para etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
para etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2013 Pazartesi

Olmaz demeyin, bu da oldu: Bitcoin karşılığında satılan araba

İnternet tabanlı ve açık kaynaklı para birimi olan Bitcoin'i (simgesi de BTC) daha önce duymamış olabilirsiniz, ama gelecekte daha fazla duyacağınız kesin. Şöyle ki; artık "gerçek" ürünler de Bitcoin karşılığında satılabiliyor. Üstteki fotoğrafta görülen 2007 model Porsche Cayman (gayet de güzel ve kıymetli bir arabadır) bunun şu anki en somut örneği. İsmi açıklanmayan bir alıcı bu arabayı Texas'ta yaşayan ve ismi açıklanmayan bir aileden 300 BTC karşılığında satın almış. Bitcoin'in tam kesinleşmiş bir dönüşüm değeri olmadığı için 300 Bitcoin'in ne kadar "gerçek" paraya denk geldiği tam belli değil, ama şu an çoğu değişim noktasında 39,000$ karşılığında bozdurulabileceği söyleniyor. Arabayı alan kişi ise 300 BTC için zamanında 1,200$ civarında ödeme yapmış. Bitcoin gerçekten güzel dalgalanıyormuş yani. Bitcoin uzmanları bu satışın dijital finansta yeni bir çağın başlangıcı olduğunu ve Bitcoin'in bundan böyle gerçek alışverişlerde de kullanılabileceğini söylüyorlar. Tabi böyle birşeyin olması için iki tarafın da bunu kabul etmesi gerekli, ama zamanla o da olur herhalde.

30 Eylül 2012 Pazar

Sony rakibi Olympus'a ortak oldu, teknoloji paylaşımı başlıyor

Fotoğrafçılık dünyasının en köklü firmalarından Olympus bir süredir mali sıkıntılar çekiyordu. Bütçe açığını kendi imkanlarıyla kapatamayacağı anlaşılınca Olympus kendisine destek olacak bir firma aramaya başlamıştı. Sonunda bu destekçiyi buldu ve Olympus'u kurtarma operasyonunun detayları açıklandı. Japon fotoğraf makinesi üreticisini kurtaracak olan firma yine Japonya'nın bağrından kopup gelen elektronik devi Sony. Sony fotoğraf makineleri konusunda rakibi olan Olympus'a 632,000,000$ ödeyerek mali krizi sonlandıracak. Tabi Sony bunu hayrına yapmayacak, karşılığında bazı şeyler de alacak. Bundan sonra Sony Olympus'un ortağı olacak ve Olympus'un yönetim kurulunda bir temsilci bulunduracak. Ayrıca, iki teknoloji devi ortaklaşa bir firma kuracak, tıbbi görüntüleme ürünleri geliştirip üreten (Olympus'un bu konuda hatırı sayılır bir üstünlüğü var) bu firmanın %51 hissesi Sony'ye ait olacak. Bu ortaklığın bize, yani kullanıcılara yansıyacak tarafı ise teknoloji paylaşımıyla ilgili. Olympus Sony'ye lens verecek, Sony de Olympus'a sensör sağlayacak. Olympus'un lensleri gayet başarılı, Sony bu uygun fiyatlı ve kaliteli lenslerden yararlanacaktır. Sony de sensör konusunda çok iyi, hatta belki de dijital fotoğrafçılık sektörünün en iyilerinden biri. Olympus makineler Sony sensörlerle eskisinden daha da iyi olacaklardır. Tabi bir de bu iki firmanın birbirinin önüne fazla çıkmak istemeyeceği konusu var, ama onu bize söylemiyorlar tabi. Sony desteğiyle çalışan Olympus'un neler yapacağını, Olympus teknolojilerinden çalışan Sony'nin rakiplerine nasıl üstünlük kuracağını (veya kuramayacağını) göreceğiz.

9 Şubat 2012 Perşembe

Google "Screenwise" ile kullanıcılardan bilgi satınalıyor

İnternetin (ve teknolojinin) devi Google hep kullanıcıların bilgilerini izinsiz kullanmakla suçlanır, bu konuda (bazıları haklı, bazıları haksız olarak) komplo teorileri üretilir. Şimdi ise durum farklı. Google komplo teorilerine meydan vermeden bilgi toplama işini alenen yapacağını duyurdu. Screenwise isimli yeni uygulamayla Google internette yaptıklarının kayıtlarını satmak isteyen kişilerden bu bilgileri para karşılığı alacak. Bu işlemin iki çeşidi olacak. Yazılım modunda gönüllü katılımcılar tarayıcılarına yükledikleri bir eklentiyle gezdikleri siteleri ve diğer internet gezintisiyle ilgili bilgileri Google'a göndermiş olacaklar. Bunun karşılığında da 5$'lık Amazon kuponu ve üç ayda bir düzenli ödemeler alacaklar. Ödemeler kişinin kullanımına göre değişecek, internette çok gezinen daha fazla para alacak. Daha da fazla kazanmak isteyenler ise üstteki resimde görülen veri toplayıcısını kullanacak. Bu veri toplayıcısını ağına dahil eden kişilerin tüm ağ trafiği kaydedilecek ve Google'a gönderilecek. Bunun sonucunda başlangıç ücreti olarak katılımcıya 100$ verilecek. Daha sonra da her ay 20$'lık ödemeler yapılacak. Fena para değil, ama katılımcıların internet üzerinde özel birşeyi kalmıyor, anında mesajlaşma yazılımları üzerinden yapılan yazışmalar bile Google'a gönderilebiliyor. Buna katlanabilecek olanlar için ek gelir kapısı, ama ben şahsen kullanmamayı tercih ederim.

3 Ocak 2012 Salı

Son yılların en gerizekalı kalpazanı

İşte bu tam filmlik bir olay. Fıkralık da olabilir gerçi, çünkü buna benzer bir fıkra hatırlıyorum. ABD'nin Lexington şehrindeki Walmart mağazasında son yılların en gerizekalı kalpazanı yakalanmış. Michael Anthony Fuller isimli bu şahıs mağazadan 476$ tutarında alışveriş yaparken ödemeyi 1,000,000$ (yazıyla bir milyon dolar) değerinde bir banknotla yapmaya kalkmış. Milyon dolarlık banknot tarihin hiçbir döneminde var olmadığından bu para kasiyerin "birazcık" dikkatini çekmiş. Polis çağırılmış ve haliyle Anthony Fuller tutuklanıp götürülmüş. Hani böyle birşeyin olabileceğini duysam "hangi gerizekalı olmayan bir banknotu basar ki?" derdim, demek ki böyle bir gerizekalı varmış. Fıkradaki kalpazanlar 250 liralık banknot basıyorlardı, sonra da onu bozdurmak istediklerinde parayı bozan saf kişi (tercihen Temel) iki tane 125 liralık banknot veriyordu. Bu olay ondan daha acaipmiş. Gerçek hayat bazen fıkralardan bile komik olabiliyor, tabi sadece bazılarımız için.

10 Ocak 2011 Pazartesi

Uyanıklığın sonu hep aynı mı olur? - Yenzedeler

Bir zamanlar bankerzedeler vardı. Banka faizini beğenmeyip yüksek kazanç için paralarını tanımadıkları bankerlere yatırmışlardı. Sonra o bankerler bir anda ortadan kaybolunca para yatıranlar isyan edip devletten yardım istemişlerdi. Onun üzerinden yıllar geçti, İmar Bankası mağdurları çıktı ortaya. Sürekli sallantıda olan, şube görünümüyle bile güven vermeyen bir bankaya bütün birikimlerini yatırmışlardı, diğer bankaların verdiğinden biraz daha fazla faiz alabilmek için. Onlar da isyan ettiler, devletten yardım istediler. Daha sonra off-shore bankacılık mağdurlarıyla tanıştık. Bu kişiler de vergi ödememek için paralarını yerli bankaların yurtdışı şubelerine yatırmışlardı. Sonra o bankalar mali sıkıntıya düşüp devlete sığındığında herkesin parasına devlet güvencesi geldi, off-shore mağdurlarının paralarına devlet hiçbir güvence vermedi. Çoğu parasını alamadı, olan gelen birikimleri batık bankalarla birlikte gitti. Haliyle isyan ettiler. Vergi vermek istemedikleri devletten yardım istediler. Bu arada her ekonomik kriz olduğunda borsa mağdurları çıktı ortaya. Bunlar da aslında borsadan anlamayan, ama yüksek getirinin cazibesine kapılmış, bu yüzden klasik yatırım araçlarını tercih etmemiş kişilerdi. Doğru tahmin ettiniz, borsa mağdurları da isyan etti, devletin konuya el atmasını istedi.

Şimdi de Yen mağdurlarıyla karşı karşıyayız. Bu vatandaşlar faizi düşük olduğu için Japon Yeni üzerinden kredi almışlar. Japon yeni bir süre artış göstermeden dengeli bir seyir izlemiş. Daha sonra Yen birden pahalanıp kredi alanların borçları beklenmedik şekilde artınca olanlar olmuş. Geçtiğimiz günlerde yürüyüş yapmışlar, hatta türkücü Kahtalı Mıçı da bir "Yenzede" olarak yürüyüşe katılmış. Devletin duruma el koymasını, zararlarını karşılamasını istiyorlarmış. Ben de çok şey istiyorum, ama sadece istemekle olmuyor. Biraz da kafa çalıştırmak lazım, değil mi? Yenzedelerin hikayesi yukarıdaki mağduriyet hikayelerine çok benziyor. Herkes aptal, ama onlar akıllı olduğu için biraz daha az ödemek veya biraz daha fazla kazanmak için bilmedikleri, tanımadıkları işlere bulaşıyor bu mağdurlar. Güzelim Türk Lirası'nın suyu mu çıktı? Japon Yeni üzerinden borçlanacak kadar para birimlerine hakim mi bu insanlar? Mazeretleri de hep aynı. Bankacılar veya başka birileri kandırmış onları, onların hiçbir suçu yokmuş. Bu yüzden de devletin duruma el koyması ve onların zararını karşılaması gerekirmiş.

Mağdur dediğime bakmayın, ben bu kişileri mağdur olarak görmüyorum. Mağdur gerçekten suçsuz yere hakkı yenen, kötü duruma düşen kişiye denir. Bu kişiler uyanıklık yapmaya çalışırken maddi zarara uğruyorlar. Herkes gibi davransalar böyle bir sıkıntı yaşamayacaklar. Pardon, unuttum. Onlar herkes gibi değil. Herkes aptal, onlar akıllı... Neyse, düşüncemi yeterince net şekilde aktardım sanırım. Ben devletin bu kişilere yardım etmesine karşıyım. Herkes yatırım yapıyor, kimisi az, kimisi çok kazanıyor. Az kazananlar veya kaybedenler de sesini çıkarmıyor. Sonuçta yüksek kazanç elde etmek için daha fazla riske girmek gerekir. Eğer her kaybedene devlet yardım etseydi ne olurdu bu memleketin hali? Bu uyanıklar hem yüksek kazanç istiyor, hem de riski devlete yüklüyor. Belki siz okurlarım arasında yukarıda saydığım mağdurlardan olanlar da vardır. Tabii ki kişinin durumuna göre bakış açısı değişir, ama ben olabildiğince objektif yaklaşmaya çalıştım olaya. Sizlerin de konuyla ilgili görüşlerinizi duymak isterim. Bu yazı yeterince uzadı. Okuyan herkese teşekkürler.

12 Ağustos 2010 Perşembe

Sıcak paranın çözemeyeceği sorun yoktur

Hani bir ara MasterCard reklamları vardı. Herşeyin fiyatını söylüyor, sonra da en güzel şeylerin parayla satın alınamayacağını vurguluyordu. Birileri buna daha farklı bir açıdan bakmayı denemiş ve ortaya bu video çıkmış. Reklamı izledikten sonra siz de benimle hemfikir olacaksınız: nakit her sorunu çözer...

15 Haziran 2009 Pazartesi

Yaşlı erkeklerin vesikalı yari


Geçen hafta televizyonda sabah haberlerini izlerken çok korkunç birşey gördüm. Verecek haber bulamayan kanal, süre doldurmak için yollamış muhabirleri Bağdat Caddesi'ne, insanlara (özellikle de genç kızlara) "genç sevgili yaşlı erkeğin ömrünü uzatır mı?" sorusunu yöneltiyorlar. Herkes dolambaçlı cevaplar veriyor. Aralarında bir tek kız doğrudan cevap verdi: yaşlı erkekle birlikte olurum ama maddi durumunun iyi olması gerekir. Yani bu kızcağız diyor ki bende her tür hizmet mevcut, yeter ki ücretini ödeyin. Eğer "ben yaşlı erkekle birlikte olmam, bana uymaz" deseydi gözümde yücelecekti. Şimdi tam tersine ben ona fahişe gözüyle bakıyorum. Bir insan hiç istemediği birşeyi para karşılığı yapar mı? Hele bu istemediği şey cinsellik ve beraberlikle ilgiliyse? Bunu yapana ne denir? Demek ki bu kızın hiç bir değeri veya tercihi yok, uygun bir ücret karşılığında herkes için herşeyi yapar. Arada aşk, sevgi, tutku filan olmasına gerek yok. Banknotlar bizi birbirimize bağlar diyor kendisi. Zaten anladığım kadarıyla başvurusunu yapmış, vesikasını bugün - yarın alacakmış. Hayırlı olsun.
Beni korkuya düşüren bu kızcağız değil tabii ki. Ben onun gibilerin çoğalmakta olmasından korkuyorum. İnsanlar artık öyle maddiyatçı oldular ki işin içinde para olduktan sonra ne değerleri kalıyor ne prensipleri. Tüm tercihlerinden vazgeçip paranın esiri oluyorlar. Sevdiğim arkadaşım Hüseyin Kotaman'ın da dediği gibi, para eğer mutluluk getirseydi ABD kanalizasyonlarında yaşayan kurbağaların vücutlarında prozac bulunmazdı. Paranın yokluğu sıkıntı getirir ama varlığı da mutluluk getirmez. Siz siz olun prensiplerinizden asla vazgeçmeyin.