15 Nisan 2010 Perşembe

Kendimle çelişiyorum, hem de çok fena...

Daha önce "Teknolojik ürünün lüksü olur mu?" başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıda aşırı yüksek fiyatlı teknolojik ürünlere para dökmenin yanlış olduğunu, günümüzde tüm teknolojik ürünlerin hızla eskidiğini yazmıştım. Aslında hala dediklerimin arkasındayım, ama bazı konulara açıklık getirmek gerekiyor sanırım. Evet, teknolojik ürünün lüksü olmaz, ama lüksün ne olduğunu belirlemek lazım bu sözü söylemeden önce. Lüks demek gereksiz detay demektir. Bir ürün, bu ürün ne olursa olsun, standart fonksiyonlarının haricinde fazladan detaya sahipse, bu yüzden de fiyatı yüksekse o ürün lüks ürün olur. Her pahalı ürün lüks değildir. 5000$ fiyat etiketiyle satılan bir saat, sıradan saatlere göre çok pahalı olabilir, ama bu lüks olduğu anlamına gelmez. Bozulmadan, çizilmeden nesilden nesile geçecek kadar uzun kullanılması onun yüksek fiyatını açıklayabilir. Öte yandan, aynı saatin kadranına eklenecek birkaç küçük pırlanta fiyatı ikiye katlıyorsa, lüksten bahsetmeye başladık demektir.

Peki ben bu yazıyı niçin yazıyorum? Donanım sektörünün devlerinden Asus geçtiğimiz günlerde Ares (Yunan savaş tanrısı olur kendileri) isimli bir ekran kartını duyurdu. Hız rekorlarını üst üste kıran bu kart iki adet ATI HD 5870 ekran kartının birleştirilmesiyle oluşmuş. Yandaki resimde de gördüğünüz üzere, ekran kartından çok 1980'lerin bilimkurgu filmlerinden fırlamış bir uzay gemisine benziyor. Hani neredeyse içinden Darth Vader çıkacak. Ben prenses Leia'nın çıkmasını tercih ederim, o ayrı. Konumuza dönersek, muhteşem performansa sahip bu ekran kartı piyasaya çıktığında 750€ ile 1000€ arası bir fiyata satılacakmış. Bir ekran kartı için çok yüksek bir fiyat demek isterdim, ama bu söz hafif kalır. Onun yerine "ohaaaa" diyorum. Daha kısa ve etkili değil mi? İlk başta böyle diyorum, ama sonra bakıyorum da, o kadar da abartmamak lazım. Lüks tüketim diyoruz ama, kime göre lüks? Benim için lüks, bu kesin; ama herkes için lüks olmayabilir. Mesela, bu kartı alan kişinin dev boyutlarda bir monitörü vardır, o monitörün aşırı yüksek çözünürlüğünü kullanabilmek için de böyle aşırı güçlü bir ekran kartına ihtiyacı vardır. Belki de o kişinin derdi oyun oynamak değildir, ekran kartının üzerindeki grafik işlemcinin gücünden faydalanmak istiyordur... Olamaz mı? Bal gibi de olur.

Firmalar bu tip ürünleri kar etmek amacıyla değil, prestij amacıyla üretiyorlar. Konsept spor otomobillerde ve özel yapım saatlerde olduğu gibi, tüm prestij ürünlerinde amaç "bakın biz öyle süpersonik bir firmayız ki, böyle acaip şeyleri üretebiliyoruz" demektir. Bir nevi hava atma aracı diyebiliriz. Lüksmüdür? Kişisine göre... Her ürün için aynı şeyi söyleyebilirmiyiz? Söyleyemeyiz, çünkü bazı şeyler vardır, herkes için lükstür. Mesela, zaten yeterince pahalı olan bir Leica fotoğraf makinesinin daha da pahalı olan özel Hermes modeli lükstür, çünkü standart modelden tek farkı turuncu olmasıdır. Sırf kasa rengine fazladan birkaç kat fazla para vermek lüks tüketimin daniskasıdır. Ben bu konuyu neden taktım kafaya biliyormusunuz? En sevdiğim sitelerden olan PC Labs az önce bahsettiğim Asus Ares ekran kartıyla ilgili bir haber yayınladı. Bazı arkadaşlar aşırı görüşler belirtmişler yorumlarda. Maalesef ki toplumda bir nevi "erişemediğine saldırma" tutumu oluştu son günlerde. Öyle ya, ben alamıyorsam kimse alamamalı, değil mi? Değil sayın okurlar. Herkes istediğini almalı, gücü yettiği sürece. Kimse kimseye karışmamalı, hakaret etmemeli. Sizin temel ihtiyaçlarınız bazıları için lükstür, bazılarının ihtiyaçları da sizin için lüks olabilir. Ben bunu bilir, bunu söylerim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder