psa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Tamamen yenilenmiş, 2014 model Peugeot 308 tanıtıldı

Başlıkta hata yok, arabanın ismi hala 308. Böyle her modelde son hanedeki rakamı arttırma sisteminin bir noktada tıkanacağını farkeden Peugeot yöneticileri yeni modelde de 308 ismini kullanmayı tercih etmişler. Bizim için farketmez, biz arabayla ilgileniyoruz. Yaşlanan ve rakipleriyle mücadele etmekte zorlanan eski 308'in değişim zamanı çoktan gelmişti. Hazır PSA grubu yeni modüler platformunu da geliştirmişken 308 de yenilendi, güzel oldu. Önceki modele pek benzemeyen yeni 308 Fransız üreticinin küçük sınıftaki 208 modelini andırıyor. Özellikle ön ve arka farların şekilleri ve panjurun tasarımı 208'le olan akrabalığı iyice belli ediyor. Standart donanımda bile ön farlar LED destekli, arka farlar ise tamamen LED bu arada, bu da güzel bir detay. Bu çok da kötü birşey değil tabi, bence fena durmamış. Öte yandan, Peugeot arabanın genel gövde tasarımında daha klasik bir tarzı tercih etmiş. Önceki Peugeot modellerinde olduğu gibi görünce şaşırtan bir tasarım yok yani. Klasik, bildiğimiz kompakt hatchback.

Yeni 308'i "yeni" yapan asıl şey altyapısı. PSA grubu kompakt modellerinde inatla 307 modelinin "dede yadigarı" platformunu kullanıyordu. Yeni 308'le birlikte bu durum değişiyor. PSA'nın EMP2 isimli yeni modüler platformu bu modelin en büyük kozu. Yeni platform sayesinde yeni 308 önceki modele göre 140KG hafiflemiş. Bu hafifleme yakıt tüketimi ve emisyon konusunda gözle görülür fark yaratacaktır. Yeni platformun bir diğer avantajı da modüler olması. Bu sayede büyük yatırımlara gerek kalmadan platformun değişmesi gereken kısımları değiştirilebilecek. Bir örnekle anlatırsam daha iyi olacak sanırım: Önceki modelde kullanılan platform modüler olmadığı için sportif modellerde de, ekonomik aile modellerinde de aynı tip süspansiyon kullanılıyordu. Bu da herkesi memnun etmiyordu haliyle. Yeni modüler platform sayesinde RCZ gibi sportif modellerde çok noktadan bağlantılı süspansiyon kullanılırken 308'in küçük motorlu, ekonomi odaklı versiyonlarında burulma çubuklu bir süspansiyon kullanılabilir, bu sayede maliyet düşürülüp bagaj hacmi arttırılabilir. Modüler platform mühendislerin olanaklarını genişletiyor yani, bu güzel birşey. Tabi modüler platformun (özellikle biz tüketiciler için) dezavantajlı bir yanı da var. Konuları karıştırmamak için ayrıca anlatayım:

Modüler platformların "gerektiğinde süspansiyon sistemini değiştirebilme" özelliği tüketicilerin yanılmasına sebep olabiliyor. Üreticiler aynı modelin farklı versiyonlarında farklı tip süspansiyon kullanabiliyorlar. Örneğin; yeni Golf'ün 120HP ve üzerinde güce sahip versiyonları (yani 1.4 TSI ve üzeri) sürüş açısından daha avantajlı olan çok noktadan bağlantılı arka süspansiyonla geliyor. Daha zayıf motorlu (1.2 TSI ve 1.6 TDI) versiyonlar ise eski tip burulma çubuklu süspansiyona sahip. Tanıtımlarda, testlerde filan hep bu güçlü motorlu versiyonlar kullanılıyor, bu da arabanın yol tutuşunun "harika" olduğu izlenimini veriyor. Halbuki, piyasada satılan Golf'lerin çoğu bu güç limitinin altında, yani burulma çubuklu süspansiyona sahip. İnsanlar 1.4 TSI modelini deneyip, onun testlerini okuyup (veya izleyip) arabayı alacakları zaman "bu da aynısının dizel olanı (veya küçük motorlu olanı) işte, sadece motoru farklı" diyerek sürüşü tamamen farklı bir araba alabiliyorlar. Dahası, Golf kataloglarında bu süspansiyon değişiminden de hiç bahsedilmiyor. Tabi "zayıf motorlu araba alan adam zaten virajlara sert girmez, çok noktadan bağlantılı süspansiyona ihtiyacı olmaz" mantığıyla savunulabilir bu durum, ama en azından arabanın tüm sürüş karakterini değiştiren bu uygulamadan kataloglarda ve tanıtımlarda net şekilde bahsedilmeliydi.

Neyse, biz Peugeot 308'e geri dönelim. Yeni 308'in iç mekanı sade ve geometrik bir tasarıma sahip. Yuvarlak hatlardan kaçınılmış, düz çizgiler tercih edilmiş. Genel görünüm oldukça şık. Peugeot bu arabanın içindeki düğme sayısını azaltmak için elinden geleni yapmış. Neredeyse tüm fonksiyonlar 9.7" büyüklüğündeki dokunmatik ekrandan yönetiliyor. Bu güzel birşey, ama belirli bir yaşın üzerindeki kullanıcılar bunu pek sevmeyebilir. Ayrıca, her 308 de dokunmatik ekranla satılmayabilir. Daha ekonomik modellerde tuşlu tasarıma dönebilirler, ama iç mekanın o halinin fotoğrafları mevcut değil maalesef. Direksiyon gayet hoş, alt kısmın düz olması sportif bir görünüm sağlıyor. Bunlar hep güzel detaylar, ama iç mekanın eleştirilecek kısımları da var. İlk olarak; kadranlar bazı arazi araçlarında olduğu gibi konsolun üst tarafından konumlandırılmış. Ancak, yeterince yukarıda olmadıkları için direksiyonun arkasında kalıyorlar. Bu fotoğraf yukarıdan çekildiği için pek belli olmuyor, ama arabaya kısa veya orta boylu birisi oturduğunda kadranları görmekte zorlanacaktır. Normalde kadranlar daha aşağıda olur, direksiyonun boşluğundan rahatça görülür. Fransız üreticilerin bu "diğerlerinden farklı olma" merakı her seferinde iyi sonuçlar doğurmuyor maalesef. Bir diğer gariplik de devir göstergesinin ters olması. Normalde devir arttıkça ibre saat yönünde ilerler, ama yeni 308'in devir göstergesinde ibre ters yönde hareket ediyor. Fonksiyonel olarak problem değil, ama alışma gerektirebilecek bir detay. Motoru çalıştırmak için basılan düğme de (anahtarsız çalıştırma özelliği olan modellerde tabi) sürücülerin bu işlev için her zaman elinin gittiği yer olan direksiyonun sağ tarafı yerine orta konsolun arka kısmına, vites kolunun da arkasına yerleştirilmiş. Bu da fonksiyonel olarak sıkıntı yaratmaz, ama yeni 308'i alanlar ilk günlerinde hep o direksiyonun solundaki kısmı yoklayacaklar, sonra düğmeyi bulamayınca vites kolunun arkasına uzanmak akıllarına gelecek. Bunlar haricinde kokpit gayet hoş olmuş. Umarım malzeme kalitesi de fotoğraftaki şıklığa eşlik edecek kadar iyidir.

Yeni 308'in motor ve şanzıman seçenekleriyle ilgili detaylar henüz açıklanmadı. Peugeot 208'le benzer motor seçeneklerinin sunulması bekleniyor, ama yeni platformla birlikte birkaç yeni motor da gelebilir. Şanzıman konusunda da hiç bilgi sızdırmadı Peugeot, belki sürpriz yapıp çift kavramalı bir şanzıman bile sunabilirler yeni 308'le birlikte. 2014 model Peugeot 308 Eylül ayında Frankfurt'ta düzenlenecek olan otomobil fuarında sergilenecek, tüm detaylar o zaman belli olacak. Fuar sonrasında da piyasaya sürülmesi bekleniyor. Kompakt sınıfta rekabet çok sıkı. VW bu sınıfın en popüler arabası olan Golf ile liderliği elinde bulundurken Ford Focus sportif sürüş meraklılarını, Renault Megane ekonomi isteyenleri, Koreli üreticiler de fiyat / performans oranına önem verenleri cezbediyor. Peugeot son zamanlarda finansal sıkıntılar çekiyor, yeni 308 de umut bağladıkları bir model. Eğer başarılı olamazsa PSA grubunu daha da zor günler bekliyor demektir. Ben asıl aynı platformla gelecek olan Citroen C4 ve DS4'ü merak ediyorum, onlar daha da şık olabilirler belki.


19 Şubat 2013 Salı

Citroen dünyanın en "havalı" melez motor teknolojisini duyurmaya hazırlanıyor

Melez (veya hibrid) otomobiller iki farklı tipte motorun birlikte çalışmasıyla hareket ederler. Günümüzde bir otomobilin arkasında "Hybrid" kelimesini gördüğümüz anda bu aracın aynı zamanda elektrikle de çalıştığını düşünürüz, çünkü neredeyse tüm melez araçlar içten yanmalı motor ile elektrik motorunu birlikte kullanır. Citroen çoğu zaman yaptığı gibi bu sefer de hibrid otomobil teknolojisine biraz daha farklı bir yaklaşım getirmiş. Üstteki resimde ve aşağıdaki videoda gördüğünüz sistem Fransız üreticinin yeni "havalı" hibrid tenolojisi. Hybrid Air ismiyle anılan bu teknolojide normal içten yanmalı motora sıkıştırılmış havayla çalışan bir çekiş sistemi eşlik ediyor. Aracın altında ve arkasında bulunan tüplerde depolanan yüksek basınçlı hava öndeki hidrolik pompasını çalıştırıyor, bu pompa da hidrolik motoru çalıştırarak tekerleklere güç veriyor. Citroen'in bu teknolojisiyle üretilmiş arabalar şehir içinde neredeyse hiç motor çalıştırmadan ilerleyebilecekler, böylece hem hava daha temiz kalacak, hem de yakıt masrafı düşecek.

Günümüzde kullanılan melez motorların en önemli özellikleri frenleme veya yokuş aşağı sürme sırasında bataryaları doldurarak enerji biriktirmeleridir. Citroen'in Hybrid Air sistemi de bunu yapıyor, ama gücü bataryalarda depolamak yerine sıkıştırılmış hava olarak tüplerde depoluyor. Bu sayede otomobillerin en fazla yakıt tükettikleri senaryolar olan yokuş tırmanma ve sık sık frenlenen kalabalık şehir trafiğinde tüketim düşüyor. Tabi sürtünmeden dolayı bir miktar kayıp olacaktır, ama yine de frenleme sırasında kaybedilen güç bir şekilde geri kazanılacaktır. Citroen'in sisteminin elektrikli melez motorlara göre bazı önemli avantajları var. Bu sistemde pil kullanılmadığı için büyük bataryaların yarattığı ağırlık problemi bu araçlarda görülmeyecek. Ayrıca, piller ömürlerini tamamladıktan sonra geri dönüştürülmesi güç atıklara dönüşüyorlar. Citroen'in sisteminde özel kimyasallar kullanılmadığı için sistem doğaya fazladan zarar vermeyecek. Bir de işin maliyet tarafı var tabi. Citroen yetkililerine göre Hybrid Air sistemine sahip bir otomobil benzer özellikteki elektrikli melez otomobillere göre daha ucuz olacak. Pillerin otomobil endüstrisinin tamamen dışında bir teknolojiyle üretildikleri için dışarıdan temin edilmeleri hep bir sıkıntı olarak görülmüştür. Hybrid Air sisteminde kullanılan parçaların neredeyse hepsi mekanik, bu yüzden PSA grubu bu parçaları kendi fabrikalarında üretebilecek, bu da maliyeti düşürecek.

Gelelim herkesin merak ettiği tüketim meselesine... Citroen önümüzdeki günlerde Cenevre'de açılacak olan otomobil fuarında bu teknolojiye sahip C3 VTi 82 prototipini sergileyecek. Fransız üreticiye göre (henüz resmi testler yapılmadı) bu araç 100KM'de sadece 2.9 litre benzin tüketiyor. Citroen yetkilileri 2020 yılına kadar bu rakamı 2 litreye çekmeyi planladıklarını söylüyorlar. Tabi bu rakam B segmentindeki araçlar (C3 ve Peugeot 208) için. C segmentinde tüketim birazcık daha yüksek olacaktır. Eğer gerçek yaşam testlerinde de buna yakın rakamlar elde edilirse bu büyük bir başarı anlamına gelir. Performanstan ödün vermeyen, çok pahalı olmayan, ama aynı zamanda tüketimi de düşük olan bir otomobile kimsenin hayır diyeceğini sanmıyorum. Eğer bir problem çıkmazsa bu teknolojiye sahip otomobilleri 2016 yılında yollarda görebileceğiz. Citroen'in Hybrid Air teknolojisinin tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

25 Ocak 2013 Cuma

General Motors Opel'i öldürdü - Küçük ve kompakt Opel'ler PSA platformu kullanacak

Aslında bu yazının başlığı daha farklı olacaktı, General Motors'un başına "Gerizekalı" sıfatını eklemiştim. Sonradan bu kadar sert bir başlığın iyi olmayacağını düşündüm ve vazgeçtim. Yanlış anlaşılma olmasın, fikrimden vazgeçmiş değilim, hala General Motors yöneticilerinin gerizekalı olduklarını düşünüyorum. Nasıl bu o mevkiye geldiklerini de fena halde merak ediyorum. Neyse, ben önce haberi vereyim, sonra GM yöneticilerine saydırmaya devam ederim. Haber şöyle: General Motors ile PSA grubu arasında yapılan ortak parça ve teknoloji kullanımı anlaşmasının ardından gelen ilk somut açıklamaya göre Opel'in küçük ve kompakt sınıf (B ve C sınıfları) araçlarında PSA grubunun platformları kullanılacak. Aslında kulağa çok masum geliyor değil mi? Ortak platform kullanılacak, böylece maliyetler düşecek, daha kaliteli arabaları daha ucuza alacağız... Öyle değil işte, çünkü bu karar Opel'i öldüren karar.

Opel şu anda General Motors'un en fazla zarar eden markası. Mali tablolarda böyle görünüyor yani. General Motors'un gerizekalı yöneticileri de Opel'i tasarrufa yönlendirip bu zararı azaltmanın yollarını arıyorlar. İşte yukarıda bahsettiğim karar da bu tasarruf kararlarından biri. İşin aslı öyle değil ama, çünkü mali tablolar her zaman gerçeği göstermez. Opel General Motors'un malı olduğu için Opel'in geliştirdiği tüm teknolojiler de General Motors'un oluyor. Masrafı Opel yapıyor, teknolojiyi geliştiriyor, arabaları tasarlıyor, General Motors da bu arabaları farklı markalarla farklı pazarlarda satıp para kazanıyor, sonra da Avrupa dışına çıkmasına izin vermediği Opel'i zarar etmekle suçluyor. General Motors araba yapamıyor. Tek becerebildikleri büyük kamyonetler ve bir de Corvette. Onlar da aşırı verimsiz motorları yüzünden yakıtın ucuz olduğu ülkeler haricinde kullanılamıyorlar. Son birkaç yıldır General Motors'un en fazla satan modelleri olan Chevrolet Cruze, Chevrolet Sonic (yani bizim Aveo), Buick Regal, Buick Verano ve Chevrolet Volt hep Opel tarafından geliştirilen platform ve teknolojiler kullanılarak üretiliyorlar. Örnekler daha fazla aslında, ama hepsini yazarsam sıkıcı olur. Opel tarafından Almanya'da geliştirilen Epsilon II ve Delta II platformlarını incelemenizi öneririm, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Kısacası, General Motors bir yandan Opel'i sömürüyor, diğer yandan Opel'in teknoloji yatırımlarını müsriflik olarak değerlendirip maliyetleri düşürmeye çalışıyor. Bu durum zaten başlı başına General Motors'un yöneticilerinin gerizekalılığı olarak değerlendirilebilir, ama son karar kendilerinin akıl yoksunluğu konusunda rakip tanımadıklarını herkese ispatladı. Fransız PSA grubu (yani Peugeot ve Citroen) platform konusunda pek üretken değil. Geliştirdikleri platformlar kötü değil, ama aynı platformu üç nesil boyunca kullanan başka marka yok. (Pardon, bir de Dacia var!) Peugeot 307'nin platformu bir sonraki nesil kompakt Peugeot modellerinde (ve tabi onlara muadil Citroen modellerinde) kullanılacak mesela. Hani o 2001 yılında tanıtılan 307'nin platformu, 12 yaşında olan yani... 2001'den bu yana otomotiv teknolojisi komple değişti, ama PSA grubu bunu pek umursamıyor. Üstelik, geliştirdikleri platformlar öyle başarı timsali de değil. Sınıf ortalamasını ancak yakalayabilen vasat platformlar bunlar. Hani Ford Focus platformu gibi sınıf standartlarını belirleyen cinsten olsa neyse, ama değil. Tabi bu kendilerini ilgilendirir, ama görünüşe göre artık Opel'i de ilgilendirecek.

Yapılan son açıklamaya göre Opel'in bir sonraki nesil B ve C sınıfı araçları (bunlara standart modeller Corsa ve Astra'nın yanında Meriva ve Zafira gibi MPV türü modeller de dahil) PSA grubunun platformlarını kullanacak. Bu da yeni Corsa'nın aslında Opel logolu bir Peugeot 208 (o da eski 207 platformunu kullanıyor) olması, yeni Astra'nın da Citroen C4'ün Opel logolusu olarak satılması anlamına geliyor. Daha da kötüsü, ileride bu durum tüm ürün gamına yayılacak ve diğer Opel modelleri de PSA platformlarıyla üretilecek. Anlayacağınız, artık Opel sadece kasa ve iç mekan tasarımı yapacak. Tüm altyapı PSA grubundan alınacak. Bu da Opel'i Opel yapan şeylerin gitmesi, Opel'in tüm rekabet gücünü yitirmesi anlamına geliyor.

GM - PSA ortaklığı ilk başta çok mantıklı görünüyordu. Şöyle ki, PSA Amerika'ya araç satmıyor. Böylece General Motors'un Amerika'daki sadık müşterileri gurur duydukları "milli" firmanın (General Motors'un bir kısmı ABD devletine ait) aslında dalga geçtikleri Fransız arabalarıyla ortak parçalar kullandığını farketmeyecek. General Motors bu ortaklığı Avrupa'daki diğer firmalarla yapsa mutlaka kendi pazarında karşı karşıya gelecek, çünkü hemen hepsi Amerika'ya araba satıyor. Bir Renault, bir de PSA grubu kaldı. Renault da Mercedes'le ortaklığa girdiği için tercih edilmedi sanırım, bu yüzden doğrudan zaten maddi zorluklar çeken PSA grubu tercih edildi. Bir de tabi iki firmanın birbirini tamamlaması durumu var. Mesela Opel'de güzel dizel motor yoktu (artık var), ama PSA grubunda vardı. Bu şekilde eksikler tamamlanarak daha iyi araçlar yapılabilirdi. Kısacası, ilk bakışta gayet mantıklı görünen bir plandı bu. Tabi General Motors'un gerizekalı yöneticileri bu güzel planı da çökertti.

Hani PSA grubu böyle harika platformlar yapan, araçları yol tutuş ve dayanıklılık konusunda örnek gösterilen bir firma olsa bu kararı anlarım. Örneğin Volkswagen'le, Ford'la filan anlaşsalar bunu mantıklı bulurum. (Gerçi o zaman da ABD piyasasında birbirleriyle çarpışırlar, ama şimdilik o ihtimali gözardı ediyoruz.) Durum öyle de değil, PSA grubu gayet vasat platformlar geliştiriyor. Hatta bu platformları modifiye etmeyi bile beceremiyor PSA grubu, Citroen DS4'ün spor versiyonlarında bile hala burulma çubuklu arka süspansiyon kullanılıyor. Yapamıyorlar yani, becerileri bu kadar. Tutup da Opel'in platformlarını PSA grubundan almak arabanın iç mekan tasarımını Dacia'ya yaptırmak gibi birşey. Akla, mantığa sığmayan bir karar bu.

Tabi General Motors yöneticilerinin gerizekalılığının sonuçları bu kadarla da kalmıyor, kalmayacak. Opel'i öldürüp hiçbirşey olmamış gibi hayatına devam edemeyecek GM, bunun sonuçarına katlanacak. Şöyle ki; yukarıda da bahsettiğim gibi General Motors'un dünyanın en hareketli iki otomobil piyasası olan ABD ve Çin'de en fazla satan modelleri aslında Opel tarafından geliştiriliyor. Bundan sonra Opel tarafından geliştirilmeyecek, çünkü Opel birşey geliştirmeyecek. Opel PSA grubundan aldığı platformları giydirip kendi modeli gibi satacak, General Motors da Opel'in giydirilmiş Peugeot'larına Buick ve Chevrolet logoları basıp Amerika ve Çin'de satacak. Tabi o arabalar mevcut modeller kadar başarılı olamayacak. Eğer PSA grubunun platformları Amerika'da satılacak gibi olsaydı Peugeot zaten Amerika'da araba satıyor olurdu. Kısacası, GM kendi kendini yaraladı, belki de kendi sonunu hazırlamaya başladı. Kriz döneminde General Motors'u Opel modelleri kurtarmıştı. Eğer bir kriz daha olursa General Motors'u kurtaracak bir Opel olmayacak. O köşeli kamyonetleriyle ayakta kalmaya çalışır artık GM... Biz de oturup buradan dünya devi bir şirketin gerizekalı yöneticileri tarafından yavaş yavaş yerle bir edilmesini izleriz. Hatta izlerken cips bile yeriz, kahve de içeriz. Yazı biraz uzun oldu, ama içimden gelenleri tüm çıplaklığıyla yazmak istedim. Okuduğunuz için teşekkürler.