20 Haziran 2014 Cuma

Peugeot 508 makyajlanıyor

Fransız otomobil üreticisi Peugeot nadir güzel modellerinden olan 508'in makyajlı versiyonunu tanıttı. 2010 yılında tanıtılan 508 D segmentinin sevilen modellerinden olsa da beklenen satış başarısını yakalayamamıştı. Peugeot modelde yaptığı bazı değişikliklerle daha fazla müşterinin ilgisini çekmek istiyor. Makyajlanan tüm modellerde olduğu gibi yeni 508'de de farlar, panjur ve tamponlar değişmiş. Kaputa birkaç kıvrım daha eklenmiş. Zaten şık bir arabaydı, ama biraz daha havalı görükmesi sağlanmış. Bence güzel olmuş, bir yandan da yeni 208 ve 308'de kullanılan tasarım anlayışına daha uyumlu hale gelmiş.

Peugeot 508 aslında benim "Çin etkisi" dediğim akımın bir ürünüdür. Kısa sürede hızla büyüyerek dünyanın en büyük pazarlarından biri haline gelen Çin'de insanlar daha iri ve hacimli arabalar tercih ediyorlar, bu yüzden her model bir öncekinden biraz daha iri oluyor. Başka sebepler de var tabi, ama Çin pazarının etkisi de çok büyük. 508 bu akımdan olduğu için havadar ve konforlu iç mekanıyla da öne çıkmaya çalışıyor. Yeni 508'de iç mekandaki malzeme kalitesi arttırılmış, ayrıca daha fazla fonksiyon ortadaki dokunmatik ekrana bağlanmış, böylece orta konsoldaki tuş karmaşası azaltılmış. Makyajlandığında sadece koltuk renkleri değişen arabalar da gördüğümüz için 508'in iç mekanındaki değişiklikleri gayet olumlu karşılıyoruz, yapılması gerekeni yapmışlar.

508'le ilgili bizi en fazla ilgilendiren değişiklikler kaputun altında. 1.6 litrelik turbolu THP motorun gücü 165HP olmuş, eskiden aynı motor 156HP güç verebiliyordu. Tüketim ve emisyon da birazcık düşmüş. Dizel cephesinde ise yenilenmiş 2.0L BlueHDI dizel motor dikkat çekiyor. İki farklı versiyonu satılacak olan bu motorun 150HP güç veren versiyonu sadece manuel şanzımanla alınabilecek. 180HP güç üreten versiyonu ise 6 vitesli otomatik şanzımanla satılacak. Mevcut (makyajsız) modelde aynı hacimdeki dizel motor 163HP güç üretiyordu, yani yeni motor önemli bir artış getiriyor.

Peugeot 508'in bir de yerden yükseltilmiş, çamurluklarına plastik koruyucular eklenmiş RX versiyonu var. Audi'nin Allroad modellerine (veya Skoda'nın Scout modellerine) benzetebileceğimiz 508RX de makyajdan nasibini almış tabi. Bana göre Peugeot 508 RX markanın dört haneli model numarasına sahip diğer crossover araçlarından daha güzel. Lakin ülkemizde böyle arada kalmış modeller pek tutmadığı için olsa gerek, 508 RX ithal edilmiyor. Umarım bu makyajla birlikte bu durum değişir, çünkü RX modeli almayacak olsam da yollarda görmek istediğim bir araç. Yenilenmiş 508 ailesi Moskova ve Chengdu fuarlarında tanıtıldıktan sonra Eylül ayında bayilere gelecek. Tabi bizim bayilere gelişi biraz daha gecikebilir, ama bu yıl içerisinde geleceğine kesin gözüyle bakabiliriz. Fiyatlar ise belli değil, ama büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum.


14 Haziran 2014 Cumartesi

Yeni (2015) Nissan Navara NP300 tanıtıldı

Nissan popüler kamyoneti Navara'nın yeni versiyonunu tanıttı. Ülkemizde de pickup - kamyonet segmentinin en popüler araçlarından olan Nissan Navara Japon üreticinin 80 yıldır ürettiği kamyonet geleneğinin devamı olarak görülüyor. Nissan'ın bazı arazi araçlarında ve kamyonetlerinin genelinde kullandığı köşeli ama modern tasarım yeni Navara'da biraz daha şıklaşmış. Daha fazla krom parça kullanılmış, far tasarımı güzelleşmiş. Ticari araçlarla kişisel kullanıma yönelik olan arazi araçları arasında kalan bu pickup segmentinde Navara zaten kişisel kullanıma yönelik araçlara daha yakın olan modellerdendi. Yeni tasarımla bu özellik daha da vurgulanmış. Güzel olmuş, tasarımı beğendim.

İç kısımda da tasarım değişikliğine gidilmiş. Tıpkı dış tasarımda olduğu gibi içte de öyle tamamen farklı bir tasarım dili yok, mevcut tasarımın üzerinden geliştirilmiş gibi duruyor. Şu an satılmakta olan Navara'yı kullananlar yenisinin içine bindiklerinde fazla şaşırmayacaklar. Binek araçlarda sunulan akıllı (internet bağlantılı) navigasyon gibi özellikler yeni Navara'ya da entegre edilmiş. Karşıdan bakınca arazi aracı gibi gözükse de sonuçta bu bir ticari araç, bu yüzden kullanışlılık ve dayanıklılık tasarımcıların daha fazla öncelik verdiği şeyler. Yeni Navara'nın son birkaç yılda tanıtılan araçlarda gördüğümüz kıvrımlı ve bol "cicili bicili" iç mekana sahip olmamasının sebebi bu. Bence gayet yeterli, sonuçta bu bir pickup, işleri karmaşıklaştırmaya gerek yok.

Yeni Nissan Navara'nın asıl önemli yenilikleri kaputunun altında gizli. 2.5L hacmindeki dört silindirli motor modernize edilmiş. Güç üretimi aynı (190HP - 450Nm) olsa da Nissan yetkilileri tüketimin düştüğünü iddia ediyorlar. Ayrıca, 5 vitesli otomatik şanzımandan 7 vitesli otomatik şanzımana geçiş yapılmış. Bu hem performansı arttıracaktır, hem de yakıt tüketimini düşürecektir. İsteyenler yine 6 vitesli manuel şanzımanı seçebilecekler tabi. Hareket halinde bile 4x4 ile 4x2 arası geçiş yapmaya izin veren yeni dört tekerlekten çekiş sistemi asfalt kullanıcılarını pek ilgilendirmese de kırsal kesimdeki kullanıcıları cezbedebilir. Gövde dayanıklılığı ve arazi performansı da arttırılmış.

Ben yeni Navara'yı genel olarak beğendim. Pickup'larla aram pek iyi olmasa da (biraz da ülkemizde maalesef arazi aracı almak isteyip vergiden kaçmayı seçenlerin tercihi olmalarından dolayı) bu segmentte bir araba almak isteyenlerin tercih listesine girmesi gereken bir model olduğunu düşünüyorum. Tabi her modelde olduğu gibi Navara da öyle gemen gelmeyecek, birkaç ay beklemek gerekecek. 2015 model yılında geleceği için bu yazın sonunda veya sonbahar aylarında yeni Navara'yı bayilerde görebileceğiz. Belki daha erken de gelebilir tabi ama henüz bu konuda bir bilgi yok. Yeni Nissan Navara'yı daha farklı açılardan ve hatta hareket halinde görmek istiyorsanız aşağıdaki iki kısa videoyu izleyebilirsiniz.


Windows Phone 8.1 Developer Preview izlenimlerim

Windows Phone 8.1 Developer Preview'a geçtim dün. İzlenimlerimi yazayım, aranızda Windows Phone kullanan varsa işine yarar belki.

Geçiş biraz meşakkatli oldu. Arka arkaya işletim sistemi güncellemesi kurdu birkaç tane (herbirinin kurulumu da zaman alıyor), ondan sonra gerçek 8.1 güncellemesini kurdu, daha sonra ona da bir güncelleme yaptı filan, yani yavaş ve içi biraz dolu olan Lumia 520'nin sadece geçiş süreci birkaç saat sürdü. Bir de ben muhtelif kaynaklarda telefonun sıfırlanıp herşeyin baştan yüklenmesi gerekebileceğini, aksi halde performansın düştüğünü, pilin dayanmadığını filan okudum. Hazır böyle birşey yapmışken sıfırlayalım dedim, herşeyi sıfırlayıp yedekten geri getirdim, tüm uygulamalar baştan kuruldu filan, bir saatten fazla da o sürdü. Yarım gün sürdü yani anlayacağınız. İşin kötüsü, bu süre zarfında telefonu bırakıp gidemiyorsunuz, ara sıra bakıp birşey soruyorsa onaylamak filan gerekiyor. Yani öyle "gece yatarken başlatayım işlemi, sabah tamamlanmış olur" gibi birşey mümkün değil. Telefon da bu esnada çalışmıyor. Sizi arayanlar ulaşamıyor. Sıkıntı yani...

8.1 güncellemesiyle işletim sistemi baya değişiyor, yani aynısının makyajlısı deyip geçmek haksızlık olur. Temel menü yapısı aynı ama çok şey eklenmiş. Üstten kayarak açılan bildirim merkezi var. Bildirimler güzel de, asıl güzel olan bunun üst tarafındaki Android ve iOS'ta da olan kısayol tuşları. Buradan tek tuşla kablosuz bağlantıyı, konum hizmetlerini filan açıp kapatmak mümkün. Önceden menüye girip kapatmak gerekiyordu, bu işlemler çok daha kolaylaşmış. Hemen her noktaya küçük düzeltmeler gelmiş. Mesela kablosuz bağlantıyı kapattığınızda belirli bir süre sonra yeniden açılmasını sağlayan bir seçenek gelmiş. VPN seçeneği var, kullananların işine yarayacaktır. Böyle ufak tefek ama faydalı eklemeler yapılmış.

Ana ekran artık istenirse 3 sütun (küçük ikonlarla 6 sütun) olabiliyor. Önceden bu sadece kocaman ekranlı "phablet" modellerinde vardı, şimdi hepsinde oluyor. Böylece biraz daha küçük ikonlara katlanarak ana ekrana daha fazla uygulama sığdırılıyor, aşağı yukarı kaydırarak uygulama arama azalıyor. İyi olmuş. Lumia 520 gibi nispeten küçük ekranlı modellerde ikonlar biraz fazla küçülüyor, ama alışınca kullanılıyor. 4.51 - 5" ekranlı modellerde ideal olacaktır. Ana ekran artık tek renk arka plan kullanmak zorunda değil, duvar kağıdı koyulabiliyor. Uyumlu (kendine has rengi olmayıp mevcut arka planın rengini alan ikona sahip) uygulamaların ikonları şeffaflaşıyor bu durumda. Lakin arkaya yine insan resmi koymak filan pek iyi olmuyor. Sonra sevdiceğinizin gözünün üstüne Whatsapp logosu çıkıyor filan, hoş şeyler değil bunlar.

Performansta düşüş olmuyor güncelleme sonrasında. Hani iOS ve Android her büyük güncellemede performans artışı vaadeder, ama tam tersine eski cihazlarda performans düşüşü olur ya, bunda öyle değil. Hatta daha bile hızlanmış sistem, gerçekten artış var. Şu anda alınabilecek en fukara işi Windows Phone cihazı olan Lumia 520 bile yavaşlık hissettirmiyor. O konuda bir sıkıntı yok yani. Kaynak kullanımı yüksek değil, verimlilik gayet iyi.

Bu beta versiyonun sıkıntısı sanırım, Vodafone'un hücresel internet ve MMS ayarlarını tanımadı. Daha doğrusu telefonun üzerindeki Vodafone bağlantı noktası etkinleştirilemiyor. Bu da hücresel internetin çalışmaması anlamına geliyor. Yeni bir bağlantı noktası oluşturup ayarları elle girmek gerekiyor. Vodafone'a *3636# ile açılan menüden ayar talebinde bulununca ayarlar geliyormuş (bana gelmedi) ama bunlar da telefonu kapatıp açınca gidiyormuş. Bu Nokia'lara özgü bir sorun, çünkü Nokia Lumia telefonlar hücresel bağlantıların düzenlenmesi için Nokia'nın Erişim Merkezi isimli kendine has bir yazılımını kullanıyorlar. HTC'lerde böyle birşe yok, sorun da yok. Onlar sanırım Microsoft'un kendi daha basit çözümüyle yetiniyorlar. Neyse, neticede böyle bir sıkıntı var, ama yakında düzelir herhalde.

Hücresel bağlantı ayarlarını bölmüşler, bu hoşuma gitmedi. Bir ekranda veri bağlantısını açıp kapatabiliyoruz, ama 2G - 3G geçişini oradan girilen başka bir ekranda yapmamız lazım. Şöyle tek ekrandan "veri kapalı - 2G modu" ile "veri açık - 3G modu" arasında geçiş yapmak imkansız artık. Cep telefonu üreticileri sanki cihazlara kuş kadar pili koyan kendileri değilmiş gibi hala herkesin veri bağlantısını, 3G'yi, GPS'i, Bluetooth'u filan sürekli açık tutmalarını bekliyorlar. Sanırım hafiften dayak istiyorlar.

Internet Explorer 11 gelmiş, daha hızlanmış, güzelleşmiş. Hala bir numarası yok ama eskisine göre daha iyi işte. Çoğu uygulama güncellenmiş, 8.1'e uyumlu olmuş ama hala ufak tefek aksaklıklar (glitch) var. Mesela WhatsApp ara sıra "bu sürüm kullandığınız işletim sistemine uyumlu değildir, bazı özellikler çalışmayabilir" filan diyor. Çalışmayan birşey göremedim ama diyor işte. Eskiden olmayan uygulama güncellemelerini manuel olarak (zorla) kontrol etme olayı gelmiş, çok iyi olmuş. Önceden bunun için ayrı uygulama gerekebiliyordu. Eğer hızlı bir hafıza kartı kullanıyorsanız uygulamaları hafıza kartına kurabiliyorsunuz. Hiçbir hafıza kartı telefonun kendi dahili depolama alanı kadar hızlı olamıyor maalesef. Ayrıca hafıza kartına erişim pilden yiyor. Ancak böyle sürekli kullanılmayan, ayda yılda bir çalıştırdığınız, ama telefonda bulunmasını istediğiniz uygulamaları atın hafıza kartına, yer açılsın, cihaz rahatlasın. Güzel bir özellik, özellikle benim gibi düşük seviye cihaz kullananların işine yarayacaktır.

Ben Windows Phone 8.1'i genel olarak beğendim. Hani "Tam olmuş mu? Süper mi?" derseniz "tam olmamış hala" diyeceğim, ama gelişme büyük. Windows Phone büyük rakipleriyle arasındaki farkı hızla kapatıyor. Ufak tefek eksiklikleri hala var ama bence Windows Phone 8.1 normal kullanıcıların hemen hepsinin isteklerini karşılayacak seviyeye gelmiş. Önümüzdeki aylarda çıkacak birkaç güncellemeyle daha da güzelleşir. Şu ana kadar uygulama güncellemeleri hep 8.1'e uyumluluk için geldi, uygulamalarda bir değişiklik olmadı. Bundan sonra ufak ufak uygulamalar da değişecekler, 8.1 ile gelen yeni olanaklardan faydalanacak şekilde adapte olacaklar. Windows Phone 8.1'in faydasını asıl o zaman göreceğiz.

6 Haziran 2014 Cuma

Agile Powerbank AGL-16PB 5200mAh harici batarya incelemesi

Elime geçenler inceliyorum bu aralar, bu sefer de Agile markasının bir harici bataryası geçti elime. Ürün hem fonksiyon, hem de görünüm açısında olabildiğince "düz" olduğu için anlatılacak çok fazla şeyi zaten yok, bu yüzden incelemeyi de kısa tutacağım. Agile Powerbank USB üzerinden cihazlara bağlanabilen bir harici batarya. Dışarıda, elektrik prizi bulamadığımızda telefonumuzun, tabletimizin veya USB üzerinden şarj olan herhangi bir cihazımızın şarjı bitince bunu kullanıyoruz. Bunları herkes biliyor zaten.

Agile Powerbank 175mm uzunluğunda ve 24mm kalınlığında kenarları bir çubuk şeklinde geliyor. Ürünün malzeme ve işçilik kalitesi yeterli seviyede. Uzun dönem kullanımda ne olur bilmiyorum ama iki hafta çantamda gezdirdim, çizilme filan olmadı. Montaj kalitesinde de sıkıntı yok, ele alındığında sağlamlık hissi veriyor. Ürünün bir ucunda güç çıkışı için USB yuvası, ürünün kendisini şarj etmek için Micro USB girişi ve ürünün o anki şarj durumunu gösteren dört tane yeşil LED var. Diğer ucunda ise ürünün model numarası ve ürünle ilgili birkaç bilginin (giriş ve çıkış voltajları ve geri dönüşüm bilgileri gibi) yanında açma kapama tuşuna benzeyen bir tuş var. Bu tuş herhangi birşeyi açıp kapatmıyor, ürünün diğer ucundaki şarj durum göstergesini devreye sokuyor. Buna basınca diğer uçtaki LED'ler kısa süreliğine yanıyor, biz de ne kadar şarjımız kaldığını görüyoruz.

Çıkış akımı maksimum 1 amper olduğu için tabletleri şarj ederken Agile Powerbank biraz yavaş kalıyor. Telefonlarda ise sorun yok. Şarj cihazı seçen Apple cihazları da bu harici bataryayla sorunsuz şarj oluyorlar. Performans konusunda beni rahatsız eden şey ürünün üzerinde ve ambalajında yazan kapasitenin yanlış olması. Bu ürün 5200mAh kapasiteye sahip değil. 4325mAh kapasiteli bataryaya sahip eski nesil Nexus 7'yi sıfırdan (cihazın kendi kendine kapandığı durumdan yani) aşağı yukarı %90 seviyesine kadar dolduruyor. Tabi bu esnada Nexus 7 açık, ağır bir iş yapılmasa da bildirimleri alıyor filan. Yani ürünün kabaca 4000mAh - 4500mAh civarında bir kapasitesi olduğunu söyleyebiliriz. Zaten ürünün ebatları da ancak buna izin verir. Fena kapasite değil, ama hem kutuda hem de ürünün üzerinde yanlış bilgilendirme var. Agile Powerbank'in kullanılmadığı durumda şarj tutma sıkıntısı pek yok. En azından ben böyle bir sorun yaşamadım.

Ürün şık bir ambalajda geliyor. Kutusundan kısa bir USB - Micro USB kablosu ve Micro USB çıkışını eski nesil Apple mobil cihazlara bağlamaya yarayan küçük bir adaptör çıkıyor. Agile Powerbank'in en ilgi çekici özelliği fiyatı. Ben birkaç hafta önce 40 liraya aldım bu ürünü. 2000mAh civarı (yani bu ürünün ancak yarısı kadar) kapasiteye sahip daha bilinir markaların ürünleri 50-60 lira civarına satılıyordu. Bu kapasitedeki ürünler zaten bunun iki katı fiyatla satılıyor genelde. Belki batarya ömrü kısadır, sonuçta ucuz olunca insan birşeylerin eksik olmasından şüpheleniyor. Yine de böyle bir cihaza fazla ihtiyacınız olmuyorsa, ama seyahatlerde filan kullanmak için "kenarda dursun" diye bir tane almak istiyorsanız bu ürün bütçeyi fazla zorlamadan işinizi görecektir. Kapasite konusunda yalan söylenmesine gıcık olsam da uygun fiyatı ve fiyatına göre iyi olan kalitesi yüzünden bu ürünü tavsiye ediyorum.

25 Mayıs 2014 Pazar

Philips Citiscape Uptown kulaklık incelemesi

Yine -maalesef- biraz uzun süren bir aradan sonra kısa bir incelemeyle blogu hareketlendirmeye geldim. Sizlere bahsedeceğim ürün Philips'in Citiscape serisinden Uptown isimli kulaklığı. Piyasada Philips markalı kulaklıklara karşı bir nefret oluştuğunun farkındayım, çoğu insan markayı görünce "yaramaz o ya" diyor. Haklılar da, Philips son yıllarda ucuz malzemeyle ürettiği kulaklıklar yüzünden kötü bir şöhret kazandı. Yine de her ürününün böyle olması gerekmiyor. Bugün bahsedeceğimiz Uptown modeli Philips'ten nefret edenlerin bile beğenisini kazanan bir model.

Uptown'ın malzeme ve işçilik kalitesi çok iyi. Tabi her ürünü kendi fiyat kategorisine göre karşılaştırmak lazım, ama Philips Uptown malzeme ve işçilik konusunda kendisinin 2-3 katı fiyata satılan ürünlerden bile daha iyi. Fiyatı dört haneli olan uçuk modelleri saymıyorum tabi, onlar tamamen farklı bir kategoride. Neyse, biz ürüne dönelim. Kulaklığın sürücüleri barındıran kulak kısımlarının dışı kaliteli plastikten yapılmış, iç kısmı da suni deriyle kaplanmış. Derinin içinde de hafızalı köpük var. Böylece temas ettiği yüzeyin şeklini alıyor. İki kulak kısmını birbirine bağlayan taç kısmı aluminyumdan üretilmiş, gayet sağlam. Taşıma sırasında kırılması çok zor. Üzerinde suni deriden bir kaplama var. Deri kısımların hem altı, hem de üstü itinayla dikilmiş, çok şık duruyor. Derinin içindeki sünger bu tip kulaklıklarda çok yaşanan uzun süre kullanım sonrası kafanın üst kısmını acıtma meselesinin yaşanmamasını sağlıyor. Saatlerce hiç kafanızdan çıkarmasanız bile rahatsız olmuyorsunuz yani. Bu güzel birşey. Sağ sürücüye giden ince kabloyu bile örgülü malzemeyle kaplamışlar. Detaylara dikkat edilmiş yani.

Tabi herşey böyle süper değil, kusurlar da var. Kulaklığın kendisinde gördüğümüz kaliteyi maalesef kablosunda göremiyoruz. Aslında kabloda öyle büyük bir sıkıntı yok da, daha çok kulak içi tipindeki küçük kulaklıklarda kullanılan yassı kablo (spagetti cable deniyor ecnebicede) tercih edilmiş. Bu tip kablolar kolayca dolaşıp düğüm olmama konusunda başarılı, ama böyle iri bir kulaklıkta daha kalın ve kaliteli bir kablo kullanılması daha yerinde olurdu. Ayrıca, kulaklığın kablosu sökülemiyor. Çoğu zaman kulaklıkların ilk bozulan kısmı kabloları olur, bu yüzden de kaliteli kulaklıklar değiştirilebilir kabloyla gelir. Kabloya birşey olursa yenisi takılır, devam edilir. Bunda öyle bir imkan yok. Kablodaki esas problem ise kulaklığın kontrol ve mikrofon işlevini gören parçasında. Mikrofon iyi, üzerindeki küçük tuş da iyi (hatta Android'le tam uyumlu çalışıyor), ama sesi açıp kısmaya yarayan sürgülü parça çok kötü. Uptown'ın daha sonra piyasaya çıkan siyah renkli versiyonunda bu sürgü iptal edilmiş, ama gri ve kahverengi versiyonlarında var. Kurcalamayınca sorun olmuyor zaten. Kulaklık mikrofonlu tipte olduğu için TRRS tipinde bir 3.5mm jak kullanılmış. Bu TRRS jakların hepsi aynı görünse de hepsi birbiriyle uyumlu değil. Bu yüzden Philips ürünün kutusuna bazı uyumsuz cihazlarda da kullanılmasını sağlayacak küçük bir adaptör kablo ilave etmiş.

Şimdi büyük ihtimalle "kes hikayeyi, sesi nasıl çıkıyor onu söyle" diyorsunuzdur. Sesi güzel çıkıyor. Kulaklığın kutu üzerinde belirtilen teknik özellikleri 12-23,500Hz frekans aralığı, 103dB hassasiyet ve 32Ohm empedans şeklinde sıralanıyor. Kağıt üzerinde herşey güzel görünüyor yani, ama gerçek performans her zaman kağıt üzerindekiyle örtüşmüyor. Ses kalitesi meselesi biraz subjektif olduğundan aynı ürünle ilgili farklı kişilerin yorumları farklı olabilir. Bu yüzden ben kişisel detaylara girmeden, daha "evrensel" standartlarla anlatmaya çalışacağım izlenimlerimi. Bass ve tizlerde patlama, çatlama olmuyor. Yani gümbürtülü sesler çıkarmaya çalışırken arada cızırtılar duymuyorsunuz, sesi olması gerektiği gibi duyuyorsunuz. Kulaklık oldukça "nötr" sese sahip, yani son yılların modasına uyup bass seslere yüklenmemişler. Dinlediğiniz şeyde bass sesler varsa kulaklık bunu eksiksiz veriyor, ama öyle ekstra bir bass güçlendirme yok. Frekans dağılımı çok dengeli, bu yüzden herhangi bir frekans diğerinin üzerine çıkmıyor. Dinlediğiniz içerikteki en kısık sesleri bile duyabiliyorsunuz. Ecnebilerin "soundstage" dediği, ses kaynağının sanki uzakta biryerlerdeymiş gibi değil de, yanıbaşımızdaymış, etrafımızdaymış gibi hissettirmesi olayı bu kulaklıkta çok başarılı. Müzik dinlerken de, oyun oynarken de çok işe yarıyor bu.

Philips bu üründe MusicSeal isimli bir teknoloji kullandığını iddia ediyor. Böyle havalı isimleri olan şeyleri pek sevmem, doğrudan ne yaptığına bakarım. MusicSeal denilen şey kulak kepçelerindeki hafızalı köpüğün marifeti aslında. Kulaklık kulaklara öyle bir oturuyor ki, dışarıdan neredeyse hiç ses almıyor. Aynı şekilde sizin dinlediğinizi de dışarıya vermiyor. Dış dünyayla olan işitsel iletişiminiz neredeyse kopuyor yani. Bu güzel birşey, üst seviye aktif gürültü engelleyiciler kadar başarılı olmasa da gündelik kullanımda iş görüyor. Kulaklığın kablosundaki dahili mikrofon da gayet başarılı. Tabi şarkı söyleyip kaydetmek için yeterli olmayacaktır, ama telefon görüşmesi yaparken sesinizin karşı tarafa "doğal derinliğinde" iletilmesinde sıkıntı yaşatmaz. Skype'ın Echo sistemiyle yaptığım denemelerde memnun kaldım ben.

Kulaklığın ses kısmındaki dezavantajı ise sesin yüksekliğiyle ilgili. Maalesef bağladığınız kaynak yeterince güçlü değilse ses yüksekliği pek tatmin edici olmuyor. Ben telefonla (Nexus 4 ve Lumia 520) yaptığım denemelerde ses yüksekliğinden memnun kaldım, ama kulaklığı bilgisayara bağladığımda ses çok zayıf geldi. Yine de duyuluyor tabi ama bilgisayardan aldığım maksimum ses olması gerekenin orta seviyesine ancak denk geliyor. Biraz daha yüksek ses isteyenler tahammül edemeyeceklerdir. Bu durumda devreye iki çözüm giriyor: Ya çıkışı güçlü bir ses kartı kullanılacak, ya da küçük bir kulaklık amfisi edinilecek. Bende ikisi de olmadığı için masamdaki müzik setini kulaklık amfisi olarak kullanmaya başladım. Şimdilik işimi görüyor, ama sonuçta kusuru örtecek bir çözüm değil bu. Philips Uptown'ın en zayıf yanı ses seviyesinin düşüklüğü, almaya niyetleniyorsanız bağlayacağınız kaynağın gücünü de hesaba katın.

Genel olarak toparlayıp bitirelim, yazı çok uzadı. Philips Citiscape Uptown malzeme ve işçilik kalitesinde sınıfının üzerine çıkan bir ürün. Ses kalitesi konusunda da oldukça başarılı. Ben kulaklık uzmanı değilim, ama muhtelif sitelerde ve forumlarda kulaklık incelemesi yapan daha tecrübeli kişiler Uptown'ın malzeme, işçilik ve ses kalitesinin Beats Studio gibi çok daha pahalı kulaklıklara göre daha iyi olduğunu iddia etmişler. Üstelik benzer şeyler bir kaynakta değil, pekçok site ve videoda vurgulanmış. Bana göre ürünün en büyük sıkıntısı ses seviyesinin düşüklüğü. Bunu bir şekilde (mesela benim yaptığım gibi) aşabileceğinize inanıyorsanız alışveriş listenize Uptown'ı ekleyebilirsiniz. Ürünün en çekici kısmı olan fiyatını en sona sakladım. Philips Uptown artık üretilmeyen bir model, bu yüzden mağazalar stok eritme amacıyla çok uygun fiyata satıyorlar bu ürünleri. Ben bu ürünü 80 liraya aldım, bu yazının 25 Mayıs 2014 tarihinde de fiyatı hala aynıydı. Bu fiyata böyle bir kulaklık bulmak imkansız, diğer markalarda benzer birşey için en az 2-3 katını ödemek gerekiyor. Tabi bir de almak istediğinizde kulaklığı bulmanız gerekiyor. Üretilmeyen bir model olduğu için her mağazada yok, almak istiyorsanız biraz araştırmanız lazım. Basit bir ürün için fazla uzun oldu bu inceleme, o yüzden burada bitiriyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.