Aslında bu yazının başlığı daha farklı olacaktı, General Motors'un başına "Gerizekalı" sıfatını eklemiştim. Sonradan bu kadar sert bir başlığın iyi olmayacağını düşündüm ve vazgeçtim. Yanlış anlaşılma olmasın, fikrimden vazgeçmiş değilim, hala General Motors yöneticilerinin gerizekalı olduklarını düşünüyorum. Nasıl bu o mevkiye geldiklerini de fena halde merak ediyorum. Neyse, ben önce haberi vereyim, sonra GM yöneticilerine saydırmaya devam ederim. Haber şöyle: General Motors ile PSA grubu arasında yapılan ortak parça ve teknoloji kullanımı anlaşmasının ardından gelen ilk somut açıklamaya göre Opel'in küçük ve kompakt sınıf (B ve C sınıfları) araçlarında PSA grubunun platformları kullanılacak. Aslında kulağa çok masum geliyor değil mi? Ortak platform kullanılacak, böylece maliyetler düşecek, daha kaliteli arabaları daha ucuza alacağız... Öyle değil işte, çünkü bu karar Opel'i öldüren karar.
Opel şu anda General Motors'un en fazla zarar eden markası. Mali tablolarda böyle görünüyor yani. General Motors'un gerizekalı yöneticileri de Opel'i tasarrufa yönlendirip bu zararı azaltmanın yollarını arıyorlar. İşte yukarıda bahsettiğim karar da bu tasarruf kararlarından biri. İşin aslı öyle değil ama, çünkü mali tablolar her zaman gerçeği göstermez. Opel General Motors'un malı olduğu için Opel'in geliştirdiği tüm teknolojiler de General Motors'un oluyor. Masrafı Opel yapıyor, teknolojiyi geliştiriyor, arabaları tasarlıyor, General Motors da bu arabaları farklı markalarla farklı pazarlarda satıp para kazanıyor, sonra da Avrupa dışına çıkmasına izin vermediği Opel'i zarar etmekle suçluyor. General Motors araba yapamıyor. Tek becerebildikleri büyük kamyonetler ve bir de Corvette. Onlar da aşırı verimsiz motorları yüzünden yakıtın ucuz olduğu ülkeler haricinde kullanılamıyorlar. Son birkaç yıldır General Motors'un en fazla satan modelleri olan Chevrolet Cruze, Chevrolet Sonic (yani bizim Aveo), Buick Regal, Buick Verano ve Chevrolet Volt hep Opel tarafından geliştirilen platform ve teknolojiler kullanılarak üretiliyorlar. Örnekler daha fazla aslında, ama hepsini yazarsam sıkıcı olur. Opel tarafından Almanya'da geliştirilen Epsilon II ve Delta II platformlarını incelemenizi öneririm, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Kısacası, General Motors bir yandan Opel'i sömürüyor, diğer yandan Opel'in teknoloji yatırımlarını müsriflik olarak değerlendirip maliyetleri düşürmeye çalışıyor. Bu durum zaten başlı başına General Motors'un yöneticilerinin gerizekalılığı olarak değerlendirilebilir, ama son karar kendilerinin akıl yoksunluğu konusunda rakip tanımadıklarını herkese ispatladı. Fransız PSA grubu (yani Peugeot ve Citroen) platform konusunda pek üretken değil. Geliştirdikleri platformlar kötü değil, ama aynı platformu üç nesil boyunca kullanan başka marka yok. (Pardon, bir de Dacia var!) Peugeot 307'nin platformu bir sonraki nesil kompakt Peugeot modellerinde (ve tabi onlara muadil Citroen modellerinde) kullanılacak mesela. Hani o 2001 yılında tanıtılan 307'nin platformu, 12 yaşında olan yani... 2001'den bu yana otomotiv teknolojisi komple değişti, ama PSA grubu bunu pek umursamıyor. Üstelik, geliştirdikleri platformlar öyle başarı timsali de değil. Sınıf ortalamasını ancak yakalayabilen vasat platformlar bunlar. Hani Ford Focus platformu gibi sınıf standartlarını belirleyen cinsten olsa neyse, ama değil. Tabi bu kendilerini ilgilendirir, ama görünüşe göre artık Opel'i de ilgilendirecek.
Yapılan son açıklamaya göre Opel'in bir sonraki nesil B ve C sınıfı araçları (bunlara standart modeller Corsa ve Astra'nın yanında Meriva ve Zafira gibi MPV türü modeller de dahil) PSA grubunun platformlarını kullanacak. Bu da yeni Corsa'nın aslında Opel logolu bir Peugeot 208 (o da eski 207 platformunu kullanıyor) olması, yeni Astra'nın da Citroen C4'ün Opel logolusu olarak satılması anlamına geliyor. Daha da kötüsü, ileride bu durum tüm ürün gamına yayılacak ve diğer Opel modelleri de PSA platformlarıyla üretilecek. Anlayacağınız, artık Opel sadece kasa ve iç mekan tasarımı yapacak. Tüm altyapı PSA grubundan alınacak. Bu da Opel'i Opel yapan şeylerin gitmesi, Opel'in tüm rekabet gücünü yitirmesi anlamına geliyor.
GM - PSA ortaklığı ilk başta çok mantıklı görünüyordu. Şöyle ki, PSA Amerika'ya araç satmıyor. Böylece General Motors'un Amerika'daki sadık müşterileri gurur duydukları "milli" firmanın (General Motors'un bir kısmı ABD devletine ait) aslında dalga geçtikleri Fransız arabalarıyla ortak parçalar kullandığını farketmeyecek. General Motors bu ortaklığı Avrupa'daki diğer firmalarla yapsa mutlaka kendi pazarında karşı karşıya gelecek, çünkü hemen hepsi Amerika'ya araba satıyor. Bir Renault, bir de PSA grubu kaldı. Renault da Mercedes'le ortaklığa girdiği için tercih edilmedi sanırım, bu yüzden doğrudan zaten maddi zorluklar çeken PSA grubu tercih edildi. Bir de tabi iki firmanın birbirini tamamlaması durumu var. Mesela Opel'de güzel dizel motor yoktu (artık var), ama PSA grubunda vardı. Bu şekilde eksikler tamamlanarak daha iyi araçlar yapılabilirdi. Kısacası, ilk bakışta gayet mantıklı görünen bir plandı bu. Tabi General Motors'un gerizekalı yöneticileri bu güzel planı da çökertti.
Hani PSA grubu böyle harika platformlar yapan, araçları yol tutuş ve dayanıklılık konusunda örnek gösterilen bir firma olsa bu kararı anlarım. Örneğin Volkswagen'le, Ford'la filan anlaşsalar bunu mantıklı bulurum. (Gerçi o zaman da ABD piyasasında birbirleriyle çarpışırlar, ama şimdilik o ihtimali gözardı ediyoruz.) Durum öyle de değil, PSA grubu gayet vasat platformlar geliştiriyor. Hatta bu platformları modifiye etmeyi bile beceremiyor PSA grubu, Citroen DS4'ün spor versiyonlarında bile hala burulma çubuklu arka süspansiyon kullanılıyor. Yapamıyorlar yani, becerileri bu kadar. Tutup da Opel'in platformlarını PSA grubundan almak arabanın iç mekan tasarımını Dacia'ya yaptırmak gibi birşey. Akla, mantığa sığmayan bir karar bu.
Tabi General Motors yöneticilerinin gerizekalılığının sonuçları bu kadarla da kalmıyor, kalmayacak. Opel'i öldürüp hiçbirşey olmamış gibi hayatına devam edemeyecek GM, bunun sonuçarına katlanacak. Şöyle ki; yukarıda da bahsettiğim gibi General Motors'un dünyanın en hareketli iki otomobil piyasası olan ABD ve Çin'de en fazla satan modelleri aslında Opel tarafından geliştiriliyor. Bundan sonra Opel tarafından geliştirilmeyecek, çünkü Opel birşey geliştirmeyecek. Opel PSA grubundan aldığı platformları giydirip kendi modeli gibi satacak, General Motors da Opel'in giydirilmiş Peugeot'larına Buick ve Chevrolet logoları basıp Amerika ve Çin'de satacak. Tabi o arabalar mevcut modeller kadar başarılı olamayacak. Eğer PSA grubunun platformları Amerika'da satılacak gibi olsaydı Peugeot zaten Amerika'da araba satıyor olurdu. Kısacası, GM kendi kendini yaraladı, belki de kendi sonunu hazırlamaya başladı. Kriz döneminde General Motors'u Opel modelleri kurtarmıştı. Eğer bir kriz daha olursa General Motors'u kurtaracak bir Opel olmayacak. O köşeli kamyonetleriyle ayakta kalmaya çalışır artık GM... Biz de oturup buradan dünya devi bir şirketin gerizekalı yöneticileri tarafından yavaş yavaş yerle bir edilmesini izleriz. Hatta izlerken cips bile yeriz, kahve de içeriz. Yazı biraz uzun oldu, ama içimden gelenleri tüm çıplaklığıyla yazmak istedim. Okuduğunuz için teşekkürler.
yönetici etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yönetici etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Ocak 2013 Cuma
21 Kasım 2012 Çarşamba
Autonomy HP'ye çok pahalıya patladı (daha doğrusu HP'nin içinde patladı)
Bilişim devi Hewlett Packard geçtiğimiz yıl İngiliz yazılım firması Autonomy'yi şaşırtıcı bir hamleyle 11 milyar $ karşılığında satın almıştı. Çoğu kişi bu rakamı biraz yüksek bulmuştu, ama HP için bu satın almanın bilançosu beklendiğinden çok daha kabarık olacak. HP'nin son çeyrek finansal raporlarına göre Autonomy'nin bütçesinde 8.8 milyar $ civarında bir açık var. Yazması kolay gelse de sıfırları yan yana koyarken bile insanı yoran bu rakamlar HP yönetim kurulunu biraz sarstı tabi. Satın alma sürecinde de herkesin onaylamadığı bu hamlenin bu kadar pahalıya patlaması çoğu HP yatırımcısını isyan ettirdi. An itibariyle skandal üç cephe oluşturmuş durumda: şimdiki HP yöneticileri, eski HP yöneticileri ve eski Autonomy yöneticileri. Şöyle ki; HP'nin mevcut yönetimi bu satın almanın zaten yanlış olduğunu ve önceki yönetim kurulu başkanının hatası olduğunu söylüyorlar. Önceki dönem yöneticilerini temsil eden ve satın almayı gerçekleştiren eski yönetim kurulu başkanı Léo Aphoteker (üstteki fotoğrafta görülen şahıs) Autonomy'nin aslında gerçek değerinde alındığını, ama yeni yönetimin firmayı kötü yöneterek değersizleştirdiğini söylüyor. Autonomy'nin kurucusu ve eski sahibi olan Mike Lynch ise HP'nin her satın aldığı şirketi bu şekilde değersizleştirdiğini, aşırı bürokratik yönetim tarzı yüzünden firmaları ileriye taşıyan yaratıcı kişileri kaçırdığını, Autonomy'nin en önemli mühendis ve yöneticilerinin de HP döneminde firmadan ayrıldığını söylüyor. Hepsinin söylediğinde bir miktar doğruluk payı vardır belki, ama bir firmanın sadece bir yılda eriyip bitebileceğine ben pek inanmıyorum. Ne olursa olsun, Hewlett Packard gibi büyük bir şirket bu skandalı bir şekilde atlatacaktır, ama finansal yapısındaki bu yara bir süre daha şirketi etkileyecektir. Yazıcı mürekkepleriyle milleti kazıklayarak kazandıkları paralar bir şekilde çıkıyor tabi, biraz da onlar kazıklansınlar.
16 Kasım 2011 Çarşamba
Apple'ın yeni yönetim kurulu başkanı Art Levinson oldu - Çift başlılık Apple'a ne yapar?
Apple'ın efsanevi kurucusu, CEO'su ve yönetim kurulu başkanı Steve Jobs ölümünden önce şirketin yeni CEO'sunu belirlemişti. Ölümünden kısa süre önce istifa ederek yerini Tim Cook'a bırakmıştı. Tabi Steve Jobs'ın Apple'daki tek görevi bu değildi, o aynı zamanda yönetim kurulu başkanıydı. Ölümünden sonra yönetim kurulunun başına kimin geçeceği ise henüz belli değildi. Apple tarafından dün yapılan açıklamaya göre şirketin yeni yönetim başkanı Art Levinson oldu. Kendisi önceden de yönetim kurulundaymış, ayrıca genetik araştırmalar yapan Genentech firmasının da yöneticilerindenmiş. İyi de, bundan bize ne?
Şöyle açıklayayım: Steve Jobs döneminde Apple tek başlı bir şirketti. Tamam, ortakları ve yönetim kurulu vardı, ama herşey Steve Jobs'ın elindeydi. Herkes ona tam yetki vermişti, o da becerilerini kullanarak Apple'ı zirveye çıkarmıştı. Şimdi o tek başlılık durumu ortadan kalkıyor. Birbirlerini denetleyen farklı insanlar yönetecek Apple'ı. Bu durumda stratejik kararlar daha yavaş alınacak, belki fazla riske girilmeyecek, Steve Jobs dönemindeki gibi devrim yaratacak kararlar daha zor verilecek. Mesela, Steve Jobs zamanında disketi bitirmişti. Bu yıl da dizüstü bilgisayarlardan optik sürücüleri çıkarttı ve bundan sonra Apple'ın optik sürücü kullanmayacağını açıkladı. Bu yeni ekip böyle kararlar veremez. Biri sirke girse diğeri "aman!" der, bu yüzden Apple'ın çağ değiştiren yeniliklerini eskisi kadar sık göremeyeceğiz. Neyse, kendileri bilir, ben karışmayayım. Yeni yönetim kurulu başkanına başarılar dilerim.
Şöyle açıklayayım: Steve Jobs döneminde Apple tek başlı bir şirketti. Tamam, ortakları ve yönetim kurulu vardı, ama herşey Steve Jobs'ın elindeydi. Herkes ona tam yetki vermişti, o da becerilerini kullanarak Apple'ı zirveye çıkarmıştı. Şimdi o tek başlılık durumu ortadan kalkıyor. Birbirlerini denetleyen farklı insanlar yönetecek Apple'ı. Bu durumda stratejik kararlar daha yavaş alınacak, belki fazla riske girilmeyecek, Steve Jobs dönemindeki gibi devrim yaratacak kararlar daha zor verilecek. Mesela, Steve Jobs zamanında disketi bitirmişti. Bu yıl da dizüstü bilgisayarlardan optik sürücüleri çıkarttı ve bundan sonra Apple'ın optik sürücü kullanmayacağını açıkladı. Bu yeni ekip böyle kararlar veremez. Biri sirke girse diğeri "aman!" der, bu yüzden Apple'ın çağ değiştiren yeniliklerini eskisi kadar sık göremeyeceğiz. Neyse, kendileri bilir, ben karışmayayım. Yeni yönetim kurulu başkanına başarılar dilerim.
Etiketler:
apple,
ceo,
müdür,
steve jobs,
yönetici
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)