Uzun ve yorucu bir (hatta iki) yıl geçirdikten sonra kısa da olsa bir tatile çıkma kararı aldım. Beklersem bir arıza çıkar veya ben vazgeçerim, bu yüzden kararı aldığım gibi rezervasyonumu da yaptırdım. Neyse, birazcık apar topar olsa da sevdiğim kişiyle birlikte Bodrum - Gümbet'e yola çıktım. Uçakla gittim ve geldim. O konuya daha sonra değineceğim. Otel gayet güzeldi. Yaş ortalaması birazcık yüksek olsa da hizmet iyiydi. Otel ismi verip reklam yapmayayım. :) Neyse, asıl mesele otelde değil, Gümbet'te. Başlıkta da değindiğim gibi, Gümbet bizden gitmiş. Bizim ya haberimiz yok, ya da hiç umursamıyoruz. Şöyle ki; Gümbet'e çok fazla yabancı turist geliyor. Bu tabii ki iyi birşey. Buyursunlar, gelsinler yani. Bu turistlerin büyük kısmı da İngiliz. Gümbet zaman içinde öyle bir hal almış ki, sanki memleketimizin güzel bir kıyı beldesi değil de, böyle İngiliz sömürgesi bir muz cumhuriyetinin vergi cennetine dönüşmüş sahil kasabası gibi olmuş. Tamam, yabancı turistlerin sıkıntı çekmemesi için menülerde İngilizce açıklamalar, tabelalarda İngilizce terimler bulunması bir yere kadar normal, ama neredeyse herşeyin İngilizce olması, henüz Türkçe konuşamayan, doğudan sezonluk işçi olarak getirilmiş çalışanların her gördüklerine İngilizce laf atmaları (veya öyle yaptıklarını zannetmeleri) gibi şeyler normal değil. Şimdi size şaka gibi gelecek, ama Gümbet'te en "yerli" mekan aslen yabancı kökenli olan Burger King. Sadece bu bile işin ne kadar garip gözüktüğünü anlatmaya yeter sanırım.
Sezonluk elemanlara gelmişken, o konuya da hafiften değinmemek olmaz. Bu arkadaşlar gördükleri her dişiye (bazıları çocuk yaşta olsa bile) saldırıyorlar. Üstelik, dükkana bir müşteri gelsin diye her türlü maymunluğu yapıyorlar. Onları suçlamıyorum, yaptıklarının çoğunu yapmalarını patronları istiyor. Neyse, bu gece mekanları (ve diğer herşey) derme çatma ve aynı zamanda çakma. Derme çatma, çünkü geçici olarak kurulmuş. Dükkandan bozma barlar, kaldırımdan bozma gece kulüpleri filan çok sıradan şeyler Gümbet'te. Birşey tutulunca herkes ona yüklenmiş, aynı bardan 10 tane birden açılmış. Kimse özgün birşey yapma peşinde değil. Herkes birbirinden kopya çekiyor. Çakma konusu da ayrı bir sıkıntı. Gümbet'te neredeyse herşey çakma. Mesela, diyelim ki güneş gözlüğü lazım oldu. (bana lazım oldu da, ondan biliyorum) Şöyle uygun fiyatlı, iddiasız bir markanın güneş gözlüğünü alırım, daha sonra da kullanırım diye düşündüm. Bütün Gümbet'i gezdim, tek bir "gerçek" gözlük bulamadım. Halbuki en az 10 tane gözlük satan dükkan var, ama hepsi Ray-Ban, Oakley gibi markaların çakmalarını satıyorlar. Aynı durum herşeyde geçerli. Kinetix yok, Adidas çakması var. Markasız normal tişört yok, Tommy Hilfiger çakması var. Herşey, ama aklınıza gelebilecek herşey çakma. Açıkçası ben bu kadar çakmadan rahatsız oldum. Gümbet sanki "apaçi" tayfası tarafından turist tavlamak için kurulmuş bir düzenek gibi. Herşey "apaçi" işi. Denizi, güneşi güzel, ama Gümbet'in içinin biraz toparlanması lazım.
Neyse, zaten kısa olan tatilim dün bitti. Yola çıktık, Bodrum havaalanına geldik. Önce gayet güzel bir terminalin önünde durduk. Orada Pegasus Havayolları yolcuları indi. Orası dış hatlar terminaliymiş, ama Pegasus Havayolları da orayı kullanıyormuş. Sonra bizi böyle eski bir depodan bozma gibi duran biryere götürdüler. Orası da iç hatlar terminaliymiş. Küçük, bakımsız, derme çatma, sanki apar topar kurulmuş bir terminal bu. Öyle bir sıkışıklık var ki, neredeyse her uçuş hafiften gecikmeli kalkıyor. Kuyruklar muazzam. Haliyle güvenlik de yeterince iyi sağlanamıyor. Önce dış hatlar terminalini görüp sonra Türk yolculara hitap eden iç hatlar terminalinin işkencesini çekince kendime "Bodrum bizi istemiyor, biz neden gitmekte inat ediyoruz ki?" diye sordum. Cevabını da veremedim açıkçası. Bir dahaki sefere tatile çıktığımda Bodrum'u tercih etmem herhalde, çünkü sadece o havaalanı bile yeterince sıkıntı verdi.
havaalanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
havaalanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ağustos 2011 Pazartesi
8 Mayıs 2011 Pazar
Dünyanın en büyük minyatür havaalanı: Knuffingen
Almanya'nın en popüler görülesi yerlerinden biri olan Miniature Wunderland (bizim Miniatürk gibi, ama Alman malı) artık kendisi gibi minyatür bir havaalanına sahip. Knuffingen ismindeki bu havaalanının yapımı 6 yıl sürmüş. Ayrıca Knuffingen havaalanının yapımında 5.000.000$ harcanmış. Kendisi küçük, ama maliyeti pek küçük değil. Knuffingen'de ölçeğine uygun hazırlanmış pistlerde model uçaklar iniyor ve kalkıyor. Sadece bundan ibaret değil tabi. Uçaklar aprona gidiyor, körükler uçaklara yanaşıyor, tüm havaalanlarında bulunan yer araçları etrafta dolaşıyor, yani gerçek bir havaalanında ne oluyorsa Knuffingen'de de onlar oluyor. Tüm bu olaylar bilgisayar kontrolüyle oluyor, yani herşey otomatik. Uçaklar ve yer araçları gerçeğe uygun şekilde boyanmış. Hava yollarının isimleri gibi detaylara dikkat edilmiş. Hatta, etrafta dolaşan bir Türk Hava Yolları uçağı bile var. Model araçları sevdiğim için ben Knuffingen'i çok beğendim, ama model araç merakı olmayanların da ilgisini çekecektir. Bu "küçük" havaalanının tanıtım videosu aşağıda. Videoyu göremiyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.
3 Ocak 2011 Pazartesi
Uçakla seyahat ucuz mu?
Uçakla seyahat eskiden lükstü, pahalıydı. Ancak mecbur kalındığında kullanılırdı. Hele daha da önceleri (mesela 40 yıl önce), sadece üst seviye sosyetenin kullandığı bir ulaşım şekliydi uçak. Şimdi ise durum değişti. Uçak biletleri herkesin alabileceği kadar ucuzladı. Hatta bazı durumlarda (mesela erken rezervasyon yapıldığında) otobüs biletleri kadar ucuz olabiliyor uçak biletleri. Üstelik, kara yoluyla 1 gün sürebilen uzun bir yolculuk uçakla birkaç saatte tamamlanabiliyor. Konforu da kara yoluna göre biraz daha iyi. Buraya kadar herşey güzel, sorun yok gibi görünüyor. Benim dikkatimi çeken, sizlere de bahsetmek istediğim şey ise uçağın kendisiyle değil de yan hizmetleriyle alakalı. Şöyle ki, hav ayolu firmaları ve hava alanı işletmecileri kendilerini hala 40 sene öncede zannediyorlar. Onlara göre uçak yolcuları hala zengin, kalbur üstü kişiler. Bu yüzden uçakla alakalı herşeyin fiyatı olması gerekenin çok üzerinde. Uçakta birşey yerseniz (veya içerseniz) Nişantaşı'nda lüks bir restoranda ödediğinizden daha fazla para ödemeniz gerekir. Aynı şey hava alanının içindeki büfe ve restoranlar için de geçerli. Sadece yeme-içme konularında değil tabi bu pahalılık. Hava alanlarının otoparkları da aşırı yüksek fiyatları yüzünden tercih edilir olmaktan çok uzak. İnsanlar otoparkları sadece mecbur kaldıkları zaman kullanıyorlar.
Hava alanı ve hava yolu işletmecileri silkelenip ekranın sağ alt köşesinde yazan tarihe dikkatle bakmalı. 70'lerde değiliz artık. Aradan 40 yıl geçti. Artık hava alanında elinde şapka çantasıyla, sırtında kürkle Avrupa seyahatine giden teyzeler yok. Artık daha normal insanlar biniyor uçağa. Her gelir seviyesinden yolcu var hava alanlarında. Bu insanların hepsi bir şişe suya 4 lira vermez, veremez. Zaten bu yüzden çoğu insan hava alanında ve uçakta birşeyler yiyip içmekten çekiniyor. Yolcu karşılamaya gelenler arabayı otoparka park etmiyor, saatlerce bekleyecek olsa bile hava alanı yolunda, otobanda park edip bekliyor. Tüm bunların sebebi Hava alanı ve hava yolu işletmecilerinin yüksek fiyat uygulaması. Fiyatlar biraz daha normalleştirilmeli, herkesin ulaşabileceği seviyelere çekilmeli. Böylece daha fazla insan bu hizmetlerden faydalanır, böylece hem işlevsellik hem de kazanç (çift taraflı olarak) artar.
Hava alanı ve hava yolu işletmecileri silkelenip ekranın sağ alt köşesinde yazan tarihe dikkatle bakmalı. 70'lerde değiliz artık. Aradan 40 yıl geçti. Artık hava alanında elinde şapka çantasıyla, sırtında kürkle Avrupa seyahatine giden teyzeler yok. Artık daha normal insanlar biniyor uçağa. Her gelir seviyesinden yolcu var hava alanlarında. Bu insanların hepsi bir şişe suya 4 lira vermez, veremez. Zaten bu yüzden çoğu insan hava alanında ve uçakta birşeyler yiyip içmekten çekiniyor. Yolcu karşılamaya gelenler arabayı otoparka park etmiyor, saatlerce bekleyecek olsa bile hava alanı yolunda, otobanda park edip bekliyor. Tüm bunların sebebi Hava alanı ve hava yolu işletmecilerinin yüksek fiyat uygulaması. Fiyatlar biraz daha normalleştirilmeli, herkesin ulaşabileceği seviyelere çekilmeli. Böylece daha fazla insan bu hizmetlerden faydalanır, böylece hem işlevsellik hem de kazanç (çift taraflı olarak) artar.
Etiketler:
hava yolları,
havaalanı,
lüks,
uçak,
yemek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



