkadaki küre farklı yönlere dönerek motorsikleti kendi etrafında döndürebiliyorlar. Tamamen elektrikle çalışan bu motorsikletin ön ve arkasında küreleri kontrol eden üçer elektrik motoru var. Maalesef şimdilik sadece bir mühendislik projesinden ibaret olan bu motorsikleti yollarda görmemize daha çok var. Yine de herkesin binebileceği, fiziksel engellilerin bile rahatlıkla kullanabileceği ekonomik bir ulaşım aracının tasarlanıyor olması hoşuma gitti.
23 Haziran 2012 Cumartesi
Gelmiş geçmiş en faydalı teknolojik cihaz: Manslater
Başlık yeterince açıklayıcı zaten. Yanda gördüğünüz garip görünümlü cihaz (bana ve birçok erkeğe göre) gelmiş geçmiş en faydalı teknolojik cihaz. İsmi Manslater olan bu alet bir "kadınca çevirmeni", yani kadınların söyledikleri şeyleri biz erkeklerin anlayabileceği dile çeviriyor. Mesela; bir adam sevgilisine arkadaşlarıyla buluşmak istediğini söylediğinde sevgilisi ona "tabi, olur" diyor, ama aslında tam tersini söylemek istiyor. İşte bu durumda devreye Manslater giriyor, adama sevgilisinin aslında ne demek istediğini ekranda gösteriyor. Çok faydalı bir iş yapıyor yani. Manslater'ın bir diğer fonksiyonu da erkeklerin söylediklerini kadınların anlayacağı dile çevirmek. Erkek kısaca meramını anlatıyor, Manslater bunu kadınların seveceği cinsten bol süslü ve iltifat dolu sözlere dönüştürüyor. İstendiğinde Yoda gibi ünlü karakterlerin sesi de ekranda yazanların okunması için tercih edilebiliyor. Her haliyle çok faydalı olan bu cihaz maalesef şimdilik bir hayalden ibaret. Bir prototipi bile yok yani... Olsun, gün gelecek teknoloji bunu da başaracak, Manslater gerçek olacak. O gün geldiğinde ben de bir tane alacağım, çünkü gerçekten her erkeğe gerekli olan bir alet. Manslater'ın oldukça eğlenceli olan tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
22 Haziran 2012 Cuma
Uçan arabayı fazla büyük bulanlara: Uçan elektrikli bisiklet
Uçan arabalar neredeyse herkesin (arabalarla ilgilenen herkesin aslında) hayalini kurduğu birşey. Trafik yok, yola bağımlılık yok... Tabi çoğu hayal gibi uçan otomobiller de gerçekleşmesi zor olan şeyler. Tabi bu kara taşıtlarını uçurma hayalinden hemen vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Otomobilleri uçurmakta zorlanıyorsak belki daha küçük bazı şeyleri (mesela bisikletleri) uçurabiliriz. Technodat, Evektor ve Duratec firmalarının ortaklaşa geliştirdiği (ve yandaki fotoğrafta görülen) uçan bisikletin adı FBike. Pervaneleri sadece pedal gücüyle değil, aynı zamanda elektrik motoruyla da çalışan FBike 85KG ağırlığında. Üzerine sürücü de binince bir hayli ağırlaşıyor tabi. Buna rağmen yerde de havada da 50KM/S hıza çıkabiliyor. Tabi bisikleti iyice ağırlaştırmamak için aküsünü biraz küçük tutmuşlar, bu yüzden (uçuş tarzına göre) 3 ile 5 dakika arasında havada kalabiliyor. Öyle gökyüzüne çıkıp saatlerce süzülmek gibi bir imkan yok yani. Yine de birkaç dakikalığına da olsa havalanabilen bir bisiklete binmek güzel olurdu. FBike Ağustos ayında ilk uçuşunu yapacak, Eylül ayında da Çek Cumhuriyeti'nde bir mühendislik fuarında sergilenecek. Maalesef şimdilik seri üretimi düşünülmüyor. Piyasada satılsa bile kullanılması için özel ehliyet gerekirdi zaten. Kısa ve pek birşey göstermeyen tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Etiketler:
bisiklet,
elektrik,
elektrikli bisiklet,
fbike,
prototip,
teknoloji,
uçak,
uçan araba,
uçan bisiklet
Hareketli soğutma bloğu ile 30 kat daha verimli çalışan fansız soğutucu
Günümüzde kullanılan havalı (yani hava akımıyla işleyen, yanlış anlaşılma olmasın) soğutucular bir soğutma bloğu (heatsink de denir) ve bir fandan oluşur. Soğutma bloğu ısıyı emer, fan da onun içerisine ve etrafına hava üfleyerek ısıyı bloktan uzaklaştırır. Böylece işlemcilerin veya ısınan şeylerin ürettiği ısı enerjisi tahliye edilmiş olur. National Sandia Labs isimli araştırma ve geliştirme firması bu yapıyı kökten değiştirebilecek ilginç bir soğutucu geliştirmiş. Şimdilik bir model ismi olmadığı için Sandia Cooler (Sandia soğutucusu) olarak anlılan bu ilginç görünümlü şey fansız çalışıyor. Tabi fansız çalışması tamamen pasif olduğu anlamına gelmiyor. Soğutma bloğu bizzat kendisi yüksek hızda dönerek fanın yapması gereken işi yapıyor. Soğutulacak yüzey (mesela bilgisayar işlemcisi) ile blok arasında sadece birkaç mikron kalınlığında bir "hava yatağı" var. Bu hava yatağı hareketli hava sayesinde ısıyı işlemciden bloğa yüksek hızla iletiyor. Henüz test verileri yayınlanmamış, ama Sandia yetkililerine göre bu soğutucu standart fanlı soğutuculara göre 30 kat daha verimli çalışıyor. Bunu gerçek bir işlemcinin üzerinde güçlü soğutuculara karşı yapılan testlerde de görmek isteriz tabi. Sandia soğutucusunun tanıtım videosunu (fazla birşey yok, daha çok firma tantılmış ama yine de aleti dönerken görmek isteyebilirsiniz) aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Haberi bana gönderen Sirke'ye teşekkürler.
20 Haziran 2012 Çarşamba
Gece parlayıp dönüşlerde sinyal veren bisiklet kaskı: LumaHelm
Üstte gördüğünüz garip görünüşlü bisiklet kaskının ismi LumeHelm. Bu kaskın özelliği üzerinin LED şeritleriyle kaplanmış olması. Tabi bu onu yeterince ilginç yapmıyor, bu yüzden onu tasarlayan Exertion Game Labs isimli firma LumaHelm'in içine hareket sensörleri eklemiş. Böylece frene basıldığında sensörler bunu algılıyor ve arkadakiler için kırmızı dur işareti veriyor. Ayrıca kafanın sağa ve sola hareketlerini de tespit ederek dönüşlerde arabalardaki sinyale benzer şekilde sağa veya sola doğru yanıyor, böylece çevredekiler bisikletlinin ne tarafa döneceğini anlıyorlar. LumaHelm şimdilik sadece amatör bir proje, ama eğer bir üretici bulunursa gerçek bir ürüne dönüşebilir. LumaHelm'i ve marifetlerini aşağıdaki videoda daha detaylı görebilirsiniz.
14 Haziran 2012 Perşembe
Audi'den elektrikli bisiklet - Wörthersee
Birbirinden güzel arabalarıyla tanıdığımız ve sevdiğimiz (A1 hariç, ona ısınamadım bir türlü, ama yine de fena değil) Audi daha önce tahta bisiklet ve tek tekerlekli bisiklet projeleri geliştirmişti. Şimdi de daha fonksiyonel ve mantıklı bir bisiklet üretmeye karar vermiş ve ortaya E-Bike olarak da bilinen Wörthersee çıkmış. Wörthersee tamamen karbon fiberden yapılmış bir gövdeye sahip. Üzerinde 2.3kW gücünde bir elektrik motoru ve bir lityum ion batarya var. Karbon fiberin hafifliği sayesinde batarya ve motora rağmen bisikletin ağırlığı 11KG gibi makul bir seviyede kalmış. Bu sayede sadece elektrik gücüyle hareket ederken (küçük motoruna rağmen) 50KM/S hıza çıkabiliyor. Eğer üzerindeki kişi zahmet edip pedallarla destek verirse daha da hızlanıp 82KM/S gibi bir bisiklet için yüksek sayılabilecek bir sürate ulaşabiliyor. Şu an sadece bir prototip olan Wörthersee bisikletinin üzerinde kablosuz ağ bağlantısı ve dengeyi sağlayan jiroskoplar mevcut. Kablosuz ağ bağlantısı sayesinde kullanıcılar bisikleti telefonlarıyla eşleştirip başkasının kullanmasına engel olabiliyorlar. Jiroskoplar da Wörthersee'yi her durumda dengede tutmaya yarıyor. Bisikletin üzerindeki işlemci jiroskoplardan gelen veriyi işleyerek arka tekerleğe bağlı motoru yönlendiriyor. Böylece Wörthersee tek tekerlek üzerinde bile rahatça dengede durabiliyor. Şimdilik sadece bir prototip olan bu harika bisikletin ne zaman üretileceği henüz belli değil, ama Audi bu sefer kararlı görünüyor. Bu haberi bana gönderen Tarık'a teşekkür ederim. Wörthersee'nin marifetlerini aşağıdaki videoda görebilirsiniz.
17 Mayıs 2012 Perşembe
Analog tadında dijital fotoğrafçılık: Timeless Capture Camera
Brian Matanda isimli tasarımcı bir zamanların filmlerle uğraşan fotoğrafçılarının neler çektiğini anlamamız için ilginç bir cihaz tasarlamış. Yandaki fotoğrafta da görülen Timeless Capture Camera isimli fotoğraf makinesi film kullanmıyor, yani dijital. Buna rağmen bir ekranı yok. Bu da demek oluyor ki, sadece optik bakaç kullanılarak fotoğraf çekiliyor. Dahası, çektiğiniz anda fotoğrafı görme imkanınız da yok. Ancak fotoğrafları bilgisayara veya yandaki resimde görülen kablosuz bağlantılı özel aksesuara aktarınca nasıl çıktıkları görülüyor. Tıpkı filmde olduğu gibi... Film döneminin bir diğer sıkıntısı olan sık sık film değiştirme gereksinimi de bu makineye yansımış. Timeless Capture Camera'nın hafızası çok küçük. Bu yüzden sık sık doluyor ve boşaltmak gerekiyor. Öyle birkaç gigabyte büyüklüğündeki kartlarla binlerce fotoğraf çekmenin rahatlığı yok yani.Sadece aluminyum ve tahtadan yapılmış olan Timeless Capture şimdilik sadece bir prototip, yani satılmıyor. Bu yüzden fiyatı da yok. "İnsan neden böyle kendisine sıkıntı verecek bir cihaza para versin ki?" diyebilirsiniz, haklısınız da, ama bazen işin tüm zevki o zorluklardadır. Timeless Capture Camera'nın tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
1 Ocak 2012 Pazar
İşte iPhone'un gerçek atası
Hiçbirşey birden ortaya çıkmaz, herşeyin bir temeli vardır. O "herşey" tanımının içine iPhone da dahil. Yukarıda ve aşağıda gördüğünüz cihaz iPhone'un gerçek atası sayılabilecek bir telefon. Apple'ın eski tasarımcısı Hartmut Esslinger'in arşivinden çıkan bu fotoğraflardaki telefon 1983 yılında Apple tarafından geliştirilmiş bir prototip. Nedendir bilinmez, asla üretilmemiş ve tasarımcının arşivinde kalmış. Hartmut Esslinger Apple'ın bugün sahip olduğu "güzel tasarımlı teknolojik cihazlar üreten firma" imajının mimarlarından biri. 1984 - 1990 arası tüm Apple bilgisayarlarda onun tasarımları kullanılmış. Hartmut Esslinger daha sonra kendi tasarım firmasını kurmuş ve Apple'dan ayrılmış. Fotoğraftaki cihazın ismi ve teknik özellikleri bilinmiyor, ama kalemle çalışan siyah-beyaz bir dokunmatik ekrana sahip olduğu açıkça görülüyor. Zaten cihazın üzerinde herhangi bir tuş da bulunmuyor. Apple'ın şimdi uyguladığı "dokunmatik ekran ve mümkün olduğunca az fiziksel tuş" tasarım anlatışı 1983 yılından kalma bu cihazda bile mevcut. Telefonun ahizesinin şekli de bir acaip, tasarımı oldukça modern. Steve Jobs'ın (veya Apple'ın) arşivinde bunun gibi tasarlanıp uygun teknolojik seviyeye ulaşılmadığı için üretilmeyen bir sürü prototip tasarım bulunması olası. Eminim Steve Jobs bu telefonun tüm bilgisayarların ve telefonların bağlandığı ortak bir ağa bağlanmasını ve o ekranda ağdan indirilen uygulamaları çalıştırmasını bile hayal etmiştir.
16 Aralık 2011 Cuma
Ekranınız hep gözünüzün önünde olsun: Lumus video gözlüğü
Üstte gördüğünüz köşeli ve tipsiz gözlükleri İsrailli Lumus firması geliştirmiş. Bu gözlüklerin özelliği içlerindeki mikro projektörler sayesinde kişisel ekran olarka kullanılabiliyor olmaları. Şöyle ki; bunları takan kişi karşısında 87" (220CM) boyutunda bir ekran görüyor, ama ondan başka kimse bu ekranı göremiyor. Buna benzer özellikte bir üründen birkaç hafta önce bahsetmiştim. Tabi o biraz daha kaba bir üründü, Lumus'un gözlükleri daha nazik görünüyor. Bu gözlükler sayesinde kimseye farkettirmeden birşeyler izlemek veya okumak mümkün. Gözlüklerin üzerindeki projektörler 720p kalitesinde video oynatabileceç çözünürlüğe sahip. Dikkat dağıtmadığı sürece çok faydalı olabilir. Şimdilik sadece prototip halinde olan bu gözlüklerin ne zaman seri üretime geçeceği henüz belli değil. Gözlüklerin tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
5 Aralık 2011 Pazartesi
Walkman'i unutamayanlara: Audman iPhone kılıfı
Kişisel müzik dinleme deneyimi konusunda Sony'nin Walkman'i bir efsanedir. Bizim neslimiz Walkman'i kolay kolay unutamaz, çünkü herhangi birşeyden dinlediğimizden daha fazla Walkman üzerinden müzik dinlemişizdir. Bizim gibi Walkman'i unutamayan, ama dijital müzik keyfinden (ve iPhone'dan) de vazgeçmeyenler için kullanışlı bir çözüm geliştirilmiş. Dean Ekkaia ve Sean Solberg tarafından tasarlanan Audman klasik Walkman şeklinde bir iPhone kılıfı. Kılıf deyince bizim aklımıza yumuşak, deri (veya silikon) şeyler geliyor, ama bazı kılıflar oldukça sert olabiliyor. Kullanıcı iPhone'unu tıpkı bir kaset gibi Audman'in içine yerleştiriyor. Audman'la birlikte ücretsiz gelen uygulama iPhone'un ekranını kaset görünümüne dönüştürüyor, böylece küçük pencereden içeri bakıldığında sanki gerçekten cihazın içinde kaset varmış gibi görünüyor. İçindeki iPhone ile dock bağlantısı üzerinden iletişim kuran Audman Walkman'den alıştığımız mekanik tuşlarla şarkıları yönetmemizi ve analog ayar tekerleğiyle sesi açıp kapatabilmemizi sağlıyor. Cihazın dahili pili iPhone'un şarjının daha uzun süre dayanmasını sağlarken iki kulaklık çıkışının bulunması sayesinde bir cihazdan iki kişinin müzik dinlemesi kolaylaşıyor. Şimdilik bir Kickstarter projesi olan Audman eğer hedeflenen önsipariş rakamına ulaşılırsa üretilecek. Üretildiğinde de 125$ fiyatla satılacak. Eğer iPhone sahibi olsaydım böyle birşey edinmek isterdim, çünkü çok havalı görünüyor. Audman'in tanıtım videosunu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
29 Kasım 2011 Salı
Dokunmatik cam klavye - fare seti
Bu setin henüz özel bir ismi yok, çünkü bu henüz sadece bir Kickstarter projesi. Bilmeyenler için anlatayım: Kickstarter iyi bir fikri olduğunu düşünenlerin fikirlerini projelendirip anlattığı, daha sonra da bu projeleri için önsipariş şeklinde maddi destek topladığı bir platform. Neyse, biz ürüne gelelim. Yandaki resimde gördüğünüz şeffaf ve parlak şeyler bir klavye ve fare. Aslında fare demesek daha doğru olur, çünkü "touchpad" tanımı daha uygun kaçıyor. Yine de biz fare diyelim, çünkü tasarımcısı fare demiş. Araba camlarındakine benzer bir teknolojiye sahip kırılmaz camdan üretilen bu klavye ve fare cep telefonlarından alışkın olduğumuz çoklu dokunmatik desteğine sahip. Böylece fare üzerince yabancıların "gesture" dediği birkaç parmakla dokunarak yapılan hareketleri yapmak, veya klavyede aynı anda birkaç tuşa birden basmak mümkün.
Klavye - fare setinin çalışma prensibi camın altındaki kameraya dayanıyor. Camın içine insan gözüyle görülemeyen kızılötesi ışık veriliyor. Normalde camın içinde geniş açılarla seken ışınlar üstten parmakla dokunulduğunda aşağıya doğru yansıyorlar. Camın altına yerleştirilmiş kızılötesi kameralar da bu ışınları yakalayıp dokunuşu farkediyor. Klavyenin ve farenin tuşlarının sınırlarını belirleyen çizgiler camın alt tarafında olduğu için kullanım veya temizleme yüzünden çizgilerin silinme ihtimali yok.
Henüz çalışan bir prototipi yapılmamış olan dokunmatik cam klavye - fare seti aynı zamanda kablosuz olacak. Projeyi geliştiren mucit Jason Giddins setin her tür yazılıma uygun hale gelebilmesi için bir de yazılım geliştirme kiti (SDK) hazırlayıp geliştiricilere dağıtacağını söylüyor. Bu projenin hayata geçirilmesi için 50,000$'lık önsipariş toplanması gerekiyormuş. Şu anda projenin Kickstarter sayfasına göre 27,000$ toplanmış. Fena para değil, ama biraz daha destek gerekiyor. Sayfada herhangi bir miktar kısıtlaması yok, 1$ bile bağışlanabiliyor, ama sipariş vermek için kesenin ağzını biraz açmak gerekiyor. Böyle hoş görünen bir setin ucuz olacağını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Dokunmatik cam fare için 150$, klavye için de 250$ vermek gerekiyor. İkisini birlikte alanlar ise grup indiriminden faydalanarak 350$'a komple setin sahibi olabiliyor. Bu fiyatların önsipariş fiyatı olduğunu, ürünler piyasaya çıktığında fiyatların da yükseleceğini ekleyeyim, sonra kimse bana yanlış bilgilendirme yaptığım için kızmasın. Dokunmatik cam klavye - fare setinin tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Klavye - fare setinin çalışma prensibi camın altındaki kameraya dayanıyor. Camın içine insan gözüyle görülemeyen kızılötesi ışık veriliyor. Normalde camın içinde geniş açılarla seken ışınlar üstten parmakla dokunulduğunda aşağıya doğru yansıyorlar. Camın altına yerleştirilmiş kızılötesi kameralar da bu ışınları yakalayıp dokunuşu farkediyor. Klavyenin ve farenin tuşlarının sınırlarını belirleyen çizgiler camın alt tarafında olduğu için kullanım veya temizleme yüzünden çizgilerin silinme ihtimali yok.
Henüz çalışan bir prototipi yapılmamış olan dokunmatik cam klavye - fare seti aynı zamanda kablosuz olacak. Projeyi geliştiren mucit Jason Giddins setin her tür yazılıma uygun hale gelebilmesi için bir de yazılım geliştirme kiti (SDK) hazırlayıp geliştiricilere dağıtacağını söylüyor. Bu projenin hayata geçirilmesi için 50,000$'lık önsipariş toplanması gerekiyormuş. Şu anda projenin Kickstarter sayfasına göre 27,000$ toplanmış. Fena para değil, ama biraz daha destek gerekiyor. Sayfada herhangi bir miktar kısıtlaması yok, 1$ bile bağışlanabiliyor, ama sipariş vermek için kesenin ağzını biraz açmak gerekiyor. Böyle hoş görünen bir setin ucuz olacağını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Dokunmatik cam fare için 150$, klavye için de 250$ vermek gerekiyor. İkisini birlikte alanlar ise grup indiriminden faydalanarak 350$'a komple setin sahibi olabiliyor. Bu fiyatların önsipariş fiyatı olduğunu, ürünler piyasaya çıktığında fiyatların da yükseleceğini ekleyeyim, sonra kimse bana yanlış bilgilendirme yaptığım için kızmasın. Dokunmatik cam klavye - fare setinin tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
Etiketler:
cam,
dokunmatik,
fare,
kamera,
kızılötesi,
kickstarter,
klavye,
konsept,
proje,
prototip,
tasarım,
teknoloji,
touchpad
15 Kasım 2011 Salı
Dünyanın en büyük Android tableti bir Türk firmasından geldi
Bizler tablet bilgisayarlarda hangi ekran boyutunun daha kullanışlı olduğunu tartışırken Ardıç Teknoloji isimli bir Türk firması dünyanın en büyük ekranlı Android tabletini geliştirdi. Tam 65" (165cm) boyutunda bir ekranla gelen bu tablet okullarda kullanılan akıllı tahtalara alternatif olarak tasarlanmış. Aslında cihazın kendi içerisinde bir tablet altyapısı yok. Dokunmatik bir ekran ve uyumlu bir Android cihazının bağlanabileceği bir dock ünitesinden oluşuyor. 10" ekrana sahip, Nvidia Tegra 2 işlemcili bir tablet bilgisayar bu üniteye bağlandığında hem ekran görüntüsü büyük ekrana aktarılıyor, hem de büyük ekrana dokunarak kontrol ediliyor.
Büyük ekranın yüksek çözünürlüğünden tam anlamıyla faydalanabilmek için kullanılan Android tabletin yazılımı üzerinde bazı oynamalar yapılmış ve cihaza 1080p HD görüntü çıkışı özelliği kazandırılmış. Televizyon ile olan görüntü bağlantısı HDMI üzerinden gerçekleşiyor. Ekrandaki dokunmaya duyarlı algılayıcılar şimdilik iki tane, bu yüzden çoklu dokunma desteği henüz yok. Ayrıca, dokunmatik fonksiyonunun çalışması için kablolu USB bağlantısı gerekiyor. Firma yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre ürün tamamlandığında dokonmatik algılayıcılarının sayısı dörde çıkacak ve bağlantı kablosuz olacak. Bu sayede çoklu dokunmatik ekranla gelen nimetlerden de faydalanılabilecek.
Ardıç Teknoloji'nin bu projesi henüz prototip halinde, ama eğitim kurumlarından ve bazı ticari firmalardan taleplerin geldiği belirtilmiş. İleriki dönemlerde ürünün maliyetinin düşürülmesi ve akıllı telefonlara da bağlanabilecek hale gelmesi hedefleniyor. Ekran boyutunun da ihtiyaca göre değiştirilebilir hale gelmesi amaçlanıyor, zaten diğer hedeflerin yanında bu en kolay olanı. Dünyanın en büyük ekranlı Android tabletinin tanıtımını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Büyük ekranın yüksek çözünürlüğünden tam anlamıyla faydalanabilmek için kullanılan Android tabletin yazılımı üzerinde bazı oynamalar yapılmış ve cihaza 1080p HD görüntü çıkışı özelliği kazandırılmış. Televizyon ile olan görüntü bağlantısı HDMI üzerinden gerçekleşiyor. Ekrandaki dokunmaya duyarlı algılayıcılar şimdilik iki tane, bu yüzden çoklu dokunma desteği henüz yok. Ayrıca, dokunmatik fonksiyonunun çalışması için kablolu USB bağlantısı gerekiyor. Firma yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre ürün tamamlandığında dokonmatik algılayıcılarının sayısı dörde çıkacak ve bağlantı kablosuz olacak. Bu sayede çoklu dokunmatik ekranla gelen nimetlerden de faydalanılabilecek.
Ardıç Teknoloji'nin bu projesi henüz prototip halinde, ama eğitim kurumlarından ve bazı ticari firmalardan taleplerin geldiği belirtilmiş. İleriki dönemlerde ürünün maliyetinin düşürülmesi ve akıllı telefonlara da bağlanabilecek hale gelmesi hedefleniyor. Ekran boyutunun da ihtiyaca göre değiştirilebilir hale gelmesi amaçlanıyor, zaten diğer hedeflerin yanında bu en kolay olanı. Dünyanın en büyük ekranlı Android tabletinin tanıtımını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Etiketler:
akıllı tahta,
akıllı telefon,
dokunmatik,
ekran,
hd video,
hdmi,
kablosuz,
nvidia,
prototip,
tablet,
tegra,
teknoloji,
televizyon,
türkiye,
usb,
yerli
28 Ekim 2011 Cuma
Nokia esnek ekranlı telefon prototipini tanıttı
Eskiden beri (dokunmatik ekranlı telefonlar çıktığından beri sanırım) esnek ekranlardan bahsedilir. Hep gelecekte geleceği söylenen bu esnek ekranların katlanabileceği, kıvrılabileceği, böylece büyük ekranların cebe daha rahat sığacağı anlatılır. Bugüne kadar bunlar hep söylentilerde ve konsept çizimlerinde karşımıza çıkan şeylerdi, ama Nokia gerçekten esnek ekrana sahip bir prototip sergiledi. Nokia World tanıtımında basın mensuplarına gösterilen bu prototipin hem ekranı, hem de gövdesi esnek. İkiye katlanmıyor, kıvrılıp rulo yapılmıyor, ama en azından kazık gibi de dümdüz durmuyor. Nokia Kinetic Device (Nokia kinetik cihazı) ismini taşıyan prototipin arayüzü de cihazın esnekliğinden faydalanacak şekilde tasarlanmış. Telefonun gövdesini farklı yönlerde bükerek menülerde dolaşmak, görüntülere yakınlaşmak (veya uzaklaşmak) mümkün. Tabi bunları yaparken cihazı iki elle tutmak lazım, ama yine de güzel birşey. Henüz sadece bir prototip, ama gerçekten çalışıyor ve yakında bu özelliği taşıyan cihazları piyasada görebiliriz. Nokia Kinetic Device prototipinin kullanımını gösteren videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
11 Ekim 2011 Salı
Olmaz demeyin, bu da oldu: 4 kapılı Ferrari
Aslında başlığı birazcık değiştirmem gerekiyordu, "bu da oldu" yerine "bu da olmuş" yazmalıydım. Şöyle ki, olan zaten çok önce, 1980 yılında olmuş. Performansa herşeyden fazla önem vermesiyle tanıdığımız spor araba üreticisi Ferrari 1980 yılında "Pinin" isimli bir konsept tasarlıyor. Pinin konseptinin diğer Ferrari tasarımlarından farkı 4 kapılı olması. Üstelik bu araba şimdi moda olan 4 kapılı spor araba tarzını da yansıtmıyor. Bildiğiniz, görmeye alıştığınız türde bir sedan yani. Hani ne olduğunu bilmesem "biçimsiz bir Amerikan arabasının üzerine Ferrari logosu yapıştırmışlar" derdim. Tasarımcılar Pinin'in gövdesini ve iç kabinini tasarlamışlar, ama arabanın üretiminden vazgeçilince kaputun altına bir motor koymadan öylece bırakmışlar. Daha sonra ne olduysa motorla denemeye karar vermişler ve o dönemki Ferrari'lerde kullanılan 5 litrelik bir V12 motoru arabanın kaputunun altına yerleştirmişler. 1980 yılına göre bile çok çirkin olan bu modelin garip olmasının sebebi sadece çirkinliği değil. Ferrari bazı çok katı kurallara sahiptir, bunlardan kolay kolay vazgeçmez. Herhangi bir araba meraklısına Ferrari'nin 4 kapılı bir araba yaptığını söylerseniz önce inanmaz, sonra da hayal kırıklığına uğrar. Bir diğer gariplik de arabanın içindeki konfora yönelik donanım. Ferrari performansa herşeyden fazla önem verdiği için genelde konforu pek takmaz, arabayı olabildiğince hafif yapmaya çalışır. Bizzat görmedim, ama ağırlık yapmasın diye cam açma mekanizması olmayan, bu yüzden pencereleri açılmayan Ferrari'ler varmış. Neyse ki Pinin üretilmemiş, yoksa Ferrari'nin tarihindeki en çirkin araba ünvanını hiçbir modele kaptırmazdı. Prototip olarak üretilmiş bu ilginç konsept önümüzdeki günlerde bir müzayedede satışa çıkarılacak. Fiyatın ne kadar yükseleceği tam olarak kestirilemese de 750,000$ civarına satılacağı tahmin ediliyor. Bence bu parayı Ferrari Pinin'e ancak garajında bir sürü Ferrari'si olan birisi kontrast oluşturup diğerlerinin güzelliğini vurgulasın diye verir. Bu haberi bana yollayan Serkan Levent'e teşekkür ederim.
1 Eylül 2011 Perşembe
Doğal Göz yerine Kamera Göz
Açıkçası ilk gördüğümde biraz iğrenç geldi, hatta hafiften ürktüm. Rob Spence adındaki bir adam, ateşli bir silahla geçirdiği kaza sonucunda kaybettiği sağ gözünün yerine bir kamera yerleştirmeyi başardı, bununla da yetinmeyip, kendi ürettiği bu protez göz kamerasının içerisine bir de kırmızı ışık ekledi ve gecelere dalıp terminatör gibi gezer hale geldi. Umarım bu yapay gözünü "pörç" diye çıkartıp "hahaha ben robotum !" diyerek insanları korkutmaya çalışmaz, hele de Türkiye'de böyle birşey yapmaya kalkarsa kafasına haydarı yer...
Kablosuz bağlantı vasıtasıyla canlı olarak görüntü gönderebilen bu yapay göz, malesef kullanıcısının gördüğü herşeyi kaydetmiyor, bu kamera kullanıcısının görmediği herşeyi kaydediyor, yani aslında kullanıcısının görmesini sağlamıyor, sadece başını çevirdiği alandaki görüntüler kaydediyor, buna rağmen Rob Spence;...bu göz ve diğer yapay uzuvlar insana üstün özellikler veriyor...insanların kaza veya hastalık sonucu kaybettikleri uzuvlarının yerine koyacak üstün seçenekleri olabiliyor...
diyor. Yapay gözün nasıl birşey olduğunu, takılıp çıkarılmasını ve nasıl kullanıldığını falan görmek isterseniz aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz;
12 Ağustos 2011 Cuma
Tek kanatlı pervaneyle uçan nano istihbarat helikopteri: Samarai
İsmini yanlış yazmadım. Samurai değil, Samarai olacak. Neyse, ABD ordusuna hava araçları ve silahlar üreten Lockheed Martin firmasının beş yıldır geliştirmekte olduğu tek kanatlı pervane kullanan nano helikopterin ismi bu. DARPA için geliştirilen bu küçük ama becerikli cihazın tasarımında dönerek yere düşen akçaağaç yapraklarından ilham alınmış. 30 cm boyunda olması haricinde hiçbir teknik detayını bilmediğimiz Samarai bumerang gibi havaya atıldığında kendini toparlayıp uçmaya başlayabiliyor. Ayrıca, yerden kalkış yapabiliyor, havada süzülebiliyor. Tabi bir de istenilen noktaya iniş yapabiliyor. Samarai normalde uzaktan kumandayla yönetiliyor, ama istendiğinde kumanda olarka uygun yazılım yüklenmiş bir tablet bilgisayar da kullanılabiliyor. Küçük boyları nedeniyle zor farkedilen bu garip şekilli helikopterler istihbarat toplamak için kullanılacak. Samarai'ın önümüzdeki hafta düzenlenecek olan bir insansız hava araçları konferansında tanıtılması bekleniyor. Eğer nasıl uçtuğunu merak ediyorsanız Samarai'ın yeteneklerini gösteren videoyu aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz.
Etiketler:
amerika,
garip,
helikopter,
ilginç,
istihbarat,
prototip,
silah,
tablet,
teknoloji,
uzaktan kumandalı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























