Görünüşe göre 2014'ün modası akıllı saatler olacak. Küçük firmaların geliştirdiği örnekler zaten satılıyor, arada Sony ve Motorola'nın geliştirdiği birkaç ürün de gördük, ama yeterince etkili olamadılar. Önümüzdeki yıl ise Apple ve Samsung'un bu sektöre gireceği söyleniyor, bu durumda akıllı saat piyasası kızışacaktır. Tabi o piyasa ne kadar kızışırsa kızışsın, konu saat olduğunda "yelkovanlı - akrepli", yani analog saatlere meraklı kişiler akıllı saatlere hep burun kıvıracaklar. İşte yukarıdaki ve aşağıdaki çizimlerde gördüğünüz garip görünüşlü saat analog saat meraklılarını da akıllı saat cephesine çekebilecek bir ürün.
Hyetis firmasının ürettiği ve şekli yüzünden Crossbow ismini verdiği bu akıllı saat aynı zamanda analog saat olarak da iş görüyor. Üstelik, içinde öyle alelade bir quartz mekanizme kullanılmamış, 25 taşlı İsviçre üretimi bir makine tercih edilmiş. Bu sayede akıllı saatlerin en büyük handikapı olan pil ömrü sorununun (bir bakıma) üstesinden gelinmiş oluyor. Şöyle ki; otomatik makine pille bağlantısız olduğu için saatin pili bitse bile yelkovan ve akrep olması gerektiği gibi çalışmaya devam ediyor, yani saat pili bittiğinde de asıl görevi olan zamanı gösterme işini eksiksiz yapıyor. Pil sadece Crossbow'un "akıllı" özelliklerini çalıştırmaya yarıyor.
Hyetis Crossbow'un akıllı saat kısmının özellikleri diğer akıllı saatlerden çok da farklı değil. Bluetooth ile akıllı telefonlara (iOS, Android veya Windows Phone 8) bağlanabiliyor. Üzerindeki sensörlerden elde ettiği verileri telefona gönderebiliyor, benzer şekilde telefon ekranındaki önemli bildirimleri saat kadranında gösterebiliyor. Diğer akıllı saatlerde bulunmayan özelliği ise kamerası. Optik yakınlaştırmalı ve HD video çekebilen bir kamerayla donatılan Hyetis Crossbow'un çektiği görüntüler cep telefonuna aktarılıp paylaşılabiliyor. Bazı siteler kameranın 41 megapiksel çözünürlüğünde olacağını söylemişler, ama ben bu kısımdan biraz şüpheliyim. Önsipariş verenlere Aralık ayında gönderilecek olan Hyetis Crossbow önümüzdeki yılın başında mağaza vitrinlerinde yerini alacak. Bu kadar özellik birarada olunca fiyatı da biraz yüksek olacak tabi. Önsipariş fiyatı (ABD için) 1,200$, mağazalarda bundan biraz daha pahalıya satılması bekleniyor. Ülkemize gelirse (düşük bir ihtimal de olsa gelebilir) 2,000$ civarına satılır büyük ihtimalle. Şekli garip olsa da ben Crossbow'u beğendim. En azından benim gibi analog ve otomatik saat sevenleri de tatmin edecek bir ürün hazırlamışlar. O kadar para verip bir Crossbow alır mıyım bilmem, ama biryerlerde görürsem kurcalayacağım kesin.
optik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
optik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ağustos 2013 Çarşamba
Analog saatten vazgeçemeyenlerin akıllı saati: Hyetis Crossbow
18 Aralık 2012 Salı
Nikon filmli SLR makineleri dijitale dönüştürecek aparatın patentini aldı
Yandaki resimde gördüğünüz garip çizimler Nikon'un gelecekte piyasaya süreceği bir ürününün patent çizimleri. Japonya patent ofisine yapılan başvuruda kullanılan bu çizimler eski tip filmli SLR makineleri dijitalleştirecek, yani DSLR'a dönüştürecek bir aparatı anlatıyor. Medium format makineler için bu tip aparatlar zaten mevcut, hatta Leica'nın bazı 35mm makineleri için de bu tip "dijitalleştirici" aparatlar satılıyor, ama hem medium format makineler, hem de tüm Leica ürünleri aşırı yüksek fiyatları yüzünden biz fanilerin ilgi alanının birazcık dışında kalıyorlar. Nikon'un bu projesi ise uygun fiyata edinilebilen 35mm Nikon SLR makineleri arka kapağını üzerinde 35mm sensör bulunan bir kapakla değiştirerek güzel bir DSLR'a dönüştürebiliyor. Fikir güzel, hatta buna benzer bir ürünü geçtiğimiz yıl 1 Nisan şakası olarak duyurmuştu şakacı bir takım kişiler, ben de yazmıştım. Tabi Nikon'un çözümü şakada gösterilen aparata göre çok daha komplike olacak ve büyük ihtimalle pek ucuza satılmayacak. Yine de optik kalitesi harika olan 35mm makineleri dijitale dönüştürebilmek güzel olur herhalde. Sonuçta 35mm (full frame) DSLR makineler de pek ucuza satılmıyor, belki bu şekilde daha uygun fiyata full frame makine sahibi olabiliriz. Nikon henüz bu konuda bir açıklama yapmamış, ama bu aparatların piyasaya çıkması için biraz daha geliştirilmeleri gerektiği söyleniyor. En azından birkaç yıl daha beklememiz gerekebilir, bu yüzden hemen filmli makine arayışına girmeyin.
17 Ağustos 2012 Cuma
Creative Sound Blaster Z serisi - Anlamsız derecede havalı
Bir zamanların en prestijli markalarından Creative son yıllarda popülerliğini kaybetti. Eskiden ses kartı konusunda standardı belirleyen firmaydı, tüm oyunlar Sound Blaster desteklerdi ve diğer üreticiler de "Sound Blaster uyumlu" diye satarlardı kartlarını. Sonra anakarta entegre ses kartları gelişti ve yaygınlaştı, Windows ve DirectX sayesinde ses kartı uyumsuzluğu diye birşey de kalmadı. Ses kartına ekstra para ödemek çoğu kişi için gereksiz birşeye dönüştü, haliyle bu da en çok Creative'i etkiledi. Eskiden bilgisayarların önemli bir parçası olan ses kartları artık sadece özel ihtiyaç durumunda alınan şeyler. Neyse, neticede Creative zor durumda ve bu yazıda bahsedeceğim kartlar Creative'in son ses kartı serisi olabilir. Ne yapalım, serbest piyasa ekonomisi bunu gerektiriyor.
Creative Mayıs ayında bol yaygaralı bir pazarlama kampanyası başlatmış ve duyurmak üzere olduğu yeni ve "devrimsel" ürününü merak uyandırıcı bir kampanyayla tanıtmıştı. Ben de burada yazmıştım hatta. O "devrimsel" ürün çıka çıka kablosuz hoparlör çıktı. Ben de kimse ilgilenmeyeceği için konunun üzerine gitmemeyi tercih ettim. Neyse, Creative o gürültülü kampanyaya yakışabilecek olan ürünleri bu sefer sessiz sedasız piyasaya sürdü. Sound Blaster ailesine yeni katılan bu ses kartları Z serisi olarak anılıyor (veya öyle anılmalı) çünkü hepsinin model kodu Z harfiyle başlıyor. Üç modelden oluşan Z serisinin üç üyesi de PCI-Express arabirimiyle bilgisayara bağlanıyor. Kartların üzerindeki yuvarlak delikten görülebilen Core3D isimli işlemci sayesinde Sound Blaster Z serisi kartlar bilgisayara hiç işlem yükü bindirmeden sesle ilgili her tür işlemi kendileri yapabiliyorlar.
Yeri gelmişken kartların tasarımına da değineyim de başlık havada kalmasın. Başlıkta da belirttiğim gibi Sound Blaster Z serisi kartlar anlamsız derecede havalı. Anlamsız derecede olmasının sebebi kartların üzerindeki kapağın aslında hiçbir işe yaramaması. Şöyle ki, bu tip kapaklar genelde ekran kartlarında olur ve soğutucuyu gizler. Creative'in kartlarında ise soğutucu yok, zaten kartın en fazla ısınacak olan yerini açıkta bırakmışlar. Hadi sırf görsellik için yaptılar diyelim, ama o zaman da durum değişmiyor. Bilgisayarın içine takıldığında kartın o şık tasarımlı kısmı aşağı bakacak, bilgisayarın içine bakan kişiler (eğer bilgisayar dolap tepesinde durmuyorsa) sadece kartın çok da havalı olmayan arka yüzünü görecekler. Creative boş yere acaip havalı bir kapak tasarlamış yani. Sound Blaster Z serisinin üç üyesini birbirinden ayıran şey aksesuarları. Serinin en uygun fiyatlı modeli olan Sound Blaster Z aksesuar olarak sadece stereo mikrofonla geliyor ve 100$ fiyata sahip. Onun bir büyüğü olan Zx modeli ses ayarlarını kolayca yapmak için özel bir masaüstü kontrolcüsüyle satılıyor ve fiyatı da 150$. Serinin en güçlü kartı olan Sound Blaster ZxR ise hem o masaüstü kontrolcüsüyle, hem de dijital çıkışları yöneten bir ek kartla geliyor. Fiyatı ise 250$ olarak belirtilmiş. Tabi bu fiyatlar ABD için geçerli, buralarda rakamlar biraz daha yükselecektir. Açıkçası ses kartlarının eskisi kadar önemli olmadığı bir fiyatı çok da uygun olmayan bu kartların piyasada başarılı olacağını sanmıyorum. Creative hala eski günlerdeki havayla fiyat belirliyor ama o günler geçeli çok oldu. Umarım iflas etmezler, efsanevi bir markanın batışını izlemek hiç keyifli değil.
Düzeltme: Najaz isimli (gerçek ismini bilmiyorum, kendisini DHW forumda bu lakapla tanıyorum) dostum beni Creative Sound Blaster Z serisi kartların üzerindeki kapak konusunda uyardı. Söyledikleri bana da gayet mantıklı geldi. Durum şöyle: Bu şık kapak benim yukarıda yazdığım gibi ses kartının üzerine sırf havalı gözüksün diye koyulmuyormuş. EMI (Electro Magnetic Interference) kalkanı olarak anılan bu kapak analog sinyallerin bilgisayar kasası içinde oluşan elektromanyetik dalgalardan etkilenmemesini sağlıyormuş. Malum, dijital sinyaller elektromanyetik kirliliğe karşı dayanıklı olsalar da analog sinyaller kolayca bozulabiliyorlar. Ses kartının işlemcisi filan dijital sinyallerle çalışsa da ses çıkışına bağlı olan kısım analog çalışıyor. Bu kapak da analog çalışan devre elemanlarının üzerini kapatarak o sinyallerin bozulmasını engelliyor. Bu bilgi için Najaz'a teşekkür ederim.
Creative Mayıs ayında bol yaygaralı bir pazarlama kampanyası başlatmış ve duyurmak üzere olduğu yeni ve "devrimsel" ürününü merak uyandırıcı bir kampanyayla tanıtmıştı. Ben de burada yazmıştım hatta. O "devrimsel" ürün çıka çıka kablosuz hoparlör çıktı. Ben de kimse ilgilenmeyeceği için konunun üzerine gitmemeyi tercih ettim. Neyse, Creative o gürültülü kampanyaya yakışabilecek olan ürünleri bu sefer sessiz sedasız piyasaya sürdü. Sound Blaster ailesine yeni katılan bu ses kartları Z serisi olarak anılıyor (veya öyle anılmalı) çünkü hepsinin model kodu Z harfiyle başlıyor. Üç modelden oluşan Z serisinin üç üyesi de PCI-Express arabirimiyle bilgisayara bağlanıyor. Kartların üzerindeki yuvarlak delikten görülebilen Core3D isimli işlemci sayesinde Sound Blaster Z serisi kartlar bilgisayara hiç işlem yükü bindirmeden sesle ilgili her tür işlemi kendileri yapabiliyorlar.
Yeri gelmişken kartların tasarımına da değineyim de başlık havada kalmasın. Başlıkta da belirttiğim gibi Sound Blaster Z serisi kartlar anlamsız derecede havalı. Anlamsız derecede olmasının sebebi kartların üzerindeki kapağın aslında hiçbir işe yaramaması. Şöyle ki, bu tip kapaklar genelde ekran kartlarında olur ve soğutucuyu gizler. Creative'in kartlarında ise soğutucu yok, zaten kartın en fazla ısınacak olan yerini açıkta bırakmışlar. Hadi sırf görsellik için yaptılar diyelim, ama o zaman da durum değişmiyor. Bilgisayarın içine takıldığında kartın o şık tasarımlı kısmı aşağı bakacak, bilgisayarın içine bakan kişiler (eğer bilgisayar dolap tepesinde durmuyorsa) sadece kartın çok da havalı olmayan arka yüzünü görecekler. Creative boş yere acaip havalı bir kapak tasarlamış yani. Sound Blaster Z serisinin üç üyesini birbirinden ayıran şey aksesuarları. Serinin en uygun fiyatlı modeli olan Sound Blaster Z aksesuar olarak sadece stereo mikrofonla geliyor ve 100$ fiyata sahip. Onun bir büyüğü olan Zx modeli ses ayarlarını kolayca yapmak için özel bir masaüstü kontrolcüsüyle satılıyor ve fiyatı da 150$. Serinin en güçlü kartı olan Sound Blaster ZxR ise hem o masaüstü kontrolcüsüyle, hem de dijital çıkışları yöneten bir ek kartla geliyor. Fiyatı ise 250$ olarak belirtilmiş. Tabi bu fiyatlar ABD için geçerli, buralarda rakamlar biraz daha yükselecektir. Açıkçası ses kartlarının eskisi kadar önemli olmadığı bir fiyatı çok da uygun olmayan bu kartların piyasada başarılı olacağını sanmıyorum. Creative hala eski günlerdeki havayla fiyat belirliyor ama o günler geçeli çok oldu. Umarım iflas etmezler, efsanevi bir markanın batışını izlemek hiç keyifli değil.
Düzeltme: Najaz isimli (gerçek ismini bilmiyorum, kendisini DHW forumda bu lakapla tanıyorum) dostum beni Creative Sound Blaster Z serisi kartların üzerindeki kapak konusunda uyardı. Söyledikleri bana da gayet mantıklı geldi. Durum şöyle: Bu şık kapak benim yukarıda yazdığım gibi ses kartının üzerine sırf havalı gözüksün diye koyulmuyormuş. EMI (Electro Magnetic Interference) kalkanı olarak anılan bu kapak analog sinyallerin bilgisayar kasası içinde oluşan elektromanyetik dalgalardan etkilenmemesini sağlıyormuş. Malum, dijital sinyaller elektromanyetik kirliliğe karşı dayanıklı olsalar da analog sinyaller kolayca bozulabiliyorlar. Ses kartının işlemcisi filan dijital sinyallerle çalışsa da ses çıkışına bağlı olan kısım analog çalışıyor. Bu kapak da analog çalışan devre elemanlarının üzerini kapatarak o sinyallerin bozulmasını engelliyor. Bu bilgi için Najaz'a teşekkür ederim.
Etiketler:
bilgisayar,
core3d,
creative,
dijital,
işlemci,
optik,
pc,
pci-express,
ses kartı,
soğutucu,
sound blaster,
teknoloji,
windows
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Bi' kedi gördüm sanki... Evet evet; gördüm!
Meşhur, Satranç Tahtası İlüzyonunu çoğumuz biliyordur. Bilmeyeniniz varsa da kısaca anlatayım: Yukarıdaki görüntü, 1995 yılında Massachusetts Institute of Technology (bildiğiniz MIT işte...) profesörlerinden Edward H. Adelson tarafından oluşturulmuş optik bir yanılsama. Aslında A ve B kareleri (aşağıdaki görüntüde de görüldüğü üzere) aynı gri renge sahipler. Ama silindirin gölgesi ve etraftaki diğer karelerin etkisiyle farklı renklerdeymiş gibi görünüyorlar.
Birileri üşenmemiş; bu ilüzyonu gerçek hayatta tekrar yapmış. Sonuç gerçekten şaşırtıcı: Gri renk, adeta gözünüzün önünde ton değiştiriyor gibi görünüyor. Optik bilimi gerçekten çok eğlenceli. En azından bazen... :)
9 Ağustos 2011 Salı
Çizilmeyen, erimeyen, bozulmayan DVD: M-Disc
Millenniata ve LG tarafından ortaklaşa geliştirilen M-Disc bugüne kadar üretilmiş en dayanıklı optik medya olma özelliğini taşıyor. Taş benzeri özel bir mineralden üretilen bu diskler kaynar su ve sıvı nitrojen gibi tahrip gücü yüksek işkencelere bile dayanabiliyor. Yüzeyi sert olduğu için de kolay kolay çizilmiyor. Standart bir tek katmanlı DVD gibi M-Disc de üzerinde en fazla 4,7 GB veri depolayabiliyor. Özel bir cihazda DVD'lere göre biraz daha düşük hızda yazılabilen bu dayanıklı diskler tüm DVD okuyucularda okunabiliyorlar. Biliyorum, artık DVD üzerinde veri bulundurmanın modası geçti, hatta Apple optik sürücüsüz bilgisayarlar dönemini fiilen başlattı, ama yine de bazı durumlarda DVD'ler üzerine birşeyler yazmak gerekebiliyor. Eğer fiyatı çok yüksek olmazsa film DVD'lerinde bu teknoloji rahatlıkla kullanılabilir, böylece arşivlik filmlerimiz küçük kazalara kurban gitmez, film keyfimiz yarıda kalmaz. Hem belki Blu-ray versiyonunu da yaparlar, o daha da güzel olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






