apaçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
apaçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Gümbet bizden gitmiş, bizim haberimiz yok

Uzun ve yorucu bir (hatta iki) yıl geçirdikten sonra kısa da olsa bir tatile çıkma kararı aldım. Beklersem bir arıza çıkar veya ben vazgeçerim, bu yüzden kararı aldığım gibi rezervasyonumu da yaptırdım. Neyse, birazcık apar topar olsa da sevdiğim kişiyle birlikte Bodrum - Gümbet'e yola çıktım. Uçakla gittim ve geldim. O konuya daha sonra değineceğim. Otel gayet güzeldi. Yaş ortalaması birazcık yüksek olsa da hizmet iyiydi. Otel ismi verip reklam yapmayayım. :) Neyse, asıl mesele otelde değil, Gümbet'te. Başlıkta da değindiğim gibi, Gümbet bizden gitmiş. Bizim ya haberimiz yok, ya da hiç umursamıyoruz. Şöyle ki; Gümbet'e çok fazla yabancı turist geliyor. Bu tabii ki iyi birşey. Buyursunlar, gelsinler yani. Bu turistlerin büyük kısmı da İngiliz. Gümbet zaman içinde öyle bir hal almış ki, sanki memleketimizin güzel bir kıyı beldesi değil de, böyle İngiliz sömürgesi bir muz cumhuriyetinin vergi cennetine dönüşmüş sahil kasabası gibi olmuş. Tamam, yabancı turistlerin sıkıntı çekmemesi için menülerde İngilizce açıklamalar, tabelalarda İngilizce terimler bulunması bir yere kadar normal, ama neredeyse herşeyin İngilizce olması, henüz Türkçe konuşamayan, doğudan sezonluk işçi olarak getirilmiş çalışanların her gördüklerine İngilizce laf atmaları (veya öyle yaptıklarını zannetmeleri) gibi şeyler normal değil. Şimdi size şaka gibi gelecek, ama Gümbet'te en "yerli" mekan aslen yabancı kökenli olan Burger King. Sadece bu bile işin ne kadar garip gözüktüğünü anlatmaya yeter sanırım.

Sezonluk elemanlara gelmişken, o konuya da hafiften değinmemek olmaz. Bu arkadaşlar gördükleri her dişiye (bazıları çocuk yaşta olsa bile) saldırıyorlar. Üstelik, dükkana bir müşteri gelsin diye her türlü maymunluğu yapıyorlar. Onları suçlamıyorum, yaptıklarının çoğunu yapmalarını patronları istiyor. Neyse, bu gece mekanları (ve diğer herşey) derme çatma ve aynı zamanda çakma. Derme çatma, çünkü geçici olarak kurulmuş. Dükkandan bozma barlar, kaldırımdan bozma gece kulüpleri filan çok sıradan şeyler Gümbet'te. Birşey tutulunca herkes ona yüklenmiş, aynı bardan 10 tane birden açılmış. Kimse özgün birşey yapma peşinde değil. Herkes birbirinden kopya çekiyor. Çakma konusu da ayrı bir sıkıntı. Gümbet'te neredeyse herşey çakma. Mesela, diyelim ki güneş gözlüğü lazım oldu. (bana lazım oldu da, ondan biliyorum) Şöyle uygun fiyatlı, iddiasız bir markanın güneş gözlüğünü alırım, daha sonra da kullanırım diye düşündüm. Bütün Gümbet'i gezdim, tek bir "gerçek" gözlük bulamadım. Halbuki en az 10 tane gözlük satan dükkan var, ama hepsi Ray-Ban, Oakley gibi markaların çakmalarını satıyorlar. Aynı durum herşeyde geçerli. Kinetix yok, Adidas çakması var. Markasız normal tişört yok, Tommy Hilfiger çakması var. Herşey, ama aklınıza gelebilecek herşey çakma. Açıkçası ben bu kadar çakmadan rahatsız oldum. Gümbet sanki "apaçi" tayfası tarafından turist tavlamak için kurulmuş bir düzenek gibi. Herşey "apaçi" işi. Denizi, güneşi güzel, ama Gümbet'in içinin biraz toparlanması lazım.

Neyse, zaten kısa olan tatilim dün bitti. Yola çıktık, Bodrum havaalanına geldik. Önce gayet güzel bir terminalin önünde durduk. Orada Pegasus Havayolları yolcuları indi. Orası dış hatlar terminaliymiş, ama Pegasus Havayolları da orayı kullanıyormuş. Sonra bizi böyle eski bir depodan bozma gibi duran biryere götürdüler. Orası da iç hatlar terminaliymiş. Küçük, bakımsız, derme çatma, sanki apar topar kurulmuş bir terminal bu. Öyle bir sıkışıklık var ki, neredeyse her uçuş hafiften gecikmeli kalkıyor. Kuyruklar muazzam. Haliyle güvenlik de yeterince iyi sağlanamıyor. Önce dış hatlar terminalini görüp sonra Türk yolculara hitap eden iç hatlar terminalinin işkencesini çekince kendime "Bodrum bizi istemiyor, biz neden gitmekte inat ediyoruz ki?" diye sordum. Cevabını da veremedim açıkçası. Bir dahaki sefere tatile çıktığımda Bodrum'u tercih etmem herhalde, çünkü sadece o havaalanı bile yeterince sıkıntı verdi.

27 Şubat 2011 Pazar

Kutlama zamanı! Artık bizim de bir uluslararası viral videomuz var

"Viral" kelimesi aslında virüsle bulaşan, virüs yüzünden oluşan anlamına gelir, ama internette bu kelime insanların çok beğendiği, sosyal ağlarda arkadaşlarıyla paylaştığı, bu sayede bir virüs gibi yayıldıkça yayılan içerik için kullanılıyor. Aşağıda izleyeceğiniz video da viral hale gelmiş, veya gelmek üzere. Çoğu popüler paylaşım sitesinde binlerce kez izlenen bu videoda ortayaş bunalımına girdiğini düşündüğüm bir hemşerimiz (ismi Hasan'mış sanırım) evinde apaçi dansı yapıyor. İşinizi gücünüzü bırakın, mutlaka izleyin. Hele terlikleri ayağından fırlatıp coştuktan sonra video iyice ilginçleşiyor. Kaçırmayın derim. Eurovision denemelerinin ve THY reklamlarının başaramadığını bu video başaracak sanırım. Tüm dünya bizim ne kadar modern ve sofistike insanlar olduğumuzu görecek. Lüzumsuz cümlelerle sizi daha fazla sıkmak istemiyorum ve işin gerisini Hasan Baba'ya bırakıyorum. O sizi dansıyla mestedecek. Kendisini aşağıda göremiyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.