14 Aralık 2014 Pazar

Monster USB çıkışlı akım koruyucu priz incelemesi



Bu yazıda bahsedeceğim ürün aslında öyle çok komplike bir ürün değil, hatta çoğu kişinin gördüğünde önemsemeden geçeceği cinsten birşey. Buna rağmen tek cihazda birden fazla işlevi birleştirmesi ve sunduğu kullanışlılık açısından ilgiyi hakeden bir ürün. Ülkemizde daha çok meşhur Beats kulaklıkların üreticisi (Apple öncesi dönemde tabi) olarak tanınan Monster tarafından üretilen bu cihaz aslında basit bir tek çıkışlı akım koruyucu priz. Bunu ilgi çekici yapan kısmı ise üzerinde bulundurduğu iki tane USB çıkışı. Tahmin edileceği üzere bu çıkışlar telefon, tablet gibi cihazların şarj edilmesinde kullanılıyor.

Cihazın üzerindeki USB çıkışları verdikleri akım bakımından birbirlerinden ayrılıyor. Soldaki USB çıkışı daha çok büyük bataryalı cihazlar (yani tabletler, pil kapasitesi yüksek telefonlar veya büyük harici bataryalar) için ayrılmış ve 2.1A akım verebiliyor. Sağdaki USB çıkışı ise daha küçük cihazların şarj edilmesinde kullanılıyor ve 1.0A akım veriyor. USB çıkışlarındaki akımı ve voltajı ölçebilecek donanım elimde yok, ancak şarj sürelerine göre yaptığım testlerde çıkışarın bağladığım cihazları benzer güçteki güvenilir şarj adaptörleriyle aynı sürede şarj ettiğini gördüm. Bu da ambalajda belirtilen değerlerin doğru olduğu anlamına geliyor. İki USB çıkışı aynı anda kullanılsa da performans düşmüyor. Benim gibi hergün şarj etmeniz gereken birden fazla cihazınız varsa bunun ne kadar işe yarar bir özellik olduğunu anlamışsınızdır.

Bu tip ürünler ülkemizde "akım koruyucu priz" ismiyle geçiyor ancak aslında bu ürünlerin sağladığı koruma akımla alakalı değil, gerilimle alakalı. Herhangi bir sebepten dolayı şebekenin voltajı aniden yükselirse bu cihazlardaki koruyucu röleler devreye giriyor ve gücü kesiyor. Böylece teknolojik cihazlarımız yüksek gerilim yüzünden hasar görmüyor. Gündelik hayatta hiç işe yaramayan, hatta varlığını unutacağımız bu özellik bir kere işe yaradığında hayat kurtarabiliyor, çünkü yüksek gerilim sadece cihaza zarar vermekle kalmıyor, yangına da sebep olabiliyor. Bu yüzden evde sürekli fişe takılı duran cihazları bu tip koruyucu prizlere bağlamak hem maddi, hem de manevi yönden gerekli bir önlem. Monster'ın bu ürünü 918 Joule güce dayanabiliyormuş. Elektronik mühendisi olmadığım için bunun tam olarak neye denk geldiğini bilmiyorum, ama normal bir ev kullanıcısına yeterli olacaktır herhalde.


Monster ülkemizde pek tanınmasa da ev elektroniği aksesuarları sektörünün önemli firmalarından. Ürünleri genelde muadillerine göre biraz daha pahalı olur, ama kalitelidir. Bu üründe de aynı kaliteyi görmek mümkün. Zaten bu ürünün tercih edilebilir olmasının sebebi bu. Hem akım koruyucu özelliğinin, hem de şarj için kullanılacak USB çıkışlarının kaliteli olmaları önemli. Monster'ın hemen her ürününde gördüğümüz "bunu kullanırsan daha kaliteli ses, daha net görüntü alırsın" hikayeleri bu ürünün kutusunda da anlatılmış. Yok tabi öyle birşey, o yüzden bunları fazla ilgilenmeden geçiyoruz, ürüne odaklanıyoruz. Malzeme kalitesi gayet iyi, USB çıkışları da oldukça başarılı. Ürün yapması gereken işi hakkıyla yapıyor yani.

Peki, bu ürünü neden alalım? Yani sonuçta şarj cihazıyla da aynı işi halletmek mümkün. Şöyle ki; bu ürünün yaptığı işi şarj cihazlarıyla yapabilmek için iki tane (kalitelisinden) şarj cihazı lazım. Sonra, bir de bu şarj cihazlarını takacak birer priz lazım. Eğer odanızda, ofisinizde veya cihazlarınızı nerede şarj ediyorsanız orada yeterince priz yoksa bunun ne büyük bir sıkıntı olduğunu biliyorsunuzdur zaten. Bu ürün iki şarj cihazının yaptığı işi yapıyor, üstelik işgal ettiği prizi size tekrar geri veriyor. Böylece priz harcamadan derli toplu bir pakette iki tane USB çıkışı elde etmiş oluyoruz. Bence güzel birşey.


Ürünün fiyatı bu yazı yazıldığı sırada 60 liraydı. 40 lira civarına benzer yapıda, ama Monster kadar güvenilir olmayan markaların ürünlerini bulmak da mümkün. Tabi o ürünlerin USB çıkışları doğru akımı verir mi, veya koruyucu rölesi gerçekten çalışır mı bilemem. Monster markası ürünün biraz daha güvenilir olmasını sağlıyor yani. Ürünün kutusundan şarj için herhangi bir kablo çıkmıyor, yani bunu sabit bir şarj istasyonu olarak kullanmak isteyenler cihazlarına uygun kablo fiyatlarını da maliyete eklemeliler. Ben genel olarak üründen memnun kaldım, kullanım veya performans açısından da herhangi bir kusurunu göremedim. Açıkçası kaliteli şarj cihazlarının fiyatlarına baktığımda da verdiğim 60 liranın gayet makul olduğunu düşünüyorum. Monster'ın USB çıkışlı akım (aslında gerilim) koruyucu prizini benim gibi "şarj dertlisi" kullanıcılara tavsiye ederim.

14 Ekim 2014 Salı

Tablette Windows 8.1 deneyimi (Acer Iconia W4 ile)

Bu tam bir inceleme değil, daha doğrusu klasik anlamda bir ürün incelemesi değil. Bu yazıda elimden geldiğince Windows 8.1 kullanan tabletle yaşadığım kullanım deneyimlerini paylaşacağım. Ekran görüntüsü koymayacağım, çünkü Windows 8.1’in arayüzünü zaten herkes az çok biliyor, kullanmayan da bir şekilde görmüştür.

Kullandığım cihaz Acer Iconia W4 64GB. Burada yok bildiğim kadarıyla, ABD’den aldım. Burada da onun muadili cihazlar satılıyor ama, gördüğümü hatırlıyorum. Hemen her markanın muadil ürünleri var. Microsoft küçük ekranlı cihazlardan Windows için lisans ücreti almayı bırakınca (veya özel bir indirim yapınca) her üretici girdi bu işe. Acer Iconia W4 rakiplerine göre biraz daha hızlı disk kullandığı için bana göre diğerlerinden bir adım daha önde. Diğerlerinde de farklı avantajlar var tabi. Asus’un Windows 8.1’li tabletinde kalem desteği vardı mesela. Neyse, ben Acer’ı seçtim, ama diğerleri de aşağı yukarı aynı işte. Yeni çıkan, daha düşük donanımlı ve daha ucuz modeller de var, hatta 100$ seviyesine kadar inebiliyor fiyatları, ama tabi o kadar da inmemek lazım mümkünse.

Acer Iconia W4 ve muadili 200-250$ fiyat seviyesindeki ürünlerin hemen hepsinde donanım aynı. 1280×800 çözünürlüğünde ekran, Intel Atom Z3740 işlemci (dört çekirdekli 1.33GHz, turbo modunda 1.8GHz), 2GB ram, 32GB veya 64GB depolama alanı ve MicroSD kart girişi sunuluyor. Bildiğiniz netbook aslında, çok da farklı birşey değil. Bunun farkı 8″ ekranlı, çantada taşınabilen hafif (430 gram) bir tablet halinde sunulması.

9 Ekim 2014 Perşembe

AUVIO taşınabilir kulaklık amfisi incelemesi

Baştan söyleyeyim; "amfi değil, ampli diyeceksin" muhabbetlerine hiç girmek istemiyorum. Evet, aletin tam adı "amplifikatör", bunun kısasına da "ampli" diyor yabancılar. Lakin bizim memlekette bu sinyal güçlendiricilere amfi deniyor, dilimize böyle yerleşmiş. Ben de bu incelemede bu kelimeyi kullanacağım.

Bu incelemeye konu olan ürün başlıktan da anlaşılacağı üzere AUVIO'nun taşınabilir kulaklık amfisi. Daha önce kulaklık amfisi kullanmışsanız zaten ne işe yaradığını ve ne kadar faydalı bir icat olduğunu biliyorsunuzdur, lakin kullanmamış olanlar için ben birazcık bahsedeyim. Kulaklık amfisi kulaklık çıkışındaki sinyali güçlendirmeye yarayan amfidir. Normalde kaliteli cihazların kulaklık çıkışlarındaki sinyal zaten yeterince güçlüdür. Tabi kullandığımız her cihaz kaliteli değil, bu yüzden çıkış gücü daha zayıf cihazlarla da karşılaşabiliyoruz. Ayrıca, bazen kaynaktaki ses zayıf kalıyor, cihazın verdiği maksimum ses yetersiz gelebiliyor. İşte bu durumlarda kulaklık amfisi çok işe yarıyor.

Tabi kulaklık amfisinin tek kullanım sebebi kalitesiz cihazlar değil. İşin bir de kulaklık kısmı var. Üst seviye kulaklıklarda pek sorun olmuyor da, uygun fiyatlı kulaklıklarda üreticiler birşeylerden kırpıyorlar. Bu kırptıkları da genelde ya ses kalitesi, ya da kulaklığın ses gücünü etkileyen hassasiyet değeri oluyor. Zaten bu ikisi birden iyi olunca kulaklık ucuz olmuyor. Neyse; üretici işte bu seçeneklerden ikincisini seçip hassasiyeti düşük tutmayı tercih ederse normal güçteki kaynaklarla bile o kulaklıktan yeterli güçte ses alınamayabiliyor. Alternatif olarak, kaynağın ses gücü yüksek olsa da yüksek seviyede kaliteyi düşürebiliyor. Kullanım senaryoları muhtelif yani. İşte böyle durumlarda ihtiyaç duymadıkça varlığından haberdar olmayacağımız cihazlardan biri olan kulaklık amfisine ihtiyaç duyuyor insan.

AUVIO ülkemizde pek tanınmayan bir marka. ABD'li meşhur elektronik mağazası RadioShack'in kendi markası. RadioShack genelde kendi markasıyla sade ama iş gören ürünler satar. Bu kulaklık amfisi de bu tanımlamaya uyuyor. Üzerinde ilgi çekici hiçbir detay yok. Düz, siyah bir kutucuk. Aşağı yukarı bir Zippo çakmak büyüklüğünde olan amfinin arka tarafında yakaya filan kıstırmaya yarayan bir klips bulunuyor. Üstte sinyal girişi, altta da kulaklık çıkışı ve şarj adaptörü için Micro USB girişi var. Yan tarafta da ürünün fonksiyonlarını kontrol etmeye yarayan tuşlar dizilmiş. Herşey olabildiğince basit ve düz, hatta ürünü fazla ucuz gösterecek kadar düz. Kullanılan mat plastik de (soft touch diyorlar ya, ondan) bu düz görünüme katkıda bulunuyor zaten.

Ürünün üzerinde iki tane LED var. Bunlardan biri ürünün ön yüzünde, AUVIO logosunun solunda. Bu LED bize ürünün çalıştığını veya şarj olduğunu gösteriyor. Üst kısımdaki diğer LED ise aktif olan equalizer ayarını görmemizi sağlıyor. Eğer bu LED yanmıyorsa EQ etkin değil demektir, yani ses sadece güçlendiriliyordur. Bunun haricinde bas ve tiz sesleri farklı oranlarda güçlendiren üç farklı EQ seçeneği mevcut, bunların herbiri için LED farklı renkte yanıyor. Yandaki tuş aşağı doğru çekildikçe diğer moda geçiyor. Aşağıdaki tuşlarla da ses seviyesi ayarlanıyor. Ürünün kullanımı gayet basit, bu da iyi birşey.

Ben AUVIO kulaklık amfisinin kullanım performansını genel olarak beğendim. Kutusunda yazan şeyi yapıyor. Ucuz kulaklık amfilerinde görülen dar frekans aralığı sıkıntısı veya yüksek seslerde çatlama yapma sorunu bu üründe yok. Frekans menzili 10Hz - 40KHz aralığında. Bu da piyasada bulunabilen kulaklıkların hemen hepsine yetecek bir aralık. Sesi dinlemeyi güçleştirecek kadar yükselttiğim halde çatlama veya bozulma gözlemlemedim. Yalnız bir noktadan sonra kulaklık dayanmıyor ve seste çatlama oluyor, ama zaten o seste birşey dinlemek pek mümkün değil. Ürün ses çıkış gücünü 150mW'a çıkartıyor sonuçta, her kulaklık bu güçte sinyale dayanamaz. Belki daha kaliteli kulaklıklarla bu sorun da aşılır ama dediğim gibi o kadar güçlü ses pek gerekli birşey değil. Ürünün şarj ömrünü yeterli buldum, denemelerim sırasında birkaç gün yetti bana. Tabi kullanım sıklığına ve sesi ne kadar açtığınıza göre değişir bu. Firma 11 saatlik ortalama şarj ömrü olduğunu belirtmiş teknik özellik tablosunda. Ayrıca yolda şarj bitmesi durumunda artık neredeyse herkesin yanında taşıdığı taşınabilir bataryaya bağlayıp kısa sürede şarj etmek de mümkün.

Kutusundan kaynağa bağlamak için kısa bir ara kablo çıkıyor. Cep telefonlarında kullanılan mikrofonlu veya kablodan kumandalı kulaklıkları düşünerek o türde dört kontakt noktalı 3.5mm soketli ara kablo vermişler. Bu da güzel birşey, bu amfiyi kullanırken kulaklıktaki mikrofondan olmak istemez kimse. Ben ürünün kolay toz toplayan mat kaplaması ve kalitesiz görünen tuşları haricinde bir kusurunu görmedim. ABD'de RadioShack mağazalarında 30$'a satılıyor, bu performansa göre fiyat gayet iyi. O taraflara giden birilerini tanıyorsanız veya sizin yolunuz düşecekse ve ara sıra da olsa kulaklık kullanıyorsanız bu ürünü edinmenizi önerebilirim. Beğendim yani, tavsiye ediyorum. Daha detaylı teknik bilgiye ürünün kendi sayfasından ulaşabilirsiniz.

20 Haziran 2014 Cuma

Peugeot 508 makyajlanıyor

Fransız otomobil üreticisi Peugeot nadir güzel modellerinden olan 508'in makyajlı versiyonunu tanıttı. 2010 yılında tanıtılan 508 D segmentinin sevilen modellerinden olsa da beklenen satış başarısını yakalayamamıştı. Peugeot modelde yaptığı bazı değişikliklerle daha fazla müşterinin ilgisini çekmek istiyor. Makyajlanan tüm modellerde olduğu gibi yeni 508'de de farlar, panjur ve tamponlar değişmiş. Kaputa birkaç kıvrım daha eklenmiş. Zaten şık bir arabaydı, ama biraz daha havalı görükmesi sağlanmış. Bence güzel olmuş, bir yandan da yeni 208 ve 308'de kullanılan tasarım anlayışına daha uyumlu hale gelmiş.

Peugeot 508 aslında benim "Çin etkisi" dediğim akımın bir ürünüdür. Kısa sürede hızla büyüyerek dünyanın en büyük pazarlarından biri haline gelen Çin'de insanlar daha iri ve hacimli arabalar tercih ediyorlar, bu yüzden her model bir öncekinden biraz daha iri oluyor. Başka sebepler de var tabi, ama Çin pazarının etkisi de çok büyük. 508 bu akımdan olduğu için havadar ve konforlu iç mekanıyla da öne çıkmaya çalışıyor. Yeni 508'de iç mekandaki malzeme kalitesi arttırılmış, ayrıca daha fazla fonksiyon ortadaki dokunmatik ekrana bağlanmış, böylece orta konsoldaki tuş karmaşası azaltılmış. Makyajlandığında sadece koltuk renkleri değişen arabalar da gördüğümüz için 508'in iç mekanındaki değişiklikleri gayet olumlu karşılıyoruz, yapılması gerekeni yapmışlar.

508'le ilgili bizi en fazla ilgilendiren değişiklikler kaputun altında. 1.6 litrelik turbolu THP motorun gücü 165HP olmuş, eskiden aynı motor 156HP güç verebiliyordu. Tüketim ve emisyon da birazcık düşmüş. Dizel cephesinde ise yenilenmiş 2.0L BlueHDI dizel motor dikkat çekiyor. İki farklı versiyonu satılacak olan bu motorun 150HP güç veren versiyonu sadece manuel şanzımanla alınabilecek. 180HP güç üreten versiyonu ise 6 vitesli otomatik şanzımanla satılacak. Mevcut (makyajsız) modelde aynı hacimdeki dizel motor 163HP güç üretiyordu, yani yeni motor önemli bir artış getiriyor.

Peugeot 508'in bir de yerden yükseltilmiş, çamurluklarına plastik koruyucular eklenmiş RX versiyonu var. Audi'nin Allroad modellerine (veya Skoda'nın Scout modellerine) benzetebileceğimiz 508RX de makyajdan nasibini almış tabi. Bana göre Peugeot 508 RX markanın dört haneli model numarasına sahip diğer crossover araçlarından daha güzel. Lakin ülkemizde böyle arada kalmış modeller pek tutmadığı için olsa gerek, 508 RX ithal edilmiyor. Umarım bu makyajla birlikte bu durum değişir, çünkü RX modeli almayacak olsam da yollarda görmek istediğim bir araç. Yenilenmiş 508 ailesi Moskova ve Chengdu fuarlarında tanıtıldıktan sonra Eylül ayında bayilere gelecek. Tabi bizim bayilere gelişi biraz daha gecikebilir, ama bu yıl içerisinde geleceğine kesin gözüyle bakabiliriz. Fiyatlar ise belli değil, ama büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum.


14 Haziran 2014 Cumartesi

Yeni (2015) Nissan Navara NP300 tanıtıldı

Nissan popüler kamyoneti Navara'nın yeni versiyonunu tanıttı. Ülkemizde de pickup - kamyonet segmentinin en popüler araçlarından olan Nissan Navara Japon üreticinin 80 yıldır ürettiği kamyonet geleneğinin devamı olarak görülüyor. Nissan'ın bazı arazi araçlarında ve kamyonetlerinin genelinde kullandığı köşeli ama modern tasarım yeni Navara'da biraz daha şıklaşmış. Daha fazla krom parça kullanılmış, far tasarımı güzelleşmiş. Ticari araçlarla kişisel kullanıma yönelik olan arazi araçları arasında kalan bu pickup segmentinde Navara zaten kişisel kullanıma yönelik araçlara daha yakın olan modellerdendi. Yeni tasarımla bu özellik daha da vurgulanmış. Güzel olmuş, tasarımı beğendim.

İç kısımda da tasarım değişikliğine gidilmiş. Tıpkı dış tasarımda olduğu gibi içte de öyle tamamen farklı bir tasarım dili yok, mevcut tasarımın üzerinden geliştirilmiş gibi duruyor. Şu an satılmakta olan Navara'yı kullananlar yenisinin içine bindiklerinde fazla şaşırmayacaklar. Binek araçlarda sunulan akıllı (internet bağlantılı) navigasyon gibi özellikler yeni Navara'ya da entegre edilmiş. Karşıdan bakınca arazi aracı gibi gözükse de sonuçta bu bir ticari araç, bu yüzden kullanışlılık ve dayanıklılık tasarımcıların daha fazla öncelik verdiği şeyler. Yeni Navara'nın son birkaç yılda tanıtılan araçlarda gördüğümüz kıvrımlı ve bol "cicili bicili" iç mekana sahip olmamasının sebebi bu. Bence gayet yeterli, sonuçta bu bir pickup, işleri karmaşıklaştırmaya gerek yok.

Yeni Nissan Navara'nın asıl önemli yenilikleri kaputunun altında gizli. 2.5L hacmindeki dört silindirli motor modernize edilmiş. Güç üretimi aynı (190HP - 450Nm) olsa da Nissan yetkilileri tüketimin düştüğünü iddia ediyorlar. Ayrıca, 5 vitesli otomatik şanzımandan 7 vitesli otomatik şanzımana geçiş yapılmış. Bu hem performansı arttıracaktır, hem de yakıt tüketimini düşürecektir. İsteyenler yine 6 vitesli manuel şanzımanı seçebilecekler tabi. Hareket halinde bile 4x4 ile 4x2 arası geçiş yapmaya izin veren yeni dört tekerlekten çekiş sistemi asfalt kullanıcılarını pek ilgilendirmese de kırsal kesimdeki kullanıcıları cezbedebilir. Gövde dayanıklılığı ve arazi performansı da arttırılmış.

Ben yeni Navara'yı genel olarak beğendim. Pickup'larla aram pek iyi olmasa da (biraz da ülkemizde maalesef arazi aracı almak isteyip vergiden kaçmayı seçenlerin tercihi olmalarından dolayı) bu segmentte bir araba almak isteyenlerin tercih listesine girmesi gereken bir model olduğunu düşünüyorum. Tabi her modelde olduğu gibi Navara da öyle gemen gelmeyecek, birkaç ay beklemek gerekecek. 2015 model yılında geleceği için bu yazın sonunda veya sonbahar aylarında yeni Navara'yı bayilerde görebileceğiz. Belki daha erken de gelebilir tabi ama henüz bu konuda bir bilgi yok. Yeni Nissan Navara'yı daha farklı açılardan ve hatta hareket halinde görmek istiyorsanız aşağıdaki iki kısa videoyu izleyebilirsiniz.