Bir zamanların en prestijli markalarından Creative son yıllarda popülerliğini kaybetti. Eskiden ses kartı konusunda standardı belirleyen firmaydı, tüm oyunlar Sound Blaster desteklerdi ve diğer üreticiler de "Sound Blaster uyumlu" diye satarlardı kartlarını. Sonra anakarta entegre ses kartları gelişti ve yaygınlaştı, Windows ve DirectX sayesinde ses kartı uyumsuzluğu diye birşey de kalmadı. Ses kartına ekstra para ödemek çoğu kişi için gereksiz birşeye dönüştü, haliyle bu da en çok Creative'i etkiledi. Eskiden bilgisayarların önemli bir parçası olan ses kartları artık sadece özel ihtiyaç durumunda alınan şeyler. Neyse, neticede Creative zor durumda ve bu yazıda bahsedeceğim kartlar Creative'in son ses kartı serisi olabilir. Ne yapalım, serbest piyasa ekonomisi bunu gerektiriyor.
Creative Mayıs ayında bol yaygaralı bir pazarlama kampanyası başlatmış ve duyurmak üzere olduğu yeni ve "devrimsel" ürününü merak uyandırıcı bir kampanyayla tanıtmıştı. Ben de burada yazmıştım hatta. O "devrimsel" ürün çıka çıka kablosuz hoparlör çıktı. Ben de kimse ilgilenmeyeceği için konunun üzerine gitmemeyi tercih ettim. Neyse, Creative o gürültülü kampanyaya yakışabilecek olan ürünleri bu sefer sessiz sedasız piyasaya sürdü. Sound Blaster ailesine yeni katılan bu ses kartları Z serisi olarak anılıyor (veya öyle anılmalı) çünkü hepsinin model kodu Z harfiyle başlıyor. Üç modelden oluşan Z serisinin üç üyesi de PCI-Express arabirimiyle bilgisayara bağlanıyor. Kartların üzerindeki yuvarlak delikten görülebilen Core3D isimli işlemci sayesinde Sound Blaster Z serisi kartlar bilgisayara hiç işlem yükü bindirmeden sesle ilgili her tür işlemi kendileri yapabiliyorlar.
Yeri gelmişken kartların tasarımına da değineyim de başlık havada kalmasın. Başlıkta da belirttiğim gibi Sound Blaster Z serisi kartlar anlamsız derecede havalı. Anlamsız derecede olmasının sebebi kartların üzerindeki kapağın aslında hiçbir işe yaramaması. Şöyle ki, bu tip kapaklar genelde ekran kartlarında olur ve soğutucuyu gizler. Creative'in kartlarında ise soğutucu yok, zaten kartın en fazla ısınacak olan yerini açıkta bırakmışlar. Hadi sırf görsellik için yaptılar diyelim, ama o zaman da durum değişmiyor. Bilgisayarın içine takıldığında kartın o şık tasarımlı kısmı aşağı bakacak, bilgisayarın içine bakan kişiler (eğer bilgisayar dolap tepesinde durmuyorsa) sadece kartın çok da havalı olmayan arka yüzünü görecekler. Creative boş yere acaip havalı bir kapak tasarlamış yani. Sound Blaster Z serisinin üç üyesini birbirinden ayıran şey aksesuarları. Serinin en uygun fiyatlı modeli olan Sound Blaster Z aksesuar olarak sadece stereo mikrofonla geliyor ve 100$ fiyata sahip. Onun bir büyüğü olan Zx modeli ses ayarlarını kolayca yapmak için özel bir masaüstü kontrolcüsüyle satılıyor ve fiyatı da 150$. Serinin en güçlü kartı olan Sound Blaster ZxR ise hem o masaüstü kontrolcüsüyle, hem de dijital çıkışları yöneten bir ek kartla geliyor. Fiyatı ise 250$ olarak belirtilmiş. Tabi bu fiyatlar ABD için geçerli, buralarda rakamlar biraz daha yükselecektir. Açıkçası ses kartlarının eskisi kadar önemli olmadığı bir fiyatı çok da uygun olmayan bu kartların piyasada başarılı olacağını sanmıyorum. Creative hala eski günlerdeki havayla fiyat belirliyor ama o günler geçeli çok oldu. Umarım iflas etmezler, efsanevi bir markanın batışını izlemek hiç keyifli değil.
Düzeltme: Najaz isimli (gerçek ismini bilmiyorum, kendisini DHW forumda bu lakapla tanıyorum) dostum beni Creative Sound Blaster Z serisi kartların üzerindeki kapak konusunda uyardı. Söyledikleri bana da gayet mantıklı geldi. Durum şöyle: Bu şık kapak benim yukarıda yazdığım gibi ses kartının üzerine sırf havalı gözüksün diye koyulmuyormuş. EMI (Electro Magnetic Interference) kalkanı olarak anılan bu kapak analog sinyallerin bilgisayar kasası içinde oluşan elektromanyetik dalgalardan etkilenmemesini sağlıyormuş. Malum, dijital sinyaller elektromanyetik kirliliğe karşı dayanıklı olsalar da analog sinyaller kolayca bozulabiliyorlar. Ses kartının işlemcisi filan dijital sinyallerle çalışsa da ses çıkışına bağlı olan kısım analog çalışıyor. Bu kapak da analog çalışan devre elemanlarının üzerini kapatarak o sinyallerin bozulmasını engelliyor. Bu bilgi için Najaz'a teşekkür ederim.
soğutucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soğutucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ağustos 2012 Cuma
Creative Sound Blaster Z serisi - Anlamsız derecede havalı
Etiketler:
bilgisayar,
core3d,
creative,
dijital,
işlemci,
optik,
pc,
pci-express,
ses kartı,
soğutucu,
sound blaster,
teknoloji,
windows
28 Haziran 2012 Perşembe
Teknolojinin önünü tıkayan teknoloji
Geçen gün aklıma garip birşey geldi. Teknoloji teknolojinin önünü tıkıyor. Bazı teknolojiler diğerlerinin gelişmesini engelliyor. Şimdi "e tabi yeni teknolojiler eskilerinin yerini alacak" diyebilirsiniz, ama durum öyle değil. O eski teknoloji de varlığını sürdürüyor, ama gelişemiyor. Bu Vestel'in kuvvetli ses verdiğini iddia ettiği televizyonunun reklamını izlerken aklıma geldi. Örneklere de oradan gireyim, siz de ne demek istediğimi anlayın.
Vestel bir televizyon yapmış (veya birilerine fason yaptırmış), Maxisound ismiyle satıyor. İsmi duyan da televizyonun acaip sesler çıkardığını sanır, ama sadece alt kısmında birkaç tane küçük hoparlör var. Eskiden televizyonlarda bass sesler için subwoofer olurdu, sökülebilir stereo hoparlörler olurdu, televizyonlar müzik seti kalitesinde ses verirdi. Şimdi bilgisayar hoparlörü kıvamında birkaç minik hoparlörle idare ediyoruz, onlar da genelde (televizyonun görünümü bozulmasın, kenarları ince olsun diye) arka tarafta oluyor. Vestel sadece televizyona bunlardan birkaç tane daha eklemiş, bir de hoparlörleri ön tarafa koymuş, alet bir anda ses canavarı olmuş. Yerseniz tabi... Neyse, televizyonların görüntü özelliği bu kadar hızlı gelişirken ses özelliklerinin hiç gelişmemesinin, hatta geriye gitmesinin bir sebebi var: Ev sineması sistemleri. Üreticiler artık "televizyonundan iyi ses almak isteyen zaten paraya kıyıp bir 5.1 ev sineması sistemi alır, televizyonu öylesine izleyecek olan da bu kulaklık irisi hoparlörcüklerle idare eder" diyor. Görüntü kısmına yükleniyorlar, her gün yeni bir teknoloji duyuruyorlar, ama ses kısmını ev sineması sistemlerine havale ettikleri için umursamıyorlar. Haliyle gelişme duruyor. Buraya kadar herşey normal, sonuçta 5.1 ev sineması sistemleri çok daha yeni teknoloji kullanıyor, yeni teknolojinin eskisinin yerini alması doğal birşey, ama eskisi hala kullanılıyor, ona hala ihtiyaç duyuluyor. Ev sineması sistemleri pahalı, karmaşık ve çok yer kaplıyor. Üstelik bazı insanlar 5.1 sesi umursamıyor, ama stereo sesi daha kaliteli duymak istiyor. Bu insanları önemsemeyip onları görmezden gelmek, sadece 5.1 sistem alanlara odaklanmak niye?
Bu tek örnek değil tabi. Bilgisayarların sabit diskleri aynı dertten muzdarip. SSD diskler çıktıktan sonra sabit disklerde doğru düzgün bir gelişme olmadı. Kapasiteleri arttı, ama performans aşağı yukarı aynı kaldı. SSD çok daha hızlı tabi, karşılaştırılamayacak kadar daha iyi, ama aynı zamanda bir o kadar da pahalı. Üstelik SSD diskler hala çoğu kişi için yeterli kapasiteye sahip değil. Hal böyle olunca bir kısım insan parayı bastırıp düşük kapasiteyi umursamadan SSD kullanarak hızın tadını çıkarıyor, diğerleri de 5 senedir hiç gelişemeyen mekanik sabit disklerin yavaşlığına katlanıyor.
Bilgisayarlarda kullanılan soğutma sistemleri de bu duruma güzel bir örnek olabilir. Eskiden standart soğutucular vardı, sonra fanları büyüdü, bakır taban geldi, sonra onlara ısı boruları eklendi, daha sonra ısı boruları sayesinde kule tipi soğutucular tasarlandı, sonra bazı üreticiler işlemciye doğrudan temas eden ısı borusu (Heatpipe Direct Touch) teknolojisine geçti, sonra... Sonrası yok. Orada tıkandı kaldı. Hızla gelişti, gelişti, sonra birden durdu. Durmasının sebebi tıpkı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi aynı işi gören daha pahalı ve komplike bir teknoloji: sıvı soğutma sistemleri. Üreticiler yeni teknoloji geliştirmek için para harcamak istemiyorlar, daha iyisini isteyene "sıvı soğutma sistemine geç" diyorlar. İyi de, sıvı soğutma sistemleri pahalı, zahmetli ve kurulumu çok dikkat gerektiriyor. Montajda bir hata yapılsa, ufak bir kaçak bile olsa bilgisayar yanabiliyor. Çoğu kişi için havayla soğutma sistemleri en mantıklı çözüm, ama maalesef onun da önü tıkanmış durumda.
Neyse, bu yazının sonu biryere varmayacak. Örnekler çoğaltılabilir, belki her gün de yenileri eklenir, ama durum düzelmeyecek. Teknolojinin ilerlemesi güzel birşey, ama bazı teknolojilerin diğerlerinin önünü kesmesi, bunu yaparken tam olarak yerini alamaması kötü. Ev sineması sistemlerinin fiyatı düşse, yer sorununa bir çözüm bulunsa, SSD'ler ucuzlasa ve kapasiteleri artsa, sıvı soğutma sistemleri pratikleşse ve herkesin alabileceği fiyatla satılsa ben bunları yazmayacaktım. Keşke öyle olsaydı, ama olmuyor. Üreticilerin sadece en son teknolojiyi kullanan tepe seviye kullanıcılara odaklanıp diğerlerini unutmak yerine daha homojen bir müşteri kitlesine hitap etmesi gerekiyor. Otomobillerde bunu görüyoruz, tepe seviyeye hitap eden üreticilerin hiçbiri kendi başına ayakta duramıyor. Halk tipi araba yapanlar para kazanıyor, sonra o havalı tepe seviye markaları satın alıyor. Yeterince yazdım bugün, daha sonra devam ederiz. Sonuna kadar sabredip okuduğunuz için teşekkürler.
Vestel bir televizyon yapmış (veya birilerine fason yaptırmış), Maxisound ismiyle satıyor. İsmi duyan da televizyonun acaip sesler çıkardığını sanır, ama sadece alt kısmında birkaç tane küçük hoparlör var. Eskiden televizyonlarda bass sesler için subwoofer olurdu, sökülebilir stereo hoparlörler olurdu, televizyonlar müzik seti kalitesinde ses verirdi. Şimdi bilgisayar hoparlörü kıvamında birkaç minik hoparlörle idare ediyoruz, onlar da genelde (televizyonun görünümü bozulmasın, kenarları ince olsun diye) arka tarafta oluyor. Vestel sadece televizyona bunlardan birkaç tane daha eklemiş, bir de hoparlörleri ön tarafa koymuş, alet bir anda ses canavarı olmuş. Yerseniz tabi... Neyse, televizyonların görüntü özelliği bu kadar hızlı gelişirken ses özelliklerinin hiç gelişmemesinin, hatta geriye gitmesinin bir sebebi var: Ev sineması sistemleri. Üreticiler artık "televizyonundan iyi ses almak isteyen zaten paraya kıyıp bir 5.1 ev sineması sistemi alır, televizyonu öylesine izleyecek olan da bu kulaklık irisi hoparlörcüklerle idare eder" diyor. Görüntü kısmına yükleniyorlar, her gün yeni bir teknoloji duyuruyorlar, ama ses kısmını ev sineması sistemlerine havale ettikleri için umursamıyorlar. Haliyle gelişme duruyor. Buraya kadar herşey normal, sonuçta 5.1 ev sineması sistemleri çok daha yeni teknoloji kullanıyor, yeni teknolojinin eskisinin yerini alması doğal birşey, ama eskisi hala kullanılıyor, ona hala ihtiyaç duyuluyor. Ev sineması sistemleri pahalı, karmaşık ve çok yer kaplıyor. Üstelik bazı insanlar 5.1 sesi umursamıyor, ama stereo sesi daha kaliteli duymak istiyor. Bu insanları önemsemeyip onları görmezden gelmek, sadece 5.1 sistem alanlara odaklanmak niye?
Bu tek örnek değil tabi. Bilgisayarların sabit diskleri aynı dertten muzdarip. SSD diskler çıktıktan sonra sabit disklerde doğru düzgün bir gelişme olmadı. Kapasiteleri arttı, ama performans aşağı yukarı aynı kaldı. SSD çok daha hızlı tabi, karşılaştırılamayacak kadar daha iyi, ama aynı zamanda bir o kadar da pahalı. Üstelik SSD diskler hala çoğu kişi için yeterli kapasiteye sahip değil. Hal böyle olunca bir kısım insan parayı bastırıp düşük kapasiteyi umursamadan SSD kullanarak hızın tadını çıkarıyor, diğerleri de 5 senedir hiç gelişemeyen mekanik sabit disklerin yavaşlığına katlanıyor.
Bilgisayarlarda kullanılan soğutma sistemleri de bu duruma güzel bir örnek olabilir. Eskiden standart soğutucular vardı, sonra fanları büyüdü, bakır taban geldi, sonra onlara ısı boruları eklendi, daha sonra ısı boruları sayesinde kule tipi soğutucular tasarlandı, sonra bazı üreticiler işlemciye doğrudan temas eden ısı borusu (Heatpipe Direct Touch) teknolojisine geçti, sonra... Sonrası yok. Orada tıkandı kaldı. Hızla gelişti, gelişti, sonra birden durdu. Durmasının sebebi tıpkı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi aynı işi gören daha pahalı ve komplike bir teknoloji: sıvı soğutma sistemleri. Üreticiler yeni teknoloji geliştirmek için para harcamak istemiyorlar, daha iyisini isteyene "sıvı soğutma sistemine geç" diyorlar. İyi de, sıvı soğutma sistemleri pahalı, zahmetli ve kurulumu çok dikkat gerektiriyor. Montajda bir hata yapılsa, ufak bir kaçak bile olsa bilgisayar yanabiliyor. Çoğu kişi için havayla soğutma sistemleri en mantıklı çözüm, ama maalesef onun da önü tıkanmış durumda.
Neyse, bu yazının sonu biryere varmayacak. Örnekler çoğaltılabilir, belki her gün de yenileri eklenir, ama durum düzelmeyecek. Teknolojinin ilerlemesi güzel birşey, ama bazı teknolojilerin diğerlerinin önünü kesmesi, bunu yaparken tam olarak yerini alamaması kötü. Ev sineması sistemlerinin fiyatı düşse, yer sorununa bir çözüm bulunsa, SSD'ler ucuzlasa ve kapasiteleri artsa, sıvı soğutma sistemleri pratikleşse ve herkesin alabileceği fiyatla satılsa ben bunları yazmayacaktım. Keşke öyle olsaydı, ama olmuyor. Üreticilerin sadece en son teknolojiyi kullanan tepe seviye kullanıcılara odaklanıp diğerlerini unutmak yerine daha homojen bir müşteri kitlesine hitap etmesi gerekiyor. Otomobillerde bunu görüyoruz, tepe seviyeye hitap eden üreticilerin hiçbiri kendi başına ayakta duramıyor. Halk tipi araba yapanlar para kazanıyor, sonra o havalı tepe seviye markaları satın alıyor. Yeterince yazdım bugün, daha sonra devam ederiz. Sonuna kadar sabredip okuduğunuz için teşekkürler.
Etiketler:
bilgisayar,
ev sineması,
hoparlör,
makale,
mekanik,
pc,
sabit disk,
ses sistemi,
sıvı,
soğutma,
soğutucu,
ssd,
teknoloji,
televizyon,
vestel
22 Haziran 2012 Cuma
Hareketli soğutma bloğu ile 30 kat daha verimli çalışan fansız soğutucu
Günümüzde kullanılan havalı (yani hava akımıyla işleyen, yanlış anlaşılma olmasın) soğutucular bir soğutma bloğu (heatsink de denir) ve bir fandan oluşur. Soğutma bloğu ısıyı emer, fan da onun içerisine ve etrafına hava üfleyerek ısıyı bloktan uzaklaştırır. Böylece işlemcilerin veya ısınan şeylerin ürettiği ısı enerjisi tahliye edilmiş olur. National Sandia Labs isimli araştırma ve geliştirme firması bu yapıyı kökten değiştirebilecek ilginç bir soğutucu geliştirmiş. Şimdilik bir model ismi olmadığı için Sandia Cooler (Sandia soğutucusu) olarak anlılan bu ilginç görünümlü şey fansız çalışıyor. Tabi fansız çalışması tamamen pasif olduğu anlamına gelmiyor. Soğutma bloğu bizzat kendisi yüksek hızda dönerek fanın yapması gereken işi yapıyor. Soğutulacak yüzey (mesela bilgisayar işlemcisi) ile blok arasında sadece birkaç mikron kalınlığında bir "hava yatağı" var. Bu hava yatağı hareketli hava sayesinde ısıyı işlemciden bloğa yüksek hızla iletiyor. Henüz test verileri yayınlanmamış, ama Sandia yetkililerine göre bu soğutucu standart fanlı soğutuculara göre 30 kat daha verimli çalışıyor. Bunu gerçek bir işlemcinin üzerinde güçlü soğutuculara karşı yapılan testlerde de görmek isteriz tabi. Sandia soğutucusunun tanıtım videosunu (fazla birşey yok, daha çok firma tantılmış ama yine de aleti dönerken görmek isteyebilirsiniz) aşağıda veya şurada izleyebilirsiniz. Haberi bana gönderen Sirke'ye teşekkürler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

