hafif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hafif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2013 Salı

Turbo destekli küçük ve ekonomik motorlar birer kandırmaca mı?

Yukarıdaki resmin biraz garip kaçtığının farkındayım, ama küçük hacimli turbolu motorlarla ilgili bulabildiğim en eğlenceli resim buydu. Sonuçta Ford CEO'su Alan Mulally'nin sahnede 1.0 litrelik bir EcoBoost motoru öpmesi gerçekten eğlenceli bir olay. Neyse, bizim değineceğimiz konu bu motorların vaatleri ve bunu ne kadar yerine getirebildikleri meselesi. Tamamen bağımsız ve tarafsız olarak kabul edilen Consumer Reports dergisi yaptığı inceleme ve testler sonucunda turboyla gücü arttırılarak daha büyük hacimli motorların yerine kullanılan küçük motorların aslında çok da ekonomik olmadıklarını ortaya çıkartmış.

Testlerde daha çok 2.0L hacimli motorların yerine kullanılan 1.4L ve 1.6L hacimli motorların üzerine gidilmiş, ama aynı şey 1.6 litrelik motorların yerine kullanılan 1.0 litrelik turbolu motorlar (şu yukarıdaki öpüşme sahnesinin kahramanı olan motor mesela) için de geçerli. Ölçümler sonucunda gerçek kullanım testlerinde küçük hacimli turbolu motorların 2.0 litrelik motorlara göre daha fazla yakıt tükettiği saptanmış. Ayrıca, turbolu küçük motorlar kağıt üzerinde daha güçlü gözükseler de genel kullanımda daha kötü performans sunuyorlar. Maksimum gücü aynı (ama turbosuz) motora sahip araçların daha dengeli hızlandığı ve daha fazla sürüş keyfi verdiği test sonuçlarında belirtilmiş. Benzer sonuçlar daha önce 1.0 litrelik EcoBoost motorlu Ford Focus testinde de ortaya çıkmıştı.

Aslında bunu bilmek için çok fazla test yapmaya gerek yok, ama insanları inandırmak için Consumer Reports gibi güvenilir bir kaynağın testlere dayalı raporu gerekli. Şöyle ki, turbolar çalışmak için motordan çıkan yüksek basınçlı egzost gazına ihtiyaç duyarlar. Egzost gazının basıncının yeterince yüksek olması için de motorun yüksek devirde çalışması gerekir. Modern turbolar değişken geometrili yapıları sayesinde düşük devirlerde de devreye giriyorlar, ama motora kattıkları performans yüksek devirlerdeki kadar fazla olmuyor. Bu da bir motorun turbolusuyla turbosuzu arasındaki performans farkının sadece yüksek devirlerde ortaya çıkması anlamına geliyor. Arada bir fark var tabi, ama günlük kullanımda çok fazla hissedilmiyor.

Consumer Reports'a göre araba satın almak isteyenler fabrika verileri ve motorların maksimum güç / hacim oranından önce aracın ağırlığına ve şanzımanına bakmalı. Hafif gövdeli araçlar (günümüzde modern malzemeler ve işçilik teknikleriyle aynı büyüklükteki arabayı çok daha hafif şekilde üretmek mümkün) ve bol vites oranına sahip modern şanzımanlar tüketimi ve performansı motorun maksimum verim oranından daha fazla etkiliyor. Tabi şunu da hesaba katmak lazım: Consumer Reports bir Amerikan dergisi ve oradaki vergi sistemi Türkiye'dekinden çok farklı. Türkiye'de bir aracın motorunun küçülmesi vergisinin düşmesi anlamına geliyor, bu da ikinci el değerine kadar pekçok noktada önem taşıyor. Bu yüzden turbo destekli küçük motorlar Türk tüketiciler için hala daha cazip. Yine de olup bitenin bilincinde olmakta yarar var, bu küçük canavarlar gözüktükleri kadar ekonomik ve güçlü değiller.

14 Ağustos 2012 Salı

Meyve suyu sayesinde daha "masum" çikolata üretilebilir

Çikolatayı seviyoruz, beğenerek yiyoruz. Tadı, ağızda dağılması, kokusu ve bazı hormonları salgılatması hoşumuza gidiyor. Bir yandan da çikolata yedikçe pişmanlık duyuyoruz, çünkü çikolatada hem şeker hem de bolca yağ var. Bu yüzden çikolata en "şişmanlatıcı" yiyeceklerden biri olarak doktorların "önerilmeyenler" listesinde üst sıralarda duruyor. University of Warwick'in gıda mühendisliği bölümündeki araştırmacılar çikolatayı biraz daha masum hale getirebilecek bir yöntem keşfetmişler. Çikolata üretiminde meyve suyu (kızılcık ve portakal suyu aslında) kullanarak çikolatanın yağ oranını düşürmeyi amaçlayan bu yöntemde çikolatanın içindeki yağ arıtılıp onun yerine mikroskobik damlalar halinde meyve suyu enjekte ediliyor. Böylece yağ oranı %50 düşerken çikolatanın kokusu ve verdiği his aynı kalıyor. Tadı biraz değişiyor tabi, hafiften meyve tadı geliyor, ama onun da çaresini bulurlar bir şekilde. Tabi bu yöntem de çikolatayı tamamen masumlaştırmıyor, çikolata hala yağlı ve şekerli, ama yine de daha az yağlı olması biraz daha az şişmanlatacağı anlamına geliyor. Şimdilik sadece akademik bir proje olan meyve sulu "masum" çikolatanın market raflarında yerini alabilmesi için çikolata üreticilerinin bu yöntemi benimsemesi gerekiyor. Bu da biraz zaman alabilir, bu yüzden en azından birkaç yıl içinde bu çikolataları yiyemeyeceğiz. Yine de bu yönde bir gelişme olduğunu bilmek güzel birşey.